İçeriğe geç

7. sınıf · Türkçe · 14. hafta (21-25 Aralık 2026)

Eskici ve Ya Hayır Söyle.. Metinleri: İletişim, Nezaket Kuralları, Düşünceyi Geliştirme Yolları, Söz Sanatları ve Zarflar

İletişim ve Sosyal İlişkiler teması · Konu özeti

🃏 Kavram kartlarıEtkinlikler
Bu hafta

Üçüncü temamız olan İletişim ve Sosyal İlişkiler kapsamında bu hafta, Refik Halit Karay'ın unutulmaz hikâyesi 'Eskici' ile söz söyleme adabını konu edinen 'Ya Hayır Söyle..' metinlerini inceleyeceğiz. Ana dilin insan ruhundaki birleştirici gücünü, iletişim ortamlarında nezaket kurallarını, tartışma ve karşılaştırma yollarını, söz sanatlarını ve dil bilgisinde zarflar (belirteçler) konusunu öğreneceğiz.

Eskici Hikâyesi: Ana Dili, Gurbet ve İletişimin Gücü

Türk edebiyatının usta hikâyecisi Refik Halit Karay'ın 'Gurbet Hikâyeleri' adlı eserinde yer alan 'Eskici' metni, anne ve babasını kaybettikten sonra İstanbul'dan Filistin'deki halasının yanına gönderilen beş yaşındaki küçük Hasan'ın yaşadığı derin yalnızlığı ve ana dili özlemini anlatır. Vapur yolculuğu ve trenle vardığı bu yabancı diyarda herkes Arapça konuştuğu için Hasan kimseyle iletişim kuramaz; duygularını paylaşamadığı için günden güne içine kapanır ve suskunlaşır.

Bir gün halasının evine ayakkabıları tamir etmek için yaşlı bir eskici gelir. Hasan karşısında sessizce çalışan bu adamı izlerken, eskici ağzındaki çivileri çıkarıp Türkçe olarak 'Çiviler ağzıma batıyor da ondan öyle konuşuyorum' deyince Hasan büyük bir sevinç ve heyecanla sarsılır. Aylar sonra ilk kez kendi ana dilini (Türkçeyi) konuşan İzmirlili bir hemşehriyle karşılaşan Hasan, hiç durmadan konuşarak içini döker; eskici işini bitirip giderken ise yeniden dilsiz ve yalnız kalacağını anlayarak hıçkıra hıçkıra ağlar.

Hikâye UnsuruEskici Metnindeki Karşılığı ve İletişim Boyutu
Ana KahramanlarBeş yaşındaki yetim Hasan ve İzmirlili yaşlı ayakkabı tamircisi (Eskici)
Olay ve ÇatışmaDilini bilmediği bir coğrafyada iletişimsizlik çeken çocuğun Türkçe konuşan eskiciye tutunması
Mekan ve Zamanİstanbul'dan Filistin'e uzanan yolculuk ve halanın konağı; geçmiş zaman
Temel Mesaj (Ana Fikir)Ana dili, insanı hayata ve topluma bağlayan en sıcak vatan ve iletişim köprüsüdür
ESKİCİ HİKÂYESİ (REFİK HALİT KARAY): İLETİŞİM VE EMPATİ Hikâyenin Yapı Unsurları • Yazar: Refik Halit Karay (Gurbet Hikâyeleri) • Kişiler: Küçük öksüz/yetim HASAN ve yaşlı ayakkabı tamircisi (eskici) İzmirlili Türk Usta. • Mekan: İstanbul'dan gönderildiği Filistin'deki halasının evi (Yabancı dil konuşulan uzak diyar). • Tema: Ana dili ve memleket özlemi, iletişim ihtiyacı İletişim Açısından Eskici Metninin Analizi • İletişimsizlik: Hasan çevresindekilerin dilini anlamadığı için içine kapanır ve suskunlaşır. • Dönüm Noktası: Eve gelen eskicinin ağzındaki çivileri çıkarıp Türkçe konuşması ("Çiviler ağzıma batıyor") Hasan'ın dünyasını aydınlatır. Ortak Dil (Ana Dili) En Güçlü Sosyal Bağdır!
🔍 Büyütmek için dokunun

Ya Hayır Söyle.. Metni: İletişim, Nezaket ve Görgü Kuralları

Sosyal ilişkilerin temel aracı olan dil, doğru ve nazik kullanıldığında gönülleri birleştirir; kaba ve düşüncesiz kullanıldığında ise kalpleri kırar. 'Ya Hayır Söyle..' metni, Peygamberimizin 'Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır (iyilik, doğruluk, güzellik) söylesin ya da sussun!' öğüdünden hareketle söz söyleme ve dinleme adabını ele alır.

Sağlıklı bir iletişimde hem yüz yüze ortamlarda hem de dijital iletişim ortamlarında nezaket ve görgü kurallarına uyulmalıdır: Karşımızdaki kişiyi suçlayan 'Sen dili' ('Hep geç kalıyorsun, beni hiç dinlemiyorsun') yerine kendi duygumuzu açıklayan 'Ben dili' ('Geç kaldığında senin için endişeleniyorum') tercih edilmelidir. Ayrıca konuşmacının sözünü kesmeden etkin dinleme yapılmalı, ses tonu ve beden dili uyumlu kullanılmalı, kırıcı şakalardan ve doğruluğu bilinmeyen söylentilerden uzak durulmalıdır.

İletişim DavranışıOlumlu (Yapıcı) İletişimOlumsuz (Engelleyici) İletişim
Hitap ve ÜslupBen dili, tatlı dil, rica ve teşekkür ifadeleriSen dili, emir verme, alay etme, lakap takma
Dinleme TutumuGöz teması kurma, söz kesmeme, empati yapmaSöz kesme, başka şeyle ilgilenme, önyargılı olma
Bilgi PaylaşımıDoğru, faydalı ve yapıcı ('hayır') söz söylemeDedikodu, iftira ve kırıcı söz taşıma
YA HAYIR SÖYLE.. METNİ: İLETİŞİM, NEZAKET VE GÖRGÜ KURALLARI Söz Söyleme ve Dinleme Adabı • Temel İlke: "Ya hayır söyle ya da sus!" • Kırıcı, alaycı, suçlayıcı ("Sen dili") ifadeler yerine yapıcı ve empatik ("Ben dili") kullanmak. • Söz kesmeden göz teması kurarak etkin dinlemek. • Doğruluğu kesinleşmemiş dedikodu ve söylentileri yaymaktan kaçınmak. Sosyal ve Dijital İletişim Ortamlarında Nezaket • Yüz Yüze Ortamlar: Selamlaşmak, teşekkür etmek, özür dilemek, ses tonunu ve beden dilini ayarlamak. • Dijital Ortamlar (Sosyal Medya / Mesajlaşma): Kişisel mahremiyete saygı duymak, siber zorbalıktan kaçınmak ve Türkçeyi kurallarına uygun kullanmak. Tatlı Dil Yılanı Deliğinden Çıkarır
🔍 Büyütmek için dokunun

Metin Çözümleme: Çıkarım, Eleştirme, Değerlendirme ve Özetleme

Okuduğumuz veya dinlediğimiz metinleri derinlemesine anlamak için üst düzey okuma becerilerini kullanırız: 1) Çıkarım yapma: Metinde doğrudan yazılmayan ancak verilen ipuçlarından hareketle ulaşılabilen örtük anlamları bulmaktır (Örn: Hasan'ın eskicinin karşısına geçip saatlerce kıpırdamadan oturmasından 'yalnızlık çektiği ve ilgiye muhtaç olduğu' çıkarımına ulaşırız). 2) Çözümleme: Metnin olay örgüsünü, karakter özelliklerini ve neden-sonuç ilişkilerini parçalarına ayırarak incelemektir.

3) Eleştirme ve Değerlendirme: Metnin içeriğini, yazarın üslubunu ve tutarlılığını nesnel ölçütlerle veya gerekçeli öznel yargılarla tartmaktır. 4) Özetleme: Bir metnin ana düşüncesini ve temel olay akışını koruyarak, gereksiz ayrıntıları, betimlemeleri ve tekrarları çıkarıp metni kendi cümlelerimizle daha kısa biçimde yeniden ifade etmektir.

