Geçen hafta Yunus Emre'nin 'Dolap Niçin İnilersin' şiirini dinlemeye nasıl hazırlanacağımızı ve dinlemeyi nasıl yöneteceğimizi öğrendik. Bu hafta bir adım ileri gidiyoruz: Dinlediğimiz şiirde anlam oluşturuyor; ön bilgilerimizle bağlantı kuruyor, bilinmeyen sözcükleri bağlamdan tahmin ediyor, açık bilgilerden çıkarımlara, oradan da tema ve ana duyguya ulaşıyoruz. Haftanın ikinci yarısında ise dinlediğimiz şiiri bir model olarak kullanıp 'Anlam Arayışı' temasına uygun kendi şiirimizi yazma sürecini planlıyor, yazmanın önündeki engelleri aşmanın yollarını keşfediyoruz.
Ön Bilgilerle Bağlantı Kurma ve Söz Varlığını Bağlamdan Tahmin Etme
Bir şiiri dikkatle dinlemek işin yarısıdır; asıl iş, duyduklarımızı anlamlandırmaktır. Anlam oluşturmanın ilk basamağı, dinlenen metindeki bilgileri zihnimizde zaten var olan bilgilerle, yani ön bilgilerimizle ilişkilendirmektir. 'Dolap Niçin İnilersin' şiirini dinlerken elimizde önemli ön bilgiler vardır: Yunus Emre'nin 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başında yaşamış mutasavvıf bir şair olduğunu, su dolabının dönerken sürekli gıcırdadığını, halk şiirinde dörtlük ve hece ölçüsünün kullanıldığını biliyoruz. Ayrıca Mevlânâ'nın Mesnevî'nin başında kamışlıktan koparıldığı için inleyen ney benzetmesini duymuş olabiliriz.
Bu ön bilgiler dinlediğimiz dizelerle buluştuğunda yeni bir anlam doğar: Şiirdeki dolap da tıpkı ney gibi bir ağaçtan yapılmıştır; dağda bulunmuş, 'kolu kanadı yolunmuş', yani asıl yerinden koparılmıştır. Ney kamışlığından ayrıldığı için nasıl inliyorsa dolap da asıl yurdundan ayrıldığı için inler. Böylece ön bilgimiz, dolabın aslından ayrı düşmüş ve ona dönmeyi özleyen insan ruhunu simgeleyebileceğini fark etmemizi sağlar.
Dinlerken anlamını bilmediğimiz sözcüklerle karşılaşmak doğaldır. Bu durumda dinlemeyi bırakmak yerine sözcüğün anlamını bağlamdan tahmin ederiz. Bağlam ipuçları şunlardır: aynı yerde kullanılan benzer anlamlı sözcükler ('Mevlâ' ile 'Çalap' benzer dizelerde geçer), karşıtlıklar ('ne tatlıyım ne acıyım'), ses yansımaları ve ikilemeler ('yalap yalap'), sözcüğün kökü ve eki ('inile-' fiilinin 'inle-' ile ilişkisi) ve videodaki görüntüler. Bağlamdan yapılan tahmin, dinleme bittikten sonra sözlükle doğrulanır.
| Sözcük / Söz Grubu | Bağlamdaki İpucu | Tahmin Edilen Anlam |
|---|---|---|
| Çalap | 'Böyle emreylemiş Çalap': emreden, kaderi belirleyen bir güç | Allah (Eski Türkçe) |
| Mevlâ | 'Mevlâ'ya âşık oldum', 'Mevlâ'ya duacıyım': aşkın ve duanın yöneldiği varlık | Allah, Rab |
| yalap yalap | Suyun akışını anlatan ikileme; videoda güneşte parlayan su | Parıl parıl, ışıldayarak |
| kolum kanadım yoldular | Dağda bulunan ağacın dolaba dönüştürülmesi | Dallarımı budadılar, beni güçsüz bıraktılar |
| fani | 'Bu fanide kimse kalmaz': kimsenin kalamadığı yer | Geçici dünya |
| murat | 'Kişi muradına ermez': insanın ulaşmak istediği şey | İstek, dilek, amaç |
Açık Bilgiler, Neden-Sonuç İlişkileri ve Çıkarımlar
Bir metinden anlam çıkarırken iki tür bilgiyi birbirinden ayırmak gerekir. Açıkça sunulan bilgi, metinde doğrudan söylenen ve herkesin aynı biçimde duyabileceği bilgidir. Çıkarım ise metinde doğrudan söylenmeyen, dinleyicinin ipuçlarını birleştirerek vardığı sonuçtur. 'Dolap Niçin İnilersin' şiirinde dolabın adının 'dertli dolap' olduğu, suyunun 'yalap yalap' aktığı, bir dağda bulunduğu, kolunun kanadının yolunduğu, dolaba layık görüldüğü, Mevlâ'ya âşık ve duacı olduğu açık bilgilerdir. Bunları belirlemek için yorum yapmaya gerek yoktur; dizeler bunu söyler.
