Üçüncü temamız olan İletişim ve Sosyal İlişkiler kapsamında bu hafta, Refik Halit Karay'ın unutulmaz hikâyesi 'Eskici' ile söz söyleme adabını konu edinen 'Ya Hayır Söyle..' metinlerini inceleyeceğiz. Ana dilin insan ruhundaki birleştirici gücünü, iletişim ortamlarında nezaket kurallarını, tartışma ve karşılaştırma yollarını, söz sanatlarını ve dil bilgisinde zarflar (belirteçler) konusunu öğreneceğiz.
Eskici Hikâyesi: Ana Dili, Gurbet ve İletişimin Gücü
Türk edebiyatının usta hikâyecisi Refik Halit Karay'ın 'Gurbet Hikâyeleri' adlı eserinde yer alan 'Eskici' metni, anne ve babasını kaybettikten sonra İstanbul'dan Filistin'deki halasının yanına gönderilen beş yaşındaki küçük Hasan'ın yaşadığı derin yalnızlığı ve ana dili özlemini anlatır. Vapur yolculuğu ve trenle vardığı bu yabancı diyarda herkes Arapça konuştuğu için Hasan kimseyle iletişim kuramaz; duygularını paylaşamadığı için günden güne içine kapanır ve suskunlaşır.
Bir gün halasının evine ayakkabıları tamir etmek için yaşlı bir eskici gelir. Hasan karşısında sessizce çalışan bu adamı izlerken, eskici ağzındaki çivileri çıkarıp Türkçe olarak 'Çiviler ağzıma batıyor da ondan öyle konuşuyorum' deyince Hasan büyük bir sevinç ve heyecanla sarsılır. Aylar sonra ilk kez kendi ana dilini (Türkçeyi) konuşan İzmirlili bir hemşehriyle karşılaşan Hasan, hiç durmadan konuşarak içini döker; eskici işini bitirip giderken ise yeniden dilsiz ve yalnız kalacağını anlayarak hıçkıra hıçkıra ağlar.
| Hikâye Unsuru | Eskici Metnindeki Karşılığı ve İletişim Boyutu |
|---|---|
| Ana Kahramanlar | Beş yaşındaki yetim Hasan ve İzmirlili yaşlı ayakkabı tamircisi (Eskici) |
| Olay ve Çatışma | Dilini bilmediği bir coğrafyada iletişimsizlik çeken çocuğun Türkçe konuşan eskiciye tutunması |
| Mekan ve Zaman | İstanbul'dan Filistin'e uzanan yolculuk ve halanın konağı; geçmiş zaman |
| Temel Mesaj (Ana Fikir) | Ana dili, insanı hayata ve topluma bağlayan en sıcak vatan ve iletişim köprüsüdür |
Ya Hayır Söyle.. Metni: İletişim, Nezaket ve Görgü Kuralları
Sosyal ilişkilerin temel aracı olan dil, doğru ve nazik kullanıldığında gönülleri birleştirir; kaba ve düşüncesiz kullanıldığında ise kalpleri kırar. 'Ya Hayır Söyle..' metni, Peygamberimizin 'Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır (iyilik, doğruluk, güzellik) söylesin ya da sussun!' öğüdünden hareketle söz söyleme ve dinleme adabını ele alır.
Sağlıklı bir iletişimde hem yüz yüze ortamlarda hem de dijital iletişim ortamlarında nezaket ve görgü kurallarına uyulmalıdır: Karşımızdaki kişiyi suçlayan 'Sen dili' ('Hep geç kalıyorsun, beni hiç dinlemiyorsun') yerine kendi duygumuzu açıklayan 'Ben dili' ('Geç kaldığında senin için endişeleniyorum') tercih edilmelidir. Ayrıca konuşmacının sözünü kesmeden etkin dinleme yapılmalı, ses tonu ve beden dili uyumlu kullanılmalı, kırıcı şakalardan ve doğruluğu bilinmeyen söylentilerden uzak durulmalıdır.
