Bir kilimdeki nakış, bir camideki hat, bir türkü ya da bir şiir dizesi; insanların duygu, düşünce ve hayallerini anlatmanın farklı yollarıdır. Edebiyat dünyasına giriş olan Sözün İnceliği temasında bu hafta iki metin okuyacağız: Faruk Nafiz Çamlıbel’in San’at adlı şiiri ve Rasim Özdenören’in Picasso’nun Hatları adlı denemesi. Okumayı öncesi, sırası ve sonrasıyla nasıl yöneteceğimizi; sanatı, güzel sanatları, edebî dilin özelliklerini ve deneme türünü öğreneceğiz.
Okumayı yönetmek: öncesi, sırası, sonrası
Kitapta her okuma metni üç aşamada işlenir: okuma öncesi, okuma sırası ve okuma sonrası.
Okumaya başlamadan önce metnin başlığına ve yanındaki görsellere bakılır. Bunlardan yola çıkarak metnin içeriği hakkında bir tahmin yapılır ve not edilir. Metin okunduktan sonra içeriği kısaca yazılır; tahminin içerikle örtüşen yönleri bulunur.
Okuma sırasında metin, türüne uygun biçimde okunur. San’at şiiri için söz korosu yapılır: Her dörtlüğün ilk iki dizesini bir takım, son iki dizesini öbür takım vurgu ve tonlamaya dikkat ederek okur. Picasso’nun Hatları denemesi ise düzyazıya özgü vurgu ve tonlamayla sesli okunur.
Okuma bittikten sonra metnin söz varlığı incelenir. Bir kelimenin sözlükteki anlamı ile metinde kazandığı anlam karşılaştırılır. Sözlükte birden çok anlamı olan kelimede cümlenin bağlamına uyan anlam seçilir. Metindeki kelimelerin güncel yazımı TDK Güncel Türkçe Sözlük’e bakılarak belirlenir (san’at → sanat, mûsikî → musiki gibi). Üç nokta ve virgül gibi işaretlerin metindeki kullanımı da TDK’nin noktalama kurallarıyla karşılaştırılır.
San’at şiiri: “sen” ve “biz”in sanatı
San’at, Faruk Nafiz Çamlıbel’in (1898-1973) Han Duvarları adlı eserinden alınmış bir şiirdir. Şair, edebiyat öğretmeni olarak Kayseri, Ankara ve İstanbul’da çalışmış; Beş Hececiler (Hecenin Beş Şairi) diye anılan grupta yer almıştır. Eserlerinde Anadolu kültürünü ve millî, manevi değerleri yüceltir. Han Duvarları şiiri sayesinde Anadolu’yu gerçekçi bir bakışla ele alan ilk şairler arasında sayılır.
Şiirde şair, “sen” diye seslendiği kişinin sanat anlayışı ile “biz” dediği kendi sanat anlayışını karşılaştırır. “Sen” kırk asırlık bir mabetteki ince mozayikten, sahnede raks eden beyaz kelebekten, fırtınayı andıran orkestra seslerinden ve yabancı bir şehirdeki kadın heykelinden etkilenir. “Biz” ise duvardaki bir sülüs yazıdan, bir parça yeşil çiniden, zeybeğin toprağa diz vuruşundan, acı çekenlerin nefeslerinden ve köylünün kıvrılmayan belinden etkilenir.
Son dörtlükte şair, karşılarında yazılmamış bir destan gibi duran Anadolu varken başka sanat bilmediklerini söyler ve “sen”e yollarının ayrıldığını bildirir. Böylece şair “biz” sanat anlayışını benimser; sanatın kaynağını Anadolu’nun kültüründe ve insanında bulur.
| Şiirdeki kelime | Sözlük anlamı |
|---|---|
| raks | dans |
| sülüs | Arap alfabesiyle yazılan, süslü bir yazı türü |
| zeybek | Batı Anadolu efesi |
| musiki (mûsikî) | müzik |
| bahar (bahâr) | ilkbahar |
Sanat, güzel sanatlar ve edebiyat
Tarihin ilk dönemlerinden bu yana insanlar duygu, düşünce ve hayallerini farklı yollarla anlatmıştır. Sanat, insanın zihnindeki duygu, düşünce ve hayallerin bir esere yansımasıdır. Sanat, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurar ve insanı yaşama bağlar.