Şiirde en belirgin ilişki neden-sonuç ilişkisidir. Her dörtlüğün sonunda yinelenen 'Derdim vardır inilerim' dizesinde neden (dert) ile sonuç (inleme) yan yana verilmiştir. İlk dörtlükteki 'Ben Mevlâ'ya âşık oldum / Anın için inilerim' dizelerinde ise 'anın için' (onun için) söz grubu nedeni açıkça işaret eder: İnlemenin sebebi ilahi aşktır. Dikkatli bir dinleyici, metinde bulunmayanı da fark eder: Bu şiirde '-sa/-se' ekiyle kurulmuş bir koşul ya da 'diyelim ki' türünden bir varsayım yoktur; 'Bu fanide kimse kalmaz' gibi dizeler koşula bağlı değil, kesin bir genel yargı bildirir.
Açık bilgiler çıkarımın hammaddesidir. Dolap inler ama isyan etmez; 'Böyle emreylemiş Çalap' diyerek başına geleni kabullenir. Bu davranıştan, dolabın acı çekse de teslimiyet ve rıza içinde olduğu sonucuna varırız. Dua etmesi umudunu yitirmediğini gösterir. Dağdan koparılıp başka bir işe koşulması ise insanın bu dünyaya gelişini ve asıl yurduna duyduğu özlemi düşündürür. Şiirdeki karakterin, yani konuşturulan dolabın davranışlarından duygu ve düşüncelerine ulaşmak, TDE1.2.3 süreç bileşeninin önemli bir parçasıdır. Ancak unutmayalım: Her çıkarım, dayandığı dizeyle birlikte gerekçelendirilmelidir.
| İfade | Bilgi Türü | Gerekçe |
|---|---|---|
| Dolabı bir dağda bulmuşlardır. | Açık bilgi | 'Beni bir dağda buldular' dizesinde doğrudan söylenir. |
| Dolap derdi olduğu için inler. | Neden-sonuç (açık) | 'Derdim vardır inilerim' dizesinde neden ve sonuç birliktedir. |
| Dolabın derdinin kaynağı ilahi aşktır. | Neden-sonuç (açık) | 'Ben Mevlâ'ya âşık oldum / Anın için inilerim' |
| Dolap başına geleni kabullenmiştir. | Çıkarım | 'Böyle emreylemiş Çalap' dizesindeki rıza tavrına dayanır. |
| Dolap, aslından koparılmış insanın sembolüdür. | Çıkarım | Dağdan koparılma, dönüştürülme ve özlemle inleme ipuçlarına dayanır. |
| Şair dünyanın geçici olduğuna inanır. | Çıkarım | 'Bu fanide kimse kalmaz' yargısından ve mahlaslı son dörtlükten çıkar. |
Konu, Tema, Ana Duygu, Yardımcı Düşünceler ve Şairin Amacı
Bir şiirin konusu, şiirde neyin anlatıldığıdır; teması ise bu anlatımın ardındaki temel düşünce ya da duygu alanıdır. 'Dolap Niçin İnilersin' şiirinin konusu, dertli bir su dolabının inleyişi ve bu inleyişin sebebidir. Teması ise ilahi aşk ve insanın aslına, Yaratıcı'sına duyduğu özlemdir. Bu tema, ünitemizin 'Anlam Arayışı' başlığıyla doğrudan örtüşür: Şiirdeki ses, 'Ben neden buradayım, neden inliyorum?' sorusunun cevabını arayan bir varlığın sesidir. Şiirin ana duygusu, teslimiyetle iç içe geçmiş hüzünlü bir özlemdir. Bu duygu, her dörtlüğün sonunda yinelenen 'Derdim vardır inilerim' dizesiyle sürekli hatırlatılır.
Yardımcı düşünceler, ana düşünceyi destekleyen ve onu genişleten fikirlerdir. Şiirde dolabın dağdan koparılarak dolap yapılması, kendine ait bir tadı olmadığını söylemesi ('Ne tatlıyım ne acıyım'), Mevlâ'ya duacı olması, bu dünyaya gelenin gülmediği ve kimsenin muradına tam olarak eremediği düşünceleri yardımcı düşüncelerdir. Son dörtlükteki 'Bu fanide kimse kalmaz' dizesi ise şiiri tek bir dolabın hikâyesinden çıkarıp bütün insanlara yönelik bir genel iletiye dönüştürür: Dünya geçicidir; asıl aşk ve asıl yurt ötededir.
