Geçen hafta Yahudiliğin ritüellerini, sembollerini ve kutsal mekânlarını tamamladık. Bu hafta aynı topraklarda, aynı Yahudi toplumunun içinden doğan Hristiyanlığın tarihçesine geçiyoruz. Önce Roma egemenliğindeki Filistin'i ve Mesih beklentisini, ardından Hz. İsa'nın hayatını ve ilk Hristiyan topluluğunu tanıyacağız. Haftanın merkezinde, Hristiyanlığı Yahudi olmayan halklara açarak bir dünya dinine dönüştüren Pavlus var. Son olarak zulüm yıllarından Milano Fermanı'na, İznik Konsili'nden 1054 ayrılığına uzanan süreci, çoğu bugünkü Anadolu topraklarında yaşanan olaylar üzerinden izleyeceğiz.
1. Hristiyanlığın Doğduğu Ortam: Roma Egemenliğinde Filistin ve Yahudi Grupları
Hristiyanlık, MS 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altındaki Filistin'de, Yahudi toplumunun içinden doğmuştur. MÖ 63'te Romalı komutan Pompeius Kudüs'ü ele geçirmiş, bölge bundan sonra önce Roma'ya bağlı Herodes hanedanı, ardından doğrudan Roma valileri tarafından yönetilmiştir. Ağır vergiler, yabancı askerlerin varlığı ve Mabed çevresindeki gerilimler halk arasında derin bir hoşnutsuzluk doğurmuştu. Bölgede günlük hayatta Aramice, dinî metinlerde İbranice, Doğu Akdeniz'in ortak kültür ve ticaret dilinde ise Yunanca (Koine) kullanılıyordu. Bu çok dilli ve çok kültürlü yapı, yeni dinin kısa sürede farklı halklara ulaşmasını kolaylaştıracaktı.
Dönemin Yahudi toplumu tek parça değildi. Ferisiler, yazılı Tora'nın yanında sözlü geleneği de bağlayıcı sayan, ahiret ve dirilişe inanan, sinagoglar aracılığıyla halk üzerinde etkili olan bir gruptu. Sadukiler, Mabed'deki kâhin ailelerinden ve aristokratlardan oluşur; yalnızca yazılı Tora'yı kabul eder, dirilişi reddeder ve Roma ile uzlaşmayı tercih ederlerdi. Esseniler, şehir hayatından uzaklaşarak çölde sade, arınmaya önem veren bir topluluk hayatı sürmüştür; Kumran'da bulunan Ölü Deniz Yazmaları genellikle bu çevreyle ilişkilendirilir. Zelotlar ise Roma'ya karşı silahlı direnişi savunan siyasi-dinî bir hareketti ve MS 66'da başlayan büyük Yahudi isyanında öne çıkmıştır.
Bu grupların ortak noktası, geçen haftalarda incelediğimiz Mesih (Maşiah) beklentisiydi. Pek çok Yahudi, Davut soyundan gelecek bir kurtarıcının Roma boyunduruğunu kaldıracağını ve Tanrı'nın egemenliğini kuracağını umuyordu. İbranice 'meshedilmiş' anlamındaki Maşiah kelimesinin Yunanca karşılığı Khristos'tur; Hristiyanlık adı da buradan gelir. Aynı dönemde Ürdün Nehri kıyısında halkı tövbeye ve suya batırılarak arınmaya çağıran Vaftizci Yahya (Kur'an'daki Hz. Yahya) büyük ilgi görüyordu. Ayrıca Roma'nın sağladığı görece barış ortamı (Pax Romana), güvenli yollar ve İskenderiye, Antakya, Efes gibi şehirlerdeki kalabalık Yahudi toplulukları, yeni inancın Akdeniz dünyasına yayılmasını kolaylaştıran etkenler olmuştur.
| Yahudi Grubu | Temel Özellikleri | Roma'ya ve Geleceğe Bakışı |
|---|---|---|
| Ferisiler | Yazılı Tora ile sözlü geleneği birlikte kabul eder; sinagog merkezli, halk arasında etkili | Ahirete ve dirilişe inanır; Tanrı'nın zamanında Mesih'i göndereceğini bekler |
| Sadukiler | Kâhin aileleri ve aristokratlar; yalnızca yazılı Tora'yı kabul eder | Diriliş ve ahireti reddeder; Mabed düzenini korumak için Roma ile uzlaşır |
| Esseniler | Toplumdan uzak, sade ve arınmaya önem veren topluluk hayatı | Yakın bir son zaman ve ışık-karanlık mücadelesi bekler |
| Zelotlar | Tora'ya bağlılıkla siyasi bağımsızlığı birleştiren hareket | Roma'ya karşı silahlı direnişi savunur; MS 66 isyanında etkindir |
2. Hz. İsa'nın Hayatı ve Daveti
Hristiyanlığın merkezinde Hz. İsa bulunur. Hz. İsa'nın hayatına dair Hristiyan kaynaklarının başında dört İncil (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna) gelir; ancak bunlar Hz. İsa'nın hayatında değil, ondan yaklaşık 40-70 yıl sonra Yunanca olarak yazılmıştır. Roma tarihçisi Tacitus ve Yahudi tarihçi Josephus da eserlerinde Hz. İsa'dan ve izleyicilerinden kısaca söz eder. Bu anlatılara göre Hz. İsa, Kral Herodes'in son yıllarında, yaklaşık MÖ 6-4 yılları arasında Beytüllahim'de doğmuş, Celile bölgesindeki Nasıra kasabasında büyümüştür. Annesi Meryem'dir; Hristiyanlar da Müslümanlar da onun babasız doğduğuna inanır. Kendisi Aramice konuşan, sinagoglarda Tora'yı okuyup yorumlayan bir Yahudi'ydi.
