Birinci ünitemizde Akaid ilminin tanımını ve imanın mahiyetini öğrenmiştik. Şimdi ikinci ünitemiz olan Allah’a ve Kadere İman’a başlıyoruz! İslam inanç esaslarının temeli ve birincisi Allah’ın (c.c.) varlığına ve birliğine imandır. Bu hafta kelam âlimlerinin ve İslam filozoflarının Yüce Allah’ın varlığını aklen kanıtlamak için ortaya koydukları İspat-ı Vâcib delillerini (Hudûs, İmkân, Gâye ve Nizam, Fıtrat) ve Allah’ın birliğini ispatlayan Burhân-ı Temânu’ delilini inceleyeceğiz.
1. Allah’ın (c.c.) Varlığının Delilleri (İspat-ı Vâcib)
İslam düşünce tarihinde Yüce Allah’ın varlığını kanıtlamak (İspat-ı Vâcib) için Kur’an ayetlerinden ilham alınarak dört temel delil geliştirilmiştir: • 1) Hudûs Delili: Kelam âlimlerinin (Eş’arî ve Mâtürîdîlerin) en çok kullandığı delildir. Hudûs, 'sonradan meydana gelmek'; hâdis ise 'sonradan var olan' demektir. Delilin mantıksal kurgusu şöyledir: 1. Öncül: Âlem (evren) sürekli değişmekte ve hareket etmektedir; değişen her şey sonradan var olmuştur (hâdistir). 2. Öncül: Sonradan var olan her şeyin onu yokluktan varlığa çıkaran bir yaratıcısı (Muhdis) vardır. Sonuç: O hâlde âlemin de ezelî ve ebedî bir Yaratıcısı vardır ki O da Allah’tır (*“Yoksa onlar hiçbir şey olmadan [kendiliğinden] mi yaratıldılar, yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?”* — Tûr, 35). • 2) İmkân Delili: Fârâbî ve İbn Sînâ gibi İslam filozoflarının merkeze aldığı delildir. Aklî olarak varlık üç kısma ayrılır: a) Vâcibü’l-Vücûd (Varlığı zorunlu olan, var olmak için başkasına muhtaç olmayan — yalnız Allah), b) Mümkünü’l-Vücûd (Varlığı da yokluğu da eşit derecede mümkün olan — evrendeki tüm yaratılmışlar) ve c) Mümteniu’l-Vücûd (Varlığı imkânsız olan — Allah’ın ortağının olması gibi). Evrendeki her şey 'mümkün' olduğundan, kendi kendine var olamaz; onu yokluk yerine varlığa tercih eden bir Vâcibü’l-Vücûd zorunludur.
• 3) Gâye ve Nizam (Düzen ve Amaç) Delili: Kur’an’da en sık vurgulanan delildir (*“O’nun yarattığında hiçbir düzensizlik göremezsin”* — Mülk, 3). Evrendeki fiziksel sabitlerden DNA dizilimine, gece-gündüz döngüsünden su döngüsüne kadar her şeyin insan ve canlı yaşamına uygun (inâyet) ve belli bir gayeye yönelik yaratılması, kör tesadüfü imkânsız kılar. • 4) Fıtrat, Vicdan ve Kabul-i Âmm Delili: Her insan doğuştan (fıtrat — Rûm, 30) yüce bir Yaratıcıya inanma ve sığınma eğilimiyle doğar; ayrıca tarih boyunca tüm insan topluluklarında bir Yaratıcı fikrinin bulunması (Kabul-i Âmm) bu inancın evrensel hakikatini gösterir. Kelamcılar hem Hudûs hem İmkân delilini tamamlarken teselsül (sebepler zincirinin başlangıçsız olarak sonsuza dek geriye gitmesi) ve devir (A’nın B’yi, B’nin de A’yı yaratması şeklindeki kısır döngü) ihtimallerinin aklen batıl (imkânsız) olduğunu kanıtlarlar; zincir mutlaka ilk ve ezelî Yaratıcı olan Allah’ta son bulur.
