Geçen hafta Hicret’le birlikte Yesrib’in *“Medînetü’n-Nebî”*ye dönüşümünü ve Mescid-i Nebevî ile Suffe’nin inşasını incelemiştik. Bu hafta Medine’nin İslam Devleti’nin başkenti ve yönetim merkezi olarak kurumlaşma sürecinin diğer temel sütunlarını ele alıyoruz: Tarihin ilk yazılı anayasası kabul edilen Medine Sözleşmesi (Vesîkası), ilk nüfus sayımı, ekonomik bağımsızlığı sağlayan Medine Çarşısı, şehrin Harem bölgesi ilan edilmesi ve hükümdarlara gönderilen İslam’a davet mektupları.
1. Hukuki ve İktisadi Kurumlaşma: Medine Sözleşmesi, Nüfus Sayımı ve İslam Çarşısı
Hz. Peygamber (s.a.v.) Hicret’in hemen ardından Mescid-i Nebevî’yi inşa ettirip Ensar ile Muhacirler arasında Muâhât (kardeşlik) kurduktan sonra, şehirdeki farklı dini ve etnik grupları barış içinde yaşatacak hukuki bir çerçeve oluşturdu. Müslümanlar, Yahudi kabileleri (Benî Kaynukâ, Benî Nadîr ve Benî Kurayza) ve henüz Müslüman olmamış Araplar arasında imzalanan Medine Sözleşmesi (Medine Vesîkası), 47 (bazı tasniflerde 52) maddeden oluşan ve Muhammed Hamidullah gibi hukuk tarihçileri tarafından “dünya tarihinin ilk yazılı anayasası” kabul edilen belgedir. Bu sözleşmeyle: 1) Coğrafi ve siyasi bir ümmet/vatandaşlık tanımı yapılmış, 2) Yahudilere din ve vicdan özgürlüğü tanınmış (*“Yahudilerin dini kendilerine, Müslümanların dini kendilerinedir”*), 3) Medine’ye dışarıdan bir saldırı olursa şehrin birlikte savunulacağı kararlaştırılmış, 4) Kan davaları kaldırılıp suçun şahsiliği ilkesi getirilmiş ve 5) Çıkacak her türlü ihtilafta nihai yargı mercii (devlet başkanı ve başhakem) olarak Hz. Muhammed (s.a.v.) kabul edilmiştir. Ayrıca devletin insan kaynağını belirlemek üzere ilk nüfus sayımı yaptırılmış ve 1.500 Müslüman isimleriyle yazılmıştır.
Siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlık olmadan korunamayacağını bilen Hz. Peygamber, o dönemde Medine ticaretini elinde tutan Benî Kaynukâ Yahudilerinin pazarını inceledi. Orada faiz, tekelcilik, aldatma ve pazarcılardan ağır yer vergisi alınması gibi haksızlıklar yapıldığını görünce Baki’ü’z-Zübeyr mevkiinde bağımsız Medine İslam Çarşısı (Sûku’l-Medîne)’nı kurdu. Çarşının kurallarını bizzat belirleyerek: “Burası sizin çarşınızdır; burada kimse sabit yer edinemez (tekel kuramaz) ve kimseden pazar vergisi (bac) alınmaz!” buyurdu. Çarşıyı sık sık denetleyen Peygamberimiz; ölçü ve tartıda dürüstlüğü, stokçuluk (ihtikâr) yapmamayı, müşteri kızıştırmamayı (neceş) ve kusurlu malı gizlememeyi (*“Bizi aldatan bizden değildir”*) ticari ahlakın temeli kıldı.
2. Güvenlik, Çevre Bilinci (Harem İlanı) ve Diplomasi Merkezi Olarak Medine
Medine İslam Devleti’nin güvenliğini sağlamak amacıyla Hz. Peygamber, şehrin çevresindeki Cüheyne, Müzeyne, Gıfâr ve Damre gibi kabilelerle saldırmazlık ve ittifak antlaşmaları imzaladı. Keşif ve güvenlik devriyeleri olan seriyyeler (Hz. Peygamber’in bizzat katılmayıp bir sahabiyi komutan atadığı seferler) ve gazveler (bizzat komuta ettiği seferler; Bedir, Uhud, Hendek vb.) ile Medine’yi koruma altına aldı. Aynı zamanda örnek bir şehircilik ve çevre bilinciyle Medine’nin iki kara taşlık (iki lâbe / Harre) arasındaki bölgesini “Harem Bölgesi” ilan etti: *“İbrahim Mekke’yi Harem kıldı ve oraya dua etti; ben de Medine’yi Harem kıldım!”* buyurarak Medine Harem sınırları içindeki ağaçların kesilmesini, yapraklarının koparılmasını ve yaban hayvanlarının ürkütülüp avlanmasını yasakladı; sokakların genişletilmesini, su kuyularının (Rûme Kuyusu vb.) vakfedilmesini ve şehrin temiz tutulmasını sağladı.