Sanatın amacı güzele ulaşmaktır. Sanatçı, başkalarının göremediğini görür ve eseriyle estetik değere ulaşır. Sanat eserleri okurda, dinleyicide ve izleyicide estetik beğeni ile heyecan uyandırır; insanı manevi yönden yüceltir ve eğitir. Sanatçı bazen kendi iç dünyasını, bazen toplumsal olayları, kültürel değerleri ya da evrensel temaları anlatır.
Her sanatçı eserini bir malzemeyle oluşturur: Heykeltıraş malzemesine şekil verir, ressam boyaları kullanır, müzisyen sesleri notalarla dizer. Güzel sanatlar üç gruba ayrılır. Bu ayrımda kullanılan malzemeye, sanatın hangi duyu organına seslendiğine ve nerede sergilendiğine bakılır.
Edebiyat; olayları, duyguları, düşünceleri ve hayalleri dil aracılığıyla, sözlü ya da yazılı olarak biçimlendirme sanatıdır. Öbür güzel sanatlardan farkı, hiçbir maddi malzemeye, alete ya da mekâna bağlı olmamasıdır; bütünüyle zihinsel bir sanattır. Edebiyatın malzemesi dildir. Günlük hayatta insanların anlaşmasını sağlayan dil, sanatçının kendine özgü kullanımıyla zenginleşir.
Edebiyat başka bilim dallarıyla da ilişkilidir. Sanatçı tarihî olayları kurgularken tarihten, kahramanlarının ruh hâlini çözümlerken psikolojiden, toplumla ilgili konularda sosyolojiden yararlanır.
| Güzel sanatlar grubu | Sanat dalları |
|---|---|
| Plastik (görsel) sanatlar | resim, mimari, heykel, hat, kabartma, tezhip, minyatür, ebru, fotoğrafçılık |
| Fonetik (işitsel) sanatlar | edebiyat, müzik |
| Ritmik (dramatik) sanatlar | tiyatro, bale, dans, opera, sinema |
Edebî metnin dili: kurmaca, imge, sembol ve ileti
Edebî metinler kurmaca metinlerdir. Şair ya da yazar, dış dünyadaki gerçekliği olduğu gibi anlatmaz; onu kendi süzgecinden geçirir, duygu ve sezgilerini, bunların uyandırdığı çağrışımları kurgulayarak okura aktarır. Öğretici metinler ise konuları hakkında nesnel bilgi verir ve gerçekliği olduğu gibi yansıtır. Bu yüzden öğretici bir metinden bütün okurlar aynı anlamı çıkarır; edebî bir metin ise okurdan okura farklı anlamlar kazanabilir.
Edebî dil günlük dilden ayrılır ve çok anlamlıdır. Sanatçılar günlük dilin anlatım biçimlerinden ve kalıplaşmış sözlerinden yararlanabilir; bu, metne içtenlik katar. Ancak dildeki kelimelerin sayısı sınırlı, sanatçının hayalleri sınırsızdır. Bu yüzden sanatçı kelimelere, kelime gruplarına ve cümlelere yeni anlamlar yükler. Bu dönüşümün sonucunda imge ortaya çıkar.
Sembol, duyularla anlatılamayan bir şeyi karşılayan somut nesne ya da işarettir. Örneğin Sezai Karakoç’un Köşe şiirinde “köşe” kelimesi gönlü sembolize eder.
Sanatçı anlatmak istediğini bazen açıkça söyler, bazen sezdirir. Doğrudan ve net aktarılan iletiye açık ileti denir; okurun yorum yapmasına gerek kalmaz. Hissettirilen, sezdirilen ve çağrıştırılan iletiler örtük iletidir; okurun çıkarım yapmasını gerektirir ve metnin etkileyiciliğini artırır. Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsü adlı şiirindeki “Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya” dizesi, açık iletiyle Sakarya Nehri’nin akışını anlatır; örtük iletiyle insan ömrünün su gibi hızla akıp gittiğini sezdirir.
Şair ve yazarın bir araya getirdiği kelimeler her okurda başka duygu, düşünce ve hayaller uyandırabilir. Kelimeler çok anlamlı olduğu için metinde anlam katmanları oluşur; bu katmanlar metnin çağrışım gücünü artırır. Aynı metin; okurun ruh hâline, yaşına, öğrenimine, hayata bakışına ve metnin okunduğu döneme göre farklı çağrışımlar uyandırabilir.
