İçeriğe geç

12. sınıf · İslam Kültür ve Medeniyeti · 14. hafta (21-25 Aralık 2026)

İslam Toplumunda Sosyal Hayat: İnsan-İnsan İlişkisi ve İnsan-Toplum İlişkisi

3. ÜNİTE: İSLAM KÜLTÜR VE MEDENİYETİNDE SOSYAL VE EKONOMİK HAYAT teması · Konu özeti

🃏 Kavram kartlarıEtkinlikler
Bu hafta

Medeniyetler, insanı nasıl tanımladıkları ve insanların birbiriyle kurduğu ilişkileri hangi ahlaki temeller üzerine inşa ettikleriyle tanınır. İslam kültür ve medeniyetinde insan, 'eşref-i mahlukat' (yaratılmışların en şereflisi) olarak kabul edilmiş; insan-insan ve insan-toplum ilişkileri adalet, merhamet, emanet, uhuvvet ve îsâr ilkeleriyle dokunmuştur. Aileden komşuluğa, mescitten vakıf, imarethane ve Ahilik teşkilatına kadar tüm sosyal kurumlar bu ahlaki ilkelerin toplumsal hayata yansıması olarak doğmuştur.

İnsan-İnsan İlişkisinin Temeli: Âdemiyet, İnsan Onuru ve Uhuvvet

İslam medeniyetinde insan-insan ilişkisinin en geniş çerçevesini âdemiyet ilkesi oluşturur. Kur'an-ı Kerim'de İsrâ Suresi 70. ayette 'Andolsun biz Âdemoğullarını şerefli kıldık' buyrularak dil, ırk, renk, coğrafya ve statü farkı gözetilmeksizin her insanın doğuştan insan onuruna sahip olduğu ilan edilmiştir. Hucurât Suresi 13. ayet ve Hz. Peygamber'in Veda Hutbesi uyarınca bütün insanlar Hz. Âdem'den gelmiştir; Arap'ın Arap olmayana, beyazın siyaha hiçbir üstünlüğü yoktur; Allah katında üstünlük yalnızca takva (sorumluluk bilinci ve güzel ahlak) iledir.

İman dairesinde ise insan-insan ilişkisi uhuvvet (din kardeşliği) mertebesine yükselir. Hz. Peygamber, müminleri bir binanın birbirini kenetleyip tutan tuğlalarına ve bir organı ağrıdığında diğer tüm organları uykusuzluk ve ateşle ona ortak olan tek bir bedene benzetmiştir. Bu ilişkide mümin; 'elinden ve dilinden diğer insanların güvende olduğu' (emanet), öfkesini yutup yumuşaklıkla davranan (hilm) ve kendisi ihtiyaç içinde olsa dahi kardeşini kendine tercih eden (îsâr) kimsedir. Hicret sonrasında Medineli Ensar'ın Mekkeli Muhacirlerle kurduğu muâhât (kardeşleştirme) uygulaması, insanlık tarihinin en yüksek îsâr ve kardeşlik örneğidir.

Ahlaki İlkeAnlamı ve KapsamıSosyal İlişkideki Yansıması
Âdemiyet ve KerametHer insanın yaratılıştan şerefli ve eşit olmasıIrkçılık, kibir ve sınıf ayrımcılığının kesin olarak reddedilmesi
Uhuvvet (Kardeşlik)Müminlerin iman bağıyla birbirinin öz kardeşi olmasıKüs durmama, gıybet ve tecessüsten (kusur araştırmaktan) kaçınma
Emanet ve SıdkGüvenilirlik, doğruluk ve ahde vefaSözleşmelere bağlılık, kul hakkını ve kamu malını koruma
Îsâr ve MerhametKardeşini kendi nefsine tercih etme ve şefkatZor zamanlarda serveti ve imkânları paylaşma (Ensar-Muhacir örneği)
İslam Kültür ve Medeniyetinde İnsan-İnsan İlişkisinin Temel İlkeleriİNSANONURU1. Âdemiyet ve EşitlikHz. Âdem den gelen ortakinsanlık paydası ve üstünlük takvada2. Uhuvvet ve MerhametMüminlerin kardeşliği, şefkat,hilm (yumuşak huyluluk) ve affedicilik3. Emanet ve AdaletKul hakkını gözetme, ahde vefa,elinden ve dilinden emin olunma4. Îsâr ve DiğerkâmlıkKendisi ihtiyaç içindeyken bilekardeşini kendine tercih etme erdemiİnsanlar yaratılışta eşittir, dinde ve imanda ise birbirinin öz kardeşidir.
🔍 Büyütmek için dokunun

