İçeriğe geç

12. sınıf · Kur'an-ı Kerim · 4. hafta (5-9 Ekim 2026)

Meal ve Tefsirlerden Yararlanma İlkeleri, Kehf Suresi 32-59. Ayetler (İki Bahçe Sahibi Kıssası) ve Mülk Suresi 11-20. Ayetler

1. Ünite: Kur'an-ı Kerim'i Tanıyorum ve Mesajını Anlıyorum teması · Konu özeti

Etkinlikler
Bu hafta

Kur'an-ı Kerim'i lafzıyla güzel okumanın yanı sıra, Rabbimizin bize ne söylediğini anlamak ve hayatımıza rehber kılmak için meal ve tefsir kitaplarına başvururuz. Peki 'tercüme', 'meal' ve 'tefsir' kavramları arasında ne fark vardır? Bir Kur'an mealini okurken ayetleri yanlış anlamamak için hangi ilkelere dikkat etmeliyiz? Bu hafta önce meal ve tefsir okuma ilkelerini öğrenecek; ardından Kehf Suresi 32-59. ayetlerde anlatılan ibretlik 'İki Bahçe Sahibi Kıssası'nı ve ezber müfredatımızdaki Mülk Suresi 11-20. ayetlerin anlam dünyasını inceleyeceğiz.

1. Tercüme, Meal ve Tefsir Kavramları

Kur'an-ı Kerim, Allah Teâlâ tarafından son peygamber Hz. Muhammed'e (s.a.v.) Arapça olarak indirilmiş ilahi bir kelamdır. Ana dili Arapça olmayan Müslümanların Kur'an'ın evrensel mesajını anlayabilmeleri için asırlardır çeviri ve açıklama çalışmaları yapılmıştır. Bu alanda 'tercüme', 'meal' ve 'tefsir' olmak üzere üç temel kavram kullanılır.

Tercüme (Çeviri); bir dildeki söz veya yazının, anlam ve üslup bakımından hiçbir kayba uğramadan başka bir dile birebir ve tam karşılığıyla aktarılmasıdır. Ancak Kur'an-ı Kerim hem lafzı hem de manası mucize (mu'cizü'l-beyân) olan ilahi bir kelamdır; içindeki bir kelime bazen aynı anda üç-dört farklı derin anlamı barındırır. Bu nedenle Kur'an'ın başka bir dile birebir ve eksiksiz tercümesi mümkün değildir.

Meal (مآل); sözlükte 'bir şeyin varacağı yer, öz ve netice' demektir. Terim olarak ise Kur'an ayetlerinin başka bir dile birebir değil, 'yaklaşık ve özet anlamıyla' aktarılmasına meal denir. Mealde çevirmen (mütercim), ayetteki çok katmanlı anlamlardan sadece kendi anladığı ve tercih ettiği bir tanesini yansıtabilir. Bu yüzden meal, Kur'an'ın bizzat kendisi değil; çevirmenin Kur'an'dan anladığının özetidir ve namazda Kur'an yerine meal okunamaz. Tefsir (تَفْسِير) ise; Kur'an ayetlerinin iniş sebepleri, dil ve belagat incelikleri, tarihsel bağlamı, diğer ayetlerle ilişkisi ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) açıklamaları ışığında geniş ve ayrıntılı biçimde yorumlanmasıdır.

TERCÜME, MEAL VE TEFSİR KAVRAMLARININ FARKITercüme (Çeviri)• Bir metnin başka bir dile birebir ve tam karşılıkla aktarılmasıdır• Kur'an'ın eşsiz belagati ve çok katmanlı anlamı birebir tercümeye sığmazMeal (Yaklaşık Anlam)• Ayetlerin başka bir dile yaklaşık ve özet anlamıyla aktarılmasıdır• Mütercimin tercihi olan tek bir anlamı yansıtır• Kur'an'ın bizzat kendisi değildirTefsir (Geniş Açıklama)• Ayetlerin iniş sebepleri, dil özellikleri, Hz. Peygamber'in sünneti ve tarihsel bağlamıyla genişçe açıklanmasıdır• Derin ve bütüncül anlam için tefsire başvurulur

2. Meal ve Tefsirlerden Yararlanma İlkeleri

Bir müminin sadece Kur'an'ı yüzünden okumakla yetinmeyip onun anlamını meal ve tefsirlerden öğrenmesi, 'Kur'an'ı تَدَبُّر (tedebbür) ile düşünerek okuma' emrinin gereğidir. Ancak meal ve tefsir okurken doğru bir anlayışa ulaşmak için şu temel ilkelere dikkat edilmelidir: 1) Konu ve Bağlam Bütünlüğünü Gözetmek (Siyak-Sibak): Bir ayet tek başına cımbızlanarak okunmamalı; kendisinden önceki ve sonraki ayetlerle (siyak ve sibakıyla) ve aynı konudaki diğer surelerdeki ayetlerle birlikte bütüncül olarak değerlendirilmelidir.

