Geçtiğimiz hafta akıl ve iradenin dini sorumluluğun (teklifin) ön şartı olduğunu, küllî ve cüz'î irade ayrımını ve kelam ekollerinin irade görüşlerini incelemiştik. Bu haftaki dersimizde ise (DKAB.11.1.2) insanın özgür ve sorumlu bir varlık oluşu üzerine eleştirel düşünme becerimizi derinleştireceğiz. Ömür, ecel, rızık, tevekkül ve başarı kavramlarını irade ekseninde sorgulayacak; Allah'ın ezeli ilminin insan iradesini kısıtlamadığını (ilim maluma tabidir) ve toplumda sorumluluktan kaçmak için üretilen yanlış kader söylemlerini Kur'an ve Sünnet delilleriyle analiz edeceğiz.
1. Kaderle İlişkilendirilen Kavramların İrade ve Sorumluluk Bağlamında Sorgulanması
Günlük hayatta kaderle en çok ilişkilendirilen kavramlar ömür, ecel, rızık, başarı/başarısızlık, sağlık/hastalık ve tevekküldür. Bu kavramların doğru anlaşılması, insanın iradesi ve sorumluluğu ile ilahi takdir arasındaki dengenin kurulmasına bağlıdır:
• Ömür, Ecel, Sağlık ve Hastalık: Doğumdan ölüme kadar geçen yaşam süresine ömür, ömrün sona erdiği ana ise ecel denir. Eceli takdir eden Yüce Allah'tır; ancak insan kendisine emanet edilen beden ve ruh sağlığını korumakla, zararlı alışkanlıklardan uzak durmakla, iş ve trafik güvenliği tedbirlerini almakla ve hastalandığında tedavi olmakla mükelleftir. Kur'an-ı Kerim'de 'Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın!' (Bakara, 195) buyrulurken; Hz. Peygamber (sav) 'Ey Allah'ın kulları, tedavi olunuz! Çünkü Yüce Allah ihtiyarlık (ve ölüm) hariç, yarattığı her hastalığın şifasını da yaratmıştır' (Ebû Dâvûd, Tıb, 1) buyurmuştur.
• Rızık, Emek ve Başarı: Yüce Allah er-Rezzâk (bütün canlıların rızkını yaratan) isminin tecellisiyle yeryüzünü nimetlerle donatmıştır (Hûd, 6). Ancak rızkı ve başarıyı elde etmek için meşru ve helal yollardan çalışmak kulun cüz'î iradesine bırakılmıştır. Necm Suresi 39–40. ayetlerde: 'İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir' (وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَىٰ) buyrularak emek olmadan başarı beklenemeyeceği kesin bir dille ilan edilmiştir.
2. Yanlış Kader Söylemlerinin Eleştirel Analizi: Sorumluluktan Kaçış
Tarih boyunca ve günümüzde bazı insanlar, kendi ihmalleri, tembellikleri veya kötü tercihleri yüzünden ortaya çıkan olumsuz sonuçların sorumluluğunu üstlenmekten kaçmak için kaderi bir mazeret ve sığınak olarak kullanmışlardır. Kültürümüzde ve dilimizde yer eden 'Kader mahkûmu', 'Kader kurbanı', 'Alın yazım kara yazılmış', 'Kader utansın', 'Olacakla öleceğe çare bulunmaz' gibi deyimler çoğu zaman sorumluluğu örten Cebrî (fatalist/yazgıcı) bir anlayışı yansıtır.
Kur'an-ı Kerim, işlenen günah ve hataların faturasını Allah'ın iradesine ve kadere kesme tavrını bizzat müşriklerin bahanesi olarak teşhir eder: 'Müşrikler diyecekler ki: "Eğer Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız; hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de aynı şekilde yalanlamışlardı...' (En'âm, 148).
Oysa İslam'da kural nettir: 'Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir, kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin kullara asla zulmedici değildir!' (Fussilet, 46). Çürük malzeme kullanarak yaptığı binanın depremde yıkılmasına, aşırı hız yaparak trafik kazasına veya sınava çalışmadığı için başarısızlığa uğrayan bir kimsenin 'Takdir-i ilahi böyleymiş' diyerek kendi kusurunu gizlemesi hem akla hem de Kur'an'a aykırıdır.
