Yeni yılın ilk haftasında Değerlerim (قِيَمِي) ünitesinin yardımlaşma (التَّعَاوُنُ) konusunu tamamlıyoruz. Bu hafta yardımlaşmanın evde, okulda ve mahallede nasıl yaşandığını, gönüllülük (التَّطَوُّعُ) kavramını ve imece gibi güzel geleneklerimizi tanıyacağız. أُحِبُّ الْمُسَاعَدَةَ ve أُحِبُّ صَدِيقِي kalıplarıyla kendi cümlelerimizi kuracak, karlı bir günde geçen okuma metninde لَكِنْ, لِأَنَّ ve لِذَلِكَ bağlaçlarının görevini keşfedeceğiz. عِنْدَمَا, قَبْلَ أَنْ ve بَعْدَ أَنْ ile olayların gerçek sırasını bulacak, sınıfta izin isteme ve özür dileme diyalogları kuracak, son olarak da teşekkür, geçmiş olsun ve başarı dileği mesajları yazacağız.
1. Evde, Okulda ve Mahallede Yardımlaşma: Gönüllülük ve İmece
Yardımlaşma büyük kampanyalarla sınırlı değildir; günün her anında küçük iyiliklerle yaşanır. Evde annemize sofrayı kurmada yardım etmek, okulda dersi anlamayan bir arkadaşımıza konuyu anlatmak, mahallede yaşlı bir komşunun alışverişini yapmak yardımlaşmanın günlük örnekleridir. Hiçbir karşılık beklemeden yapılan bu işlere Arapçada et-tetavvu' (التَّطَوُّعُ) yani gönüllülük denir. Gönüllü kişiye erkek için مُتَطَوِّعٌ, kız için مُتَطَوِّعَةٌ deriz: أَنَا مُتَطَوِّعٌ فِي جَمْعِيَّةٍ خَيْرِيَّةٍ. (Bir hayır derneğinde gönüllüyüm.)
Kültürümüzde yardımlaşmanın çok eski ve güzel örnekleri vardır. Köylerde bir ailenin büyük bir işini bütün köylülerin birlikte yapmasına imece denir; bugün de okul bahçesini birlikte temizlemek ya da mahalle parkına birlikte fidan dikmek imece ruhunu yaşatır. İnsanların topluma yararlı işler için mal ayırmasıyla kurulan vakıflar (الْأَوْقَافُ, tekili الْوَقْفُ) ise yüzyıllar boyunca çeşme, aşevi, okul ve hastane yaptırmıştır. Arapçada da bu ruhu anlatan bir atasözü vardır: يَدٌ وَاحِدَةٌ لَا تُصَفِّقُ (Tek el alkış tutmaz / Tek elden ses çıkmaz).
Peygamberimiz müminler arasındaki dayanışmayı bir binaya benzetmiştir: الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا (Mümin mümin için, parçaları birbirini sıkıca tutan bir bina gibidir) (Buhârî, Mezâlim, 5; Müslim, Birr, 65). Bir binanın tuğlaları birbirine destek oldukça bina sağlam kalır; toplumda da insanlar birbirine destek oldukça huzur ve güven artar. Bu düşünceyi kendi cümlemizle şöyle anlatabiliriz: نَتَعَاوَنُ فِي حَيِّنَا لِأَنَّ الْمُجْتَمَعَ مِثْلُ الْبِنَاءِ. (Mahallemizde yardımlaşırız, çünkü toplum bir bina gibidir.)
| Yer | Arapça Cümle | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| Evde (فِي الْبَيْتِ) | أُسَاعِدُ أُمِّي فِي تَرْتِيبِ الْمَائِدَةِ. | Anneme sofrayı kurmada yardım ederim. |
| Evde (فِي الْبَيْتِ) | أَغْسِلُ الصُّحُونَ مَعَ أُخْتِي. | Kız kardeşimle bulaşıkları yıkarım. |
| Okulda (فِي الْمَدْرَسَةِ) | أَشْرَحُ الدَّرْسَ لِزَمِيلِي. | Sınıf arkadaşıma dersi anlatırım. |
| Okulda (فِي الْمَدْرَسَةِ) | نُنَظِّفُ الْفَصْلَ مَعًا. | Sınıfı birlikte temizleriz. |
| Mahallede (فِي الْحَيِّ) | نَزْرَعُ الْأَشْجَارَ فِي حَدِيقَةِ الْحَيِّ. | Mahalle parkına ağaç dikeriz. |
| Mahallede (فِي الْحَيِّ) | نَزُورُ الْمَرْضَى فِي الْمُسْتَشْفَى. | Hastanede hastaları ziyaret ederiz. |
| Toplumda (فِي الْمُجْتَمَعِ) | نَتَبَرَّعُ بِالْمَلَابِسِ لِلْمُحْتَاجِينَ. | İhtiyaç sahiplerine kıyafet bağışlarız. |
2. Sevgi ve Yardım Kalıplarıyla Yeni Cümleler Kurmak
Sevdiğimiz şeyleri anlatırken uhibbu (أُحِبُّ, severim) fiilini kullanırız. Bu fiilden sonra iki farklı yapı gelebilir. Birincisi doğrudan bir isim ya da mastardır: أُحِبُّ الْمُسَاعَدَةَ (Yardım etmeyi severim), أُحِبُّ صَدِيقِي (Arkadaşımı severim), أُحِبُّ التَّطَوُّعَ (Gönüllülüğü severim). İkincisi en (أَنْ) edatı ve ardından gelen şimdiki-geniş zaman fiilidir: أُحِبُّ أَنْ أُسَاعِدَ جَارِي (Komşuma yardım etmeyi severim). أَنْ'den sonra gelen fiilin sonu üstünlü okunur: أُسَاعِدُ değil أُسَاعِدَ.
