Yeni yıla girerken İletişim ve Sosyal İlişkiler temasında 'Ya Hayır Söyle..' metniyle çalışmayı sürdürüyoruz. Geçen hafta metnin ana iletisini, nezaket kurallarını ve söz sanatlarını tanımıştık. Bu hafta metni giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine ayıracak, dinlediklerimizdeki ikna etme tekniklerini fark edecek, bir norma göre değerlendirme ve gerekçeli eleştiri yapacağız. Ardından önemli bilgileri seçerek sözlü ve yazılı özet çıkaracağız. Kurallarına uygun biçimde sözlü tartışmaya katılacak, son olarak da yazım ve noktalama kurallarına dikkat ederek bir karşılaştırma yazısı kaleme alacağız.
Ya Hayır Söyle.. Metninin Yapısı: Giriş, Gelişme, Sonuç ve Bölümler Arası Bağ
Her metin, okuru bir noktadan alıp başka bir noktaya götüren bir yol gibidir. Bilgilendirici ve düşünce ağırlıklı metinler genellikle üç bölümden oluşur. Giriş bölümünde konu tanıtılır ve okurun ilgisi çekilir. Gelişme bölümünde ana düşünce açıklamalar, örnekler, tanıklar ve karşılaştırmalarla desteklenir. Sonuç bölümünde ise düşünce bir yargıya, öğüde ya da çağrıya bağlanır. 'Ya Hayır Söyle..' gibi söz söylemenin sorumluluğunu işleyen bir metni okurken üç soru sorabiliriz: 'Yazar konuyu nasıl açıyor? Düşüncesini hangi kanıtlarla genişletiyor? Bizi hangi sonuca ulaştırıyor?' Bu sorular bölümleri bulmamızı kolaylaştırır.
Öyküleyici metinlerde (hikâye, masal, roman) aynı üçlü yapı farklı adlarla karşımıza çıkar. Serim bölümü kişileri, yeri ve zamanı tanıtır. Düğüm bölümü merak uyandıran sorunu ya da çatışmayı ortaya koyar. Çözüm bölümü ise sorunun nasıl sonuçlandığını gösterir. Geçen haftalarda incelediğimiz 'Eskici' hikâyesini düşünelim: Hasan'ın Filistin'e gönderilişi serimdir. Kimseyle anlaşamayıp suskunlaşması düğümdür. Eskicinin Türkçe konuşmasıyla yaşadığı sevinç ve ardından gelen ayrılık da çözüm bölümüne karşılık gelir.
Bölümleri bulmak yetmez; bölümler arasındaki bağlantıyı da görmek gerekir. Giriş, gelişmede cevaplanacak soruyu hazırlar. Gelişme, sonuçta varılacak yargının kanıtlarını toplar. Sonuç da girişteki düşünceye geri dönerek onu güçlendirir. Bu bağı kuran geçiş ifadeleri metnin yol işaretleridir: Girişte 'öncelikle, her şeyden önce'; gelişmede 'örneğin, bunun yanında, ayrıca, öte yandan'; sonuçta ise 'sonuç olarak, kısacası, öyleyse' gibi ifadeler sık kullanılır. Bölümlerden biri çıkarıldığında metin eksik kalır. Örneğin sonucu olmayan bir metin okuru havada bırakır, gelişmesi olmayan bir metin ise kanıtsız kalır.
| Bölüm | Bilgilendirici Metinde Görevi | Öyküleyici Metindeki Karşılığı | Sık Görülen Geçiş İfadeleri |
|---|---|---|---|
| Giriş | Konuyu tanıtır, ilgiyi çeker, ana düşünceye zemin hazırlar | Serim: Kişiler, yer ve zaman tanıtılır | öncelikle, her şeyden önce, hepimiz biliriz ki |
| Gelişme | Ana düşünceyi örnek, tanık, karşılaştırma ve verilerle açar | Düğüm: Sorun ortaya çıkar, merak artar | örneğin, ayrıca, bunun yanında, öte yandan |
| Sonuç | Düşünceyi yargıya, öğüde ya da çağrıya bağlar | Çözüm: Sorun sonuçlanır | sonuç olarak, kısacası, öyleyse, bu yüzden |
Dinlerken İkna Etme Tekniklerini Fark Etmek
İkna etmek, dinleyiciyi bir düşünceyi kabul etmeye ya da bir davranışı benimsemeye yöneltmektir. Bir sunumu, reklamı, söyleşiyi ya da sesli bir denemeyi dinlerken konuşmacının bize hangi yollarla ulaşmaya çalıştığını fark etmek bilinçli dinleyici olmanın ilk şartıdır. 'Ya Hayır Söyle..' gibi öğüt veren metinlerde konuşmacı, sözün gücünü kabul ettirmek için hem akla hem gönle seslenir. Akla seslenmek için kanıt, veri ve mantıklı açıklama kullanır. Gönle seslenmek için ise duygulara, vicdana ve ortak değerlere başvurur.