3. İlahi İlim ve İnsan Özgürlüğü: 'İlim Maluma Tabidir' İlkesi
Kader, akıl ve irade ilişkisi üzerinde eleştirel düşünürken zihinlere en çok takılan felsefi ve kelami soru şudur: 'Mademki Yüce Allah benim gelecekte ne yapacağımı önceden (ezelde) biliyor ve kaderde yazmıştır; öyleyse ben Allah'ın bildiğinden başka bir şey yapamayacağıma göre nasıl özgür ve sorumlu olabilirim?'
İslam kelam âlimleri (Mâtürîdî ve Eş'arî bilginleri) bu soruyu 'el-İlmü tâbiun li'l-ma'lûm' (İlim maluma tabidir / Bilgi, bilinen şeye bağlıdır) ilkesiyle çözüme kavuşturmuşlardır:
1) Bilmek Zorlamak Değildir: Yüce Allah'ın İlim sıfatı, olayları zorla meydana getiren bir baskı gücü değil; olmuş ve olacak her şeyi olduğu haliyle eksiksiz bilen kuşatıcı bir sıfattır. 2) Neden-Sonuç Sırası: Allah bildiği için biz bir fiili zorla yapmayız; tam aksine biz gelecekte kendi hür cüz'î irademizle o fiili seçip yapacağımız için, zamanın üstünde olan Yüce Allah bizim ne seçeceğimizi ezeli ilmiyle bilir! Tıpkı astronomların üç yıl sonraki güneş tutulmasını önceden hesaplayıp takvime yazmalarının güneşi zorlamaması gibi, Allah'ın sonsuz ilmiyle kulun tercihini bilmesi ve Levh-i Mahfuz'da yazması da kulun özgürlüğünü ortadan kaldırmaz.
4. Tarihî Kıssa Analizi: Hz. Ömer'in (ra) Şam Veba Salgını Kararı
İslam tarihinde akıl, irade, tedbir ve kader ilişkisini en berrak biçimde ortaya koyan olay, Halife Hz. Ömer'in (ra) hicri 18 (miladi 639) yılında Şam seferinde karşılaştığı Amvâs Veba (Taun) Salgını hadisesidir:
Hz. Ömer (ra) İslam ordusuyla birlikte Şam'a doğru ilerlerken Serğ (Serg) mevkiinde ordu komutanları Ebû Ubeyde b. Cerrâh (ra) ve arkadaşları tarafından karşılandı ve Şam bölgesinde şiddetli bir veba salgını başladığı haber verildi. Hz. Ömer (ra) Muhacir ve Ensar ileri gelenleriyle istişare yaptı; ayrıca Abdurrahman b. Avf (ra), Hz. Peygamber'in (sav) 'Bir yerde veba (bulaşıcı salgın) olduğunu duyarsanız oraya girmeyiniz; bulunduğunuz yerde veba çıkarsa oradan da dışarı çıkmayınız (karantina)!' (Buhârî, Tıb, 30) hadisini hatırlattı.
Bunun üzerine Hz. Ömer (ra) Şam'a girmeyip ertesi sabah Medine'ye geri dönme emri verdi. Komutan Ebû Ubeyde b. Cerrâh (ra) kaderi yanlış bir teslimiyetle yorumlayarak: 'Ey Ömer! Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?' diye sordu. Hz. Ömer (ra) tarihe altın harflerle geçen şu cevabı verdi: 'Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde! Evet, Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz!' Ardından çorak ve verimli iki vadisi olan bir çobanın sürülerini verimli vadide otlatmasının da Allah'ın kaderi olduğunu örnek vererek tedbir almanın da kaderin bir parçası olduğunu kanıtladı.
