Yeni yıla yeni bir temayla başlıyoruz: Theme 5: Back to the Past. Theme 4'te bireylerin hayat hikâyelerini anlattık; şimdi zamanda çok daha geriye, binlerce yıl önce yaşamış toplumlara gidiyoruz. Bu hafta Göbeklitepe, Çatalhöyük, Hattuşa, Efes ve Ayasofya gibi mekânları İngilizce anlatmayı öğrenirken üç güçlü araç kazanacağız: geçmişte yapılan işleri yapandan çok esere odaklanarak anlatan Past Passive, eldeki kanıtlardan geçmiş hakkında tahmin yürüten Modals of Deduction (must have / can't have V3) ve tarihçilerin görüşlerini aktaran It is believed that... kalıbı. Haftanın sonunda bir tarihî yeri tarihleriyle ve doğru edatlarla tanıtan kısa bir sunum hazırlayabileceksiniz.
1. Geçmişe Yolculuk: Antik Medeniyetler ve Tarihî Mekânlar Kelime Hazinesi
Anadolu, dünyanın en eski yerleşim alanlarından biridir ve bu topraklarda binlerce yıl boyunca pek çok medeniyet yaşamıştır. Şanlıurfa'daki Göbeklitepe, 11.000 yılı aşkın geçmişiyle insanlığın bilinen en eski anıtsal yapılarından biri kabul edilir; bu yapıların, tarımın yaygınlaşmasından önce avcı-toplayıcı topluluklar tarafından inşa edildiği düşünülür. Konya'daki Çatalhöyük yaklaşık 9.000 yıl önce insanların bir arada yaşadığı büyük bir Neolitik yerleşimdir. Çorum'daki Hattuşa Hititlerin başkenti, İzmir'deki Efes ise Roma döneminin en önemli kentlerinden biridir. Bu yerleri İngilizce anlatabilmek için önce temel kavramları bilmemiz gerekir.
Geçmişi araştıran kişiye archaeologist (arkeolog), toprağı kazarak eski yapıları ve eşyaları ortaya çıkarma işine excavation (kazı) denir; fiili excavate'tir. Kazılarda bulunan eski yapı parçaları ruins ya da remains (kalıntılar), insan eliyle yapılmış eşyalar ise artefacts (eserler, buluntular) olarak adlandırılır. Bir yerde insanların kalıcı olarak yaşadığını gösteren yerleşim alanı settlement, taşa ya da metale kazınmış yazı inscription, mezar tomb, bir hükümdarın tahtta kaldığı dönem ise reign sözcüğüyle anlatılır: 'during the reign of Justinian' (Justinianus'un hükümdarlığı döneminde).
Bu kelimeler genellikle belirli eşdizimlerle kullanılır: carry out an excavation (kazı yapmak), unearth / uncover artefacts (eserleri gün yüzüne çıkarmak), an ancient civilisation (antik bir medeniyet), a World Heritage Site (Dünya Mirası alanı), date back to (... tarihine uzanmak). Örneğin 'Göbeklitepe dates back to around 9500 BC' cümlesi, Göbeklitepe'nin yaklaşık MÖ 9500 yılına uzandığını anlatır. Bir metni okurken bu sözcük gruplarını bütün olarak tanımak, hem anlamayı hızlandırır hem de yazma görevlerinde daha doğal cümleler kurmanızı sağlar.
| Kelime / Eşdizim | Türkçe Karşılığı | Örnek Cümle |
|---|---|---|
| archaeologist | arkeolog | The archaeologist found a stone tool near the river. |
| excavation / excavate | kazı / kazı yapmak | The excavations at Göbeklitepe began in 1995. |
| ruins / remains | kalıntılar, harabeler | Tourists walked among the ruins of Ephesus. |
| artefact | eser, buluntu | Many artefacts are displayed in the museum. |
| settlement | yerleşim yeri | Çatalhöyük was a large Neolithic settlement. |
| civilisation | medeniyet | The Hittites created a powerful civilisation in Anatolia. |
| inscription | yazıt | Historians read the inscription on the stone. |
| date back to | ... tarihine uzanmak | This temple dates back to the 1st century BC. |
