Miladi 622 yılında gerçekleşen hicret, İslam tarihinde Müslümanların baskı altındaki bir azınlık olmaktan çıkıp bağımsız bir devlet ve medeniyet kurma sürecinin başlangıcı olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Yesrib'e ulaştığında şehrin adını 'Medînetü'n-Nebî' (Peygamber Şehri / Medine) olarak değiştirmiş ve vakit kaybetmeden yeni toplumun mekânsal, sosyal, hukuki ve ekonomik temellerini atmıştır. Mescid-i Nebevî'nin inşası, Muhâcir-Ensâr kardeşliği (muâhât), Medine Vesikası ve kendine özgü İslam pazarının kurulması, Medine'yi asırlar boyu örnek alınacak bir devlet merkezine dönüştürmüştür.
Mescid-i Nebevî'nin İnşası ve Suffe'nin Eğitim İşlevi
Hz. Peygamber (s.a.v.), Medine'ye hicret ettiğinde devesi Kasvâ'nın çöktüğü ve Sehl ile Süheyl adlı iki yetim kardeşe ait olan hurma kurutma arsasını bedelini ödeyerek satın almış ve burada Mescid-i Nebevî'nin inşasını başlatmıştır. İnşaatta bizzat taş ve kerpiç taşıyarak çalışan Resûl-i Ekrem, sahabilerle omuz omuza emek vermiştir. Mescid-i Nebevî yalnızca namaz kılınan bir ibadethane değil; devlet işlerinin istişare edildiği, yabancı elçilerin kabul edildiği, hukuki davaların çözüme kavuşturulduğu ve toplumsal kararların alındığı idari bir merkez olarak işlev görmüştür.
Mescidin bitişiğine Hz. Peygamber ve ailesinin ikameti için 'Hücre-i Saâdet' adı verilen sade odalar inşa edilmiş, mescidin arka kısmına ise hurma dallarıyla gölgelendirilen 'Suffe' bölümü eklenmiştir. Medine'de evi ve ailesi bulunmayan fakir muhâcirlerin yanı sıra ilim öğrenmek amacıyla buraya yerleşen sahabilere 'Ashâb-ı Suffe' (Suffe Ehli) adı verilmiştir.
İslam tarihinin ilk yatılı eğitim kurumu ve üniversitesi niteliğindeki Suffe'de Hz. Peygamber'in doğrudan gözetiminde Kur'an-ı Kerim, okuma-yazma, dini hükümler ve hikmet dersleri verilmiştir. Ebû Hüreyre, Abdullah b. Mes'ûd ve Muâz b. Cebel gibi seçkin âlim sahabilerin yetiştiği bu mektep, İslam'ı farklı kabile ve beldelere tebliğ edecek muallimlerin hazırlandığı temel eğitim üssü olmuştur.
Toplumsal Bütünleşme: Muâhât (Kardeşleştirme) Uygulaması
Hicretten önce Medine'deki Arap toplumunu oluşturan Evs ve Hazrec kabileleri arasında yaklaşık yüz yirmi yıl süren kanlı savaşlar (özellikle Buâs Savaşı) yaşanmıştı. Öte yandan Mekke'den hicret eden Muhâcirler, inançları uğruna bütün evlerini, mallarını ve ticaret imkânlarını geride bırakarak Medine'ye gelmişlerdi. Hz. Peygamber (s.a.v.), Enes b. Mâlik'in evinde bir araya getirdiği Muhâcirler ile Medineli Müslümanları (Ensâr) ikişer ikişer birbirleriyle din kardeşi ilan etmiştir.
İslam tarihinde 'Muâhât' (kardeşleştirme) olarak adlandırılan bu uygulama, Cahiliye döneminin kan ve kabile bağlarına dayalı asabiyet anlayışını yıkarak yerine inanç ve ahlak temelli İslam kardeşliğini (uhuvvet) yerleştirmiştir. Ensâr, kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile Muhâcir kardeşlerini öz nefislerine tercih ederek (îsâr ahlakı) evlerini, bahçelerini ve kazançlarını onlarla paylaşma teklifinde bulunmuştur.
