Geçen haftalarda yaşadığımız ildeki ortak miras ögelerini tanıdık, onlardan çıkarımlar yaptık ve ürünlerimizi paylaştık. Bu hafta zamanda çok daha geriye, yaklaşık 12.000 yıl öncesine yolculuk yapıyoruz. Anadolu’da ilk yerleşimleri kuran toplulukların nasıl barındığını, nasıl beslendiğini, neye inandığını ve birlikte nasıl yaşadığını arkeolojik kaynaklardan öğrenip yorumlayacağız. Göbeklitepe, Çatalhöyük, Çayönü, Aşıklı Höyük ve Hacılar gibi yerleşimleri tarihsel bağlamına yerleştirecek, kanıtlara dayanan kendi bakış açımızı oluşturacağız.
Tarih Öncesi Çağlar ve Anadolu’da İlk Yerleşimlerin Tarihsel Bağlamı
İnsanlık tarihi, yazının bulunuşu esas alınarak iki büyük döneme ayrılır. Yazının bulunmasından önceki uzun döneme tarih öncesi çağlar, sonrasına ise tarih çağları denir. Yazı, yaklaşık MÖ 3200’de Mezopotamya’da Sümerler tarafından bulunmuştur. Anadolu’da ise yazının kullanılmaya başlaması, Asurlu tüccarların Kültepe’de (Kayseri) bıraktığı tabletlerle MÖ 2000’li yılların başına uzanır. Tarih öncesi çağlar, insanların kullandığı araç-gereçlerin malzemesine göre Taş Çağları ve Maden Çağları olarak adlandırılır. Taş Çağları da kendi içinde Yontma Taş, Orta Taş ve Cilalı Taş Çağı olmak üzere üçe ayrılır.
Yontma Taş Çağında insanlar taşları yontarak alet yapmış, mağaralarda ya da geçici barınaklarda yaşamış, avcılık ve toplayıcılıkla geçinmiştir. Antalya’daki Karain Mağarası, Anadolu’da bu çağdan izler taşıyan en önemli mağara yerleşimlerinden biridir. Cilalı Taş Çağı ise insanlık için bir dönüm noktasıdır. Bu çağda insanlar tarım yapmaya, hayvanları evcilleştirmeye ve kalıcı köyler kurmaya başlamıştır. Göbeklitepe, Çayönü, Aşıklı Höyük, Çatalhöyük ve Hacılar gibi yerleşimler bu dönüşümün Anadolu’daki tanıklarıdır. Ardından gelen Maden Çağları’nda bakır, tunç ve demir işlenmeye başlanmıştır.
Peki ilk yerleşimler neden Anadolu’da kurulmuştu? Anadolu’nun verimli ovaları, bol su kaynakları, ılıman iklimi ve çevresinde yetişen yabani buğday, arpa ve mercimek gibi bitkiler yerleşik hayat için uygun koşullar sunuyordu. Yaban koyunu, yaban keçisi ve yaban sığırı gibi hayvanlar da bu topraklarda yaşıyordu. Volkanik dağlardan elde edilen obsidyen (volkan camı) ise keskin aletler yapmak için çok değerliydi. Bir olayın ne zaman, nerede ve hangi koşullarda yaşandığını bu şekilde ortaya koymaya tarihsel bağlam oluşturmak denir. Bağlamı bilmeden ilk toplulukların sosyal hayatını doğru yorumlayamayız.
| Çağ | Zaman (yaklaşık) | Yaşam Biçimi | Anadolu’dan Örnek |
|---|---|---|---|
| Yontma Taş Çağı | Yüz binlerce yıl sürmüş en uzun çağ | Avcılık ve toplayıcılık, mağara yaşamı, taş yontma, ateşin kullanılması | Karain Mağarası (Antalya) |
| Orta Taş Çağı | Kısa süren bir geçiş dönemi | Daha küçük ve gelişmiş taş aletler, yerleşik hayata hazırlık | Anadolu’nun çeşitli mağara ve açık hava yerleşimleri |
| Cilalı Taş Çağı | Yaklaşık 12.000 yıl önce başlar | Tarım, hayvancılık, kalıcı köyler, çanak çömlek, dokuma | Göbeklitepe, Çayönü, Aşıklı Höyük, Çatalhöyük |
| Maden Çağları (Bakır Taş, Tunç, Demir) | Yaklaşık 8.000 yıl önce başlar; yazının bulunuşunu da içine alır | Madenlerin işlenmesi, ticaretin gelişmesi, kentlerin büyümesi | Hacılar’ın son evreleri, Alacahöyük (Çorum) |
Geçmişi Kaynaklardan Okumak: Arkeoloji, Höyük ve Buluntular
İlk yerleşimleri kuran topluluklar yazıyı bilmiyordu; bu yüzden bize mektup, kayıt ya da anı bırakmadılar. Onların yaşamını arkeoloji bilimi sayesinde öğreniyoruz. Arkeoloji, geçmişte yaşamış insanların geride bıraktığı ev, alet, mezar, kap kacak ve sanat eserlerini toprak altından çıkarıp inceleyen bilimdir. Bu çalışmayı yapan bilim insanlarına arkeolog denir. Bir kazıda arkeologların yanında mimarlar, hayvan kemiklerini inceleyen uzmanlar, bitki kalıntılarını inceleyen botanikçiler ve iskeletleri inceleyen antropologlar da çalışır. Kazıda çıkan her şey yerinde fotoğraflanır, ölçülür, kaydedilir ve sonra müzelere taşınır.
