Bir şiiri veya denemeyi yalnızca seslendirmek yeterli değildir; metindeki söz varlığını bağlamından hareketle çözmek, açık ve örtük iletileri belirlemek, söz sanatlarını fark etmek ve yazarın ana düşüncesine ulaşmak gerçek okumanın temelidir. Bu haftaki dersimizde “Sözün İnceliği” temasındaki şiir ve deneme metinlerinde anlam oluşturma basamaklarını; San’at, Sakarya Türküsü, Çanakkale Şehitlerine, Picasso’nun Hatları ve Canım Kitap metinleri üzerinden inceleyeceğiz.
1. Şiirde Ön Bilgilerle Bağlantı Kurma ve Karşılaştırma
Okuma sürecinde anlam oluşturmanın ilk adımı, metindeki bilgiler ile ön bilgiler arasında bağ kurmak ve metinleri içerik, biçim, üslup ve ileti yönünden karşılaştırmaktır. Kitapta Alemdar Yalçın’ın Anadolu Ezgisi metni ile Mehmet Kaplan’ın Han Duvarları incelemesi karşılaştırılır: Mehmet Kaplan, Faruk Nafiz Çamlıbel’in Ulukışla, Toros Dağları, Niğde, İncesu ve Erciyes üzerinden yaptığı üç günlük araba yolculuğu sayesinde Anadolu coğrafyasının gerçekliğini ayrıntılarıyla gözlemlediğini vurgular.
Beş Hececiler topluluğunun önemli şairi Faruk Nafiz Çamlıbel (1898–1973); Han Duvarları, Dinle Neyden, Gönülden Gönüle gibi şiir kitaplarının yanı sıra hece ölçüsüyle yazdığı Canavar, Atatürk’ün isteğiyle kaleme aldığı Akın ve Özyurt tiyatroları, Yıldız Yağmuru romanı ve Behçet Kemal Çağlar ile yazdığı Onuncu Yıl Marşı ile tanınır; mizahi şiirlerinde Çamdeviren ve Deli Ozan takma adlarını kullanmıştır.
San’at şiirinde şair; “sen” diye seslendiği Batı sanatına hayran bakış açısı ile “biz” diye ifade ettiği Anadolu’nun sülüs yazısını, yeşil çinisini, zeybeğini ve “köylünün kıvrılmayan belini” (Anadolu insanının zorluklar karşısında eğilmeyen vakur ve çalışkan karakterini) esas alan millî sanat anlayışını karşılaştırır. Bu bağlamda Yahya Kemal Beyatlı’nın İspanya izlenimlerini anlatan Endülüs’te Raks şiiri ile Necmettin Halil Onan’ın vatan uğruna can veren Mehmetçiği anlatan Bir Yolcuya şiiri de tema ve sanat anlayışı bakımından değerlendirilir.
2. Gerçek ve Kurgu: Edebî Metin ile Öğretici Metin Ayrımı
Metinleri sınıflandırırken gerçek ile kurgu arasındaki farkı ve öznel ile nesnel yargıları ayırt etmek gerekir. Kitapta bu ayrım, Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı eserinden alınan Çanakkale Şehitlerine şiiri ile İslâm Ansiklopedisi’nden alınan Çanakkale Savaşları maddesi üzerinden gösterilir.
Çanakkale Savaşları metni, İtilaf Devletleri’nin Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak ve Rusya’ya yardım ulaştırmak amacıyla yaptığı harekâtı nesnel, kanıtlanabilir ve bilgi verici bir dille aktarır; dış dünyadaki gerçekliği değiştirmeden yansıttığı için her okur metinden aynı anlamı çıkarır. Buna karşılık Çanakkale Şehitlerine şiiri kurmaca ve edebî bir metindir; şair tarihî gerçekliği kendi duygu, hayal ve sezgileriyle yeniden kurgulayarak öznel ve etkileyici bir söyleyişle sunar.