Okuma / Düşünme BecerisiTemel İşleviÖrnek Uygulama Cümlesi
Çıkarım YapmaVerilen bilgiden örtük sonuca ulaşma'Hasan'ın ağlaması, eskiciyi memleketiyle tek bağ olarak gördüğünü gösterir.'
DeğerlendirmeYazarın anlatım başarısını yargılama'Yazar, küçük bir çocuğun gurbet psikolojisini çok canlı betimlemelerle yansıtmıştır.'
ÖzetlemeAyrıntıları atıp ana olayları kısaltma'Ailesini kaybeden Hasan Filistin'e gönderilir ve orada Türkçe konuşan bir eskiciyle dertleşir.'
ÜST DÜZEY OKUMA BECERİLERİ: ÇIKARIM, ÇÖZÜMLEME, DEĞERLENDİRME 1. Çıkarım ve Çözümleme • Çıkarım Yapma: Metinde doğrudan söylenmeyen örtük anlama ipuçlarından ulaşmaktır. • Çözümleme: Metni yapı, dil, kahraman psikolojisi ve neden-sonuç bağlarıyla ayırmak. 2. Eleştirme ve Değerlendirme • Eleştirme: Metnin güçlü ve eksik yönlerini gerekçeleriyle ortaya koymaktır. • Değerlendirme: Yazarın dil ve anlatım başarısı hakkında ölçütlere dayalı yargıya varmak. 3. Özetleme Kuralları • Ana düşünce ve anahtar olaylar korunur; gereksiz ayrıntılar ve örnekler çıkarılır. • Olayların kronolojik sırası bozulmadan kendi cümlelerimizle kısa ve tarafsız yazılır.
🔍 Büyütmek için dokunun

Tartışma Anlatım Biçimi ve Düşünceyi Geliştirme Yolları

Bilgilendirici ve düşünce ağırlıklı metinlerde yazar, okuyucunun var olan bir kanısını çürütüp kendi görüşünü kabul ettirmek istiyorsa tartışmacı anlatım (tartışma) biçimini kullanır. Tartışmacı anlatımda karşılıklı konuşma havası vardır; yazar soru cümleleriyle okuyucuyu düşündürür ve 'Bazıları böyle düşünüyor; oysa / halbuki / bana göre gerçek şudur' kalıbıyla kendi tezini savunur.

Yazar düşüncesini inandırıcı kılmak için düşünceyi geliştirme yollarına başvurur: 1) Karşılaştırma: İki varlık veya kavram arasındaki benzerlik ya da farklılıkları ortaya koymaktır (en, daha, ise, göre, kıyasla kelimeleri sık kullanılır). 2) Örneklendirme: Soyut bir düşünceyi somut örnekler sıralayarak görünür kılmaktır. 3) Tanık Gösterme (Alıntı Yapma): Savunulan görüşü desteklemek için alanında uzman veya tanınmış bir kişinin adını verip sözünü doğrudan paylaşmaktır. 4) Tanımlama ('... nedir?' sorusunun cevabı) ve sayısal verilerden yararlanma.

Düşünceyi Geliştirme YoluAyırt Edici İpucuÖrnek Cümle
Karşılaştırmaen, daha, ise, göre, kadar'Yüz yüze iletişimde beden dili etkiliyken, yazılı iletişimde noktalama öne çıkar.'
Tanık GöstermeUzman adı + Doğrudan sözü'Yunus Emre de sözün gücünü: Söz ola kese savaşı, diyerek vurgulamıştır.'
Örneklendirmeörneğin, mesela, söz gelimi'Nezaket ifadeleri çoktur; örneğin teşekkür ederim, lütfen ve özür dilerim bunlardandır.'
Tanımlama... denir / ... -dır (Bu nedir?)'İletişim, duygu ve düşüncelerin akla gelebilecek her yolla karşı tarafa aktarılmasıdır.'
TARTIŞMA ANLATIM BİÇİMİ VE DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI Tartışmacı Anlatım (Tartışma) • Amaç: Okuyucunun yerleşik bir fikrini değiştirmek ve yazarın kendi düşüncesini kabul ettirmektir. • Yapı: Önce karşı çıkılan görüş (antitez) verilir, ardından yazar kendi savunduğu görüşü (tez) kanıtlar. • Dil İpuçları: "Bence, bana göre, oysa, halbuki, kanımca, sanıldığının aksine" ve soru cümleleri. Düşünceyi Geliştirme Yolları • Karşılaştırma: İki kavram/durum arasındaki benzerlik veya farkları ortaya koyma (en, daha, ise, göre). • Tanımlama: "Bu nedir?" sorusuna cevap verme. • Örneklendirme: Soyut düşünceyi örneklerle somutlama. • Tanık Gösterme: Uzman bir kişinin sözünü tırnak içinde doğrudan alıntılama (Örn: Yunus Emre'nin sözü). • Sayısal Verilerden Yararlanma: İstatistik ve oranlar.
🔍 Büyütmek için dokunun

