Geçmişte sahip olduğumuz hobileri, çocukluk alışkanlıklarımızı veya ünlü sanatçı ve sporcuların ilham veren başarı öykülerini anlatırken İngilizcede özel dil bilgisi yapıları kullanırız. Theme 2: Hobbies and Skills ünitesinin bu bölümünde; geçmişte yapıp artık bıraktığımız alışkanlıkları anlatan used to ve would yapılarını, alışkın olma durumunu bildiren be/get used to kalıplarını ve geçmişteki yetenek ile başarıları ifade eden could / was able to ayrımlarını örneklerle inceleyeceğiz.
1. Geçmiş Alışkanlıklar ve Durumlar: Used to + V1
Geçmişte uzun bir süre boyunca yaptığımız ancak günümüzde artık yapmadığımız alışkanlıkları ya da geçmişte var olup şimdi değişmiş olan durumları anlatmak için used to + V1 yapısı kullanılır. Örneğin 'I used to collect stamps when I was a child' (Çocukken pul biriktirirdim - artık biriktirmiyorum) cümlesi geçmişteki bir eylemi; 'There used to be a cinema in this street' (Bu sokakta eskiden bir sinema vardı) cümlesi ise geçmişteki bir durumu ifade eder. Olumsuz ve soru cümlelerinde yardımcı fiil did devreye girdiği için 'd' harfi düşer: I didn't use to like broccoli ve Did you use to play the violin?
2. Used to + V1 ile Would + V1 Arasındaki Kritik Fark
Geçmişte tekrarlanan nostaljik alışkanlıkları ve rutin eylemleri anlatırken used to yerine would + V1 de kullanılabilir: 'Every summer, we would visit (used to visit) our grandparents in the village.' Ancak iki yapı arasında çok önemli bir kural farkı vardır: Would yalnızca hareket ve eylem bildiren fiillerle (action verbs) kullanılır; be, have, live, know, believe, own, belong, love gibi durum bildiren fiillerle (stative verbs) kesinlikle kullanılmaz. Örneğin 'Eskiden gözlük takardım / uzun saçım vardı' derken 'I used to have long hair' doğrudur; ancak 'I would have long hair' yanlıştır.
3. Be Used To ve Get Used To Kalıpları (+ V-ing / Noun)
Used to + V1 kalıbı; yazılışı çok benzeyen be used to ve get used to yapılarıyla karıştırılmamalıdır. Be used to + V-ing / Noun ('bir şeye alışkın olmak'), kişinin bir durumu artık garipsemediğini ve ona alışmış olduğunu bildirir: 'She is used to speaking in front of large crowds' (Kalabalıklar önünde konuşmaya alışkındır). Get used to + V-ing / Noun ('bir şeye alışmak') ise zamanla alışma sürecini anlatır: 'It took me two months to get used to driving on the left in London' (Londra'da soldan araç kullanmaya alışmam iki ayımı aldı).
4. Geçmişte Yetenek ve Başarı: Could vs. Was/Were Able To
Geçmişte sahip olunan genel bir yeteneği (general ability in the past) ifade ederken could + V1 kullanılır: 'Picasso could paint wonderfully even when he was a young boy.' Ancak geçmişte belirli bir anda, zor bir engeli aşarak elde edilen tek seferlik özel bir başarıdan (specific achievement) söz ediliyorsa olumlu cümlede could kullanılmaz; bunun yerine was/were able to + V1, managed to + V1 veya succeeded in + V-ing tercih edilir: 'The marathon was exhausting, but he was able to (managed to) finish the race in third place.'
5. Hobbies, Skills and Phrasal Verbs (Kelime Hazinesi)
Ünite kapsamında hobiler ve becerilerle ilgili öne çıkan temel kelimeler şunlardır: archery (okçuluk), pottery (çömlekçilik), calligraphy (hat sanatı), knitting (örgü), woodcarving (ahşap oymacılığı), rock climbing (kaya tırmanışı) ve paragliding (yamaç paraşütü). Bir hobiye veya spora yeni başlamak take up ('I decided to take up archery'), bir alışkanlığı veya hobiyi bırakmak ise give up ('Never give up your dreams') deyimsel fiilleriyle ifade edilir. Bir konuya çok düşkün ve meraklı olmak için be keen on, be fond of, be into ve be crazy about kalıpları kullanılır (hepsinden sonra V-ing veya isim gelir).
6. Inspiring Success Stories: Azim ve Engelleri Aşmak
Biyografi ve başarı öykülerinde (inspiring biographies) doğuştan gelen yetenek (innate talent / gifted / prodigy) kadar, zorluklar karşısında pes etmemek de vurgulanır. Engelli sporcuların, bilim insanlarının ve sanatçıların hayat hikayelerinde overcome obstacles / handicaps (engelleri aşmak), perseverance (azim ve sebat), determination (kararlılık), dedication (adanmışlık), pursue a passion (tutkusunun peşinden gitmek) ve break a record (rekor kırmak) anahtar ifadeleri sıklıkla yer alır.
Örnekler
Örnek 1Aşağıdaki iki cümlede boş bırakılan yerleri 'used to' veya 'would' ile doldurunuz ve hangisinde ikisinin birden kullanılabileceğini açıklayınız: 1) My uncle ________ own a small bookstore in Ankara. 2) When we were kids, my grandmother ________ tell us fairy tales every night.
Cevabı göster
1) used to ('own' sahip olmak anlamında bir durum fiili / state verb olduğu için 'would' kesinlikle kullanılamaz). 2) used to / would ('tell' tekrarlanan bir eylem / action verb olduğu için her ikisi de doğru olarak kullanılabilir).
