Geçen hafta Furkan suresinin ilk üç sayfasını, yani 1-20. ayetleri okuduk. Bu hafta surenin 4. ve 5. sayfalarını açıyor ve 21. ayetle başlayan 19. cüze adım atıyoruz. 21-43. ayetleri önce bir hafızdan dinleyeceğiz. Ardından vasl hemzesinin okunuşa etkisine, nun-u kutniye, düşen medlere, medd-i sılaya ve tenvin ile sakin nun hükümlerine dikkat ederek okuyacağız. Bu ayetler kıyamet gününün sahnelerini, yanlış dost seçiminin acı sonucunu ve Peygamberimizin (sav) 'Kavmim bu Kur'an'ı terk etti' şikâyetini anlatır. Geçmiş kavimlerin ibret dolu sonu da bu ayetlerde yer alır.
1. Furkan Suresinin 4-5. Sayfaları ve 19. Cüzün Başlangıcı
Furkan suresinin ilk üç sayfasında Kur'an'ın hak ile batılı ayıran bir kitap, peygamberin de bir insan olduğunu öğrenmiştik. Bu hafta okuyacağımız 4. sayfa 21-32. ayetleri, 5. sayfa ise 33-43. ayetleri kapsar. 21. ayet وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا ('Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki...') ifadesiyle başlar ve mushafta 19. cüzün ilk ayetidir. Böylece bu hafta hem yeni bir sayfaya hem de yeni bir cüze geçmiş oluyoruz. Hafızlar cüz başlarını iyi bilir; bu bilgi ezberi takip etmeyi ve hatim okurken yer bulmayı kolaylaştırır.
Bu iki sayfa üç ana tema etrafında toplanır. 21-29. ayetlerde inkârcıların 'Bize melekler indirilseydi ya!' isteği yer alır. Ardından kıyamet gününde meleklerin görüleceği an, göğün bulutlarla yarılması ve yanlış dost edinen zalimin ellerini ısırarak pişman olması anlatılır. 30-34. ayetlerde Peygamberimizin (sav) 'Kavmim bu Kur'an'ı terk etti' şikâyeti ve Kur'an'ın neden parça parça indirildiği açıklanır. 35-43. ayetlerde Hz. Musa ve Hz. Harun ile Nuh, Ad, Semud ve Ress halkı gibi geçmiş kavimlerin haberleri hatırlatılır. Sayfa, kendi arzusunu ilah edinen kişiyi anlatan 43. ayetle sona erer.
Furkan suresinin dikkat çekici bir özelliği, ayet sonlarının çoğunun üstün tenvinli kelimelerle bitmesidir: kebîrâ, mahcûrâ, menşûrâ, sebîlâ, halîlâ, tertîlâ, tefsîrâ, vezîrâ... Bu kelimelerde durulurken tenvin elife döner ve medd-i ivaz oluşur. Ayet sonlarındaki bu ahenk, sureye dinlerken akılda kalan bir ritim kazandırır. Okumaya başlamadan önce sayfanın tamamını bir hafızın sesinden dinleyelim, sonra ayetleri ikişer üçer gruplar hâlinde sesli tekrar edelim. Mushaf üzerinde parmağımızla takip edersek hangi harfin uzatıldığını ve nerede gunne yapıldığını görerek öğreniriz.
| Sayfa | Ayetler | Ana Konu | Öne Çıkan Okunuş |
|---|---|---|---|
| 4. sayfa | 21-26 | İnkârcıların istekleri, kıyamet sahnesi, cennet ehlinin durumu | yevmeizinil-hakku, hebâen menşûrâ |
| 4. sayfa | 27-32 | Zalimin pişmanlığı, Kur'an'ın terki, parça parça iniş | leytenittehaztü, bihî fuâdeke |
| 5. sayfa | 33-39 | Hz. Musa ve Harun, Nuh kavmi, Ad, Semud, Ress halkı | meahû ehâhü, kurûnen beyne |
| 5. sayfa | 40-43 | Alaycı inkârcılar ve hevasını ilah edinen kişi | beasallâhu, menittehaze |
2. Okunuşa Dikkat: Vasl Hemzesiyle Gelen Üç Değişiklik
Vasl hemzesi, kelimenin başında bulunan bir hemzedir. Okumaya o kelimeyle başlandığında okunur, önceki kelimeye bağlanarak okunduğunda ise okunmaz. Lam-ı tarifli (الْ) kelimelerin başındaki elif vasl hemzesidir. اتَّخَذَ (ittehaze), اسْتَكْبَرُوا (istekberû) ve اذْهَبَا (izhebâ) gibi fiillerin başındaki elif de vasl hemzesidir. Vasl hemzesi okunmayınca önceki kelimenin son sesi, vasl hemzesinden sonraki sakin harfle buluşur. Arapçada iki sakin harf yan yana okunamadığı için bu buluşma üç farklı şekilde çözülür. Bu hafta okuduğumuz sayfalarda üç çözümün de güzel örnekleri vardır.