En sık karşılaşılan ikna teknikleri şunlardır: 1) Kanıt ve sayısal veri: Araştırma, anket ve oranlar sunulur. 2) Güvenilir kaynak: Uzman, bilim insanı ya da tanınmış bir yazarın görüşüne başvurulur. 3) Örnek ve yaşanmış olay: Soyut düşünce somut bir durumla gösterilir. 4) Duygulara seslenme: Dinleyicinin sevgisine, üzüntüsüne ya da vicdanına hitap edilir. 5) Cevabı belli soru: Dinleyici düşündürülür ('Kırılmak isteyen var mı?'). 6) Ortak değerlere seslenme: Atasözü, hadis ya da büyüklerin sözü hatırlatılır. Örneğin 'Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.' atasözü, dinleyicinin zaten benimsediği bir değeri hatırlatarak ikna eder.
Teknikleri tek tek bulmak çözümlemenin ilk adımıdır. İkinci adım, bu tekniklerin birbirleriyle ve metinle ilişkisini görmektir. Duygulara seslenme tek başına zayıf kalabilir; ama bir kanıtla desteklendiğinde güçlenir. Bir konuşmacı önce bir anket sonucuyla sorunu gösterebilir, ardından bir uzmanın sözüyle sorunu açıklayabilir, sonra cevabı belli bir soruyla dinleyicinin empati kurmasını sağlayabilir. Bu durumda teknikler birbirini tamamlayan halkalar gibi çalışır. Dinlerken 'Bu teknik metnin amacına hizmet ediyor mu, yoksa beni düşünmeden kabul etmeye mi zorluyor?' diye sormak bizi yanlış yönlendirmelere karşı korur.
| İkna Tekniği | Nasıl Tanınır? | İletişim Temalı Örnek Cümle |
|---|---|---|
| Kanıt ve sayısal veri | Sayı, oran, anket, araştırma sonucu | 'Sınıfımızdaki ankette 30 öğrenciden 21'i kırıcı bir mesaj aldığını söyledi.' |
| Güvenilir kaynak | Uzman adı ve unvanı, alıntılanan söz | 'Rehber öğretmenimiz, dinlenen çocuğun kendini değerli hissettiğini söylüyor.' |
| Örnek ve yaşanmış olay | Somut bir durum, anı, kısa bir olay | 'Geçen hafta bir teşekkür, yorgun kantinciyi gülümsetti.' |
| Duygulara seslenme | Sevgi, üzüntü, vicdan, gurur sözcükleri | 'Bir kelime yüzünden gece ağlayarak uyuyan bir arkadaşınızı düşünün.' |
| Cevabı belli soru | Cevabı beklenmeyen, düşündüren soru | 'Hanginiz alay edilmekten hoşlanır ki?' |
| Ortak değerlere seslenme | Atasözü, hadis, ünlü söz | 'Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez.' |
Norma Göre Değerlendirme ve Gerekçeli Eleştiri Uygulamaları
Değerlendirme, dinlediğimiz ya da izlediğimiz bir metin hakkında rastgele 'güzeldi' veya 'sıkıcıydı' demek değildir. Değerlendirme sistemli bir süreçtir ve dört adımda yapılır: 1) Bir norm, yani ölçüt belirlenir. 2) Metin bu norma göre incelenir. 3) İnceleme sonuçları normla karşılaştırılır. 4) Karşılaştırmadan hareketle bir yargıya varılır. Norm; konuya bağlılık, kanıtların güvenilirliği, dilin nezaketi, sesin anlaşılırlığı ya da süreye uyma gibi açık ve ölçülebilir bir özellik olmalıdır.
Bir örnekle düşünelim. Sınıfta 'Sözün Sorumluluğu' konulu bir sunum dinlediniz ve şu normu belirlediniz: 'Konuşmacı her iddiasını en az bir kanıtla desteklemelidir.' İncelemede dört iddia saydınız. Bunlardan üçü örnek, anket ya da tanık sözüyle desteklenmiş, biri ise ('Gençler artık hiç nazik değil.') desteksiz kalmış. Karşılaştırma sonucunda normun büyük ölçüde karşılandığını ama tam karşılanmadığını görürsünüz. Ulaştığınız yargı şudur: 'Sunum genel olarak inandırıcıdır; ancak bir iddia kanıtsız kaldığı için bu bölüm zayıftır.'
Eleştiri ise metni belirlenen bir özellik açısından sorgulamak, akıl yürüterek olumlu ya da olumsuz bir yargıya ulaşmak ve olumsuz yargı için gerekçeli bir alternatif üretmektir. Yukarıdaki örnekte eleştiri şöyle olabilir: 'Desteksiz iddia, dinleyicide haksız bir genelleme izlenimi bırakıyor. Konuşmacı bunun yerine kendi sınıfında yaptığı küçük bir anketin sonucunu paylaşsaydı iddiası hem doğru sınırlara çekilir hem de inandırıcı olurdu.' Eleştiri kırıcılık değildir. 'Ya hayır söyle' ilkesine uygun bir eleştiri, kusuru gösterirken çözüm de sunar ve kişiyi değil, ürünü konu edinir.