Sanatçılar edebî sanatlara şu amaçlarla başvurur: anlatımı zenginleştirmek, esere anlam derinliği katmak, sözü daha etkili kılmak ve okurda estetik haz uyandırmak. Bir şiirdeki edebî sanatları bilen okur, şiirin açık ve örtük iletilerini, anlam zenginliğini ve çağrışım gücünü daha kolay kavrar.
| Edebî sanat | Nasıl yapılır? |
|---|---|
| Teşbih (benzetme) | Nitelikçe zayıf olan, güçlü olana benzetilir; benzeyen ve benzetilen mutlaka bulunur. |
| Kapalı istiare (eğretileme) | Yalnız benzeyen söylenir; benzetileni okur zihninde tamamlar. |
| Açık istiare (eğretileme) | Yalnız benzetilen söylenir. |
| Tezat (zıtlık) | Anlamca birbirine karşıt kelimeler bir arada kullanılır. |
| Mecazımürsel (ad aktarması) | Bir söz, benzetme amacı olmadan başka bir sözün yerine kullanılır (hilal → Türk bayrağı). |
| Teşhis (kişileştirme) | İnsana ait özellikler insan dışındaki varlıklara verilir. |
| İntak (konuşturma) | İnsan dışındaki varlıklar insan gibi konuşturulur. |
| Mübalağa (abartma) | Bir durum olduğundan farklı, abartılarak anlatılır. |
| Tenasüp (uygunluk) | Aynı konuyla ilgili kelimeler bir arada kullanılır. |
| Tecahülüarif (bilmezlikten gelme) | Bilinen bir gerçek, bilinmiyormuş gibi gösterilir. |
| Hüsnütalil (güzel nedene bağlama) | Gerçek bir olay, güzel ve hayalî bir nedene bağlanır. |
| Telmih (hatırlatma) | Geçmişte yaşanmış önemli bir olay ya da ünlü bir kişi hatırlatılır. |
Deneme türü ve Picasso’nun Hatları
Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlar; insan dil sayesinde düşünür ve hisseder. Yazı sayesinde zaman ve mekân sınırı aşılır. Yazma yalnız bilgi vermek için yapılmaz, okura zevk vermeyi de amaçlar. Bu amaçla hikâye, roman, şiir, deneme, makale, fıkra gibi türlerde eserler yazılır.
Deneme, yazarın kendi seçtiği bir konuda kişisel görüş ve düşüncelerini, kesin sonuçlara ulaşmadan anlattığı yazı türüdür. Deneme yazarı yaşam, doğa, sanat, edebiyat ve dünya görüşü gibi insanla ilgili konuları işler. Gözlem ve deneyimlerinden yararlanır; kendi kendine konuşur gibi samimi ve yapmacıksız bir dil kullanır.
Deneme türünü ortaya koyup onu öbür türlerden ayıran yazar Montaigne’dir (Monteyn). Suut Kemal Yetkin, Nurullah Ataç, Sabahattin Eyuboğlu, Salah Birsel ve Şevket Rado, Türk edebiyatında denemenin tanınmış temsilcilerindendir.
Picasso’nun Hatları, Rasim Özdenören’in (1940-2022) Ruhun Malzemeleri adlı kitabında yer alan ve Temmuz 1979 tarihini taşıyan bir denemedir. Kahramanmaraş’ta doğan yazar Mavera dergisini kurmuş, şöhretini öykü kitaplarıyla kazanmış, düşünce eserleriyle de dikkat çekmiştir.
Deneme, Picasso’nun İslami harflere benzeterek yaptığı söylenen resimlerden yola çıkar. Bazıları bu resimlere bakıp Picasso’nun hat sanatının etkisinde kaldığını düşünür. Yazar ise Picasso’nun İslami bir niyet taşımadığını, hatları yalnız bir malzeme olarak kullandığını ve onları kendi kültürünün süzgecinden geçirerek yeniden anlamlandırdığını düşünür.
Yazara göre gelenekten yararlanmak basite indirgenemez. Geleneğe ait biçimler, onları meydana getiren ruhtan koparılıp yalnız malzeme olarak kullanılırsa istenen sonuca ulaşılamaz. Bu yüzden kendi sanat ve edebiyat geleneğinden yararlanmak isteyen kişi, önce o sanatı oluşturan ruhu kendi bağlamı içinde kavramalıdır.
Kitaptaki bir başka deneme olan Suut Kemal Yetkin’in Canım Kitap adlı metni, ıssız bir adaya hangi romanların götürüleceği sorusundan yola çıkar. Yazar, edebiyatın ve kitabın insan hayatındaki vazgeçilmez yerini kendi gözlem ve duygularıyla anlatır.
