Son iki haftada ibadetlerin hükümlerini, yani nasıl ve hangi derecede yapılacaklarını öğrendik. Bu hafta ibadetin özüne yöneliyor ve kulluk ettiğimiz Yüce Allah'ı tanımanın en güzel yolu olan Esmâü'l-Hüsnâ, yani Allah'ın en güzel isimleri üzerinde duruyoruz. Her an bizi gözeten er-Rakîb, en küçük iyiliğe bile bol karşılık veren eş-Şekûr ve her türlü övgüye layık olan el-Hamîd isimlerini ayet ve hadislerde bulacak, İslam'daki yerlerini araştıracak ve ilişkili oldukları alanlara göre etiketleyeceğiz.
Allah’ın Güzel İsimleri ve Metinlerde Tespit Yöntemi
Yüce Allah'ı tanımanın en önemli yollarından biri, O'nun kendisini bize tanıttığı isimleri öğrenmektir. Kur'an-ı Kerim ve hadislerde bildirilen bu isimlere Esmâü'l-Hüsnâ, yani 'en güzel isimler' denir. Kur'an-ı Kerim'de 'En güzel isimler Allah'ındır. O hâlde O'na bu isimlerle dua edin.' (A'râf suresi, 180. ayet) buyrulur. Haşr suresinin son ayetinde de 'O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur.' (Haşr suresi, 24. ayet) denir. Peygamberimiz de 'Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim onları sayıp öğrenir ve gereğince yaşarsa cennete girer.' (Buhârî, Şurût, 18; Müslim, Zikir, 5) buyurmuştur.
Allah'ın isimleri O'nun zatını, sıfatlarını ve fiillerini tanıtır. Örneğin bir isim Allah'ın her şeyi bildiğini, bir başkası bağışlayıcılığını, bir diğeri ise yüceliğini anlatır. Bu isimler Kur'an-ı Kerim'de çoğu zaman ayetlerin sonunda, ikişerli gruplar hâlinde yer alır: Gafûr-Rahîm (çok bağışlayan, çok merhametli), Ganî-Hamîd (her bakımdan zengin, övülmeye layık), Gafûr-Şekûr (çok bağışlayan, şükrün karşılığını veren) gibi. Ayetin sonunda gelen isim, o ayette anlatılan konuyla doğrudan ilişkilidir. Örneğin iyilik ve infaktan söz eden bir ayetin Şekûr ismiyle bitmesi, Allah'ın o iyiliği karşılıksız bırakmayacağını haber verir.
Bir metinde geçen güzel isimleri tespit ederken dört adım izleyebiliriz: Önce metni dikkatle okuruz. Sonra Allah'ı niteleyen kelimeleri, özellikle 'Allah ... olandır' kalıbında geçen ifadeleri işaretleriz. Ardından ismin kök anlamını ve hangi bağlamda geçtiğini araştırırız; çünkü aynı kökten gelen kelimeler isme ışık tutar: Rakîb ismi gözetmek anlamındaki 'rakabe', Şekûr ismi 'şükür', Hamîd ismi ise 'hamd' kökünden gelir. Son olarak ismi ilişkili olduğu alana göre etiketleriz. Bu yöntemle isimleri ezberlemekle kalmaz, her birinin hayatımıza ne söylediğini de anlarız.
| Adım | Ne Yapılır? | Uygulama: 'Rabbimiz gerçekten çok bağışlayan, şükrün karşılığını çok verendir.' (Fâtır, 34) |
|---|---|---|
| 1. Oku | Ayet veya hadis bütünüyle okunur | Ayet, cennete girenlerin Allah'a hamd ettiği sözleri anlatır |
| 2. Bul | Allah'ı niteleyen isimler işaretlenir | Çok bağışlayan (el-Gafûr), şükrün karşılığını çok veren (eş-Şekûr) |
| 3. Araştır | İsmin kök anlamı ve geçtiği bağlam incelenir | Şekûr, 'şükür' kökünden gelir; az amele bol karşılık vermeyi anlatır |
| 4. Etiketle | İsim ilişkili olduğu alana yerleştirilir | Gafûr ve Şekûr: Lütuf, bağışlama ve mükâfat alanı |
Er-Rakîb: Her Şeyi Gözeten ve Koruyan Allah
Rakîb ismi Arapçada gözetmek, korumak, kontrol altında tutmak ve beklemek anlamlarına gelen 'rakabe' kökünden türemiştir. Er-Rakîb, yarattığı her şeyi an be an gözeten, hiçbir şeyi gözünden kaçırmayan, kullarının söz, davranış ve niyetlerinden haberdar olan ve onları koruyup kollayan demektir. Kur'an-ı Kerim'de 'Şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.' (Nisâ suresi, 1. ayet) ve 'Allah her şeyi gözetleyendir.' (Ahzâb suresi, 52. ayet) buyrulur. Hz. İsa'nın Allah'a hitabını aktaran ayette de 'Sen beni vefat ettirince onların üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye şahitsin.' (Mâide suresi, 117. ayet) ifadesi geçer.