Söz Sanatları: Benzetme, Kişileştirme, Konuşturma, Abartma, Tezat

Anlatımı zenginleştirmek ve etkileyici kılmak için edebi metinlerde beş temel söz sanatından yararlanılır: 1) Benzetme (Teşbih): Aralarında ilgi bulunan iki varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir ('Hasan, susuz kalmış bir çiçek gibi boynunu bükmüştü'). 2) Kişileştirme (Teşhis): İnsana ait duygu ve davranış özelliklerinin insan dışı varlıklara verilmesidir ('Gurbet akşamlarında hüzünlü rüzgâr çocukla birlikte iç çekiyordu').

3) Konuşturma (İntak): İnsan dışındaki varlıkların insan gibi konuşturulmasıdır; konuşturma sanatının olduğu her yerde kişileştirme sanatı da vardır. 4) Abartma (Mübalağa): Bir durumu veya duyguyu olduğundan çok daha büyük ya da çok daha küçük göstermektir ('Eskici gidince Hasan'ın gözyaşları sel olup aktı'). 5) Karşıtlık (Tezat): Birbirine zıt kavram veya durumların aynı cümlede bir arada kullanılmasıdır ('Tatlı söz dost kazandırır, acı söz düşman edinir').

Söz SanatıKısa TanımıEskici ve İletişim Temalı Örnek
Benzetme (Teşbih)Zayıf olanı güçlü olana benzetme'Ana dili, gurbetteki insan için sığınılacak sıcak bir liman gibidir.'
Kişileştirme (Teşhis)İnsana ait özelliği doğaya aktarma'Yabancı sokaklar küçük Hasan'a soğuk ve küskün bakıyordu.'
Abartma (Mübalağa)Olduğundan çok fazla/az gösterme'Bir çift Türkçe söz duymak için dünyaları vermeye hazırdı.'
Karşıtlık (Tezat)Zıt anlamlı kavramları birlikte kullanma'Kalabalık konağın içinde yapayalnız bir çocuk yaşıyordu.'
METİNLERDE SÖZ SANATLARI (EDEBÎ SANATLAR) Benzetme ve Kişileştirme • Benzetme (Teşbih): Zayıf olanın güçlüye benzetilmesi ("Susuz bir çiçek gibi boynunu büken küçük Hasan"). • Kişileştirme (Teşhis): İnsana ait özelliği doğaya verme ("Hüzünlü rüzgâr ağlıyordu"). Konuşturma ve Abartma • Konuşturma (İntak): İnsan dışı varlığı konuşturma; her intakta kişileştirme de vardır. • Abartma (Mübalağa): Bir durumu olduğundan çok büyük/küçük gösterme ("Gözyaşı sel oldu"). Karşıtlık (Tezat) • Birbirine zıt kavram veya durumların aynı cümlede bir arada kullanılmasıdır. • Örnek: "Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz" (Ağlamak ve gülmek tezat).
🔍 Büyütmek için dokunun

Dil Bilgisi ve Yazım: Zarflar (Belirteçler) ve Türleri

Cümlede fiilleri, fiilimsileri, sıfatları veya kendi türünden kelimeleri zaman, durum, yer-yön, miktar ve soru bakımından belirten sözcüklere zarf (belirteç) denir. Zarflar görevlerine göre beşe ayrılır: 1) Durum (Hâl) Zarfı: Fiile sorulan 'Nasıl?' sorusunun cevabıdır ('Eskici çivileri dikkatle çakıyordu'). 2) Zaman Zarfı: Fiile sorulan 'Ne zaman?' sorusunun cevabıdır ('Misafirler akşamleyin gelecek'). 3) Miktar (Azlık-Çokluk) Zarfı: Fiile, sıfata veya zarfa sorulan 'Ne kadar?' sorusunun cevabıdır ('Hasan eskiciyi çok sevdi', 'En güzel söz').

