Güzel ahlak; insanın hem iç dünyasında dürüst ve öz denetim sahibi olması hem de toplumsal ilişkilerinde güven, adalet ve merhamet yaymasıyla tamamlanır. Bu haftaki dersimizde İslam ahlakının temel taşları olan doğruluk (sıdk), güvenilirlik (emanet), adalet, yardımseverlik ve infak erdemlerini ele alacak ve İslam ve Ahlak temasının genel değerlendirmesini yapacağız.
Doğruluk (Sıdk / İstikamet) ve Güvenilirlik (Emanet) Ahlakı
Doğruluk (Sıdk), insanın düşüncesinde, niyetinde, sözünde ve davranışlarında gerçeğe bağlı kalması; içinin ve dışının bir olmasıdır. Doğruluktan ayrılmayan kişiye sâdık, doğruluğu hayatının değişmez karakteri hâline getirene ise sıddîk denir. Doğruluğun zıddı yalan (kizb), hile ve ikiyüzlülüktür (nifak/münafıklık). Yüce Allah Hûd suresi 112. ayette: 'فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ' (Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!) buyurarak istikamet (dosdoğru bir hayat çizgisi) emretmiştir.
Güvenilirlik (Emanet), korunması için insana bırakılan maddi ve manevi her türlü hakkı (malı, sırrı, görevi, zamanı, hatta beden ve sağlığı) koruyup sahibine eksiksiz teslim etmektir. Emanetin zıddı hıyanettir (emanete ihanet etmek). Bütün peygamberlerin ortak sıfatlarından ikisi sıdk (doğru olmak) ve emanettir (güvenilir olmak).
Sevgili Peygamberimiz (sav) peygamberliğinden önce de Mekke toplumunda hiç yalan söylememesi ve emanetleri canı gibi koruması sebebiyle 'Muhammedü'l-Emîn' (Güvenilir Muhammed) lakabıyla tanınmıştır. O, bir hadisinde: 'Doğruluktan ayrılmayın! Çünkü doğruluk insanı iyiliğe (birr), iyilik de cennete götürür' buyurmuş; bir diğer hadisinde ise 'Bizi aldatan bizden değildir' diyerek ticarette ve sözde dürüstlüğü şart koşmuştur.
Adalet (Hakkaniyet), Yardımseverlik ve İnfak Ahlakı
Adalet (el-Adl), her hak sahibine hakkını eksiksiz vermek, bir şeyi olması gereken yere koymak, kanun ve ahlak önünde ayrım yapmaksızın eşit ve hakkaniyetli davranmaktır. Adaletin zıddı zulümdür (haksızlık etmek ve hakkı çiğnemek). Yüce Allah Nahl suresi 90. ayette: 'Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği (ihsanı) ve akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkin işleri, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar' buyurmuştur; Nisâ suresi 135. ayette ise kişinin kendi aleyhine veya anne-babası ve yakınları aleyhine bile olsa adaletten şaşmaması emredilmiştir.
Yardımseverlik ve İnfak, insanın sahip olduğu maddi ve manevi imkânları Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla ihtiyaç sahipleriyle paylaşmasıdır. İslam'da farz olan zekât ve vacip olan fitre/kurban dışında yapılan her türlü maddi-manevi iyiliğe sadaka denir (güler yüz göstermek bile sadakadır). İnsanın vefatından sonra da amel defterine sevap yazdırmaya devam eden kalıcı hayırlara (okul, çeşme, hastane yaptırmak, hayırlı ilim ve evlat bırakmak) sadaka-i cariye adı verilir.
Yardımseverliğin en üst mertebesi îsâr (diğergamlık) ahlakıdır; îsâr, kişinin kendisi ihtiyaç içinde olsa bile din kardeşini kendi nefsine tercih etmesidir (Medineli Ensar'ın Mekkeli Muhacirlere gösterdiği kardeşlik gibi). Yapılan yardımlarda riyadan (gösterişten) ve başa kakmaktan (minnet yüklemekten) sakınmak, 'sağ elin verdiğini sol el görmeyecek' bir zarafetle infak etmek esastır.