2. Past Simple Passive: Eserler Ne Zaman ve Kim Tarafından Yapıldı?
Tarih anlatırken çoğu zaman eylemi yapandan çok eylemden etkilenen esere odaklanırız. Ayasofya'yı taşları taşıyan binlerce işçi tek tek bilinmez; önemli olan yapının kendisi ve yapıldığı tarihtir. Bu yüzden 'Hagia Sophia was built in the 6th century' (Ayasofya 6. yüzyılda inşa edildi) deriz. Bu yapıya Past Simple Passive (geçmiş zaman edilgen çatı) denir. Formülü: Subject + was / were + V3 (+ by agent). Tekil özneyle 'was', çoğul özneyle 'were' kullanılır: 'The statues were carved from limestone' (Heykeller kireç taşından oyuldu).
Etken bir cümleyi edilgene çevirmek için üç adım izlenir. Önce etken cümlenin nesnesi edilgen cümlenin öznesi olur. Sonra fiil, etken cümlenin zamanına uygun 'be' ve V3 biçimine dönüşür: V2 → was/were + V3. Son olarak eylemi yapan önemliyse 'by' ile cümlenin sonuna eklenir. 'Mimar Sinan built the Selimiye Mosque' → 'The Selimiye Mosque was built by Mimar Sinan.' Burada Mimar Sinan'ın adı önemli bir bilgi olduğu için 'by Mimar Sinan' korunur. Ancak 'Workers built the walls' cümlesinde 'workers' yeni bir bilgi taşımadığından 'The walls were built' demek yeterlidir.
Olumsuz ve soru cümleleri yine 'was/were' üzerinden kurulur: 'The tomb wasn't discovered until 1922' (Mezar 1922'ye kadar keşfedilmedi), 'When was the Galata Tower built?' (Galata Kulesi ne zaman inşa edildi?), 'Who was the Library of Celsus built for?' Tarihî metinlerde en sık edilgen kullanılan fiiller şunlardır: build – built (inşa etmek), discover – discovered (keşfetmek), destroy – destroyed (yıkmak), find – found (bulmak), carve – carved (oymak), found – founded (kurmak), rule – ruled (yönetmek) ve conquer – conquered (fethetmek). Dikkat: 'find' fiilinin V3'ü 'found', 'found' (kurmak) fiilinin V3'ü ise 'founded'dır.
| Etken (Active) | Edilgen (Passive) | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| Mimar Sinan built the Selimiye Mosque. | The Selimiye Mosque was built by Mimar Sinan. | Selimiye Camii Mimar Sinan tarafından inşa edildi. |
| Howard Carter discovered Tutankhamun's tomb in 1922. | Tutankhamun's tomb was discovered by Howard Carter in 1922. | Tutankamon'un mezarı 1922'de Howard Carter tarafından keşfedildi. |
| A volcano destroyed Pompeii in AD 79. | Pompeii was destroyed by a volcano in AD 79. | Pompeii MS 79'da bir yanardağ tarafından yok edildi. |
| Sultan Mehmed II conquered Istanbul in 1453. | Istanbul was conquered by Sultan Mehmed II in 1453. | İstanbul 1453'te II. Mehmed tarafından fethedildi. |
| Artists carved the giant heads on Mount Nemrut. | The giant heads on Mount Nemrut were carved by artists. | Nemrut Dağı'ndaki dev başlar sanatçılar tarafından oyuldu. |
3. Diğer Geçmiş Edilgenler: Was Being V3 ve Had Been V3
Geçmişi anlatırken her edilgen eylem tek seferde olup bitmez. Bazen bir eser, başka bir olay yaşandığı sırada hâlâ işleniyordur. Bu durumda Past Continuous Passive kullanılır: was / were + being + V3. 'The ancient theatre was being restored when the earthquake hit' (Deprem olduğunda antik tiyatro restore ediliyordu). Bu yapı, Theme 4'te öğrendiğimiz anlatı zamanlarının edilgen karşılığıdır: kesintiye uğrayan uzun eylem bu kez bir eserin başına gelen eylemdir. 'While the mosaics were being cleaned, a new inscription was found' (Mozaikler temizlenirken yeni bir yazıt bulundu).