İnsan-Toplum İlişkisinde İlk Halkalar: Aile, Akrabalık ve Komşuluk

Bireyin toplumsallaştığı, sevgi, merhamet ve sorumluluk bilincini kazandığı ilk ve en önemli kurum ailedir. İslam medeniyetinde aile, eşler arasında meveddet (derin sevgi) ve rahmet (şefkat) temeli üzerine kurulur (Rûm, 21). Anne babaya iyi davranmak ve onlara 'öf' bile dememek (birrü'l-valideyn), çocuklara güzel isim koyup helal rızık ve güzel ahlakla yetiştirmek aile hukukunun esaslarıdır.

Ailenin dışa açılan ilk halkası sıla-i rahim (akrabalık ilişkileri), ikinci halkası ise komşuluk hukukudur. Sıla-i rahim, yakın ve uzak akrabaları ziyaret etmeyi, sevinç ve kederlerini paylaşmayı ve ihtiyaç sahibi akrabaya öncelikle destek olmayı kapsar. Komşuluk ise mekânsal yakınlıktan doğan kutsal bir haktır; İslam'da komşu Müslüman olsun ya da olmasın komşuluk hakkına sahiptir. 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' hadisi, İslam şehirlerinde mahalle kültürünün ve sosyal güvenlik ağının temel ilkesi olmuştur.

İnsan-Toplum İlişkisinde Çekirdek Halkalar: Aile, Akraba ve Komşu1. Aile Kurumu• Toplumun en temel yapı taşı• Meveddet (sevgi) ve rahmet• Neslin ve ahlakın korunması• Anne babaya ihsan (birrü l-valideyn)İlk Eğitim ve Şefkat Yuvası2. Sıla-i Rahim (Akrabalık)• Yakın ve uzak akrabaları ziyaret• Sevinç ve kederde kenetlenme• Zekât ve infakta öncelik hakkı• Ömrün ve rızkın bereketlenmesiAkrabalık Bağını Sürdürme3. Komşuluk Hukuku• İnanç farkı gözetmeyen haklar• Komşusu açken tok yatmama• Mahremiyete ve huzura saygı• Mahalle kültürü ve güven ortamıMekânsal DayanışmaGüçlü aile, canlı akrabalık ve saygılı komşuluk İslam toplumunun sosyal dokusunu korur.
🔍 Büyütmek için dokunun

İslam Toplumunda Sosyal Kurumlar: Mescit, Vakıf, Tekke ve Ahilik

İslam medeniyetinde insan-toplum ilişkisi güçlü sivil ve sosyal kurumlarla kalıcı hale getirilmiştir. Şehrin merkezinde yer alan mescit ve camiler, yalnızca namaz kılınan mabetler değil; etrafındaki medrese, darüşşifa (hastane), imarethane (aşevi), kütüphane ve hamamla birlikte bir külliye oluşturarak toplumsal kaynaşmanın, eğitimin ve kamu istişaresinin merkezi olmuştur.

Yardımlaşma ve merhamet duygusunun kurumsallaşmış hali ise vakıf medeniyetidir. 'İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır' ve 'sadaka-i cariye' (kesintisiz sevap) bilinciyle kurulan vakıflar; eğitimden sağlığa, yetimlerin çeyizinden sokak hayvanlarının beslenmesine ve köprü-çeşme inşasına kadar her alanda toplumun ihtiyaçlarını karşılamıştır. İhtiyaç sahibini utandırmadan yardım etmeyi sağlayan sadaka taşları ve esnaftaki veresiye borçlarının gizlice kapatıldığı zimem defteri geleneği insan onurunu koruyan eşsiz uygulamalardır. Ayrıca tekke ve dergâhlar toplumun manevi eğitimini üstlenirken, Ahilik ve fütüvvet teşkilatı iş ve ticaret hayatını ahlakla buluşturan sivil toplum kuruluşu olarak hizmet vermiştir.