Allah'ın gözetimi her şeyi kuşatır: Gizli ile açık, gece ile gündüz, kalabalık ile yalnızlık O'nun için birdir. Kur'an-ı Kerim'de 'Bilmez mi ki Allah görüyor?' (Alak suresi, 14. ayet) ve 'Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.' (Hadîd suresi, 4. ayet) buyrulur. İnsanın söylediği her sözün kaydedildiği de 'İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.' (Kâf suresi, 18. ayet) ayetiyle bildirilir. Allah'ın gözetimi yalnızca bir denetim değil, aynı zamanda koruma ve şefkattir: O, kullarını gözetir, onları korur ve onlara yol gösterir.
Rakîb ismini bilen bir Müslümanda murakabe bilinci gelişir. Murakabe, kişinin Allah'ın kendisini her an gördüğünü bilerek davranışlarını kontrol etmesidir. Peygamberimiz bu bilinci ihsan kavramıyla şöyle açıklamıştır: 'İhsan, Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni görür.' (Buhârî, İman, 37; Müslim, İman, 1). Meşhur bir rivayete göre Hz. Ömer döneminde annesi süte su katmasını isteyen bir kız, 'Halife görmüyor' sözüne 'Halife görmüyorsa Halife'nin Rabbi görüyor' diye karşılık vermiştir. İşte bu, Rakîb ismini kavramış bir kalbin sesidir: Kimse görmese de dürüst olmak, emanete ve kul hakkına dikkat etmek.
| Metin | Kaynak | Verdiği Mesaj | Hayata Yansıması |
|---|---|---|---|
| 'Şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.' | Nisâ, 1 | Allah bütün insanları her an gözetir | Aile ve akraba haklarını gözetmek |
| 'Allah her şeyi gözetleyendir.' | Ahzâb, 52 | Gözetim bütün varlıkları kapsar | Yalnızken de doğru davranmak |
| 'Bilmez mi ki Allah görüyor?' | Alak, 14 | Hiçbir davranış Allah'tan gizli kalmaz | Kötülüğe teşebbüs etmemek |
| 'Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir.' | Hadîd, 4 | Allah'ın ilmi ve gözetimi her yerdedir | Yalnızlıkta güven duymak |
| İhsan hadisi | Buhârî, Müslim | Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmek | Namazı huşu ile kılmak |
Eş-Şekûr: Az Amele Çok Karşılık Veren Allah
Şekûr ismi 'şükür' kökünden gelir. Şükür, kendisine bir iyilik yapılan kişinin bu iyiliği bilip karşılığında minnettarlık göstermesidir. Bu kelime Allah için kullanıldığında anlamı farklılaşır: Eş-Şekûr, kullarının yaptığı az amele çok mükâfat veren, hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmayan, şükredenin şükrünü kat kat artırarak karşılayan demektir. Kur'an-ı Kerim'de bu isim çoğunlukla bağışlama anlamındaki isimlerle birlikte geçer: '... Allah onların ecirlerini tam olarak versin ve lütfundan onlara fazlasını da versin. Şüphesiz O çok bağışlayan, şükrün karşılığını bolca verendir.' (Fâtır suresi, 30. ayet). Aynı kökten gelen eş-Şâkir ismi de 'Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir.' (Bakara suresi, 158. ayet) ayetinde geçer.
Allah'ın Şekûr oluşu, iyiliklerin karşılığının nasıl artırıldığını anlatan ayet ve hadislerde açıkça görülür. Kur'an-ı Kerim'de 'Kim bir iyilikle gelirse ona on katı vardır.' (En'âm suresi, 160. ayet) buyrulur; Allah yolunda harcananın ise yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan bir tohum gibi kat kat artırıldığı bildirilir (Bakara suresi, 261. ayet). Peygamberimiz, bir iyiliğe niyet edip yapamayana bile bir iyilik yazıldığını, yapana ise on kattan yedi yüz kata kadar sevap verildiğini haber vermiştir (Buhârî, Rikâk; Müslim, İman). Yine susuzluktan kıvranan bir köpeği kuyudan çıkardığı suyla sulayan adamın bu davranışından Allah'ın memnun olduğunu, ona karşılık verip onu bağışladığını bildirmiştir (Buhârî, Müslim). Bir hayvana su vermek gibi küçük görünen bir iyilik, Şekûr olan Allah katında büyük bir değer taşır.