Bu kalıpları önceki haftalarda öğrendiğimiz bağlaçlarla birleştirince düşüncemizi gerekçesiyle anlatırız. Sebebi söylemek için لِأَنَّ ekleriz: أُحِبُّ صَدِيقِي لِأَنَّهُ يُسَاعِدُنِي دَائِمًا. (Arkadaşımı severim, çünkü o bana her zaman yardım eder.) Sevginin sonucunu söylemek için لِذَلِكَ ekleriz: أُحِبُّ صَدِيقِي لِذَلِكَ أَلْعَبُ مَعَهُ دَائِمًا. (Arkadaşımı severim, bu yüzden onunla hep oynarım.) Böylece tek bir kalıptan çok sayıda yeni cümle türetebiliriz.
Sevmediğimiz davranışları anlatmak için fiilin başına لَا getiririz: لَا أُحِبُّ الْأَنَانِيَّةَ (Bencilliği sevmem), لَا أُحِبُّ الْكَسَلَ (Tembelliği sevmem). Başkasının sevdiği şeyi anlatırken fiili özneye göre çekeriz: أَخِي يُحِبُّ أَنْ يُسَاعِدَ أَبِي فِي الْحَدِيقَةِ. (Erkek kardeşim babama bahçede yardım etmeyi sever.) Bir arkadaşımıza soru sormak için de هَلْ kullanırız: هَلْ تُحِبُّ الْعَمَلَ التَّطَوُّعِيَّ؟ — نَعَمْ، أُحِبُّهُ كَثِيرًا. (Gönüllü çalışmayı sever misin? — Evet, onu çok severim.)
| Zamir | Sevmek | Kalıp: ... أَنْ + fiil | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|---|
| أَنَا | أُحِبُّ | أُحِبُّ أَنْ أُسَاعِدَ جَدَّتِي. | Nineme yardım etmeyi severim. |
| أَنْتَ | تُحِبُّ | أَنْتَ تُحِبُّ أَنْ تُسَاعِدَ زُمَلَاءَكَ. | Sen arkadaşlarına yardım etmeyi seversin. |
| أَنْتِ | تُحِبِّينَ | أَنْتِ تُحِبِّينَ أَنْ تَزُورِي الْمَرْضَى. | Sen (kız) hastaları ziyaret etmeyi seversin. |
| هُوَ | يُحِبُّ | هُوَ يُحِبُّ أَنْ يَزْرَعَ الْأَشْجَارَ. | O ağaç dikmeyi sever. |
| هِيَ | تُحِبُّ | هِيَ تُحِبُّ أَنْ تَشْرَحَ الدُّرُوسَ. | O (kız) dersleri anlatmayı sever. |
| نَحْنُ | نُحِبُّ | نَحْنُ نُحِبُّ أَنْ نَتَعَاوَنَ. | Biz yardımlaşmayı severiz. |
3. Okuma Metni: Karlı Bir Günde Mahallede Yardımlaşma
Bu haftanın okuma metni bir kış gününde geçiyor. Metni okurken bağlaçların altını çizin: يَوْمُ الثَّلْجِ فِي حَيِّنَا. فِي يَوْمٍ مِنْ أَيَّامِ الشِّتَاءِ نَزَلَ الثَّلْجُ كَثِيرًا عَلَى حَيِّنَا. أَرَادَ عُمَرُ أَنْ يَلْعَبَ بِالثَّلْجِ، لَكِنَّهُ رَأَى جَارَهُ الْعَمَّ حَسَنًا أَمَامَ بَيْتِهِ. الْعَمُّ حَسَنٌ لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يُنَظِّفَ الطَّرِيقَ لِأَنَّ رِجْلَهُ مَرِيضَةٌ، لِذَلِكَ دَعَا عُمَرُ أَصْدِقَاءَهُ لِلْمُسَاعَدَةِ. عِنْدَمَا جَاءَ الْأَصْدِقَاءُ نَظَّفُوا الطَّرِيقَ مَعًا. بَعْدَ أَنْ أَكْمَلُوا الْعَمَلَ شَرِبُوا الشَّايَ فِي بَيْتِ الْعَمِّ حَسَنٍ. قَالَ الْعَمُّ حَسَنٌ: جَزَاكُمُ اللّٰهُ خَيْرًا يَا أَبْنَائِي. وَقَبْلَ أَنْ يَرْجِعُوا إِلَى بُيُوتِهِمْ لَعِبُوا بِالثَّلْجِ قَلِيلًا.
Metnin Türkçesi: 'Mahallemizde kar günü. Kış günlerinden birinde mahallemize çok kar yağdı. Ömer karla oynamak istedi, fakat komşusu Hasan amcayı evinin önünde gördü. Hasan amca yolu temizleyemiyor, çünkü ayağı hasta; bu yüzden Ömer arkadaşlarını yardıma çağırdı. Arkadaşlar geldiğinde yolu birlikte temizlediler. İşi bitirdikten sonra Hasan amcanın evinde çay içtiler. Hasan amca: Allah sizden razı olsun evlatlarım, dedi. Evlerine dönmeden önce de biraz karla oynadılar.'