İslam ve Ahlak Teması Genel Değerlendirmesi
İslam ve Ahlak teması boyunca incelediğimiz üzere ahlakın iki temel kaynağı Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimizin (sav) Sünnetidir (Üsve-i Hasene = En güzel örnek). İslam'da iman ve ibadetler güzel ahlakla bütünleştiğinde anlam kazanır; nitekim namaz insanı kötülükten alıkoyar, oruç sabrı ve öz denetimi öğretir, zekât ve kurban ise cimriliği kırıp yardımseverliği geliştirir.
Müminin iç dünyasını yöneten öz denetim (otokontrol), Allah'ı görüyormuşçasına yaşama bilinci olan ihsan, sorumluluk bilinci olan takva ve nefis muhasebesi üzerine kurulur. Zorluklar karşısında sabır, nimetler karşısında şükür, insanlarla ilişkilerde hoşgörü (müsamaha), affedicilik, doğruluk (sıdk), emanet, adalet ve infak övülen güzel huyları (ahlak-ı hamîde) oluşturur.
Buna karşılık yalan (kizb), emanete hıyanet, zulüm, gıybet (bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı şekilde konuşmak), iftira (bühtan), tecessüs (başkalarının gizli kusurlarını araştırmak), haset (kıskançlık), kibir (büyüklenmek), cimrilik ve riya (gösteriş) ise İslam'ın yasakladığı kötü huylardır (ahlak-ı zemîme).
Örnekler
Örnek 1Doğruluk (sıdk) ve güvenilirlik (emanet) kavramlarını tanımlayarak zıt anlamlılarını ve Peygamberimizin (sav) bu konudaki lakabını yazınız.
Cevabı göster
• Doğruluk (Sıdk): İnsanın özünde, sözünde ve işlerinde dürüst olmasıdır; zıddı yalan (kizb) ve nifaktır. • Güvenilirlik (Emanet): Korunması istenen maddi-manevi hakları koruyup sahibine vermektir; zıddı hıyanettir. • Peygamberimizin lakabı: Muhammedü'l-Emîn (Güvenilir Muhammed).
Örnek 2Hûd suresi 112. ayette geçen 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!' ilkesi bireyin ve toplumun hayatını nasıl etkiler?
Cevabı göster
Bu ilke (istikamet), bireyin kimse görmese bile Allah'ın emirlerine uygun, dürüst ve ilkeli yaşamasını sağlar; toplumda ise aldatmayı, hileyi ve güvensizliği ortadan kaldırarak huzur ortamı kurar.
Örnek 3Adalet kavramı ne demektir, zıddı nedir ve İslam'da adalet uygulanırken yakınlık veya düşmanlık gözetilebilir mi?
Cevabı göster
Adalet, her hak sahibine hakkını vermek ve eşit-hakkaniyetli hükmetmektir; zıddı zulümdür. Nisâ 135 ve Mâide 8. ayetlere göre kişinin kendi aleyhine, anne-babası aleyhine veya sevmediği bir topluluk hakkında bile olsa adaletten ayrılması yasaktır.
Örnek 4'İnfak', 'Sadaka-i Cariye' ve 'Îsâr' kavramları arasındaki anlam farkını açıklayınız.
Cevabı göster
• İnfak: Allah rızası için malından ihtiyaç sahiplerine harcama yapmaktır. • Sadaka-i Cariye: Kişi öldükten sonra da sevabı devam eden kalıcı hayır eserleri (okul, çeşme, ilim, salih evlat) bırakmaktır. • Îsâr: Kişinin kendisi muhtaçken din kardeşini kendi nefsine tercih etmesidir.
Örnek 5Yapılan bir yardımın (sadaka ve infakın) Allah katında kabul olması için hangi davranışlardan kaçınılmalıdır?