Şekûr ismini öğrenen kul, kendisine verilen nimetlerin farkına varır ve şükreden bir kul olmaya çalışır. Kur'an-ı Kerim'de 'Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Nankörlük ederseniz bilin ki azabım çok çetindir.' (İbrâhîm suresi, 7. ayet) buyrulur. Şükür kalple (nimetin Allah'tan geldiğini bilmek), dille (Elhamdülillah demek, Allah'ı övmek) ve bedenle (nimeti yerinde kullanmak, ibadet etmek) yapılır. 'Ey Dâvûd ailesi! Şükür olarak çalışın. Kullarımdan şükredenler azdır.' (Sebe suresi, 13. ayet) ayeti, şükrün söz kadar davranışla da yapıldığını gösterir. Peygamberimiz geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılar, bunun sebebi sorulunca 'Şükreden bir kul olmayayım mı?' (Buhârî, Müslim) derdi. Ayrıca 'İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a da şükretmez.' (Ebû Dâvûd, Edeb; Tirmizî, Birr) buyurarak insanlara teşekkürü de şükrün parçası saymıştır.
| Şükrün Yolu | Nasıl Yapılır? | Günlük Hayattan Örnek |
|---|---|---|
| Kalple şükür | Nimetin Allah'tan geldiğini bilmek ve O'na minnet duymak | Sağlığımızın, ailemizin, gözümüzün birer nimet olduğunu düşünmek |
| Dille şükür | Allah'ı övmek, Elhamdülillah demek, nimeti anmak | Yemekten sonra dua etmek, 'Allah'a şükürler olsun' demek |
| Bedenle (fiilî) şükür | Nimeti Allah'ın rızasına uygun kullanmak, ibadet etmek | Gözü harama bakmaktan korumak, bilgisini paylaşmak, israf etmemek |
| İnsanlara teşekkür | Bize iyilik edenlere minnettarlık göstermek | Anne-babaya, öğretmene, arkadaşa 'Teşekkür ederim' demek |
El-Hamîd: Her Türlü Övgüye Layık Olan Allah
Hamîd ismi 'hamd' kökünden gelir. Hamd, bir varlığı sahip olduğu güzel sıfatlar ve yaptığı güzel işler sebebiyle sevgi ve saygıyla övmektir. El-Hamîd, yarattıkları, sıfatları ve fiilleri bakımından her türlü övgüye layık olan, kimse övmese de övülmeye layık olan demektir. Bu isim Kur'an-ı Kerim'de çoğunlukla 'her bakımdan zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan' anlamındaki Ganî ismiyle birlikte geçer: 'Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Allah ise her bakımdan zengin olan, övülmeye layık olandır.' (Fâtır suresi, 15. ayet). Bir başka ayette de 'O, övülmeye layıktır, şanı yücedir.' (Hûd suresi, 73. ayet) buyrulur.
Hamd, İslam'da çok önemli bir yere sahiptir. Kur'an-ı Kerim 'Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.' (Fâtiha suresi, 2. ayet) cümlesiyle başlar. Fâtiha'nın yanı sıra En'âm, Kehf, Sebe ve Fâtır sureleri de 'Elhamdülillah' ifadesiyle başlar. Cennet ehlinin durumu anlatılırken 'Dualarının sonu da: Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur, sözüdür.' (Yûnus suresi, 10. ayet) buyrulur. Peygamberimiz de 'Elhamdülillah, mizanı (amel terazisini) doldurur.' (Müslim, Tahâret, 1) buyurarak hamdin değerini göstermiştir. Dikkat çekici bir bilgi de şudur: Peygamberimizin Muhammed, Ahmed ve Mahmud isimleri de hamd kökünden gelir ve 'çok övülen' anlamını taşır.
Hamd, bir Müslümanın günlük hayatının her anına yayılır. Namazda her rekâtta okunan Fâtiha hamdle başlar; Sübhaneke'deki 've bihamdik' (seni hamd ile överim) ifadesi, rükûdan doğrulurken söylenen 'Semiallahü limen hamideh' (Allah kendisine hamd edeni işitir) ve 'Rabbena leke'l-hamd' (Rabbimiz, hamd sana mahsustur) sözleri hep Hamîd ismini hatırlatır. Namazdan sonraki tesbihatta otuz üç kez 'Elhamdülillah' denir (Müslim). Yemekten sonra yapılan dua, aksırınca söylenen 'Elhamdülillah' (Buhârî, Edeb) ve sevinçli bir haber alınca yapılan hamd de bu bilincin göstergesidir. Hamîd ismini bilen kul, kendisine yöneltilen övgüleri bile asıl sahibine, yani Allah'a yöneltir ve böylece kibirden korunur.