Yaklaşık otuz yaşlarında Ürdün Nehri'nde Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edildiği, ardından Celile Gölü çevresindeki köy ve kasabalarda tebliğe başladığı anlatılır. Davetinin merkezinde Tanrı'nın Egemenliği (Melekût) kavramı, tövbe, Tanrı'yı ve insanları sevme, yoksullara ve günahkâr sayılanlara şefkat vardı. Öğretilerini çoğu zaman kısa hikâyeler olan benzetmelerle anlatmış; Matta İncili'ndeki Dağdaki Vaaz, bu öğretilerin en bilinen derlemesi olmuştur. Çevresindeki öğrencilerden on ikisi havari olarak seçilmiştir; aralarında balıkçı Simun Petrus, kardeşi Andreas, Zebedi oğulları Yakub ile Yuhanna ve sonradan ona ihanet ettiği anlatılan Yahuda İskariyot bulunur. Hz. İsa, Şabat ve arınma kuralları gibi konularda Ferisilerle; Mabed düzeni konusunda ise Sadukilerle tartışmalara girmiştir.
İncillere göre Hz. İsa bir Pesah bayramı öncesinde Kudüs'e gelmiş, Mabed avlusundaki satıcıları kovmuş ve havarileriyle son akşam yemeğini yemiştir. Ardından tutuklanmış, Yahudi yüksek meclisi Sanhedrin'in önüne çıkarılmış ve Roma valisi Pontius Pilatus tarafından yaklaşık MS 30 yılında çarmıha gerilmeye mahkûm edilmiştir. Hristiyan inancına göre Hz. İsa çarmıhta ölmüş, üçüncü gün dirilmiş, kırk gün sonra göğe yükselmiştir; bu inanç Hristiyanlığın temel taşıdır. Kur'an-ı Kerim ise bu konuda farklı bir bakış ortaya koyar: 'Onu öldürmediler, asmadılar; fakat onlara öyle gösterildi... Bilakis Allah onu kendi katına yükseltti.' (Nisâ, 4:157-158). Kur'an'a göre Hz. İsa, Allah'ın kulu ve peygamberidir; kendisine İncil verilmiştir (Mâide, 5:46).
| Konu | Hristiyan Anlatısı (İnciller) | Kur'an-ı Kerim'in Bakışı |
|---|---|---|
| Doğumu | Meryem'den babasız doğmuştur (Luka 1) | Meryem'den babasız doğmuştur; bu bir mucizedir (Meryem, 19:16-33) |
| Kimliği | Tanrı'nın Oğlu, Mesih ve teslisin ikinci kişisi | Allah'ın kulu, peygamberi ve Mesih'tir (Nisâ, 4:171) |
| Kendisine verilen | İnciller onun hayatını ve sözlerini anlatan metinlerdir | Allah ona İncil'i vahiy olarak vermiştir (Mâide, 5:46) |
| Havariler | On iki öğrenci; daveti yaymakla görevlendirilir | 'Biz Allah'ın yardımcılarıyız' diyen havariler (Saf, 61:14) |
| Sonu | Çarmıhta öldü, dirildi, göğe yükseldi | Öldürülmedi, asılmadı; Allah katına yükseltildi (Nisâ, 4:157-158) |
3. İlk Hristiyan Topluluğu: Kudüs'ten Antakya'ya
Hz. İsa'dan sonra izleyicileri Kudüs'te toplanmıştır. Elçilerin İşleri adlı metne göre Pentikost (Şavuot) günü havariler Kutsal Ruh ile dolmuş ve Petrus'un konuşmasından sonra çok sayıda kişi vaftiz edilmiştir (Elçilerin İşleri 2). Bu ilk topluluğa Kudüs cemaati denir. Cemaatin önde gelenleri Petrus, Hz. İsa'nın kardeşi olarak anılan Yakub ve Yuhanna'dır; Pavlus onları cemaatin 'direkleri' olarak anar (Galatyalılar 2:9). Bu topluluk kendini yeni bir din olarak değil, Mesih'in geldiğine inanan bir Yahudi grubu olarak görüyordu: Mabed'e gitmeye, Tora'ya uymaya, Şabat'ı ve sünneti sürdürmeye devam ediyorlardı. Bunun yanında vaftiz, ortak yemekte ekmek bölme ve malların yoksullarla paylaşılması gibi kendilerine özgü uygulamaları da vardı.
Cemaatin içinde Yunanca konuşan, diasporadan gelmiş Helenist Yahudiler de bulunuyordu. Bunlardan İstefanos, Mabed ve Tora hakkındaki sözleri nedeniyle Sanhedrin önüne çıkarılmış ve taşlanarak öldürülmüştür; Hristiyan geleneğinde ilk şehit sayılır (Elçilerin İşleri 7). Bu olaydan sonra başlayan baskılar sırasında birçok inanan Kudüs'ten Samiriye'ye, Şam'a, Kıbrıs'a ve Antakya'ya dağılmıştır. Roma'nın Doğu'daki en büyük şehirlerinden biri olan Antakya'da inananlar yalnızca Yahudilere değil, Yunanca konuşan diğer halklara da yönelmiş; Kudüs'ten gönderilen Barnabas ve onun yanına getirdiği Pavlus burada bir yıl boyunca öğretmenlik yapmıştır. İnananlara ilk kez burada 'Hristiyan' adı verilmiştir (Elçilerin İşleri 11:26). Böylece Antakya, Yahudi olmayanlara yönelik misyonun ilk büyük merkezi hâline gelmiştir.
Zamanla iki farklı eğilim belirginleşti. Yahudi-Hristiyanlar, Hz. İsa'yı Mesih olarak kabul etmekle birlikte Tora'nın bütün hükümlerine uyulmasını gerekli görüyordu. Yahudi olmayanlardan gelen Hristiyanlar ise sünnet olmadan ve kaşrut kurallarına uymadan topluluğa katılıyordu. MS 66'da başlayan Yahudi isyanı ve MS 70'te Kudüs'ün ve İkinci Mabed'in yıkılması, Kudüs cemaatinin dağılmasına yol açtı. Yahudi-Hristiyan gruplar (sonraki kaynaklarda Ebionitler adıyla anılanlar gibi) giderek küçülüp etkisini yitirirken Hristiyanlığın merkezi Antakya, İskenderiye, Efes ve Roma gibi büyük şehirlere kaydı. Bu süreç sonunda Hristiyanlık, Yahudilikten ayrı bir din olarak görünür hâle geldi.
| Karşılaştırma Ölçütü | Yahudi-Hristiyanlar | Yahudi Olmayanlardan Gelen Hristiyanlar |
|---|---|---|
| Merkez | Kudüs | Antakya, Efes, Korint, Roma |
| Dil | Aramice ve İbranice | Yunanca |
| Sünnet ve Tora | Uyulması zorunlu görülür | Zorunlu görülmez |
| Önde gelen isimler | Yakub, Petrus | Barnabas, Pavlus |
| Tarihî akıbet | MS 70'ten sonra zayıflayıp etkisini yitirdi | Hristiyanlığın ana gövdesini oluşturdu |
4. Pavlus ve Hristiyanlığın Kurumsallaşması
Hristiyanlığın Yahudi toplumu içindeki bir hareketten evrensel bir dine dönüşmesinde en belirleyici isim Pavlus'tur. Asıl adı Saul (Şaul) olan Pavlus, MS 1. yüzyılın başlarında Kilikya'daki Tarsus'ta (bugün Mersin) diaspora Yahudisi bir ailede doğmuştur. Doğuştan Roma vatandaşıydı, Yunanca biliyordu ve Kudüs'te ünlü Ferisi bilgini Gamaliel'in yanında yetiştiğini söyler (Elçilerin İşleri 22:3). Başlangıçta Hristiyanlara karşı sert bir tutum izlemiş, İstefanos'un taşlanmasında hazır bulunmuştur. Anlatıya göre Hristiyanları tutuklamak için Şam'a giderken yolda Hz. İsa'nın kendisine göründüğü bir deneyim yaşamış ve bunun üzerine Hristiyan olmuştur (Şam yolu olayı, Elçilerin İşleri 9). Pavlus'un Hz. İsa'yı hayattayken hiç görmediği, onun öğrencisi olmadığı ve on iki havariden sayılmadığı unutulmamalıdır.
Pavlus kendini 'milletlerin elçisi', yani Yahudi olmayan halklara gönderilmiş bir elçi olarak tanımlamıştır (Romalılar 11:13). Antakya kilisesinden yola çıkarak yaptığı misyon yolculuklarıyla Hristiyanlığı Akdeniz dünyasına taşıdı. Yaklaşık MS 46-48'deki ilk yolculuğunda Barnabas ile birlikte Kıbrıs'a, oradan Anadolu'da Perge, Pisidia Antakyası (Isparta Yalvaç), İkonion (Konya), Listra ve Derbe'ye gitti. Yahudi olmayanların Hristiyanlığa nasıl katılacağı tartışması üzerine MS 49 civarında yapılan Kudüs Toplantısı'nda (Elçilerin İşleri 15), Petrus ve Yakub ile birlikte Yahudi olmayanlardan sünnet ve Tora'nın bütün hükümlerine uyma şartının aranmamasına karar verildi. İkinci yolculuğunda (yaklaşık 49-52) Troas'tan Makedonya'ya geçerek Hristiyanlığı ilk kez Avrupa'ya taşıdı; Filipi, Selanik, Atina ve Korint'te topluluklar kurdu. Üçüncü yolculuğunda (yaklaşık 53-57) yaklaşık üç yıl Efes'te kaldı. Kudüs'e döndüğünde tutuklandı, Roma vatandaşı olduğu için davasını imparatora taşıdı ve Roma'ya gönderildi; Hristiyan geleneğine göre MS 60'lı yıllarda, Neron döneminde Roma'da öldürüldü.
Pavlus'un en kalıcı etkisi mektuplarıdır. Yeni Ahit'teki 27 metnin 13'ü ona atfedilir; araştırmacıların büyük çoğunluğu bunlardan yedisinin (Romalılar, 1. ve 2. Korintliler, Galatyalılar, Filipililer, 1. Selanikliler ve Filimon) kesin olarak ona ait olduğunu kabul eder. Bu mektuplar Yeni Ahit'in en eski metinleridir. Pavlus bu mektuplarda Hristiyan teolojisinin temel kavramlarını şekillendirdi: İnsanın Tanrı katında Tora'ya uymakla değil Mesih'e imanla aklandığı (Galatyalılar 2:16), Hz. İsa'nın çarmıhtaki ölümünün insanlığın günahları için bir kefaret olduğu (Romalılar 5:8), Adem'den gelen günahın Mesih'le aşıldığı ve bütün inananların Mesih'in bedeni olan kiliseyi oluşturduğu (1. Korintliler 12:27) düşünceleri onun eseridir. 'Artık ne Yahudi ne Grek... ayrımı vardır' (Galatyalılar 3:28) sözüyle dini etnik sınırlardan kurtardı. Kurduğu kiliselere yaşlılar ve gözetmenler atayarak ileride piskopos-presbiter-diyakon hiyerarşisine dönüşecek örgütlenmenin temelini attı. Bu nedenle bazı araştırmacılar onu 'Hristiyanlığın ikinci kurucusu' olarak nitelendirir; Hristiyanlar ise onu en büyük elçi ve aziz olarak görür.