| Adım | Ne Yaparım? | Örnek Uygulama (Sözün Sorumluluğu Sunumu) |
|---|---|---|
| 1. Norm belirleme | Açık ve ölçülebilir bir ölçüt seçerim | Her iddia en az bir kanıtla desteklenmeli. |
| 2. İnceleme | Dinlediğimde norma ilişkin bulguları toplarım | 4 iddia var; 3'ü kanıtlı, 1'i kanıtsız. |
| 3. Karşılaştırma | Bulguları normla yan yana koyarım | Norm 4 iddianın 3'ünde karşılanmış. |
| 4. Yargı | Karşılaştırmadan bir sonuç çıkarırım | Sunum büyük ölçüde inandırıcı, bir bölümü zayıf. |
| Eleştiri: Alternatif | Olumsuz yargı için gerekçeli öneri sunarım | Kanıtsız iddia yerine sınıf anketi sonucu verilmeli. |
Önemli ile Önemsiz Bilgiyi Ayırma: Yazılı ve Sözlü Özet Uygulaması
Geçen hafta özetin ne olduğunu öğrenmiştik. Bu hafta özetin nasıl adım adım çıkarıldığını uygulayacağız. İlk adım metinde sunulan bilgileri çözümlemektir: Her cümlenin ne işe yaradığını sorarız. Bu cümle ana düşünceyi mi veriyor, bir örnek mi sunuyor, yoksa bir tekrar mı? İkinci adım bilgileri önemli ve önemsiz diye sınıflandırmaktır. Ana düşünce, temel olaylar ve sonuç yargısı önemlidir. Ayrıntılı betimlemeler, tekrarlar, uzun örnekler ve yan bilgiler ise özete alınmaz. Üçüncü adım önemli bilgileri düşünce akışına (bilgilendirici metinde) ya da kronolojik akışa (öyküleyici metinde) göre sıralamaktır. Son adımda bu bilgiler kendi cümlelerimizle ifade edilir.
Bir paragraf üzerinde deneyelim: 'Söz, insanın kendini dışarıya açtığı penceredir. Bir sözle dostluk kurulur, bir sözle yılların dostluğu yıkılabilir. Geçen yıl sınıfımızda şaka olsun diye söylenen bir cümle, iki arkadaşı haftalarca küs bıraktı. Bu nedenle konuşmadan önce sözümüzün doğru, faydalı ve gerekli olup olmadığını düşünmeliyiz. Atalarımız da "Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez." dememiş mi?' Çözümleme sonucunda sınıftaki olay ve atasözü, ana düşünceyi destekleyen örnek ve tanık olarak önemsiz sayılır. Özet şöyle olur: 'Söz dostluk kurabildiği gibi yıkabilir de; bu yüzden konuşmadan önce sözün doğru, faydalı ve gerekli olup olmadığı düşünülmelidir.'
Sözlü özet de aynı adımlarla hazırlanır; ancak sunuluş biçimi farklıdır. Sözlü özete bir giriş cümlesiyle başlanır: 'Dinlediğim metin, sözün insan ilişkilerindeki gücünü anlatıyordu.' Ardından önemli bilgiler 'önce, ardından, son olarak' gibi geçiş sözleriyle sırayla anlatılır. Konuşma 'Kısacası metin bize ... öğüdünü veriyor.' gibi bir kapanış cümlesiyle bitirilir. Sözlü özette metin ezberden tekrar edilmez; not kâğıdına yalnız anahtar kelimeler yazılır. Konuşma dinleyiciyle göz teması kurularak yaklaşık bir dakikada tamamlanır.
| Paragraftaki Bilgi | Önemli mi? | Gerekçe |
|---|---|---|
| Söz, insanın kendini dışarıya açtığı penceredir. | Önemli (konu) | Konuyu tanıtır; özetin hareket noktasıdır. |
| Bir sözle dostluk kurulur, bir sözle yıkılabilir. | Önemli (ana düşünce) | Sözün iki yönlü gücünü verir. |
| Sınıfta şaka yüzünden küsen iki arkadaş | Önemsiz (örnek) | Ana düşünceyi destekler ama özete gerekmez. |
| Sözün doğru, faydalı, gerekli olup olmadığını düşünmeliyiz. | Önemli (sonuç) | Metnin vardığı yargı ve öğüttür. |
| Kılıç yarası geçer, dil yarası geçmez. | Önemsiz (tanık) | Destekleyici atasözüdür; özette yer almaz. |
Konuşma Süreci ve Sözlü Tartışma: Söz Alma, Temellendirme, Beden Dili ve Mekân
Bir sınıf tartışması, toplantı ya da görüntülü görüşme gibi farklı iletişim ortamlarında konuşmanın da bir yolu yordamı vardır. Konuşma uygun bir selam ve hitapla başlatılır: 'Değerli öğretmenim, sevgili arkadaşlar, merhaba.' Söz uygun zamanda alınır; el kaldırılır ya da 'Söz alabilir miyim?' diye izin istenir. Konuşan kişinin sözü kesilmez. Konuşma bitince söz nezaketle bir başkasına verilir: 'Benim söyleyeceklerim bu kadar; Zeynep de eklemek istiyordu.' Anlaşılmayan bir nokta olduğunda, başkalarının yönlendirmesine kapılmadan açıklığa kavuşturmak için soru sorulur. Kendimize yöneltilen sorular da sakin ve açık biçimde cevaplanır. Konuşma 'Dinlediğiniz için teşekkür ederim.' gibi bir sonlandırma ifadesiyle bitirilir.