Örnekler
Örnek 1Picasso’nun Hatları başlığını gören bir öğrenci, “Bu metin bir ressamın resimlerini anlatıyor olabilir.” diye tahmin ediyor. Okumayı yönetmek için öğrenci bu tahminle ne yapmalıdır?
Cevabı göster
Tahminini okumadan önce not etmelidir. Metni okuduktan sonra denemenin içeriğini kısaca yazıp tahminiyle karşılaştırmalıdır. Deneme, Picasso’nun İslami harflere benzeterek yaptığı söylenen resimlerden yola çıkar; bu yön tahminle örtüşür. Ancak yazar bu resimleri görmediğini söyler ve onları anlatmaz. Asıl üzerinde durduğu soru, Picasso’nun hat sanatının etkisinde kalıp kalmadığı ve gelenekten nasıl yararlanılması gerektiğidir; bu yön tahminde yoktur.
Örnek 2“Kanaat” kelimesinin sözlükte dört anlamı vardır: 1. elindekinden hoşnut olma, 2. yetinme, 3. birine ya da bir şeye duyulan güven, 4. görüş. Picasso’nun Hatları’ndaki “… böyle bir kanaata varıyoruz?” sorusunda kelime hangi anlamdadır?
Cevabı göster
4. anlamda, yani “görüş” anlamındadır. Cümlede yazar, bazı şiirlere neden “İslami” diyemediğimizi sorgular ve bu konuda varılan yargıdan söz eder. Bağlama uyan anlam budur; hoşnutluk, yetinme ve güven anlamları cümleye uymaz.
Örnek 3San’at şiirinin üçüncü dörtlüğünde bale ile zeybek oyunu karşılaştırılır. Şair bu karşılaştırmayla neyi göstermek ister?
Cevabı göster
Dörtlükte “sen”, çiçekli bir sahnede raks eden beyaz kelebeği, yani baleyi izlerken derinden titrer. “Biz”in kalbini ise toprağa diz vuran zeybek yerinden oynatır. Şair iki dansı yan yana koyarak iki sanat anlayışının farkını somut bir örnekle gösterir: “Sen” sahnedeki gösteriden, “biz” Anadolu’nun kendi oyunundan etkilenir. Son dörtlükte de Anadolu’yu kaynak alan “biz” anlayışını seçer.
Örnek 4Ebru, opera, müzik, hat, sinema ve edebiyatı güzel sanatların üç grubuna yerleştiriniz.
Cevabı göster
Plastik (görsel) sanatlar: ebru, hat. Fonetik (işitsel) sanatlar: müzik, edebiyat. Ritmik (dramatik) sanatlar: opera, sinema.
Örnek 5Kitapta Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri ile İslâm Ansiklopedisi’nden alınan Çanakkale Savaşları adlı metin birlikte verilir. Bu metinlerden hangisi edebî, hangisi öğreticidir? Gerekçesiyle açıklayınız.
Cevabı göster
Çanakkale Savaşları metni öğreticidir. Harekâtın amaçlarını nesnel bilgilerle anlatır ve gerçekliği olduğu gibi yansıtır; her okur ondan aynı anlamı çıkarır. Çanakkale Şehitlerine ise edebî metindir. Şair olayı kendi duygu ve hayalleriyle kurgular, okura hissettirir ve sezdirir; okurlar ondan farklı anlamlar çıkarabilir.
Örnek 6Picasso’nun Hatları’nda yazar, sözünü ettiği resimleri görmediğini açıkça söyler ve görüşünü “inanıyorum”, “sanıyorum” gibi sözlerle bildirir. Bu durum deneme türünün hangi özelliğini gösterir?
Cevabı göster
Denemede yazar, kesin sonuçlara varmadan kişisel görüşlerini anlatır. Özdenören de kesin bir hüküm vermez; konuya kendi bakış açısından yaklaşır ve düşüncesini içten bir dille paylaşır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Okuma öncesinde metnin içeriği hakkında tahmin yaparken nelerden yararlanılır?
Tahmin, metnin başlığından ve yanındaki görsellerden hareketle yapılır; okumadan sonra içerikle karşılaştırılır.
2San’at şiirinde “biz” sanat anlayışına ait olan hangisidir?
Zeybeğin toprağa diz vuruşu “biz”in kalbini yerinden oynatır; öbür üçü “sen”i etkileyen şeylerdir.
3Edebiyatı öbür güzel sanatlardan ayıran özellik hangisidir?
Edebiyat için maddi malzeme, alet ya da mekân gerekmez; bütünüyle zihinsel bir sanattır ve malzemesi dildir. Öbür üç özellik bütün sanat eserlerinde görülür.