Sosyal KurumTemel İşleviToplumsal Bütünleşmeye Katkısı
Cami ve Külliyeİbadet, ilim, sağlık ve sosyal yardım birimlerinin bütünlüğüFarklı gelir ve statüdeki insanları aynı safta birleştirmesi
Vakıf ve İmarethaneÖzel mülkün Allah rızası için kamu yararına ebedî tahsisiEğitim, sağlık ve gıda hizmetlerinin ücretsiz ve sürekli sunulması
Tekke ve ZaviyelerTasavvufi terbiye, irşat, sanat ve misafir ağırlamaGönül eğitimi, iç huzur ve kırsal-kentsel güvenliğin sağlanması
Ahilik TeşkilatıMesleki eğitim, kalite denetimi ve esnaf dayanışma sandığıHelal kazanç, tüketici koruma ve iş barışının tesisi
İslam Medeniyetinde Sosyal Dayanışma KurumlarıMescit ve Külliye• İbadet ve birlik merkezi• İlim halkaları ve şûra• Medrese, darüşşifa veimaretle bütünleşik yapıŞehrin KalbiVakıf ve İmarethane• Sadaka-i cariye bilinci• Eğitim, sağlık, su yolu• Sadaka taşları vezimem (veresiye) defteriİncitmeyen YardımTekke ve Zaviyeler• Tasavvufi ahlak eğitimi• Yolcuların barınması• Gönül terbiyesi, müzik,edebiyat ve irşatManevi RehabilitasyonAhilik ve Fütüvvet• Esnaf ve meslek ahlakı• Kalite ve fiyat denetimi• Orta sandığı ilesosyal güvenceİktisadi DayanışmaBu kurumlar bireyin yalnızlaşmasını önleyerek toplumsal refahı ve iç barışı korumuştur.
🔍 Büyütmek için dokunun

Birlikte Yaşama Ahlakı ve Çokkültürlü Sosyal Barış

İslam kültür ve medeniyeti, farklı din, mezhep ve etnik kökene sahip toplulukların bir arada barış ve güven içinde yaşadığı (Darüsselam) çoğulcu bir toplum modeli geliştirmiştir. Bu modelin ilk yazılı anayasası, Hz. Peygamber'in hicretten hemen sonra Medine'deki Müslümanlar, Yahudiler ve diğer kabilelerle imzaladığı Medine Sözleşmesi (622) olmuştur. Bu sözleşmeyle her topluluğun inanç özgürlüğü, can ve mal güvenliği ortak vatandaşlık ve adalet ilkesiyle teminat altına alınmıştır.

Daha sonraki yüzyıllarda Hz. Ömer'in Kudüs Hristiyanlarına verdiği Kudüs Emanname'si ve Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'un fethi ile Bosna'da yayımladığı Ahidnameler, İslam devletindeki gayrimüslim vatandaşların (ehl-i zimmet / zimmî) mabetlerine, din adamlarına, dillerine, aile hukuklarına ve ticaretlerine dokunulmayacağını garanti etmiştir. İslam hukukunun beş temel gayesi olan zarûriyyât-ı hamse (canın, dinin, aklın, neslin ve malın korunması) Müslüman-gayrimüslim ayrımı yapılmaksızın tüm toplum bireyleri için güvenceye alınmıştır.