Sözlü tartışmada amaç kazanmak değil, doğruya birlikte ulaşmaktır. Bu nedenle her önerme mantıklı biçimde temellendirilir. Önce bir iddia ortaya konur ('Tartışmalarda söz süresi sınırlanmalı.'), sonra bir gerekçe gösterilir ('Çünkü böylece herkes konuşma fırsatı bulur.'), en sonunda da bir kanıt sunulur ('Geçen tartışmada süre sınırı olmadığı için dört arkadaşımız hiç söz alamadı.'). Karşımızdakinin konuşmasını da dikkatle inceleriz. Aşırı genelleme ('herkes, hiç kimse, hep'), kişiye saldırı, kendisiyle çelişme, konu dışına çıkma ve doğrulanmamış bilgi gibi tutarsız ve geçersiz görüşleri tespit ederiz. Doğru bir görüşü kabul etmek erdemdir. Tutarsız bir görüş ise kişiyi değil düşünceyi hedef alarak, kanıtla ve nazik bir dille çürütülür.
Söylediklerimiz kadar nasıl söylediğimiz de önemlidir. Konuşurken dinleyicilerin yalnız bir bölümüne değil, salonun her yanına bakarak göz teması kurulur. Dik ve rahat bir duruşla eller açık tutulur; kollar kavuşturulmaz. Yüz ifadesi de söylenene uygun olmalıdır: Üzücü bir örnek anlatılırken gülümsenmez, sevindirici bir haber verilirken asık suratla konuşulmaz. Mekânın özellikleri de göz önünde bulundurulur. Geniş bir salonda ses yükseltilir ve arka sıralar düşünülür. Çember ya da U biçimli oturma düzeni tartışmada herkesin birbirini görmesini sağlar. Gürültülü bir ortamda ise konuşmaya başlamadan önce sessizliğin oluşması beklenir.
| Tutarsız / Geçersiz Görüş Türü | Örnek | Nasıl Çürütülür? |
|---|---|---|
| Aşırı genelleme | 'Sosyal medya kullanan hiç kimse artık kitap okumuyor.' | Karşı örnek ya da veri sun: 'Sınıfımızdaki 25 kişiden 15'i hem sosyal medya kullanıyor hem düzenli okuyor.' |
| Kişiye saldırı | 'Sen zaten hep itiraz edersin, bu yüzden fikrin yanlış.' | Konuyu kişiden düşünceye çek: 'Lütfen gerekçemi değerlendirelim.' |
| Kendisiyle çelişme | 'Süre sınırı gereksiz; ama herkes en fazla iki dakika konuşsun.' | Çelişkiyi nazikçe göster: 'İkinci önerin aslında bir süre sınırı.' |
| Konu dışına çıkma | Söz süresi tartışılırken teneffüs saatini konuşmak | Tartışma sorusunu hatırlat ve konuya dön. |
| Doğrulanmamış bilgi | 'Bir yerde duydum, uzmanlar böyle diyormuş.' | Kaynak sor: 'Hangi uzman, nerede söylemiş?' |
Karşılaştırma Yazısı, Yazım-Noktalama Uygulaması ve Öz Yansıtma
Haftanın yazma çalışmasında yüz yüze iletişim ile dijital iletişimi karşılaştıran bir yazı hazırlıyoruz. Önce yazma sürecini planlarız. Konumuz belli, hedef kitlemiz sınıf arkadaşlarımız, ortamımız da sınıf panosu ya da okulun dijital dergisidir. Karşılaştırma yazısı dört adımda kurulur: 1) Karşılaştıracağımız unsurların özelliklerini belirleriz: iletişim aracı, geri bildirim hızı, kalıcılık, nezaket gerekleri. 2) Bu özelliklere göre benzerlikleri listeleriz: İkisinde de amaç anlaşmaktır, ikisi de saygı ve açık bir dil gerektirir. 3) Farklılıkları listeleriz: Yüz yüze iletişimde beden dili ve ses tonu vardır, yanıt anında gelir. Dijitalde yazı ve simgeler kullanılır, yazılanlar kalıcı olabilir. 4) Benzerlik ve farklılıklardan bir yargıya ulaşır ve bu yargıyı yazının sonuç bölümünde kullanırız.
Yazımızda düşünceyi geliştirme yollarını uyumlu biçimde bir araya getiririz. Karşılaştırma ana yöntemdir; bir örnek ('Bir mesajdaki eksik virgül, sevgi sözünü emre çevirebilir.') ve bir tanık sözü bu karşılaştırmayı destekler. Yazarken yazım kurallarına da dikkat ederiz. Bağlaç olan de/da ayrı yazılır ve kesme işaretiyle ayrılmaz ('Ablam da geldi.'). Bulunma eki olan -de/-da ise bitişik yazılır ('Sınıfta konuştuk.'). Bağlaç olan ki ayrı yazılır ('Duydum ki geliyormuş.'); ilgi eki ve sıfat yapan -ki bitişik yazılır ('evdeki, yarınki'). 'belki, çünkü, sanki, oysaki, hâlbuki, mademki' sözcükleri ise kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır. Soru eki mi her zaman ayrı yazılır, ünlü uyumuna uyar ve kendisinden sonra gelen ekler ona bitişir ('Geldin mi?', 'Geliyor musun?').