| Nerede? | Hamd İfadesi | Anlamı |
|---|---|---|
| Kur'an'ın başında | Elhamdülillahi Rabbi'l-âlemîn | Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur |
| Namazın başında | Sübhaneke ... ve bihamdik | Allah'ım! Seni her türlü eksiklikten uzak tutar ve hamd ile överim |
| Rükûdan doğrulurken | Semiallahü limen hamideh, Rabbena leke'l-hamd | Allah kendisine hamd edeni işitir; Rabbimiz, hamd sana mahsustur |
| Namazdan sonra | 33 kez Elhamdülillah | Hamd Allah'a mahsustur |
| Günlük hayatta | Yemek duası, aksırınca Elhamdülillah | Nimet ve sağlık için Allah'ı övmek |
Gözetim, Karşılık ve Övgü: Üç İsmin Birbiriyle İlişkisi
Bu hafta öğrendiğimiz üç isim, birbirini tamamlayan bir anlam zinciri oluşturur. Allah Rakîbtir: Kulunun yaptığı en küçük iyiliği bile görür, hiçbir çabayı gözden kaçırmaz. Allah Şekûrdur: Gördüğü o iyiliği karşılıksız bırakmaz, üstelik kat kat artırarak karşılık verir. Allah Hamîddir: Bütün bu gözetim, lütuf ve ikram sebebiyle her türlü övgü O'na yaraşır. Kulun bu üç isme cevabı da üç kavramla özetlenebilir: Rakîb ismine murakabe ile, Şekûr ismine şükür ile, Hamîd ismine ise hamd ile karşılık verir.
Şekûr ve Hamîd isimleri arasındaki ilişki, kulun davranışı olan şükür ve hamd kavramlarının karşılaştırılmasıyla daha iyi anlaşılır. Şükür, bize verilen bir nimete karşılık olarak yapılır; kalple, dille ve bedenle gerçekleştirilir. Hamd ise Allah'ı nimet olsun olmasın, sahip olduğu yüce sıfatlar ve güzel isimler sebebiyle övmektir; daha çok kalp ve dille yapılır. Bu yüzden hamd daha geniş bir kavramdır: Her şükürde bir övgü vardır, ama her hamd bir nimete karşılık değildir. Örneğin gökyüzünün güzelliğini seyrederken Allah'ın yaratma kudretine hayran olup 'Elhamdülillah' demek hamddir; yeni bir sağlık nimetine kavuşunca 'Allah'ım sana şükürler olsun' demek ise hem şükür hem hamddir.
Lokmân suresinde bu iki ismin ilişkisi açıkça görülür: 'Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.' (Lokmân suresi, 12. ayet). Bu ayet bize önemli bir gerçeği öğretir: Allah Ganî ve Hamîd olduğu için kulunun şükrüne ve övgüsüne muhtaç değildir; şükrün ve hamdin faydası kula döner. Kul şükrettikçe Şekûr olan Allah nimetini artırır; nankörlük etse bile Allah'ın övülmeye layık oluşundan hiçbir şey eksilmez. Rakîb ismi ise bu ilişkinin güvencesidir: Gözeten Allah, kulun gizlice yaptığı şükrü de, kimse duymadan ettiği hamdi de bilir.
| Özellik | er-Rakîb | eş-Şekûr | el-Hamîd |
|---|---|---|---|
| Kök ve anlamı | Rakabe: gözetmek, korumak | Şükür: iyiliğe karşılık vermek | Hamd: sevgi ve saygıyla övmek |
| İsmin anlamı | Her şeyi an be an gözeten, koruyan | Az amele çok mükâfat veren | Her türlü övgüye layık olan |
| Geçtiği bazı ayetler | Nisâ, 1; Ahzâb, 52; Mâide, 117 | Fâtır, 30 ve 34; Şûrâ, 23; Teğâbün, 17 | Fâtır, 15; Lokmân, 12; Hûd, 73 |
| Birlikte geçtiği isimler | Şehîd (her şeye şahit olan) | Gafûr (çok bağışlayan), Halîm (yumuşak davranan) | Ganî (her bakımdan zengin), Mecîd (şanı yüce) |
| Kuldaki karşılığı | Murakabe, ihsan, dürüstlük | Şükür, teşekkür, iyiliği sürdürmek | Hamd, tevazu, övgüyü Allah'a yöneltmek |
İsimleri İlişkili Oldukları Alana Göre Etiketleme
Allah'ın güzel isimlerini daha iyi kavramanın bir yolu da onları ilişkili oldukları alana göre gruplandırmak, yani etiketlemektir. Bazı isimler Allah'ın her şeyi bilmesi ve gözetmesiyle ilgilidir: Alîm (her şeyi bilen), Basîr (her şeyi gören), Semî (her şeyi işiten), Habîr (her şeyden haberdar olan), Şehîd (her şeye şahit olan), Hafîz (koruyan) ve Rakîb. Bu isimlere bilgi ve gözetim alanı etiketini verebiliriz. Rakîb ismi bu grupta yer alır; çünkü gözetmek, bilmeyi, görmeyi ve korumayı birlikte içerir.