Anadolu’daki ilk yerleşimlerin çoğu bugün birer höyük olarak karşımıza çıkar. İnsanlar aynı yerde yüzyıllarca yaşadıkça eski evler yıkılmış, üzerlerine yenileri yapılmıştır. Böylece yerleşim kalıntıları üst üste birikerek tepe biçiminde bir yükselti oluşturmuştur. Höyükteki her kat bir tabakadır ve kural basittir: Alttaki tabaka, üsttekinden daha eskidir. Arkeologlar tabakaları sırayla inceleyerek bir yerleşimin zaman içinde nasıl değiştiğini görebilir. Tabakalardan çıkan kömürleşmiş tohumlar, hayvan kemikleri, taş aletler, çanak çömlek parçaları, boncuklar ve mezarlar da buluntu olarak adlandırılır. Bilim insanları bu buluntuların yaşını laboratuvarda bilimsel yöntemlerle hesaplayabilir.
Buluntular kendiliğinden konuşmaz; onları yorumlayan insandır. Örneğin bir yerleşimde kömürleşmiş buğday taneleri bulunması bir kanıttır. «Burada yaşayanlar tarım yapıyordu.» demek ise bu kanıta dayanan bir yorumdur. Aynı buluntuyu farklı bilim insanları farklı biçimlerde yorumlayabilir. Çatalhöyük’te bulunan kadın heykelcikleri kimi araştırmacılara göre bereket inancını, kimilerine göre ise toplumda saygı gören yaşlı kadınları temsil eder. Bu nedenle ilk toplulukların sosyal hayatına dair bir bakış açısı oluştururken birden fazla kanıta bakmalı, farklı yorumları karşılaştırmalı ve «olabilir», «düşündürmektedir» gibi temkinli ifadeler kullanmalıyız.
| Buluntu (Kanıt) | Sosyal Hayata Dair Olası Yorum |
|---|---|
| Kömürleşmiş buğday, arpa ve mercimek taneleri | Topluluk tarım yapıyor, ürünlerini depoluyordu. |
| Evcil koyun ve keçi kemikleri | Hayvancılık yapılıyor; et, süt ve yün elde ediliyordu. |
| Obsidyen aletler ve uzak kıyılara ait deniz kabukları | Başka topluluklarla takas yapılıyor, uzak bölgelerle ilişki kuruluyordu. |
| Ev tabanının altındaki mezarlar | Ölüm sonrasına dair inançlar vardı; aile bağları güçlüydü. |
| Duvar resimleri ve heykelcikler | Toplumun sanatı, inançları ve önem verdiği değerler hakkında ipucu verir. |
| Ağırşaklar (iğ ağırlıkları) ve dokuma izleri | İplik eğiriliyor, kumaş dokunuyor; giyim için üretim yapılıyordu. |
Avcı-Toplayıcılıktan Yerleşik Hayata: Sosyal Hayattaki Büyük Değişim
Yerleşik hayattan önce insanlar avcı-toplayıcı olarak yaşıyordu. Küçük, akrabalardan oluşan gruplar hâlinde hayvan sürülerinin ve yabani bitkilerin peşinden mevsim mevsim yer değiştiriyorlardı. Mağaralarda, kaya altlarında ya da dal ve deriden yapılmış geçici barınaklarda kalıyorlardı. Eşyaları azdı, çünkü sürekli göç eden bir topluluk ancak taşıyabileceği kadar eşyaya sahip olabilirdi. Büyük hayvanları avlamak tek kişinin başarabileceği bir iş değildi. Bu yüzden grup üyeleri iş birliği yapıyor, elde edilen besini paylaşıyordu.
Zamanla insanlar yabani buğday ve arpa tanelerini toplayıp toprağa ekmenin, onları her yıl yeniden yetiştirmenin yolunu buldu. Koyun, keçi, sığır ve domuz gibi hayvanları da yanlarında tutup beslemeye, yani evcilleştirmeye başladılar. Bu gelişmeler Güneydoğu Anadolu’yu da içine alan ve bilim insanlarının Bereketli Hilal adını verdiği bölgede çok erken yaşandı. Ekinlerini bekleyen ve hayvanlarına bakan insanlar artık göç etmek yerine aynı yerde kalıcı evler yapmayı seçti. İnsanlığın tarım ve hayvancılıkla yerleşik hayata geçtiği bu büyük değişime Neolitik dönüşüm denir.
Yerleşik hayat sosyal hayatı kökten değiştirdi. Ürün fazlası depolanabildiği için topluluklar kalabalıklaştı ve köyler büyüdü. Herkes aynı işi yapmak zorunda kalmadığından iş bölümü gelişti: Kimi tarlada çalıştı, kimi alet yaptı, kimi dokuma dokudu, kimi çanak çömlek üretti. Fazla ürün, başka köylerle takas yapmayı mümkün kıldı. Evler, tarlalar ve hayvanlar ortaya çıktıkça komşuluk ilişkileri ve ortak kurallar önem kazandı. Bu değişim beraberinde güçlükler de getirdi. Kuraklık yıllarında kıtlık tehlikesi doğdu, kalabalık köylerde hastalıklar daha kolay yayıldı. Bu değişime bakarken yalnızca kazanımları değil zorlukları da görmek, dengeli bir bakış açısı kazanmamızı sağlar.
| Özellik | Avcı-Toplayıcı Yaşam | Yerleşik Yaşam |
|---|---|---|
| Barınma | Mağara, kaya altı, geçici barınak | Kerpiç ya da taş temelli kalıcı evler |
| Beslenme | Avcılık, balıkçılık, yabani bitki toplama | Tarım ve hayvancılık; avcılık devam eder ama azalır |
| Yer değiştirme | Mevsime göre sürekli göç | Aynı yerde yüzyıllarca yaşama |
| Topluluk büyüklüğü | Küçük, akraba gruplar | Yüzlerce hatta binlerce kişilik köyler |
| Eşya | Az ve taşınabilir | Depolar, öğütme taşları, çanak çömlek, dokuma tezgâhı |
| İş bölümü ve ilişkiler | Sınırlı iş bölümü, av ve besin paylaşımı | Çiftçi, usta, dokumacı gibi uzmanlıklar; takas ve komşuluk kuralları |
Göbeklitepe: Avcı-Toplayıcıların Ortak Emeği ve İnanç Dünyası
Şanlıurfa’nın yaklaşık 15 kilometre kuzeydoğusundaki Göbeklitepe, yaklaşık 12.000 yıl önce inşa edilmeye başlanmış anıtsal yapılardan oluşur. Alan 1963’te yapılan bir yüzey araştırmasında fark edilmiş, 1995’ten itibaren Alman arkeolog Klaus Schmidt ve Şanlıurfa Müzesinin birlikte yürüttüğü kazılarla dünyaca tanınmıştır. Burada taş duvarlarla çevrili yuvarlak ve oval yapıların içinde T biçimli dikilitaşlar yer alır. Yapıların ortasında karşılıklı duran iki büyük dikilitaşın boyu 5 metreyi aşar ve her biri tonlarca ağırlıktadır. Bu taşlar yakındaki kayalıklardan yalnızca taş aletler kullanılarak kesilip taşınmıştır.
Dikilitaşların üzerinde tilki, yaban domuzu, yılan, akbaba, yaban ördeği ve akrep gibi hayvanların kabartmaları bulunur. Bazı dikilitaşlara kol, el ve kemer kabartmaları da işlenmiştir. Bu durum, bilim insanlarına T biçimli taşların insanı, belki de ataları ya da önemli varlıkları temsil ettiğini düşündürmektedir. Göbeklitepe’yi özel kılan asıl şey, bu anıtsal yapıları henüz tarım yapmayan avcı-toplayıcı toplulukların yapmış olmasıdır. Daha önce insanların ancak tarıma ve köy yaşamına geçtikten sonra böyle büyük yapılar yapabildiği düşünülüyordu. Göbeklitepe bu görüşü değiştirmiş, ortak inancın ve ortak yapıların yerleşik hayata geçişte önemli bir rol oynamış olabileceğini göstermiştir.
Göbeklitepe’den sosyal hayata dair önemli yorumlar çıkar. Bu kadar büyük taşları kesmek, taşımak ve dikmek için çok sayıda insanın iş birliği yapması, işi planlayan ve yöneten bir organizasyon bulunması gerekir. Kabartmaları işleyen usta taş işçileri, erken bir iş bölümünü düşündürür. Alanda bulunan çok sayıda hayvan kemiği ve öğütme taşı, insanların burada toplanıp birlikte yemek yediklerini gösteriyor olabilir. Son yıllardaki kazılar, burada insanların yaşadığına dair izler de ortaya koymuştur. Çevredeki Karahantepe gibi benzer yerleşimler ise Taş Tepeler projesi kapsamında araştırılmaktadır. Göbeklitepe 2018’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınarak bütün insanlığın ortak mirası olarak tescillenmiştir.