2) Sünnet-i Seniyye ve Esbâb-ı Nüzûl Bilgisini Dikkate Almak: Kur'an'ın ilk ve en yetkili müfessiri bizzat Hz. Muhammed'dir (s.a.v.). Namazın kılınışı, zekâtın oranları ve haccın uygulanışı gibi pek çok konuyu Sünnet açıklar. Ayrıca ayetin hangi olay veya soru üzerine indiğini (iniş sebebini) bilmek, yalnız mealle yetinildiğinde düşülebilecek yanlış anlamaları önler.

3) Güvenilir ve Açıklamalı Kaynakları Tercih Etmek: Arap diline, tefsir ve fıkıh usulüne vakıf uzman âlimlerin veya Diyanet İşleri Başkanlığı gibi güvenilir kurumların hazırladığı mealler (örneğin Elmalılı Hamdi Yazır meali, Diyanet Vakfı meali, Hasan Tahsin Feyizli meali) ve tefsirler ('Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri', 'Hak Dini Kur'an Dili') tercih edilmelidir. Anlamı kapalı gelen bir ayette tek bir mealle yetinmeyip farklı mealleri karşılaştırmak ve mutlaka tefsirine bakmak en sağlıklı yöntemdir.

MEAL VE TEFSİRLERDEN YARARLANMA İLKELERİ1. Bağlam ve Bütünlük İlkesi• Ayetleri öncesi ve sonrasıyla (siyak-sibak) ve konu bütünlüğü içinde okumak• Aynı konudaki diğer ayetleri ve sahih hadisleri (Sünnet-i Seniyye'yi) birlikte değerlendirmek• Ayetlerin iniş sebeplerini (Esbâb-ı Nüzûl) ve Mekkî-Medenî özelliklerini dikkate almak2. Ehil Kaynak ve Okuma Bilinci• Alanında uzman âlimlerin ve güvenilir kurumların (Diyanet İşleri Başkanlığı, Elmalılı Hamdi Yazır, Kur'an Yolu vb.) meal ve tefsirlerini seçmek• Tek bir mealle yetinmeyip açıklamalı meallere ve tefsirlere başvurmak• Ayetlerden kendi hayatımız için öğüt çıkarmak

3. Kehf Suresi 32-44. Ayetler: İki Bahçe Sahibi Kıssası

Geçen hafta Kehf Suresi'nin ilk 31 ayetindeki Ashâb-ı Kehf (Mağara Arkadaşları) kıssasını işlemiştik. Surenin 32-44. ayetlerinde ise servet ve güç imtihanını anlatan çok çarpıcı bir temsil (mesel) olan 'İki Bahçe Sahibi Kıssası' yer alır: Allah Teâlâ iki adamdan birine etrafı hurma ağaçlarıyla çevrili, ortasında ekinler ve çağlayan bir ırmak bulunan iki muhteşem üzüm bağı vermiştir.

Ancak bu zengin adam, kendisine bu nimeti verenin Allah olduğunu unutarak kibirlenmiş ve fakir ama mümin olan arkadaşına dönerek: 'Ben senden malca daha zenginim ve insan sayısı (taraftar) bakımından da senden daha güçlüyüm!' (Kehf, 18/34) demiştir. Kendi nefsine zulmederek bağına girdiğinde ise: 'Bu bahçenin (nimetin) sonsuza dek yok olacağını hiç sanmıyorum! Kıyametin kopacağını da zannetmiyorum; şayet Rabbime döndürülürsem bile orada bundan daha iyisini bulurum!' (Kehf, 18/35-36) diyerek hem servetin geçiciliğini hem de ahiret gününü inkâr etmiştir.

Mümin arkadaşı ise ona hikmetle şu tarihi uyarıyı yapmıştır: 'Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün bir insan haline getiren Allah'ı inkâr mı ediyorsun? Fakat ben diyorum ki: O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam! Bağına girdiğin zaman: مَا شَاءَ اللّٰهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ (Mâşâallah, lâ kuvvete illâ billâh — Allah ne güzel dilemiş! Güç ve kuvvet yalnızca Allah'ındır) deseydin ya!' (Kehf, 18/37-39). Nitekim çok geçmeden gökten inen bir afetle kibirli adamın bütün bağı çardakları üzerine çökmüş; adam yaptığı masraflara karşı avuçlarını ovuşturarak 'Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım!' diyerek pişman olmuştur.