Birinci durum: Önceki kelime tenvinle bitiyorsa araya esreli küçük bir nun girer. Buna nun-u kutni denir. 26. ayetteki يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ ifadesi 'yevmeizinil-hakku' diye okunur. İkinci durum: Önceki kelime medd harfiyle bitiyorsa medd harfi okunuştan düşer. Buna göre يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ 'yâ leytenittehaztü' (27), قَوْمِي اتَّخَذُوا 'kavmittehazû' (30), مُوسَى الْكِتَابَ 'mûsel-kitâbe' (35) ve فَقُلْنَا اذْهَبَا 'fe kulnezhebâ' (36) diye okunur. Üçüncü durum: Önceki kelime sakin harfle bitiyorsa o harf çoğunlukla esre alır. Buna göre لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا 'lekadistekberû' (21), عَنِ الذِّكْرِ 'aniz-zikri' (29) ve مَنِ اتَّخَذَ 'menittehaze' (43) diye okunur. Bu esre mushafta da yazılıdır.
Üçüncü durumda ince bir nokta vardır. 'Lekad' kelimesindeki dal harfi bir kalkale harfidir. 29. ayetteki لَقَدْ أَضَلَّنِي (lekad edallenî) ifadesinde dal sakin kaldığı için sekerek okunur. Oysa 21. ayetteki 'lekadistekberû' ifadesinde dal, vasl hemzesi yüzünden esre alır; artık sakin olmadığı için kalkale yapılmaz. Aynı şekilde 'aniz-zikri' ve 'menittehaze' ifadelerinde nun harekelendiği için ihfa veya izhar gibi sakin nun hükümleri uygulanmaz. Kısacası bir harfin hükmünü belirlemeden önce onun gerçekten sakin okunup okunmadığına bakmalıyız.
| Önceki Kelimenin Sonu | Ne Olur? | Örnek (Ayet) | Okunuş |
|---|---|---|---|
| Tenvin | Araya esreli küçük nun girer (nun-u kutni). | يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ (26) | yevmeizinil-hakku |
| Medd harfi (ye) | Medd harfi okunmaz. | يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ (27) | yâ leytenittehaztü |
| Medd harfi (ye) | Medd harfi okunmaz. | قَوْمِي اتَّخَذُوا (30) | kavmittehazû |
| Medd harfi (elif) | Medd harfi okunmaz. | فَقُلْنَا اذْهَبَا (36) | fe kulnezhebâ |
| Elif-i maksure | Okunmaz; üstün kısa okunur. | مُوسَى الْكِتَابَ (35) | mûsel-kitâbe |
| Sakin dal | Dal esre alır; kalkale yapılmaz. | لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا (21) | lekadistekberû |
| Sakin nun | Nun esre alır. | مَنِ اتَّخَذَ (43) | menittehaze |
| Sakin nun | Nun esre alır. | عَنِ الذِّكْرِ (29) | aniz-zikri |
3. Furkan 21-32. Ayetler (4. Sayfa): Okunuş ve Tecvit Uygulaması
Sayfa وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا لَوْلَا أُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلَائِكَةُ ayetiyle açılır. Okunuşu 've kâlellezîne lâ yercûne likâenâ levlâ ünzile aleynel-melâiketü' şeklindedir. 'Likâenâ' ve 'el-melâike' kelimelerinde medd harfi ile hemze aynı kelimede olduğu için medd-i muttasıl vardır. 'Levlâ ünzile' ifadesinde ise medd-i munfasıl vardır. 'Ünzile' kelimesinde sakin nundan sonra ze geldiği için ihfa yapılır. Ayetin devamındaki 'fî enfüsihim' ifadesi hem munfasıl hem ihfa örneğidir; 'utuvven kebîrâ' ifadesinde ise tenvinden sonra kef geldiği için ihfa uygulanır. 22. ayetteki يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِمِينَ ifadesinde tenvinden sonra lam geldiği için idğam-ı bilâ gunne yapılır ve 'yevmeizil-lil-mücrimîn' gibi okunur. Ayet sonundaki حِجْرًا مَحْجُورًا (hicran mahcûrâ) ifadesinde sakin cimde kalkale, tenvinden sonra mim geldiği için de idğam-ı maal gunne vardır. 23. ayetteki 'min amelin' ifadesinde sakin nundan sonra boğaz harfi ayn geldiği için izhar-ı halkî yapılır. هَبَاءً مَنْثُورًا (hebâen menşûrâ) ifadesinde ise muttasıl, maal gunne ve kelime içindeki ihfa bir arada bulunur.
24. ayet أَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَرًّا وَأَحْسَنُ مَقِيلًا şeklindedir. 'El-cenneti' kelimesindeki şeddeli nun iki elif miktarı gunne ile okunur. 'Yevmeizin hayrun' ifadesinde tenvinden sonra hı geldiği için izhar-ı halkî yapılır. 'Hayrun müstekarran ve' ifadesinde ise art arda iki idğam-ı maal gunne bulunur. 25. ayette 'es-semâü' kelimesinde şemsi lam ve muttasıl med, 'bil-ğamâmi' kelimesinde kameri lam, 'tenzîlâ' kelimesinde ise ihfa vardır. 26. ayet, haftanın nun-u kutni örneğini içerir: الْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ لِلرَّحْمَٰنِ 'el-mülkü yevmeizinil-hakku lir-rahmân'. Aynı ayetteki 'yevmen alel-kâfirîne' ifadesinde tenvinden sonra ayn geldiği için izhar-ı halkî yapılır. 27. ayetteki يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلًا ifadesi 'yâ leytenittehaztü mear-rasûli sebîlâ' diye okunur. 'Leytenî' kelimesinin sonundaki ye, vasl hemzesinden önce düştüğü için uzatılmaz.
28. ayette 'lem ettehız' ifadesinde sakin mimden sonra hemze geldiği için izhar-ı şefevî vardır. فُلَانًا خَلِيلًا (fülânen halîlâ) ifadesinde ise tenvinden sonra hı geldiği için izhar-ı halkî vardır. 29. ayetteki 'lekad edallenî' ifadesinde sakin dal kalkale ile okunur. Aynı ayette 'câenî' muttasıl örneğidir, 'eş-şeytân' kelimesindeki lam şemsi, 'lil-insân' kelimesindeki lam ise kameridir; 'insân' kelimesinde ihfa yapılır. 30. ayette 'inne' kelimesindeki şeddeli nunda gunne, 'kavmittehazû' ifadesinde düşen med bulunur. 'El-kur'âne' kelimesinde ise hemzeden sonra medd harfi geldiği için medd-i bedel vardır. 31. ayette 'nebiyyin adüvven' izhar-ı halkî, 'adüvven minel-mücrimîn' ve 'hâdiyen ve nasîrâ' maal gunne örnekleridir. Sayfanın son ayeti olan 32. ayetteki جُمْلَةً وَاحِدَةً ifadesinde maal gunne vardır; burada durulursa 'cümleten vâhideh' denir. لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤَادَكَ ifadesinde zamir iki harekeli harf arasında kaldığı için sıla-i kasîra yapılır: 'li nüsebbite bihî fuâdeke'. Ayet وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا 've rattelnâhü tertîlâ' ile biter.
| Ayet | Okunuştan Kesit | Tecvit Kuralı |
|---|---|---|
| 21 | likâenâ, el-melâiketü | Medd-i muttasıl |
| 21 | levlâ ünzile, fî enfüsihim | Medd-i munfasıl + ihfa |
| 22 | yevmeizin lil-mücrimîn | İdğam-ı bilâ gunne |
| 22 | hicran mahcûrâ | Kalkale + idğam-ı maal gunne |
| 23 | min amelin | İzhar-ı halkî |
| 23 | hebâen menşûrâ | Muttasıl + maal gunne + ihfa |
| 24 | el-cenneti | Gunne (şeddeli nun) |
| 24 | hayrun müstekarran ve | İdğam-ı maal gunne (iki kez) |
| 26 | yevmeizinil-hakku | Nun-u kutni |
| 27 | leytenittehaztü | Vasl hemzesinden önce med düşer |
| 29 | lekad edallenî | Kalkale |
| 30 | el-kur'âne | Medd-i bedel |
| 32 | bihî fuâdeke | Sıla-i kasîra |
4. Furkan 33-43. Ayetler (5. Sayfa): Okunuş ve Tecvit Uygulaması
33. ayet وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ إِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَأَحْسَنَ تَفْسِيرًا şeklindedir. 'Bi meselin illâ' ifadesinde tenvinden sonra hemze geldiği için izhar-ı halkî yapılır ve tenvin açıkça okunur. 34. ayetteki 'vücûhihim ilâ' ifadesinde sakin mimden sonra hemze geldiği için izhar-ı şefevî yapılır. Aynı ayette 'cehenneme' kelimesindeki şeddeli nunda gunne, 'ülâike' kelimesinde ise medd-i muttasıl vardır. شَرٌّ مَكَانًا وَأَضَلُّ سَبِيلًا ifadesinde iki maal gunne art arda gelir: 'şerrun mekânen ve edallu'. 35. ayetteki 've lekad âteynâ' ifadesinde sakin dal kalkale ile okunur. 'Âteynâ' kelimesinde medd-i bedel, 'mûsel-kitâbe' ifadesinde ise vasl hemzesinden önce düşen elif bulunur. 36. ayetteki 'fe kulnezhebâ ilel-kavmi' ifadesinde hem düşen med hem de munfasıl vardır: 'izhebâ' kelimesinin elifi, sonraki kelimenin başındaki hemzeyle buluşur. 'Fe demmernâhüm tedmîrâ' ifadesinde şeddeli mimde gunne yapılır, sakin mimden sonra te geldiği için de izhar-ı şefevî uygulanır.
37. ayetteki وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا ifadesinde tenvinden sonra lam geldiği için idğam-ı bilâ gunne yapılır ve 've kavme nûhıl-lemmâ' diye okunur. 'Lemmâ' kelimesindeki şeddeli mim ise gunne ile okunur. 'Ağraknâhüm ve cealnâhüm' ifadesinde sakin mimden sonra vav geldiği için izhar-ı şefevî yapılır. Mim, özellikle vav ve fe harflerinden önce açık okunmalıdır. 'A'tednâ' kelimesindeki sakin dal kalkale ile okunur; عَذَابًا أَلِيمًا (azâben elîmâ) ifadesinde ise izhar-ı halkî vardır. 38. ayetteki وَقُرُونًا بَيْنَ ذَٰلِكَ ifadesinde tenvinden sonra be geldiği için iklab yapılır: 've kurûnem beyne zâlike'. Aynı ayette 'âden ve semûde' maal gunne, 'ashâber-ressi' şemsi lam örneğidir. 39. ayetteki 've küllen darabnâ' ve 've küllen tebbernâ' ifadelerinde tenvinden sonra dad ve te geldiği için ihfa yapılır. 'Darabnâ' kelimesindeki sakin be ise kalkale ile okunur.
40. ayette 'lekad etev' ifadesinde kalkale, 'alel-karyeti' ifadesinde kameri lam, 'matares-sev'i' ifadesinde şemsi lam vardır. 'E fe lem yekûnû' ifadesinde sakin mimden sonra ye geldiği için izhar-ı şefevî uygulanır. 41. ayetteki إِنْ يَتَّخِذُونَكَ ifadesinde sakin nundan sonra ye geldiği için idğam-ı maal gunne yapılır: 'iy-yettehızûneke'. بَعَثَ اللَّهُ ifadesinde lafzatullahtan önceki harf üstünlü olduğu için lafzatullah kalın okunur: 'beasallâhu'. 42. ayette 'in kâde' ve 'en sabernâ' ihfa, 'an âlihetinâ' ile 'men edallu' izhar-ı halkî, 'levlâ en' ise munfasıl örneğidir. Sayfanın son ayeti olan 43. ayet أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَٰهَهُ هَوَاهُ şeklinde başlar: 'e raeyte menittehaze ilâhehû hevâhu'. Burada 'ilâhehû' zamiri iki harekeli harf arasında kaldığı için sıla-i kasîra yapılır. 'E fe ente' ifadesinde ise sakin nundan sonra te geldiği için ihfa uygulanır.
| İfade (Ayet) | Zamirden Önceki Harf | Zamirden Sonraki Harf | Sonuç |
|---|---|---|---|
| bihî fuâdeke (32) | Harekeli (be) | Harekeli (fe) | Sıla-i kasîra: bir elif uzatılır |
| meahû ehâhü (35) | Harekeli (ayn) | Hemze | Sıla-i tavîle: munfasıl gibi uzatılır |
| ilâhehû hevâhu (43) | Harekeli (he) | Harekeli (he) | Sıla-i kasîra |
| ehâhü hârûne (35) | Sakin (elif) | Harekeli (he) | Sıla yapılmaz |
| aleyhi vekîlâ (43) | Sakin (ye) | Harekeli (vav) | Sıla yapılmaz |
| lehül-emsâl (39) | Harekeli (lam) | Vasl hemzesinden sonraki sakin lam | Sıla yapılmaz |
5. Ayetlerin Anlamı (21-34): Kıyamet, Pişmanlık ve Kur'an'ın Terk Edilmesi
21. ayette Allah'a kavuşmayı ummayanların sözü aktarılır: 'Bize melekler indirilseydi ya da Rabbimizi görseydik ya!' Ayet bu isteğin bir büyüklük taslama olduğunu bildirir: 'Andolsun, onlar kendi içlerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.' Melekleri görmek isteyenler, onları ancak kıyamet günü görecektir. O gün suçlular için hiçbir müjde yoktur (Furkan, 22). İmansız yapılan işler ise هَبَاءً مَنْثُورًا, yani 'savrulmuş toz' hâline gelir (Furkan, 23). Buna karşılık cennet ehli o gün, kalınacak yer bakımından daha hayırlı, dinlenme yeri bakımından daha güzel bir yerdedir (Furkan, 24). 25-26. ayetlere göre o gün gök bulutlarla yarılacak, melekler bölük bölük indirilecek ve gerçek hükümranlık yalnız Rahman'ın olacaktır.