| Göbeklitepe’deki Kanıt | Sosyal Hayata Dair Yorum |
|---|---|
| 5 metreyi aşan, tonlarca ağırlıkta dikilitaşlar | Çok sayıda insan ortak bir amaç için birlikte çalışmıştır. |
| Planlı yerleştirilmiş yuvarlak yapılar | İşi planlayan ve yönlendiren kişiler ya da gruplar olmalıdır. |
| Özenle işlenmiş hayvan kabartmaları | Taş işçiliğinde ustalaşmış kişiler vardı; erken bir iş bölümü düşündürür. |
| Kol ve el kabartmalı T biçimli taşlar | Ortak bir inanç ve semboller dünyası paylaşılıyordu. |
| Çok sayıda hayvan kemiği ve öğütme taşı | İnsanlar burada toplanıp birlikte yemek yemiş, besin hazırlamış olabilir. |
Çatalhöyük: Damdan Girilen Bitişik Evlerde Günlük Yaşam
Konya’nın Çumra ilçesi yakınlarındaki Çatalhöyük, yaklaşık 9.000 yıl önce yüzyıllarca kesintisiz yaşanmış, dünyanın en iyi bilinen ilk yerleşimlerinden biridir. Doğu ve Batı olmak üzere iki höyükten oluşur. Kazılar 1961’de İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından başlatılmış, 1993’ten itibaren Ian Hodder yönetiminde uluslararası bir ekiple sürdürülmüştür. Bir dönemde binlerce kişinin yaşadığı tahmin edilen bu yerleşim, 2012’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.
Çatalhöyük’ün en şaşırtıcı özelliği ev düzenidir. Kerpiçten yapılan evler duvar duvara bitişiktir; aralarında sokak yoktur ve evlerin yan duvarlarında kapı bulunmaz. İnsanlar evlerine damdaki bir açıklıktan merdivenle inerdi. Düz damlar, köyün yürüme yolu, çalışma alanı ve komşuların buluştuğu ortak yaşam alanı olarak kullanılıyordu. Evin içinde yemek pişirmek ve ısınmak için fırın ve ocak, oturup uyumak ve çalışmak için yükseltilmiş sekiler ile küçük depo odaları vardı. Duvarlar düzenli olarak beyaz sıvayla yenileniyor, bazıları kırmızı ve siyah boyalarla yapılmış av sahneleri ve geometrik desenlerle süsleniyordu. Bazı duvarlara yaban sığırı boynuzları yerleştirilmişti. Ölüler ise evin sekilerinin ve tabanının altına gömülüyordu.
Çatalhöyük halkı buğday, arpa, mercimek ve bezelye yetiştiriyor; koyun ve keçi besliyor, yaban sığırı avlıyordu. Kapadokya’daki volkanik dağlardan getirilen obsidyenden bıçak, ok ucu ve parlatılmış aynalar yapıyor; dokuma, sepet örme ve çanak çömlek yapımında da ustalaşıyordu. Bu buluntular bir iş bölümü ve uzak bölgelerle takas yapıldığını düşündürür. Evlerin büyüklüklerinin ve eşyalarının birbirine yakın olması, araştırmacılara toplumda belirgin bir zengin-yoksul ayrımı olmadığını, yani eşitlikçi bir düzen bulunduğunu düşündürmektedir. Ünlü oturan kadın heykelciği de bu yerleşimden çıkmıştır. Duvar duvara yaşayan, damlarda birlikte çalışan bu insanların güçlü bir komşuluk ve dayanışma kültürüne sahip olduğu anlaşılmaktadır.
| Yaşam Alanı | Çatalhöyük’teki Kanıt | Sosyal Hayata Dair Yorum |
|---|---|---|
| Barınma | Kerpiç, bitişik, kapısız evler; damdan merdivenle giriş | Komşular birbirine çok yakın yaşıyor; damlar ortak alan olarak kullanılıyordu. |
| Beslenme | Buğday, arpa, mercimek kalıntıları; koyun, keçi ve yaban sığırı kemikleri | Tarım ve hayvancılık temel geçim kaynağıydı; avcılık da sürüyordu. |
| Üretim ve takas | Obsidyen aletler ve aynalar, dokuma izleri, sepet ve kaplar | Uzmanlaşmış üreticiler vardı; uzak bölgelerle takas yapılıyordu. |
| İnanç ve aile | Seki ve taban altındaki mezarlar | Ölüler aileyle birlikte, evde anılıyordu; aile bağları güçlüydü. |
| Sanat | Av sahneli duvar resimleri, boynuzlar, heykelcikler | Sanat, günlük yaşamın ve inancın önemli bir parçasıydı. |
| Toplum düzeni | Ev büyüklüklerinin birbirine yakın olması | Belirgin bir zengin-yoksul ayrımı olmayan eşitlikçi bir düzen olabilir. |
Çayönü, Aşıklı Höyük ve Hacılar: İlk Köylerde Üretim, Zanaat ve Takas
Diyarbakır’ın Ergani ilçesi yakınlarındaki Çayönü, yaklaşık 10.000 yıl önce yaşanmış önemli bir köy yerleşimidir. Kazılar 1964’te İstanbul Üniversitesinden Halet Çambel ile Amerikalı arkeolog Robert Braidwood’un ortak çalışmasıyla başlamıştır. Çayönü’nde taş temellerin ızgara biçiminde dizildiği, altından hava geçerek nemi önleyen ızgara planlı yapılar bulunmuştur. Yakındaki Ergani bakır yataklarından elde edilen doğal bakır dövülerek boncuk, iğne ve küçük aletler yapılmıştır. Bu nedenle Çayönü, insanların bakırı işlemeye başladığı en erken yerlerden biri kabul edilir. Yerleşimdeki büyük ve özel yapılar, toplantı ya da tören gibi ortak işler için kullanılmış olabilir.