| İletişim Davranışı | Olumlu (Yapıcı) İletişim | Olumsuz (Engelleyici) İletişim |
|---|---|---|
| Hitap ve Üslup | Ben dili, tatlı dil, rica ve teşekkür ifadeleri | Sen dili, emir verme, alay etme, lakap takma |
| Dinleme Tutumu | Göz teması kurma, söz kesmeme, empati yapma | Söz kesme, başka şeyle ilgilenme, önyargılı olma |
| Bilgi Paylaşımı | Doğru, faydalı ve yapıcı ('hayır') söz söyleme | Dedikodu, iftira ve kırıcı söz taşıma |
Metin Çözümleme: Çıkarım, Eleştirme, Değerlendirme ve Özetleme
Okuduğumuz veya dinlediğimiz metinleri derinlemesine anlamak için üst düzey okuma becerilerini kullanırız: 1) Çıkarım yapma: Metinde doğrudan yazılmayan ancak verilen ipuçlarından hareketle ulaşılabilen örtük anlamları bulmaktır (Örn: Hasan'ın eskicinin karşısına geçip saatlerce kıpırdamadan oturmasından 'yalnızlık çektiği ve ilgiye muhtaç olduğu' çıkarımına ulaşırız). 2) Çözümleme: Metnin olay örgüsünü, karakter özelliklerini ve neden-sonuç ilişkilerini parçalarına ayırarak incelemektir.
3) Eleştirme ve Değerlendirme: Metnin içeriğini, yazarın üslubunu ve tutarlılığını nesnel ölçütlerle veya gerekçeli öznel yargılarla tartmaktır. 4) Özetleme: Bir metnin ana düşüncesini ve temel olay akışını koruyarak, gereksiz ayrıntıları, betimlemeleri ve tekrarları çıkarıp metni kendi cümlelerimizle daha kısa biçimde yeniden ifade etmektir.
| Okuma / Düşünme Becerisi | Temel İşlevi | Örnek Uygulama Cümlesi |
|---|---|---|
| Çıkarım Yapma | Verilen bilgiden örtük sonuca ulaşma | 'Hasan'ın ağlaması, eskiciyi memleketiyle tek bağ olarak gördüğünü gösterir.' |
| Değerlendirme | Yazarın anlatım başarısını yargılama | 'Yazar, küçük bir çocuğun gurbet psikolojisini çok canlı betimlemelerle yansıtmıştır.' |
| Özetleme | Ayrıntıları atıp ana olayları kısaltma | 'Ailesini kaybeden Hasan Filistin'e gönderilir ve orada Türkçe konuşan bir eskiciyle dertleşir.' |
Tartışma Anlatım Biçimi ve Düşünceyi Geliştirme Yolları
Bilgilendirici ve düşünce ağırlıklı metinlerde yazar, okuyucunun var olan bir kanısını çürütüp kendi görüşünü kabul ettirmek istiyorsa tartışmacı anlatım (tartışma) biçimini kullanır. Tartışmacı anlatımda karşılıklı konuşma havası vardır; yazar soru cümleleriyle okuyucuyu düşündürür ve 'Bazıları böyle düşünüyor; oysa / halbuki / bana göre gerçek şudur' kalıbıyla kendi tezini savunur.
Yazar düşüncesini inandırıcı kılmak için düşünceyi geliştirme yollarına başvurur: 1) Karşılaştırma: İki varlık veya kavram arasındaki benzerlik ya da farklılıkları ortaya koymaktır (en, daha, ise, göre, kıyasla kelimeleri sık kullanılır). 2) Örneklendirme: Soyut bir düşünceyi somut örnekler sıralayarak görünür kılmaktır. 3) Tanık Gösterme (Alıntı Yapma): Savunulan görüşü desteklemek için alanında uzman veya tanınmış bir kişinin adını verip sözünü doğrudan paylaşmaktır. 4) Tanımlama ('... nedir?' sorusunun cevabı) ve sayısal verilerden yararlanma.
| Düşünceyi Geliştirme Yolu | Ayırt Edici İpucu | Örnek Cümle |
|---|---|---|
| Karşılaştırma | en, daha, ise, göre, kadar | 'Yüz yüze iletişimde beden dili etkiliyken, yazılı iletişimde noktalama öne çıkar.' |
| Tanık Gösterme | Uzman adı + Doğrudan sözü | 'Yunus Emre de sözün gücünü: Söz ola kese savaşı, diyerek vurgulamıştır.' |
| Örneklendirme | örneğin, mesela, söz gelimi | 'Nezaket ifadeleri çoktur; örneğin teşekkür ederim, lütfen ve özür dilerim bunlardandır.' |
| Tanımlama | ... denir / ... -dır (Bu nedir?) | 'İletişim, duygu ve düşüncelerin akla gelebilecek her yolla karşı tarafa aktarılmasıdır.' |
Söz Sanatları: Benzetme, Kişileştirme, Konuşturma, Abartma, Tezat
Anlatımı zenginleştirmek ve etkileyici kılmak için edebi metinlerde beş temel söz sanatından yararlanılır: 1) Benzetme (Teşbih): Aralarında ilgi bulunan iki varlıktan zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir ('Hasan, susuz kalmış bir çiçek gibi boynunu bükmüştü'). 2) Kişileştirme (Teşhis): İnsana ait duygu ve davranış özelliklerinin insan dışı varlıklara verilmesidir ('Gurbet akşamlarında hüzünlü rüzgâr çocukla birlikte iç çekiyordu').