4Sezai Karakoç’un Köşe şiirinde “köşe” kelimesi gönlü karşılar. Bu kullanım hangi kavramla açıklanır?
Sembol, duyularla anlatılamayan bir şeyi karşılayan somut nesne ya da işarettir; şiirde köşe gönlü sembolize eder.
5Doğru mu, yanlış mı?
- Edebî metinler dış dünyadaki gerçekliği hiç değiştirmeden aktarır.
Edebî metinler kurmacadır; gerçeklik sanatçının süzgecinden geçerek aktarılır.
- Okurlar aynı edebî metinden farklı anlamlar çıkarabilir.
Öğretici metinden ise okurlar aynı anlamı çıkarır.
- Açık iletilerde okurun çıkarım yapması gerekir.
Çıkarım gerektiren iletiler örtük iletilerdir; açık iletide yorum gerekmez.
- Faruk Nafiz Çamlıbel, Beş Hececiler grubunda yer alan şairlerdendir.
Bu grup Hecenin Beş Şairi adıyla da anılır.
- Deneme yazarı, konusunu kesin sonuçlara bağlamak zorundadır.
Denemede görüşler kesin sonuçlara varılmadan anlatılır.
- Edebî metinler dış dünyadaki gerçekliği hiç değiştirmeden aktarır.
6Edebî sanatları tanımlarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Kelimeleri uygun boşluklara yerleştiriniz. Bir kelime artacak.
- Sanatçının kelimelere yeni anlamlar yüklemesiyle ortaya çıkar.
- Edebiyatın malzemesi olan , günlük hayatta anlaşma aracıdır ve sanatçının elinde zenginleşir.
- Picasso’nun Hatları denemesi özgü vurgu ve tonlamayla sesli okunur.
- Okura sezdirilen ve çıkarım yapmasını gerektiren iletilere ileti denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Suut Kemal Yetkin’in Canım Kitap adlı metni hangi özellikleri nedeniyle bir denemedir? Açıklayınız.
1. ipucu: Yazar hangi sorudan yola çıkıyor? Bu soru üzerine kesin bilgiler mi veriyor, yoksa kendi görüşlerini mi anlatıyor?
2. ipucu: Metindeki “Bana öyle geliyor ki”, “Bence” gibi sözler ve yazarın kendi alışkanlıklarından söz etmesi, anlatımı hakkında ne söyler?
Cevap: Yazar, ıssız bir adaya hangi romanların götürüleceği sorusundan yola çıkarak edebiyatın ve kitabın insan hayatındaki vazgeçilmez yerini anlatır. Bu konuda kesin sonuçlar ileri sürmez; “Bana öyle geliyor ki”, “Bence” gibi sözlerle kişisel görüşlerini paylaşır. Kendi alışkanlıklarını ve gözlemlerini anlatır; dili samimi ve yapmacıksızdır, yazar adeta kendi kendine konuşur. Bu özellikler metni deneme yapar.
Kısaca
- Okuma üç aşamada yönetilir: öncesinde başlık ve görsellerden tahmin, sırasında türe uygun vurgu ve tonlama, sonrasında tahmini içerikle karşılaştırma ve söz varlığını inceleme.
- San’at şiirinde Faruk Nafiz Çamlıbel, “sen” ve “biz” sanat anlayışlarını karşılaştırır; sanatın kaynağını Anadolu’da bulan “biz” anlayışını benimser.
- Sanat, insanın duygu, düşünce ve hayallerinin bir esere yansımasıdır; amacı güzele ulaşmaktır.
- Güzel sanatlar üç gruptur: plastik (görsel), fonetik (işitsel), ritmik (dramatik). Edebiyat fonetik sanatlardandır ve malzemesi dildir.
- Edebî metin kurmacadır ve farklı yorumlara açıktır; öğretici metin nesnel bilgi verir, gerçekliği olduğu gibi yansıtır.
- Edebî dil çok anlamlıdır; kelimelere yüklenen yeni anlamlarla imge oluşur. Sanatçı iletisini açıkça söyleyebilir ya da sezdirebilir; edebî sanatlar anlatımı zenginleştirir.
- Deneme, yazarın seçtiği konuda kesin sonuca varmadan kişisel görüşlerini içten bir dille anlattığı türdür; türü ortaya koyan yazar Montaigne’dir.
Bu dersin öteki kaynakları
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Türk Dili ve Edebiyatı 9.Sınıf Ders Kitabı Ders kitabı