Aksaray yakınlarındaki Aşıklı Höyük, Orta Anadolu’nun en eski köy yerleşimlerinden biridir ve yaklaşık 10.000 yıl öncesine uzanır. Burada da kerpiç evler birbirine yakın yapılmış, aralarında dar geçitler ve ortak alanlar bırakılmıştır. Hayvan kemikleri üzerinde yapılan araştırmalar, insanların koyun ve keçiyi önce köyün içinde tutup beslemeye başladıklarını, yani evcilleştirme sürecinin ilk adımlarını burada attıklarını göstermektedir. Burdur yakınlarındaki Hacılar ise 1957’den itibaren James Mellaart tarafından kazılmıştır. Kırmızı ve krem renklerle bezenmiş boyalı çanak çömlekleri ve kilden yapılmış kadın heykelcikleriyle tanınır. Bu buluntular, Hacılar’da çanak çömlek yapımının ayrı bir uzmanlık ve sanat hâline geldiğini düşündürmektedir.
Bu yerleşimleri karşılaştırdığımızda ortak noktalar görürüz: Hepsi su kaynaklarına ve verimli topraklara yakın kurulmuş; tarım, hayvancılık ve takas sosyal hayatın temeli olmuştur. Bu topluluklar bize kerpiç ev yapımı, tandır benzeri fırınlar, dokumacılık ve komşuluk dayanışması gibi bugün Anadolu köylerinde hâlâ izlerini gördüğümüz bir miras bırakmıştır. İlk toplulukların sosyal hayatına bakış açısı oluşturmak için önce kanıtları toplarız, sonra yerleşimleri karşılaştırır ve farklı yorumları dinleriz. Ardından kendi görüşümüzü kanıtlara dayanarak gerekçelendiririz. Bunu yaparken geçmişi bugünün ölçüleriyle yargılamamaya dikkat ederiz. Elektriği, metal aleti, yazısı olmayan bu insanların kendi koşullarında ne kadar büyük başarılar elde ettiğini görmek, onlara saygı duymamızı sağlar.
| Yerleşim | Yer | Yaklaşık Zaman | Öne Çıkan Buluntu | Sosyal Hayata Dair Çıkarım |
|---|---|---|---|---|
| Göbeklitepe | Şanlıurfa | 12.000 yıl önce | T biçimli kabartmalı dikilitaşlar | Ortak emek, ortak inanç, organizasyon |
| Çayönü | Diyarbakır (Ergani) | 10.000 yıl önce | Izgara planlı yapılar, bakır boncuk ve iğneler | Madenle ilk tanışma, planlı yapı bilgisi |
| Aşıklı Höyük | Aksaray | 10.000 yıl önce | Bitişik kerpiç evler, koyun-keçi kemikleri | Evcilleştirmenin ilk adımları, köy yaşamı |
| Çatalhöyük | Konya (Çumra) | 9.000 yıl önce | Damdan girilen evler, duvar resimleri, obsidyen ayna | Kalabalık ve eşitlikçi toplum, takas, sanat |
| Hacılar | Burdur | 8.000 yıl önce | Boyalı çanak çömlek, kil heykelcikler | Çanak çömlekte uzmanlaşma ve sanat |
Örnekler
Örnek 1Bir höyükte yapılan kazıda şu buluntular elde edilmiştir: En alt tabaka: Yontulmuş taş aletler ve yaban hayvanlarına ait kemikler Üst tabaka: Kömürleşmiş buğday taneleri, evcil koyun kemikleri, çanak çömlek parçaları ve kerpiç ev kalıntıları Bu buluntulara göre bu yerdeki insanların sosyal hayatı zaman içinde nasıl değişmiştir?
Cevabı göster
1. adım (tabakaları sıralama): Höyükte alttaki tabaka daha eskidir. Bu nedenle önce en alt tabakadaki, sonra üst tabakadaki yaşam incelenir. 2. adım (alt tabakayı yorumlama): Taş aletler ve yaban hayvanı kemikleri, buradaki ilk insanların avcılık ve toplayıcılıkla geçindiğini gösterir. 3. adım (üst tabakayı yorumlama): Buğday taneleri tarımın, evcil koyun kemikleri hayvancılığın, kerpiç evler kalıcı yerleşimin, çanak çömlek ise ürünlerin saklandığı ve pişirildiği bir yaşamın kanıtıdır. Sonuç: Bu yerdeki topluluk zamanla avcı-toplayıcılıktan tarım ve hayvancılığa dayanan yerleşik hayata geçmiştir.
Örnek 2Göbeklitepe’nin yapımı yaklaşık MÖ 9600’de, Çatalhöyük yerleşimi ise yaklaşık MÖ 7400’de başlamıştır. a) 2027 yılından bakıldığında her biri yaklaşık kaç yıl önce başlamıştır? b) İki yerleşimin başlangıcı arasında yaklaşık kaç yıl vardır? c) Hangisi daha eskidir?
