Kur'an-ı Kerim'i doğru anlamanın anahtarı, vahiyle inşa edilen temel kavramların anlam dünyasını kavramaktır. Birinci ünitemizin bu bölümünde Kur'an'da yaklaşık üç yüz yerde türevleriyle geçen 'zulüm' (ظُلْم) kavramını merkeze alarak; zulmün zıddı olan 'adalet' (عَدْل) ilkesini ve ünitemizde öğrendiğimiz 'şefaat' (شَفَاعَة) ile 'velî' (وَلِيّ) kavramlarıyla olan bütünlüğünü ayetlerin ışığında inceliyoruz.
Zulüm Kavramının Sözlük ve Istılah Anlamı
Arapçada ظَلَمَ (zaleme) kökünden türeyen zulüm (ظُلْم) kelimesi sözlükte; 'bir şeyi kendisine ait olan yerin dışına koymak, eksiltmek, haddi aşmak, yoldan sapmak ve karanlık (ظُلُمَات)' anlamlarına gelir. Zulmün tam karşısında yer alan adalet (عَدْل) ve kıst (قِسْط) kavramları ise 'bir şeyi tam yerli yerine koymak, denge, doğruluk ve her hak sahibine hakkını eksiksiz vermek' demektir.
Dinî bir terim (ıstılah) olarak zulüm; Allah'ın koyduğu tevhid, hukuk ve ahlak sınırlarını çiğneyerek haksızlık yapmak, baskı ve zorbalıkla başkasının hakkını elinden almak veya günah işleyerek kendi ruhuna zarar vermektir. Zulüm işleyen kimseye zalim (ظَالِم), zulme uğrayan kimseye ise mazlum (مَظْلُوم) denir. Kur'an-ı Kerim'de Yûnus Suresi 44. ayette إِنَّ اللَّهَ لَا يَظْلِمُ النَّاسَ شَيْئًا وَلَكِنَّ النَّاسَ أَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ('Şüphesiz Allah insanlara zerre kadar zulmetmez; fakat insanlar kendi kendilerine zulmederler') buyrularak ilahi adaletin mutlaklığı bildirilmiştir.
| Kur'an Kavramı | Arapça Yazılışı | Sözlük Anlamı | Istılah (Terim) Anlamı |
|---|---|---|---|
| Zulüm | ظُلْم | Yerinden başka yere koymak, karanlık | Hak ve adaletten sapmak, haddi aşmak, haksızlık etmek |
| Zalim | ظَالِم | Sınırı aşan, haksızlık yapan | Şirk, kul hakkı veya günahla adaleti çiğneyen kimse |
| Mazlum | مَظْلُوم | Haksızlığa uğratılmış olan | Hakkı gasp edilen ve Allah'ın yardım vaat ettiği kimse |
| Adalet / Kıst | عَدْل / قِسْط | Denge, eşitlik, yerli yerine koymak | Her hak sahibine hakkını vermek ve ilahi ölçüye uymak |
Kur'an-ı Kerim'de Zulmün Çeşitleri ve Üç Boyutu
İslam âlimleri Kur'an-ı Kerim ayetlerinde geçen zulüm ifadelerini, muhatabı ve ağırlık derecesi bakımından üç ana grupta incelemişlerdir. Birinci ve en ağır zulüm, insanın Allah'a karşı işlediği zulüm, yani şirk ve küfürdür. Yaratıcı olan, rızık veren ve yaşatan Allah'a ait ilahlık hakkını başka varlıklara vermek, bir şeyi konulması gereken yerin tam tersine koymak demektir. Nitekim Lokman Suresi 13. ayette Hz. Lokman'ın oğluna öğüdü aktarılırken إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ ('Şüphesiz şirk çok büyük bir zulümdür') buyrulmuştur.