Metindeki üç bağlaç olaylar arasındaki ilişkiyi kurar. لَكِنَّهُ رَأَى جَارَهُ cümlesinde لَكِنَّ bir zıtlık bildirir: Ömer oynamak istiyordu ama karşısına başka bir durum çıktı. لِأَنَّ رِجْلَهُ مَرِيضَةٌ cümlesinde لِأَنَّ Hasan amcanın yolu neden temizleyemediğini, yani sebebi açıklar. لِذَلِكَ دَعَا عُمَرُ أَصْدِقَاءَهُ cümlesinde ise لِذَلِكَ bu durumun sonucunu verir. Metnin değer mesajı açıktır: Ömer kendi isteğini erteleyip ihtiyacı olan komşusuna merhametle yardım etmiş, arkadaşlarıyla dayanışma göstermiştir.
| Bağlaç | Okunuşu ve Anlamı | Görevi | Metindeki Cümle |
|---|---|---|---|
| لَكِنْ / لَكِنَّ | Lâkin / Lâkinne: fakat | Zıtlık | أَرَادَ عُمَرُ أَنْ يَلْعَبَ، لَكِنَّهُ رَأَى جَارَهُ. (Ömer oynamak istedi fakat komşusunu gördü.) |
| لِأَنَّ | Li-enne: çünkü | Sebep | لَا يَسْتَطِيعُ ... لِأَنَّ رِجْلَهُ مَرِيضَةٌ. (Yapamıyor, çünkü ayağı hasta.) |
| لِذَلِكَ | Li-zâlike: bu yüzden | Sonuç | لِذَلِكَ دَعَا عُمَرُ أَصْدِقَاءَهُ. (Bu yüzden Ömer arkadaşlarını çağırdı.) |
| عِنْدَمَا | İndemâ: -dığında | Zaman | عِنْدَمَا جَاءَ الْأَصْدِقَاءُ نَظَّفُوا الطَّرِيقَ. (Arkadaşlar geldiğinde yolu temizlediler.) |
| وَ | Ve: ve | Ekleme | نَزَلَ الثَّلْجُ وَأَرَادَ عُمَرُ أَنْ يَلْعَبَ. (Kar yağdı ve Ömer oynamak istedi.) |
4. Zaman Bağlantılarıyla Olayların Gerçek Sırasını Bulmak
Geçen hafta olayları أَوَّلًا, ثُمَّ ve وَأَخِيرًا ile sıralamıştık. Bu hafta metinlerde sık geçen üç zaman bağlantısını öğreniyoruz: indemâ (عِنْدَمَا, -dığında / -ınca), kable en (قَبْلَ أَنْ, -meden önce) ve ba'de en (بَعْدَ أَنْ, -dıktan sonra). عِنْدَمَا iki olayın hemen hemen aynı anda ya da arka arkaya olduğunu gösterir: عِنْدَمَا رَأَيْتُ جَدِّي يَحْمِلُ الْحَقِيبَةَ أَسْرَعْتُ إِلَيْهِ. (Dedemin çantayı taşıdığını görünce ona koştum.)
Bu bağlantılar olayların yazılış sırasını değiştirebilir; bu yüzden dikkatli okumak gerekir. Okuma metnimizin son cümlesi وَقَبْلَ أَنْ يَرْجِعُوا إِلَى بُيُوتِهِمْ لَعِبُوا بِالثَّلْجِ قَلِيلًا şeklindeydi. Cümlede önce 'evlerine dönmek' yazılmıştır, ama قَبْلَ أَنْ kalıbı bize önce karla oynadıklarını, sonra eve döndüklerini söyler. Benzer biçimde بَعْدَ أَنْ أَكْمَلُوا الْعَمَلَ شَرِبُوا الشَّايَ cümlesinde önce işi tamamlamışlar, sonra çay içmişlerdir. Kısacası قَبْلَ أَنْ'den sonra gelen olay daha sonra, بَعْدَ أَنْ'den sonra gelen olay ise daha önce gerçekleşir.
Bir metindeki olayları sıralarken şu yolu izleyebilirsiniz: Önce her olayı ayrı bir fiil olarak not edin (نَزَلَ, رَأَى, دَعَا, نَظَّفُوا, شَرِبُوا, لَعِبُوا, رَجَعُوا). Sonra zaman bağlantılarını işaretleyin ve 'Hangisi önce olmuş olmalı?' diye mantık kurun. Metnin başını ve sonunu belirten فِي الْبِدَايَةِ (başlangıçta) ve فِي النِّهَايَةِ (sonunda) ifadeleri de size yol gösterir. Kendi anlatımınızda da bu bağlantıları kullanırsanız metniniz daha akıcı olur: بَعْدَ أَنْ رَجَعْتُ مِنَ الْمَدْرَسَةِ سَاعَدْتُ أُمِّي. (Okuldan döndükten sonra anneme yardım ettim.)