KEHF SURESİ 32-59. AYETLER: İKİ BAHÇE SAHİBİ KISSASIŞımaran Bahçe Sahibi ve Mümin Arkadaşı• Kehf 32-44: Kendisine üzüm bağları ve hurmalıklar verilen adam, servetiyle kibirlenip ahireti inkâr etti• Mümin arkadaşı onu uyardı: 'Bağına girdiğinde Mâşâallah, lâ kuvvete illâ billâh (Allah ne güzel dilemiş, güç yalnız Allah'ındır) deseydin ya!'• Bahçesi afetle helak olunca pişman olduDünya Hayatının Geçiciliği ve Bâkî Salih Ameller• Kehf 45: Dünya hayatı gökten indirdiğimiz suyla yeşerip sonra kuruyup savrulan bitkiye benzer• Kehf 46: Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür; kalıcı olan salih ameller (el-Bâkıyâtü's-Sâlihât) ise Rabbin katında sevap ve ümitçe daha hayırlıdır• Kehf 49: Amel defteri küçük-büyük her şeyi saymıştır

4. Kehf Suresi 45-59. Ayetler: Dünya Hayatının Geçiciliği ve Salih Ameller

İki bahçe sahibi kıssasının hemen ardından gelen Kehf Suresi 45 ve 46. ayetler, kıssanın ana fikrini bütün insanlığa özetler. 45. ayette dünya hayatı; gökten indirilen yağmurla hızla yeşerip birbirine karışan, ancak çok geçmeden kuruyup rüzgârların savurduğu çerçöpe dönüşen bitkilere benzetilir.

46. ayette ise dünya süsleri ile kalıcı değerler karşılaştırılır: الْمَالُ وَالْبَنُونَ زِينَةُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا — 'Servet ve oğullar (evlatlar), dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler (el-Bâkıyâtü's-Sâlihât / kalıcı salih ameller) ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlıdır hem de ümit bağlamaya daha layıktır.' (Kehf, 18/46). Tefsirlerde 'el-Bâkıyâtü's-Sâlihât' kavramı; beş vakit namaz, 'Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallahu vallâhu ekber' tesbihatı ve Allah rızası için yapılan her türlü kalıcı iyilik olarak açıklanmıştır.

47-49. ayetlerde kıyamet günü dağların yürütülüp yeryüzünün dümdüz olacağı, insanların mahşerde toplanacağı ve amel defterlerinin ortaya konulacağı anlatılır. Günahkârlar defteri gördüklerinde korkuya kapılarak: 'Eyvah bize! Bu nasıl bir kitapmış ki küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!' (Kehf, 18/49) diyeceklerdir. 50-59. ayetlerde ise İblis'in Hz. Âdem'e secde emrine kibrederek karşı çıkması hatırlatılır ve insanların şeytanı dost edinmemeleri öğütlenir.

5. Mülk Suresi 11-20. Ayetlerin Okunuşu ve Anlam Tahlili

12. sınıf ezber müfredatımızda yer alan Mülk Suresi'nin ilk 10 ayetini geçen hafta öğrenmiştik. Şimdi surenin ikinci bölümü olan 11-20. ayetlerin Arapça metnini ve anlamını inceliyoruz: • Ayet 11-12: فَاعْتَرَفُوا بِذَنْبِهِمْ فَسُحْقًا لِأَصْحَابِ السَّعِيرِ * إِنَّ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ — 'Böylece (cehennemlikler) günahlarını itiraf ederler; artık çılgın ateş halkı (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun! Şüphesiz görmedikleri halde (tenhada/gaybda) Rablerinden derin bir saygıyla korkanlar (haşyet duyanlar) var ya; işte onlar için büyük bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.' • Ayet 13-14: وَأَسِرُّوا قَوْلَكُمْ أَوِ اجْهَرُوا بِهِ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ * أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ — 'Sözünüzü ister gizleyin ister açığa vurun; bilin ki O, göğüslerin (kalplerin) özünü çok iyi bilendir. Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilendir (el-Latîf), her şeyden haberdar olandır (el-Habîr).'