| Alan | Pavlus'tan Önce (Kudüs Cemaati) | Pavlus ile Gelen Değişim |
|---|---|---|
| Hedef kitle | Öncelikle Yahudiler | Yahudi olmayan bütün halklar (evrensel davet) |
| Sünnet ve Tora | Uyulması zorunlu | Yahudi olmayanlar için şart değil (Kudüs Toplantısı) |
| Kurtuluş anlayışı | Tora'ya bağlılık ve Mesih'e iman birlikte | Kurtuluş Mesih'e imanla; İsa'nın ölümü kefaret |
| Hz. İsa'nın konumu | Beklenen Mesih | Ölümü ve dirilişiyle kurtarıcı; teolojinin merkezi |
| Örgütlenme | Kudüs merkezli küçük topluluk | Şehirlerde kurulan, yazışmalarla bağlı kiliseler ağı |
| Yazılı metin | Henüz yazılı metin yok | Mektuplar: Yeni Ahit'in en eski metinleri |
5. Zulüm Yıllarından Roma'nın Resmî Dinine
Roma İmparatorluğu pek çok dine hoşgörüyle yaklaşıyordu; ancak Hristiyanlar Roma tanrılarına ve imparator kültüne kurban sunmayı reddettikleri için devlete sadakatsiz görülüyordu. Kapalı toplantıları hakkında yayılan söylentiler ve Yahudilikten ayrılıp 'yeni' bir din olarak görünmeleri de onlara karşı şüpheyi artırdı. MS 64'teki büyük Roma yangınından sonra İmparator Neron, suçu Hristiyanlara yükleyerek ilk büyük zulmü başlattı; Hristiyan geleneğine göre Petrus ve Pavlus da bu dönemde Roma'da öldürüldü. Sonraki iki yüzyılda zulümler genellikle yerel ve aralıklıydı. MS 250'de İmparator Decius bütün halkın tanrılara kurban sunmasını emrederek imparatorluk genelinde ilk sistemli baskıyı uyguladı. En ağır dönem ise MS 303'te Diocletianus ile başlayan ve kiliselerin yıkıldığı, kutsal metinlerin yakıldığı Büyük Zulüm'dür. Bu dönemde Roma'da yeraltı mezarlıkları olan katakomblar ve şehitlerin hatırası Hristiyan kimliğinin önemli parçaları hâline geldi.
Zulümler Hristiyanlığın yayılmasını durduramadı. 311'de İmparator Galerius, ölümünden kısa süre önce yayımladığı bir fermanla Hristiyanlara karşı uygulamaları sona erdirdi. 312'de Roma yakınlarındaki Milvius Köprüsü Savaşı'nı kazanan Konstantin, zaferini Hristiyanların Tanrısının yardımına bağladı. 313'te Konstantin ile Doğu'nun imparatoru Licinius'un uzlaşmasıyla ilan edilen Milano Fermanı, Hristiyanlar dahil herkese dilediği dine inanma özgürlüğü tanıdı ve el konulan kilise mallarının iadesini öngördü. Konstantin kiliselere bağışlar yaptı, din adamlarına ayrıcalıklar tanıdı, 321'de pazar gününü resmî dinlenme günü ilan etti ve 330'da Konstantinopolis'i (İstanbul) yeni başkent olarak açtı. Kendisi ise ancak 337'de ölüm döşeğinde vaftiz edildi. İmparator Julianus (361-363) eski Roma dinini canlandırmaya çalıştıysa da başarılı olamadı.
Dönüşümün son aşamasını İmparator I. Theodosius gerçekleştirdi. 380'de yayımladığı Selanik Fermanı ile İznik inancına bağlı Hristiyanlığı Roma İmparatorluğu'nun resmî dini ilan etti; 391-392'de çıkardığı kanunlarla da eski tanrılara yönelik kurban ve törenleri yasakladı. Böylece üç yüzyıl önce zulüm gören bir topluluk, devletin desteklediği tek din hâline geldi. Bu süreçte kilise de kurumsallaştı: Şehirlerde piskoposlar, onlara bağlı presbiterler (rahipler) ve diyakonlardan oluşan bir hiyerarşi yerleşti; Roma, İskenderiye, Antakya, ardından İstanbul ve Kudüs önde gelen merkezler oldu. Aynı dönemde hangi metinlerin kutsal sayılacağı da netleşti: 367'de İskenderiye piskoposu Athanasius'un bir mektubunda bugünkü 27 metinlik Yeni Ahit listesi ilk kez eksiksiz olarak yer aldı. Bu süreç kanonlaşma olarak adlandırılır.
| Tarih | Olay | Sonucu |
|---|---|---|
| MS 64 | Neron'un Roma yangınından sonra başlattığı zulüm | İlk büyük baskı; Petrus ve Pavlus'un öldürüldüğü rivayet edilir |
| MS 250 | Decius'un kurban emri | İmparatorluk genelinde ilk sistemli zulüm |
| MS 303 | Diocletianus'un Büyük Zulmü | Kiliseler yıkılır, kutsal metinler yakılır |
| MS 311 | Galerius'un hoşgörü fermanı | Hristiyanlara karşı uygulamalar sona erer |
| MS 313 | Milano Fermanı (Konstantin ve Licinius) | Din özgürlüğü tanınır, kilise malları iade edilir |
| MS 325 | İznik Konsili | İlk genel konsil; inanç birliği arayışı |
| MS 380 | Theodosius'un Selanik Fermanı | Hristiyanlık Roma'nın resmî dini olur |
| MS 391-392 | Eski Roma kültlerinin yasaklanması | Hristiyanlık devletin tek dini hâline gelir |
6. Konsiller ve Büyük Ayrılıklar: İznik'ten Reform'a
Hristiyanlık resmî destek kazandıkça inanç konusundaki tartışmalar da imparatorluğun birliğini ilgilendiren bir mesele hâline geldi. Bu tartışmaları çözmek için piskoposların bir araya geldiği büyük toplantılara konsil (ekümenik konsil) denir. İlk konsil, Konstantin'in çağrısıyla 325'te İznik'te (Bursa) toplandı. Konsilin ana konusu, İskenderiyeli rahip Arius'un 'Oğul (İsa) Baba tarafından yaratılmıştır, onunla aynı özden değildir' görüşüydü. Konsil Arius'u mahkûm etti; Oğul'un Baba ile aynı özden olduğunu ilan eden İznik İnanç Bildirgesi'ni kabul etti ve Paskalya'nın kutlanma zamanı konusunda ortak bir düzenleme yaptı. 381'de toplanan İstanbul Konsili ise Kutsal Ruh'un da Baba ve Oğul ile birlikte yüceltildiğini kabul ederek Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan oluşan teslis (üçleme) inancına son şeklini verdi.