| Oluş Sırası | Olay (Arapça) | Türkçe Anlamı | İpucu Olan Bağlantı |
|---|---|---|---|
| 1 | نَزَلَ الثَّلْجُ كَثِيرًا. | Çok kar yağdı. | فِي يَوْمٍ مِنْ أَيَّامِ الشِّتَاءِ |
| 2 | رَأَى عُمَرُ جَارَهُ الْعَمَّ حَسَنًا. | Ömer komşusu Hasan amcayı gördü. | لَكِنَّهُ |
| 3 | دَعَا عُمَرُ أَصْدِقَاءَهُ. | Ömer arkadaşlarını çağırdı. | لِذَلِكَ |
| 4 | نَظَّفُوا الطَّرِيقَ مَعًا. | Yolu birlikte temizlediler. | عِنْدَمَا جَاءَ الْأَصْدِقَاءُ |
| 5 | شَرِبُوا الشَّايَ. | Çay içtiler. | بَعْدَ أَنْ أَكْمَلُوا الْعَمَلَ |
| 6 | لَعِبُوا بِالثَّلْجِ قَلِيلًا. | Biraz karla oynadılar. | قَبْلَ أَنْ يَرْجِعُوا |
| 7 | رَجَعُوا إِلَى بُيُوتِهِمْ. | Evlerine döndüler. | قَبْلَ أَنْ kalıbının içindeki olay |
5. Sınıfta Yardımlaşma Diyaloğu: İzin İsteme, Özür Dileme ve Vedalaşma
Okulda geçen kısa bir diyaloğu dinleyelim. Meryem derse geç kalmıştır: مَرْيَمُ: صَبَاحَ الْخَيْرِ يَا أُسْتَاذَةُ، آسِفَةٌ عَلَى التَّأَخُّرِ. هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ أَدْخُلَ؟ — الْأُسْتَاذَةُ: صَبَاحَ النُّورِ يَا مَرْيَمُ، تَفَضَّلِي. لِمَاذَا تَأَخَّرْتِ؟ — مَرْيَمُ: لِأَنِّي رَأَيْتُ طِفْلًا صَغِيرًا يَبْكِي فِي الطَّرِيقِ، فَأَخَذْتُهُ إِلَى أُمِّهِ. — الْأُسْتَاذَةُ: أَحْسَنْتِ يَا مَرْيَمُ، هَذَا عَمَلٌ جَمِيلٌ. (Meryem: Günaydın öğretmenim, geç kaldığım için özür dilerim. Girebilir miyim? — Öğretmen: Günaydın Meryem, buyur. Neden geç kaldın? — Meryem: Çünkü yolda ağlayan küçük bir çocuk gördüm ve onu hemen annesine götürdüm. — Öğretmen: Aferin Meryem, bu güzel bir davranış.)
Diyalog teneffüste devam eder. Meryem kaçırdığı dersi yazmak için arkadaşından yardım ister: مَرْيَمُ: لَوْ سَمَحْتِ يَا سَلْمَى، هَلْ تُعْطِينَنِي دَفْتَرَكِ؟ أُرِيدُ أَنْ أَكْتُبَ الدَّرْسَ. — سَلْمَى: طَبْعًا، تَفَضَّلِي. وَإِذَا لَمْ تَفْهَمِي شَيْئًا أَشْرَحُهُ لَكِ. — مَرْيَمُ: شُكْرًا جَزِيلًا يَا صَدِيقَتِي. — سَلْمَى: عَفْوًا. — مَرْيَمُ: إِلَى اللِّقَاءِ. — سَلْمَى: مَعَ السَّلَامَةِ. (Meryem: Müsaade edersen Selma, defterini bana verir misin? Dersi yazmak istiyorum. — Selma: Tabii, buyur. Bir şeyi anlamazsan sana anlatırım. — Meryem: Çok teşekkürler arkadaşım. — Selma: Rica ederim. — Meryem: Görüşmek üzere. — Selma: Güle güle.)
Bu diyalogda bir konuşmanın bütün nezaket adımları yer alır: selamlaşma (صَبَاحَ الْخَيْرِ), özür dileme (آسِفَةٌ عَلَى التَّأَخُّرِ), izin isteme (هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ أَدْخُلَ؟), sebep bildirme (لِأَنِّي ...), rica etme (لَوْ سَمَحْتِ), teşekkür (شُكْرًا جَزِيلًا) ve vedalaşma (إِلَى اللِّقَاءِ, مَعَ السَّلَامَةِ). Dinlerken soru edatlarıyla anlamı kontrol ederiz: Kim geç kaldı? (مَنْ), Neden? (لِمَاذَا), Meryem ne istedi? (مَاذَا), Öğretmen davranışı nasıl buldu? (كَيْفَ). Meryem'in geç kalması bir kusur gibi görünse de sebebi bir yardımdır; öğretmen de bu yüzden onu takdir etmiştir.
