Geçen hafta Göbeklitepe'den Ayasofya'ya uzanan büyük yapıları ve onları inşa edenleri anlattık. Bu hafta Theme 5: Back to the Past içinde daha yakından bakıyoruz: O yapıların çevresinde yaşayan sıradan insanlar ne ile çalışıyor, nasıl ticaret yapıyor, ne yazıyordu? Bir müze vitrinindeki eseri made of / used for kalıplarıyla tanımlamayı, tarihî kişi ve yerlere virgüller arasında ek bilgi katan non-defining relative clauses yapısını, geçmişte uzun süren çabaları anlatan Past Perfect Continuous zamanını ve Truva Atı gibi efsaneleri İngilizce anlatma dilini öğreneceğiz. Haftanın sonunda tüm Theme 5 yapılarını bir arada kullanarak bir eser için müze rehberi metni yazabileceksiniz.
1. Antik Dönemde Gündelik Yaşam: Malzemeler, Aletler ve Ticaret Kelimeleri
Geçen hafta tarihî mekânları ve onları kimin inşa ettiğini konuştuk; bu hafta o mekânlarda yaşayan sıradan insanların gündelik hayatına bakıyoruz. Binlerce yıl önce Anadolu'da insanlar nasıl geçimini sağlıyor, ne ile çalışıyor, nasıl alışveriş yapıyordu? Bu soruları İngilizce cevaplamak için önce ways of life (yaşam biçimleri) kelimelerini bilmeliyiz. Avlanarak ve yabani bitki toplayarak yaşayan topluluklara hunter-gatherers (avcı-toplayıcılar), sürekli yer değiştiren topluluklara nomadic (göçebe) denir. İnsanlar tarımla birlikte bir yere yerleştiğinde settle down (yerleşik hayata geçmek) ifadesi kullanılır: 'When people started farming, they settled down in villages.' Tarım farming, ürün toplama zamanı ise harvest (hasat) sözcüğüyle anlatılır.
Arkeologların bulduğu eserleri anlatırken en çok malzeme adlarına ihtiyaç duyarız. Clay (kil) çanak çömlek ve yazı tabletleri için, bronze (tunç) silah ve aletler için, marble (mermer) heykel ve sütunlar için, wool (yün) giysiler için kullanılmıştır. Çatalhöyük'te yaşayanların, volkanik bir cam olan obsidian (obsidyen) taşından keskin aletler ve aynalar yaptığı bilinir. Kilden yapılan kap kacağın genel adı pottery (çanak çömlek), kumaş dokunan araç loom (dokuma tezgâhı), bir malın sahibini gösteren damga ise seal (mühür) olarak adlandırılır. Bu malzeme adlarının çoğu sayılamaz isimdir; bu yüzden 'a clay' ya da 'bronzes' denmez.
Ticaret de Anadolu'nun geçmişinde büyük yer tutar. Kayseri yakınlarındaki Kültepe'de (antik Kaniş) bulunan binlerce kil tablet, Asurlu merchants (tüccarlar) ile Anadolu halkı arasındaki ticareti anlatır; bu tabletler cuneiform (çivi yazısı) ile yazılmıştır ve Anadolu'da yazının kullanıldığını gösteren en eski belgeler arasındadır. Paranın yaygınlaşmasından önce insanlar mallarını barter (takas) yoluyla değiştirirdi. Batı Anadolu'daki Lidyalıların ise MÖ 7. yüzyılda ilk coins (sikkeler) basan toplumlardan biri olduğu kabul edilir. Bu kelimeleri geçen haftaki edilgen yapılarla birleştirebilirsiniz: 'The tablets were written in cuneiform', 'Goods were carried along trade routes' (Mallar ticaret yolları boyunca taşınırdı).