Sonraki konsiller Hz. İsa'nın kişiliğini tartıştı ve ilk büyük ayrılıklara yol açtı. 431'deki Efes Konsili, Meryem'in 'Tanrı doğuran' (Theotokos) olarak anılmasına karşı çıkan İstanbul patriği Nestorius'u mahkûm etti; onun görüşünü benimseyenler zamanla İran ve Orta Asya'ya kadar yayılan Doğu Kilisesi'ni oluşturdu. 451'deki Kadıköy Konsili ise Hz. İsa'nın tek kişide birleşen iki tabiatı (ilahi ve insani) olduğunu ilan etti. Bu kararı kabul etmeyen ve tek tabiatı vurgulayan Süryani, Ermeni ve Kıpti kiliseleri ayrı bir yol izledi. Ortodoks ve Katolik kiliselerinin ortak kabul ettiği yedi ekümenik konsilin tamamı (325 ve 787 İznik; 381, 553 ve 680-681 İstanbul; 431 Efes; 451 Kadıköy) bugünkü Türkiye topraklarında toplanmıştır.
En büyük kırılma Doğu ile Batı arasında yaşandı. Roma piskoposunun (Papa) bütün kilise üzerinde yetki iddiası, Batı'nın inanç bildirgesine Kutsal Ruh'un 'Oğul'dan da' çıktığı ifadesini (Filioque) eklemesi, Latince ile Yunanca arasındaki dil ve kültür farkı ve ayinde mayalı-mayasız ekmek gibi ritüel farklılıklar yüzyıllar içinde biriken gerginlikler yarattı. 1054'te Roma'nın temsilcileri ile İstanbul patriği birbirini aforoz etti; böylece Ortodoks (Doğu) ve Katolik (Batı) kiliseleri ayrıldı. 1204'te IV. Haçlı Seferi'nde İstanbul'un yağmalanması bu ayrılığı derinleştirdi. Batı'da ise 1517'de Alman rahip Martin Luther'in Wittenberg'de endüljans (af belgesi) satışını eleştiren 95 tezi, Protestan Reformu'nu başlattı. Bu üç büyük kol ve doğuşları, Hristiyanlık konusunun ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak incelenecektir. Bugün Hristiyanlık, 2 milyarı aşkın mensubuyla dünyanın en kalabalık dinidir.
| Konsil / Olay | Yıl ve Yer | Tartışılan Konu | Sonuç |
|---|---|---|---|
| I. İznik Konsili | 325, İznik | Arius'un Oğul'un yaratılmış olduğu görüşü | Oğul Baba ile aynı özden kabul edildi; İznik İnanç Bildirgesi |
| I. İstanbul Konsili | 381, İstanbul | Kutsal Ruh'un konumu | Teslis inancı son şeklini aldı |
| Efes Konsili | 431, Efes (Selçuk) | Nestorius ve Meryem'in Theotokos sayılması | Nestorius mahkûm edildi; Doğu Kilisesi ayrıldı |
| Kadıköy Konsili | 451, Kadıköy | Hz. İsa'nın tabiatı | İki tabiat kabul edildi; Süryani, Ermeni, Kıpti kiliseleri ayrıldı |
| Doğu-Batı ayrılığı | 1054, Roma ve İstanbul | Papalık yetkisi, Filioque, dil ve ritüel | Ortodoks ve Katolik kiliseleri ayrıldı |
| Reform | 1517, Wittenberg | Endüljans ve kilise otoritesi | Protestanlık doğdu |
Örnekler
Örnek 1Hristiyanlığın doğduğu ortamı siyasi, dinî ve kültürel açılardan açıklayınız.
Cevabı göster
1. Adım: Siyasi ortam: MÖ 63'ten itibaren Filistin Roma egemenliğindeydi. Bölge Herodes hanedanı ve Roma valileri tarafından yönetiliyor; ağır vergiler ve yabancı yönetim halkta hoşnutsuzluk doğuruyordu. 2. Adım: Dinî ortam: Yahudi toplumu Ferisiler (Tora ve sözlü gelenek, diriliş inancı), Sadukiler (kâhinler, yalnız yazılı Tora), Esseniler (çölde inzivacı topluluk) ve Zelotlar (Roma'ya silahlı direniş) gibi gruplara ayrılmıştı. Ortak nokta Davut soyundan gelecek Mesih beklentisiydi; Vaftizci Yahya da halkı tövbeye çağırıyordu. 3. Adım: Kültürel ortam: Günlük dilde Aramice, dinî metinlerde İbranice, Akdeniz genelinde Yunanca kullanılıyordu. 4. Adım: Yayılmayı kolaylaştıran etkenler: Pax Romana, güvenli yollar, Yunancanın ortak dil olması ve Akdeniz şehirlerindeki Yahudi toplulukları. 5. Adım: Sonuç: Siyasi baskı ile yoğun Mesih beklentisinin birleştiği bu ortam, Hz. İsa'nın davetine zemin hazırlamış; çok dilli Roma dünyası da yeni inancın hızla yayılmasını sağlamıştır.
Örnek 2Hz. İsa'nın hayatının sonu konusunda Hristiyan inancı ile Kur'an-ı Kerim'in bakışını karşılaştırınız.