Noktalamada hitaptan sonra virgül konur ('Sevgili arkadaşlar, ...'). Başkasının sözü aynen aktarılırken iki nokta ve tırnak işareti kullanılır. 'mi' ile kurulan soru cümlesinin sonuna soru işareti gelir. Yazı bittiğinde ve haftanın sonunda öz yansıtma yaparız: 'Bu hafta dinlerken, okurken, konuşurken ve yazarken güçlü yönüm neydi? Gelişmeye açık yönüm neydi? Neden?' Örneğin tartışmada gerekçe sunmak güçlü yönümüz olabilir; söz kesmeden beklemek ise gelişmeye açık yönümüz olabilir. Bunun için bir tedbir belirleriz: 'Söz almak istediğimde düşüncemi not edip sıramı bekleyeceğim.' Konuşma kayıtlarımızı, karşılaştırma yazımızı ve öz değerlendirme notlarımızı da seçki dosyamıza ekleyerek gelişimimizi izleriz.
| Kural | Doğru Yazım | Yanlış Yazım |
|---|---|---|
| Bağlaç olan de/da ayrı yazılır | Arkadaşım da tartışmaya katıldı. | Arkadaşımda tartışmaya katıldı. |
| Bağlaç olan de, kesmeyle ayrılmaz | Ayşe de söz aldı. | Ayşe'de söz aldı. |
| Sıfat yapan -ki bitişik yazılır | Yarınki toplantıya geliyorum. | Yarın ki toplantıya geliyorum. |
| Bağlaç olan ki ayrı yazılır | Öyle güzel konuştu ki herkes alkışladı. | Öyle güzel konuştuki herkes alkışladı. |
| Soru eki mi ayrı yazılır, sonraki ekler ona bitişir | Sunumu beğendiniz mi? Hazır mısınız? | Sunumu beğendinizmi? Hazırmı sınız? |
| Hitaptan sonra virgül konur | Değerli dinleyiciler, hoş geldiniz. | Değerli dinleyiciler hoş geldiniz. |
Örnekler
Örnek 1Aşağıdaki metni giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine ayırınız. Bölümler arasındaki bağlantıyı açıklayınız. (1) Ağzımızdan çıkan her söz, karşımızdakinin gönlünde bir iz bırakır. (2) Örneğin içten bir teşekkür, yorgun bir annenin bütün gününü aydınlatabilir. (3) Öte yandan düşünmeden söylenen alaycı bir cümle, yılların arkadaşlığını bir anda bitirebilir. (4) Yunus Emre de 'Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı' diyerek sözün bu iki yönlü gücünü anlatır. (5) Öyleyse konuşmadan önce sözümüzü tartmalı; ya hayır söylemeli ya da susmalıyız.
Cevabı göster
• Giriş (1. cümle): Konu (söz) ve ana düşünce (sözün gönülde iz bırakması) tanıtılmıştır. • Gelişme (2-4. cümleler): Ana düşünce desteklenmiştir. 2. cümlede örneklendirme vardır ('Örneğin'). 2. ve 3. cümleler arasında sözün olumlu ve olumsuz etkisi karşılaştırılmıştır ('Öte yandan'). 4. cümlede tanık gösterme yapılmıştır (Yunus Emre'nin sözü). • Sonuç (5. cümle): 'Öyleyse' geçiş ifadesiyle metin bir yargıya ve öğüde bağlanmıştır. • Bağlantı: Girişteki 'iz bırakır' düşüncesi, gelişmede olumlu ve olumsuz iz örnekleriyle açılmıştır. Sonuçtaki öğüt de bu kanıtlardan doğrudan çıkmaktadır. Böylece sonuç, girişteki düşünceyi güçlendirerek metni kapatır.
Örnek 2Bir öğrencinin okul toplantısındaki konuşmasından alınan şu bölümde başvurulan ikna etme tekniklerini belirleyiniz. Bu tekniklerin birbiriyle ilişkisini açıklayınız. 'Arkadaşlar, okulumuzda yaptığımız ankette 120 öğrenciden 84'ü sosyal medyada en az bir kez kırıcı bir yorumla karşılaştığını söyledi. Rehber öğretmenimiz de "Ekranın arkasında da bir kalp vardır." diyor. Bir yorum yüzünden gece uyuyamayan bir arkadaşınızın yerinde olmak ister miydiniz? Atalarımız boşuna "Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır." dememiş.'
Cevabı göster
1) Kanıt ve sayısal veri: 120 öğrenciden 84'ü, yani öğrencilerin yüzde 70'i (84 ÷ 120 = 0,7) kırıcı yorumla karşılaşmıştır. Bu bilgi sorunun büyüklüğünü gösterir. 2) Güvenilir kaynak: Rehber öğretmenin sözü aktarılmıştır. Alanında uzman birinin görüşü sorunu açıklar. 3) Duygulara seslenme ve cevabı belli soru: 'Gece uyuyamayan arkadaş' örneği ve 'yerinde olmak ister miydiniz?' sorusu dinleyicinin empati kurmasını sağlar. 4) Ortak değerlere seslenme: Atasözü herkesin benimsediği bir değeri hatırlatır. İlişki: Veri sorunun var olduğunu, uzman sözü sorunun neden önemli olduğunu gösterir. Soru dinleyiciyi duygusal olarak sürece katar, atasözü ise çözümü (tatlı dil) akılda kalıcı biçimde bağlar. Akla ve gönle seslenen teknikler birbirini tamamladığı için konuşma güçlü bir ikna gücüne sahiptir.
Örnek 3Sınıfta 3 dakika olarak planlanan 'Dijital Ortamda Nezaket' sunumunu dinlediniz. Konuşmacı sunumu 5 dakikada bitirdi. Konuşma boyunca çoğunlukla kâğıttan okudu ve yalnız ön sıralara baktı. Ancak verdiği örnekler konuya çok uygundu. Bu sunumu 'Konuşmacı süreye uymalı ve bütün dinleyicilerle göz teması kurmalıdır.' normuna göre değerlendiriniz ve gerekçeli bir eleştiri yapınız.