Malzemesi dil olan edebiyat; insanı ve toplumu anlatırken diğer bilim dallarından da yararlanır. Nitekim Peyami Safa’nın Matmazel Noraliya’nın Koltuğu romanında Ferit’in yaşadığı iç sıkıntısı ve ruhsal ferahlama psikoloji bilimiyle; Tarık Buğra’nın Oğlumuz adlı hikâyesinde aile içi bekleyiş ve toplumsal yaşam unsurları ise sosyoloji bilimiyle edebiyatın kurduğu yakın ilişkiyi örneklendirir.
3. Söz Varlığı, İmge, Sembol, Çağrışım ve Ses Olayları
Sanatçılar şiirde zaman zaman günlük dilin içtenliğinden yararlanır; örneğin Karacaoğlan’ın Semai şiirindeki “İncecikten bir kar yağar” dizesi günlük dile ait bir söyleyişken, hemen ardından gelen “Tozar Elif Elif diye” dizesi kelimelere yeni bir anlam yükleyerek edebî dili ve imgeyi oluşturur. Dildeki kelimeler sınırlı, şairin hayal dünyası ise sınırsız olduğu için kelimelere yüklenen özgün anlamlar imgeyi doğurur.
Duyularla doğrudan anlatılamayan soyut bir durumu somut bir nesne veya işaretle ifade etmeye sembol (simge) denir. Sezai Karakoç’un Köşe adlı şiirinde geçen “Sen geldin ve benim deli köşemde durdun” dizesindeki “köşe” kelimesi, şairin gönlünü (kalbini) sembolize eder. Kelimelerin çok anlamlılığından doğan anlam katmanları ise okurun yaşına, ruh hâline ve kültürel birikimine göre farklı çağrışımlar uyandırır: Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı dizeleri vatan sevgisi ve şehitlik, Hüseyin Nihal Atsız’ın Geri Gelen Mektup dizeleri ise fedakârlık ve adanmışlık çağrışımları oluşturur.
Şiir tahlilinde (örneğin Kemalettin Kamu’nun Bingöl Çobanları şiirinde) zihin haritası oluşturulurken duyguların ses, ritim ve vurguyla ilişkisi de incelenir; ünsüz benzeşmesi, ünsüz yumuşaması, ünlü daralması, ünlü düşmesi ve ulama gibi ses olaylarının dizedeki ahengi ve söyleyiş akıcılığını nasıl desteklediği belirlenir.
4. Şiirde Söz Sanatlarını (Edebî Sanatları) Çözümleme
Şairler anlatımı zenginleştirmek ve anlam derinliği katmak için söz sanatlarına başvurur. Kitapta incelenen örneklerde; Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Türkülerimiz / Ana sütü gibi candan / Ana sütü gibi temiz” dizelerinde türküler (benzeyen), candan ve temiz oluşu yönüyle ana sütüne (benzetilen) benzetilerek teşbih yapılmıştır. Ahmet Muhip Dıranas’ın “Süzülüp akasya dallarında gün / Erir damla damla ayaklarında” dizelerinde ise yalnızca benzeyen (“gün”) söylenip benzetilen (“su damlası”) söylenmediği için kapalı istiare; yalnızca benzetilenin söylendiği kullanımlarda ise açık istiare vardır.
Namık Kemal’in beytinde “hürriyet” ve “esâret” gibi karşıt kavramların bir arada kullanılması tezat (zıtlık); Mehmet Akif’in “Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!” dizesinde “hilâl” kelimesinin benzetme amacı güdülmeden “Türk bayrağı” yerine kullanılması mecazımürsel (ad aktarması); Yunus Emre’nin “Şol cennetin ırmakları / Akar Allah deyü deyü” dörtlüğünde ırmak ve bülbüllere insan özelliği verilmesi teşhis (kişileştirme), onların “Allah” diye konuşturulması ise intak (konuşturma) sanatıdır.
Âşık Ömer’in pireyi anlatırken durumu aşırı büyütmesi mübalağa (abartma); Fuzûlî’nin beytinde birbiriyle ilgili “su, bâğ-bân (bahçıvan), gül-zâr (gül bahçesi), gül” sözcüklerini bir arada kullanması tenasüp (uygunluk); Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Geç fark ettim taşın sert olduğunu / Su insanı boğar, ateş yakarmış!” dizelerinde bildiği gerçeği bilmiyormuş gibi söylemesi tecahülüarif, ağaçların yeşermesini “bulutlara hayret etmesine” bağlaması hüsnütalil (güzel nedene bağlama); Âşık Ali İzzet’in “Mecnûn’um Leylâ’mı gördüm” diyerek ünlü kıssayı hatırlatması ise telmih (hatırlatma) sanatıdır.