| Soru Edatı | Diyaloğa Göre Soru | Cevap ve Çevirisi |
|---|---|---|
| مَنْ | مَنْ تَأَخَّرَ عَنِ الدَّرْسِ؟ | مَرْيَمُ. (Meryem.) |
| مَتَى | مَتَى طَلَبَتْ مَرْيَمُ الدَّفْتَرَ؟ | فِي الِاسْتِرَاحَةِ. (Teneffüste.) |
| لِمَاذَا | لِمَاذَا تَأَخَّرَتْ مَرْيَمُ؟ | لِأَنَّهَا سَاعَدَتْ طِفْلًا صَغِيرًا. (Çünkü küçük bir çocuğa yardım etti.) |
| مَاذَا | مَاذَا طَلَبَتْ مَرْيَمُ مِنْ سَلْمَى؟ | طَلَبَتْ دَفْتَرَهَا. (Onun defterini istedi.) |
| هَلْ | هَلْ أَعْطَتْ سَلْمَى الدَّفْتَرَ؟ | نَعَمْ، أَعْطَتْهُ. (Evet, verdi.) |
| مِنْ أَيْنَ | مِنْ أَيْنَ أَخَذَتْ مَرْيَمُ الطِّفْلَ؟ | مِنَ الطَّرِيقِ. (Yoldan.) |
6. Teşekkür, Geçmiş Olsun ve Başarı Dileği Mesajları
Bize yardım eden birine teşekkür etmek de yardımlaşmanın bir parçasıdır; güzel bir söz, iyiliği yapan kişiyi sevindirir ve iyiliğin çoğalmasını sağlar. Kısa bir teşekkür mesajında üç bölüm bulunur: saygılı bir hitap, yardımın ne olduğu ve sonucu, son olarak bir dua ya da iyi dilek. Örnek: يَا أُسْتَاذِي الْعَزِيزَ، شُكْرًا عَلَى مُسَاعَدَتِكَ فِي دَرْسِ الرِّيَاضِيَّاتِ. فَهِمْتُ الدَّرْسَ جَيِّدًا، لِذَلِكَ نَجَحْتُ فِي الِامْتِحَانِ. جَزَاكَ اللّٰهُ خَيْرًا. تِلْمِيذُكَ يُوسُفُ. (Değerli öğretmenim, matematik dersindeki yardımınız için teşekkürler. Dersi iyi anladım, bu yüzden sınavda başarılı oldum. Allah sizden razı olsun. Öğrenciniz Yusuf.)
Hasta olan bir arkadaşımıza ise geçmiş olsun mesajı göndeririz. Arapçada 'geçmiş olsun' karşılığında سَلَامَتُكَ (erkeğe), سَلَامَتُكِ (kıza) denir; buna شَفَاكَ اللّٰهُ (Allah şifa versin) duası eklenir. Örnek: سَلَامَتُكَ يَا عَلِيُّ، شَفَاكَ اللّٰهُ. نَحْنُ نَشْتَاقُ إِلَيْكَ فِي الْفَصْلِ. سَأُحْضِرُ لَكَ الْوَاجِبَاتِ غَدًا لِأَنَّكَ صَدِيقِي. (Geçmiş olsun Ali, Allah şifa versin. Seni sınıfta özlüyoruz. Yarın sana ödevleri getireceğim, çünkü sen benim arkadaşımsın.) Bu mesajda hem merhamet hem de yardım teklifi bir arada bulunur.
Sınava hazırlanan ya da bir yarışmaya katılan arkadaşımıza başarı dileriz: أَتَمَنَّى لَكِ النَّجَاحَ فِي الِامْتِحَانِ يَا زَيْنَبُ. (Zeynep, sana sınavda başarılar dilerim.) veya kısaca بِالتَّوْفِيقِ! (Başarılar!) deriz. Mesajın sonuna مَعَ تَحِيَّاتِي (selamlarımla) yazmak yazılı iletişimde nezaket göstergesidir. Bu mesajları okurken de dinlerken de 'Kim kime yazmış? Neden yazmış? Ne dilemiş?' sorularını sorarak mesajın amacını kolayca anlarız.
| Mesaj Türü | Arapça Kalıp | Türkçe Karşılığı | Uygun Cevap |
|---|---|---|---|
| Teşekkür | شُكْرًا عَلَى مُسَاعَدَتِكَ. | Yardımın için teşekkürler. | عَفْوًا، هَذَا وَاجِبِي. (Rica ederim, görevim.) |
| Dua ile teşekkür | جَزَاكَ اللّٰهُ خَيْرًا. | Allah senden razı olsun. | وَإِيَّاكَ. (Senden de.) |
| Geçmiş olsun | سَلَامَتُكَ / سَلَامَتُكِ. | Geçmiş olsun. | اللّٰهُ يُسَلِّمُكَ. (Allah seni de korusun.) |
| Şifa dileği | شَفَاكَ اللّٰهُ. | Allah şifa versin. | آمِينَ، شُكْرًا. (Amin, teşekkürler.) |
| Başarı dileği | أَتَمَنَّى لَكَ النَّجَاحَ. | Sana başarılar dilerim. | شُكْرًا، وَلَكَ أَيْضًا. (Teşekkürler, sana da.) |
| Mesaj kapanışı | مَعَ تَحِيَّاتِي. | Selamlarımla. | — |
Örnekler
Örnek 1أُحِبُّ kalıbını kullanarak aşağıdaki bilgileri tek cümlede birleştiriniz: (1) Nineme yardım etmeyi severim. (2) Çünkü o yaşlıdır. Sonra aynı cümleyi أَنْ + fiil yapısıyla yeniden yazınız.