| Kelime / Eşdizim | Türkçe Karşılığı | Örnek Cümle |
|---|---|---|
| hunter-gatherer | avcı-toplayıcı | Hunter-gatherers moved from place to place to find food. |
| settle down | yerleşik hayata geçmek | People settled down when they learned farming. |
| clay / pottery | kil / çanak çömlek | Most pottery in Çatalhöyük was made of clay. |
| bronze | tunç | Bronze weapons were stronger than stone ones. |
| obsidian | obsidyen (volkanik cam) | Sharp blades were made from obsidian. |
| merchant / trade route | tüccar / ticaret yolu | Assyrian merchants travelled to Kültepe. |
| barter | takas (etmek) | Before coins, people bartered wheat for tools. |
| cuneiform | çivi yazısı | The clay tablets are written in cuneiform. |
2. Eserleri Tanımlamak: Made of, Made from, Used for ve Be Used to V1
Bir müzede vitrinin önünde durduğunuzu düşünün. Bir esere bakan ziyaretçi ilk olarak iki şey sorar: Neyden yapılmış? Ne için kullanılmış? Malzemeyi anlatırken iki ayrı kalıp vardır. Malzeme eserin üzerinde hâlâ tanınabiliyorsa be made of kullanılır: 'This bowl is made of clay' (Bu kâse kilden yapılmıştır), 'The statue is made of marble.' Malzeme üretim sırasında dönüşmüş ve artık tanınmıyorsa be made from kullanılır: 'Glass is made from sand' (Cam kumdan yapılır), 'Bread was made from wheat.' Eseri yapan kişi made by, yapıldığı yer ya da dönem made in ile eklenir: 'This carpet was made by hand in the 18th century.'
Eserin işlevini anlatmak için üç kalıp kullanılır. Amaç bir isim ya da V-ing ile söylenecekse be used for + noun / V-ing: 'These jars were used for storing olive oil' (Bu küpler zeytinyağı saklamak için kullanılırdı). Amaç yalın fiille söylenecekse be used to + V1: 'Obsidian was used to make sharp blades' (Obsidyen keskin bıçaklar yapmak için kullanılırdı). Bir şeyin başka bir rolde kullanıldığını anlatmak için be used as + noun: 'The building was used as a storehouse.' Bu üç kalıbın hepsi edilgen yapıdadır; çünkü odak, kullanan kişide değil kullanılan eşyadadır.
Burada Theme 4'te öğrendiğimiz iki yapıyla karışıklık yaşanabilir. used to + V1 (edilgen değil) geçmiş alışkanlıktır: 'People in Çatalhöyük used to enter their houses through the roof' (Çatalhöyük'te insanlar evlerine çatıdan girerlerdi). be / get used to + V-ing ise bir şeye alışık olmaktır: 'The archaeologists got used to working in the heat.' Ayrımı yapmanın yolu cümlenin öznesine bakmaktır: Özne bir eşyaysa ve önünde 'was / were' varsa amaç anlamındaki be used to V1 söz konusudur. Müze etiketlerinde bu yapılar sıklıkla geçen haftanın kişisiz edilgeniyle birleşir: 'This tool is thought to have been used for cutting meat.'
| Yapı | Ne Anlatır? | Örnek Cümle |
|---|---|---|
| be made of + malzeme | Malzeme hâlâ görünür | The mirror is made of polished obsidian. |
| be made from + malzeme | Malzeme dönüşmüş, tanınmaz | Paper is made from wood. |
| be made by + kişi | Eseri yapan | The tile was made by a master craftsman. |
| be made in + yer / dönem | Yapıldığı yer ya da zaman | The vase was made in Iznik in the 16th century. |
| be used for + V-ing / noun | Amaç (isim ya da V-ing ile) | The seals were used for marking goods. |
| be used to + V1 | Amaç (yalın fiille) | The loom was used to weave cloth. |
| be used as + noun | Başka bir rol | The theatre was used as a fortress later. |
3. Tarihî Kişi ve Mekânları Tanımlamak: Non-defining Relative Clauses
Bir tarihî mekânı tanıtırken çoğu zaman tek cümleye birden fazla bilgi sığdırmak isteriz. 'Ephesus is a World Heritage Site. It is located in İzmir.' gibi iki kısa cümle yerine 'Ephesus, which is located in İzmir, is a World Heritage Site.' demek daha akıcıdır. Virgüller arasındaki bu bölüme non-defining relative clause (tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciği) denir. Bu cümlecik, hangi şeyden söz ettiğimizi belirlemez; zaten bilinen bir kişi ya da yer hakkında ek bilgi verir. Bu yüzden çıkarıldığında ana cümle eksiksiz kalır: 'Ephesus is a World Heritage Site.'