Cevabı göster
1) Norm: Süreye uyma (3 dakika) ve bütün dinleyicilerle göz teması kurma. 2) İnceleme: Sunum 5 dakika sürdü, yani 2 dakika aşıldı. Göz teması yalnız ön sıralarla kuruldu ve konuşmacı çoğunlukla kâğıda baktı. 3) Karşılaştırma: Normun iki ölçütü de karşılanmadı. 4) Yargı: Sunum içerik bakımından başarılıdır (örnekler uygundu); ancak sunuş bakımından seçilen norma uymamaktadır. Gerekçeli eleştiri ve alternatif: 'Örnekler sunumun güçlü yönüydü. Ancak sürenin aşılması ve arka sıralara hiç bakılmaması dinleyicinin ilgisini düşürdü. Konuşmacı metni tümüyle yazmak yerine anahtar kelime kartları kullansaydı ve evde süre tutarak prova yapsaydı hem 3 dakikaya sığabilir hem de başını kaldırıp salonun her yanına bakabilirdi.'
Örnek 4Aşağıdaki paragrafta önemsiz sayılabilecek bilgiyi belirleyiniz. Ardından paragrafı tek cümleyle özetleyiniz. 'Mesajlaşma uygulamaları hayatımızı kolaylaştırdı. Sabah kalkar kalkmaz telefonumuza bakıyor, gün boyunca onlarca mesaj gönderiyoruz. Ancak ekranda yazdıklarımız da bir sözdür ve karşımızdakini en az yüz yüze söylenen söz kadar etkiler. Üstelik yazılı söz silinse bile ekran görüntüsüyle saklanabilir, yani kalıcıdır. Bu yüzden mesaj gönderirken selamlaşmayı ve teşekkürü unutmamalı, öfkeliyken yazmak yerine biraz beklemeliyiz.'
Cevabı göster
1) Çözümleme: 1. cümle konuyu tanıtır. 2. cümle günlük alışkanlıklarla ilgili bir ayrıntıdır. 3. cümle ana düşüncedir. 4. cümle ana düşünceyi güçlendiren ek bir gerekçedir (kalıcılık). 5. cümle sonuç ve öğüttür. 2) Önemsiz bilgi: 'Sabah kalkar kalkmaz telefonumuza bakıyor, gün boyunca onlarca mesaj gönderiyoruz.' Bu cümle yalnızca bir ayrıntı ve betimlemedir. 3) Özet: 'Dijital ortamda yazılan söz de yüz yüze söylenen söz kadar etkili ve üstelik kalıcı olduğundan mesajlaşırken nezaket kurallarına uymalı, öfkeliyken yazmamalıyız.'
Örnek 5Sınıfta 'Tartışmalarda her öğrenciye eşit konuşma süresi verilmeli mi?' sorusu tartışılıyor. Ece: 'Bence eşit süre verilmeli. Çünkü geçen tartışmada iki kişi sürenin yarısını kullandı ve dört arkadaşımız hiç söz alamadı.' Mert: 'Bu fikir saçma. Ece zaten hep böyle şeyler söyler. Hem hiç kimse sırayla konuşmayı sevmez.' Mert'in konuşmasındaki tutarsız ve geçersiz noktaları belirleyiniz. Mert görüşünü nasıl temellendirmeliydi?
Cevabı göster
1) Ece'nin konuşması mantıklı biçimde temellendirilmiştir: İddia (eşit süre verilmeli), gerekçe (herkes söz alabilsin) ve kanıt (geçen tartışmada dört kişi söz alamadı) eksiksizdir. 2) Mert'in konuşmasındaki sorunlar: • 'Bu fikir saçma' ifadesi kaba ve gerekçesizdir; nezaket kuralına da aykırıdır. • 'Ece zaten hep böyle şeyler söyler' ifadesi kişiye saldırıdır; düşünceyi değil kişiyi hedef alır. • 'Hiç kimse sırayla konuşmayı sevmez' ifadesi aşırı genellemedir ve kanıtı yoktur. 3) Mert'in görüşü şöyle temellendirilebilirdi: 'Ece'nin söz alamayan arkadaşlar konusunda haklı olduğunu düşünüyorum. Ancak bazı konular daha uzun açıklama gerektirebilir. Bu nedenle herkese önce eşit süre verilmesini, kalan zamanda da ek söz hakkı tanınmasını öneriyorum.' Bu cümlede doğru görüş kabul edilmiş, gerekçe sunulmuş ve bir alternatif üretilmiştir.
Örnek 6Aşağıdaki metindeki yazım ve noktalama yanlışlarını bulunuz ve metni doğru biçimde yeniden yazınız. 'Sevgili arkadaşlar herkese merhaba. Annemde yarın ki etkinliğe gelecekmiş, sizde ailenizi davet ettinizmi?'