Bir eylemin geçmişteki başka bir olaydan önce tamamlandığını edilgen olarak anlatmak için Past Perfect Passive kullanılır: had been + V3. 'When the archaeologists arrived, the site had already been damaged by treasure hunters' (Arkeologlar geldiğinde alan defineciler tarafından çoktan tahrip edilmişti). Bu yapı özellikle 'by the time, before, when, already' bağlaçlarıyla birlikte görülür ve okuyucuya olayların sırasını gösterir. 'By the time the Romans arrived, the old temple had been abandoned' (Romalılar geldiğinde eski tapınak terk edilmişti).
Geçmiş edilgen yapılarda olumsuzluk ve soru, yardımcı fiilin ilk parçası üzerinden kurulur: 'The tomb hadn't been opened for 3,000 years', 'Had the city been abandoned before the earthquake?', 'Was the mosaic being repaired at that time?' Ayrıca 'get' bazen günlük dilde 'be' yerine kullanılır ('The vase got broken during the move'), ancak tarih metinleri ve resmî yazılarda be tercih edilir. Akademik bir metin yazarken edilgen yapı kullanmak, anlatımı nesnel ve bilimsel kılar; bu nedenle arkeoloji ve tarih yazılarında edilgen cümleler çok yaygındır.
| Zaman | Edilgen Formül | Kullanım | Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| Past Simple Passive | was / were + V3 | Geçmişte tamamlanmış edilgen eylem | The coins were found under the floor. |
| Past Continuous Passive | was / were + being + V3 | Bir olay sırasında devam eden edilgen eylem | The walls were being repaired when the storm began. |
| Past Perfect Passive | had been + V3 | Geçmişteki başka bir olaydan önce tamamlanmış edilgen eylem | The library had been destroyed before the scholars returned. |
| Olumsuz | wasn't / weren't / hadn't been + V3 | Gerçekleşmemiş edilgen eylem | The tomb hadn't been opened for centuries. |
| Soru | Was / Were / Had + S + (been) + V3? | Edilgen soru | When was the theatre built? |
4. Geçmişe Dair Çıkarım: Must Have, Might Have, Can't Have + V3
Arkeologlar çoğu zaman yazılı bir belge olmadan çalışır; ellerinde yalnızca kalıntılar, aletler ve kemikler vardır. Bu kanıtlardan geçmiş hakkında mantıklı tahminler yürütürler. İngilizcede geçmişe yönelik bu çıkarımlar Modals of Deduction yapısıyla anlatılır: modal + have + V3. Güçlü bir kanıta dayanan ve neredeyse emin olduğumuz çıkarım için must have V3 kullanılır: 'These huge stone pillars weigh several tonnes. Hundreds of people must have worked together to move them' (Bu dev taş sütunlar tonlarca ağırlıkta. Onları taşımak için yüzlerce insan birlikte çalışmış olmalı).
Kanıt yetersizse ve olasılıktan söz ediyorsak might have / may have / could have V3 kullanılır: 'The building might have been a temple, or it could have been a meeting place' (Yapı bir tapınak olabilir ya da bir toplanma yeri olmuş olabilir). Bir şeyin gerçekleşmiş olmasının mantıken imkânsız olduğunu düşünüyorsak can't have / couldn't have V3 kullanılır: 'The people of Çatalhöyük can't have used iron tools; iron was not used until thousands of years later' (Çatalhöyük halkı demir alet kullanmış olamaz; demir binlerce yıl sonrasına kadar kullanılmıyordu).
Bu yapılar edilgen biçimde de çok kullanılır: must have been + V3. 'The jewellery must have been made for a rich family', 'The pillars might have been decorated by skilled artists.' Bir önemli ayrım: Theme 4'te gördüğümüz should have V3 bir eleştiri ya da pişmanlıktır ('You should have studied'), oysa must have V3 bir çıkarımdır ('He must have studied a lot; he got full marks'). Ayrıca 'must have' yapısının olumsuzu çıkarım anlamında 'mustn't have' değil, can't have biçimidir. Konuşurken 'must've, might've, can't've' kısaltmaları duyulabilir; yazarken 'must of' gibi hatalı biçimlerden kaçınmalısınız.