Şairin yazma amacı, tasavvufun soyut düşüncelerini halkın her gün gördüğü somut bir nesne aracılığıyla, sade bir Türkçeyle anlatmak ve dinleyeni düşündürmektir. Bu amaç, iletilerin sunuluş şeklini de belirlemiştir: Şair dolaba insan özellikleri verir (kişileştirme), onu konuşturur (konuşturma), şiire bir soruyla başlayıp dolabın cevabıyla devam eder (soru-cevap düzeni), aynı dizeyi tekrarlayarak duyguyu pekiştirir ve dolabı bir sembol olarak kullanır. Ezgiyle okunması ise iniltiyi kulağa taşıyan işitsel bir katman ekler. Şair ile metin arasındaki ilişki de belirgindir: Son dörtlükte 'Yunus' mahlası geçer; mutasavvıf bir derviş olan şair, dolabın sesinde kendi iç sızısını dile getirir. Rivayete göre Yunus Emre'nin, mürşidi Taptuk Emre'nin dergâhına yıllarca odun taşıdığı anlatılır; ağaçtan yapılmış bir dolabın dilinden konuşması bu menkıbeyle birlikte düşünüldüğünde daha da anlamlı hâle gelir.
| Unsur | 'Dolap Niçin İnilersin' Şiirindeki Karşılığı |
|---|---|
| Konu | Dertli bir su dolabının inleyişi ve derdinin kaynağı |
| Tema | İlahi aşk; insanın aslına (Yaratıcı'sına) duyduğu özlem |
| Ana duygu | Teslimiyetle karışık hüzünlü özlem |
| Yardımcı düşünceler | Dağdan koparılma, kendinden bir şey olmama, duacılık, dünyanın geçiciliği |
| Şairin amacı | Tasavvufi düşünceyi somut bir nesneyle, sade dille anlatmak ve düşündürmek |
| Sunuluş şekli | Kişileştirme, konuşturma, soru-cevap, tekrar (redif), sembol, ezgi |
| Şair-metin ilişkisi | Mahlasta 'Yunus' adı geçer; dervişliğin iç dünyası dolabın sesine yansır |
Karşılaştırma, Sınıflandırma ve Tepki Verme
Anlam oluşturma sürecinde karşılaştırma iki yönde yapılır. Birincisi, dinlemeden önceki tahminlerimizi dinledikten sonraki tespitlerimizle kıyaslamaktır: Geçen hafta başlık ve su dolabı görselinden yola çıkarak şiirde bir dert ve inilti anlatılacağını, şiirin tasavvufi bir halk şiiri olabileceğini tahmin etmiştik. Bu tahminler doğrulandı. Buna karşılık dolabın aşkının bir insana değil Mevlâ'ya yöneldiği tahminimizi düzeltti; dolabın insanın sembolü olduğu ise tahminlerimizde hiç olmayan yeni bir tespit oldu. İkincisi, dinlenen metni başka metinlerle belirli ölçütlere göre karşılaştırmaktır: içerik, tür, şekil, dönem, zihniyet, üslup ve ileti. 13. haftada dinlediğimiz Abdurrahim Karakoç'un 'Mihriban' şiiri bu karşılaştırma için uygun bir eştir.
Sınıflandırma da anlam oluşturmanın bir parçasıdır. Şiirde su dolabının ağaçtan yapılması, dönmesi ve gıcırdaması gerçek hayatta karşılığı olan bilgilerdir; dolabın konuşması, âşık olması ve dua etmesi ise kurgudur. Şiiri tanıtan bir videoda anlatıcının 'Yunus Emre 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başında yaşamıştır.' demesi nesnel, 'Bu, Türkçede yazılmış en güzel ilahidir.' demesi ise öznel bir ifadedir. Videoların açıklamalarındaki bilgilerin güvenilirliği de sınanmalıdır: Kaydı kimin hazırladığı, bilginin güvenilir bir ansiklopedi ya da uzman kaynağıyla örtüşüp örtüşmediği kontrol edilir. Ayrıca sözlü gelenekte yaşayan bu şiirin farklı kayıtlarında dörtlük sayısının ve bazı sözcüklerin değişebildiği unutulmamalıdır.
Sürecin son halkası tepki vermektir. Önce metin özetlenir; özet kısa, öz ve kişisel yorumdan arınmış olmalıdır. Örnek özet: 'Şair, bir su dolabına neden inlediğini sorar. Dolap; dağdan koparılıp dolap yapıldığını, Mevlâ'ya âşık olduğu ve derdi bulunduğu için inlediğini söyler. Şiir, bu dünyada kimsenin kalıcı olmadığı düşüncesiyle sona erer.' Ardından metne ve seslendirmeye yönelik geri bildirim sunulur. Etkili bir geri bildirim güçlü bir yönü belirtir, gerekçeli bir geliştirme önerisi sunar ve saygılı bir dille ifade edilir: 'Yorumcunun inilerim sözcüğünü uzatması iniltiyi çok iyi hissettirdi; ancak hızlı akan görüntüler dizelere odaklanmamı zorlaştırdı, daha az geçişli bir kurgu tercih edilebilirdi.'