Cevabı göster
1. adım (a şıkkı): MÖ tarihini ‘kaç yıl önce’ye çevirmek için içinde bulunduğumuz yıl eklenir. Göbeklitepe: 9600 + 2027 = 11.627, yani yaklaşık 12.000 yıl önce. Çatalhöyük: 7400 + 2027 = 9.427, yani yaklaşık 9.000-9.500 yıl önce. 2. adım (b şıkkı): İki tarih de MÖ olduğu için büyükten küçük çıkarılır: 9600 − 7400 = 2200 yıl. 3. adım (c şıkkı): MÖ tarihlerde sayı büyüdükçe olay geçmişe uzaklaşır. 9600, 7400’den büyük olduğu için Göbeklitepe daha eskidir. Sonuç: Göbeklitepe, Çatalhöyük’ten yaklaşık 2200 yıl önce yapılmaya başlanmıştır.
Örnek 3Çatalhöyük’te evlerin duvar duvara bitişik yapıldığı, aralarında sokak bulunmadığı ve evlere damdaki açıklıktan merdivenle girildiği bilinmektedir. Bu kanıtlardan Çatalhöyük’teki sosyal hayata dair hangi yorumlar yapılabilir?
Cevabı göster
1. adım (kanıtı belirleme): Evler bitişik, sokak yok, giriş damdan. 2. adım (birinci yorum): Sokak olmadığına göre insanlar damların üzerinde yürümüş, damlar köyün ortak yolu ve buluşma yeri olmuştur. Bu durum komşular arasında çok sık ve yakın bir ilişki olduğunu düşündürür. 3. adım (ikinci yorum): Kapısız ve bitişik evler, yerleşimi dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumuş olabilir. Bitişik duvarlar ısının korunmasına da yardım etmiş olabilir. 4. adım (temkin): Bu açıklamalar kanıta dayalı yorumlardır; kesin bilgi gibi sunulmamalıdır. Sonuç: Çatalhöyük’te insanlar iç içe, dayanışma içinde bir köy hayatı sürmüş olmalıdır.
Örnek 4Göbeklitepe’deki tonlarca ağırlıktaki dikilitaşların, henüz tarım yapmayan avcı-toplayıcı topluluklar tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Bu bilgi, avcı-toplayıcıların sosyal hayatı hakkında bize ne anlatır?
Cevabı göster
1. adım (kanıtı anlama): Dikilitaşlar çok büyük ve ağırdır; yalnızca taş aletlerle kesilip taşınmış, özenle işlenmiştir. 2. adım (iş birliği): Böyle bir işi bir aile tek başına yapamaz. Farklı gruplardan çok sayıda insan bir araya gelip birlikte çalışmış olmalıdır. 3. adım (organizasyon ve iş bölümü): İşi planlayan kişiler, taşı kesenler, taşıyanlar ve kabartmaları işleyen ustalar olmalıdır. Bu da erken bir iş bölümünü gösterir. 4. adım (ortak inanç): İnsanları bu kadar zor bir işte birleştiren güç, büyük olasılıkla ortak bir inanç ve ortak sembollerdir. Sonuç: Avcı-toplayıcılar sanıldığından daha örgütlü, iş birliğine dayalı ve zengin bir inanç dünyasına sahip topluluklardı.
Örnek 5Çatalhöyük’te bulunan oturan kadın heykelciğini iki araştırmacı farklı yorumlamaktadır. Araştırmacı A: «Heykelcik, bereket ve bolluk inancını temsil eder.» Araştırmacı B: «Heykelcik, toplumda saygı gören yaşlı ve bilge bir kadını temsil eder.» Bu iki yorumu değerlendirerek bir bakış açısı oluşturunuz.
Cevabı göster
1. adım (ortak kanıt): İki araştırmacı da aynı buluntuya bakmaktadır. Buluntu kesin bir kanıttır, ancak ne anlama geldiği bir yorumdur. 2. adım (yorumları karşılaştırma): A yorumu inanç dünyasına, B yorumu ise toplum içindeki kişilere ve saygıya odaklanır. İki yorum da kadınların bu toplumda önemli bir yere sahip olduğunu düşündürmesi bakımından birleşir. 3. adım (bakış açısı oluşturma): Örnek görüş: «Heykelciğin tam olarak neyi temsil ettiğini kesin olarak bilemeyiz. Ancak özenle yapılmış olması, Çatalhöyük toplumunda kadına değer verildiğini düşündürmektedir.» Sonuç: Farklı yorumları dinleyip ortak noktayı bulmak ve görüşü kanıta dayandırmak sağlam bir bakış açısı oluşturur.
Örnek 6Çatalhöyük’teki kerpiç evler, ekmek pişirilen fırınlar ve damlarda birlikte çalışan komşular ile bugün bazı Anadolu köylerinde görülen kerpiç evler, tandırlar ve imece geleneği arasında nasıl bir bağ kurulabilir? Bu bağ bize ortak miras hakkında ne anlatır?