| Yapı | Kesinlik Derecesi | Türkçe Anlamı | Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| must have + V3 | Neredeyse kesin (evet) | -mış olmalı | They must have been farmers; we found seeds and tools. |
| might / may have + V3 | Olası | -mış olabilir | The room might have been used for storage. |
| could have + V3 | Olası (seçeneklerden biri) | -mış olabilir | The fire could have started in the kitchen. |
| can't / couldn't have + V3 | Neredeyse kesin (hayır) | -mış olamaz | They can't have written books; writing didn't exist yet. |
| must have been + V3 | Edilgen ve kesin | -ılmış olmalı | The statue must have been carved from a single stone. |
5. Tarihçilerin Görüşlerini Aktarmak: It Is Believed That ve Is Thought to Have V3
Tarihle ilgili pek çok bilgi kesin değildir; araştırmacıların kanıtlara dayanan görüşleridir. Bu görüşleri kişisel bir iddia gibi değil, genel kabul gören bir düşünce olarak aktarmak için Impersonal Passive (kişisiz edilgen) yapısı kullanılır. Birinci kalıp: It + is / was + believed / thought / said / known / estimated + that + cümle. 'People believe that Göbeklitepe was a place for gatherings' cümlesi → 'It is believed that Göbeklitepe was a place for gatherings' (Göbeklitepe'nin bir toplanma yeri olduğuna inanılmaktadır) biçimine dönüşür. Bu kalıp haber, belgesel ve müze tanıtım metinlerinde çok sık görülür.
İkinci kalıpta cümlenin öznesi doğrudan konu edilen şey olur: Subject + is / are + believed / thought / said + to + V1 ya da to have + V3. Hangi biçimin seçileceği, aktarılan olayın zamanına bağlıdır. Görüş ile olay aynı zamandaysa to + V1: 'The museum is said to be the largest mosaic museum in the world.' Olay görüşten daha önceyse to have + V3: 'Göbeklitepe is believed to have been built by hunter-gatherers' (Göbeklitepe'nin avcı-toplayıcılar tarafından inşa edildiğine inanılır). Burada 'to have been built' hem geçmişi hem de edilgenliği birlikte gösterir.
Bu yapılar çıkarım bildiren modallarla aynı işi farklı bir resmiyet düzeyinde görür. 'Hundreds of people must have worked on the site' günlük konuşmaya yakın bir çıkarımdır; 'It is thought that hundreds of people worked on the site' ise daha resmî ve nesneldir. Geçmişte geçerli olup artık değişmiş görüşler için 'was' kullanılır: 'For a long time, it was thought that Troy was only a legend. However, excavations in the 1870s showed that the city had really existed.' Bu son örnekte Theme 4'teki 'however' bağlacı ve Past Perfect de tarih anlatımına nasıl yerleştiğini gösterir.
| Etken Cümle | Kalıp 1: It is ... that | Kalıp 2: Subject + is ... to |
|---|---|---|
| People say that Ephesus was a very rich city. | It is said that Ephesus was a very rich city. | Ephesus is said to have been a very rich city. |
| Experts think that the pillars represent people. | It is thought that the pillars represent people. | The pillars are thought to represent people. |
| Historians believe that the Hittites signed peace treaties. | It is believed that the Hittites signed peace treaties. | The Hittites are believed to have signed peace treaties. |
| Scientists estimate that about 8,000 people lived there. | It is estimated that about 8,000 people lived there. | About 8,000 people are estimated to have lived there. |
| People once thought that Troy was only a legend. | It was thought that Troy was only a legend. | Troy was thought to be only a legend. |
6. Tarihî Bir Yeri Tanıtmak: Tarih İfadeleri, Edatlar ve Sunum Dili
Tarihî bir mekânı tanıtırken tarihleri doğru söylemek ve yazmak çok önemlidir. Yıllar, aylar, mevsimler, yüzyıllar ve on yıllar in ile kullanılır: 'in 1453', 'in May', 'in the 16th century', 'in the 1920s'. Gün ve tam tarih on ile söylenir: 'on 29 May 1453'. Belirli bir yaş, bir dönemin başı ya da sonu için at kullanılır: 'at the age of 21', 'at the end of the 19th century'. Yüzyıllar sıra sayısıyla ve 'the' ile söylenir: 'the sixth century' (6. yüzyıl). '537' yılı 'five thirty-seven', '1453' yılı 'fourteen fifty-three', '2015' yılı 'twenty fifteen' ya da 'two thousand and fifteen' diye okunur.