5. Açık ve Örtük İletiler: Sakarya Türküsü Çözümlemesi
Bir metinde yazar veya şairin duygu ve düşüncelerini doğrudan, net ve yoruma yer bırakmayacak biçimde aktardığı mesajlara açık ileti denir. Buna karşılık imgeler, semboller ve edebî sanatlar aracılığıyla okura sezdirilen, okurun kendi zihinsel çabasıyla çıkarımda bulunmasını gerektiren derin mesajlara örtük ileti adı verilir.
Necip Fazıl Kısakürek’in Çile adlı eserinden alınan Sakarya Türküsü şiiri, açık ve örtük ileti ilişkisinin en güçlü örneklerinden biridir. Şiirdeki “İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; / Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.” dizelerinde açık ileti, dış dünyadaki gerçekliğe uygun olarak Sakarya Nehri’nin yatağında akıp gitmesidir.
Aynı dizelerdeki örtük ileti ise insan ömrünün, tarihin ve düşüncenin tıpkı bir ırmak gibi durmaksızın akıp geçtiği; “Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur” ve “Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!” dizelerinde ise Sakarya Nehri üzerinden Anadolu insanının ve Türk milletinin tarihî sınavı, çektiği çileler ve yeniden diriliş iradesinin sezdirilmesidir.
6. Denemede Anlam Oluşturma: Picasso’nun Hatları ve Canım Kitap
Öğretici-düşünsel bir tür olan denemede anlam oluştururken metnin konusu, ana fikri (ana düşüncesi), ana fikri destekleyen yardımcı fikirler, yazarın yazılış amacı ve kullandığı düşünceyi geliştirme yolları belirlenir. Öyküleriyle (Hastalar ve Işıklar, Çözülme, Kuyu, İmkânsız Öyküler), Gül Yetiştiren Adam romanıyla ve Ruhun Malzemeleri gibi düşünce eserleriyle tanınan Rasim Özdenören (1940–2022), Picasso’nun Hatları denemesinde gelenekten nasıl yararlanılması gerektiği konusunu tartışır.
Özdenören’e göre Picasso, İslami harflere benzeyen resimlerinde hat sanatını yalnızca dışsal bir “malzeme” olarak kullanmış ve onu Batı kültürünün bakış açısıyla yeniden anlamlandırmıştır (yardımcı fikir). Buna karşılık Sezai Karakoç, Erdem Bayazıt ve Cahit Zarifoğlu gibi şairler modern biçimler kullansalar bile İslami geleneğin ruhunu yansıtmışlardır. Dolayısıyla metnin ana fikri; yerli bir sanat ve edebiyat kurmak için geleneğin yalnız kalıplarını kopyalamanın yetmeyeceği, önce o geleneği doğuran özün ve ruhun kendi bağlamında kavranması gerektiğidir.
Kitaptaki ikinci deneme olan Suut Kemal Yetkin’in Canım Kitap (Denemeler) metninde ise “İnsan niçin okur?” sorusu etrafında kitabın insan yalnızlığını gideren en yakın dost olduğu ve hayatı güzelleştirdiği ana fikri işlenir. Yazar; sanat eseri ile fikir eserini karşılaştırır (sanat eseri bir şey öğretmek için değil, iç tecrübelerle insanı zenginleştirip yükseltmek için okunur), André Gide ve Çehov’un arabacısından örnekler verir ve Nurullah Ataç’ın ölüm yatağında Sabahattin Teoman’a söylediği “Hastalıkta ağrıları dindirici en iyi ilâç şiirmiş. Boyuna şiir okuyorum.” sözünü aktararak tanık gösterme yoluna başvurur.
Örnekler
Örnek 1San’at şiirinde geçen “Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini” dizesinden Anadolu insanının karakterine dair nasıl bir çıkarım yapılabilir?