5. Hz. Peygamber'in (sav) Hayatı Boyunca Aldığı Tedbirler ve Örnekliği
Kader ve tevekkül inancını en doğru yaşayan insan hiç şüphesiz Hz. Muhammed'dir (sav). O, Allah'ın elçisi ve koruması altında olmasına rağmen hayatının hiçbir anında sebepleri ve tedbiri terk etmemiştir:
• Hicret Yolculuğunda: Mekke'den Medine'ye hicret ederken doğrudan kuzeye gitmek yerine müşrikleri şaşırtmak için güneydeki Sevr Mağarası'nda üç gün gizlenmiş, izleri silmek için sürü otlatan Âmir b. Füheyre'yi ve çöl yollarını çok iyi bilen gayrimüslim rehber Abdullah b. Uraykıt'ı görevlendirmiş, tüm bu kusursuz plan ve tedbirden sonra mağarada Hz. Ebû Bekir'e 'Üzülme, şüphesiz Allah bizimledir' (Tevbe, 40) diyerek tevekkülün zirvesini göstermiştir.
• Savaşlarda ve Günlük Hayatta: Uhud Savaşı'nda üst üste iki zırh giymiş ve miğfer takmış, Hendek Savaşı'nda Selmân-ı Fârisî'nin önerisiyle Medine etrafına hendek kazdırmış; devesini bağlamadan mescide girip 'Ben Allah'a tevekkül ettim' diyen bir bedevîye ise 'Önce deveni sağlamca bağla, sonra Allah'a tevekkül et!' (Tirmizî, Kıyâmet, 60) buyurmuştur.
6. Özgürlük ve Sorumluluk Bilincinin Bireysel ve Toplumsal Yansımaları
İnsanın akıl ve irade sahibi özgür bir varlık olduğu gerçeğinden ulaştığımız çıkarımları (DKAB.11.1.2.c) bireysel ve toplumsal hayatımıza yansıttığımızda şu ilkeler ortaya çıkar:
1) Öz Denetim ve Ahlaki Olgunluk: Özgür olduğunu bilen insan, başarılarıyla kibre kapılmadığı gibi başarısızlıklarında da suçu başkalarına veya kadere atmaz; hatasını kabul edip kendini geliştirir. 2) Toplumsal Güvenlik ve Sünnetullaha Uygunluk: Deprem kuşağında yaşayan bir toplumun zemin etüdü yapması ve sağlam binalar inşa etmesi, madenlerde ve inşaatlarda iş güvenliği tedbirlerinin eksiksiz alınması, salgın hastalıklara karşı aşı ve hijyen kurallarına uyulması kadere imanın ve insani sorumluluğun doğrudan gereğidir.
Örnekler
Örnek 1'Yüce Allah ezeli ilmiyle kimin cennete kimin cehenneme gideceğini ve insanın dünyada ne yapacağını önceden bildiğine göre, insanın seçme özgürlüğü yoktur' iddiasını kelam ilmindeki 'İlim maluma tabidir' ilkesiyle eleştirel olarak değerlendiriniz.
Cevabı göster
Bu iddia 'bilmek' ile 'zorlamak' kavramlarını birbirine karıştırdığı için yanlıştır. Kelam ilmindeki 'el-İlmü tâbiun li'l-ma'lûm' (Bilgi, bilinen şeye tabidir) ilkesine göre; Allah bildiği için insan bir fiili zorla yapmaz, tam tersine insan dünyada kendi hür cüz'î iradesiyle o fiili seçip yapacağı için zaman ve mekândan münezzeh olan Yüce Allah bunu ezeli ilmiyle bilir. Nasıl ki bir öğretmenin çalışkan öğrencisinin sınavı kazanacağını önceden tahmin etmesi öğrencinin iradesini elinden almıyorsa, Allah'ın yanılmaz ilmi de insanın özgür iradesini ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Örnek 2Halife Hz. Ömer'in (ra) Şam'da çıkan Amvâs veba salgını sırasında orduyu şehre sokmama kararı ve Ebû Ubeyde b. Cerrâh'ın (ra) 'Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?' sorusuna verdiği cevabı kader-irade-tedbir ilişkisi açısından yorumlayınız.
Cevabı göster
Hz. Ömer (ra), Ebû Ubeyde'ye 'Evet, Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz!' cevabını vermiştir. Bu muazzam cevap; bulaşıcı hastalıkların yayılması nasıl Allah'ın evrene koyduğu biyolojik bir yasa (kader) ise, insanın aklını ve iradesini kullanarak karantina uygulaması ve hastalıktan korunmak için tedbir almasının da Allah'ın koyduğu bir yasa (kader) olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla tedbir almak kadere karşı gelmek değil, bizzat kaderin içinde yer alan sünnetullaha uymaktır.