Milattan önceki tarihler sayıdan sonra gelen BC (Before Christ) ile, milattan sonraki tarihler AD (Anno Domini) ile gösterilir. Geleneksel kullanımda BC sayıdan sonra ('9500 BC'), AD ise sayıdan önce ('AD 537') yazılır; günümüzde '537 AD' yazımı da yaygındır. Bazı akademik metinlerde aynı anlamda BCE ve CE kısaltmaları görülür. Kesin olmayan tarihler için around, about, approximately ya da kısaca c. (circa) kullanılır: 'c. 7000 BC'. MÖ tarihlerinde sayının büyüklüğü eskiliği gösterir: 9500 BC, 1600 BC'den çok daha eskidir.
Bir tanıtım sunumu ya da broşür metni yazarken bazı kalıplar metne doğal bir akış kazandırır: Located in ... / is located in (... yerinde bulunan), dates back to (... tarihine uzanır), is home to (... barındırır), was declared a World Heritage Site (Dünya Mirası ilan edildi), is famous for (... ile ünlüdür), attracts millions of visitors (milyonlarca ziyaretçi çeker). Örneğin: 'Located in İzmir, Ephesus is home to the Library of Celsus, which was built in the 2nd century AD. The site was declared a UNESCO World Heritage Site in 2015.' İyi bir sunum; konum, tarih, yapan kişi veya toplum, önemli bir özellik ve kişisel bir yorumdan oluşur. Bu hafta öğrendiğiniz edilgen ve çıkarım yapılarını bu iskeletin içine yerleştirebilirsiniz.
| Edat / İfade | Kullanım Alanı | Örnek |
|---|---|---|
| in | Yıl, ay, mevsim, yüzyıl, on yıl | in 1922, in November, in the 6th century, in the 1870s |
| on | Gün ve tam tarih | on 29 May 1453, on a cold morning |
| at | Yaş, bir dönemin başı / sonu | at the age of 21, at the beginning of the century |
| BC / AD | Milattan önce / sonra | c. 9500 BC, AD 79, AD 537 |
| date back to | Bir yapının ne kadar eski olduğu | The settlement dates back to around 7000 BC. |
| be declared | Resmî olarak ilan edilmek | Göbeklitepe was declared a World Heritage Site in 2018. |
Örnekler
Örnek 1Aşağıdaki etken cümleleri Past Simple Passive yapısına çeviriniz: a) 'Archaeologists found the famous Gypsy Girl mosaic in Zeugma in 1998.' b) 'Mimar Sinan completed the Selimiye Mosque in 1575.'
Cevabı göster
a) 1. adım: Etken cümlenin nesnesi 'the famous Gypsy Girl mosaic' edilgen cümlenin öznesi olur. 2. adım: 'found' (V2) fiili tekil özneyle 'was found' biçimine döner. 3. adım: 'archaeologists' yeni bir bilgi taşımadığı için 'by' ile yazılmasına gerek yoktur. Sonuç: 'The famous Gypsy Girl mosaic was found in Zeugma in 1998.' (Ünlü Çingene Kızı mozaiği 1998'de Zeugma'da bulundu.) b) 1. adım: Nesne 'the Selimiye Mosque' özne olur. 2. adım: 'completed' → 'was completed'. 3. adım: Mimar Sinan önemli bir bilgi olduğu için 'by Mimar Sinan' korunur. Sonuç: 'The Selimiye Mosque was completed by Mimar Sinan in 1575.' (Selimiye Camii 1575'te Mimar Sinan tarafından tamamlandı.)
Örnek 2Parantez içindeki fiilleri uygun geçmiş edilgen biçimle (was/were V3, was/were being V3, had been V3) tamamlayınız: a) 'When the earthquake hit, the old bridge ___ (repair).' b) 'By the time the archaeologists arrived, many artefacts ___ (steal).' c) 'The ancient theatre ___ (build) for about 25,000 people.'
Cevabı göster
a) Deprem olduğu sırada köprü üzerinde süren bir onarım vardır; devam eden edilgen eylem Past Continuous Passive ile yazılır: 'the old bridge was being repaired.' b) 'By the time' arkeologların gelişinden önce tamamlanmış bir olayı gösterir; eserler çalınmıştır, yani edilgen ve daha önce: 'many artefacts had been stolen.' c) Tek bir tamamlanmış geçmiş olay anlatılır: 'The ancient theatre was built for about 25,000 people.' Sonuçlar: a) was being repaired, b) had been stolen, c) was built.