Cevabı göster
Bu dizede “kıvrılmayan bel” ifadesiyle Anadolu insanının bütün yoksulluklara, zorlu doğa şartlarına ve sıkıntılara rağmen boyun eğmeyen, onurlu, dik duran, güçlü ve çalışkan karakteri vurgulanmaktadır.
Örnek 2Kitapta birlikte verilen Mehmet Akif Ersoy’un “Çanakkale Şehitlerine” şiiri ile İslâm Ansiklopedisi’ndeki “Çanakkale Savaşları” metnini gerçeklik, dil ve anlam yönünden karşılaştırınız.
Cevabı göster
Çanakkale Savaşları metni öğretici bir metindir; dış dünyadaki tarihî gerçekliği değiştirmeden, nesnel ve bilgi verici bir dille aktarır ve her okur aynı anlamı çıkarır. Çanakkale Şehitlerine şiiri ise edebî (kurmaca) bir metindir; şair gerçekliği kendi duygu ve hayalleriyle kurgulayarak öznel, sanatlı ve çok anlamlı bir dille hissettirir.
Örnek 3Sezai Karakoç’un Köşe şiirindeki “köşe” kelimesinin kullanımını sembol kavramıyla, Karacaoğlan’ın Semai şiirindeki “Tozar Elif Elif diye” dizesini ise imge kavramıyla açıklayınız.
Cevabı göster
Sezai Karakoç’un şiirinde somut bir mekân adı olan “köşe”, duyularla doğrudan gösterilemeyen “gönlü / kalbi” temsil ettiği için bir semboldür. Karacaoğlan ise karın savrulmasını sevgilisi Elif’in adını anarak tozmasına dönüştürmüş ve kelimelere günlük dilin ötesinde özgün bir anlam yükleyerek imge oluşturmuştur.
Örnek 4Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Yemyeşil oluvermiş ağaçlar, / Bulutlara hayretinden.” dizelerinde hangi edebî sanat vardır? Gerekçesiyle belirtiniz.
Cevabı göster
Hüsnütalil (güzel nedene bağlama) sanatı vardır. Çünkü gerçekte bahar geldiği için gerçekleşen ağaçların yeşermesi olayı, şiirde “bulutlara hayret etme” gibi güzel ve hayalî bir nedene bağlanmıştır.
Örnek 5Rasim Özdenören’in “Picasso’nun Hatları” adlı denemesinin konusunu ve ana düşüncesini yazınız.
Cevabı göster
Metnin konusu, Picasso’nun İslami harflere benzeyen resimlerinden hareketle sanatta ve edebiyatta gelenekten nasıl yararlanılması gerektiğidir. Ana düşüncesi ise gelenekten yalnız biçimsel bir malzeme olarak yararlanmanın yeterli olmayacağı; yerli ve özgün bir eser üretmek için önce o geleneği ortaya çıkaran ruhun (özün) kendi bağlamında kavranması gerektiğidir.
Örnek 6Suut Kemal Yetkin “Canım Kitap” adlı denemesinde fikir eseri ile sanat eserini hangi yönden ayırmaktadır ve düşüncesini geliştirmek için hangi yollara başvurmuştur?
Cevabı göster
Yazara göre fikir eseri bilgi edinmek ve doğruları öğrenmek için okunurken, sanat eseri (roman ve şiir) bir şey öğretmek için değil; insanı avutmak, iç tecrübelerle zenginleştirmek ve hayata bağlamak için okunur. Yazar bu düşüncesini aktarırken karşılaştırma, örnekleme (Çehov’un arabacısı, Robinson Crusoe) ve tanık gösterme (Nurullah Ataç’ın sözü) yollarını kullanmıştır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdaki dizelerin hangisinde parantez içinde verilen edebî sanat yoktur?
Taşın sert, suyun boğucu, ateşin yakıcı olduğu bilindiği hâlde bilmiyormuş gibi davranılması telmih değil, tecahülüarif (bilmezlikten gelme) sanatıdır.
2Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsü şiirindeki “Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya” dizesinde yer alan açık ve örtük ileti aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
Dizede dış dünyadaki gerçekliği doğrudan yansıtan açık ileti Sakarya Nehri’nin akması; imge yoluyla sezdirilen örtük ileti ise insan ömrünün su gibi hızla akıp gitmesidir.