Hicret’in 6. yılında (M. 628) imzalanan Hudeybiye Barış Antlaşması ile oluşan güven ortamında Medine, uluslararası bir diplomasi merkezine dönüştü. Hz. Peygamber üzerinde «مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ» yazılı gümüş bir mühür kazdırarak komşu devlet başkanlarına İslam’a davet mektupları ve elçiler gönderdi: Bizans İmparatoru Herakleios’a Dihye b. Halîfe’yi, İran (Sâsânî) Kisrâsı Pervîz’e Abdullah b. Huzâfe’yi, Habeşistan Necâşîsi Ashame’ye Amr b. Ümeyye’yi, Mısır Mukavkısı’na Hâtıb b. Ebû Beltea’yı gönderdi. Mekke’nin fethi ve Tebük Seferi’nin ardından Hicret’in 9. yılında (M. 631 — Senetü’l-Vüfûd / Heyetler Yılı) Arap Yarımadası’nın dört bir yanından 70’i aşkın kabile heyeti Medine’ye gelerek İslam Devleti’ne bağlılığını bildirdi ve Medine’de eğitilen muallimler (Vali ve Kur’an öğretmenleri) tüm yarımadaya gönderildi.
Örnekler
Örnek 1Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine’ye hicret ettikten sonra Benî Kaynukâ pazarı gibi mevcut çarşılar varken neden müstakil bir 'Medine İslam Çarşısı' kurmuştur?
Cevabı göster
Çünkü mevcut pazarlarda faiz (ribâ), karaborsacılık, ölçü-tartı hileleri ve satıcılardan alınan ağır pazar vergileri (haraç/bac) yaygındı; ayrıca pazarın kontrolü Benî Kaynukâ Yahudilerinin elindeydi. Hz. Peygamber Müslümanların ekonomik bağımsızlığını sağlamak ve İslam’ın helal kazanç, şeffaflık, vergisizlik ve tekel yasağı ilkelerine dayalı adil bir piyasa modeli oluşturmak için yeni Medine Çarşısı’nı kurmuştur.
Örnek 2Medine Sözleşmesi’nin (Vesîkasının) dünya hukuk ve siyaset tarihi açısından taşıdığı önemi üç maddede açıklayınız.
Cevabı göster
1. Tarihin ilk yazılı anayasası olup kabilecilik ve kan bağı yerine 'coğrafya ve hukuk temelli vatandaşlık' anlayışını getirmiştir. 2. Farklı din ve kültürlere (Yahudilere ve diğer gruplara) inanç ve ibadet özgürlüğü tanıyan çoğulcu bir toplumsal sözleşmedir. 3. Şehrin ortak savunulması ilkesini ve anlaşmazlıklarda kaba kuvvet yerine merkezi yargı otoritesine (Hz. Peygamber’e) başvurma zorunluluğunu getirmiştir.
Örnek 3Hz. Peygamber’in Medine’yi 'Harem Bölgesi' ilan etmesi günümüz çevre ve şehircilik anlayışı açısından ne ifade etmektedir?
Cevabı göster
Hz. Peygamber’in 1400 yıl önce Medine’nin iki taşlık (Harre) arasındaki bölgesini Harem ilan ederek ağaçlarının kesilmesini ve hayvanlarının avlanmasını yasaklaması, dünya tarihinin ilk 'milli park / ekolojik koruma alanı' uygulamalarından biridir ve İslam medeniyetinin doğaya verdiği değeri gösterir.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Hicret sonrasında Medine’deki Müslümanlar, Yahudi kabileleri ve diğer gruplar arasında toplumsal barışı, inanç özgürlüğünü ve ortak savunmayı sağlamak amacıyla imzaladığı 47 maddelik tarihi belgeye ne ad verilir?