Cevabı göster
Yanlışlar: 1) 'Sevgili arkadaşlar herkese' → Hitaptan sonra virgül konmalıdır: 'Sevgili arkadaşlar, herkese...' 2) 'Annemde' → Buradaki 'de' bağlaçtır (çıkarınca 'Annem yarınki etkinliğe gelecekmiş' cümlesi bozulmuyor), bu yüzden ayrı yazılmalıdır: 'Annem de'. 3) 'yarın ki' → Sıfat yapan '-ki' eki bitişik yazılır: 'yarınki'. 4) 'sizde' → Bağlaç olan 'de' ayrı yazılır: 'siz de'. 5) 'ettinizmi' → Soru eki 'mi' ayrı yazılır: 'ettiniz mi'. Doğru metin: 'Sevgili arkadaşlar, herkese merhaba. Annem de yarınki etkinliğe gelecekmiş; siz de ailenizi davet ettiniz mi?'
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Söz söylemenin sorumluluğunu anlatan bilgilendirici bir metinde aşağıdaki cümlelerden hangisinin giriş bölümünde yer alması beklenir?
Giriş bölümü konuyu tanıtır ve ilgiyi çeker. C seçeneği 'söz' konusunu genel bir tespitle açtığı için giriş cümlesidir. A seçeneği 'Sonuç olarak' ifadesiyle sonuç bölümüne aittir. B seçeneği örneklendirme, D seçeneği tanık gösterme yaptığı için gelişme bölümüne aittir.
2'Psikolojik danışman Ali Demir, "Dinlendiğini hisseden çocuk kendini değerli hisseder." diyor; bu yüzden akşamları ailenizle konuşmaya zaman ayırın.' Bu cümlede başvurulan ikna etme tekniği aşağıdakilerden hangisidir?
Cümlede alanında uzman bir kişinin (psikolojik danışman) adı verilmiş ve sözü aktarılmıştır. Bu, güvenilir kaynağa başvurma tekniğidir. Cümlede sayı, 'herkes yapıyor' gibi bir ifade ya da soru bulunmadığı için diğer seçenekler yanlıştır.
3Aşağıdakilerin hangisinde, tartışmada çürütülmesi gereken aşırı bir genelleme vardır?
B seçeneğindeki 'hiç kimse' ifadesi, birkaç gözlemden bütün insanlar hakkında kesin bir yargı çıkarır ve kanıtsızdır. Bu nedenle aşırı genellemedir. Bu görüş, hem sosyal medya kullanıp hem yüz yüze sohbet eden kişilerin örneğiyle çürütülebilir. C seçeneği 'bazı' ve '-abiliyor' ifadeleriyle sınırlı bir yargı bildirir. D seçeneği ise sayısal bir veri sunar.
4Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?
C seçeneğindeki 'de' bağlaçtır; çıkarıldığında 'Ablam bizimle sunuma gelecek' cümlesi bozulmaz. Bağlaç olan 'de' ayrı yazılır ve kesme işaretiyle ayrılmaz; doğrusu 'Ablam da' olmalıdır. B seçeneğindeki '-da' bulunma ekidir ve doğru biçimde bitişik yazılmıştır. D seçeneğinde soru ekleri doğru biçimde ayrı yazılmıştır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Öyküleyici metinlerde kişiler, yer ve zaman serim bölümünde tanıtılır.
Serim, hikâyenin giriş bölümüdür. Bu bölümde olayın kahramanları, yeri ve zamanı tanıtılır.
- Değerlendirme yaparken önce yargıya varılır, ardından bu yargıya uygun bir norm seçilir.
Sıralama tam tersidir: Önce norm belirlenir, ardından inceleme ve karşılaştırma yapılır, yargıya ise en son varılır.
- Gerekçeli eleştiride olumsuz bir yargıya ulaşıldığında, bunun yerine ne yapılabileceğine dair bir alternatif önerilir.
Eleştirinin son adımı, olumsuz yargıya yönelik gerekçeli bir alternatif üretmektir. Bu, eleştiriyi yapıcı kılar.
- Bir konuşmacının görüşünü çürütmenin en etkili yolu, onun kişiliği hakkında olumsuz bir şey söylemektir.
Kişiye saldırı geçersiz bir tartışma yoludur. Görüşler kanıtla ve nazik bir dille, kişiye değil düşünceye yönelerek çürütülür.
- 'Sen de mi geldin?' cümlesinde bağlaç olan 'de' ve soru eki 'mi' ayrı yazıldığı için cümlenin yazımı doğrudur.
Bağlaç olan 'de' ile soru eki 'mi' her zaman ayrı yazılır. Bu nedenle cümlenin yazımı doğrudur.
- Öyküleyici metinlerde kişiler, yer ve zaman serim bölümünde tanıtılır.
6Aşağıdaki kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Hikâyelerde merak uyandıran sorunun ya da çatışmanın ortaya konduğu bölüme denir.
- Dinlediğimiz bir sunumu değerlendirmeden önce, incelemede esas alacağımız ölçüt olan belirlenir.
- Özet çıkarırken metindeki bilgiler önce ve önemsiz olarak sınıflandırılır.
- Tartışmada görüşümüzü gerekçe ve kanıtla desteklemeye mantıklı denir.
- 'Sen de bu konuda haklısın.' cümlesindeki 'de' sözcüğü bir olduğu için ayrı yazılmıştır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8'Yüz Yüze İletişim ve Dijital İletişim' başlıklı, sınıf panosunda yayımlanacak kısa bir karşılaştırma yazısı planlayınız ve yazınız. Yazınızda en az iki benzerlik ve iki farklılık bulunsun. Bir örnek ya da tanık sözü kullanınız ve bir yargıya ulaşınız. Yazım ve noktalama kurallarına dikkat ediniz.