Cevabı göster
1) Mastar yapısıyla: أُحِبُّ مُسَاعَدَةَ جَدَّتِي (Nineme yardım etmeyi severim). 2) Sebep eklenir; 'çünkü o (kadın)' anlamında لِأَنَّهَا kullanılır: أُحِبُّ مُسَاعَدَةَ جَدَّتِي لِأَنَّهَا كَبِيرَةٌ فِي السِّنِّ. 3) أَنْ + fiil yapısıyla: أُحِبُّ أَنْ أُسَاعِدَ جَدَّتِي لِأَنَّهَا كَبِيرَةٌ فِي السِّنِّ. Burada أَنْ'den sonra gelen fiilin sonu üstünlüdür: أُسَاعِدَ. Türkçesi: Nineme yardım etmeyi severim, çünkü o yaşlıdır.
Örnek 2Boşluklara لِأَنَّ, لِذَلِكَ veya لَكِنْ bağlaçlarından uygun olanı yerleştiriniz: (1) زَمِيلِي لَا يَفْهَمُ الدَّرْسَ ...... أَشْرَحُهُ لَهُ. (2) نَزُورُ الْمَرِيضَ ...... الزِّيَارَةَ تُفَرِّحُهُ. (3) الطَّرِيقُ بَعِيدٌ ...... نَذْهَبُ لِمُسَاعَدَةِ الْقَرْيَةِ.
Cevabı göster
1) Arkadaşın anlamaması bir durumdur, onu anlatmak ise sonucudur: زَمِيلِي لَا يَفْهَمُ الدَّرْسَ لِذَلِكَ أَشْرَحُهُ لَهُ. (Arkadaşım dersi anlamıyor, bu yüzden ona anlatıyorum.) 2) Ziyaretin sebebi verilir ve boşluktan sonra isim gelir: نَزُورُ الْمَرِيضَ لِأَنَّ الزِّيَارَةَ تُفَرِّحُهُ. (Hastayı ziyaret ederiz, çünkü ziyaret onu sevindirir.) 3) Yolun uzak olması ile yine de gitmek arasında zıtlık vardır: الطَّرِيقُ بَعِيدٌ لَكِنْ نَذْهَبُ لِمُسَاعَدَةِ الْقَرْيَةِ. (Yol uzak fakat köye yardım etmek için gidiyoruz.)
Örnek 3قَبْلَ أَنْ أَذْهَبَ إِلَى الْمَدْرَسَةِ، سَاعَدْتُ أُمِّي فِي تَرْتِيبِ الْمَائِدَةِ. وَبَعْدَ أَنْ رَجَعْتُ، زُرْتُ جَارَنَا الْمَرِيضَ. metnindeki dört olayı oluş sırasına göre yazınız.
Cevabı göster
1) قَبْلَ أَنْ أَذْهَبَ 'gitmeden önce' demektir; bu yüzden ilk olay sofrayı kurmaktır: Anneme sofrayı kurmada yardım ettim. 2) İkinci olay okula gitmektir: ذَهَبْتُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ. 3) بَعْدَ أَنْ رَجَعْتُ 'döndükten sonra' demektir; üçüncü olay okuldan dönmektir: رَجَعْتُ. 4) Son olay hasta komşuyu ziyaret etmektir: زُرْتُ جَارَنَا الْمَرِيضَ. Sıra: sofra → okula gitme → dönüş → ziyaret. Dikkat: Metinde 'okula gitmek' sofradan önce yazıldığı hâlde sofradan sonra gerçekleşmiştir.
Örnek 4Okuma metnine göre şu soruları Arapça cevaplayınız: (1) مَنْ رَأَى عُمَرُ أَمَامَ الْبَيْتِ؟ (2) لِمَاذَا لَا يَسْتَطِيعُ الْعَمُّ حَسَنٌ أَنْ يُنَظِّفَ الطَّرِيقَ؟ (3) مَاذَا فَعَلَ الْأَصْدِقَاءُ بَعْدَ أَنْ أَكْمَلُوا الْعَمَلَ؟
Cevabı göster
1) 'Ömer evin önünde kimi gördü?' Cevap: رَأَى جَارَهُ الْعَمَّ حَسَنًا. (Komşusu Hasan amcayı gördü.) 2) 'Hasan amca yolu neden temizleyemiyor?' Sebep sorusu olduğu için cevap لِأَنَّ ile başlar: لِأَنَّ رِجْلَهُ مَرِيضَةٌ. (Çünkü ayağı hasta.) 3) 'Arkadaşlar işi bitirdikten sonra ne yaptılar?' Cevap: شَرِبُوا الشَّايَ فِي بَيْتِ الْعَمِّ حَسَنٍ. (Hasan amcanın evinde çay içtiler.)
Örnek 5Kardeşiniz size ödevinde yardım etti ve siz de matematik sınavından iyi not aldınız. Ona hitap, teşekkür, sonuç ve dua içeren kısa bir Arapça mesaj yazınız.
Cevabı göster
1) Hitap: يَا أَخِي الْعَزِيزَ (Sevgili kardeşim). 2) Teşekkür: شُكْرًا عَلَى مُسَاعَدَتِكَ فِي الْوَاجِبِ. (Ödevdeki yardımın için teşekkürler.) 3) Sonuç: فَهِمْتُ الدَّرْسَ، لِذَلِكَ أَخَذْتُ دَرَجَةً جَيِّدَةً فِي امْتِحَانِ الرِّيَاضِيَّاتِ. (Dersi anladım, bu yüzden matematik sınavında iyi not aldım.) 4) Dua ve kapanış: جَزَاكَ اللّٰهُ خَيْرًا. مَعَ تَحِيَّاتِي. (Allah senden razı olsun. Selamlarımla.)