Bazı isimler ise Allah'ın kullarına ikram etmesi, onları bağışlaması ve iyiliklerini ödüllendirmesiyle ilgilidir: Rahîm (çok merhametli), Kerîm (cömert), Gafûr (çok bağışlayan), Vehhâb (karşılıksız bağışlayan), Şâkir ve Şekûr. Bu gruba lütuf ve mükâfat alanı etiketini verebiliriz. Allah'ın yüceliği, kemali ve hiçbir şeye muhtaç olmamasıyla ilgili isimler ise yücelik ve övgü alanında toplanabilir: Ganî (her bakımdan zengin), Mecîd (şanı yüce), Azîz (mutlak güç sahibi), Celîl (ululuk sahibi) ve Hamîd. Bir ismin hangi alana ait olduğunu belirlerken ismin kök anlamına ve Kur'an-ı Kerim'de birlikte geçtiği isimlere bakmak büyük kolaylık sağlar.
Etiketlemenin bir diğer boyutu, ismin kulun hayatındaki karşılığını belirlemektir. Rakîb ismi kişide dürüstlük ve sorumluluk alanına, Şekûr ismi minnettarlık ve iyilik alanına, Hamîd ismi ise tevazu ve ibadet alanına yansır. Müslüman toplumlarda çocuklara bu isimlerin başına 'kul' anlamındaki 'Abd' kelimesi eklenerek Abdürrakîb, Abdüşşekûr, Abdülhamîd gibi isimler verilmesi de bu bilincin bir göstergesidir: Bu isimler 'gözetleyen Allah'ın kulu', 'şükrün karşılığını veren Allah'ın kulu', 'övülmeye layık Allah'ın kulu' anlamına gelir. Unutmayalım ki isimler birbirinden ayrı düşünülmez; her biri Allah'ı farklı bir yönüyle tanıtır ve hepsi birlikte O'nun eşsiz yüceliğini anlatır.
| Alan Etiketi | Bu Alandaki Bazı İsimler | Haftanın İsmi | Kuldaki Yansıması |
|---|---|---|---|
| Bilgi ve gözetim | Alîm, Basîr, Semî, Habîr, Şehîd, Hafîz | er-Rakîb | Murakabe, dürüstlük, emanete ve kul hakkına dikkat |
| Lütuf ve mükâfat | Rahîm, Kerîm, Gafûr, Vehhâb, Şâkir | eş-Şekûr | Şükür, teşekkür, küçük iyilikleri önemsemek |
| Yücelik ve övgü | Ganî, Mecîd, Azîz, Celîl | el-Hamîd | Hamd, tevazu, övgüyü Allah'a yöneltmek |
Örnekler
Örnek 1Aşağıdaki ayetlerde geçen Allah'ın güzel isimlerini tespit ediniz ve anlamlarını yazınız: 1) 'Şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.' (Nisâ, 1) 2) 'Rabbimiz gerçekten çok bağışlayan, şükrün karşılığını çok verendir.' (Fâtır, 34) 3) 'Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.' (Lokmân, 12)
Cevabı göster
1. adım: Her ayette Allah'ı niteleyen ifadeleri işaretleriz. 2. adım: İsimleri belirleriz: 1) 'Gözetleyici' ifadesi er-Rakîb ismidir: Her şeyi an be an gözeten, koruyan. 2) 'Çok bağışlayan' ifadesi el-Gafûr, 'şükrün karşılığını çok veren' ifadesi eş-Şekûr ismidir: Az amele çok mükâfat veren. 3) 'Her bakımdan zengin' ifadesi el-Ganî, 'övülmeye layık' ifadesi el-Hamîd ismidir: Her türlü övgüye layık olan. 3. adım: Dikkat edersek isimlerin hepsi ayetlerin sonunda yer almakta ve ayetin konusunu tamamlamaktadır.
Örnek 2Sınav sırasında öğretmen birkaç dakikalığına sınıftan çıkmıştır. Mert'in yanındaki arkadaşı ona kopya vermeyi teklif eder. Mert 'Öğretmenimiz görmese de Allah görüyor' diyerek teklifi geri çevirir. Mert'in davranışını Allah'ın hangi güzel ismiyle ilişkilendirirsiniz? Bu davranış hangi kavramlarla açıklanır?