Örnek 3İslam düşüncesinde 'Tevekkül' ile 'Tevâkül' kavramları arasındaki farkı bir öğrenci veya çiftçi örneği üzerinden açıklayınız.
Cevabı göster
• Tevekkül: Bir çiftçinin tarlasını zamanında sürmesi, kaliteli tohum ekmesi, sulama ve gübreleme gibi tüm bilimsel ve fiziksel çalışmaları (tedbirleri) eksiksiz yaptıktan sonra bol ürün vermesi için Allah'a dua edip güvenmesidir. • Tevâkül (Yanlış Kadercilik / Tembellik): Çiftçinin tarlasını hiç sürmeden ve tohum ekmeden kahvehanede oturup 'Rızkı veren Allah'tır, kaderimde varsa tarlam kendiliğinden buğday verir' diye beklemesidir. İslam tevekkülü emreder, tevâkülü ise kesinlikle reddeder.
Örnek 4Toplumda sıkça kullanılan 'Kader mahkûmu', 'Elimden ne gelir, alın yazım böyleymiş' gibi söylemlerin insanın ahlaki ve hukuki sorumluluğu üzerindeki olumsuz etkilerini Kur'an ayetleri ışığında tartışınız.
Cevabı göster
Bu tür söylemler, insanın kendi hür iradesiyle işlediği suçların, yaptığı hataların veya ihmallerin sorumluluğunu kadere yükleyerek vicdani ve hukuki hesap vermekten kaçış yoludur. Tarihte Cebriye mezhebinin ve Mekkeli müşriklerin ('Allah dileseydi şirk koşmazdık' - En'âm, 148) sığındığı bu anlayışı Kur'an-ı Kerim kesinlikle reddeder. 'Kim zerre kadar hayır yapmışsa onu görür, kim de zerre kadar şer işlemişse onu görür' (Zilzâl, 7-8) ve 'İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır' (Necm, 39) ayetleri, her bireyin kendi tercihlerinden doğrudan sorumlu olduğunu bildirir.
Örnek 5Hz. Peygamber'in (sav) hicret yolculuğunda ve savaşlarda sergilediği tutumlar, 'Kadere inanan insanın tedbir almasına gerek yoktur' düşüncesini nasıl çürütmektedir?
Cevabı göster
Hz. Peygamber (sav) Allah'ın en sevgili elçisi olduğu halde hicret ederken izini kaybettirmek için ters yöndeki Sevr Mağarası'nda üç gün saklanmış, uzman bir rehber tutmuş ve gizliliğe azami riayet etmiştir. Yine Uhud Savaşı'nda zırh giymiş, Hendek Savaşı'nda şehrin etrafına hendek kazdırmıştır. Onun bu uygulamaları, kadere ve Allah'ın yardımına iman etmenin maddi ve akli tedbirleri terk etmeyi değil, aksine en üst düzeyde tedbir almayı gerektirdiğini fiilen kanıtlamaktadır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Şam'da veba (taun) salgını çıktığını öğrenen Halife Hz. Ömer (ra), İslam ordusunu şehre sokmayarak geri dönme kararı almıştır. Komutan Ebû Ubeyde b. Cerrâh'ın 'Ey Ömer! Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?' sorusuna Hz. Ömer'in (ra) verdiği 'Evet, Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz!' cevabından çıkarılabilecek temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?
Hz. Ömer'in (ra) bu cevabı, hastalık nasıl Allah'ın biyolojik bir yasası (kaderi) ise, akıl ve iradeyle tedbir alıp karantina uygulamanın da Allah'ın kaderi olduğunu ortaya koymaktadır.
2Kelam ilminde 'Allah'ın insanın gelecekte ne yapacağını ezeli ilmiyle bilmesi, insanın özgür iradesini ortadan kaldırmaz; çünkü Allah bildiği için insan yapmaz, insan hür iradesiyle yapacağı için Allah bilir' düşüncesini ifade eden temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?