Birlikte Yaşama Hukuku ve Çokkültürlü Sosyal BarışTarihî Temel Belge ve Uygulamalar• Medine Sözleşmesi (622)Farklı inanç gruplarının ortak vatandaşlık hukuku• Hz. Ömer in Kudüs Emanname siMabet dokunulmazlığı ve inanç özgürlüğü• Fatih in Bosna ve İstanbul AhidnameleriMillet sistemiyle yüzyıllar süren barış (Darüsselam)Temel Hakların Güvencesi (Zaruriyyat-ı Hamse)1. Can Güvenliği (Hıfzu n-Nefs)2. İnanç ve Vicdan Özgürlüğü (Hıfzu d-Din)3. Akıl ve Düşünce Güvenliği (Hıfzu l-Akl)4. Nesil ve Aile Dokunulmazlığı (Hıfzu n-Nesl)5. Mülkiyet ve Emek Hakkı (Hıfzu l-Mal)Dinde zorlama yoktur (Bakara, 256) ilkesi İslam şehirlerini barış yurduna dönüştürmüştür.
🔍 Büyütmek için dokunun

İslam İktisat Ahlakının Sosyal Adalet ve Dayanışma Boyutu

İslam medeniyetinde ekonomik hayat, sosyal hayattan ve ahlaktan bağımsız bir alan olarak görülmemiştir. İnsanın kendi elinin emeğiyle ve alın teriyle rızkını kazanması ibadet hükmünde sayılmış; 'Hiç kimse kendi elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir' hadisi çalışma ahlakının rehberi olmuştur. Ticarette dürüstlük (sıdk), ölçü ve tartıyı tam yapmak ve çalışan işçinin ücretini alın teri kurumadan ödemek emredilmiştir.

Toplumsal barışı tehdit eden ekonomik adaletsizliklere karşı ise kesin sınırlar çizilmiştir. Servetin yalnızca zenginler arasında dönüp duran bir güç haline gelmemesi (Haşr, 7) için zekât, sadaka, infak ve karşılıksız güzel borç verme (karz-ı hasen) mekanizmaları kurulmuştur. Buna karşılık emeksiz kazanç olan faiz (riba), halkın temel gıda ve ihtiyaç maddelerini stoklayıp fiyatları suni olarak yükseltmek olan karaborsacılık (ihtikâr), ticarette belirsizlik ve aldatma (garar), rüşvet ve israf kesin olarak yasaklanmıştır.

İktisadi KavramTanımı ve HükmüSosyal Hayata Etkisi
Zekât ve İnfakZenginin malında fakirin hakkı olan zorunlu ve gönüllü paylaşımGelir dağılımı adaletini sağlar, kin ve hasedi sevgiye dönüştürür
Karz-ı HasenMenfaatsiz, faizsiz yardımlaşma borcuBireyleri tefecilikten ve faiz yükünden korur, güveni artırır
Riba (Faiz)Borç veya vadeli işlemlerde haksız ve emeksiz fazlalık (Haram)Sermaye tekelleşmesini ve yoksulun ezilmesini önlemek için yasaklanmıştır
İhtikâr (Karaborsa)Malları stoklayarak yapay kıtlık ve pahalılık oluşturma (Haram)Piyasa istikrarını ve dar gelirli halkın alım gücünü korur
İslam İktisat Ahlakının Sosyal Hayata YansımasıTeşvik Edilen İktisadi Değerler• Emek ve alın teriyle helal kazanç• Ölçü ve tartıda tam dürüstlük• Zekât, sadaka, infak ve karz-ı hasen• İtidal ve iktisat (israftan kaçınma)• İşçinin ücretini alın teri kurumadan vermeYasaklanan ve Önlenen Davranışlar• Faiz (riba) ve haksız kazanç• Karaborsacılık ve stokçuluk (ihtikâr)• Aldatma, hile ve kusuru gizleme (garar)• Servetin yalnız zenginler arasında dönmesi (kenz)• Rüşvet, kumar ve emek sömürüsüİslam iktisadı servetin adil dolaşımını sağlayarak sınıfsal uçurumları önlemeyi hedefler.
🔍 Büyütmek için dokunun

İnsan-İnsan ve İnsan-Toplum İlişkisinin Medeniyet Sentezi

İslam kültür ve medeniyetinde sosyal hayat; bireyi topluma feda eden kolektivist anlayışlar ile toplumu hiçe sayan aşırı bireycilik arasında orta yolu (vasat ümmet / itidal) temsil eder. Bireyin mülkiyet hakkı, özel hayatının gizliliği (mahremiyet) ve irade özgürlüğü korunurken; aynı zamanda bireye ailesine, akrabasına, komşusuna, devletine ve tüm insanlığa karşı ahlaki sorumluluklar yüklenir.

Emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker (iyiliği teşvik edip kötülükten sakındırma) ilkesi, toplumun kendi kendini denetleyen canlı bir vicdana sahip olmasını sağlar. Bireysel düzeyde âdemiyet, emanet, merhamet ve îsâr ile başlayan ahlaki duyarlılık; toplumsal düzeyde aile, vakıf, külliye ve Ahilik kurumlarıyla birleşerek Farabi'nin tanımladığı el-Medînetü'l-Fâzıla (insanların gerçek mutluluk ve adalet için yardımlaştığı Erdemli Şehir) idealini tarihsel gerçekliğe dönüştürmüştür.

İslam Medeniyetinde İnsan-İnsan ve İnsan-Toplum Bütünlüğü1. Ahlaki Öz (Birey)Âdemiyet, insan onuru,emanet, sıdk, merhamet,hilm ve îsâr bilinciGüvenilir Mümin (El-Emin)2. Sosyal ÇevreAile, sıla-i rahim,komşuluk hukuku, uhuvvetve birlikte yaşama ahlakıKenetlenmiş Toplum3. Kurumsal YapıMescit, külliye, vakıf,imarethane, darüşşifa,tekke ve Ahilik teşkilatıFaziletli Şehir (Medine-i Fazıla)Bireysel erdemler sosyal kurumlara dönüştüğünde kalıcı ve adil bir medeniyet doğar.
🔍 Büyütmek için dokunun

Örnekler

  1. Örnek 1İslam kültür ve medeniyetinde insan-insan ilişkisini belirleyen 'âdemiyet' ve 'uhuvvet' kavramlarını açıklayarak bu iki kavramın toplumsal barışa etkisini değerlendiriniz.

    Cevabı göster

    Âdemiyet, bütün insanların Hz. Âdem'den geldiğini, yaratılışta eşit ve doğuştan saygın (eşref-i mahlukat) olduğunu ifade eder; bu ilke Müslüman olmayanlar da dahil tüm insanlarla ilişkilerde adalet, merhamet ve insan onuruna saygıyı zorunlu kılar. Uhuvvet ise müminler arasındaki iman kardeşliğidir; müminlerin birbirine kenetlenmesini, yardımlaşmasını ve îsâr (diğerkâmlık) ahlakıyla hareket etmesini sağlar. Bu iki ilke birleştiğinde hem iç dayanışması güçlü hem de tüm insanlığa barış ve adaletle yaklaşan bir toplum oluşur.

  2. Örnek 2Cömertlik (seha) ile 'îsâr' kavramları arasındaki farkı açıklayarak İslam tarihinden bir îsâr örneği veriniz.

    Cevabı göster

    Cömertlik, kişinin kendi ihtiyacından fazla olan mal ve imkânlarından başkalarına ikramda bulunmasıdır. Îsâr ise kişinin bizzat kendisi ihtiyaç içinde bulunsa bile din kardeşini ve başkasının ihtiyacını kendi nefsine tercih etmesidir. İslam tarihindeki en parlak örneği, Hicret sonrasında Medineli Ensar'ın (Evs ve Hazrec) kısıtlı imkânlarına rağmen evlerini, hurma bahçelerini ve işlerini Mekkeli Muhacir kardeşleriyle paylaşması ve Yermük Savaşı'nda yaralı sahabilerin son su damlasını birbirine göndermesidir.

  3. Örnek 3Osmanlı ve İslam şehir kültüründe uygulanan 'sadaka taşı' ve 'zimem defteri' geleneklerinin insan-toplum ilişkisi açısından taşıdığı ahlaki değeri açıklayınız.