• Ayet 15: هُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا فِي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِهِ وَإِلَيْهِ النُّشُورُ — 'Yeryüzünü sizin için boyun eğen (elverişli/zelûl) kılan O'dur. Öyleyse onun omuzlarında (dağlarında, yollarında) yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin! Dönüş ancak O'nadır (en-Nüşûr).' • Ayet 16-18: أَأَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ أَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْأَرْضَ فَإِذَا هِيَ تَمُورُ * أَمْ أَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ أَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذِيرِ * وَلَقَدْ كَذَّبَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ — 'Gökte (hükümranlığı) olanın, sarsılmakta olan yerin sizi yutuvermesinden emin mi oldunuz? Yahut üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? Uyarılarımın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz! Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı; ama benim cezalandırmam nasıl olmuştu!'

• Ayet 19-20: أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَافَّاتٍ وَيَقْبِضْنَ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا الرَّحْمٰنُ إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَصِيرٌ * أَمَّنْ هٰذَا الَّذِي هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ يَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِ إِنِ الْكَافِرُونَ إِلَّا فِي غُرُورٍ — 'Üstlerinde kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları (havada) Rahmân'dan başkası tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir (el-Basîr). Rahmân'dan başka size yardım edecek ordunuz kimmiş? İnkârcılar ancak derin bir aldanış (gurûr) içindedirler.'

MÜLK SURESİ 11-20. AYETLERİN ANA MESAJLARIGaybda Rablerinden Haşyet Duyanlar (11-15)• Görmedikleri halde Rablerinden derin saygıyla korkanlar için bağışlanma ve büyük mükâfat vardır• Allah gizlenen sözleri de kalplerin özünü de bilir• 'Yaratan bilmez mi? O Latîf'tir, Habîr'dir' (Ayet 14)• Yeryüzünü size boyun eğdiren (zelûl kılan) O'dur; üzerinde yürüyün ve O'nun rızkından yiyin (Ayet 15)İlahi Kudret ve Uçan Kuşlar İbreti (16-20)• Yerin sizi yutmayacağından veya gökten taş fırtınası gelmeyeceğinden emin misiniz? (Ayet 16-17)• Üstlerinde kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları havada Rahmân'dan başkası tutmuyor (Ayet 19)• Rahmân'dan başka size yardım edecek kimdir? (Ayet 20)

6. Tecvit Uygulamaları ve Çıkarımlar

Mülk Suresi 11-20. ayetleri okurken şu tecvit kurallarına dikkat edilmelidir: • بِذَنْبِهِمْ: Sâkin nûndan sonra 'bâ' (ب) harfi geldiği için 'İklâb' yapılır (nûn sesi mîm sesine çevrilerek gunneli okunur). • مَغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ: Tenvinden sonra 'vav' (و) geldiği için 'İdğâm-ı Maalgunne'; وَأَجْرٌ كَبِيرٌ kısmında ise 'cim' harfinde 'Kalkale' ve tenvinden sonra 'kef' (ك) geldiği için 'İhfâ' yapılır. • صَافَّاتٍ: Med harfi olan eliften sonra şeddeli 'fâ' harfi geldiği için dört elif miktarı uzatılarak 'Medd-i Lâzım' (Kelime-i Müsakkale) uygulanır.

Bu hafta işlediğimiz konulardan çıkaracağımız en önemli ders; Kur'an'ı anlamak için güvenilir meal ve tefsirlerle sürekli bağ kurmak, Kehf Suresi'ndeki bahçe sahibi gibi dünyalıklarla şımarmayıp 'el-Bâkıyâtü's-Sâlihât'a (kalıcı salih amellere) yönelmek ve Mülk Suresi'nin öğrettiği üzere kimsenin görmediği yerde de (bi'l-gayb) Rabbimize karşı haşyet ve saygımızı korumaktır.

Örnekler

  1. Örnek 1'Meal' ile 'Tefsir' arasındaki temel fark nedir ve Kur'an çevirilerine neden 'tercüme' değil de 'meal' adı verilmiştir?

    Cevabı göster

    Kur'an-ı Kerim'in eşsiz belagati ve bir kelimenin aynı anda birden çok derin anlam taşıması sebebiyle başka bir dile birebir 'tercümesi' mümkün değildir. Bu yüzden ayetlerin başka bir dile yaklaşık ve özet anlamıyla aktarılmasına 'meal' denilmiştir. 'Tefsir' ise ayetlerin iniş sebepleri, dil incelikleri ve Hz. Peygamber'in sünneti ışığında ayrıntılı ve geniş biçimde açıklanmasıdır.

  2. Örnek 2Kur'an-ı Kerim meal ve tefsirlerinden yararlanırken yanlış anlamalara düşmemek için hangi temel ilkelere dikkat edilmelidir?