Kelam ilmindeki 'el-İlmü tâbiun li'l-ma'lûm' (İlim maluma tabidir) ilkesi, ilahi bilginin zorlayıcı olmadığını, kulun özgür tercihine tabi olarak onu bildiğini açıklar.
3İnsan, akıl, irade ve sorumluluk ilişkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerin doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.
- Gerçek tevekkül; bir amaca ulaşmak için gerekli tüm maddi ve bilimsel tedbirleri aldıktan sonra Allah'a güvenip sonucu O'na bırakmaktır.
Doğrudur; İslam'da tevekkül tembellik değil, tedbir ve çabadan sonra Allah'a dayanmaktır.
- Hiç çalışmadan ve tedbir almadan 'Kaderimde varsa zaten olur' diyerek beklemek İslam'ın tavsiye ettiği sahih kader anlayışıdır.
Yanlıştır; çalışmadan ve tedbir almadan beklemeye 'tevâkül (tembellik)' denir ve Necm Suresi 39. ayete ('İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır') aykırıdır.
- Kendi ihmali ve kural ihlali yüzünden trafik kazası yapan bir sürücünün 'Suçum yok, kaderim böyleymiş' demesi sorumluluktan kaçmaya yönelik Cebrî bir sapmadır.
Doğrudur; insan cüz'î iradesiyle yaptığı kural ihlallerinin sonuçlarından bizzat sorumludur.
- Gerçek tevekkül; bir amaca ulaşmak için gerekli tüm maddi ve bilimsel tedbirleri aldıktan sonra Allah'a güvenip sonucu O'na bırakmaktır.
4Kaderle ilişkilendirilen kavramlarla ilgili aşağıdaki ifadelerin doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.
- Hz. Peygamber (sav), devesini bağlamadan mescide giren sahabiye 'Önce deveni bağla, sonra Allah'a tevekkül et!' buyurarak tedbirin önceliğini vurgulamıştır.
Doğrudur; bu hadis tedbir ile tevekkül arasındaki ayrılmaz bağı gösteren en temel delildir.
- Ecel ve ömür Allah'ın takdirinde olduğu için bir Müslümanın hastalandığında doktora gitmesi ve ilaç kullanması kadere isyan sayılır.
Yanlıştır; Hz. Peygamber (sav) 'Ey Allah'ın kulları, tedavi olunuz!' buyurarak sağlığı korumayı ve tedaviyi emretmiştir.
- En'âm Suresi 148. ayette müşriklerin 'Allah dileseydi biz şirk koşmazdık' diyerek günahlarını kadere yüklemeleri Yüce Allah tarafından eleştirilmiştir.
Doğrudur; günah ve kötülükleri Allah'ın iradesine/kadere bahane etmek müşriklerin ve Cebriye'nin yanılgısıdır.
- Hz. Peygamber (sav), devesini bağlamadan mescide giren sahabiye 'Önce deveni bağla, sonra Allah'a tevekkül et!' buyurarak tedbirin önceliğini vurgulamıştır.
5Kader, irade ve sorumluluk konusuyla ilgili aşağıdaki kavramları karşılık gelen tanımlarla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
6Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Necm Suresi 39. ayette 'İnsan için ancak karşılığı vardır' buyrularak başarı ve rızkın çabaya bağlı olduğu bildirilmiştir.
- Bakara Suresi 195. ayette 'Kendi ellerinizle kendinizi atmayın!' buyrularak can ve sağlık güvenliği için tedbir alınması emredilmiştir.
- İnsanın aklı ve cüz'î iradesiyle yaptığı özgür seçimlerin sonuçlarını üstlenmesine denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Kelam ilmindeki 'İlim tabidir' ilkesine göre Allah'ın bilmesi kulun özgür seçimini zorlamaz, kulun seçimine bağlıdır.
- Ra'd Suresi 11. ayette 'Bir topluluk kendi durumunu Allah onların durumunu değiştirmez' buyrulmaktadır.