Medine’deki farklı unsurlar arasında vatandaşlık ve ortak yaşam hukukunu düzenleyen ilk yazılı anayasa 'Medine Sözleşmesi (Vesîkası)'dır.
2Hz. Peygamber’in Medine’de kurduğu yeni İslam çarşısında (Sûku’l-Medîne) ticari hayatın adil yürümesi için koyduğu temel kurallardan biri aşağıdakilerden hangisidir?
Hz. Peygamber Medine Çarşısı için 'Burada sabit yer işgal edilmez ve vergi (haraç) alınmaz' ilkesini koymuştur.
3Hicret’in ilk yılında Hz. Peygamber’in emriyle yapılan ilk nüfus sayımında Medine’deki Müslümanların sayısı kaç olarak kaydedilmiştir?
Buhârî’de yer alan Huzeyfe b. Yemân rivayetine göre Medine’de yapılan ilk nüfus sayımında 1.500 Müslüman isim isim yazılmıştır.
4Hicret’in 9. yılında (M. 631) Arap Yarımadası’nın dört bir yanındaki kabilelerin Medine’ye elçi ve heyetler göndererek İslam’ı kabul etmeleri sebebiyle bu yıla İslam tarihinde hangi isim verilmiştir?
Hicret’in 9. yılına çok sayıda kabile heyeti (vefd, çoğulu vüfûd) Medine’ye geldiği için 'Senetü’l-Vüfûd' (Heyetler Yılı) denilmiştir.
5Hz. Peygamber’in Medine’yi 'Harem Bölgesi' ilan etmesiyle aşağıdaki uygulamalardan hangisi yürürlüğe girmiştir?
Harem ilanı ile Medine’nin doğal bitki örtüsü (ağaçları) ve yaban hayatı dokunulmaz kılınarak koruma altına alınmıştır.
6Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) veya yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.
- Medine Sözleşmesi’ne göre Medine’deki Yahudilerin din ve inanç özgürlüğü tanınmış, ancak şehre dışarıdan bir saldırı olursa savunmaya katılmaları şart koşulmuştur.
Sözleşme inanç hürriyeti ile ortak vatan savunması ilkelerini birleştirmiştir.
- Hz. Peygamber’in bizzat ordunun başında komutan olarak katıldığı seferlere 'seriyye', katılmadığı seferlere ise 'gazve' denir.
Tam tersidir; bizzat katıldıklarına GAZVE, sahabilerden birini komutan atayıp gönderdiklerine SERİYYE denir.
- Hz. Peygamber Medine Çarşısı’nı bizzat denetlemiş ve ıslak buğdayı çuvalın altına saklayan satıcıyı 'Bizi aldatan bizden değildir' diyerek uyarmıştır.
Müslim’de geçen meşhur hadiste Hz. Peygamber çarşı denetimi sırasında bu ilkeyi vazetmiştir.
- Hudeybiye Antlaşması’ndan sonra Hz. Peygamber komşu hükümdarlara gönderdiği davet mektuplarını mühürlemek için üzerinde 'Muhammedün Resûlullah' yazılı bir mühür kullanmıştır.
Diplomatik gelenek gereği mektupların resmîyet taşıması için yüzük şeklinde gümüş bir mühür yaptırmıştır.
- Mescid-i Nebevî sadece namaz kılınan bir yer olmuş; devlet işleri, eğitim ve elçilerin kabulü için hiç kullanılmamıştır.
Mescid-i Nebevî aynı zamanda eğitim (Suffe), yargı, istişare ve yabancı elçilerin kabul edildiği devlet merkezi olarak işlev görmüştür.
- Medine Sözleşmesi’ne göre Medine’deki Yahudilerin din ve inanç özgürlüğü tanınmış, ancak şehre dışarıdan bir saldırı olursa savunmaya katılmaları şart koşulmuştur.
7Medine’nin İslam Devleti merkezi oluşuyla ilgili aşağıdaki kavramları açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
8Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Medine’deki farklı toplulukların hak ve sorumluluklarını belirleyen 47 maddelik anayasal belgeye Sözleşmesi denir.