2. Allah’ın Birliği (Tevhid / Vahdâniyyet) ve Burhân-ı Temânu’
İslam inancının özü sadece Allah’ın varlığını kabul etmek değil, O’nun bir ve tek (Vâhid / Ehad) olduğuna iman etmektir (Tevhid). Nitekim Mekkeli müşrikler de yeri ve göğü Allah’ın yarattığını kabul ediyor (Lokmân, 25), ancak putları Allah’a ortak koşuyorlardı (şirk). Tevhid; Allah’ın 1) Zatında, 2) Sıfatlarında ve 3) Fiillerinde ve İbadet Edilmede (Ulûhiyyette) eşi, benzeri ve ortağının bulunmamasıdır. İhlâs Suresi tevhid akidesinin en özlü beyanıdır: *“De ki: O Allah bir tektir (Ehad). Allah Samed’dir (her şey O’na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir). O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”*
Kelam ilminde Allah’ın birliğini (birden fazla ilah olamayacağını) kanıtlayan en güçlü aklî ve naklî delile Burhân-ı Temânu’ (Birbirini Engelleme Delili) denir. Bu delil doğrudan Enbiyâ Suresi 22. ayete («لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا» — *“Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu”*) ve Mü’minûn Suresi 91. ayete dayanır. Aklî açıklaması şöyledir: Evrende iki ilah bulunsaydı ve birisi bir cismin hareket etmesini, diğeri ise aynı anda durmasını isteseydi üç ihtimal doğardı: 1. İkisinin de istediği olurdu (Bir cisim aynı anda hem durup hem hareket edemeyeceği için aklen imkânsızdır). 2. İkisinin de istediği olmazdı (İkisi de aciz kalırdı; aciz olan ilah olamaz). 3. Sadece birinin istediği olurdu (İstediğini yaptıran gerçek İlah olur, diğeri aciz kaldığı için ilah olamaz). Evrende kusursuz ve tek bir düzenin işliyor olması, Yaratıcının bir ve tek olduğunu kesin olarak kanıtlar.
Örnekler
Örnek 1Kelam ilminde Allah’ın varlığını ispatlamak için kullanılan 'Hudûs Delili'nin öncüllerini ve sonucunu maddeler hâlinde yazınız.
Cevabı göster
1. Küçük Öncül: Âlem (evren) değişmektedir ve içindeki her şey sonradan meydana gelmiştir (Âlem hâdistir). 2. Büyük Öncül: Sonradan meydana gelen (hâdis olan) her şeyin onu yoktan var eden bir yaratıcısı (Muhdisi) vardır. 3. Sonuç: O hâlde âlemin de sonradan olmayan (kadîm/ezelî) bir yaratıcısı vardır; O da Yüce Allah’tır.
Örnek 2Kelamcıların Allah’ın varlığını kanıtlarken reddettikleri 'teselsül' kavramı ne demektir ve neden imkânsızdır?
Cevabı göster
Teselsül; varlıkların yaratılışında sebep-sonuç zincirinin bir başlangıç noktası (İlk Yaratıcı) olmaksızın sonsuza kadar geriye gitmesi demektir. Teselsül imkânsızdır (batıldır); çünkü önünde sonsuz sayıda şart bulunan bir şeyin sırası gelip de varlık sahasına çıkması mümkün değildir (tıpkı birinci vagonu çeken bir lokomotif olmadan sonsuz sayıda vagonun hareket edemeyeceği gibi). Dolayısıyla zincir varlığı kendinden olan Allah’ta durmak zorundadır.
Örnek 3Enbiyâ Suresi 22. ayetteki «لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللّٰهُ لَفَسَدَتَا» (Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı ikisinin de düzeni bozulurdu) ayetine dayanan 'Temânu’ Delili' neyi ispatlar?
Cevabı göster
Temânu’ Delili, Allah’ın BİRLİĞİNİ (Tevhid / Vahdâniyyet sıfatını) ve birden fazla ilahın bulunmasının imkânsızlığını ispatlar. Çünkü birden fazla ilah olsaydı iradeleri ve hükümleri çatışır, evrende kaos çıkardı; oysa evrendeki tek ve kusursuz kozmik düzen Yaratıcının tek olduğunu gösterir.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1“Âlem sonradan var olmuştur (hâdistir); sonradan var olan her şeyin bir yaratıcısı (muhdisi) vardır; öyleyse âlemin de bir yaratıcısı vardır.” şeklindeki akıl yürütmeye dayanan İspat-ı Vâcib delili hangisidir?
Evrenin sonradan yaratılmışlığı (hudûs) ilkesinden hareket eden kelam deliline 'Hudûs Delili' denir.
2Fârâbî ve İbn Sînâ gibi İslam filozoflarının varlıkları 'Vâcibü’l-Vücûd' (Zorunlu Varlık) ve 'Mümkünü’l-Vücûd' (Mümkün Varlık) olarak ikiye ayırarak Allah’ın varlığını kanıtladıkları delil aşağıdakilerden hangisidir?
Varlığı ile yokluğu eşit olan mümkün varlıkların Zorunlu Varlığa (Vâcibü’l-Vücûd) muhtaç olmasına dayanan delil 'İmkân Delili'dir.
3“Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu.” (Enbiyâ, 22) ayeti kelam ilminde Allah’ın birliğini kanıtlayan hangi delilin temel dayanağıdır?
Birden fazla ilah olması durumunda iradelerinin çatışacağını ve düzenin bozulacağını bildiren Enbiyâ 22. ayet, 'Burhân-ı Temânu’' delilinin kaynağıdır.
4Evrendeki hassas ölçü, denge, uyum ve her varlığın belirli bir gayeye hizmet edecek şekilde tasarlanmış olmasından hareketle Allah’ın varlığını kanıtlayan delil hangisidir?
Evrendeki düzen, ölçü ve amaçlılıktan hareket eden delile 'Gâye ve Nizam (Düzen ve Amaç) Delili' denir.
5İhlâs Suresi’nde geçen ve 'Her şeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisinin ise hiçbir şeye muhtaç olmadığı' anlamına gelen ilahi isim aşağıdakilerden hangisidir?
'Allâhü’s-Samed' ayetindeki es-Samed ismi, hiçbir şeye muhtaç olmayan ve tüm varlıkların ihtiyaçlarını gideren demektir.
6Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) veya yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.
- Kelam ilminde Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini delillerle kanıtlamaya 'İspat-ı Vâcib' adı verilir.
Vâcibü’l-Vücûd olan Allah’ın varlığının ispatı demektir.
- İmkân deliline göre evrendeki yaratılmış varlıklar 'Vâcibü’l-Vücûd' (varlığı zorunlu varlık) olarak adlandırılır.
Yaratılmış varlıklar 'Mümkünü’l-Vücûd'dur; 'Vâcibü’l-Vücûd' yalnızca Yüce Allah’tır.
- Sebepler ve yaratıcılar zincirinin bir başlangıcı olmaksızın sonsuza kadar geriye gitmesine 'teselsül' denir ve teselsül aklen batıldır (imkânsızdır).
Teselsülün iptali ile zincirin ezelî Yaratıcı olan Allah’ta başladığı kanıtlanır.
- İnsanın yaratılıştan (doğuştan) Yüce bir Yaratıcıya inanma eğiliminde olmasına 'Fıtrat Delili' denir.
Rûm Suresi 30. ayet ve 'Her doğan İslam fıtratı üzere doğar' hadisi fıtrat delilinin dayanağıdır.
- Allah’a zatında, sıfatlarında veya ibadette ortak koşmaya 'tevhid' denir.
Allah’a ortak koşmaya 'şirk' denir; 'tevhid' ise Allah’ı birlemek ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamaktır.
- Kelam ilminde Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini delillerle kanıtlamaya 'İspat-ı Vâcib' adı verilir.