- Yüce Allah'ın bütün canlılara yiyip içecekleri ve faydalanacakları nimetleri vermesine denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Deprem kuşağında yer alan bir bölgede zemin etüdü yapmadan ve demir/çimento malzemeden çalarak bina inşa eden bir müteahhidin, depremde binası yıkıldığında 'Deprem Allah'ın takdiridir, kaderin önüne geçilmez, benim bir suçum yok!' diyerek kendini savunmasını DKAB.11.1.2 süreç bileşenlerine (sorgulama, akıl yürütme ve çıkarımları yansıtma) göre eleştirel olarak değerlendiriniz.
1. ipucu: 1. Adım (Sorgulama): Deprem olayının (fiziksel yasa / ıztırârî alan) ile çürük bina yapma tercihinin (cüz'î irade / ihtiyarî alan) farkını sorgulayınız.
2. ipucu: 2. Adım (Akıl Yürütme): Sünnetullah (fiziksel yasalar), Bakara 195 ve Hz. Ömer'in (ra) kader anlayışı üzerinden müteahhidin iddiasının neden geçersiz olduğunu temellendiriniz.
3. ipucu: 3. Adım (Çıkarımı Yansıtma): Gerçek kader ve tevekkül bilincinin deprem karşısında nasıl bir sorumluluk gerektirdiğini ifade ediniz.
Cevap: 1) Sorgulama: Fay hatlarının kırılması ve depremin meydana gelmesi Yüce Allah'ın evrene koyduğu fiziksel yasaların (sünnetullahın) bir sonucu olup insan iradesi dışındadır; ancak deprem bölgesinde zemin etüdü yapmamak ve malzemeden çalarak çürük bina inşa etmek tamamen müteahhidin kendi cüz'î iradesiyle seçtiği (ihtiyarî) bir fiildir. 2) Akıl Yürütme: Yüce Allah insana akıl, bilim ve irade vermiş; 'Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın' (Bakara, 195) ve 'Başınıza gelen musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir' (Şûrâ, 30) buyurmuştur. Dolayısıyla müteahhidin kendi hırs ve ihmalini 'kader' bahanesiyle örtmeye çalışması Cebrî bir sapmadır ve hem hukuken hem dinen (kul hakkı olarak) tamamen sorumludur. 3) Çıkarım: Sahih kader ve tevekkül inancı; depremi bahane etmeyi değil, bilimin ve mühendisliğin gerektirdiği tüm deprem tedbirlerini eksiksiz alarak sağlam binalar inşa etmeyi ve ardından Allah'a sığınmayı gerektirir.
Kısaca
- Özgürlük ve sorumluluk birbirini tamamlayan iki kavramdır; insan yalnızca aklı ve cüz'î iradesiyle özgürce seçtiği (ihtiyarî) davranışlardan dünyevi ve uhrevi olarak sorumludur.
- Kaderle ilişkilendirilen ömür, ecel, rızık, başarı, sağlık ve hastalık kavramları insanın pasif kalmasını değil; Sünnetullah (evrenin yasaları) doğrultusunda tedbir almasını ve çalışmasını gerektirir.
- Tevekkül, bir amaca ulaşmak için maddi ve bilimsel tüm sebeplere sarıldıktan (tedbir aldıktan) sonra sonucu Yüce Allah'a bırakıp O'na güvenmektir; tedbir almadan beklemeye ise 'tevâkül (tembellik)' denir.
- Kelam ilmindeki 'İlim maluma tabidir (Bilgi, bilinen şeye bağlıdır)' ilkesine göre; Allah bildiği için insan bir fiili zorla yapmaz, insan özgür iradesiyle öyle seçeceği için Allah ezeli ilmiyle bunu bilir.
- İşlediği suçları veya ihmallerini 'Ne yapayım, alın yazım böyleymiş, kader kurbanıyım' diyerek kadere yüklemek, İslam'ın reddettiği Cebrî (fatalist/yazgıcı) sapmadır.
- Hz. Ömer'in (ra) Şam'daki veba salgınına girmeyip 'Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz' buyurması, tedbir almanın kadere aykırı değil bizzat kaderin bir gereği olduğunu kanıtlar.
Bu dersin öteki kaynakları
- 11. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 11. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- 11. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Günlük Planları (2026-2027) Ders planı