3Rasim Özdenören’in “Picasso’nun Hatları” adlı denemesinden hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Yazar, gelenekten yararlanmanın şematik bir kopyalama olmadığını; ruhundan koparılan biçimin sadece malzeme olarak kalacağını savunmaktadır.
4Suut Kemal Yetkin’in “Canım Kitap” adlı denemesinde, Nurullah Ataç’ın Sabahattin Teoman’a söylediği “Hastalıkta ağrıları dindirici en iyi ilâç şiirmiş. Boyuna şiir okuyorum.” sözüne yer verilmesi hangi düşünceyi geliştirme yoluna örnektir?
Yazarın kendi görüşünü desteklemek amacıyla alanında tanınmış bir kişinin (Nurullah Ataç’ın) sözünü doğrudan alıntılaması tanık gösterme yöntemidir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) mi yoksa yanlış (Y) mı olduğunu belirleyiniz.
- Öğretici metinler dış dünyadaki gerçekliği değiştirmeden nesnel biçimde aktarırken, edebî metinler gerçekliği kurgulayarak öznel biçimde sunar.
Öğretici metinlerde nesnellik ve bilgi verme, edebî metinlerde ise kurmaca, öznellik ve estetik haz ön plandadır.
- Sezai Karakoç’un Köşe şiirinde geçen “köşe” kelimesi, duyularla ifade edilemeyen “gönlü” karşılayan bir semboldür.
Kitapta belirtildiği üzere Köşe şiirindeki “köşe” sözcüğü gönlü sembolize etmektedir.
- Ahmet Muhip Dıranas’ın “Süzülüp akasya dallarında gün / Erir damla damla ayaklarında” dizelerinde yalnızca benzeyen (“gün”) söylendiği için açık istiare yapılmıştır.
Yalnızca benzeyenin söylenip benzetilenin (su damlasının) zihinde tamamlandığı sanata açık istiare değil, kapalı istiare denir.
- Peyami Safa’nın Matmazel Noraliya’nın Koltuğu romanındaki ruhsal çözümlemeler edebiyatın psikoloji bilimiyle ilişkisini gösterir.
Kahramanların iç dünyasını ve ruhsal değişimini anlatan edebî metinler psikoloji biliminden yararlanır.
- Suut Kemal Yetkin’e göre insanlar roman ve şiir kitaplarını yalnızca bilimsel doğruları öğrenmek ve ders çıkarmak amacıyla okur.
Suut Kemal Yetkin’e göre sanatçı bir şey öğretmek amacıyla yazmaz; roman ve şiir insanı avutmak, iç tecrübelerle zenginleştirmek ve yükseltmek için okunur.
- Öğretici metinler dış dünyadaki gerçekliği değiştirmeden nesnel biçimde aktarırken, edebî metinler gerçekliği kurgulayarak öznel biçimde sunar.
6Aşağıdaki eser ve şair/yazarları metinlerde öne çıkan özellikleriyle eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Aynı konuyla ilgili “su, bahçıvan, gül bahçesi, gül” gibi kelimelerin bir arada kullanılması sanatına adı verilir.
- Anlatımı etkili kılmak amacıyla geçmişte yaşanmış ünlü bir olayı veya kişiyi (örneğin Leyla ile Mecnun’u) hatırlatma sanatına denir.
- İnsan dışındaki varlıklara insana ait özellikler verilmesine teşhis, bu varlıkların insan gibi konuşturulmasına ise sanatı denir.
- Edebî metinlerde imgeler aracılığıyla sezdirilen ve okurun çıkarım yapmasını gerektiren mesajlara ileti adı verilir.
- Yazarın bir konudaki görüşünü desteklemek için alanında uzman bir kişinin sözünü tırnak içinde aktarmasına gösterme denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8“Sözün İnceliği” temasında incelenen bir şiir ile bir deneme metninde anlam oluşturma sürecini; dil-gerçeklik ilişkisi, ileti-söz sanatları ve düşünce yapısı bakımından 3 adımda karşılaştırarak açıklayınız.