4) Yer-Yön Zarfı: Fiile sorulan 'Nereye?' sorusuna yalın hâlde (hiçbir çekim eki almadan!) cevap veren sekiz kelimedir: içeri, dışarı, aşağı, yukarı, ileri, geri, beri, öte. 5) Soru Zarfı: Fiili soru yoluyla belirten kelimelerdir (Nasıl, ne zaman, niçin, neden, ne kadar, ne diye — dikkat: 'ne' kelimesi 'niçin' anlamındaysa soru zarfıdır: 'Bana ne bağırıyorsun?').

Zarf TürüBulduran SoruÖrnek Cümle ve Zarf Olan Sözcük
Durum (Hâl) ZarfıNasıl?'Büyüklerimizle konuşurken NAZİKÇE ve GÜLER YÜZLE konuşmalıyız.'
Zaman ZarfıNe zaman?'YARIN sabah bütün sınıf kütüphanede buluşacak.'
Yer-Yön ZarfıNereye? (Ek almadan!)'Yağmur başlayınca çocuklar koşarak İÇERİ girdi.'
Miktar (Azlık-Çokluk) ZarfıNe kadar?'Bugün kütüphanede OLDUKÇA verimli çalıştık.'
Soru ZarfıNasıl, ne zaman, niçin?'Toplantıya NEDEN ve NASIL geç kaldınız?'
DİL BİLGİSİ: ZARFLAR (BELİRTEÇLER) VE 5 TEMEL TÜRÜ Zarf Nedir? Hangi Sorularla Bulunur? • Fiilleri, fiilimsileri, sıfatları veya kendi türünden kelimeleri anlamca belirten sözcüklerdir. • 1. Durum (Hâl) Zarfı: Fiile sorulan "Nasıl?" ("Eskiciyi SESSİZCE ve DİKKATLE izliyordu.") • 2. Zaman Zarfı: Fiile sorulan "Ne zaman?" ("YARIN sabah vapurla yola çıkacaklar.") Yer-Yön, Miktar ve Soru Zarfları • 3. Yer-Yön Zarfı: Fiile sorulan "Nereye?" (Ek almaz!) (içeri, dışarı, aşağı, yukarı, ileri, geri, beri, öte) • 4. Miktar (Azlık-Çokluk) Zarfı: "Ne kadar?" (az, çok, daha, en, pek, oldukça: "ÇOK ağladı") • 5. Soru Zarfı: Eylemi soru yoluyla belirtenler (Nasıl, ne zaman, niçin, neden, ne diye, ne kadar) Dikkat: "İçeri girdi" (Zarf) | "İçeriye girdi" (İsim!)
🔍 Büyütmek için dokunun

Örnekler

  1. Örnek 1Refik Halit Karay'ın 'Eskici' hikâyesinde küçük Hasan'ın Filistin'deki halasının evinde suskunlaşmasının nedeni nedir ve eskiciyle karşılaştığında davranışı nasıl değişmiştir?

    Cevabı göster

    Hasan'ın suskunlaşmasının nedeni, çevresindeki herkesin Arapça konuşması ve kendi ana dili olan Türkçeyi konuşup anlaşabileceği kimsenin bulunmamasıdır. Eskicinin Türkçe konuştuğunu duyunca büyük bir sevinçle kabuğundan çıkmış, heyecanla hiç durmadan konuşmuş ve eskiciyi memleketinden bir parça olarak görmüştür.