Muhâcirler ise Ensâr kardeşlerinin bu eşsiz cömertliğini istismar etmemiş, kendi alın terleriyle çalışıp üreterek Medine ekonomisine katkıda bulunmayı tercih etmişlerdir. Örneğin Sa'd b. Rebî' servetinin yarısını kardeşi Abdurrahman b. Avf'a teklif ettiğinde, Abdurrahman b. Avf ona hayır dua ederek 'Bana çarşının ve pazarın yolunu gösterin' demiş ve kısa sürede dürüst ticaretiyle kendi kazancını elde etmiştir.
Medine Vesikası ve Ekonomik Bağımsızlık Adımları
Hicret sonrasında Medine'de Müslümanlar (Ensâr ve Muhâcirler), Yahudi kabileleri (Benî Kaynuka, Benî Nadîr, Benî Kurayza) ve henüz Müslüman olmamış Arap müşrikleri bir arada yaşamaktaydı. Hz. Peygamber (s.a.v.), şehirde toplumsal barışı ve hukuki düzeni sağlamak amacıyla tüm grupların temsilcileriyle görüşerek kırk yedi maddelik 'Medine Vesikası'nı (Medine Sözleşmesi) yürürlüğe koymuştur. Tarihin ilk yazılı anayasalarından kabul edilen bu belgeyle Medine'deki farklı inanç grupları ortak vatan ve vatandaşlık paydasında birleştirilmiştir.
Medine Vesikası'na göre şehirde yaşayan herkes inanç ve ibadet hürriyetine sahip olacak, Yahudilerin dinlerine ve mallarına dokunulmayacak, dışarıdan Medine'ye bir saldırı gerçekleştiğinde bütün gruplar şehri birlikte savunacaktır. Zulüm ve haksızlık karşısında herkes tek yürek olacak, şehir içindeki hukuki anlaşmazlıklarda ise en üst yargı ve hakemlik makamı Hz. Muhammed (s.a.v.) olacaktır. Böylece Hz. Peygamber'in devlet başkanlığı tüm kesimlerce resmen tanınmıştır.
Siyasi ve hukuki bağımsızlığı ekonomik bağımsızlıkla taçlandırmak isteyen Resûlullah, Benî Kaynuka Yahudilerinin tekelinde bulunan ve faiz, hile ile ağır vergilerin uygulandığı çarşıya alternatif olarak 'Medine Pazarı'nı kurmuştur. Bu yeni pazarda tezgâhlardan yer kirası veya vergi alınmamış, kimsenin sabit yer tutup tekel oluşturmasına izin verilmemiş, ölçü ve tartıda dürüstlük ile helal ticaret ilkeleri hakim kılınmıştır.
Örnekler
Örnek 1Mescid-i Nebevî'nin inşasında Hz. Peygamber'in arsayı yetimlerden hibe olarak kabul etmeyip bedelini ödemesi ve inşaatta bizzat çalışması hangi ilkeleri ortaya koyar?
Cevabı göster
Yetimlerin arsasını ücretini ödeyerek satın alması kul ve yetim hakkının dokunulmazlığını, kamu yararı için bile olsa mülkiyet hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini öğretir. İnşaatta bizzat taş taşıyarak çalışması ise İslam'da yöneticinin halktan üstün olmadığını, tevazu ve iş bölümü ahlakını gösterir.
Örnek 2Mescid-i Nebevî bünyesinde kurulan 'Suffe' nedir ve İslam eğitim tarihindeki yeri neden önemlidir?
Cevabı göster
Suffe, Mescid-i Nebevî'nin bitişiğinde barınma ve eğitim amacıyla oluşturulan gölgelikli bölümdür. İslam'ın ilk yatılı okulu ve üniversitesi olan Suffe'de yetişen Ashâb-ı Suffe, Kur'an ve sünnet bilgisini öğrenerek İslam coğrafyasının dört bir yanına öğretmen olarak gönderilmiştir.
Örnek 3Muâhât (kardeşleştirme) uygulamasının Cahiliye dönemindeki kabilecilik (asabiyet) anlayışına getirdiği köklü dönüşümü açıklayınız.
Cevabı göster
Cahiliye döneminde dayanışma kan bağına ve kabile üstünlüğüne dayanıyor, kişi kabilesi haksız olsa bile onu savunuyordu. Muâhât ile kan ve kabile bağının yerini tevhid inancı ve ahlak temelli İslam kardeşliği almış; Mekkeli Muhâcir ile Medineli Ensâr öz kardeşten daha yakın hale gelmiştir.
Örnek 4Medine Vesikası'nın din ve vicdan hürriyeti ile ortak savunma konularında getirdiği temel esaslar nelerdir?
Cevabı göster
Vesikaya göre Müslümanlar ve Yahudiler kendi dinlerini yaşamakta serbest bırakılmış, kimsenin inancına müdahale edilmeyeceği güvenceye alınmıştır. Medine şehrine dışarıdan bir saldırı yapılması halinde ise tüm grupların şehri birlikte savunması ve savaş giderlerini paylaşması kararlaştırılmıştır.
Örnek 5Hz. Peygamber'in Medine'de mevcut Kaynuka çarşısı varken yeni bir İslam pazarı kurmasının temel gerekçeleri nelerdir?
Cevabı göster
Mevcut çarşıda faizcilik, ihtikâr (karaborsacılık), ölçü-tartı hileleri ve İslam'ın yasakladığı ürünlerin satışı yaygındı. Müslümanların ekonomik bağımsızlığını kazanması, tekel ve vergi baskısından kurtulması ve İslam ticaret ahlakının uygulanması için yeni Medine pazarı kurulmuştur.
Örnek 6Medine Vesikası'nda 'Şehirde çıkacak her türlü anlaşmazlığın çözüm mercii Allah ve Resûlü'dür' maddesinin siyasi önemi nedir?
Cevabı göster
Bu maddeyle Medine'deki kabilelerin kendi başlarına intikam almaları (kan davaları) sona erdirilmiş, hukukun üstünlüğü sağlanmış ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Medine İslam Devleti'nin en üst siyasi ve adli lideri olduğu tüm kesimler tarafından kabul edilmiştir.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Hicret sonrasında inşa edilen Mescid-i Nebevî'nin bitişiğinde kurulan ve İslam tarihinin ilk yatılı eğitim kurumu niteliği taşıyan bölüm aşağıdakilerden hangisidir?
Mescid-i Nebevî'nin bitişiğinde barınma ve ilim tahsili için kurulan ve öğrencilerine Ashâb-ı Suffe denilen eğitim kurumu Suffe'dir.
2Hz. Peygamber'in Medine'de Mekkeli Muhâcirler ile Medineli Ensâr'ı ikişer ikişer birbirleriyle din kardeşi ilan etmesi İslam tarihinde hangi kavramla adlandırılır?
Muhâcirler ile Ensâr arasında kurulan hukuki, sosyal ve manevi kardeşlik akdine 'Muâhât' (Kardeşleştirme) adı verilir.
3Medine Vesikası'nın içeriği ve toplumsal amacı dikkate alındığında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Medine Vesikası Yahudilerin can, mal ve inanç güvenliğini koruma altına almıştır; sürgünler daha sonraki yıllarda antlaşmaya ihanet etmeleri sonucunda yaşanmıştır.
4Hz. Peygamber tarafından kurulan Medine Pazarı'nda ekonomik hayatı düzenlemek amacıyla uygulanan temel ilkelerden biri aşağıdakilerden hangisidir?
Hz. Peygamber Medine pazarında vergi alınmamasını ve kimsenin sabit çadır kurarak tekel oluşturmamasını emretmiştir.
5
- Mescid-i Nebevî ibadet yeri olmasının yanında eğitim, yargı, istişare ve elçi kabulü gibi devlet işlerinin yürütüldüğü merkezdir.
- Mescid-i Nebevî'nin inşa edildiği arsa Sehl ve Süheyl adlı iki yetim gence aitti ve bedeli ödenerek satın alındı.