Örnek 3Aşağıdaki kanıtlara göre parantez içindeki ifadeleri must have, might have veya can't have + V3 kullanarak çıkarım cümlelerine dönüştürünüz: a) Kanıt: Bir evin tabanında çok sayıda buğday tanesi bulundu. (the people / grow wheat) b) Kanıt: Mezarda altın takılar ve değerli kaplar vardı; ama kimin mezarı olduğunu gösteren bir yazıt yok. (it / belong to a king) c) Kanıt: Kentte MÖ 7000 yılından kalma kalıntılar var; o dönemde yazı henüz kullanılmıyordu. (the people / write letters)
Cevabı göster
a) Güçlü bir kanıt vardır, bu yüzden 'must have' kullanılır: 'The people must have grown wheat.' (Halk buğday yetiştirmiş olmalı.) b) Takılar zenginliği gösterir ama kimin olduğu kesin değildir; olasılık 'might have' ile anlatılır: 'It might have belonged to a king.' (Bir krala ait olabilir.) c) O dönemde yazı yoktur; bu mantıken imkânsızdır, bu yüzden 'can't have' kullanılır: 'The people can't have written letters.' (İnsanlar mektup yazmış olamaz.)
Örnek 4'Historians believe that the Hittites used horse-drawn chariots in battles.' cümlesini a) 'It is believed that...' ve b) 'The Hittites are believed...' kalıplarıyla yeniden yazınız.
Cevabı göster
1. adım: Görüş şimdi geçerlidir ('believe' → is believed); anlatılan olay ise geçmiştedir ('used'). a) Kalıp 1'de 'that' sonrasındaki cümle olduğu gibi korunur: 'It is believed that the Hittites used horse-drawn chariots in battles.' b) 2. adım: Kalıp 2'de cümlenin öznesi 'the Hittites' olur ve çoğul olduğu için 'are believed' gelir. 3. adım: Olay görüşten daha önce olduğu için 'to have + V3' kullanılır: 'The Hittites are believed to have used horse-drawn chariots in battles.' Türkçesi: Hititlerin savaşlarda atlı arabalar kullandığına inanılmaktadır.
Örnek 5Boşlukları in, on veya at ile tamamlayınız ve cümlelerdeki tarihleri İngilizce okunuşlarıyla yazınız: a) 'Istanbul was conquered ___ 29 May 1453.' b) 'Hagia Sophia was completed ___ the 6th century, ___ AD 537.' c) 'Heinrich Schliemann began excavating at Troy ___ the 1870s, ___ the age of 49.'
Cevabı göster
a) Tam tarih 'on' ile söylenir: 'on 29 May 1453'. Okunuşu: 'on the twenty-ninth of May, fourteen fifty-three'. b) Yüzyıl ve yıl 'in' ile söylenir: 'in the 6th century, in AD 537'. Okunuşu: 'in the sixth century, in AD five thirty-seven'. c) On yıllık dönem 'in', yaş 'at' ile söylenir: 'in the 1870s, at the age of 49'. Okunuşu: 'in the eighteen seventies, at the age of forty-nine'. Sonuç: a) on, b) in – in, c) in – at.
Örnek 6Aşağıdaki bilgileri kullanarak Çatalhöyük hakkında 4 cümlelik kısa bir tanıtım metni yazınız. En az bir Past Simple Passive, bir modal of deduction ve bir impersonal passive kullanınız. Bilgiler: Konya'da bulunuyor / yaklaşık 9.000 yıl önceye uzanıyor / ilk kez 1960'larda kazı yapıldı / evlerin kapısı yoktu, insanlar çatıdan giriyordu / UNESCO 2012'de Dünya Mirası ilan etti.