    Cevabı göster

    Her iki uygulama da 'sağ elin verdiğini sol elin görmemesi' ilkesine dayanır ve yardım yaparken ihtiyaç sahibinin insanlık onurunu incitmemeyi amaçlar. Sadaka taşlarına hayırseverler gece karanlığında para bırakır, gerçek ihtiyaç sahipleri de yalnız günlük ihtiyacı kadarını alıp kalanını başka bir muhtaca bırakırdı. Zimem defteri uygulamasında ise varlıklı kimseler mahalle bakkalına giderek tanımadıkları yoksul komşuların veresiye borçlarını sildirirdi. Böylece ne veren kibire kapılır ne de alan mahcubiyet yaşardı.

  4. Örnek 4İslam kültür ve medeniyetinde vakıf kurumunun sosyal adalete ve şehir hayatına sağladığı katkıları değerlendiriniz.

    Cevabı göster

    Vakıf kurumu, bireylerin helal servetlerini sadaka-i cariye bilinciyle toplumun ortak yararına ebediyen tahsis etmesidir. Vakıflar sayesinde cami, medrese, kütüphane, darüşşifa (hastane), imarethane (aşevi), kervansaray, su kemeri ve çeşmeler inşa edilmiş; eğitim ve sağlık hizmetleri zengin-fakir ayrımı olmaksızın ücretsiz sunulmuştur. Bu durum servetin toplum tabanına yayılmasını sağlamış ve sosyal devlet anlayışını sivil dayanışmayla güçlendirmiştir.

  5. Örnek 5İslam hukukunda ve sosyal düzeninde 'zarûriyyât-ı hamse' (korunması zorunlu beş temel değer) nedir ve birlikte yaşama kültürünü nasıl etkilemiştir?

    Cevabı göster

    Zarûriyyât-ı hamse; insanın onurlu ve güvenli bir hayat sürebilmesi için korunması şart olan beş temel haktır: 1) Can güvenliği (nefs), 2) Din ve vicdan özgürlüğü (din), 3) Akıl sağlığı ve düşünce güvenliği (akıl), 4) Nesil ve aile mahremiyeti (nesil), 5) Mülkiyet ve emek hakkı (mal). İslam toplumlarında bu beş hak Müslümanlarla birlikte gayrimüslim vatandaşlar (zimmîler) için de dokunulmaz kabul edilmiş, böylece farklı kültürlerin yüzyıllarca barış içinde yaşaması sağlanmıştır.

  6. Örnek 6İslam iktisat ahlakında 'karz-ı hasen' teşvik edilirken 'riba' (faiz) ve 'ihtikâr'ın (karaborsacılık) yasaklanmasının toplumsal hikmetlerini açıklayınız.

    Cevabı göster

    Karz-ı hasen, dara düşen kardeşine hiçbir çıkar beklemeden borç vererek onu ekonomik çöküşten kurtarır ve toplumdaki güven ile sevgiyi pekiştirir. Buna karşılık riba (faiz) emeksiz kazançla yoksulu daha yoksul, sermaye sahibini haksız yere daha zengin yaparak sosyal uçurumları derinleştirir. İhtikâr (stokçuluk ve karaborsacılık) ise halkın zorunlu gıda ve ihtiyaç maddelerine erişimini engelleyip suni pahalılık üreterek toplumsal huzuru bozar. İslam bu yasaklarla emeği, üretimi ve sosyal adaleti koruma altına almıştır.

Kavram Kartları

1 / 8

Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1İslam ahlakında kişinin bizzat kendisi ihtiyaç içinde bulunsa bile din kardeşini ve başkasının yararını kendi nefsine tercih etmesi erdemine ne ad verilir?

  2. 2İslam kültür ve medeniyetinde mahalle bakkallarındaki veresiye defterlerinde yazılı olan yoksul borçlarının, hayırseverler tarafından borçlu rencide edilmeden gizlice ödenmesi geleneği aşağıdakilerden hangisidir?

  3. 3İslam toplumunda ekonomik ve sosyal hayatı düzenleyen ilkeler dikkate alındığında aşağıdaki davranışlardan hangisi 'ihtikâr' kavramı kapsamında yasaklanmıştır?