Cevabı göster
1. adım: Mert'in sözündeki anahtar ifadeyi buluruz: 'Allah görüyor.' Bu ifade Allah'ın her şeyi gözetmesini anlatır. 2. adım: İsmi belirleriz: Davranış er-Rakîb ismiyle ilişkilidir. 'Şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.' (Nisâ, 1) ve 'Bilmez mi ki Allah görüyor?' (Alak, 14). 3. adım: Kavramları belirleriz: Mert'te murakabe bilinci vardır; Allah'ın kendisini her an gördüğünü bilerek davranışını kontrol etmiştir. Bu aynı zamanda ihsan hadisinde anlatılan 'Sen O'nu görmesen de O seni görür' bilincidir. 4. adım: Sonuç: Rakîb ismini kavrayan kişi, insanlar görmese de dürüst davranır; kopya çekmek hem kul hakkına hem de dürüstlük ilkesine aykırıdır.
Örnek 3Ayşe her sabah okula giderken bahçedeki kap ile kuşlara su ve biraz yem bırakmaktadır. Bir arkadaşı 'Bu kadar küçük bir işin ne önemi var ki?' der. Bu soruya Allah'ın güzel isimlerinden hangisiyle cevap verilebilir? Bir hadis ve bir ayetle destekleyiniz.
Cevabı göster
1. adım: Konunun küçük bir iyiliğin karşılığı olduğunu tespit ederiz. 2. adım: İsmi belirleriz: Az amele çok karşılık veren isim eş-Şekûrdur. 3. adım: Hadisle destekleriz: Peygamberimiz susuz bir köpeği kuyudan çıkardığı suyla sulayan adamın bu davranışından Allah'ın memnun olduğunu, ona karşılık verip onu bağışladığını bildirmiştir (Buhârî, Müslim). 4. adım: Ayetle destekleriz: 'Kim bir iyilikle gelirse ona on katı vardır.' (En'âm, 160). 5. adım: Sonuç: Şekûr olan Allah katında hiçbir iyilik küçük değildir; Ayşe'nin davranışı samimi bir niyetle yapıldığında büyük bir değer taşır.
Örnek 4Aşağıdaki iki durumu hamd ve şükür kavramlarıyla değerlendiriniz: A) Zehra, uzun süren bir hastalıktan sonra iyileşir ve 'Allah'ım, bana sağlığımı geri verdiğin için sana şükürler olsun' der. B) Kerem, gece gökyüzündeki yıldızları seyrederken evrenin düzenine hayran kalır ve 'Elhamdülillah, ne kadar yücesin Allah'ım' der.
Cevabı göster
1. adım: Tanımları hatırlarız: Şükür bir nimete karşılık minnettarlıktır; hamd ise Allah'ı nimet olsun olmasın bütün güzel sıfatları için övmektir. 2. adım: A durumunu değerlendiririz: Zehra kavuştuğu sağlık nimetine karşılık Allah'a minnet duymaktadır. Bu şükürdür; aynı zamanda Allah'ı övdüğü için hamd de içerir. Bu durum Şekûr ismiyle ilişkilidir. 3. adım: B durumunu değerlendiririz: Kerem doğrudan kendisine verilmiş bir nimetten değil, Allah'ın yaratmasındaki yücelikten etkilenerek O'nu övmektedir. Bu hamddir ve Hamîd ismiyle ilişkilidir. 4. adım: Çıkarım: Her şükürde bir övgü vardır, ama her hamd bir nimete karşılık değildir; bu yüzden hamd daha geniş bir kavramdır.
Örnek 5Aşağıdaki isimleri 'Bilgi ve gözetim', 'Lütuf ve mükâfat', 'Yücelik ve övgü' alanlarına göre etiketleyiniz: Rakîb, Şekûr, Hamîd, Basîr, Kerîm, Ganî, Alîm, Gafûr, Mecîd.
Cevabı göster
1. adım: Her ismin anlamını hatırlarız: Rakîb (gözeten), Şekûr (az amele çok mükâfat veren), Hamîd (övülmeye layık), Basîr (her şeyi gören), Kerîm (cömert), Ganî (her bakımdan zengin), Alîm (her şeyi bilen), Gafûr (çok bağışlayan), Mecîd (şanı yüce). 2. adım: Anlamlara göre gruplarız: • Bilgi ve gözetim: Rakîb, Basîr, Alîm • Lütuf ve mükâfat: Şekûr, Kerîm, Gafûr • Yücelik ve övgü: Hamîd, Ganî, Mecîd 3. adım: Kontrol ederiz: Kur'an-ı Kerim'de Şekûr ismi Gafûr ile, Hamîd ismi Ganî ve Mecîd ile birlikte geçer; bu da etiketlerimizin doğru olduğunu destekler.