27-29. ayetlerde etkileyici bir pişmanlık sahnesi anlatılır: 'O gün zalim, ellerini ısırıp şöyle der: Keşke peygamberle birlikte bir yol tutsaydım! Vah yazıklar olsun bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim! Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra o beni ondan saptırdı. Şeytan insanı yardımsız bırakır.' Ellerini ısırmak, derin bir pişmanlığın ifadesidir. Bu ayetler, dost seçiminin insanın hayat yolunu nasıl etkilediğini gösterir. Peygamberimiz (sav) de şöyle buyurur: 'Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dost olduğuna dikkat etsin.' (Ebû Dâvûd, Edeb, 19). İyi dost, insanı Kur'an'a ve iyiliğe yaklaştırır; kötü dost ise ondan uzaklaştırır.
30. ayette Peygamberimizin (sav) Rabbine şikâyeti yer alır: يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَٰذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا 'Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi.' 32. ayette inkârcıların 'Kur'an ona bir defada indirilseydi ya!' itirazına cevap verilir: Kur'an, Peygamberimizin kalbini pekiştirmek için parça parça indirilmiş ve وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا 've onu tane tane okuduk' buyrulmuştur. Kur'an'ın yaklaşık 23 yılda, olaylara ve ihtiyaçlara göre inmesi, ayetlerin kolayca ezberlenmesini, anlaşılmasını ve yaşanmasını sağlamıştır. 33. ayete göre inkârcılar hangi itirazı getirirse getirsin, Allah gerçeği ve en güzel açıklamayı bildirir. 34. ayet ise yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanların, yer bakımından en kötü ve yol bakımından en sapık kimseler olduğunu haber verir.
| Kelime | Okunuşu | Anlamı |
|---|---|---|
| لِقَاءَنَا | likâenâ | Bize kavuşmayı (ahirette Allah'ın huzuruna varmayı) |
| هَبَاءً مَنْثُورًا | hebâen menşûrâ | Savrulmuş toz |
| مَقِيلًا | makîlâ | Dinlenme yeri |
| بِالْغَمَامِ | bil-ğamâm | Bulutlarla |
| يَعَضُّ | yeaddu | Isırır |
| خَلِيلًا | halîlâ | Candan dost |
| خَذُولًا | hazûlâ | Yüzüstü bırakan |
| مَهْجُورًا | mehcûrâ | Terk edilmiş, bir kenara bırakılmış |
| فُؤَادَكَ | fuâdeke | Kalbini, gönlünü |
| تَرْتِيلًا | tertîlâ | Tane tane, ağır ağır okuma |
6. Ayetlerin Anlamı (35-43): Geçmiş Kavimlerden İbretler ve Hevaya Uymak
35-36. ayetlerde Hz. Musa'ya verilen görev hatırlatılır: 'Andolsun, Musa'ya kitap (Tevrat) verdik ve kardeşi Harun'u ona yardımcı (وَزِيرًا) kıldık. Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin dedik. Sonunda onları darmadağın ettik.' Hz. Musa, kardeşi Harun'un kendisine yardımcı kılınması için dua etmişti (Tâhâ, 29-30). Bu ayetler, iyilik yolunda omuz omuza vermenin ve görevi paylaşmanın değerini gösterir. Ayetlerin anlatıldığı Mekke ortamında Peygamberimiz (sav) ve ashabı da benzer itirazlarla karşılaşıyordu. Bu haberler onlara güç ve teselli veriyordu.
37-40. ayetlerde başka kavimlerin sonu hatırlatılır. Peygamberleri yalanlayan Nuh kavmi suda boğulmuş ve insanlara bir ibret kılınmıştır. Hz. Hud'un gönderildiği Ad, Hz. Salih'in gönderildiği Semud, Ress halkı ve onlar arasında yaşamış birçok nesil de aynı yolu tutmuştur. 'Ress' kuyu demektir. Ress halkının kimler olduğu konusunda farklı görüşler vardır. 39. ayet önemli bir hakikati bildirir: وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ الْأَمْثَالَ 'Her birine örnekler verdik', yani hiçbir kavim uyarılmadan helak edilmemiştir. 40. ayette sözü edilen ve 'kötü yağmura tutulan kent', müfessirlere göre Hz. Lut'un kavminin yurdudur. Mekkeliler yolculuklarında bu kalıntıların yakınından geçtikleri hâlde ibret almıyorlardı, çünkü yeniden dirilişi ummuyorlardı.
41-42. ayetlerde inkârcıların alaycı tavrı anlatılır: 'Seni gördüklerinde seni ancak alay konusu edinirler: Allah'ın peygamber olarak gönderdiği bu mu? Eğer ilahlarımıza bağlılıkta direnmeseydik neredeyse bizi onlardan saptıracaktı.' Bu sözler, Peygamberimizin (sav) davetinin kalplerde ne kadar etkili olduğunu dolaylı olarak itiraf eder. Sayfa, insanı derin düşündüren bir soruyla biter: أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَٰهَهُ هَوَاهُ 'Hevasını ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?' (Furkan, 43). Heva, nefsin akla ve vahye aykırı arzusudur. Arzusunu her şeyin üstünde tutan kişi, doğruyu yanlıştan ayıran ölçüyü kaybeder. Surenin adı olan Furkan ise tam da bu ölçüyü, yani hak ile batılı ayırmayı öğretir.