Zulmün ikinci boyutu, insanın diğer insanlara ve canlılara karşı işlediği zulümdür (kul hakkı). Haksız yere cana kıymak, yetim malı yemek, ölçü ve tartıda hile yapmak, işçinin emeğini sömürmek, iftira atmak ve güçsüzleri ezmek toplumsal zulümdür. Üçüncü boyut ise insanın kendi nefsine zulmetmesidir (ظَلَمَ نَفْسَهُ). İnsanın Allah'ın emir ve yasaklarını çiğneyerek günah işlemesi, yaratılış fıtratını bozarak kendi ruhunu ve ebedî ahiret hayatını tehlikeye atması kendi nefsine yaptığı bir zulümdür.
Şefaat ve Velî Kavramlarının Zulüm ve Adaletle İlişkisi
Kur'an'ın ana konularından olan şefaat (شَفَاعَة) ve velî (وَلِيّ) kavramları, zulüm ve adalet kavramlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Sözlükte 'teki çift yapmak, birinin yardımına koşup aracılık etmek' anlamına gelen şefaat; ahiret gününde Allah'ın izin verdiği peygamberlerin ve salih kulların, müminlerin bağışlanması veya derecelerinin yükselmesi için Allah'a dua etmesidir. Kur'an-ı Kerim, cahiliye müşriklerinin 'putlarımız bize Allah katında şefaat edecek' şeklindeki batıl inancını yıkarak قُلْ لِلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا ('De ki: Şefaat tümüyle Allah'a aittir' - Zümer, 44) buyurmuş; şefaatin ancak Allah'ın izin vermesi (Bakara, 255) ve şefaat edilecek kimseden razı olması (Enbiyâ, 28) şartlarıyla gerçekleşeceğini bildirmiştir. Şirk ve inkâr zulmü üzere ölen zalimler için ise ahirette hiçbir dost ve şefaatçi olmayacaktır (Mü'min, 18).
Sözlükte 'yakın olmak, dost, yardımcı ve koruyucu' anlamına gelen velî (وَلِيّ) kavramı ise müminin kime dayanıp güveneceğini gösterir. Bakara Suresi 257. ayette اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ ('Allah iman edenlerin velîsidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır') buyrulur. Müminler aynı zamanda birbirlerinin velîsidir (Tevbe, 71); iyiliği emreder, kötülükten ve zulümden sakındırırlar. Zalimleri ve hak düşmanlarını dost (velî) edinmek ise kişiyi adaletten koparacağı için Kur'an'da kesin olarak yasaklanmıştır.
| Kavram | Temel Ayet Delili | Zulüm ve Adaletle Bağlantısı |
|---|---|---|
| Şefaat (شَفَاعَة) | Bakara, 255 (Âyetü'l-Kürsî) ve Zümer, 44 | Şirk koşan zalimlere şefaat fayda vermez; şefaat yalnız Allah'ın izni ve rızasıyla tevhid ehline olur |
| Velî (وَلِيّ) | Bakara, 257 ve Tevbe, 71 | Allah müminlerin velîsidir; müminler birbirinin dostudur, zalimleri velî edinmezler |
| Adalet (عَدْل) | Nahl, 90 ve Mâide, 8 | Allah adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emreder; azgınlığı ve zulmü yasaklar |
Nefse Zulümden Kurtuluş Yolu: Peygamberlerin Tövbe Duaları
İnsan hata yapabilen bir varlık olduğu için bazen nefsine uyarak günah işleyebilir ve kendi nefsine zulmedebilir. Kur'an-ı Kerim, nefsine zulmeden insanın ümitsizliğe kapılmasını kesinlikle yasaklar ve Zümer Suresi 53. ayette Allah'ın bütün günahları bağışlayacağını müjdeler. Nefse yapılan zulümden kurtulmanın yolu, hatada ısrar etmeyip derhal pişmanlıkla Allah'a yönelmek (tövbe ve istiğfar) ve durumu düzeltmektir (ıslah).