  2. Örnek 2'Ya Hayır Söyle..' metninde vurgulanan iletişim ilkelerine göre, arkadaşına romanını ödünç verdiği hâlde yıpranmış olarak geri alan bir öğrenci 'Sen dili' yerine 'Ben dili' kullanarak duygusunu nasıl ifade etmelidir?

    Cevabı göster

    • Sen dili (Yanlış/Suçlayıcı): 'Çok dikkatsizsin, romanımı mahvetmişsin!' • Ben dili (Doğru/Yapıcı): 'Ödünç verdiğim romanımın sayfalarının yıprandığını görünce çok üzüldüm; eşyalarıma özen gösterilmesini bekliyorum.'

  3. Örnek 3'İletişim yalnız kelimelerden ibaret değildir. Mevlana Celaleddin Rumi: Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir, diyerek gönül dilinin ve empatinin önemini asırlar öncesinden ortaya koymuştur.' parçasında başvurulan düşünceyi geliştirme yollarını belirtiniz.

    Cevabı göster

    Parçada iki temel düşünceyi geliştirme yolu kullanılmıştır: 1) Tanık gösterme: Mevlana'nın adı verilerek doğrudan sözü ('Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir') alıntılanmıştır. 2) Karşılaştırma: 'Aynı dili konuşanlar' ile 'aynı duyguları paylaşanlar' anlaşabilme yönünden karşılaştırılmıştır.

  4. Örnek 4Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'iyi' kelimesi sıfat, hangisinde durum zarfı olarak kullanılmıştır? Gerekçesiyle açıklayınız: 1) 'İyi insanlarla kurulan dostluklar ömür boyu sürer.' 2) 'Konuşmacı, dinleyicilere düşüncelerini çok iyi anlattı.'

    Cevabı göster

    • Birinci cümlede 'iyi' kelimesi 'insanlar' isminin önüne gelerek ismi nitelediği için ('Nasıl insanlar? -> İyi insanlar') NİTELEME SIFATIDIR. • İkinci cümlede ise 'iyi' kelimesi 'anlattı' fiilini belirttiği için ('Nasıl anlattı? -> İyi anlattı') DURUM ZARFIDIR (Oradaki 'çok' kelimesi ise zarfı belirten miktar zarfıdır).

  5. Örnek 5'Eskici bahçeden içeri girdi ve elindeki ağır sandığı yavaşça aşağı bıraktı; sonra yukarıya bakarak derin bir nefes aldı.' cümlesindeki yer-yön bildiren sözcüklerden hangileri 'yer-yön zarfı', hangisi 'isim' görevindedir?

    Cevabı göster

    • 'içeri' (içeri girdi) ve 'aşağı' (aşağı bıraktı) sözcükleri hiçbir çekim eki almadan doğrudan fiili belirttiği için YER-YÖN ZARFIDIR. • 'yukarıya' sözcüğü ise '-ya' yönelme hâl ekini aldığı için zarf görevinden çıkmış ve İSİM (dolaylı tümleç) olmuştur.

  6. Örnek 6'Gurbetteki yalnız ağaç, rüzgârla dertleşirken pamuk gibi beyaz bulutlara: Memleketime benden selam götürün, diye fısıldadı.' cümlesinde bulunan üç söz sanatını gösteriniz.

    Cevabı göster

    1) Benzetme (Teşbih): Bulutlar beyazlık ve yumuşaklık yönünden 'pamuğa' benzetilmiştir ('pamuk gibi beyaz bulutlar'). 2) Kişileştirme (Teşhis): Ağaca yalnızlık çekme, dertleşme ve fısıldama gibi insani özellikler verilmiştir. 3) Konuşturma (İntak): Ağaç, 'Memleketime benden selam götürün' cümlesiyle konuşturulmuştur.

Kavram Kartları

1 / 8

Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1Refik Halit Karay'ın 'Eskici' adlı hikâyesinde, Filistin'deki halasının yanına gönderilen küçük Hasan'ın uzun süren suskunluğunu bozarak yeniden neşeyle konuşmaya başlamasını sağlayan olay aşağıdakilerden hangisidir?

  2. 2Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili veya vurgulanmış sözcük 'yer-yön zarfı' görevinde kullanılmıştır?