| Kavim / Kişi | Ayet | Gönderilen Peygamber | Sonuç ve İbret |
|---|---|---|---|
| Firavun ve kavmi | 35-36 | Hz. Musa ve Hz. Harun | Ayetleri yalanladılar, darmadağın edildiler. |
| Nuh kavmi | 37 | Hz. Nuh | Suda boğuldular, insanlara ibret kılındılar. |
| Ad kavmi | 38 | Hz. Hud | Yalanladıkları için helak edildiler. |
| Semud kavmi | 38 | Hz. Salih | Yalanladıkları için helak edildiler. |
| Ress halkı | 38 | Kendilerine gönderilen peygamber | Kimlikleri hakkında farklı görüşler vardır; onlar da yalanlayanlardandır. |
| Kötü yağmura tutulan kent | 40 | Hz. Lut (müfessirlere göre) | Kalıntıları yolcular için bir ibrettir. |
| Hevasını ilah edinen | 43 | Bütün peygamberlerin uyarısı | Arzusunu ölçü yapan doğru yoldan sapar. |
Örnekler
Örnek 1Furkan suresi 26. ayetteki الْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ لِلرَّحْمَٰنِ ifadesi nasıl okunur? 'Yevmeizin' ile 'el-hakku' kelimeleri arasındaki okunuş değişikliğini açıklayınız.
Cevabı göster
1. 'Yevmeizin' kelimesi esre tenvinle biter. Tenvin, okunuşta sakin bir nun sesidir. 2. 'El-hakku' kelimesinin başındaki elif vasl hemzesidir ve bağlanarak okunduğunda okunmaz. Böylece tenvinin sakin nunu ile lam-ı tarifin sakin lamı yan yana gelir. 3. İki sakin harfi birlikte okumak mümkün olmadığı için araya esreli küçük bir nun girer. Bu nuna nun-u kutni denir. 4. 'El-hakk' kelimesindeki lam kameri olduğu için açıkça okunur. 'Lir-rahmân' kelimesindeki lam ise şemsidir; okunmaz ve ra şeddeli okunur. 5. Okunuşu: 'el-mülkü yevmeizinil-hakku lir-rahmân'.
Örnek 227. ayetteki يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ ve 36. ayetteki فَقُلْنَا اذْهَبَا ifadelerinde kelime sonlarındaki medd harfleri neden uzatılmaz?
Cevabı göster
1. 'Leytenî' kelimesi medd harfi olan ye ile, 'kulnâ' kelimesi ise medd harfi olan elif ile biter. 2. Sonraki kelimeler ('ittehaztü' ve 'izhebâ') vasl hemzesiyle başlar. Vasl hemzesi bağlanınca okunmadığı için medd harfi, sonraki sakin harfle (te ve zel) karşılaşır. 3. Bu durumda medd harfi okunuştan düşer ve önceki harf kısa okunur. 4. Okunuşlar: 'yâ leytenittehaztü' ve 'fe kulnezhebâ'. Medd harfi yazıda vardır ama okunmaz. 5. Dikkat: 'izhebâ' kelimesinin sonundaki elif ise uzatılır, çünkü ondan sonra gelen 'ilâ' kelimesi gerçek hemzeyle başlar ve medd-i munfasıl oluşur.
Örnek 3Aşağıdaki ifadelerin hangilerinde medd-i sıla yapılır? Türünü ve nedenini yazınız: bihî fuâdeke (32), meahû ehâhü (35), ehâhü hârûne (35), aleyhi vekîlâ (43).
Cevabı göster
1. bihî fuâdeke: Zamirden önceki be ve sonraki fe harekelidir. Sıla-i kasîra yapılır ve bir elif miktarı uzatılır. 2. meahû ehâhü: Zamirden önceki ayn harekelidir, sonra hemze gelir. Sıla-i tavîle yapılır ve munfasıl kadar uzatılır. 3. ehâhü hârûne: Zamirden önce sakin elif vardır. Sıla yapılmaz, 'ehâhü' kısa okunur. 4. aleyhi vekîlâ: Zamirden önce sakin ye vardır. Sıla yapılmaz. Sonuç: Sıla için zamirin iki harekeli harf arasında kalması gerekir; sonra hemze gelirse sıla tavîle olur.
Örnek 423. ayetteki مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَاءً مَنْثُورًا ifadesindeki tecvit kurallarını sırasıyla bulunuz.
Cevabı göster
1. 'Min amelin': Sakin nundan sonra boğaz harfi ayn gelmiştir. İzhar-ı halkî yapılır, nun açık okunur. 2. 'Amelin fe cealnâhü': Tenvinden sonra fe gelmiştir. İhfa yapılır. 3. 'Hebâen': Medd harfi elif ile hemze aynı kelimededir. Medd-i muttasıl vardır. 4. 'Hebâen menşûrâ': Tenvinden sonra mim gelmiştir. İdğam-ı maal gunne yapılır. 5. 'Menşûrâ': Kelime içinde sakin nundan sonra şın gelmiştir. İhfa yapılır. 6. Ayet sonunda durulurken üstün tenvin elife döner ve 'menşûrâ' diye okunur (medd-i ivaz).