    Cevabı göster

    1) Ayetler bağlamından koparılmadan öncesi ve sonrasıyla (siyak-sibak bütünlüğü içinde) okunmalıdır. 2) Ayetlerin iniş sebepleri (esbâb-ı nüzûl) ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetindeki açıklamaları dikkate alınmalıdır. 3) Alanında uzman âlimlerin veya Diyanet İşleri Başkanlığı gibi güvenilir kurumların açıklamalı meal ve tefsirleri tercih edilmelidir.

  3. Örnek 3Kehf Suresi 32-44. ayetlerde anlatılan 'İki Bahçe Sahibi Kıssası'nda zengin bahçe sahibinin düştüğü hata nedir ve mümin arkadaşı ona hangi öğüdü vermiştir?

    Cevabı göster

    Zengin bahçe sahibi, kendisine verilen verimli bağların kendi gücüyle elde edildiğini sanarak kibirlenmiş, nimetin hiç yok olmayacağını iddia etmiş ve kıyameti/ahireti inkâr etmiştir. Mümin arkadaşı ise ona kendisini topraktan yaratan Allah'ı inkâr etmemesini ve bağına girdiğinde مَا شَاءَ اللّٰهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ ('Allah ne güzel dilemiş! Güç ve kuvvet yalnız Allah'ındır') diyerek şükretmesini öğütlemiştir.

  4. Örnek 4Kehf Suresi 46. ayette geçen 'dünya hayatının süsü' ve 'el-Bâkıyâtü's-Sâlihât' kavramları neyi ifade etmektedir?

    Cevabı göster

    Ayette 'mal (servet) ve oğullar (evlatlar)' dünya hayatının geçici süsü olarak nitelendirilmiştir. 'el-Bâkıyâtü's-Sâlihât' ise yok olup gitmeyen, sevabı Allah katında ebediyen kalıcı olan salih amelleri, namazları, zikirleri ve hayır işlerini ifade eder.

  5. Örnek 5Mülk Suresi 12, 14 ve 19. ayetlerde müminlere verilen temel mesajları açıklayınız.

    Cevabı göster

    • 12. ayette: İnsanların görmediği tenha yerlerde de (bi'l-gayb) Rablerinden derin saygıyla sakınan (haşyet duyan) müminlere bağışlanma ve büyük mükâfat müjdelenir. • 14. ayette: 'Hiç yaratan bilmez mi? O Latîf'tir, Habîr'dir' buyrularak insanı yaratan Allah'ın kalplerdeki en gizli düşünceleri dahi bildiği vurgulanır. • 19. ayette: Gökyüzünde kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşları havada düşmeden tutanın yalnız Rahmân olduğu hatırlatılarak doğadaki fizik yasalarının Allah'ın kudretiyle işlediği bildirilir.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

    Kısaca

    • Kur'an-ı Kerim'in eşsiz edebi üslubu ve çok katmanlı anlam zenginliği başka bir dile birebir (tercüme olarak) aktarılamadığı için, ayetlerin yaklaşık ve özet anlamını veren çevirilere 'meal', geniş ve delilli açıklamalarına ise 'tefsir' denir.
    • Meal ve tefsirlerden yararlanırken; ayetleri öncesi ve sonrasıyla (siyak-sibak bütünlüğü içinde) okumak, iniş sebeplerini (esbâb-ı nüzûl) ve Hz. Peygamber'in sünnetini dikkate almak ve ehil âlimlerin/güvenilir kurumların eserlerini tercih etmek gerekir.
    • Kehf Suresi 32-44. ayetlerde anlatılan 'İki Bahçe Sahibi Kıssası'nda; servetiyle şımarıp ahireti inkâr eden kibirli bahçe sahibi ile ona 'Mâşâallah, lâ kuvvete illâ billâh' diyerek şükretmeyi öğütleyen mümin arkadaşının diyaloğu yer alır.
    • Kehf Suresi 45-49. ayetlerde dünya hayatının yağmurla yeşerip sonra kuruyan bitki gibi geçici olduğu, mal ve evlatların dünya süsü olduğu, asıl kalıcı olanın ise salih ameller (الْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ) olduğu vurgulanır.
    • Mülk Suresi 11-15. ayetlerde görmedikleri halde Rablerinden derin bir saygıyla (haşyetle) sakınan müminler müjdelenir; her şeyi yaratan Allah'ın kalplerdeki gizli düşünceleri dahi bildiği (أَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ) bildirilir.
    • Mülk Suresi 16-20. ayetlerde yeryüzünün insanın hizmetine sunulduğu, gökyüzünde kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşları havada tutanın yalnız Rahmân olduğu hatırlatılarak insan tefekküre davet edilir.

    Bu dersin öteki kaynakları