| Ölçüt | Dolap Niçin İnilersin (Yunus Emre) | Mihriban (Abdurrahim Karakoç) |
|---|---|---|
| İçerik | İlahi aşk ve aslına dönme özlemi | Sevgiliye duyulan hasret ve ayrılık acısı |
| Tür | İlahi (tasavvufi halk şiiri) | Lirik şiir; türkü olarak da bestelenmiştir |
| Şekil | Dörtlük, 8'li hece ölçüsü, 'Derdim vardır inilerim' tekrarı | Dörtlük, 11'li hece ölçüsü, dörtlük sonlarında 'Mihriban' seslenişi |
| Dönem | 13. yüzyıl sonu-14. yüzyıl başı Anadolu | 20. yüzyıl, Cumhuriyet dönemi |
| Zihniyet | Tasavvufi, dinî-ahlaki | Bireysel ve insani aşk; halk şiiri geleneğine bağlı |
| Üslup | Sade, öğretici; nesne konuşturulur | İçten, lirik; sevgiliye seslenilir |
| İleti | Dünya geçicidir, asıl aşk Allah'a duyulan aşktır. | Ayrılık, insanın katlanması en zor acılarındandır. |
Yazma Sürecine Hazırlık: Amaç, Özellik, Hedef Kitle, Süre ve Strateji Seçimi
Dinlediğimiz şiiri anlamlandırdıktan sonra sıra kalemi elimize almaya geldi. 'Anlam Arayışı' temasına uygun bir şiir yazmak, ilham gelmesini beklemekle değil, bilinçli seçimler yapmakla başlar. TDE4.1.1 'Seçim yapar' süreç bileşeni bizden önce yazma amacına karar vermemizi ister. Yazılan metin ikna etmek, bilgilendirmek ya da resmî bir yazışma yapmak için değil, edebî bir metin oluşturmak için yazılacaktır. Bu karar, sözcük seçiminden dizelerin düzenine kadar bütün tercihlerimizi etkiler; çünkü şiirde amaç bilgi vermekten çok duyguyu ve düşünceyi imgelerle hissettirmektir.
İkinci karar, yazılacak metnin özellikleri, hedef kitlesi ve yazma süresidir. Şiirin hangi konuyu işleyeceği (kendini tanıma, yolculuk, zaman, doğa ile insan, aslına dönme özlemi), nazım biriminin dörtlük mü serbest dize mi olacağı, hece ölçüsünün kullanılıp kullanılmayacağı, şiirin kaç dörtlük süreceği ve kimin ağzından konuşacağı bu aşamada belirlenir. Hedef kitle şiirin dilini belirler: Okul dergisi okurlarına ya da sınıf panosuna yazılan bir şiirde anlaşılır ama sıradan olmayan bir dil seçilir; şiir sesli kayıt olarak da paylaşılacaksa ses ve ritim unsurlarına daha çok dikkat edilir. Süre için gerçekçi bir plan yapılır; örneğin iki ders saatinde planlama, sözcük ve imge havuzu oluşturma ve ilk taslak tamamlanabilir.
Üçüncü karar, türe uygun yöntem ve stratejidir. Şiir yazarken başvurulabilecek başlıca stratejiler şunlardır: Usta bir şairin tekniğinden yararlanan model alma (Yunus Emre gibi bir nesneyi konuşturmak); bir nesneye ya da varlığa soru sorup cevabını şiirleştiren soru-cevap kurgusu; bir anahtar sözcüğün çevresine çağrışımları dizen kümeleme; belirli bir süre durmadan yazılan serbest yazma; bir manzarayı ya da nesneyi duyularla inceleyen gözleme dayalı yazma. Model almak taklit etmek değildir: Ustanın tekniği alınır, ancak konu, imge ve söyleyiş öğrencinin kendisine ait olmalıdır.
| Karar | Kendime Sorduğum Soru | Örnek Karar |
|---|---|---|
| Yazma amacı | Bu metni neden yazıyorum? | Edebî metin oluşturmak: temaya uygun bir şiir |
| Konu | Anlam arayışının hangi yüzünü anlatacağım? | Zamanın geçiciliği karşısında insanın arayışı |
| Metnin özellikleri | Biçim, uzunluk ve söyleyen kim olacak? | 3 dörtlük, 8'li hece denemesi, konuşan bir duvar saati |
| Hedef kitle | Şiiri kim okuyacak, kim dinleyecek? | Okul dergisi okurları ve sınıf arkadaşları |
| Yazma süresi | Hangi adıma ne kadar zaman ayıracağım? | Planlama 15 dk, havuz 15 dk, ilk taslak 50 dk |
| Yöntem ve strateji | Türe en uygun yol hangisi? | Model alma + nesne konuşturma + soru-cevap |
Yazma Sürecini Sürdürme: Engelleri Aşma ve Stratejiyi Yapılandırma
Kararlar verildi, kalem elde; ama bazen ilk dize bir türlü gelmez. TDE4.1.2 'İlişkiyi sürdürür' süreç bileşeni, yazarın metinle kurduğu bağı koparmadan sürdürmesini ve önüne çıkan yazma engellerini ortadan kaldırmasını ister. En sık karşılaşılan engeller şunlardır: boş sayfa karşısında donup kalmak (boş sayfa kaygısı), anlatacak bir şey bulamamak, aklındaki duyguya uygun sözcüğü bulamamak, yazılan her dizeyi beğenmeyip silmek (mükemmeliyetçilik), dikkatin telefona ve çevreye dağılması ve zamanın yetmeyeceği endişesi. Bu engeller yeteneksizliğin değil, yazma sürecinin doğal bir parçasıdır ve her biri için denenmiş bir çözüm vardır.
Engeller aşıldıktan sonra seçilen strateji yapılandırılır, yani adımlara bölünerek uygulanabilir hâle getirilir. 'Dolap Niçin İnilersin' şiirinden model aldığımız nesne konuşturma stratejisi beş adımda yapılandırılabilir: 1) Hikâyesi olan bir nesne seçilir (duvar saati, eski bir çeşme, köprü, pusula). 2) Nesnenin kökeni ve 'yarası' düşünülür: Nereden geldi, neyini kaybetti? 3) Şiire bir soruyla başlanır ve nesnenin cevabı yazılır. 4) Şiirin duygusunu taşıyacak, her dörtlüğün sonunda yinelenecek bir dize seçilir. 5) Son dörtlükte nesnenin derdi insanın derdine bağlanarak bir iletiye ulaşılır.
Bu yapıyı bir duvar saatiyle deneyen bir öğrencinin planı şöyle olabilir: Saat, ustanın elinde madenden biçimlenmiştir; derdi, zamanı sayması ama onu hiç durduramamasıdır; yinelenen dize 'Zaman akar, sayarım ben' olabilir; ileti ise hayatın geçiciliği karşısında anı değerlendirmenin önemidir. İlk taslak dörtlük şöyle kurulabilir: 'Saat niçin söylenirsin Derdin nedir ne istersin Bir an bile duramadım Zaman akar sayarım ben' Bu taslakta tekniği Yunus Emre'den aldık, ancak nesne, dert ve ileti bize ait. Taslağın içeriğini imgelerle zenginleştirmek; ölçü, kafiye, yazım ve noktalama kurallarını uygulamak ise gelecek haftanın çalışmasıdır. Bu haftanın hedefi, süreci planlamak ve taslağa güvenle başlamaktır.
| Yazma Engeli | Belirtisi | Çözüm Stratejisi |
|---|---|---|
| Boş sayfa kaygısı | Kalem elde, uzun süre hiçbir şey yazamamak | 5 dakika durmadan serbest yazma; düzeltme yapmadan aklına geleni yazmak |
| Konu bulamama | 'Ne yazacağımı bilmiyorum.' düşüncesi | Tema sözcüğü etrafında kümeleme; konu havuzundan seçim |
| Sözcük bulamama | Duyguyu anlatacak sözcüğün aklına gelmemesi | Duyu sözcükleri havuzu (ses, renk, koku) ve eş anlamlılar listesi hazırlamak |
| Mükemmeliyetçilik | Her dizeyi silip baştan başlamak | Taslağın taslak olduğunu kabul etmek; düzeltmeyi sonraki aşamaya bırakmak |
| Dikkat dağınıklığı | Sık sık telefona ve çevreye bakmak | Bildirimleri kapatmak, sessiz bir yazma köşesi oluşturmak |
| Zaman baskısı | Yetişmeyecek kaygısıyla acele etmek | Süreyi adımlara bölmek ve her adıma süre vermek |
Örnekler
Örnek 1'Benim adım dertli dolap / Suyum akar yalap yalap / Böyle emreylemiş Çalap / Derdim vardır inilerim' dörtlüğünü dinleyen bir öğrenci 'Çalap' sözcüğünün anlamını bilmemektedir. Bu sözcüğün anlamını bağlamdan nasıl tahmin edebilir?
Cevabı göster
1) Sözcüğün geçtiği dizeye bakılır: 'Böyle emreylemiş Çalap'. Çalap, bir şeyi emreden, yani yöneten ve karar veren bir güçtür. 2) Şiirin bütününe bakılır: Önceki dörtlükte dolap 'Ben Mevlâ'ya âşık oldum' demiştir; şiirde emreden ve aşkın yöneldiği tek varlık Mevlâ'dır. 3) Ön bilgi kullanılır: Yunus Emre tasavvufi şiirler yazan bir şairdir; şiirlerinde Allah'a sıkça seslenir. 4) Tahmin: Çalap, Allah anlamına gelmelidir. 5) Doğrulama: Dinleme sonrasında sözlüğe bakıldığında Çalap'ın Eski Türkçede Allah anlamında kullanıldığı görülür; tahmin doğrulanmış olur.
Örnek 2Aşağıdaki ifadelerden hangilerinin 'Dolap Niçin İnilersin' şiirinde açıkça sunulan bilgi, hangilerinin çıkarım olduğunu gerekçesiyle belirleyiniz: I. Dolap Mevlâ'ya duacıdır. II. Dolap asıl yurdunu özlemektedir. III. Dolabı bir dağda bulmuşlardır. IV. Şair, dünya nimetlerine değer vermez.
Cevabı göster
1) I. açık bilgidir; 'Ben Mevlâ'ya duacıyım' dizesinde doğrudan söylenir. 2) II. çıkarımdır; şiirde 'yurdumu özlüyorum' denmez, ancak dağdan koparılma ve sürekli inleme ipuçları bu sonuca götürür. 3) III. açık bilgidir; 'Beni bir dağda buldular' dizesinde doğrudan yer alır. 4) IV. çıkarımdır; 'Bu fanide kimse kalmaz' ve 'Yunus bunda gelen gülmez' dizelerinden dünyanın geçici görüldüğü sonucuna varılır, ama bu düşünce şiirde bu sözlerle açıkça ifade edilmez. Sonuç: Açık bilgiler I ve III; çıkarımlar II ve IV.
Örnek 3Şiirin yaygın olarak okunan son dörtlüğü şöyledir: 'Yunus bunda gelen gülmez / Kişi muradına ermez / Bu fanide kimse kalmaz / Derdim vardır inilerim'. Bu dörtlüğün şiirin bütünü içindeki işlevini konu, ana düşünce ve şair-metin ilişkisi açısından açıklayınız.
Cevabı göster
1) Konu: Dörtlük, dünyaya gelen insanın hâlini ve dünyanın geçiciliğini anlatır. 2) Ana düşünce: Bu dünyada kimse kalıcı değildir ve kimse muradına tam olarak eremez; bu nedenle insanın asıl yöneleceği yer Allah'tır. 3) Şiir içindeki işlevi: Önceki dörtlüklerde yalnızca dolabın derdi anlatılırken bu dörtlükte söz bütün insanlara genellenir; dolabın hikâyesi insanın hikâyesine dönüşür. 4) Şair-metin ilişkisi: Dörtlükte şairin mahlası 'Yunus' geçer. Halk şiirinde mahlas genellikle son dörtlükte yer alır; şair kendi adını anarak dolabın derdini kendi derdi olarak da sahiplenir. 5) Tekrar eden 'Derdim vardır inilerim' dizesi ana duyguyu son kez pekiştirir.
Örnek 4Mevlânâ'nın Mesnevî'sinin başında ney, kamışlıktan koparıldığından beri inleyen ve ayrılığı anlatan bir varlık olarak konuşturulur. Bu benzetmeyi 'Dolap Niçin İnilersin' şiiriyle içerik, sunuluş şekli ve ileti ölçütlerine göre karşılaştırınız.
Cevabı göster
1) İçerik (benzerlik): Her iki metinde de bir bitkiden ya da ağaçtan yapılmış bir nesne, asıl yerinden koparıldığı için inler; ikisinde de ayrılık ve özlem anlatılır. 2) Sunuluş şekli (benzerlik): Her iki metinde de nesne kişileştirilir ve konuşturulur; nesnenin sesi (neyin ezgisi, dolabın gıcırtısı) inilti olarak yorumlanır. 3) Sunuluş şekli (farklılık): Yunus Emre'de şair dolaba soru sorar ve dolap cevap verir; şiir sade Türkçeyle, hece ölçüsüyle söylenmiştir. 4) İleti (benzerlik): İnsan, aslından ayrı düşmüş bir varlıktır ve asıl yurduna, Yaratıcı'sına dönmeyi özler. 5) Sonuç: İki metin aynı tasavvufi zihniyetin ürünüdür; dolap ve ney, insan ruhunu simgeleyen iki güçlü semboldür.
Örnek 5Şiirin bir video kaydının açılışında anlatıcı şunları söylüyor: 'Su dolapları akarsuyun gücüyle dönerek tarlalara su taşırdı. Bu ilahide dolap Mevlâ'ya âşık olduğunu söyler. Bence bu, gelmiş geçmiş en etkileyici ilahidir. Şiir, Yunus Emre'nin 1500 yılında yazdığı son eseridir.' Bu ifadeleri gerçek-kurgu, öznel-nesnel ve güvenilirlik açısından sınıflandırınız.
Cevabı göster
1) 'Su dolapları akarsuyun gücüyle dönerek tarlalara su taşırdı.': Gerçek hayata ilişkin, kanıtlanabilir nesnel bir bilgidir. 2) 'Dolap Mevlâ'ya âşık olduğunu söyler.': Şiirin içeriğini doğru aktaran nesnel bir ifadedir; ancak dolabın âşık olup konuşması şiirdeki kurgu dünyasına aittir. 3) 'Bence bu, gelmiş geçmiş en etkileyici ilahidir.': Kişisel beğeni bildiren öznel bir ifadedir; kanıtlanamaz. 4) 'Yunus Emre'nin 1500 yılında yazdığı son eseridir.': Nesnel bir bilgi gibi sunulmuştur ama güvenilir değildir; Yunus Emre 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın başında yaşamıştır, ayrıca şiirin 'son eser' olduğunu gösteren bir kanıt yoktur. Bu bilgi güvenilir kaynaklarla karşılaştırılmalıdır.
Örnek 6Elif, 'Anlam Arayışı' temasında 'Yol' konulu bir şiir yazıp okul dergisine göndermek istiyor; ancak yarım saattir tek bir dize yazamadı. Elif'in TDE4.1.1 ve TDE4.1.2 süreç bileşenlerine uygun olarak neler yapması gerektiğini sıralayınız.
Cevabı göster
1) Amaç: Edebî metin oluşturmak, yani yolculuğu hayattaki anlam arayışının sembolü olarak anlatan bir şiir yazmak. 2) Metnin özellikleri: 3 dörtlükten oluşan, yolun kendi ağzından konuştuğu lirik bir şiir. 3) Hedef kitle: Okul dergisinin okurları; anlaşılır ama imgeli bir dil. 4) Süre: Planlama 10 dk, sözcük ve imge havuzu 10 dk, ilk taslak 40 dk. 5) Strateji: Model alma (nesne konuşturma) ve soru-cevap; örneğin 'Yol, nereye gidersin?' sorusuyla başlamak. 6) Engeli aşma: Boş sayfa kaygısı için 5 dakika 'Yol bana...' diye serbest yazmak; sözcük bulamamak için toz, taş, ayak izi, ufuk gibi duyu sözcükleri havuzu çıkarmak; bildirimleri kapatmak. 7) İlk taslağı beğenmese de silmemek; düzeltmeyi sonraki aşamaya bırakmak.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdakilerden hangisi 'Dolap Niçin İnilersin' şiirinde açıkça sunulan bir bilgidir?
'Beni bir dağda buldular' dizesinde doğrudan söylendiği için B açık bilgidir. A, C ve D seçenekleri dizelerdeki ipuçlarından varılan çıkarımlardır; şiirde bu sözlerle ifade edilmez.
2'Ben Mevlâ'ya âşık oldum / Anın için inilerim' dizelerinde açıkça ifade edilen ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
'Anın için' (onun için) söz grubu inlemenin nedenini gösterir: Neden Mevlâ'ya âşık olmak, sonuç ise inlemektir. Dizelerde '-sa/-se' ile kurulmuş bir koşul, karşıt bir durum ya da 'diyelim ki' türünden bir varsayım yoktur.
3'Dolap Niçin İnilersin' ve 'Mihriban' şiirleriyle ilgili aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi şekil ölçütüne göre yapılmıştır?
Ölçü, nazım birimi ve kafiye düzeni şekil ölçütüne girer; bu nedenle D doğrudur. A içerik, B dönem, C zihniyet ölçütüne göre yapılmış karşılaştırmalardır.
4Aşağıdakilerden hangisi TDE4.1.1 'Seçim yapar' süreç bileşeni kapsamında yapılan bir çalışmadır?
Hedef kitle ve yazma süresi belirlemek, yazmaya başlamadan önce yapılan seçimlerdir; TDE4.1.1 kapsamındadır. B kural uygulama, C gözden geçirme, D ise yayımlama aşamasına aittir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Bilinmeyen bir sözcüğün anlamı, sözcüğün çevresindeki dizelerden ve görsel ipuçlarından hareketle tahmin edilebilir.
Bağlamdan anlam tahmini TDE1.2.2 süreç bileşeninin temelidir; tahmin daha sonra sözlükle doğrulanır.
- 'Dolap Niçin İnilersin' şiirinde dolabın konuşması, gerçek hayatta karşılığı olan nesnel bir bilgidir.
Dolabın konuşması ve âşık olması kurgudur; şair kişileştirme ve konuşturma sanatlarından yararlanmıştır. Gerçek olan, dolabın dönmesi ve gıcırdamasıdır.
- Bir şiirin teması, konusuna göre daha soyut olan temel düşünce ve duygu alanıdır.
Konu somut olarak neyin anlatıldığını, tema ise bu anlatımın ardındaki temel düşünceyi gösterir.
- Model alarak şiir yazmak, usta şairin dizelerini olduğu gibi kendi şiirine aktarmak demektir.
Model almada ustanın tekniği (örneğin nesne konuşturma) alınır; konu, imge ve söyleyiş yazan kişiye ait olmalıdır. Dizeleri olduğu gibi aktarmak taklittir.
- Yazma sırasında her dizeyi beğenmeyip silmek, mükemmeliyetçilikten kaynaklanan bir yazma engelidir.
Bu engel, taslağın taslak olduğunu kabul edip düzeltmeyi sonraki aşamaya bırakarak aşılır.
- Bilinmeyen bir sözcüğün anlamı, sözcüğün çevresindeki dizelerden ve görsel ipuçlarından hareketle tahmin edilebilir.
6Aşağıdaki kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Metinde doğrudan söylenmeyip ipuçlarından varılan sonuca denir.
- 'Çalap' sözcüğünün anlamını çevresindeki dizelerden hareketle tahmin etmek, sözcüğün anlamını yoluyla belirlemektir.
- Şiirin kimler tarafından okunacağına karar vermek, yazılacak metnin kitlesini belirlemektir.
- Dolaba âşık olma ve dert sahibi olma gibi insana özgü niteliklerin verilmesi sanatıdır.
- Her dörtlüğün sonunda yinelenen 'Derdim vardır inilerim' dizesi, şiirin ana pekiştirir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8'Dolap Niçin İnilersin' şiirindeki nesne konuşturma tekniğini model alarak 'Anlam Arayışı' temasına uygun, bir köy meydanındaki eski çeşmeyi konuşturan bir şiir yazacaksınız. TDE4.1.1 ve TDE4.1.2 süreç bileşenlerine uygun olarak yazma sürecinizi planlayınız ve stratejinizi adımlarıyla yapılandırınız.
1. ipucu: 1. adım: Yazma amacınızı, şiirin özelliklerini, hedef kitlenizi ve yazma sürenizi belirleyin.
2. ipucu: 2. adım: Nesne konuşturma stratejisini beş adımda yapılandırın: nesne, kökeni ve yarası, açılış sorusu, yinelenecek dize, insana bağlanan ileti.
3. ipucu: 3. adım: Karşılaşabileceğiniz iki yazma engelini ve bunları aşmak için kullanacağınız yolları yazın; Yunus Emre'den neyi aldığınızı, neyin size ait olduğunu belirtin.
Cevap: 1) Seçimler: Amaç, edebî metin oluşturmak; anlam arayışını eski bir çeşmenin ağzından anlatan bir şiir yazmaktır. Özellikler: 3 dörtlük, lirik söyleyiş, 8'li hece ölçüsü denemesi, konuşan varlık çeşme. Hedef kitle: Sınıf arkadaşları ve okul dergisi okurları; sade ama imgeli bir dil. Süre: Planlama 15 dk, sözcük ve imge havuzu 15 dk, ilk taslak 50 dk. Strateji: Model alma, nesne konuşturma ve soru-cevap. 2) Stratejinin yapılandırılması: a) Nesne: Köy meydanındaki eski taş çeşme. b) Kökeni ve yarası: Dağdaki kayadan kesilip yontulmuş, yıllardır akmaktadır; artık kimse başında durup su içmemektedir. c) Açılış sorusu: 'Çeşme niçin ağlarsın?' benzeri bir soruyla başlanır ve çeşmenin cevabı yazılır. ç) Yinelenecek dize: 'Akıp gider sularım' gibi, şiirin duygusunu taşıyan bir dize seçilir. d) İleti: Son dörtlükte çeşmenin sularının akıp gitmesi insan ömrünün akışına bağlanır; anlam, geçip giden hayatı başkalarına faydalı olarak yaşamaktadır. 3) Engeller ve çözümler: Boş sayfa kaygısı için 5 dakika 'Çeşme bana...' diye serbest yazma yapılır. Sözcük bulamama için şırıltı, yosun, taş, serinlik, susuz yolcu gibi duyu sözcüklerinden bir havuz hazırlanır. Dikkat dağınıklığı için bildirimler kapatılır. 4) Model ve özgünlük: Yunus Emre'den alınan, nesneye soru sorup onu konuşturma tekniği ile yinelenen dize düzenidir. Çeşme nesnesi, kayadan kesilme hikâyesi, unutulmuşluk derdi ve 'faydalı bir ömür' iletisi ise öğrenciye aittir. 5) İlk taslak yazıldıktan sonra beğenilmeyen dizeler silinmez, işaretlenir; içerik zenginleştirme ve ölçü, kafiye, yazım kurallarının uygulanması sonraki haftanın çalışmasına bırakılır.
Kısaca
- Ön bilgiyle bağlantı: Yunus Emre, su dolabı, halk şiiri ve Mevlânâ'nın ney benzetmesi hakkındaki ön bilgiler, dolabın aslından koparılmış insanı simgelediğini fark etmeyi kolaylaştırır.
- Bağlamdan anlam tahmini: 'Çalap', 'Mevlâ', 'yalap yalap', 'fani' gibi sözcüklerin anlamı, çevresindeki dizelerden ve görsel ipuçlarından hareketle tahmin edilir, ardından sözlükle doğrulanır.
- Açık bilgi ve çıkarım: Dolabın dağda bulunduğu ve inlediği metinde açıkça söylenir; dolabın insanın sembolü olduğu ise ipuçlarına dayanan bir çıkarımdır.
- Konu, tema, ana duygu: Şiirin konusu dertli dolabın inleyişi, teması ilahi aşk ve aslına dönme özlemi, ana duygusu ise teslimiyetle karışık hüzünlü bir özlemdir.
- Karşılaştırma ve sınıflandırma: Şiir içerik, tür, şekil, dönem, zihniyet, üslup ve ileti ölçütleriyle 'Mihriban' ile karşılaştırılır; metindeki gerçek-kurgu, öznel-nesnel ayrımı yapılır ve kayıtlardaki bilgilerin güvenilirliği sınanır.
- Yazma sürecini yönetme: Şiir yazmadan önce amaç, metnin özellikleri, hedef kitle, süre ve strateji belirlenir; yazma sırasında boş sayfa korkusu gibi engeller serbest yazma ve kümeleme gibi yollarla aşılır.
Bu dersin öteki kaynakları
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Türk Dili ve Edebiyatı 9.Sınıf Ders Kitabı Ders kitabı
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Şiir ve Deneme Okuma: San’at ve Picasso’nun Hatları Çalışma kâğıdı