Kur'an-ı Kerim'de peygamberlerin Allah'a yakarışlarında 'nefse zulüm' kavramını kullanarak tevazu ve kulluk bilinciyle tövbe ettikleri görülür. Hz. Âdem ve Hz. Havva yasak ağaca yaklaştıktan sonra A'râf Suresi 23. ayetteki رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ ('Rabbimiz! Biz kendi nefsimize zulmettik; eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz') duasıyla affedilmişlerdir. Aynı şekilde Hz. Yunus da Enbiyâ Suresi 87. ayette لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ('Senden başka ilah yoktur, Seni eksikliklerden tenzih ederim; gerçekten ben nefsime zulmedenlerden oldum') diyerek Rabbine sığınmış ve sıkıntıdan kurtarılmıştır.
Zulme Karşı Duruş, Kul Hakkı ve Toplumsal Adalet
Kur'an-ı Kerim, müminin yalnızca bizzat zulüm işlemekten kaçınmasını değil, aynı zamanda zalimlere destek olmamayı ve mazlumun yanında yer almayı da emreder. Hûd Suresi 113. ayette وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ ('Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa size de ateş dokunur') buyrularak haksızlığa rıza göstermenin veya zalimi alkışlamanın sorumluluğuna dikkat çekilmiştir.
İnsanlar arası ilişkilerde işlenen zulümler kul hakkı doğurur. Kul hakkı içeren bir zulümden kurtulmak için yalnız Allah'a tövbe etmek yeterli değildir; gasp edilen malın veya hakkın sahibine iade edilmesi, maddi-manevi zararın giderilmesi ve mazlumdan helallik alınması şarttır. Nahl Suresi 90. ayette إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ ('Şüphesiz Allah adaleti ve ihsanı emreder') ve Mâide Suresi 8. ayette 'Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin; adil olun' buyrularak düşmana karşı bile adaletten ayrılmamak emredilmiştir.
| Zulüm Türü | Kurtuluş ve Telafi Şartı | Kur'an'daki Temel İlke |
|---|---|---|
| Allah'a Karşı Zulüm (Şirk) | Şirki terk edip halis tevhid imanına dönmek | Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz (Nisâ, 48); tövbe eden müstesna |
| Kendi Nefsine Zulüm (Günah) | Pişmanlık, nasuh tövbesi, istiğfar ve salih amel | Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin, O tüm günahları bağışlar (Zümer, 53) |
| İnsanlara Zulüm (Kul Hakkı) | Hakkı sahibine iade etmek, helalleşmek ve tövbe | Adaleti kendi aleyhinize bile olsa ayakta tutun (Nisâ, 135) |
Birinci Ünite Kavramlarının Bütüncül Değerlendirmesi
Kur'an-ı Kerim'i Tanıyalım ünitesinde öğrendiğimiz üç temel kavram (şefaat, velî ve zulüm), İslam'ın tevhid ve ahlak sistemini birbirini tamamlayan halkalar halinde açıklar. Mümin, gerçek dost ve koruyucu (el-Velî) olarak yalnız Allah'ı bilir; O'nun rızasını kazanmak için şirkten ve her türlü zulümden uzak durarak adalet ve ihsan üzere yaşar.
Ahiret gününde ise hiçbir haksızlığın yapılmayacağını (لَا ظُلْمَ الْيَوْمَ - 'Bugün hiçbir kimseye zulmedilmez', Mü'min, 17), şefaatin yalnız Allah'ın izni ve rızasıyla tevhid ve adalet ehline fayda vereceğini bilir. Böylece bu kavramları doğru öğrenen bir Müslüman; ne batıl aracılara güvenir, ne zalimlere boyun eğer, ne de kimseye haksızlık eder; hayatının her alanında hakkın, doğruluğun ve merhametin temsilcisi olur.
Örnekler
Örnek 1Zulüm kavramının sözlük ve ıstılah anlamlarını açıklayarak adalet kavramıyla olan ilişkisini belirtiniz.
Cevabı göster
Zulüm (ظُلْم) sözlükte 'bir şeyi kendisine ait olan yerin dışına koymak, eksiltmek ve karanlık' demektir. Istılahta ise Allah'ın koyduğu hak ve hukuk sınırlarını aşarak haksızlık yapmak, baskı kurmak ve haktan sapmaktır. Zulmün tam zıddı 'adalet' (عَدْل) kavramıdır; adalet her şeyi hikmetle tam yerli yerine koymak ve her hak sahibine hakkını eksiksiz vermektir.