Örnek 2'I used to wake up early' ile 'I am used to waking up early' cümleleri arasındaki anlam ve yapı farkını açıklayınız.
Cevabı göster
'I used to wake up early' cümlesinde 'used to + V1' kullanılmıştır; 'Eskiden erken kalkardım ama artık kalkmıyorum' anlamına gelir (geçmiş alışkanlık). 'I am used to waking up early' cümlesinde ise 'be used to + V-ing' kullanılmıştır; 'Erken kalkmaya alışkınım, bu benim için şu an normal bir durum' anlamına gelir.
Örnek 3'The climbers ________ reach the summit yesterday despite the freezing blizzard.' cümlesinde boşluğa 'could' mu yoksa 'were able to' mu gelmelidir? Neden?
Cevabı göster
Boşluğa were able to (veya managed to) gelmelidir. Çünkü cümlede geçmişteki genel bir yetenek değil, dün dondurucu kar fırtınasına rağmen zor bir engelin aşılarak tek seferlik özel bir başarının (specific achievement) gerçekleştirilmesi anlatılmaktadır.
Örnek 4'She used to play tennis at university.' cümlesini olumsuz (-) ve soru (?) cümlesine dönüştürünüz.
Cevabı göster
Olumsuz (-): She didn't use to play tennis at university. Soru (?): Did she use to play tennis at university? (Yardımcı fiil 'did' kullanıldığı için 'used' kelimesindeki '-d' takısı düşerek 'use to' olur).
Örnek 5Aşağıdaki cümlede altı çizili deyimsel fiillerin (phrasal verbs) anlamlarını açıklayınız: 'After he retired, Mr. Demir decided to take up pottery and never gave up practising until he mastered it.'
Cevabı göster
take up: Yeni bir hobiye, spora veya uğraşa başlamak (emekli olduktan sonra çömlekçiliğe başlamaya karar verdi). give up: Vazgeçmek, bırakmak (ustalaşana kadar pratik yapmayı asla bırakmadı).
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1When I first moved to Tokyo, the crowded subways felt strange, but after a few months I ________ travelling by train every morning.
Boşluktan sonra 'travelling' (V-ing) gelmiştir ve 'birkaç ay sonra her sabah trenle seyahat etmeye alıştım' (alışma süreci) anlamı vardır; bu yüzden 'got used to + V-ing' doğrudur.
2In which of the following sentences CANNOT 'would' replace 'used to'?
'live' (yaşamak/ikamet etmek) geçmişteki bir durumu (past state) bildirdiği için 'would live' şeklinde kullanılamaz; yalnızca 'used to live' doğrudur.
3Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Olumlu bir cümlede geçmişte zor bir durumu aşarak tek seferlik bir başarı elde edildiğini anlatırken 'could' yerine 'was/were able to' veya 'managed to' kullanılır.
Genel yeteneklerde 'could', tek seferlik zorlu başarılarda (specific achievement) 'was/were able to' veya 'managed to' kullanılır.
- 'Did you used to wear glasses at primary school?' cümlesi dil bilgisi açısından doğru yazılmıştır.
Soru cümlesinde 'Did' yardımcı fiili bulunduğu için 'used to' değil, '-d' harfi düşerek 'Did you use to wear...?' şeklinde yazılmalıdır.
- Olumlu bir cümlede geçmişte zor bir durumu aşarak tek seferlik bir başarı elde edildiğini anlatırken 'could' yerine 'was/were able to' veya 'managed to' kullanılır.
4İngilizce yapı ve ifadeleri doğru anlam ve kullanımlarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
5Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- My sister is very keen learning traditional arts like marbling (ebru) and calligraphy.
- I didn't to like classical music when I was a teenager, but now I listen to it every day.
Önce bütün boşlukları doldurun.
6'could', 'was/were able to' ve 'managed to' yapılarının geçmiş zaman cümlelerindeki kullanım farkını birer örnek cümle kurarak açıklayınız.
1. ipucu: Konunun temel kavramlarını ve tanımlarını hatırlayınız.
2. ipucu: Sebep-sonuç ilişkisini kurarak değerlendiriniz.
Cevap: Could, geçmişteki genel becerileri anlatır: 'I could swim fast when I was ten.' Was/were able to ve managed to ise geçmişteki belirli ve zorlu bir olayda engeli aşarak başarmayı ifade eder: 'Although the boat capsized in the storm, all passengers were able to (managed to) swim to the shore safely.'
Kısaca
- Geçmişte düzenli yapılan ancak artık terk edilen alışkanlıkları (past habits) ve geçmişteki durumları (past states) anlatmak için used to + V1 kullanılır; olumsuzda didn't use to + V1, soruda Did ... use to + V1? biçimine girer.
- Would + V1 yalnızca geçmişte tekrarlanan eylemleri (repeated actions) anlatır; be, have, live, know, like gibi durum fiilleriyle (state verbs) asla kullanılmaz.
- Be used to + V-ing / Noun '...-ya alışkın olmak' (mevcut durum), get used to + V-ing / Noun ise '...-ya alışmak' (alışma süreci) anlamına gelir.
- Geçmişteki genel yetenekler için could + V1, zor bir engeli aşarak tek seferlik özel bir başarı elde etmek için ise was/were able to + V1 (veya managed to + V1) kullanılır.
- Bir hobiye yeni başlamak take up, vazgeçip bırakmak give up, bir beceride ustalaşmak master a skill, engelleri aşmak ise overcome obstacles ifadeleriyle anlatılır.
Bu dersin öteki kaynakları
- İngilizce Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 11. Sınıf İngilizce Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu