İslam medeniyeti, insanı yaratılmışların en şereflisi (eşref-i mahlûkat) kabul eden ve toplumsal barışı ahlaki erdemler üzerine inşa eden bir hayat nizamıdır. İyiliği yaygınlaştırıp kötülüğü önleme sorumluluğu, kimseye ayrıcalık tanımayan mutlak adalet anlayışı, farklı inançlarla barış içinde bir arada yaşama tecrübesi ve aile-komşuluk-misafirperverlik bağları, İslam toplumunu tarih boyunca huzur ve güven yurdu (dârü's-selâm) hâline getirmiştir.
İyiliği Emretme, Kötülükten Sakındırma ile Hak ve Adaleti Gözetme
İslam toplumunu ayakta tutan en önemli ahlaki ve sosyal denetim mekanizması iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma (emir bi'l-ma'rûf ve nehiy ani'l-münker) ilkesidir. Burada ma'rûf, dinin ve selim aklın iyi, güzel ve faydalı bulduğu erdemleri; münker ise dinin ve sağduyunun çirkin, haksız ve zararlı kabul ettiği kötülükleri ifade eder. Âl-i İmrân suresi 104 ve 110. ayetlerde Müslümanların 'insanlar için çıkarılmış, iyiliği emreden ve kötülükten vazgeçirmeye çalışan hayırlı bir ümmet' olduğu vurgulanmıştır. Bu ilke İslam şehirlerinde Hisbe Teşkilatı (İhtisap kurumu ve başındaki Muhtesip) aracılığıyla kurumsallaşmış; çarşı-pazardaki ölçü ve tartı dürüstlüğü, gıda sağlığı, fiyat dengesi ve kamu ahlakı bu kurum tarafından denetlenmiştir.
Erdemli bir toplumun temel direği ise hak ve adaleti gözetme ilkesidir. İslam'da insan eşref-i mahlûkat (yaratılmışların en şereflisi) olarak görülür ve her bireyin doğuştan sahip olduğu beş temel hakkı (zarûrât-ı dîniyye / makâsıdü'ş-şerîa: can, mal, akıl, din ve nesil güvenliği) dokunulmaz kabul edilir. Nisâ suresi 58. ayette emanetlerin ehli olanlara verilmesi ve insanlar arasında adaletle hükmedilmesi, Mâide suresi 8. ayette ise bir topluluğa duyulan öfkenin bile insanı adaletsizliğe sevk etmemesi emredilmiştir.
İslam medeniyetinde 'Adalet mülkün (devletin ve toplum düzeninin) temelidir' anlayışı doğrultusunda yargı bağımsızlığına büyük önem verilmiştir. Şehirlerdeki şer'î mahkemelerde görev yapan kadıların yanı sıra, halkın üst düzey yöneticiler, valiler ve memurlar hakkındaki şikâyetlerini doğrudan devlete iletebildiği yüksek yargı divanı olan Dîvân-ı Mezâlim (Osmanlı'da Dîvân-ı Hümâyun'un adalet işlevi ve Adaletnâmeler) hak ve adaletin en güçlü kurumsal teminatı olmuştur.
Birlikte Yaşama Kültürü ve Gayrimüslimlerle İlişkiler
İslam kültür ve medeniyeti, 'Dinde zorlama yoktur' (Bakara, 2/256) ilkesi gereğince farklı din, dil ve ırklara mensup insanların barış içinde bir arada yaşadığı çoğulcu bir toplum modeli geliştirmiştir. Bunun tarihteki ilk somut örneği, Hz. Peygamber'in 622 yılında Medine'ye hicret ettikten hemen sonra Müslümanlar, Yahudiler ve Medine'deki diğer kabileler arasında imzaladığı Medine Vesikası (Medine Sözleşmesi)'dır. Bu belgeyle tüm grupların inanç özgürlüğü, can ve mal güvenliği ile ortak savunma sorumlulukları yasal güvence altına alınmıştır.
İslam hukukunda Müslüman devletin egemenliği ve koruması altında yaşayan gayrimüslim vatandaşlara ehl-i zimme (zimmî), onların hak ve sorumluluklarını düzenleyen hukuka ise zimmet hukuku denir. Gayrimüslimlere inanç, ibadet, mabetlerini koruma, kendi dillerinde eğitim alma ve aile/miras gibi konularda kendi dinî mahkemelerine başvurma özerkliği tanınmıştır.
Tarih boyunca Hz. Ömer'in 638 yılında Kudüs'ü fethettiğinde Hristiyan halka verdiği Kudüs Emânnâmesi, Müslüman, Hristiyan ve Yahudi âlimlerin ortak bilim ürettiği Endülüs (Kurtuba) birlikte yaşama tecrübesi, Fatih Sultan Mehmet'in 1463 tarihli Bosna Fransiskenleri Ahidnâmesi ve Osmanlı Devleti'nin cemaatleri din/mezhep esasına göre özerk yaşatan Millet Sistemi, İslam medeniyetinin engin hoşgörüsünün ve birlikte yaşama kültürünün abidevi örnekleridir.
Sosyal Hayatı Oluşturan İlişkiler: Aile, Komşuluk ve Misafirperverlik
İslam toplumunda sosyal hayatın en temel yapı taşı ve huzur yuvası ailedir. Rûm suresi 21. ayette eşler arasındaki ilişkinin meveddet (derin sevgi) ve rahmet (şefkat/merhamet) temeline dayandığı belirtilmiştir. Aile içinde anne ve babaya saygı ve iyilikte bulunmak (birrü'l-vâlideyn; İsrâ suresi 23. ayet: 'Onlara öf bile deme!') Allah'a kulluktan hemen sonra emredilmiş; yakın ve uzak akrabalarla bağları koparmayıp ziyaret ve yardımlaşmayı sürdürmek (sıla-i rahim) ömrün ve rızkın bereketlenmesinin vesilesi sayılmıştır.
Aileden sonra toplumsal dayanışmanın ilk halkası komşuluk hukukudur. Kur'an-ı Kerim'de yakın ve uzak komşuya iyilik yapılması emredilmiş (Nisâ, 4/36); Hz. Peygamber de 'Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki, komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim' ve 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' buyurmuştur. İslam medeniyetinde komşunun Müslüman veya gayrimüslim olması komşuluk hakkını ortadan kaldırmaz; mahalle kültürü ve avarız vakıfları bu komşuluk dayanışmasının mekânsal tezahürü olmuştur.
İslam ahlakının bir diğer ayırıcı vasfı ise misafirperverlik (mükrim olma) ilkesidir. 'Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin' hadisi doğrultusunda misafir 'Tanrı misafiri' olarak ağırlanmış, ikramıyla tanınan Hz. İbrahim (Halîlullah) bereketin sembolü kabul edilmiştir. Şehirlerdeki tâbhâneler (misafirhaneler), imarethaneler, yollar üzerindeki kervansaraylar ve Anadolu'daki köy odaları, misafirperverliğin kurumsallaşmış eserleridir.
Örnekler
Örnek 1İslam toplumunu yönlendiren ilkelerden 'emir bi'l-ma'rûf ve nehiy ani'l-münker' kavramını açıklayarak bu ilkenin İslam şehirlerindeki kurumsal karşılığını belirtiniz.
Cevabı göster
'Emir bi'l-ma'rûf ve nehiy ani'l-münker', dinin ve selim aklın iyi ve faydalı gördüğü şeyleri (ma'rûf) teşvik edip yaygınlaştırmak, çirkin ve zararlı gördüğü kötülüklerden (münker) ise toplumu sakındırmaktır. Bu ilke İslam medeniyetinde çarşı-pazar düzenini, ölçü-tartı doğruluğunu ve kamu ahlakını denetleyen 'Hisbe Teşkilatı' (Muhtesip) olarak kurumsallaşmıştır.
Örnek 2İslam hukukunda her insanın doğuştan sahip olduğu ve devletin korumakla yükümlü bulunduğu beş temel dokunulmaz hak (zarûrât-ı dîniyye) hangileridir?
Cevabı göster
İslam hukukunda din, dil, ırk ayrımı gözetilmeksizin her insan için koruma altına alınan beş temel dokunulmazlık (zarûrât-ı dîniyye / makâsıdü'ş-şerîa): 1) Can güvenliği (nefsin korunması), 2) Mal güvenliği, 3) Akıl sağlığı ve güvenliği, 4) Din ve vicdan özgürlüğü, 5) Nesil ve aile güvenliğidir.
Örnek 3Medine Vesikası ve Osmanlı Millet Sistemi'nin İslam medeniyetindeki birlikte yaşama kültürü açısından önemini açıklayınız.
Cevabı göster
622 tarihli Medine Vesikası, Hz. Peygamber'in Müslümanlar ile Yahudiler ve diğer gruplar arasında imzaladığı ilk yazılı toplumsal sözleşme olup farklı inançların eşit vatandaşlık ve din özgürlüğü temelinde bir arada yaşamasını sağlamıştır. Osmanlı Millet Sistemi ise bu geleneği sürdürerek gayrimüslim cemaatlere din, dil, eğitim ve aile hukuku alanlarında geniş özerklik tanımış ve yüzyıllarca toplumsal barışı korumuştur.
Örnek 4İslam kültür ve medeniyetinde adaletin tecellisi için kurulan 'Dîvân-ı Mezâlim' kurumunun işlevi nedir?
Cevabı göster
Dîvân-ı Mezâlim, hükümdarın veya görevlendirdiği en üst düzey yargıcın başkanlık ettiği yüksek adalet divanıdır. Normal mahkemelerin çözmekte zorlandığı davaları karara bağlamak ve özellikle halkın valiler, komutanlar veya vergi memurları gibi güçlü yöneticiler hakkındaki haksızlık şikâyetlerini dinleyerek mazlumun hakkını korumak amacıyla kurulmuştur.
Örnek 5İslam'da aile ve akrabalık ilişkilerini ifade eden 'birrü'l-vâlideyn' ve 'sıla-i rahim' kavramlarını açıklayınız.
Cevabı göster
'Birrü'l-vâlideyn', anne ve babaya karşı hürmetkâr olmak, onlara öf bile dememek, yaşlandıklarında şefkatle bakmak ve iyilikte bulunmaktır. 'Sıla-i rahim' ise kan ve evlilik yoluyla oluşan akrabalık bağlarını gözetmek, akrabaları ziyaret etmek, sevinç ve kederlerini paylaşarak muhtaç olanlarına yardım etmektir.
Örnek 6İslam medeniyetinde komşuluk ve misafirperverlik ilkelerinin şehir mimarisine ve vakıf kurumlarına yansımalarına örnekler veriniz.
Cevabı göster
Komşuluk hukuku; evlerin birbirinin güneşini ve manzarasını kesmeyecek şekilde inşa edildiği mahalle kültürünü ve mahalledeki beklenmedik giderleri karşılayan 'avarız vakıfları'nı doğurmuştur. Misafirperverlik ilkesi ise yolcuların ve gariplerin ücretsiz konaklayıp yemek yediği kervansaraylar, imarethaneler, külliyelerdeki tâbhâneler (misafirhaneler) ve Anadolu'daki köy odaları şeklinde mimariye yansımıştır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1İslam kültür ve medeniyetinde 'iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma' (emir bi'l-ma'rûf ve nehiy ani'l-münker) ilkesinin şehir hayatında çarşı-pazar düzenini, ölçü ve tartı dürüstlüğünü ve kamu ahlakını denetlemek üzere kurumsallaşmış şekli aşağıdakilerden hangisidir?
Emir bi'l-ma'rûf ve nehiy ani'l-münker ilkesinin şehir ve ticaret hayatındaki kurumsal karşılığı, başında 'muhtesip' bulunan Hisbe (İhtisap) teşkilatıdır.
2İslam tarihinde halkın valiler, komutanlar ve üst düzey devlet görevlileri hakkındaki şikâyetlerini doğrudan hükümdara veya üst yargı kuruluna iletebildiği, haksızlıkların giderildiği yüksek adalet kurumuna ne ad verilmiştir?
Güçlü yöneticilerin haksızlıklarını önlemek ve halkın şikâyetlerini karara bağlamak üzere kurulan yüksek yargı organı Dîvân-ı Mezâlim'dir.
3İslam medeniyetinde birlikte yaşama kültürü ve gayrimüslimlerle ilişkiler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Osmanlı Millet Sistemi'nde gayrimüslim cemaatlere din, ibadet, mabet, dil, eğitim ve aile hukuku alanlarında geniş özerklik ve özgürlük tanınmıştır.
4İslam'da bireyin ve toplumun huzuru için korunması zorunlu kabul edilen beş temel esas (zarûrât-ı dîniyye) arasında; I. Can ve mal güvenliğinin korunması, II. Akıl sağlığının ve din özgürlüğünün korunması, III. Neslin ve aile kurumunun korunması esaslarından hangileri yer alır?
Zarûrât-ı dîniyye (dinin koruduğu beş temel dokunulmazlık); can, mal, akıl, din ve nesil güvenliğinin korunmasıdır.
5
- İslam kültür ve medeniyetinde insan, 'eşref-i mahlûkat' (yaratılmışların en şereflisi) olarak kabul edilir.
İsrâ suresi 70. ayet doğrultusunda insan yaratılmışların en şereflisi ve onurlusu kabul edilmiştir.
- Akrabalık bağlarını gözetmek, yakınları ziyaret etmek ve muhtaç akrabalara yardım etmek 'sıla-i rahim' kavramıyla ifade edilir.
Sıla-i rahim, akrabalık bağlarını canlı tutma ve koruma görevidir.
- Osmanlı külliyelerinde yolcuların ve misafirlerin ücretsiz ağırlandığı misafirhane bölümlerine 'rasathane' adı verilmiştir.
Rasathane gökyüzü gözlemevidir; külliyelerdeki misafirhanelere ise 'tâbhâne' (veya imarethane/kervansaray) adı verilmiştir.
- Mâide suresi 8. ayette, bir topluluğa duyulan öfkenin bile müminleri adaletten ayırmaması gerektiği emredilmiştir.
İslam'da adalet dost-düşman ayrımı gözetilmeksizin herkes için geçerli mutlak bir ilkedir.
- İslam hukukunda gayrimüslim komşuların Müslüman komşular üzerinde herhangi bir komşuluk hakkı bulunmamaktadır.
Hz. Peygamber'in sünnetine göre gayrimüslim komşunun da tam bir komşuluk hakkı vardır ve kendisine iyilikle muamele edilir.
- İslam kültür ve medeniyetinde insan, 'eşref-i mahlûkat' (yaratılmışların en şereflisi) olarak kabul edilir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- İslam şehirlerinde çarşı-pazar düzenini ve esnaf ahlakını denetleyen hisbe teşkilatının başındaki görevliye denir.
- Kur'an-ı Kerim'de Rûm suresi 21. ayette eşler arasındaki aile bağının sevgi (meveddet) ve temeline dayandığı bildirilmiştir.
- Hz. Ömer 638 yılında şehrini fethettiğinde Hristiyan halkın can, mal ve kiliselerini koruyan bir emânnâme vermiştir.
- Osmanlı mahallelerinde komşuların beklenmedik ortak giderlerini ve muhtaçların borçlarını karşılayan vakıflara vakfı denilmiştir.
- İslam medeniyetinde cömertliği ve misafirperverliği ile sembolleşen peygamber Hz. (a.s.) olarak bilinir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8İslam kültür ve medeniyetinde 'iyiliği emretme, kötülükten sakındırma' ve 'hak ve adaleti gözetme' ilkelerinin erdemli bir toplumun inşasındaki rolünü ve gayrimüslimlerle birlikte yaşama hukukuna etkisini değerlendiriniz.
1. ipucu: Hz. Peygamber'in 'gemi metaforu' hadisinden hareketle kötülüklere karşı toplumsal duyarlılığın önemini belirtiniz.
2. ipucu: Adaletin dost-düşman veya din-statü ayrımı gözetmeksizin uygulanmasının (zarûrât-ı dîniyye ve Dîvân-ı Mezâlim) toplumsal güvene katkısını açıklayınız.
3. ipucu: Medine Vesikası, zimmet hukuku ve Osmanlı Millet Sistemi'nin farklı kültürlerin asırlarca barış içinde yaşamasını nasıl sağladığını yorumlayınız.
Cevap: İslam medeniyetinde 'iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma' ilkesi, bireyleri topluma karşı sorumlu kılarak ahlaki çöküşü önleyen bir öz denetim mekanizması (Hisbe) oluşturmuştur; Hz. Peygamber'in gemi örneğinde belirttiği gibi kötülüğe seyirci kalmamak tüm toplumun selametini korur. 'Hak ve adaleti gözetme' ilkesi ise insanı eşref-i mahlûkat sayarak can, mal, akıl, din ve nesil emniyetini güvenceye almış; bağımsız kadı mahkemeleri ve Dîvân-ı Mezâlim ile yöneticilerin bile hukuk önünde hesap vermesini sağlamıştır. Bu adalet anlayışı Medine Vesikası, zimmet hukuku ve Osmanlı Millet Sistemi'yle gayrimüslim vatandaşları da kuşatarak farklı din ve kültürlerin asırlarca güven ve barış içinde bir arada yaşadığı çoğulcu bir medeniyet meydana getirmiştir.
Kısaca
- İyiliği emretme ve kötülükten sakındırma (emir bi'l-ma'rûf ve nehiy ani'l-münker) ilkesi, toplumsal duyarlılığı sağlamış ve şehirlerde Hisbe (Muhtesip) teşkilatıyla kurumsallaşmıştır.
- Hak ve adaleti gözetme ilkesi doğrultusunda her insanın can, mal, akıl, din ve nesil güvenliği (zarûrât-ı dîniyye) korunmuş; kadı mahkemeleri ve Dîvân-ı Mezâlim kurulmuştur.
- Hz. Peygamber'in Medine Vesikası, Hz. Ömer'in Kudüs Emânnâmesi, Endülüs tecrübesi ve Osmanlı Millet Sistemi birlikte yaşama kültürünün temel örnekleridir.
- İslam devletinde gayrimüslim vatandaşlar 'zimmî' statüsüyle din, ibadet, mabet, dil ve özel hukuk özerkliğine sahip olmuştur.
- Sosyal hayatın çekirdeği olan aile (meveddet, rahmet, birrü'l-vâlideyn), akrabalık (sıla-i rahim), komşuluk hukuku ve misafirperverlik (tâbhâne, imarethane) toplumsal huzuru beslemiştir.