Örnek 6Emre, gözlük takan bir arkadaşının zorlandığını görünce kendi gözlerinin sağlıklı olmasının büyük bir nimet olduğunu fark eder. Emre bu nimete kalbiyle, diliyle ve davranışlarıyla nasıl şükredebilir? Bu şükrün sonucu hakkında Kur'an-ı Kerim ne der?
Cevabı göster
1. adım: Kalple şükür: Emre gözlerinin sağlığının kendi başarısı değil, Allah'ın bir lütfu olduğunu bilir ve O'na minnet duyar. 2. adım: Dille şükür: 'Elhamdülillah, Allah'ım bu nimet için sana şükürler olsun' der; dua eder. 3. adım: Bedenle (fiilî) şükür: Gözlerini faydalı şeyler okumak, Kur'an okumak, doğayı seyredip tefekkür etmek için kullanır; harama bakmaktan ve gözünü yoracak aşırılıklardan, örneğin saatlerce ekrana bakmaktan sakınır. Zorlanan arkadaşına da yardım eder. 4. adım: Sonuç: 'Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım.' (İbrâhîm, 7). Şekûr olan Allah, şükredenin nimetini artırır ve karşılıksız bırakmaz.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1'Şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.' (Nisâ suresi, 1. ayet) ayetinde Allah'ın hangi güzel ismine işaret edilmektedir?
Gözetleyici anlamındaki isim er-Rakîb'dir. Hamîd övülmeye layık olan, Şekûr az amele çok karşılık veren, Ganî ise her bakımdan zengin olan demektir.
2Kullarının yaptığı az amele çok mükâfat veren, hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmayan anlamındaki isim aşağıdakilerden hangisidir?
Eş-Şekûr, şükür kökünden gelir ve iyiliklerin karşılığını kat kat veren anlamındadır. Fâtır suresinin 30. ve 34. ayetlerinde Gafûr ismiyle birlikte geçer.
3Hamd ve şükür kavramları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Hamd daha geniştir ve her durumda Allah'ı övmeyi kapsar; şükür ise nimete karşılıktır ve kalp, dil, bedenle yapılır. Sebe suresinin 13. ayetindeki 'şükür olarak çalışın' ifadesi şükrün davranışla da yapıldığını gösterir.
4Aşağıdaki isim gruplarından hangisindeki isimlerin hepsi 'bilgi ve gözetim' alanıyla ilişkilendirilebilir?
Rakîb (gözeten), Basîr (her şeyi gören) ve Alîm (her şeyi bilen) isimlerinin üçü de Allah'ın bilgisi ve gözetimiyle ilgilidir. Diğer gruplarda lütuf-mükâfat ve yücelik-övgü alanlarına ait isimler karışık olarak yer almaktadır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Kur'an-ı Kerim, 'Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.' ayetiyle başlar.
Fâtiha suresinin 2. ayetidir. Ayrıca En'âm, Kehf, Sebe ve Fâtır sureleri de 'Elhamdülillah' ile başlar.
- Allah, kullarının şükrüne ve övgüsüne muhtaçtır; bu yüzden şükür ve hamd O'na fayda sağlar.
Allah Ganî ve Hamîd'dir, hiçbir şeye muhtaç değildir. Lokmân suresinin 12. ayetine göre şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; faydası kula döner.
- Murakabe, kişinin Allah'ın kendisini her an gördüğünü bilerek davranışlarını kontrol etmesidir.
Murakabe, Rakîb isminin kuldaki yansımasıdır ve ihsan bilinciyle yakından ilişkilidir.
- Şükür yalnızca 'Elhamdülillah' demekle yapılır; nimeti yerinde kullanmanın şükürle ilgisi yoktur.
Şükür kalple, dille ve bedenle yapılır. Nimeti Allah'ın rızasına uygun kullanmak bedenle (fiilî) şükürdür (Sebe suresi, 13. ayet).
- Peygamberimizin Muhammed, Ahmed ve Mahmud isimleri, Hamîd ismiyle aynı kökten gelir.
Bu isimlerin hepsi 'hamd' kökünden gelir ve 'çok övülen, övgüye layık' anlamlarını taşır.
- Kur'an-ı Kerim, 'Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.' ayetiyle başlar.
6Aşağıdaki kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- 'Allah her şeyi gözetleyendir.' (Ahzâb, 52) ayetinde Allah'ın ismi geçmektedir.
- Fâtır suresinde 'çok bağışlayan' anlamındaki Gafûr ismiyle birlikte geçen ve şükrün karşılığını bolca veren anlamına gelen isim ismidir.
- 'Allah her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.' ayetinde Ganî ismiyle birlikte ismi geçer.