1. ipucu: 1. adım: Şiir ve denemenin dil kullanımını ve gerçekliği ele alış biçimini belirtiniz.
2. ipucu: 2. adım: Şiirde anlam oluştururken imge, sembol, söz sanatları ve açık-örtük iletilerin rolünü açıklayınız.
3. ipucu: 3. adım: Denemede anlam oluştururken konu, ana fikir, yardımcı fikirler ve düşünceyi geliştirme yollarının nasıl çözümlendiğini özetleyiniz.
Cevap: 1. adım: Şiir dış gerçekliği kurmaca ve çok anlamlı edebî dille yeniden kurgularken, deneme insan ve sanatla ilgili bir konuyu yazarın öznel bakış açısıyla ve içten bir düzyazı diliyle ele alır. 2. adım: Şiirde anlam oluşturmak için kelimelere yüklenen yeni anlamlar (imgeler), semboller, edebî sanatlar (teşbih, istiare, hüsnütalil vb.) ve dizelerin arkasındaki örtük iletiler çözümlenir. 3. adım: Denemede ise yazarın tartıştığı konu, ulaşmak istediği ana fikir, ana fikri destekleyen yardımcı düşünceler ve başvurduğu karşılaştırma, örnekleme, tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yolları belirlenir.
Kısaca
- Metinde anlam oluştururken önce ön bilgilerle bağlantı kurulur; San’at şiirindeki “sen” (Batı hayranlığı) ve “biz” (Anadolu ve millî kültür) anlayışları Yahya Kemal Beyatlı’nın Endülüs’te Raks ve Necmettin Halil Onan’ın Bir Yolcuya şiirleriyle karşılaştırılır.
- Edebî metinler (örneğin Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine şiiri) dış gerçekliği kurgulayarak öznel ve çok anlamlı biçimde aktarırken; öğretici metinler (örneğin Çanakkale Savaşları ansiklopedi maddesi) gerçekliği değiştirmeden nesnel bilgi verir.
- Edebiyat malzemesi dil olan zihinsel bir sanattır ve diğer bilim dallarıyla ilişkilidir: Peyami Safa’nın Matmazel Noraliya’nın Koltuğu romanında kahramanın iç dünyası psikoloji ile, Tarık Buğra’nın Oğlumuz hikâyesinde aile ve toplum yapısı sosyoloji ile, tarihî kurgular ise tarih bilimiyle bağ kurar.
- Şairler sınırlı sayıdaki kelimelere yeni anlamlar yükleyerek imge üretir, soyut kavramları somut işaretlerle (sembol; örneğin Sezai Karakoç’un Köşe şiirinde “köşe”nin gönlü simgelemesi) anlatır ve söyleyişte ünsüz benzeşmesi, ünsüz yumuşaması, ünlü daralması, ünlü düşmesi, ulama gibi ses olaylarından yararlanır.
- Dizelerde anlam derinliği ve estetik haz oluşturmak için teşbih, açık ve kapalı istiare, tezat, mecazımürsel, teşhis, intak, mübalağa, tenasüp, tecahülüarif, hüsnütalil ve telmih gibi edebî sanatlara başvurulur.
- Doğrudan ve yoruma gerek bırakmadan aktarılan mesaja açık ileti, imgelerle sezdirilen ve okurun çıkarım yapmasını gerektiren mesaja ise örtük ileti denir; Sakarya Türküsü’nde Sakarya Nehri’nin akışı açık iletiyi, insan ömrünün ve tarihî mücadelenin akışı örtük iletiyi oluşturur.
- Deneme metinlerinde (Picasso’nun Hatları ve Suut Kemal Yetkin’in Canım Kitap metni) konu, ana düşünce ve onu destekleyen yardımcı düşünceler belirlenir; yazarın görüşlerini açıklarken kullandığı karşılaştırma, tanık gösterme ve örnekleme gibi düşünceyi geliştirme yolları çözümlenir.
Bu dersin öteki kaynakları
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Türk Dili ve Edebiyatı 9.Sınıf Ders Kitabı Ders kitabı
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Şiir ve Deneme Okuma: San’at ve Picasso’nun Hatları Çalışma kâğıdı