1. ipucu: 1. adım: Hedef kitleyi (sınıf arkadaşları) ve ortamı (sınıf panosu) belirleyiniz. Ardından karşılaştırmada kullanacağınız özellikleri seçiniz: iletişim aracı, geri bildirim hızı, kalıcılık, nezaket gerekleri.
2. ipucu: 2. adım: Seçtiğiniz özelliklere göre benzerlikleri (amaç, nezaket ihtiyacı) ve farklılıkları (beden dili ve anında yanıt; yazı ve kalıcı kayıt) iki ayrı liste hâlinde yazınız.
3. ipucu: 3. adım: Listelerden bir yargıya ulaşınız. Yazıyı giriş, gelişme ve sonuç bölümleriyle kurunuz. Gelişme bölümüne bir örnek ya da tanık sözü ekleyiniz. Son olarak 'de', 'ki' ve 'mi' sözcüklerinin yazımını ve hitaptan sonra konan virgülü kontrol ediniz.
Cevap: Plan: Hedef kitle sınıf arkadaşları, ortam sınıf panosu. Özellikler: araç, geri bildirim hızı, kalıcılık, nezaket. Benzerlikler: İkisinde de amaç karşımızdakiyle anlaşmaktır. İkisi de saygı ve açık bir dil gerektirir. Farklılıklar: Yüz yüze iletişimde beden dili ve ses tonu duygumuzu taşır, yanıt da hemen gelir. Dijital iletişimde ise yalnız yazı ve simgeler vardır, yanıt gecikebilir ve yazılanlar kalıcıdır. Örnek yazı: 'Sevgili arkadaşlar, her gün hem yüz yüze hem de ekranlar aracılığıyla iletişim kuruyoruz. Bu iki yol birbirine benzese de önemli farklar taşır. İkisinde de amacımız anlaşmaktır ve ikisi de saygılı, açık bir dil ister. Ancak yüz yüze konuşurken gülümsememiz ve ses tonumuz sözümüzü yumuşatır; karşımızdakinin yüzünü görerek yanlış anlaşılmayı hemen düzeltebiliriz. Dijital ortamda ise yalnız yazdıklarımız vardır. Örneğin "Gel, konuşalım." mesajı virgül ve simge olmadan okunduğunda bir emir gibi algılanabilir. Üstelik yazdığımız söz silinse bile saklanmış olabilir. Yunus Emre de "Söz ola kese savaşı" diyerek sözün gücünü yüzyıllar önce anlatmıştı. Kısacası ortam değişse de nezaket değişmez; dijital ortamda ise sözümüzü daha da dikkatli seçmeliyiz. Siz de mesaj göndermeden önce yazdığınızı bir kez daha okuyor musunuz?' Kontrol: Hitaptan sonra virgül konmuş ('Sevgili arkadaşlar,'), bağlaç olan 'de' ayrı yazılmış ('Siz de', 'Yunus Emre de'), soru eki ayrı yazılmış ('okuyor musunuz?'), alıntı tırnak içinde verilmiştir.
Kısaca
- Metnin Bölümleri: Bilgilendirici metinler giriş, gelişme ve sonuç, öyküleyici metinler ise serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur. Bu bölümler geçiş ifadeleriyle birbirine bağlanır.
- İkna Teknikleri: Konuşmacılar dinleyiciyi ikna etmek için kanıt ve sayısal veri, güvenilir kaynak, örnek olay, duygulara seslenme, cevabı belli soru ve ortak değerlerden yararlanır. Akla ve gönle birlikte seslenen konuşma daha inandırıcıdır.
- Değerlendirme ve Eleştiri: Değerlendirme dört adımda yapılır: Önce bir norm (ölçüt) belirlenir, metin bu norma göre incelenir, bulgular normla karşılaştırılır ve bir yargıya varılır. Eleştiride ise olumsuz yargı için mutlaka gerekçeli bir alternatif sunulur.
- Özetleme: Metindeki bilgiler önce önemli ve önemsiz diye ayrılır. Ardından önemli bilgiler düşünce akışına ya da olayların sırasına göre dizilir ve kendi cümlelerimizle yazılır veya sözlü olarak anlatılır.
- Sözlü Tartışma: Görüşler iddia, gerekçe ve kanıt üçlüsüyle temellendirilir. Aşırı genelleme, kişiye saldırı ve çelişki gibi tutarsızlıklar kanıtla ve nazik bir dille çürütülür.
- Yazma ve Yazım: Karşılaştırma yazısında önce özellikler belirlenir, sonra benzerlikler ve farklılıklar listelenir ve bunlardan bir yargıya ulaşılır. Bağlaç olan de ve ki ile soru eki mi ayrı yazılır.
Bu dersin öteki kaynakları
- 7. Sınıf Türkçe Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Türkçe Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 7. Sınıf Türkçe Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Türkçe 7.Sınıf Ders Kitabı (1.Kitap) Ders kitabı
- Türkçe 7.Sınıf Ders Kitabı (2.Kitap) Ders kitabı
- 7. Sınıf Türkçe Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 7. Sınıf Türkçe 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Martı Jonathan Livingston: Metnin Bölümleri, Noktalı Virgül ve E-posta Çalışma kâğıdı