Kullanılacak ilgi zamiri, nitelenen kelimeye göre seçilir. Kişiler için who: 'Mimar Sinan, who was the chief architect of the Ottoman Empire, designed the Selimiye Mosque.' Nesne ve yerler için which: 'Hagia Sophia, which was completed in AD 537, is in Istanbul.' Bir yerde bir olay geçtiğini anlatmak için where: 'Hattusa, where thousands of clay tablets were found, was the Hittite capital.' Zaman için when: 'In 1453, when Istanbul was conquered, Mehmed II was 21 years old.' Sahiplik için whose: 'Emperor Justinian, whose reign lasted almost 40 years, ordered the construction of Hagia Sophia.'
Bu yapıyı defining relative clause (tanımlayıcı ilgi cümleciği) ile karıştırmamak gerekir. 'The archaeologist who found the tablet is from Ankara' cümlesinde 'who found the tablet' hangi arkeolog olduğunu belirtir; virgül yoktur ve 'that' de kullanılabilir. Non-defining yapıda ise virgül zorunludur ve that kullanılamaz. Ayrıca 'which' bazen bir önceki cümlenin tamamını niteler: 'The tomb had never been opened, which surprised the archaeologists' (Mezar hiç açılmamıştı ve bu durum arkeologları şaşırttı). Konuşmada virgüllerin yerini kısa duraklamalar alır; sunumlarda bu duraklamalar dinleyiciye ek bilginin başladığını gösterir.
| İlgi Zamiri | Neyi Niteler? | Örnek Cümle |
|---|---|---|
| who | Kişi | Mimar Sinan, who lived in the 16th century, built hundreds of buildings. |
| which | Nesne, yapı, kurum | Çatalhöyük, which dates back to about 7000 BC, is in Konya. |
| where | Yer (orada bir olay olur) | Kültepe, where Assyrian merchants traded, is near Kayseri. |
| when | Zaman | The 1870s, when Schliemann started digging at Troy, changed archaeology. |
| whose | Sahiplik (onun ...sı) | The Hittites, whose capital was Hattusa, wrote in cuneiform. |
| , which (cümlenin tamamı) | Önceki olay ya da durum | The city was rebuilt many times, which makes it hard to study. |
4. Uzun Süren Geçmiş Süreçler: Past Perfect Continuous
Arkeolojik keşifler çoğu zaman bir anda değil, aylarca hatta yıllarca süren sabırlı çalışmaların sonunda gelir. Geçmişteki bir andan önce başlamış ve o ana kadar bir süre devam etmiş eylemleri anlatmak için Past Perfect Continuous kullanılır. Formülü: Subject + had been + V-ing. 'The archaeologists had been digging for six months when they found the mosaic' (Arkeologlar mozaiği bulduklarında altı aydır kazı yapıyorlardı). Burada 'found the mosaic' geçmişteki bir andır; 'had been digging' ise o ana kadar süren uzun eylemdir. Süreyi göstermek için genellikle for (süre) ve since (başlangıç noktası) kullanılır: 'By 2015, archaeologists had been excavating at Göbeklitepe for twenty years.'