3) Konuşturma (İntak): İnsan dışındaki varlıkların insan gibi konuşturulmasıdır; konuşturma sanatının olduğu her yerde kişileştirme sanatı da vardır. 4) Abartma (Mübalağa): Bir durumu veya duyguyu olduğundan çok daha büyük ya da çok daha küçük göstermektir ('Eskici gidince Hasan'ın gözyaşları sel olup aktı'). 5) Karşıtlık (Tezat): Birbirine zıt kavram veya durumların aynı cümlede bir arada kullanılmasıdır ('Tatlı söz dost kazandırır, acı söz düşman edinir').
| Söz Sanatı | Kısa Tanımı | Eskici ve İletişim Temalı Örnek |
|---|---|---|
| Benzetme (Teşbih) | Zayıf olanı güçlü olana benzetme | 'Ana dili, gurbetteki insan için sığınılacak sıcak bir liman gibidir.' |
| Kişileştirme (Teşhis) | İnsana ait özelliği doğaya aktarma | 'Yabancı sokaklar küçük Hasan'a soğuk ve küskün bakıyordu.' |
| Abartma (Mübalağa) | Olduğundan çok fazla/az gösterme | 'Bir çift Türkçe söz duymak için dünyaları vermeye hazırdı.' |
| Karşıtlık (Tezat) | Zıt anlamlı kavramları birlikte kullanma | 'Kalabalık konağın içinde yapayalnız bir çocuk yaşıyordu.' |
Dil Bilgisi ve Yazım: Zarflar (Belirteçler) ve Türleri
Cümlede fiilleri, fiilimsileri, sıfatları veya kendi türünden kelimeleri zaman, durum, yer-yön, miktar ve soru bakımından belirten sözcüklere zarf (belirteç) denir. Zarflar görevlerine göre beşe ayrılır: 1) Durum (Hâl) Zarfı: Fiile sorulan 'Nasıl?' sorusunun cevabıdır ('Eskici çivileri dikkatle çakıyordu'). 2) Zaman Zarfı: Fiile sorulan 'Ne zaman?' sorusunun cevabıdır ('Misafirler akşamleyin gelecek'). 3) Miktar (Azlık-Çokluk) Zarfı: Fiile, sıfata veya zarfa sorulan 'Ne kadar?' sorusunun cevabıdır ('Hasan eskiciyi çok sevdi', 'En güzel söz').
4) Yer-Yön Zarfı: Fiile sorulan 'Nereye?' sorusuna yalın hâlde (hiçbir çekim eki almadan!) cevap veren sekiz kelimedir: içeri, dışarı, aşağı, yukarı, ileri, geri, beri, öte. 5) Soru Zarfı: Fiili soru yoluyla belirten kelimelerdir (Nasıl, ne zaman, niçin, neden, ne kadar, ne diye — dikkat: 'ne' kelimesi 'niçin' anlamındaysa soru zarfıdır: 'Bana ne bağırıyorsun?').
| Zarf Türü | Bulduran Soru | Örnek Cümle ve Zarf Olan Sözcük |
|---|---|---|
| Durum (Hâl) Zarfı | Nasıl? | 'Büyüklerimizle konuşurken NAZİKÇE ve GÜLER YÜZLE konuşmalıyız.' |
| Zaman Zarfı | Ne zaman? | 'YARIN sabah bütün sınıf kütüphanede buluşacak.' |
| Yer-Yön Zarfı | Nereye? (Ek almadan!) | 'Yağmur başlayınca çocuklar koşarak İÇERİ girdi.' |
| Miktar (Azlık-Çokluk) Zarfı | Ne kadar? | 'Bugün kütüphanede OLDUKÇA verimli çalıştık.' |
| Soru Zarfı | Nasıl, ne zaman, niçin? | 'Toplantıya NEDEN ve NASIL geç kaldınız?' |
Örnekler
Örnek 1Refik Halit Karay'ın 'Eskici' hikâyesinde küçük Hasan'ın Filistin'deki halasının evinde suskunlaşmasının nedeni nedir ve eskiciyle karşılaştığında davranışı nasıl değişmiştir?