Cevabı göster
1. adım (benzerlikleri bulma): Kerpiç ev yapımı, ekmeğin fırın ya da tandırda pişirilmesi ve komşuların işleri birlikte yapması hem Çatalhöyük’te hem de bugünkü bazı Anadolu köylerinde görülmektedir. 2. adım (dikkatli yorum): Bu benzerlik, aradaki binlerce yılda bilgilerin doğrudan ve kesintisiz aktarıldığını kanıtlamaz. Ancak Anadolu’nun iklimine ve toprağına uygun bazı çözümlerin çok uzun süredir kullanıldığını düşündürür. 3. adım (ortak mirasla bağ): İlk yerleşimlerde gelişen yapı teknikleri, beslenme alışkanlıkları ve dayanışma kültürü, Anadolu’nun ortak mirasının en eski katmanlarıdır. Sonuç: İlk yerleşimleri tanımak, bugün yaşadığımız toprakların ne kadar eski bir birikim taşıdığını anlamamızı sağlar.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdakilerden hangisi insanların tarım ve hayvancılıkla yerleşik hayata geçmesinin sonuçlarından biri değildir?
Mevsime göre göç etmek ve mağaralarda yaşamak, yerleşik hayattan önceki avcı-toplayıcı yaşamın özelliğidir. Köyler, depolama ve iş bölümü ise yerleşik hayatın sonuçlarıdır.
2Göbeklitepe ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Göbeklitepe’nin T biçimli dikilitaşlı yapıları yaklaşık 12.000 yıl önce avcı-toplayıcılar tarafından yapılmıştır. Damdan girilen evler Çatalhöyük’ün, erken bakır işçiliği ise Çayönü’nün özelliğidir.
3Çatalhöyük’te evlerin büyüklüklerinin ve evlerde bulunan eşyaların birbirine çok benzediği görülmüştür. Bu kanıta dayanarak yapılabilecek en uygun yorum aşağıdakilerden hangisidir?
Evlerin ve eşyaların benzer olması, kimsenin diğerlerinden çok daha zengin olmadığını, yani eşitlikçi bir düzen bulunduğunu düşündürür. Diğer seçenekler bu kanıtla desteklenmez.
4Bir höyükte dört yerleşim tabakası tespit edilmiştir. Arkeologlar bu tabakalardan hangisinin en eski döneme ait olduğunu söyler?
Höyükte her yeni yerleşim eskisinin üzerine kurulur. Bu nedenle en alttaki tabaka en eski, en üstteki tabaka ise en yeni dönemi gösterir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Yazının bulunuşundan önceki döneme tarih öncesi çağlar denir.
Tarih öncesi ve tarih çağları ayrımında yazının bulunuşu esas alınır.
- İlk yerleşimlerin sosyal hayatını, o dönemin insanlarının yazdığı mektuplardan öğreniriz.
Bu topluluklar yazıyı bilmiyordu. Sosyal hayatlarını arkeolojik kazılardan ve buluntulardan öğreniriz.
- Çatalhöyük’te ölüler evlerin seki ve tabanlarının altına gömülüyordu.
Seki ve taban altındaki mezarlar, ölümle ilgili inançlara ve güçlü aile bağlarına dair önemli bir kanıttır.
- Çayönü, insanların bakırı işlemeye başladığı en erken yerlerden biri kabul edilir.
Çayönü’nde doğal bakırdan yapılmış boncuk ve iğneler bulunmuştur.
- Aynı buluntuyu bütün bilim insanları her zaman aynı biçimde yorumlar.
Buluntu kanıttır, ancak yorumlar farklı olabilir. Oturan kadın heykelciğinin farklı biçimlerde yorumlanması buna örnektir.
- Yazının bulunuşundan önceki döneme tarih öncesi çağlar denir.
6Aşağıdaki ilk yerleşimleri öne çıkan özellikleriyle eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Aynı yerde yüzyıllarca yaşanması sonucu kalıntıların üst üste birikmesiyle oluşan yapay tepeye denir.
- Geçmişte yaşamış insanların geride bıraktığı kalıntıları kazılarla ortaya çıkarıp inceleyen bilime denir.
- Çatalhöyük halkının bıçak, ok ucu ve ayna yaptığı volkan camına denir.
- Yabani bitki ve hayvanların insan denetiminde yetiştirilip beslenmesine denir.
- Çatalhöyük’teki evler, çamur ve samanın karıştırılıp kurutulmasıyla elde edilen ile yapılmıştır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Bir müzede Çatalhöyük’e ait bir vitrinde şu buluntular sergilenmektedir: parlatılmış obsidyen ayna, kömürleşmiş buğday ve arpa taneleri, kilden ağırşaklar (iğ ağırlıkları), av sahnesi bulunan bir duvar resmi parçası ve bir mezardan çıkan boncuk kolye. Bu buluntulardan yararlanarak Çatalhöyük’teki sosyal hayatı yorumlayınız, yorumunuzu tarihsel bağlamına yerleştiriniz ve kendi bakış açınızı gerekçeleriyle yazınız.