- Muâhât uygulamasında Muhâcirler çalışmayı bırakarak geçimlerini tamamen Ensâr kardeşlerinin yardımlarına bağlamışlardır.
- Medine Vesikası farklı din ve kabilelere mensup toplulukların barış içinde bir arada yaşama ilkelerini belirleyen yazılı bir belgedir.
- Suffe bölümü Medine'ye gelen yabancı ticaret kervanlarının mallarını depolamak ve gümrük vergisi toplamak için kurulmuştur.
- Mescid-i Nebevî ibadet yeri olmasının yanında eğitim, yargı, istişare ve elçi kabulü gibi devlet işlerinin yürütüldüğü merkezdir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Hicretten önce Yesrib olarak bilinen şehrin adı Hz. Peygamber'in gelişiyle olarak anılmaya başlanmıştır.
- Mescid-i Nebevî'nin bitişiğinde Hz. Peygamber ve ailesinin yaşaması için yapılan odalara adı verilmiştir.
- Medineli Müslümanlara Hz. Peygamber'e ve Muhâcirlere kucak açıp yardım ettikleri için unvanı verilmiştir.
- Abdurrahman b. Avf, kardeşi Sa'd b. Rebî'in mal paylaşımı teklifine teşekkür ederek kendisine yolunu göstermesini istemiştir.
- Medine Vesikası'na göre şehirdeki gruplar arasında çıkacak anlaşmazlıklarda en üst hakemlik makamı kabul edilmiştir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Hicret sonrasında Hz. Peygamber'in Medine'yi İslam devletinin merkezi haline getirirken attığı dört temel kurucu adımı (mekânsal, sosyal, hukuki ve ekonomik) birbirleriyle olan bütünlüğü içinde adım adım analiz ediniz.
1. ipucu: İlk adımda Mescid-i Nebevî ve Suffe'nin inşasıyla sağlanan mekânsal, idari ve eğitsel merkezileşmeyi açıklayınız.
2. ipucu: İkinci adımda Muâhât (kardeşleştirme) ile sağlanan iç toplumsal dayanışmayı belirtiniz.
3. ipucu: Üçüncü adımda Medine Vesikası ve Medine Pazarı ile kurulan hukuki çoğulculuğu ve ekonomik bağımsızlığı değerlendiriniz.
Cevap: İlk adımda Mescid-i Nebevî ve Suffe inşa edilerek Müslümanların ibadet, eğitim, istişare ve devlet yönetimini yürütecekleri kurumsal merkez oluşturulmuştur. İkinci adımda Muâhât (kardeşleştirme) uygulamasıyla Muhâcirlerin barınma ve uyum sorunu çözülmüş, Evs ve Hazrec arasındaki eski düşmanlıklar bitirilerek sarsılmaz bir iç toplumsal bütünlük sağlanmıştır. Üçüncü adımda Medine Vesikası ile şehirdeki Yahudiler ve diğer gruplarla hukuki sözleşme yapılarak iç barış ve ortak savunma güvenceye alınmış; hemen ardından vergisiz ve tekelsiz Medine Pazarı kurularak devletin ekonomik bağımsızlığı tamamlanmıştır.
Kısaca
- Hicretle birlikte Yesrib şehri 'Medine' adını almış ve İslam devletinin siyasi, toplumsal ve ilmi başkenti olmuştur.
- Mescid-i Nebevî ibadetin yanı sıra devlet yönetimi, yargı ve istişare merkezi olmuş; bitişiğindeki Suffe ise ilk İslam üniversitesi işlevini görmüştür.
- Muâhât (kardeşleştirme) uygulamasıyla المهاجرون (Muhâcir) ve الأنصار (Ensâr) arasında îsâr ve iffet ahlakına dayalı güçlü bir kardeşlik kurulmuştur.
- Medine Vesikası, şehirdeki Müslüman, Yahudi ve diğer grupların hak ve sorumluluklarını belirleyen ilk yazılı anayasal sözleşmedir.
- Hz. Peygamber vergisiz ve tekelsiz Medine Pazarı'nı kurarak Müslümanların ekonomik bağımsızlığını ve ticaret ahlakını güvence altına almıştır.