Cevabı göster
Hasan'ın suskunlaşmasının nedeni, çevresindeki herkesin Arapça konuşması ve kendi ana dili olan Türkçeyi konuşup anlaşabileceği kimsenin bulunmamasıdır. Eskicinin Türkçe konuştuğunu duyunca büyük bir sevinçle kabuğundan çıkmış, heyecanla hiç durmadan konuşmuş ve eskiciyi memleketinden bir parça olarak görmüştür.
Örnek 2'Ya Hayır Söyle..' metninde vurgulanan iletişim ilkelerine göre, arkadaşına romanını ödünç verdiği hâlde yıpranmış olarak geri alan bir öğrenci 'Sen dili' yerine 'Ben dili' kullanarak duygusunu nasıl ifade etmelidir?
Cevabı göster
• Sen dili (Yanlış/Suçlayıcı): 'Çok dikkatsizsin, romanımı mahvetmişsin!' • Ben dili (Doğru/Yapıcı): 'Ödünç verdiğim romanımın sayfalarının yıprandığını görünce çok üzüldüm; eşyalarıma özen gösterilmesini bekliyorum.'
Örnek 3'İletişim yalnız kelimelerden ibaret değildir. Mevlana Celaleddin Rumi: Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir, diyerek gönül dilinin ve empatinin önemini asırlar öncesinden ortaya koymuştur.' parçasında başvurulan düşünceyi geliştirme yollarını belirtiniz.
Cevabı göster
Parçada iki temel düşünceyi geliştirme yolu kullanılmıştır: 1) Tanık gösterme: Mevlana'nın adı verilerek doğrudan sözü ('Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir') alıntılanmıştır. 2) Karşılaştırma: 'Aynı dili konuşanlar' ile 'aynı duyguları paylaşanlar' anlaşabilme yönünden karşılaştırılmıştır.
Örnek 4Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'iyi' kelimesi sıfat, hangisinde durum zarfı olarak kullanılmıştır? Gerekçesiyle açıklayınız: 1) 'İyi insanlarla kurulan dostluklar ömür boyu sürer.' 2) 'Konuşmacı, dinleyicilere düşüncelerini çok iyi anlattı.'
Cevabı göster
• Birinci cümlede 'iyi' kelimesi 'insanlar' isminin önüne gelerek ismi nitelediği için ('Nasıl insanlar? -> İyi insanlar') NİTELEME SIFATIDIR. • İkinci cümlede ise 'iyi' kelimesi 'anlattı' fiilini belirttiği için ('Nasıl anlattı? -> İyi anlattı') DURUM ZARFIDIR (Oradaki 'çok' kelimesi ise zarfı belirten miktar zarfıdır).
Örnek 5'Eskici bahçeden içeri girdi ve elindeki ağır sandığı yavaşça aşağı bıraktı; sonra yukarıya bakarak derin bir nefes aldı.' cümlesindeki yer-yön bildiren sözcüklerden hangileri 'yer-yön zarfı', hangisi 'isim' görevindedir?
Cevabı göster
• 'içeri' (içeri girdi) ve 'aşağı' (aşağı bıraktı) sözcükleri hiçbir çekim eki almadan doğrudan fiili belirttiği için YER-YÖN ZARFIDIR. • 'yukarıya' sözcüğü ise '-ya' yönelme hâl ekini aldığı için zarf görevinden çıkmış ve İSİM (dolaylı tümleç) olmuştur.
Örnek 6'Gurbetteki yalnız ağaç, rüzgârla dertleşirken pamuk gibi beyaz bulutlara: Memleketime benden selam götürün, diye fısıldadı.' cümlesinde bulunan üç söz sanatını gösteriniz.