Örnek 2Lokman Suresi 13. ayette geçen إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ ('Şüphesiz şirk çok büyük bir zulümdür') buyruğunda şirkin neden en büyük zulüm olarak nitelendirildiğini açıklayınız.
Cevabı göster
Zulüm, bir şeyi layık olmadığı yere koymak ve hak sahibinin hakkını başkasına vermektir. İnsanı yoktan var eden, yaşatan ve sayısız nimetlerle donatan yalnız Yüce Allah'tır. İbadet ve kulluk hakkı yalnızca Allah'a ait iken, insanın bu hakkı kendi elleriyle yaptığı aciz varlıklara veya putlara vermesi (şirk koşması), kâinattaki en büyük hakikati tersyüz etmek ve Yaratıcıya karşı yapılabilecek en büyük nankörlük ve haksızlık olduğu için en büyük zulümdür.
Örnek 3Kur'an-ı Kerim'de zulmün kaç boyutta ele alındığını örnekleriyle açıklayınız.
Cevabı göster
Kur'an'da zulüm üç boyutta ele alınır: 1) İnsanın Allah'a karşı zulmü: Allah'a ortak koşmak (şirk) ve ayetlerini inkâr etmektir (Lokman, 13). 2) İnsanın diğer insanlara zulmü: Cana kıymak, yetim malı yemek, haksız kazanç, iftira ve baskı gibi kul hakkı ihlalleridir. 3) İnsanın kendi nefsine zulmü: Günah işleyerek kendi fıtratını bozması ve ahiretini tehlikeye atmasıdır (A'râf, 23).
Örnek 4Hz. Âdem ile Hz. Havva'nın A'râf Suresi 23. ayetteki duası ile Hz. Yunus'un Enbiyâ Suresi 87. ayetteki duasının ortak mesajını değerlendiriniz.
Cevabı göster
Her iki duada da peygamberler karşılaştıkları imtihan ve zelle sonrasında mazeret üretmek veya suçu başkasına atmak yerine 'nefsimize zulmettik / zalimlerden oldum' diyerek kendi sorumluluklarını tevazu ile kabul etmişler; yalnız Allah'ın tevhidine, bağışlamasına ve rahmetine sığınmışlardır. Bu dualar müminlere hata yaptıklarında ümitsizliğe düşmeden derhal tövbe ve istiğfarla Allah'a yönelmeyi öğretir.
Örnek 5Kur'an-ı Kerim'e göre ahirette 'şefaat'in gerçekleşebilmesi hangi şartlara bağlıdır ve zalimlerin şefaat karşısındaki durumu nedir?
Cevabı göster
Zümer Suresi 44. ayete göre şefaat bütünüyle Allah'a aittir. Ahirette şefaatin geçerli olabilmesi için iki temel şart vardır: 1) Allah'ın şefaat edecek kimseye izin vermesi (Bakara, 255), 2) Allah'ın kendisine şefaat edilecek kimseden razı olması, yani o kişinin iman ehli olması (Enbiyâ, 28). Şirk ve inkâr zulmü üzere ölen zalimler için ise ahirette hiçbir dost ve kabul edilir şefaatçi bulunmayacaktır (Mü'min, 18).
Örnek 6Hûd Suresi 113. ayetteki وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا ('Zulmedenlere meyletmeyin') emri ile Bakara Suresi 257. ayetteki 'velî' kavramı arasındaki bağı açıklayınız.