- Allah'ı nimet olsun olmasın bütün güzel sıfatları sebebiyle sevgi ve saygıyla övmeye denir.
- Kişinin Allah'ın kendisini her an gördüğünü bilerek davranışlarını kontrol etmesine denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Aşağıdaki metni okuyunuz: 'Sabah uyanan Zeynep önce Elhamdülillah dedi. Okulda kimsenin görmediği bir anda yere düşen cüzdanı bularak sahibine teslim etti. Akşam, mahalledeki yaşlı komşusunun pazar çantasını taşımaya yardım etti; komşusu dua edince Zeynep ona teşekkür etti ve içinden “Allah hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmaz” diye düşündü.' Metinde Zeynep'in davranışlarını Allah'ın güzel isimleriyle ilişkilendiriniz, her ismi ilgili alana göre etiketleyiniz ve bu isimlerin Zeynep'in hayatına yansımalarını açıklayınız.
1. ipucu: 1. adım: Metindeki her davranışı ayrı ayrı belirleyiniz (Elhamdülillah demek, cüzdanı teslim etmek, yardım edip iyiliğin karşılığını düşünmek).
2. ipucu: 2. adım: Her davranışın Rakîb, Şekûr veya Hamîd isimlerinden hangisiyle ilişkili olduğunu, ismin anlamından yola çıkarak bulunuz.
3. ipucu: 3. adım: İsimleri 'bilgi ve gözetim', 'lütuf ve mükâfat', 'yücelik ve övgü' alanlarına göre etiketleyip her birinin kuldaki karşılığını (murakabe, şükür, hamd) yazınız.
Cevap: a) Sabah Elhamdülillah demek: Zeynep güne Allah'ı överek başlamıştır. Bu davranış el-Hamîd ismiyle ilişkilidir; etiket: yücelik ve övgü. Kuldaki karşılığı hamddir. Fâtiha suresinin 2. ayetinde 'Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.' buyrulur. b) Kimse görmezken cüzdanı sahibine teslim etmek: Zeynep insanlar görmese de Allah'ın gördüğünü bilerek davranmıştır. Bu davranış er-Rakîb ismiyle ilişkilidir; etiket: bilgi ve gözetim. Kuldaki karşılığı murakabe ve emanete, kul hakkına dikkattir. 'Şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.' (Nisâ, 1). c) Yardım edip iyiliğin karşılıksız kalmayacağını düşünmek ve teşekkür etmek: Bu düşünce eş-Şekûr ismiyle ilişkilidir; etiket: lütuf ve mükâfat. Kuldaki karşılığı şükür ve teşekkürdür. 'Kim bir iyilikle gelirse ona on katı vardır.' (En'âm, 160). Komşusunun duasına teşekkür etmesi de 'İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a da şükretmez.' hadisine uygundur. Genel sonuç: Allah'ın güzel isimlerini tanımak yalnızca bilgi değildir; bu isimler kulun günlük hayatına hamd, murakabe ve şükür olarak yansır. Rakîb ismi kişiyi dürüst, Şekûr ismi minnettar ve iyiliksever, Hamîd ismi ise mütevazı ve Allah'ı sürekli anan bir insan yapar.
Kısaca
- Esmâü'l-Hüsnâ: Allah'ın Kur'an-ı Kerim ve hadislerde bildirilen en güzel isimleridir; 'En güzel isimler Allah'ındır. O hâlde O'na bu isimlerle dua edin.' (A'râf suresi, 180. ayet).
- er-Rakîb: Her şeyi an be an gözeten, hiçbir söz, davranış ve niyeti gözünden kaçırmayan, kullarını koruyup kollayan demektir; 'Şüphesiz Allah üzerinizde gözetleyicidir.' (Nisâ suresi, 1. ayet).
- eş-Şekûr: Kulların az amellerine çok mükâfat veren, hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmayan demektir; bu ismi bilen kul şükreden bir kul olmaya çalışır.
- el-Hamîd: Yarattıkları, sıfatları ve fiilleri bakımından her türlü övgüye layık olan demektir; kimse övmese de O övülmeye layıktır ve hamd yalnızca O'na mahsustur.
- Hamd ve Şükür: Hamd, Allah'ı nimet olsun olmasın bütün güzel sıfatları için övmek; şükür ise verilen nimete karşı kalp, dil ve bedenle minnettarlık göstermektir; hamd daha geniş bir kavramdır.
- Etiketleme: Rakîb bilgi ve gözetim, Şekûr lütuf ve mükâfat, Hamîd yücelik ve övgü alanıyla ilişkilidir; bu isimler kulda sırasıyla murakabe, şükür ve hamd bilincini geliştirir.