Örnek 6Derse geç kalan Kerem, öğretmeninden özür dileyip içeri girmek için izin istiyor. Öğretmen sebebini soruyor; Kerem yaşlı bir adamın yolda düşen poşetlerini topladığını söylüyor. Bu diyaloğu Arapça kurunuz.
Cevabı göster
Kerem: صَبَاحَ الْخَيْرِ يَا أُسْتَاذُ، آسِفٌ عَلَى التَّأَخُّرِ. هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ أَدْخُلَ؟ (Günaydın öğretmenim, geç kaldığım için özür dilerim. Girebilir miyim?) Öğretmen: صَبَاحَ النُّورِ يَا كَرِيمُ، تَفَضَّلْ. لِمَاذَا تَأَخَّرْتَ؟ (Günaydın Kerem, buyur. Neden geç kaldın?) Kerem: لِأَنِّي سَاعَدْتُ رَجُلًا كَبِيرًا فِي السِّنِّ؛ سَقَطَتْ أَكْيَاسُهُ فِي الطَّرِيقِ فَجَمَعْتُهَا. (Çünkü yaşlı bir adama yardım ettim; poşetleri yola düştü, ben de hemen topladım.) Öğretmen: أَحْسَنْتَ يَا كَرِيمُ! (Aferin Kerem!) Not: Kerem erkek olduğu için آسِفٌ, تَفَضَّلْ, تَأَخَّرْتَ ve أَحْسَنْتَ biçimleri kullanılmıştır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1أُحِبُّ صَدِيقِي ...... أَلْعَبُ مَعَهُ دَائِمًا. cümlesindeki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
Arkadaşı sevmek sebep, onunla hep oynamak sonuçtur; sonuç لِذَلِكَ ile bağlanır: 'Arkadaşımı severim, bu yüzden onunla hep oynarım.' لِأَنَّ'den sonra fiil değil isim ya da zamir gelmesi gerekirdi; لَكِنْ zıtlık bildirdiği için anlamı bozar.
2Okuma metnine göre Hasan amca yolu neden temizleyemiyor?
Metinde الْعَمُّ حَسَنٌ لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يُنَظِّفَ الطَّرِيقَ لِأَنَّ رِجْلَهُ مَرِيضَةٌ cümlesi geçer; sebep لِأَنَّ bağlacından sonra verilmiştir.
3قَبْلَ أَنْ يَرْجِعُوا إِلَى بُيُوتِهِمْ لَعِبُوا بِالثَّلْجِ قَلِيلًا. cümlesine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
قَبْلَ أَنْ 'dönmeden önce' anlamına gelir. Cümlenin asıl olayı olan karla oynamak önce, قَبْلَ أَنْ'den sonraki olay olan eve dönmek ise sonra gerçekleşmiştir.
4Sınıfa geç giren bir öğrencinin öğretmeninden kibarca izin istemek için söylemesi gereken cümle hangisidir?
B seçeneği 'Özür dilerim öğretmenim, girebilir miyim?' anlamındadır; özür (آسِفٌ) ve izin isteme (هَلْ يُمْكِنُنِي) kalıplarını içerir. A şifa dileği, C vedalaşma, D başarı dileğidir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- التَّطَوُّعُ kelimesi 'gönüllülük', مُتَطَوِّعٌ kelimesi ise 'gönüllü kişi' anlamına gelir.
Doğrudur; karşılık beklemeden yapılan yardım işlerine gönüllülük denir.
- أُحِبُّ أَنْ kalıbından sonra gelen fiilin sonu ötreli okunur: أُحِبُّ أَنْ أُسَاعِدُ.
Yanlıştır; أَنْ'den sonra fiilin sonu üstünlü okunur: أُحِبُّ أَنْ أُسَاعِدَ.
- بَعْدَ أَنْ أَكْمَلُوا الْعَمَلَ شَرِبُوا الشَّايَ cümlesinde önce çay içilmiş, sonra iş tamamlanmıştır.
Yanlıştır; بَعْدَ أَنْ 'tamamladıktan sonra' demektir. Önce iş bitmiş, sonra çay içilmiştir.
- Hasta bir kız arkadaşımıza سَلَامَتُكِ، شَفَاكِ اللّٰهُ diye mesaj yazarız.
Doğrudur; kıza hitapta zamir kesralı كِ olur ve ifade 'Geçmiş olsun, Allah şifa versin' anlamına gelir.
- يَدٌ وَاحِدَةٌ لَا تُصَفِّقُ atasözü, işlerin tek başına daha kolay yapıldığını anlatır.
Yanlıştır; atasözü 'Tek el alkış tutmaz' anlamındadır ve işlerin ancak birlikte, yardımlaşarak başarılacağını anlatır.
- التَّطَوُّعُ kelimesi 'gönüllülük', مُتَطَوِّعٌ kelimesi ise 'gönüllü kişi' anlamına gelir.
6Aşağıdaki Arapça ifadeleri Türkçe karşılıklarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- 'Çünkü' anlamına gelen ve sebep bildiren bağlaç bağlacıdır.
- 'Bu yüzden' anlamına gelen ve sonuç bildiren ifade ifadesidir.