Cevabı göster
1) Benzetme (Teşbih): Bulutlar beyazlık ve yumuşaklık yönünden 'pamuğa' benzetilmiştir ('pamuk gibi beyaz bulutlar'). 2) Kişileştirme (Teşhis): Ağaca yalnızlık çekme, dertleşme ve fısıldama gibi insani özellikler verilmiştir. 3) Konuşturma (İntak): Ağaç, 'Memleketime benden selam götürün' cümlesiyle konuşturulmuştur.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Refik Halit Karay'ın 'Eskici' adlı hikâyesinde, Filistin'deki halasının yanına gönderilen küçük Hasan'ın uzun süren suskunluğunu bozarak yeniden neşeyle konuşmaya başlamasını sağlayan olay aşağıdakilerden hangisidir?
Hasan, eve gelen eskicinin 'Çiviler ağzıma batıyor da ondan öyle konuşuyorum' diyerek Türkçe konuştuğunu duyunca büyük bir sevinç yaşamış ve suskunluğunu bozmuştur.
2Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili veya vurgulanmış sözcük 'yer-yön zarfı' görevinde kullanılmıştır?
'İçeri girdi' ifadesinde 'içeri' sözcüğü hiçbir çekim eki almadan 'girdi' fiilinin yönünü belirttiği için yer-yön zarfıdır. 'Dışarıya' ve 'ileride' ek aldığı için isim, 'yukarı kat' ise ismi belirttiği için sıfattır.
3'Bazı insanlar teknolojinin gelişmesiyle mektup ve yüz yüze sohbetin tamamen değerini yitirdiğini savunuyor. Oysa bana göre ekranlar ne kadar gelişirse gelişsin, bir dostun gözlerinin içine bakarak kurulan samimi iletişimin yerini hiçbir dijital mesaj tutamaz.' Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Yazar önce karşı çıktığı bir görüşü ('Bazı insanlar... savunuyor') vermiş, ardından 'Oysa bana göre...' diyerek kendi düşüncesini savunduğu için tartışmacı anlatıma başvurmuştur.
4Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'Nasıl, ne zaman, ne kadar, ne' soru sözcüklerinden biri 'soru zarfı' görevinde kullanılmıştır?
'Nasıl buldun?' ifadesinde 'nasıl' soru sözcüğü doğrudan 'buldun' fiilini belirttiği için soru zarfıdır. 'Ne getirmemi' zamir, 'nasıl bir gömlek' ve 'kaçıncı kitap' ise soru sıfatıdır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- 'Ya Hayır Söyle..' metnine göre iletişimde insanları kıran sözlerden kaçınmak, yapıcı ve doğru konuşmak temel nezaket kuralıdır.
Sözün hayırlı, doğru ve nezaket kurallarına uygun olması sosyal ilişkileri güçlendirir.
- 'Akşamleyin hep birlikte sessizce kitap okuduk.' cümlesinde hem zaman zarfı (akşamleyin) hem de durum zarfı (sessizce) vardır.
Ne zaman okuduk? -> Akşamleyin (zaman zarfı); Nasıl okuduk? -> Sessizce (durum zarfı).
- Bir metni özetlerken yazarın verdiği bütün örnekleri ve uzun betimlemeleri değiştirmeden aynen kopyalamak gerekir.
Özetleme yapılırken ayrıntılar ve örnekler çıkarılır; ana olaylar kendi cümlelerimizle kısaca yazılır.
- 'Yorgun kaldırımlar sabaha kadar sokak lambasının dertlerini dinledi.' cümlesinde kişileştirme (teşhis) sanatı vardır.
Kaldırımların yorgun olması ve lambanın dertlerini dinlemesi insana ait özelliklerin doğaya aktarılmasıdır.
- 'İçeriye, dışarıdan, aşağıda' kelimeleri çekim eki aldıkları hâlde cümlede yer-yön zarfı olmaya devam eder.
Yer-yön sözcükleri çekim eki (hâl eki) aldıkları anda zarf özelliğini kaybederek isimleşir.
- 'Ya Hayır Söyle..' metnine göre iletişimde insanları kıran sözlerden kaçınmak, yapıcı ve doğru konuşmak temel nezaket kuralıdır.
6Aşağıdaki kavramları örnekleri ve tanımlarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Refik Halit Karay'ın 'Eskici' hikâyesinde küçük Hasan ile yaşlı tamirciyi birbirine bağlayan en güçlü unsur ortak ana dilleri olan olmuştur.
- İletişimde karşı tarafı suçlamak yerine davranışın bizde uyandırdığı duyguyu açıklayan yapıcı üsluba dili denir.