1. ipucu: 1. adım: Her buluntunun hangi yaşam alanıyla (beslenme, üretim, takas, sanat, inanç) ilgili olduğunu belirleyiniz.
2. ipucu: 2. adım: Her buluntudan kanıta dayalı ve temkinli bir yorum çıkarınız.
3. ipucu: 3. adım: Çatalhöyük’ü zaman (yaklaşık 9.000 yıl önce, Cilalı Taş Çağı) ve mekân (Konya Ovası) bakımından bağlamına yerleştiriniz.
4. ipucu: 4. adım: Yorumlarınızı birleştirerek Çatalhöyük toplumu hakkındaki görüşünüzü gerekçeleriyle yazınız.
Cevap: 1) Sınıflandırma: Buğday ve arpa taneleri beslenme ve tarımla; ağırşaklar üretim ve giyimle; obsidyen ayna üretim ve takasla; duvar resmi sanat ve inançla; mezardaki boncuk kolye ise ölüm sonrası inancı ve süslenmeyle ilgilidir. 2) Yorumlar: Kömürleşmiş tahıl taneleri, Çatalhöyük halkının tarım yaptığını ve ürünlerini sakladığını gösterir. Ağırşaklar iplik eğirildiğini ve dokuma yapıldığını düşündürür. Obsidyen yerleşimin çevresinde bulunmaz; Kapadokya’daki volkanik dağlardan getirilmiştir. Bu da uzak bölgelerle takas yapıldığını gösterir. Bu kadar düzgün bir aynayı yapmak ustalık istediği için iş bölümü de düşünülebilir. Av sahneli duvar resmi, avcılığın hâlâ önemli olduğunu ve sanatın günlük yaşamın parçası olduğunu gösterir. Mezardan çıkan kolye, ölülerin özenle ve eşyalarıyla gömüldüğünü, yani ölüm sonrasına dair bir inanç bulunduğunu düşündürür. 3) Tarihsel bağlam: Çatalhöyük yaklaşık 9.000 yıl önce, insanların tarım ve hayvancılıkla yerleşik hayata geçtiği Cilalı Taş Çağı’nda, verimli Konya Ovası’nda kurulmuştur. Henüz yazı ve metal alet yoktur; bütün bu üretim taş, kil, kemik ve bitki liflerinden yapılan araçlarla gerçekleştirilmiştir. 4) Bakış açısı: «Bana göre Çatalhöyük, yalnızca karnını doyurmaya çalışan bir köy değildi. Tarım yapan, dokuma dokuyan, uzak bölgelerle takas eden, sanatı ve inancı olan örgütlü bir topluluktu. Bu görüşümü buğday taneleri, ağırşaklar, obsidyen ayna, duvar resmi ve mezar buluntularına dayandırıyorum. Yine de bazı buluntuların anlamını kesin olarak bilemeyeceğimizi unutmamalı, yeni kanıtlarla yorumlarımızın değişebileceğini kabul etmeliyiz.»
Kısaca
- Tarihsel bağlam: Yazının bulunuşundan önceki döneme tarih öncesi çağlar denir. Anadolu’daki ilk köyler, insanların avcı-toplayıcılıktan tarıma ve yerleşik hayata geçtiği Cilalı Taş Çağı’nda kurulmuştur.
- Kaynaklar: Yazı olmadığı için ilk yerleşimlerin sosyal hayatını arkeolojik kazılardan, höyük tabakalarından ve buluntulardan öğreniriz. Buluntular kanıttır, onlardan yaptığımız açıklamalar ise yorumdur.
- Büyük değişim: Tarım ve hayvanların evcilleştirilmesi kalıcı köyleri, ürün depolamayı, iş bölümünü, takası ve kalabalık toplulukları ortaya çıkarmıştır.
- Göbeklitepe: Şanlıurfa yakınlarında, yaklaşık 12.000 yıl önce avcı-toplayıcıların yaptığı T biçimli dikilitaşlı yapılar, ortak emeğin ve ortak inancın çok erken bir kanıtıdır.
- Çatalhöyük: Konya’daki bu yerleşimde bitişik evlere damdan merdivenle girilir, ölüler ev tabanının altına gömülür, duvarlar resimlerle süslenirdi. Evlerin benzer büyüklükte olması eşitlikçi bir düzeni düşündürür.
- Bakış açısı: Çayönü, Aşıklı Höyük ve Hacılar gibi köylerden gelen kanıtları karşılaştırmak, farklı yorumları dinlemek ve görüşümüzü gerekçelendirmek, ilk toplulukların sosyal hayatına sağlam bir bakış açısı kazandırır.
Bu dersin öteki kaynakları
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Sosyal Bilgiler 5.Sınıf Ders Kitabı (1.Kitap) Ders kitabı
- Sosyal Bilgiler 5.Sınıf Ders Kitabı (2.Kitap) Ders kitabı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Gruplar ve Rollerimiz Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Sosyal Bilgiler 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Kültürel Zenginlik: Tanıyalım, Saygıyla Birlikte Yaşayalım Çalışma kâğıdı