- '-meden önce' anlamında olayları sıralayan kalıp أَنْ ile birlikte kullanılan kelimesidir.
- Karşılık beklemeden yardım eden kişiye erkek için denir.
- Sınavı olan arkadaşımıza أَتَمَنَّى لَكَ diyerek başarı dileriz.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Sınıf arkadaşınız bir hafta hasta olduğu için okula gelemedi ve siz ona yardım ettiniz. Bu yardımı anlatan beş cümlelik kısa bir Arapça paragraf yazınız. Paragrafta أُحِبُّ kalıbını, لِأَنَّ, لِذَلِكَ ve لَكِنْ bağlaçlarını, بَعْدَ أَنْ zaman bağlantısını kullanınız ve paragrafı bir geçmiş olsun dileğiyle bitiriniz. Ardından Türkçesini yazınız.
1. ipucu: 1. adım: Durumu ve duyguyu belirleyin: arkadaşın hasta olması (كَانَ صَدِيقِي مَرِيضًا) ve onu sevmeniz (أُحِبُّ صَدِيقِي).
2. ipucu: 2. adım: Bağlaçları yerleştirin: sevginin sebebi için لِأَنَّهُ, yaptığınız yardım için لِذَلِكَ, bir zorluk için لَكِنْ (örneğin: yol uzaktı fakat gittim).
3. ipucu: 3. adım: Olay sırasını بَعْدَ أَنْ ile kurun (örneğin: okuldan döndükten sonra onu ziyaret ettim) ve sonuna سَلَامَتُكَ، شَفَاكَ اللّٰهُ ekleyin.
Cevap: Örnek paragraf: 1) كَانَ صَدِيقِي أَحْمَدُ مَرِيضًا أُسْبُوعًا كَامِلًا. (Arkadaşım Ahmet tam bir hafta hastaydı.) 2) أُحِبُّ صَدِيقِي لِأَنَّهُ يُسَاعِدُنِي دَائِمًا، لِذَلِكَ أَرَدْتُ أَنْ أُسَاعِدَهُ. (Arkadaşımı severim, çünkü bana her zaman yardım eder; bu yüzden ona yardım etmek istedim.) 3) بَيْتُهُ بَعِيدٌ لَكِنْ ذَهَبْتُ إِلَيْهِ. (Evi uzak fakat ona gittim.) 4) بَعْدَ أَنْ رَجَعْتُ مِنَ الْمَدْرَسَةِ أَحْضَرْتُ لَهُ الْوَاجِبَاتِ وَشَرَحْتُ لَهُ الدُّرُوسَ. (Okuldan döndükten sonra ona ödevleri götürdüm ve dersleri anlattım.) 5) وَقُلْتُ لَهُ: سَلَامَتُكَ يَا أَحْمَدُ، شَفَاكَ اللّٰهُ. (Ve ona: Geçmiş olsun Ahmet, Allah şifa versin, dedim.) Değerlendirme: أُحِبُّ kalıbı, sebep (لِأَنَّهُ), sonuç (لِذَلِكَ) ve zıtlık (لَكِنْ) bağlaçları doğru kullanılmış; بَعْدَ أَنْ ile önce okuldan dönme, sonra ziyaret sırası kurulmuş; paragraf geçmiş olsun dileğiyle bitirilmiştir. أَرَدْتُ أَنْ أُسَاعِدَهُ ifadesinde أَنْ'den sonraki fiilin sonu üstünlü okunmuştur.
Kısaca
- Yardımlaşma alanları: Evde (فِي الْبَيْتِ), okulda (فِي الْمَدْرَسَةِ) ve mahallede (فِي الْحَيِّ) yapılan karşılıksız iyiliklere gönüllülük (التَّطَوُّعُ), bu işi yapan kişiye gönüllü (مُتَطَوِّعٌ) denir.
- Sevgi ve yardım kalıpları: أُحِبُّ fiilinden sonra ya mastar (أُحِبُّ الْمُسَاعَدَةَ) ya da أَنْ ile bir fiil (أُحِبُّ أَنْ أُسَاعِدَ) gelir; bu kalıplara لِأَنَّ ve لِذَلِكَ eklenerek gerekçeli cümleler kurulur.
- Üç temel bağlaç: لِأَنَّ (çünkü) sebebi, لِذَلِكَ (bu yüzden) sonucu, لَكِنْ / لَكِنَّ (fakat) ise zıtlığı bildirir.
- Zaman bağlantıları: عِنْدَمَا (-dığında), قَبْلَ أَنْ (-meden önce) ve بَعْدَ أَنْ (-dıktan sonra) olayların oluş sırasını gösterir; yazılış sırası ile oluş sırası her zaman aynı değildir.
- Sınıf içi nezaket: İzin istemek için هَلْ يُمْكِنُنِي أَنْ ...؟, özür dilemek için آسِفٌ / آسِفَةٌ, rica için لَوْ سَمَحْتَ ve مِنْ فَضْلِكَ, vedalaşmak için مَعَ السَّلَامَةِ kullanılır.
- Teşekkür ve dilek mesajları: شُكْرًا عَلَى مُسَاعَدَتِكَ, جَزَاكَ اللّٰهُ خَيْرًا, سَلَامَتُكَ ve أَتَمَنَّى لَكَ النَّجَاحَ kalıpları kısa mesajlarda yardımın karşılığını güzel sözle vermeyi sağlar.