Cevabı göster
Bakara Suresi 257. ayette müminlerin gerçek velîsinin (dostu, koruyucusu ve yardımcısının) Allah olduğu ve Allah'ın müminleri karanlıklardan (zulüm ve şirkten) nura çıkardığı bildirilir. Hûd Suresi 113. ayet ise Allah'ı velî edinen bir müminin zalimlere, haksızlık yapanlara en küçük bir eğilim ve destek göstermemesi gerektiğini emreder. Çünkü zalime meyletmek, Allah'ın dostluğundan ve adalet ilkesinden uzaklaşmak demektir.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Sözlükte 'bir şeyi kendisine ait olan yerin dışına koymak, eksiltmek ve karanlık' anlamlarına gelen; ıstılahta ise hak ve adaletten saparak haddi aşmayı ifade eden Kur'an kavramı aşağıdakilerden hangisidir?
Bir şeyi yerli yerine koymak adalet, ait olduğu yerin dışına koyarak haksızlık etmek ve sınırı aşmak ise zulüm (ظُلْم) kavramıyla ifade edilir.
2Lokman Suresi 13. ayette Hz. Lokman'ın oğluna öğüt verirken إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ ifadeleriyle 'çok büyük bir zulüm' olarak nitelendirdiği davranış aşağıdakilerden hangisidir?
Lokman Suresi 13. ayette 'Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma; çünkü şirk gerçekten çok büyük bir zulümdür' buyrulmuştur.
3Enbiyâ Suresi 87. ayette yer alan لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ('Senden başka ilah yoktur, Seni eksikliklerden tenzih ederim; gerçekten ben nefsime zulmedenlerden oldum') duası hangi peygambere aittir?
Balığın karnında karanlıklar içinde Rabbine tevhid, tenzih ve istiğfarla yakaran peygamber Hz. Yunus'tur (Zünnûn).
4Kur'an-ı Kerim'de geçen 'şefaat' ve 'velî' kavramlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Bakara 255, Enbiyâ 28 ve Zümer 44. ayetlere göre şefaat tümüyle Allah'a aittir; yalnız O'nun izin verdiği ve razı olduğu müminler için geçerlidir.
5Aşağıdaki ifadelerin Kur'an-ı Kerim kavramları (zulüm, şefaat, velî, adalet) konusuna göre doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.
- Zulüm kavramının karşıtı olan adalet ve kıst, her şeyi yerli yerine koymak ve her hak sahibine hakkını vermek demektir.
Kur'an'da zulmün zıddı olarak adl (adalet) ve kıst (hakkaniyet/ölçü) kavramları kullanılır.
- A'râf Suresi 23. ayetteki رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا ('Rabbimiz! Biz kendi nefsimize zulmettik...') tövbe duası Hz. Âdem ve Hz. Havva'ya aittir.
Hz. Âdem ve Hz. Havva bu duayla hatalarını itiraf ederek Allah'ın mağfiretine sığınmışlardır.
- İnsanlara yapılan zulüm ve kul hakkı ihlallerinde hak sahibiyle helalleşmeye gerek olmadan yalnız sözlü tövbe etmek yeterlidir.
Kul hakkı içeren zulümlerde gasp edilen hakkın sahibine iade edilmesi ve helallik alınması şarttır.
- Bakara Suresi 257. ayete göre iman edenlerin gerçek velîsi (dostu ve koruyucusu) Allah'tır; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.
اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا ayeti müminlerin gerçek velîsinin Allah olduğunu bildirir.
- Hûd Suresi 113. ayette güçlü olan zalimlerin yanında yer alıp onlara meyletmenin dünyadaki başarı için gerekli olduğu bildirilmiştir.
Tam tersine, Hûd Suresi 113. ayette 'Zulmedenlere en küçük bir meyil bile göstermeyin, yoksa size de ateş dokunur' buyrulmuştur.
- Zulüm kavramının karşıtı olan adalet ve kıst, her şeyi yerli yerine koymak ve her hak sahibine hakkını vermek demektir.
6Aşağıdaki Kur'an kavramlarını ve ayet mesajlarını doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen kelimelerden uygun olanlarıyla tamamlayınız.
- Sözlükte bir şeyi kendisine ait olan yerin dışına koymak ve karanlık anlamına gelen Kur'an kavramına denir.
- Lokman Suresi 13. ayette Allah'a ortak koşmak olan en büyük zulüm olarak tanımlanmıştır.