- Hz. Peygamber ekonomik bağımsızlığı sağlamak amacıyla Yahudilerinin pazarına alternatif olarak Medine İslam Çarşısı’nı kurmuştur.
- Hz. Peygamber’in bizzat katılmayıp sahabilerden birini komutan tayin ederek gönderdiği keşif ve güvenlik birliklerine denir.
- Hudeybiye Antlaşması sonrasında Bizans İmparatoru ’a Dihye b. Halîfe aracılığıyla İslam’a davet mektubu gönderilmiştir.
- Hz. İbrahim’in Mekke’yi Harem kıldığı gibi Hz. Muhammed (s.a.v.) de Medine’yi bölgesi ilan ederek doğasını koruma altına almıştır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
9Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Medine’ye hicret ettikten sonra ilk iş olarak 1) Mescid-i Nebevî ve Suffe’yi inşa etmesi, 2) Muâhât (kardeşlik) kurması, 3) Medine Sözleşmesi’ni imzalaması ve 4) Medine Çarşısı’nı açması; bir devletin ve medeniyetin kuruluşunda hangi temel sütunlara işaret etmektedir?
1. ipucu: Maneviyat ve Eğitim (Mescid + Suffe)
2. ipucu: Sosyal Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme (Muâhât)
3. ipucu: Hukuk Devleti ve Birlikte Yaşama Kültürü (Medine Sözleşmesi)
4. ipucu: Ekonomik Bağımsızlık ve Ticaret Ahlakı (Medine Çarşısı)
Cevap: Hz. Peygamber’in Medine’de attığı bu dört kurucu adım, sağlıklı bir devletin ve medeniyetin dört temel sütununu gösterir: 1. Mescid ve Suffe ile 'manevi birlik, yönetim merkezi ve ilim/eğitim' temeli atılmıştır. 2. Muâhât ile göçmen (Muhacir) ve yerli halk (Ensar) kaynaştırılarak 'sosyal adalet ve kardeşlik' sağlanmıştır. 3. Medine Sözleşmesi ile farklı inanç gruplarını kapsayan 'anayasal hukuk düzeni ve iç barış' tesis edilmiştir. 4. Medine Çarşısı ile 'ekonomik bağımsızlık ve ahlaki ticaret düzeni' kurulmuştur. Böylece Yesrib kısa sürede örnek bir medeniyet başkentine (Medine) dönüşmüştür.
Kısaca
- Medine Sözleşmesi (Vesîkası): Hz. Peygamber’in Medine’deki Müslümanlar (Ensar-Muhacir), Yahudi kabileleri (Benî Kaynukâ, Benî Nadîr, Benî Kurayza) ve müşrik Araplarla imzaladığı 47 (veya 52) maddelik metindir; inanç özgürlüğünü, ortak savunmayı ve Hz. Peygamber’in başhakemliğini güvence altına almıştır.
- İlk Nüfus Sayımı: Hz. Peygamber Hicret’in ilk yılında idari ve askeri planlama amacıyla Medine’deki Müslümanların nüfus sayımını yaptırmış ve 1.500 kişi isim isim kayıt altına alınmıştır.
- Medine İslam Çarşısı (Sûku’l-Medîne): Faiz, karaborsa ve vergi dayatan Benî Kaynukâ pazarına alternatif olarak kurulmuş; Hz. Peygamber *“Burası sizin çarşınızdır; burada yer işgal edilmez (tekel kurulmaz) ve vergi (haraç/bac) alınmaz!”* ilkesini koymuştur.
- Güvenlik ve Harem Bölgesi İlanı: Medine çevresindeki kabilelerle saldırmazlık antlaşmaları yapılmış, seriyye ve gazvelerle güvenlik sağlanmış; ayrıca Hz. İbrahim’in Mekke’yi Harem kıldığı gibi Hz. Peygamber de Medine’yi Harem bölgesi ilan ederek ağaçlarının kesilmesini ve hayvanlarının avlanmasını yasaklamıştır.
- Diplomasi Merkezi (Elçiler ve Heyetler): Hudeybiye Antlaşması (628) sonrasında Bizans, Sâsânî, Mısır, Habeşistan, Umman ve Gassânî yöneticilerine davet mektupları gönderilmiş; 9 H. (631) Senetü’l-Vüfûd (Heyetler Yılı)’nda Medine tüm yarımadanın diplomatik merkezi olmuştur.