Cevabı göster
Gösterişten (riya), kibirlenmekten ve yapılan iyiliği başa kakarak (minnet yükleyerek) muhtaç kişinin onurunu incitmekten kaçınılmalıdır.
Örnek 6İslam ahlakında 'ahlak-ı zemîme' (kötü huylar) kapsamında yer alan gıybet, iftira, tecessüs ve haset kavramlarını kısaca tanımlayınız.
Cevabı göster
• Gıybet: Bir kimsenin arkasından hoşlanmayacağı bir kusurunu konuşmak. • İftira: Bir kimseye işlemediği bir suçu atmak. • Tecessüs: İnsanların özel hayatını ve gizli kusurlarını araştırmak. • Haset: Başkasının sahip olduğu nimeti çekemeyip yok olmasını istemek.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1İnsanın niyetinde, sözünde ve davranışlarında gerçeğe bağlı kalması, özü ile sözünün bir olması anlamına gelen ve peygamberlerin de temel sıfatlarından biri olan ahlaki erdem hangisidir?
Sıdk, özün ve sözün doğru olması (dürüstlük) demektir; tecessüs, riya ve haset ise kaçınılması gereken kötü huylardır.
2İnsanın vefatından sonra da amel defterinin açık kalmasını ve sevabının kesintisiz devam etmesini sağlayan; okul, hastane, çeşme yaptırmak veya faydalı ilim bırakmak gibi kalıcı hayırlara ne ad verilir?
Kişi öldükten sonra da insanlara fayda vermeye ve sevap kazandırmaya devam eden kalıcı hayırlara 'sadaka-i cariye' denir.
3'Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği (ihsanı) ve akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkin işleri, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar...' (Nahl suresi, 90. ayet) mealindeki ayette vurgulanan 'adalet' kavramının zıddı aşağıdakilerden hangisidir?
Hak sahibine hakkını vermek olan adaletin zıddı, haksızlık yapmak ve hakkı çiğnemek anlamına gelen 'zulüm'dür.
4Bir kimsenin kendisi ihtiyaç içinde bulunmasına rağmen elindeki imkânı kendisinden daha muhtaç gördüğü kardeşine vermesi ve onu kendi nefsine tercih etmesi (diğergamlık) hangi kavramla ifade edilir?
Kişinin kendisi muhtaçken din kardeşini kendi nefsine tercih etmesi fedakârlığın zirvesi olan 'îsâr' (diğergamlık) ahlakıdır.
5
- Hz. Peygamber'e (sav) peygamberliğinden önce de dürüstlüğü ve güvenilirliği sebebiyle 'Muhammedü'l-Emîn' lakabı verilmiştir.
Mekke halkı en değerli eşyalarını güvenle Hz. Muhammed'e (sav) emanet ederdi.
- Arkadaşımızın bize güvendiği için anlattığı özel bir sırrı başkalarına yaymak emanet bilincine uygun bir davranıştır.
Sır da bir emanettir; sırrı ifşa etmek emanete hıyanet sayılır.
- Yapılan maddi yardımların Allah katında değer kazanması için başa kakılmaması ve gösterişten (riyadan) uzak tutulması gerekir.
Bakara suresi 264. ayette sadakaların başa kakma ve incitme ile boşa çıkarılmaması emredilir.
- Bir kimsenin arkasından kendisinde bulunmayan bir suçu ona yüklemeye 'gıybet', var olan kusurunu konuşmaya ise 'iftira' denir.
Var olan kusuru arkasından konuşmak gıybet, olmayan bir suçu uydurup atmak ise iftiradır (bühtan).
- Hûd suresi 112. ayetteki 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!' buyruğu müminin inanç, ibadet ve ahlakta istikamet üzere olmasını emreder.
İstikamet, dinin ve ahlakın çizdiği doğru yoldan sapmadan yaşamaktır.