Cevabı göster
1. Adım: Ortak noktaları belirleyelim. Her iki gelenekte de Hz. İsa Meryem'den babasız doğmuştur, Mesih olarak anılır, mucizeler göstermiş ve havariler edinmiştir. 2. Adım: Hristiyan anlatısı: İncillere göre Hz. İsa Kudüs'te tutuklanmış, Roma valisi Pontius Pilatus tarafından yaklaşık MS 30'da çarmıha gerilmiş, ölmüş, üçüncü gün dirilmiş ve kırk gün sonra göğe yükselmiştir. Pavlus'un öğretisinde bu ölüm insanlığın günahları için kefarettir. 3. Adım: Kur'an'ın bakışı: 'Onu öldürmediler, asmadılar; fakat onlara öyle gösterildi... Bilakis Allah onu kendi katına yükseltti.' (Nisâ, 4:157-158). 4. Adım: Kimlik farkı: Hristiyanlıkta Hz. İsa Tanrı'nın Oğlu ve teslisin ikinci kişisidir; Kur'an'da ise Allah'ın kulu ve peygamberidir (Nisâ, 4:171). 5. Adım: Sonuç: Çarmıh ve diriliş Hristiyanlığın merkezî inancıdır; İslam ise Hz. İsa'nın öldürülmediğini ve yükseltildiğini kabul ederek bu inançtan ayrılır.
Örnek 3Kudüs cemaati ile Antakya'daki Hristiyan topluluğunu karşılaştırınız ve Kudüs'ün yıkılışının Hristiyanlık açısından sonuçlarını açıklayınız.
Cevabı göster
1. Adım: Kudüs cemaati: Pentikost'tan sonra oluşan bu topluluğun önderleri Petrus, Yakub ve Yuhanna'dır. Üyeleri Yahudi'ydi; Mabed'e gitmeye, Tora'ya, Şabat'a ve sünnete uymaya devam ediyordu. 2. Adım: Antakya topluluğu: İstefanos'un taşlanmasından sonra dağılan inananlar Antakya'ya ulaşmış, burada Yunanca konuşan Yahudi olmayanlara da yönelmişlerdir. Barnabas ve Pavlus burada öğretmenlik yapmış, inananlara ilk kez 'Hristiyan' adı verilmiştir (Elçilerin İşleri 11:26). 3. Adım: Temel fark: Kudüs'te Tora'ya bağlılık zorunluyken Antakya'da Yahudi olmayanlar sünnet ve kaşrut şartı olmadan topluluğa katılıyordu. 4. Adım: Kudüs'ün yıkılışının sonuçları: MS 70'te Kudüs ve İkinci Mabed yıkılınca Kudüs cemaati dağıldı, Yahudi-Hristiyan gruplar etkisini yitirdi ve merkez Antakya, İskenderiye, Efes ve Roma'ya kaydı. 5. Adım: Sonuç: Bu süreçte Hristiyanlık Yahudilik içindeki bir hareket olmaktan çıkıp ayrı bir din olarak görünür hâle geldi.
Örnek 4Pavlus'un Hristiyanlığın kurumsallaşmasındaki rolünü hayatı, faaliyetleri ve öğretisi açısından değerlendiriniz.
Cevabı göster
1. Adım: Hayatı: Asıl adı Saul olan Pavlus, Tarsus'ta doğmuş, Roma vatandaşı bir diaspora Yahudisidir. Ferisi eğitimi almış, önce Hristiyanlara karşı çıkmış, Şam yolunda yaşadığı deneyimden sonra Hristiyan olmuştur. Hz. İsa'yı hayattayken görmemiştir ve havarilerden değildir. 2. Adım: Misyon faaliyetleri: Üç büyük yolculukla Kıbrıs, Anadolu (Perge, Yalvaç, Konya, Listra, Derbe, Efes), Makedonya ve Yunanistan'da (Filipi, Selanik, Atina, Korint) kiliseler kurmuş, Hristiyanlığı ilk kez Avrupa'ya taşımıştır. 3. Adım: Kudüs Toplantısı (MS 49 civarı): Yahudi olmayanlardan sünnet ve Tora'nın tüm hükümlerine uyma şartının aranmaması kararında belirleyici olmuştur. Bu karar Hristiyanlığı evrensel bir dine dönüştürmüştür. 4. Adım: Öğretisi: Mektuplarında iman ile aklanma (Galatyalılar 2:16), İsa'nın ölümünün kefaret oluşu (Romalılar 5:8) ve kilisenin Mesih'in bedeni olması (1. Korintliler 12:27) düşüncelerini işlemiştir. 5. Adım: Örgütlenme ve metin: Kiliselere önderler atamış, mektupları Yeni Ahit'in en eski metinleri olmuş; 27 metnin 13'ü ona atfedilmiştir. 6. Adım: Sonuç: Pavlus, Hristiyanlığın hedef kitlesini, teolojisini ve örgütünü şekillendirdiği için kurumsallaşmanın merkezindedir; bazı araştırmacılar onu 'Hristiyanlığın ikinci kurucusu' olarak görür.
Örnek 5Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nda zulüm gören bir topluluktan resmî dine dönüşmesini tarihleriyle birlikte sıralayınız.
Cevabı göster
1. Adım: Zulüm nedenleri: Hristiyanlar imparator kültüne ve Roma tanrılarına kurban sunmayı reddettikleri için devlete sadakatsiz görülüyordu. 2. Adım: Zulüm dönemi: 64'te Neron Roma yangınını Hristiyanlara yükleyerek ilk büyük zulmü başlattı. 250'de Decius genel kurban emriyle sistemli baskı uyguladı. 303'te Diocletianus'un Büyük Zulmü başladı. 3. Adım: Hoşgörü dönemi: 311'de Galerius hoşgörü fermanı yayımladı. 313'te Konstantin ve Licinius Milano Fermanı ile din özgürlüğü tanıdı. 4. Adım: Destek dönemi: Konstantin kiliseye ayrıcalıklar verdi, 325'te İznik Konsili'ni topladı, 330'da Konstantinopolis'i başkent yaptı. 5. Adım: Resmî din: 380'de Theodosius'un Selanik Fermanı ile Hristiyanlık resmî din oldu; 391-392'de eski kültler yasaklandı. 6. Adım: Sonuç: Yaklaşık üç yüzyılda Hristiyanlık yasaklı bir inançtan devletin tek dinine dönüştü; bu süreçte kilise hiyerarşisi ve Yeni Ahit kanonu da yerleşti.