Cevabı göster
1. adım (konum ve tarih): 'Located in Konya, Çatalhöyük dates back to about 9,000 years ago.' 2. adım (Past Simple Passive): 'The site was first excavated in the 1960s, and it was declared a UNESCO World Heritage Site in 2012.' 3. adım (Impersonal Passive): 'It is believed that the houses had no doors, so people entered their homes through the roof.' 4. adım (Modal of deduction): 'Climbing in and out every day must have been tiring, but it might have protected the families from wild animals.' Çözümleme: 'was excavated, was declared' → Past Simple Passive; 'It is believed that' → impersonal passive; 'must have been' (güçlü çıkarım) ve 'might have protected' (olasılık) → modals of deduction.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1'Hagia Sophia ___ during the reign of Emperor Justinian in the 6th century.' cümlesinde boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Yapı kendiliğinden inşa edilmez; özne eylemden etkilenendir ve olay geçmişte tamamlanmıştır. Bu nedenle Past Simple Passive 'was built' kullanılır. 'was building' etken anlam taşır ve Ayasofya'yı inşa eden kişiymiş gibi gösterir.
2'When the earthquake struck, the museum ___, so luckily no visitors were inside.' cümlesinde boşluğa aşağıdakilerden hangisi uygundur?
Deprem olduğu sırada müzede devam eden bir onarım vardır ve müze eylemden etkilenendir. Devam eden edilgen geçmiş eylem Past Continuous Passive 'was being repaired' ile anlatılır.
3'The stone tools in this cave are perfectly shaped and very sharp. The people who made them ___ very skilled.' cümlesinde boşluğa en uygun ifade hangisidir?
Aletlerin kusursuz biçimi güçlü bir kanıttır; bu yüzden neredeyse kesin çıkarım bildiren 'must have been' kullanılır. 'should have been' eleştiri bildirir, 'can't have been' kanıtla çelişir, 'mustn't have been' çıkarım anlamında kullanılmaz.
4'Göbeklitepe is thought ___ by hunter-gatherers more than 11,000 years ago.' cümlesinde boşluğa hangisi gelmelidir?
Görüş şimdi geçerlidir ama inşa etme olayı çok daha önce gerçekleşmiştir; bu yüzden 'to have + V3' gerekir. Göbeklitepe inşa eden değil, inşa edilen olduğu için yapı edilgen olmalıdır: 'to have been built'.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Past Perfect Passive 'had been + V3' biçimindedir ve geçmişteki başka bir olaydan önce tamamlanmış edilgen eylemi anlatır.
Doğrudur: 'The site had been damaged before the excavation began.'
- 'The earthquake was happened in the morning.' cümlesi dil bilgisi açısından doğrudur.
Yanlıştır; 'happen' nesne almayan bir fiildir ve edilgen yapılamaz. Doğrusu: 'The earthquake happened in the morning.'
- 'They can't have used iron tools' cümlesi, konuşmacının bu olayın gerçekleşmediğinden neredeyse emin olduğunu gösterir.
Doğrudur; 'can't have V3' geçmişe yönelik olumsuz ve güçlü bir çıkarımdır (-mış olamaz).
- Tam tarihlerle 'in' edatı kullanılır: 'in 29 May 1453'.
Yanlıştır; gün ve tam tarihle 'on' kullanılır: 'on 29 May 1453'. 'in' yalnız yıl, ay ve yüzyıllarla gelir: 'in 1453', 'in May'.
- MÖ tarihlerde sayı büyüdükçe tarih daha eskiye gider; bu yüzden 9500 BC, 1600 BC'den daha eskidir.
Doğrudur; BC tarihleri milattan geriye doğru sayıldığı için büyük sayı daha eski bir zamanı gösterir.
- Past Perfect Passive 'had been + V3' biçimindedir ve geçmişteki başka bir olaydan önce tamamlanmış edilgen eylemi anlatır.
6Aşağıdaki kelime ve yapıları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Tutankhamun's tomb discovered by Howard Carter in 1922.
- When the scientists arrived, the ancient wall already been damaged by the flood.
- They can't used computers; electricity didn't exist yet.
- The city of Istanbul was conquered 29 May 1453.
- An studies the ruins and artefacts of ancient civilisations.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Türkiye'den seçtiğiniz tarihî bir mekânı (ör. Efes, Nemrut Dağı, Hattuşa, Göbeklitepe) tanıtan 5-6 cümlelik İngilizce bir sunum metni yazınız. Metninizde 1) konum ve tarih ifadesi (located in, dates back to, in/on), 2) en az iki geçmiş edilgen cümle (was/were V3 veya had been V3), 3) bir impersonal passive (It is believed that... / is thought to have V3) ve 4) en az bir modal of deduction (must / might / can't have V3) kullanınız.