- İki varlık, kavram veya durum arasındaki benzerlik ya da farklılıkları ortaya koyan düşünceyi geliştirme yoluna adı verilir.
- Bir durumu olduğundan çok daha büyük veya çok daha küçük gösterme sanatına (mübalağa) denir.
- Fiile sorulan 'Ne zaman?' sorusuna cevap vererek eylemin gerçekleşme vaktini bildiren sözcüklere zarfı denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8'Eskici' ve 'Ya Hayır Söyle..' metinlerinden hareketle; ana dilini doğru kullanmanın ve iletişimde nezaket kurallarına uymanın bireyin mutluluğu ve toplumsal barış açısından önemini üç adımla açıklayınız.
1. ipucu: Birinci adım: 'Eskici' hikâyesindeki küçük Hasan örneğinden yola çıkarak ortak dilin ve anlaşılmanın insanın yalnızlığını nasıl giderdiğini belirtiniz.
2. ipucu: İkinci adım: 'Ya Hayır Söyle..' metnindeki ilkeden hareketle kırıcı sözlerden kaçınıp tatlı dil ve 'ben dili' kullanmanın sosyal ilişkileri nasıl koruduğunu açıklayınız.
3. ipucu: Üçüncü adım: Hem yüz yüze hem de dijital ortamlarda nezaket ve görgü kurallarına uymanın toplumsal güven ve saygıyı nasıl güçlendirdiğini vurgulayınız.
Cevap: Birinci nokta (Ana Dilin Birleştirici Gücü): 'Eskici' hikâyesinde küçük Hasan'ın Türkçe konuşan eskiciyle karşılaşınca yeniden hayata bağlanması, ana dilin sadece bir anlaşma aracı değil, insanın ruhunu besleyen en sıcak aidiyet bağı olduğunu gösterir. İkinci nokta (Yapıcı Söz ve Nezaket): 'Ya Hayır Söyle..' metninde vurgulandığı gibi, ağzımızdan çıkan her söz karşımızdaki insanın kalbinde iz bırakır; suçlayıcı ifadeler yerine doğru, yapıcı ve tatlı bir dil kullanmak kırgınlıkları önler. Üçüncü nokta (Toplumsal Barış): Günlük hayatta ve dijital iletişim ortamlarında etkin dinleme, empati, selamlaşma ve görgü kurallarına özen göstermek insanlar arasındaki güveni artırarak huzurlu bir toplum oluşturur.
Kısaca
- Eskici Hikâyesi: Refik Halit Karay'ın eserinde küçük Hasan'ın yabancı bir diyarda çektiği yalnızlık ve Türkçe konuşan eskiciyle kurduğu sıcak bağ üzerinden ana dilin ve iletişimin önemi anlatılır.
- Ya Hayır Söyle.. ve Nezaket: Yüz yüze ve dijital iletişim ortamlarında kırıcı sözlerden kaçınmak, ben dili kullanmak, söz kesmeden etkin dinlemek ve görgü kurallarına uymak esastır.
- Okuma Becerileri: İpuçlarından örtük anlama ulaşmaya çıkarım, metni unsurlarına ayırmaya çözümleme, ölçütlerle yargılamaya değerlendirme, ana olayları kısaltmaya özetleme denir.
- Tartışma ve Düşünceyi Geliştirme: Karşı görüşü çürütmeye tartışma; benzerlik ve farkları ortaya koymaya karşılaştırma; uzman sözü paylaşmaya tanık gösterme denir.
- Söz Sanatları: Benzetme (teşbih), kişileştirme (teşhis), konuşturma (intak), abartma (mübalağa) ve karşıtlık (tezat) anlatımı güçlendirir.
- Zarflar (Belirteçler): Fiilleri ve sıfatları belirten zarflar; durum (Nasıl?), zaman (Ne zaman?), yer-yön (Nereye? - ek almaz!), miktar (Ne kadar?) ve soru zarfı olmak üzere beşe ayrılır.
Bu dersin öteki kaynakları
- 7. Sınıf Türkçe Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Türkçe Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 7. Sınıf Türkçe Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Türkçe 7.Sınıf Ders Kitabı (1.Kitap) Ders kitabı
- Türkçe 7.Sınıf Ders Kitabı (2.Kitap) Ders kitabı
- 7. Sınıf Türkçe Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 7. Sınıf Türkçe 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Martı Jonathan Livingston: Metnin Bölümleri, Noktalı Virgül ve E-posta Çalışma kâğıdı