Örnek 6İznik ve Kadıköy konsillerinin Hristiyanlık tarihindeki önemini açıklayınız ve 1054 ayrılığının nedenlerini belirtiniz.
Cevabı göster
1. Adım: Konsil kavramı: Konsil, inanç tartışmalarını çözmek için piskoposların bir araya geldiği büyük toplantıdır. 2. Adım: İznik (325): Konstantin'in çağrısıyla toplandı. Arius'un Oğul'un yaratılmış olduğu görüşü reddedildi; Oğul'un Baba ile aynı özden olduğu ilan edildi ve İznik İnanç Bildirgesi kabul edildi. 381 İstanbul Konsili Kutsal Ruh'u ekleyerek teslisi tamamladı. 3. Adım: Kadıköy (451): Hz. İsa'nın tek kişide birleşen iki tabiatı (ilahi ve insani) olduğu kabul edildi. Bu kararı reddeden Süryani, Ermeni ve Kıpti kiliseleri ayrıldı; daha önce 431 Efes Konsili'nden sonra Nesturiler de ayrılmıştı. 4. Adım: 1054 ayrılığının nedenleri: Papa'nın bütün kilise üzerinde yetki iddiası, Filioque eklemesi, Latince-Yunanca dil ve kültür farkı, mayalı-mayasız ekmek gibi ritüel farklılıklar. 5. Adım: Sonuç: 1054'te karşılıklı aforozla Ortodoks ve Katolik kiliseleri ayrıldı; 1517'de Luther ile Protestanlık doğdu. Konsiller hem inanç birliğini tanımlamış hem de ayrılıkların başlangıç noktaları olmuştur.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Elçilerin İşleri 11:26'ya göre Hz. İsa'nın izleyicilerine ilk kez 'Hristiyan' adının verildiği şehir aşağıdakilerden hangisidir?
İstefanos'un ölümünden sonra dağılan inananların ulaştığı Antakya'da Yahudi olmayanlara da yönelinmiş ve inananlar ilk kez burada 'Hristiyan' diye anılmıştır. Kudüs ilk cemaatin, Efes Pavlus'un uzun süre kaldığı, Roma ise Petrus ve Pavlus'un öldürüldüğü rivayet edilen şehirdir.
2MS 49 civarında yapılan Kudüs Toplantısı'nda alınan karar aşağıdakilerden hangisidir?
Kudüs Toplantısı'nda (Elçilerin İşleri 15) Pavlus'un savunduğu görüş doğrultusunda Yahudi olmayanlardan sünnet ve Tora şartı aranmamasına karar verilmiştir. Resmî din 380 Selanik Fermanı, aynı öz kararı 325 İznik Konsili, 27 metinlik liste ise 367'deki Athanasius mektubu ile ilgilidir.
3Aşağıdakilerden hangisi Pavlus için söylenemez?
Pavlus on iki havariden biri değildir ve Hz. İsa'yı hayattayken görmemiştir; Hristiyan oluşunu Şam yolundaki deneyime dayandırır. Diğer üç ifade Pavlus hakkında doğrudur.
4Hristiyanlığı Roma İmparatorluğu'nun resmî dini ilan eden ferman ve imparator aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?
380'de I. Theodosius'un Selanik Fermanı Hristiyanlığı resmî din ilan etmiştir. Milano Fermanı (313) yalnızca din özgürlüğü tanımış, Galerius'un fermanı (311) zulmü sona erdirmiş, Decius'un emri (250) ise zulüm başlatmıştır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Bugünkü dört İncil, Hz. İsa hayattayken onun konuştuğu Aramice ile yazılmıştır.
Yanlıştır; İnciller Hz. İsa'dan yaklaşık 40-70 yıl sonra, MS 70-100 yılları arasında Yunanca olarak yazılmıştır.
- Kur'an-ı Kerim'e göre Hz. İsa öldürülmemiş ve asılmamış, Allah onu kendi katına yükseltmiştir.
Doğrudur; bu bilgi Nisâ Suresi'nin 157-158. ayetlerinde yer alır.
- Kudüs cemaatinin ilk üyeleri Mabed'e gitmeyi ve Tora'ya uymayı sürdürmüştür.
Doğrudur; ilk topluluk kendini Mesih'in geldiğine inanan bir Yahudi grubu olarak görüyordu.
- Arius'un görüşleri 325'teki İznik Konsili'nde kabul edilmiş ve resmî inanç hâline gelmiştir.
Yanlıştır; İznik Konsili Arius'u mahkûm etmiş, Oğul'un Baba ile aynı özden olduğunu ilan etmiştir.
- Ortodoks ve Katolik kiliselerinin ortak kabul ettiği yedi ekümenik konsilin tamamı bugünkü Türkiye topraklarında toplanmıştır.
Doğrudur; bu konsiller İznik, İstanbul, Efes ve Kadıköy'de toplanmıştır.
- Bugünkü dört İncil, Hz. İsa hayattayken onun konuştuğu Aramice ile yazılmıştır.
6Aşağıdaki kişi ve grupları Hristiyanlık tarihindeki rolleriyle eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Pavlus, Kilikya bölgesindeki şehrinde doğmuştur.
- Hz. İsa'nın izleyicilerine ilk kez 'Hristiyan' adı şehrinde verilmiştir.