- Hz. Peygamber'e (sav) peygamberliğinden önce de dürüstlüğü ve güvenilirliği sebebiyle 'Muhammedü'l-Emîn' lakabı verilmiştir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Doğruluktan ayrılmayan, sözü ve özü bir olan dürüst kimseye İslam ahlakında veya sıddîk denir.
- Kendisine bırakılan bir emaneti korumayıp zarar vermek veya sahibine iade etmemek emanete olarak adlandırılır.
- Müslümanın Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla sahip olduğu mallardan ihtiyaç sahiplerine harcama yapmasına denir.
- İbadetleri ve hayır işlerini Allah rızası için değil, insanların övgüsünü kazanmak ve gösteriş yapmak için işlemeye adı verilir.
- İnsanların özel hayatını ve gizli kusurlarını merak edip araştırmaya İslam ahlakında denir ve Hucurât suresinde yasaklanmıştır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Bir toplumda huzur ve güvenin tesis edilmesinde 'Doğruluk (Sıdk) ve Emanet', 'Adalet' ile 'Yardımseverlik (İnfak)' ilkelerinin birbirini nasıl tamamladığını 3 adımda açıklayınız.
1. ipucu: Birinci adım: Doğruluk (sıdk) ve emanet bilincinin insanlar arasındaki karşılıklı güveni nasıl kurduğunu ve yalanı/hileyi nasıl önlediğini yazınız.
2. ipucu: İkinci adım: Adalet ilkesinin hakların korunmasını sağlayarak zulmü ve toplumsal çatışmayı nasıl engellediğini belirtiniz.
3. ipucu: Üçüncü adım: İnfak, sadaka ve îsâr ahlakının zengin ile yoksul arasındaki uçurumu kapatıp kardeşliği nasıl pekiştirdiğini açıklayınız.
Cevap: Birinci adım (Doğruluk ve Emanetle Güven): Sıdk ve emanet ahlakı sayesinde bireyler birbirine yalan söylemez, ticarette hile yapmaz, sırları ve emanetleri korur; böylece toplumda sarsılmaz bir karşılıklı güven (itimat) oluşur. İkinci adım (Adaletle Huzur): Adalet ilkesi sayesinde güçlü zayıfı ezemez, her hak sahibine hakkı eksiksiz verilir ve zulüm önlenerek toplumsal barış korunur. Üçüncü adım (İnfak ve Yardımseverlikle Kardeşlik): Zekât, infak, sadaka-i cariye ve îsâr sayesinde ihtiyaç sahipleri gözetilir, kıskançlık ve yalnızlık duygusu ortadan kalkar, toplum kenetlenmiş bir aileye dönüşür.
Kısaca
- Doğruluk (Sıdk) ve İstikamet: Özün, sözün ve işlerin doğru olmasıdır (Hûd 112: 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!'); zıddı yalan (kizb) ve ikiyüzlülüktür (nifak).
- Güvenilirlik (Emanet): Malı, sırrı, görevi ve ilahi nimetleri koruyup hakkını vermektir (Nisâ 58); zıddı hıyanettir ve Hz. Peygamber'in lakabı Muhammedü'l-Emîn'dir.
- Adalet (el-Adl): Herkese hakkını vermek ve ayrım yapmadan hakkaniyetle davranmaktır (Nahl 90); zıddı zulümdür.
- Yardımseverlik ve İnfak: Allah rızası için malından harcamak (infak), kalıcı hayır eserleri bırakmak (sadaka-i cariye) ve muhtaçken bile kardeşini kendine tercih etmektir (îsâr).
- Tema Genel Özeti: İhsan, takva, öz denetim, sabır, şükür, hoşgörü, sıdk, emanet, adalet ve infak ahlak-ı hamîdeyi; yalan, hıyanet, zulüm, gıybet, iftira, tecessüs, haset ve riya ise kaçınılması gereken ahlak-ı zemîmeyi oluşturur.