  3. 3'Bazı insanlar teknolojinin gelişmesiyle mektup ve yüz yüze sohbetin tamamen değerini yitirdiğini savunuyor. Oysa bana göre ekranlar ne kadar gelişirse gelişsin, bir dostun gözlerinin içine bakarak kurulan samimi iletişimin yerini hiçbir dijital mesaj tutamaz.' Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

  4. 4Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'Nasıl, ne zaman, ne kadar, ne' soru sözcüklerinden biri 'soru zarfı' görevinde kullanılmıştır?

  5. 5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.

    • 'Ya Hayır Söyle..' metnine göre iletişimde insanları kıran sözlerden kaçınmak, yapıcı ve doğru konuşmak temel nezaket kuralıdır.
    • 'Akşamleyin hep birlikte sessizce kitap okuduk.' cümlesinde hem zaman zarfı (akşamleyin) hem de durum zarfı (sessizce) vardır.
    • Bir metni özetlerken yazarın verdiği bütün örnekleri ve uzun betimlemeleri değiştirmeden aynen kopyalamak gerekir.
    • 'Yorgun kaldırımlar sabaha kadar sokak lambasının dertlerini dinledi.' cümlesinde kişileştirme (teşhis) sanatı vardır.
    • 'İçeriye, dışarıdan, aşağıda' kelimeleri çekim eki aldıkları hâlde cümlede yer-yön zarfı olmaya devam eder.
  6. 6Aşağıdaki kavramları örnekleri ve tanımlarıyla eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  7. 7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.

    1. Refik Halit Karay'ın 'Eskici' hikâyesinde küçük Hasan ile yaşlı tamirciyi birbirine bağlayan en güçlü unsur ortak ana dilleri olan olmuştur.
    2. İletişimde karşı tarafı suçlamak yerine davranışın bizde uyandırdığı duyguyu açıklayan yapıcı üsluba dili denir.
    3. İki varlık, kavram veya durum arasındaki benzerlik ya da farklılıkları ortaya koyan düşünceyi geliştirme yoluna adı verilir.
    4. Bir durumu olduğundan çok daha büyük veya çok daha küçük gösterme sanatına (mübalağa) denir.
    5. Fiile sorulan 'Ne zaman?' sorusuna cevap vererek eylemin gerçekleşme vaktini bildiren sözcüklere zarfı denir.
  8. 8'Eskici' ve 'Ya Hayır Söyle..' metinlerinden hareketle; ana dilini doğru kullanmanın ve iletişimde nezaket kurallarına uymanın bireyin mutluluğu ve toplumsal barış açısından önemini üç adımla açıklayınız.

Kısaca

  • Eskici Hikâyesi: Refik Halit Karay'ın eserinde küçük Hasan'ın yabancı bir diyarda çektiği yalnızlık ve Türkçe konuşan eskiciyle kurduğu sıcak bağ üzerinden ana dilin ve iletişimin önemi anlatılır.
  • Ya Hayır Söyle.. ve Nezaket: Yüz yüze ve dijital iletişim ortamlarında kırıcı sözlerden kaçınmak, ben dili kullanmak, söz kesmeden etkin dinlemek ve görgü kurallarına uymak esastır.
  • Okuma Becerileri: İpuçlarından örtük anlama ulaşmaya çıkarım, metni unsurlarına ayırmaya çözümleme, ölçütlerle yargılamaya değerlendirme, ana olayları kısaltmaya özetleme denir.
  • Tartışma ve Düşünceyi Geliştirme: Karşı görüşü çürütmeye tartışma; benzerlik ve farkları ortaya koymaya karşılaştırma; uzman sözü paylaşmaya tanık gösterme denir.
  • Söz Sanatları: Benzetme (teşbih), kişileştirme (teşhis), konuşturma (intak), abartma (mübalağa) ve karşıtlık (tezat) anlatımı güçlendirir.
  • Zarflar (Belirteçler): Fiilleri ve sıfatları belirten zarflar; durum (Nasıl?), zaman (Ne zaman?), yer-yön (Nereye? - ek almaz!), miktar (Ne kadar?) ve soru zarfı olmak üzere beşe ayrılır.

Bu dersin öteki kaynakları