- 313 yılında ilan edilen Fermanı, Hristiyanlara din özgürlüğü tanımıştır.
- Teslis tartışmalarının başladığı ilk ekümenik konsil 325'te şehrinde toplanmıştır.
- Hristiyanlığı 380'de Roma'nın resmî dini ilan eden imparator 'tur.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Bir öğrenci Hristiyanlık tarihi üzerine zaman çizelgesi hazırlıyor ve şu olayları karışık sırayla not ediyor: (a) Kadıköy Konsili, (b) Şam yolu olayı, (c) Milano Fermanı, (d) Kudüs ve İkinci Mabed'in yıkılışı, (e) Kudüs Toplantısı, (f) Selanik Fermanı, (g) Neron'un zulmü. Olayları kronolojik sıraya koyunuz, her birine yaklaşık tarih veriniz ve bu olaylardan hangilerinin Pavlus'la doğrudan ilişkili olduğunu ve Hristiyanlığın kurumsallaşmasına nasıl katkı sağladığını açıklayınız.
1. ipucu: 1. adım: Olayları önce yüzyıllarına göre ayırın: MS 1. yüzyıl olayları (Şam yolu, Kudüs Toplantısı, Neron, Kudüs'ün yıkılışı) ve 4-5. yüzyıl olayları (Milano, Selanik, Kadıköy).
2. ipucu: 2. adım: 1. yüzyıl olaylarını Pavlus'un hayatına göre sıralayın: Hristiyan oluşu, yolculukları arasındaki toplantı ve Roma'daki ölümü; ardından MS 70'i ekleyin.
3. ipucu: 3. adım: Pavlus'la ilgili olayların Hristiyanlığın hedef kitlesine ve öğretisine etkisini, sonraki olayların ise devletle ilişkiye ve inanç birliğine etkisini yazın.
Cevap: Kronolojik sıra: (b) Şam yolu olayı, MS 34 civarı → (e) Kudüs Toplantısı, MS 49 civarı → (g) Neron'un zulmü, MS 64 → (d) Kudüs ve İkinci Mabed'in yıkılışı, MS 70 → (c) Milano Fermanı, 313 → (f) Selanik Fermanı, 380 → (a) Kadıköy Konsili, 451. Pavlus'la doğrudan ilişkili olanlar: Şam yolu olayı onun Hristiyan oluşunu ve 'milletlerin elçisi' olarak misyon faaliyetine başlamasını sağlamıştır. Kudüs Toplantısı'nda Yahudi olmayanlardan sünnet ve Tora şartının aranmaması kararında belirleyici olmuş, böylece Hristiyanlık etnik sınırları aşan evrensel bir dine dönüşmüştür. Neron'un zulmü sırasında Pavlus'un Roma'da öldürüldüğü rivayet edilir; şehitlik anlayışı Hristiyan kimliğini güçlendirmiştir. Pavlus'un bu olaylar arasında kurduğu kiliseler ve yazdığı mektuplar (iman ile aklanma, kefaret, Mesih'in bedeni olarak kilise) Hristiyanlığın öğretisini ve örgütünü şekillendirmiştir. Kudüs'ün yıkılışı Yahudi-Hristiyan cemaatini zayıflatarak Pavlus'un temsil ettiği Yahudi olmayanlara açık Hristiyanlığı ana akım hâline getirmiştir. Milano Fermanı din özgürlüğü, Selanik Fermanı resmî din statüsü getirerek kurumsallaşmayı devlet desteğiyle tamamlamış; Kadıköy Konsili ise inanç birliğini tanımlarken Süryani, Ermeni ve Kıpti kiliselerinin ayrılmasına yol açmıştır.
Kısaca
- Doğduğu ortam: Hristiyanlık MS 1. yüzyılda Roma egemenliğindeki Filistin'de, Ferisiler, Sadukiler, Esseniler ve Zelotlar gibi grupların bulunduğu ve Mesih beklentisinin yoğun olduğu bir Yahudi toplumunda doğmuştur.
- Hz. İsa: MÖ 6-4 yılları civarında doğan Hz. İsa, Vaftizci Yahya'dan sonra Celile'de tebliğe başlamış, on iki havari edinmiş; Hristiyan inancına göre MS 30 civarında Kudüs'te çarmıha gerilmiş, Kur'an'a göre ise öldürülmemiş ve Allah katına yükseltilmiştir (Nisâ, 4:157-158).
- İlk topluluk: Petrus ve Yakub önderliğindeki Kudüs cemaati Yahudi geleneğine bağlı kalmış; İstefanos'un ölümünden sonra dağılan inananlar Antakya'ya ulaşmış ve ilk kez burada 'Hristiyan' adıyla anılmışlardır (Elçilerin İşleri 11:26).
- Pavlus'un rolü: Tarsuslu Pavlus misyon yolculuklarıyla Anadolu, Yunanistan ve Roma'da kiliseler kurmuş, Yahudi olmayanlardan sünnet ve Tora şartının kaldırılmasını savunmuş, mektuplarıyla iman ile aklanma, kefaret ve kilise kavramlarını şekillendirerek Hristiyanlığın kurumsallaşmasında belirleyici olmuştur.
- Zulümden resmî dine: Neron'dan Diocletianus'a kadar zulüm gören Hristiyanlar, 313 Milano Fermanı ile din özgürlüğüne kavuşmuş; Hristiyanlık 380'de Theodosius'un Selanik Fermanı ile Roma'nın resmî dini olmuştur.
- Konsiller ve ayrılıklar: İznik (325) ve İstanbul (381) konsilleri teslis inancını resmîleştirmiş; Efes (431) ve Kadıköy (451) konsillerinden sonra Doğu kiliseleri ayrılmış, 1054'te Ortodoks-Katolik, 1517'de Protestan ayrılığı yaşanmıştır.