  4. 4İslam kültür ve medeniyetinde farklı inanç ve kültürlerle bir arada yaşama hukukunun ilk yazılı belgesi kabul edilen ve 622 yılında yürürlüğe giren tarihi metin aşağıdakilerden hangisidir?

  5. 5Aşağıdaki ifadelerin İslam kültür ve medeniyetinde sosyal hayat ilkelerine göre doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.

    • Âdemiyet ilkesine göre bütün insanlar Hz. Âdem'den geldikleri için yaratılışta eşittir ve doğuştan insan onuruna sahiptir.
    • Sıla-i rahim kavramı, ticarette malların fiyatını devletin belirlemesi ve denetlemesi anlamına gelir.
    • İslam medeniyetinde komşuluk hakkı komşunun Müslüman ya da gayrimüslim olmasına bakılmaksızın gözetilir.
    • Zarûriyyât-ı hamse; dinin, canın, aklın, neslin ve malın korunması olmak üzere beş temel dokunulmazlığı ifade eder.
    • İmarethaneler, suçluların cezalandırıldığı ve hapsedildiği askeri kışla yapılarıdır.
  6. 6Aşağıdaki İslam sosyal hayat kavram ve kurumlarını doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  7. 7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen kelimelerden uygun olanlarıyla tamamlayınız.

    1. Kur'an-ı Kerim'de aile kurumunun eşler arasında (sevgi) ve rahmet (şefkat) üzerine kurulduğu bildirilmiştir.
    2. Kişinin kendisi muhtaç olduğu hâlde din kardeşini kendi nefsine tercih etmesi ahlakına adı verilir.
    3. Merkezinde caminin yer aldığı ve etrafında medrese, darüşşifa, imarethane gibi yapıların bulunduğu topluluğa denir.
    4. Bir malı veya mülkü alınıp satılmamak kaydıyla ebedî olarak hayır ve kamu hizmetine tahsis etmeye adı verilir.
    5. Temel ihtiyaç maddelerini stoklayıp pahalanmasını bekleyerek yapılan karaborsacılık işlemine denir.
  8. 8Modern dünyada bireyselleşme, yalnızlaşma ve gelir dağılımı adaletsizliği gibi sosyal sorunların çözümünde İslam kültür ve medeniyetinin 'insan-insan' ve 'insan-toplum' ilkelerinin (uhuvvet, îsâr, sıla-i rahim, komşuluk hukuku, vakıf ve iktisat ahlakı) nasıl bir model sunduğunu değerlendiriniz.

Kısaca

  • İslam medeniyetinde insan-insan ilişkisi, tüm insanların Hz. Âdem'den gelerek yaratılışta eşit ve onurlu olduğu 'âdemiyet' ilkesi ile müminlerin iman kardeşi olduğu 'uhuvvet' ilkesine dayanır.
  • Mümin; elinden ve dilinden herkesin güvende olduğu (emanet), yumuşak huylu (hilm) ve kendisi ihtiyaç içindeyken bile kardeşini kendine tercih eden (îsâr) kimsedir.
  • İnsan-toplum ilişkisinin çekirdeğini sevgi (meveddet) ve rahmet yuvası olan aile oluşturur; onu akrabalık bağlarını koruyan sıla-i rahim ve inanç farkı gözetmeyen komşuluk hukuku tamamlar.
  • İslam toplumunda sosyal dayanışma; şehrin kalbi olan cami ve külliyeler, sadaka-i cariye bilinciyle kurulan vakıflar, darüşşifa ve imarethaneler, tekke-zaviyeler ve Ahilik teşkilatıyla kurumsallaşmıştır.
  • Sadaka taşları ve veresiye borçlarının gizlice kapatıldığı zimem defteri geleneği, yoksulun insanlık onurunu incitmeden sosyal adaleti sağlayan medeniyet uygulamalarıdır.
  • Medine Sözleşmesi ve zarûriyyât-ı hamse (can, din, akıl, nesil ve mal güvenliği) ile çoğulcu birlikte yaşama hukuku kurulmuş; faiz (riba) ve karaborsacılık (ihtikâr) yasaklanarak emek ve adil paylaşım korunmuştur.

Bu dersin öteki kaynakları