Örnek 537 ve 38. ayetlerden alınan şu ifadelerdeki kuralları açıklayınız: 've kavme nûhın lemmâ', 'ağraknâhüm ve cealnâhüm', 've kurûnen beyne zâlike'.
Cevabı göster
1. 'Nûhın lemmâ': Tenvinden sonra lam gelmiştir. İdğam-ı bilâ gunne yapılır ve 'nûhıl-lemmâ' diye okunur. 'Lemmâ' kelimesindeki şeddeli mim ise gunne ile okunur. 2. 'Ağraknâhüm ve cealnâhüm': Sakin mimden sonra vav gelmiştir. İzhar-ı şefevî yapılır; mim, vava katılmadan açıkça okunur. 3. 'Kurûnen beyne': Tenvinden sonra be gelmiştir. İklab yapılır; tenvinin nun sesi gunneli mim sesine döner ve 'kurûnem beyne' diye okunur.
Örnek 627-29. ayetlerde anlatılan pişmanlık sahnesinden ve 30. ayetteki şikâyetten günlük hayatımız için hangi sonuçları çıkarabilirsiniz?
Cevabı göster
1. Ayetlerde kıyamet günü zalimin ellerini ısırarak 'Keşke peygamberle birlikte bir yol tutsaydım! Keşke falancayı dost edinmeseydim!' diyeceği anlatılır. 2. Buradan, dost seçiminin insanın inancını ve davranışlarını derinden etkilediği sonucu çıkar. Peygamberimiz (sav) de 'Kişi dostunun dini üzeredir.' buyurmuştur. 3. 30. ayette Peygamberimiz, kavminin Kur'an'ı terk ettiğini Allah'a şikâyet eder. Terk etmek; okumamak, anlamaya çalışmamak ve yaşamamaktır. 4. Sonuç: Bizi iyiliğe ve Kur'an'a yaklaştıran arkadaşlar seçmeli, Kur'an'ı düzenli okumalı, anlamını öğrenmeli ve hayatımıza yansıtmalıyız. Böylece pişmanlık günü gelmeden doğru yolu tutmuş oluruz.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Furkan suresinde 19. cüz hangi ayetle başlar?
1-20. ayetler 18. cüzün son ayetleridir. وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا diye başlayan 21. ayetle 19. cüz başlar.
2Furkan suresinden alınan aşağıdaki ifadelerin hangisinde nun-u kutni uygulanır?
'Yevmeizin' tenvini ile vasl hemzesiyle başlayan 'el-hakku' arasına esreli küçük bir nun girer. Diğer seçeneklerde sırasıyla idğam-ı maal gunne, iklab ve idğam-ı bilâ gunne vardır.
321. ayetteki 'lekadistekberû' ifadesinde 'lekad' kelimesinin son harfi olan dal için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Sakin harften sonra vasl hemzesi gelirse sakin harf esre alır. Dal artık sakin olmadığı için kalkale yapılmaz. 29. ayetteki 'lekad edallenî' ifadesinde ise dal sakin kaldığı için kalkale yapılır.
4Furkan suresi 32. ayete göre Kur'an'ın bir defada değil de parça parça indirilmesinin hikmeti aşağıdakilerden hangisidir?
Ayette 'Biz onu, kalbini pekiştirmek için böyle indirdik ve onu tane tane okuduk.' buyrulur.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Furkan suresinin 4. sayfası 21-32. ayetleri, 5. sayfası 33-43. ayetleri kapsar.
Doğrudur. Bu hafta okunan iki sayfa 21-43. ayetleri içerir.
- 27. ayetteki 'yâ leytenittehaztü' ifadesinde 'leytenî' kelimesinin sonundaki ye uzatılarak okunur.
Yanlıştır. Medd harfinden sonra vasl hemzesi geldiği için medd harfi okunmaz.
- 35. ayetteki 'meahû ehâhü' ifadesinde sıla-i tavîle vardır.
Doğrudur. Zamir harekeli ayn ile hemze arasında kalmıştır; sonra hemze geldiği için sıla tavîle olur.
- 41. ayetteki 'beasallâhu' ifadesinde lafzatullah ince okunur.
Yanlıştır. Lafzatullahtan önceki se harfi üstünlü olduğu için lafzatullah kalın okunur.
- 43. ayet, kendi hevasını ilah edinen kişiyi anlatır.
Doğrudur. Ayette 'Hevasını ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?' buyrulur.
- Furkan suresinin 4. sayfası 21-32. ayetleri, 5. sayfası 33-43. ayetleri kapsar.