1. ipucu: 1. adım: Mekânın yerini ve yaşını verin: 'Located in Adıyaman, Mount Nemrut dates back to the 1st century BC.'
2. ipucu: 2. adım: Kim tarafından ve ne zaman yapıldığını, ne zaman keşfedildiğini veya ilan edildiğini edilgen yapılarla yazın: 'The statues were built ...', 'It was declared ...'
3. ipucu: 3. adım: Tarihçilerin görüşünü 'It is believed that ...' ile, kendi çıkarımınızı 'must have / might have V3' ile ekleyip kişisel bir yorumla bitirin.
Cevap: Örnek sunum: 'Located in Adıyaman, Mount Nemrut dates back to the 1st century BC. The giant statues on the mountain were built during the reign of King Antiochus I of Commagene. It is believed that the site was used as a royal tomb and a sacred place. Over the centuries, the heads of many statues had been knocked off by earthquakes and harsh weather, so today they stand on the ground. Carrying such huge stones to the top of a mountain must have been extremely difficult, and the workers might have used ramps and simple machines. The site was declared a UNESCO World Heritage Site in 1987, and watching the sunrise there is an unforgettable experience.' Çözümleme: 'Located in Adıyaman', 'dates back to the 1st century BC', 'during the reign of', 'in 1987' → konum ve tarih ifadeleri; 'were built', 'had been knocked off', 'was declared' → geçmiş edilgenler (Past Simple Passive ve Past Perfect Passive); 'It is believed that the site was used' → impersonal passive; 'must have been extremely difficult' (güçlü çıkarım) ve 'might have used ramps' (olasılık) → modals of deduction.
Kısaca
- Temel kelimeler: Geçmişi anlatan metinlerde archaeologist (arkeolog), excavation (kazı), ruins (kalıntılar), artefact (eser, buluntu), settlement (yerleşim yeri), civilisation (medeniyet) ve inscription (yazıt) sözcükleri sık geçer.
- Past Simple Passive: Eylemi yapan bilinmiyorsa ya da önemli değilse 'was/were + V3' kullanılır: 'Hagia Sophia was built in the 6th century.'; eylemi yapan önemliyse 'by' ile eklenir.
- Diğer geçmiş edilgenler: Devam eden edilgen eylem 'was/were being + V3', daha önce tamamlanmış edilgen eylem 'had been + V3' ile anlatılır: 'The city had been destroyed before the Romans arrived.'
- Modals of Deduction: Geçmişe dair güçlü tahmin 'must have V3', olasılık 'might / may / could have V3', imkânsızlık 'can't / couldn't have V3' ile ifade edilir.
- Impersonal Passive: Genel kabul gören görüşler 'It is believed / thought / said that + cümle' ya da 'Subject + is believed to have + V3' kalıplarıyla aktarılır.
- Tarih ifadeleri: Yıl, ay ve yüzyıllarla 'in', tam tarihle 'on', yaşla 'at the age of' kullanılır; 'BC' Milattan Önce (MÖ), 'AD' Milattan Sonra (MS) anlamına gelir ve 'date back to' bir yapının ne kadar eski olduğunu anlatır.
Bu dersin öteki kaynakları
- İngilizce Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 11. Sınıf İngilizce Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- 11. Sınıf İngilizce 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Gelecek Planları, Meslekler ve Randevu İletişimi Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Future Career Idioms, Entrepreneurship Qualities, Connected Speech and Writing a Note to Your Future Self Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 3. Hafta Çalışma Kâğıdı: Future Continuous Tense, Job Interviews, and Professional Documents Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 4. Hafta Çalışma Kâğıdı: Expressing Preferences and Present / Past Abilities Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 5. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2B With Flying Colours: Turning a Hobby into a Profession (Steven Spielberg), Expressing Preferences & Theme Idioms Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 6. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2C From Will to Skill: Present and Past Abilities (Can, Could, Be Able To) & Pronunciation of -s Endings Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 7. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2D Writing About Interests and Abilities: School Club Application Email (Ryan Bready) & CLIL: Computer-Aided Design (CAD) Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 8. Hafta Çalışma Kâğıdı: Expressing Preferences, Interests, Past vs. Present Abilities (can / could / be able to) & Writing About Interests (ENG.11.2) Çalışma kâğıdı