7Akaid ve kelam ilmindeki aşağıdaki delil ve kavramları açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
8Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Varlığı kendi zatının gereği zorunlu olan ve var olmak için hiçbir şeye muhtaç olmayan Yüce Allah’a denir.
- Sonradan meydana gelen (yaratılan) varlıklara kelam ilminde adı verilir.
- Allah’ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olduğuna inanmaya (vahdâniyyet) ilkesi denir.
- Enbiyâ Suresi 22. ayetteki 'Yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı ikisinin de düzeni bozulurdu' deliline Burhân-ı denir.
- Tarih boyunca bütün insan topluluklarında yüce bir Yaratıcı inancının bulunmasına (Genel Kabul) delili denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
9Modern astronomi ve biyolojinin ortaya koyduğu 'evrenin bir başlangıcı olduğu (Büyük Patlama / Big Bang)' ve 'evrendeki fiziksel sabitlerin yaşam için çok hassas ayarlandığı (İnce Ayar / Fine-Tuning)' bulgularını kelam ilmindeki Hudûs ve Gâye-Nizam delilleriyle ilişkilendirerek açıklayınız.
1. ipucu: Evrenin bir başlangıcı olması -> Evrenin ezelî olmayıp 'hâdis' (sonradan var olmuş) olduğunu gösterir (Hudûs Delili).
2. ipucu: Fiziksel sabitlerin ve yaşam koşullarının hassas dengesi -> 'Gâye ve Nizam Delili'ni (Mülk, 3; Kamer, 49) destekler.
Cevap: 1. Hudûs Delili ile İlişkisi: Modern kozmolojideki Büyük Patlama (Big Bang) teorisi ve termodinamiğin entropi yasası, evrenin sonsuzdan beri var olmadığını, zaman ve mekânla birlikte bir başlangıç noktasında sonradan meydana geldiğini (hâdis olduğunu) göstermiştir. Bu bulgu, kelamcıların 'Âlem hâdistir, her hâdisin bir Muhdisi (Yaratıcısı) vardır' şeklindeki Hudûs delilini bilimsel olarak teyit etmektedir. 2. Gâye ve Nizam Delili ile İlişkisi: Kütle çekim sabitinden atom içi kuvvetlere kadar evrendeki 'ince ayar' (fine-tuning), Kamer Suresi 49. ayetteki 'Biz her şeyi bir ölçüye (kadere) göre yarattık' buyruğunu ve Gâye-Nizam delilini doğrudan doğrulamaktadır.
Kısaca
- İspat-ı Vâcib Nedir?: Varlığı zorunlu olan Yüce Allah’ın (Vâcibü’l-Vücûd) varlığını ve birliğini aklî ve naklî delillerle kanıtlamaya kelam ilminde İspat-ı Vâcib denir.
- Hudûs Delili (Kelamcıların Delili): *“Âlem hâdistir (sonradan var olmuştur); sonradan var olan her şeyin bir var edicisi (Muhdis) vardır; o hâlde âlemin de ezelî bir yaratıcısı vardır, O da Allah’tır”* önermesine dayanır.
- İmkân Delili (İslam Filozoflarının Delili): Varlığı ile yokluğu eşit olan mümkün varlıkların (mümkünü’l-vücûd) varlık sahasına çıkabilmesi için, varlığı zatının gereği zorunlu olan bir Vâcibü’l-Vücûd’un (Allah’ın) tercihine muhtaç olduğunu kanıtlar.
- Gâye ve Nizam Delili: Evrendeki atomlardan galaksilere kadar her şeyde görülen hassas ölçü, uyum (inâyet) ve canlılığın yaratılışı (ihtirâ), sonsuz ilim ve kudret sahibi bir Yaratıcıyı gösterir.
- Tevhid ve Burhân-ı Temânu’: Allah’ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olmasına tevhid (vahdâniyyet) denir. Enbiyâ Suresi 22. ayetteki *“Yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı ikisinin de düzeni bozulurdu”* kanıtına Burhân-ı Temânu’ denir.