6Aşağıdaki tecvit kurallarını Furkan suresinden verilen doğru örneklerle eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Tenvinden sonra vasl hemzesi gelirse araya giren esreli küçük nuna nun-u denir.
- Medd harfinden sonra vasl hemzesi gelirse medd harfi .
- Hemzeden sonra medd harfi gelirse medd-i olur.
- Furkan suresi 30. ayette Peygamberimiz, kavminin Kur'an'ı ettiğini Allah'a şikâyet eder.
- Kur'an'ı tane tane, ağır ağır ve kurallarına uyarak okumaya denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Furkan suresi 24. ayet şöyle okunur: 'ashâbül-cenneti yevmeizin hayrun müstekarran ve ahsenü makîlâ'. Bu ayetteki tecvit kurallarını bulunuz, ayetin sonunda nasıl durulacağını açıklayınız ve anlamını yazınız.
1. ipucu: 1. adım: 'El-cenneti' kelimesindeki lam-ı tarifin türünü ve şeddeli nunun nasıl okunacağını belirleyiniz.
2. ipucu: 2. adım: Ayetteki üç tenvinin ('yevmeizin', 'hayrun', 'müstekarran') hemen sonrasındaki harflere bakarak izhar ve idğam yerlerini bulunuz.
3. ipucu: 3. adım: Son kelime 'makîlen' üstün tenvinlidir. Durulurken nasıl okunacağını düşününüz ve ayetin mealini yazınız.
Cevap: 1. Tecvit kuralları: - 'El-cenneti': Lam kameridir ve açıkça okunur. Şeddeli nun iki elif miktarı gunne ile okunur. - 'Yevmeizin hayrun': Tenvinden sonra boğaz harfi hı gelmiştir. İzhar-ı halkî yapılır, tenvin açıkça okunur. - 'Hayrun müstekarran': Tenvinden sonra mim gelmiştir. İdğam-ı maal gunne yapılır. - 'Müstekarran ve ahsenü': Tenvinden sonra vav gelmiştir. Yine idğam-ı maal gunne yapılır. İki gunne eşit uzunlukta tutulur. 2. Vakf: Ayet sonundaki 'makîlen' kelimesinde durulurken üstün tenvin elife dönüşür ve 'makîlâ' diye okunur (medd-i ivaz). 3. Anlamı: 'O gün cennet ehli, kalınacak yer bakımından daha hayırlı, dinlenme yeri bakımından daha güzel bir durumdadır.' Ayet, inkârcıların kötü sonu anlatıldıktan hemen sonra müminlerin huzur dolu yurdunu haber vererek iki sonu karşılaştırır.
Kısaca
- Haftanın sınırı: 4. sayfa 21-32. ayetleri, 5. sayfa 33-43. ayetleri kapsar. 21. ayet olan وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا ile 19. cüz başlar.
- Vasl hemzesinin üç etkisi: Tenvinden sonra gelirse nun-u kutni girer (yevmeizinil-hakku, 26). Medd harfinden sonra gelirse medd harfi okunmaz (leytenittehaztü, 27; kulnezhebâ, 36). Sakin harften sonra gelirse sakin harf esre alır (lekadistekberû, 21; menittehaze, 43).
- Medd-i sıla: meahû ehâhü (35) ifadesinde sıla-i tavîle, bihî fuâdeke (32) ve ilâhehû hevâhu (43) ifadelerinde sıla-i kasîra yapılır. Zamirden önce sakin harf bulunan ehâhü hârûne ve aleyhi vekîlâ ifadelerinde sıla yapılmaz.
- Tenvin ve sakin nun: hebâen menşûrâ ve hicran mahcûrâ idğam-ı maal gunne, yevmeizin lil-mücrimîn ve nûhın lemmâ idğam-ı bilâ gunne örneğidir. Ayrıca kurûnen beyne iklab, min amelin ve men edallu izhar-ı halkî, küllen darabnâ ve en sabernâ ihfa örneğidir.
- Kalkale, bedel ve izhar-ı şefevî: lekad edallenî, lekad âteynâ, a'tednâ ve hicran ifadelerinde kalkale, el-kur'ân ve âyâtinâ kelimelerinde medd-i bedel vardır. lem ettehız ile ağraknâhüm ve cealnâhüm ifadelerinde ise izhar-ı şefevî uygulanır.
- Mesajlar: Ayetlere göre kıyamette zalim 'Keşke falancayı dost edinmeseydim!' diye pişman olacaktır. Kur'an, kalpleri pekiştirmek için parça parça indirilmiş ve tane tane (وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا) okunmuştur. Peygamberleri yalanlayan kavimler helak edilmiştir ve hevasını ilah edinmek büyük bir sapmadır.
Bu dersin öteki kaynakları
- 8. Sınıf Kur'an-ı Kerim Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Kur'an-ı Kerim Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 8. Sınıf Kur'an-ı Kerim Günlük Planları (2026-2027) Ders planı