- Zulmün tam zıddı olan ve her hak sahibine hakkını eksiksiz vermeyi ifade eden kavrama adı verilir.
- Bakara Suresi 255. ayette Allah'ın izni olmadan hiç kimsenin ahirette edemeyeceği bildirilmiştir.
- Tevbe Suresi 71. ayette mümin erkekler ve mümin kadınların birbirlerinin dostu ve yardımcısı, yani olduğu vurgulanmıştır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Kur'an-ı Kerim'de geçen 'zulüm' kavramının üç boyutunu (Allah'a karşı, insanlara karşı ve kendi nefsine karşı) göz önünde bulundurarak; bir müminin hayatında zulümden uzak durup adaleti gerçekleştirmesi için 'velî' ve 'şefaat' bilincinin ona nasıl rehberlik ettiğini açıklayınız.
1. ipucu: İtikadi boyutta şirkten uzak durup yalnız Allah'ı Velî edinmeyi belirtiniz.
2. ipucu: Toplumsal boyutta kul hakkını gözetmeyi ve zalimlere meyletmemeyi açıklayınız.
3. ipucu: Bireysel boyutta ise nefse zulümden tövbe ile arınmayı ve Allah'ın rızasına (şefaat şartına) ulaşmayı vurgulayınız.
Cevap: Allah'ı gerçek 'Velî' (dost ve koruyucu) olarak tanıyan ve ahirette yalnız Allah'ın izni ve rızasıyla 'şefaat'e nail olunacağını bilen bir mümin; öncelikle en büyük zulüm olan şirkten uzak durarak yalnız Allah'a kulluk eder (Allah'a karşı adalet). İnsanlarla ve diğer canlılarla ilişkilerinde kul hakkından, iftiradan ve haksız kazançtan sakınır, Hûd 113. ayet gereği zalimlere asla meyletmeyip mazlumun yanında durur (toplumsal adalet). Günah işleyerek kendi nefsine zulmettiğinde ise Hz. Âdem ve Hz. Yunus gibi derhal tövbe ve istiğfarla Rabbine dönerek ruhunu zulmün karanlığından imanın nuruna çıkarır.
Kısaca
- Zulüm (ظُلْم) sözlükte bir şeyi ait olduğu yerin dışına koymak ve karanlık; ıstılahta ise hak ve adaletten saparak haddi aşmak ve haksızlık etmektir. Tam zıddı adalet (عَدْل) ve kısttır.
- Kur'an-ı Kerim'de zulüm üç boyutta ele alınır: 1) Allah'a karşı zulüm (şirk ve inkâr), 2) İnsanlara karşı zulüm (kul hakkı), 3) İnsanın kendi nefsine zulmü (günah işlemek).
- Lokman Suresi 13. ayette 'Şüphesiz şirk çok büyük bir zulümdür' buyrularak Allah'a ortak koşmanın en büyük haksızlık olduğu bildirilmiştir.
- Şefaat (شَفَاعَة) tümüyle Allah'a aittir; ahirette şefaatin geçerli olması Allah'ın şefaat edene izin vermesi (Bakara, 255) ve şefaat edilenden razı olması (Enbiyâ, 28) şartlarına bağlıdır.
- Velî (وَلِيّ) dost ve koruyucu demektir; müminlerin gerçek velîsi onları karanlıklardan nura çıkaran Allah'tır (Bakara, 257) ve müminler zalimlere asla meyletmezler (Hûd, 113).
- Kendi nefsine zulmeden mümin, Hz. Âdem (A'râf, 23) ve Hz. Yunus (Enbiyâ, 87) gibi samimi tövbe ile Allah'a yönelmeli; kul hakkı içeren zulümlerde ise hakkı sahibine iade edip helalleşmelidir.
Bu dersin öteki kaynakları
- 12. Sınıf Kur'an-ı Kerim Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Kur'an-ı Kerim Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 12. Sınıf Kur'an-ı Kerim Günlük Planları (2026-2027) Ders planı