Kadere iman esası, günlük yaşamda sıkça kullanılan hidayet, dalalet, hayır, şer, rızık, ecel, ömür, başarı ve tevekkül kavramlarının doğru anlaşılmasıyla anlam kazanır. İslam akaidinde bu kavramların tamamı, Yüce Allah'ın mutlak ilmi ve yaratması (halk) ile insanın akıl ve cüz'î iradesine dayalı seçimi (kesb) arasındaki denge üzerinden açıklanır.
Hidayet-Dalalet ve Hayır-Şer Kavramlarında İrade Sorumluluğu
Sözlükte 'doğru yolu göstermek, rehberlik etmek' anlamına gelen hidayet (اَلْهِدَايَةُ), ıstılahta Yüce Allah'ın insanlara akıl, fıtrat, peygamber ve ilahi kitaplar aracılığıyla hak yolu göstermesi ve imanı tercih eden kulun kalbine bu doğru yolu yerleştirmesidir. Hidayetin karşıtı olan dalalet (اَلضَّلَالَةُ) ise 'doğru yoldan sapmak, şaşırmak ve hakikatten uzaklaşmak' demektir. Kur'an-ı Kerim'de 'Şüphesiz biz ona (insana) doğru yolu gösterdik; artık o ister şükredici olsun ister nankör.' (İnsân, 76/3) buyrularak hidayet veya dalalet yoluna yönelmenin kulun kendi cüz'î iradesine bırakıldığı açıkça bildirilmiştir.
Ehl-i Sünnet kelamcılarına göre Yüce Allah insanları zorla mümin veya zorla inkârcı yapmaz. Kul, kendisine verilen akıl ve cüz'î iradeyle hakikati arayıp imana yöneldiğinde Allah onun gönlüne hidayet yaratır; kibir, inat ve ön yargıyla hakikate sırt çevirdiğinde ise kendi tercihi sebebiyle onu dalalette bırakır. Dolayısıyla hidayet ve dalaletin başlangıcındaki yönelim (kesb) kula, bu yönelimin sonucunda kalpte iman veya inkâr hâlinin yaratılması (halk) ise Yüce Allah'a aittir.
Benzer şekilde sözlükte 'iyilik, faydalı ve güzel iş' anlamına gelen hayır (اَلْخَيْرُ) ile 'kötülük, zararlı ve çirkin davranış' anlamına gelen şer (اَلشَّرُّ) kavramları da kulun iradi tercihleriyle doğrudan bağlantılıdır. Yüce Allah kâinatta imtihan sırrı gereği hem hayrı hem de şerri yaratır; ancak Allah kullarının hayır işlemesine razı olurken (rızâ), şer işlemelerine razı olmaz. İnsan cüz'î iradesiyle hayrı seçtiğinde sevap, şerri seçtiğinde ise günah kazanır (Zilzâl, 99/7-8).
Ömür, Ecel, Rızık ve Başarı Kavramlarının Çözümlenmesi
Kaderle ilişkilendirilen kavramlardan ömür (اَلْعُمْرُ), insanın doğumundan ölümüne kadar geçen yaşam süresini; ecel (اَلْأَجَلُ) ise bu yaşam süresinin sona erdiği, Allah tarafından takdir edilmiş ölüm vaktini ifade eder. Ecelin ne zaman geleceğini Yüce Allah bilir; ancak insana düşen görev, kendisine emanet edilen sağlığı korumak, tehlikelerden sakınmak (tedbir almak) ve ömrünü salih amellerle değerlendirmektir.
Sözlükte 'yenilen, içilen ve faydalanılan her türlü nimet' anlamına gelen rızık (اَلرِّزْقُ), Yüce Allah'ın bütün canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için yarattığı maddi ve manevi olanakların tamamıdır. Allah er-Rezzâk (اَلرَّزَّاقُ) ismiyle yeryüzündeki rızkın tek yaratıcısı ve kefilidir (Hûd, 11/6); fakat rızkı meşru ve helal yollardan arayıp kazanmak kulun iradi çabasına bağlanmıştır. 'İnsan için kendi çalıştığından başkası yoktur.' (Necm, 53/39) ayeti, rızık ve başarıda insan emeğinin belirleyici rolünü ortaya koyar.
Haram yoldan elde edilen kazanç da dünya hayatında kişinin faydalandığı bir rızık sayılmakla birlikte, kul helal rızık varken cüz'î iradesiyle haramı seçtiği için ahirette bundan hesaba çekilecektir. Aynı şekilde başarı ve başarısızlık da rastlantı veya kör bir talih değil; sünnetullah gereği planlı çalışma, yöntem doğruluğu ve sabır gibi sebeplere riayet edilip edilmemesinin doğal sonucudur.
Sahih Tevekkül Anlayışı ve 2. Ünite Genel Değerlendirmesi
Sözlükte 'güvenmek, dayanmak ve işi birine havale etmek' anlamına gelen tevekkül (اَلتَّوَكُّلُ), ıstılahta bir amaca ulaşmak için sünnetullaha uygun maddi ve manevi bütün önlemleri (tedbir) eksiksiz aldıktan sonra kalben Yüce Allah'a güvenip sonucu O'ndan beklemektir. Kur'an-ı Kerim'de 'Kararını verdiğin zaman artık Allah'a tevekkül et (dayanıp güven). Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever.' (Âl-i İmrân, 3/159) buyrularak istişare, hazırlık ve azim sonrasında tevekkül edilmesi emredilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), devesini başıboş bırakıp 'Allah'a tevekkül ettim' diyen bir bedevîye 'Önce deveni bağla, sonra Allah'a tevekkül et!' (Tirmizî, Kıyâmet, 60) buyurarak tedbirsizliği tevekkül zanneden yanlış kaderci anlayışı düzeltmiştir. Sebeplere sarılmadan sonuç beklemek tevekkül değil, teekkül (hazırcılık ve tembellik) olarak nitelendirilir.
Ünite genelinde ele alındığı üzere; Allah'a ve kadere iman, insanı pasifliğe iten bir mecburiyet öğretisi değil; Yüce Allah'ın İlim, İrade, Kudret ve Tekvin sıfatlarını kâinattaki ölçü ve düzende (sünnetullah) okuyarak akıl, cüz'î irade, tedbir ve tevekkül bilinciyle sorumluluk üstlenmeyi sağlayan bütüncül bir tevhid inancıdır.
Örnekler
Örnek 1Kur'an-ı Kerim'de yer alan 'Şüphesiz biz ona (insana) doğru yolu gösterdik; artık o ister şükredici olsun ister nankör.' (İnsân, 76/3) ayetini hidayet ve dalalet kavramları açısından yorumlayınız.
Cevabı göster
Ayet, Yüce Allah'ın insana akıl, peygamber ve vahiy göndererek doğru yolu (hidayeti) açıkça gösterdiğini, ancak iman veya inkâr yolunu seçmeyi kulun cüz'î iradesine bıraktığını ifade eder. Dolayısıyla hidayete ermek de dalalete düşmek de insanın kendi iradi yöneliminin sonucudur.
Örnek 2Ehl-i Sünnet kelamcılarına göre Yüce Allah'ın şerri yaratması ile şerre razı olmaması arasındaki fark nedir?
Cevabı göster
Kâinatta Allah'tan başka yaratıcı olmadığı için kulun cüz'î iradesiyle seçtiği şer fiili de imtihan sırrı gereği yaratan Allah'tır. Ancak bir fiili yaratmak (halk ve tekvînî irade) ona razı olmak anlamına gelmez; Allah kullarına iyiliği emreder, kötülüğe ve zulme razı olmaz.
Örnek 3Ömür ve ecel kavramlarını tanımlayarak 'Sağlığa dikkat etmek eceli değiştirir mi?' sorusunu akaid ilkeleriyle açıklayınız.
Cevabı göster
Ömür doğumdan ölüme kadar geçen yaşam süresi, ecel ise bu sürenin bittiği ölüm anıdır. İnsan ecelinin ne zaman geleceğini bilemez; ancak sağlığını korumak, tedavi olmak ve tehlikeden kaçınmak sünnetullaha uymaktır ve Allah'ın kul için takdir ettiği ömrü sağlıklı tamamlamasına vesile olur.
Örnek 4Yüce Allah'ın 'er-Rezzâk' olması ile insanın rızkını kazanmak için çalışması arasında nasıl bir ilişki vardır?
Cevabı göster
Allah er-Rezzâk ismiyle kâinattaki bütün nimetleri ve besin kaynaklarını yaratan tek kudrettir. Ancak yaratılan bu rızka meşru ve helal yollardan ulaşmak, Necm suresi 39. ayette bildirildiği üzere insanın kendi emeğine, alın terine ve cüz'î iradesine bağlanmıştır.
Örnek 5Hz. Peygamber'in (s.a.v.) 'Önce deveni bağla, sonra Allah'a tevekkül et!' hadisi hangi yanlış kader anlayışını reddetmektedir?
Cevabı göster
Bu hadis, gerekli maddi önlemleri (tedbiri) almadan, çalışmadan ve sebeplere başvurmadan 'Nasıl olsa kaderimde ne varsa o olur' diyerek tembellik yapmayı tevekkül zanneden pasif kaderci (cebrî) anlayışı reddetmektedir.
Örnek 6Fiilî dua ile kavlî (sözlü) dua arasındaki farkı bir öğrenci örneği üzerinden açıklayınız.
Cevabı göster
Bir öğrencinin sınavda başarılı olmak için derslerini düzenli çalışması, tekrar yapması ve uykusuna dikkat etmesi 'fiilî dua'dır. Bu hazırlığı yaptıktan sonra 'Rabbim, zihnimi aç ve emeğimi zayi etme' diyerek niyazda bulunması ise 'kavlî dua'dır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Yüce Allah'ın insanlara akıl, fıtrat, peygamberler ve ilahi kitaplar aracılığıyla hakikati göstermesi ve samimiyetle yönelen kulun kalbine imanı yerleştirmesi aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?
Sözlükte doğru yolu göstermek ve rehberlik etmek anlamına gelen, dalalet kavramının zıddı olan terim hidayettir.
2İslam akaidinde rızık kavramı ve Yüce Allah'ın 'er-Rezzâk' ismiyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Ehl-i Sünnet akaidine göre rızkın yaratıcısı Allah'tır (er-Rezzâk); kul ise cüz'î iradesini kullanarak rızkını meşru ve helal yollardan kazanmakla sorumludur.
3Hz. Ömer, Şam'da veba salgını çıktığını öğrenince orduyla şehre girmekten vazgeçmiş; Ebû Ubeyde'nin 'Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?' sorusuna 'Evet, Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine sığınıyorum.' cevabını vermiştir. Bu olay aşağıdaki ilkelerden hangisini doğrudan destekler?
Hz. Ömer'in tavrı, bulaşıcı hastalığa karşı karantina ve tedbir uygulamanın kaderden kaçmak değil, bizzat Allah'ın koyduğu yasalara (kaderine) uymak olduğunu gösterir.
4Aşağıdaki davranışlardan hangisi İslam akaidindeki 'sahih tevekkül' anlayışına uygun bir örnektir?
Sahih tevekkül, sünnetullaha uygun maddi sebeplere (tarlayı sürme, tohum ekme, sulama) sarıldıktan sonra sonucu Allah'a bırakmaktır.
5
- Hidayet doğru yolu bulmayı, dalalet ise hak yoldan saparak batıla yönelmeyi ifade eder.
- Ehl-i Sünnet'e göre Yüce Allah kâinatta hem hayrı hem de şerri yaratır; ancak kullarının şer işlemesine razı olmaz.
- İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen yaşam süresine ecel, ölüm anına ise ömür adı verilir.
- Rızık kavramı hem yiyecek ve giyecek gibi maddi nimetleri hem de ilim ve iman gibi manevi nimetleri kapsar.
- Sebeplere başvurmadan ve gerekli hazırlığı yapmadan sonucu Allah'tan beklemek sahih tevekkülün en üst derecesidir.
- Hidayet doğru yolu bulmayı, dalalet ise hak yoldan saparak batıla yönelmeyi ifade eder.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Sözlükte doğru yolu göstermek anlamına gelen kavramının karşıtı dalalettir.
- İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen yaşam süresine adı verilir.
- Necm suresi 39. ayette 'İnsan için kendi başkası yoktur.' buyrularak başarının gayrete bağlı olduğu vurgulanmıştır.
- Maddi ve manevi sebeplere sarıldıktan sonra işin sonucunu Yüce Allah'a bırakmaya denir.
- Yüce Allah'ın kendisine güvenip dayanan kullarının işlerini en güzel biçimde yönettiğini ifade eden güzel ismi olarak bilinir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Kaderle ilişkilendirilen 'hidayet-dalalet, rızık ve tevekkül' kavramlarının insanın cüz'î iradesi ve ahlaki sorumluluğuyla bağını açıklayınız.
1. ipucu: İnsân suresi 3. ayet bağlamında hidayet ve dalaletin kulun seçimiyle ilişkisini belirtiniz.
2. ipucu: Necm suresi 39. ayet çerçevesinde helal rızık ve başarıda emeğin rolünü vurgulayınız.
3. ipucu: Tevekkülün tedbir ve çalışmayı dışlamadığını, bilakis zorunlu kıldığını açıklayınız.
Cevap: Yüce Allah akıl ve vahiy yoluyla her insana doğru yolu gösterir; ancak hidayeti veya dalaleti seçmek kulun cüz'î iradesine bırakılmıştır. Benzer şekilde rızkı yaratan Allah olmakla birlikte, onu helal veya haram yoldan aramak kulun iradi çabasına bağlıdır. Tevekkül ise sünnetullah yasalarına uygun bütün tedbirleri aldıktan sonra sonucu Allah'a havale etmektir. Dolayısıyla bu kavramların tamamında kulun seçimi (kesb) ve gayreti esas alındığı için ahlaki sorumluluk doğrudan insana aittir.
Kısaca
- Hidayet Yüce Allah'ın rehberliğiyle doğru yola ulaşmayı, dalalet ise hakikatten sapmayı ifade eder; insan cüz'î iradesiyle hangi yola yönelirse Allah onu yaratır.
- Hayır (iyilik) ve şer (kötülük) imtihan gereği Allah tarafından yaratılır; ancak Allah hayra razı olurken şerre razı olmaz ve kul kendi tercihinden sorumlu tutulur.
- Ömür yaşam süresini, ecel ise ölüm vaktini gösterir; insan sağlığını korumak ve ömrünü salih amellerle geçirmekle yükümlüdür.
- Yüce Allah er-Rezzâk ismiyle bütün canlıların rızkını yaratır; kul ise rızkını meşru ve helal yollardan çalışarak kazanmakla sorumludur.
- Sahih tevekkül, sünnetullaha uygun maddi ve manevi tedbirleri eksiksiz aldıktan (fiilî dua) sonra kalben el-Vekîl olan Allah'a güvenmektir.