Bu zamanın ikinci önemli kullanımı, geçmişteki görünür bir sonucun nedenini açıklamaktır. 'The workers were exhausted because they had been carrying stones all day' (İşçiler bitkindi çünkü bütün gün taş taşıyorlardı). 'The ground was muddy because it had been raining for days' (Zemin çamurluydu çünkü günlerdir yağmur yağıyordu). Bu cümlelerde sonuç Past Simple ile (were exhausted, was muddy), sonuca yol açan uzun süreç ise Past Perfect Continuous ile verilir. Olumsuz ve soru biçimleri 'had' üzerinden kurulur: 'They hadn't been working long when the storm began', 'How long had people been living in Troy before it was destroyed?'
Past Perfect Continuous ile Past Perfect Simple arasındaki fark, vurgunun nerede olduğudur. Süreç ve süre önemliyse had been V-ing: 'They had been excavating the site for years.' Tamamlanmış sonuç ya da sayı önemliyse had V3: 'By noon, they had dug three trenches' (Öğlene kadar üç hendek kazmışlardı). Ayrıca know, believe, own, belong, understand gibi durum fiilleri sürekli zamanda kullanılmaz: 'She had known the site for years', 'had been knowing' değil. Bu zaman, Theme 4'te öğrendiğimiz anlatı zamanlarının son halkasıdır; bir hikâyede arka plandaki uzun çabayı gösterir ve okura 'ne kadar zamandır?' sorusunun cevabını verir.
| Zaman | Formül | Vurgu | Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| Past Continuous | was / were + V-ing | Geçmişte belirli bir anda süren eylem | They were digging when the guide arrived. |
| Past Perfect Simple | had + V3 | Geçmişteki andan önce tamamlanmış sonuç | They had found 20 coins by the end of May. |
| Past Perfect Continuous | had been + V-ing | Geçmişteki ana kadar süren süreç ve süre | They had been digging for months before they found the gate. |
| Past Perfect Continuous (neden) | had been + V-ing | Geçmişteki bir sonucun nedeni | Her hands were dirty because she had been cleaning pottery. |
| Present Perfect Continuous | have / has been + V-ing | Şimdiye kadar süren süreç | They have been excavating Göbeklitepe since 1995. |
5. Efsane ile Tarih Arasında: Truva Atı ve Hikâye Anlatma Dili
Geçmişi anlatan her metin aynı türden bilgi vermez. History (tarih) belgelere ve arkeolojik kanıtlara dayanır. Legend (efsane) kuşaktan kuşağa aktarılan, gerçek kişi ve yerlere dayanabilen ama ayrıntıları kanıtlanamayan bir anlatıdır. Myth (mit) ise genellikle tanrılar, doğaüstü varlıklar ve dünyanın oluşumu gibi konuları anlatır. Bir efsaneyi aktarırken bilginin kesin olmadığını göstermek için özel kalıplar kullanılır: Legend has it that ... (Efsaneye göre ...), According to legend, ..., The story goes that ... (Anlatılana göre ...). Geçen haftanın It is said that ... ve is said to have V3 kalıpları da bu işi görür: 'Alexander the Great is said to have cut the Gordian Knot with his sword.'
Anadolu'nun en ünlü efsanelerinden biri Truva Atı'dır. Anlatıya göre Yunanlar Truva'yı on yıl boyunca kuşatmış ama kenti alamamıştır. Bu hikâyeyi İngilizce anlatırken öğrendiğimiz tüm zamanlar bir araya gelir: 'Legend has it that the Greeks had been attacking Troy for ten years without success. Eventually, they built a huge wooden horse and hid soldiers inside it. Then they pretended to sail away. The Trojans thought the horse was a gift, so it was pulled into the city. That night, while the Trojans were sleeping, the soldiers climbed out and opened the gates. In the end, Troy was captured.' Burada uzun kuşatma Past Perfect Continuous, arka plan Past Continuous, ana olaylar Past Simple ve edilgen yapılarla verilir.
Peki efsanenin arkasında bir gerçek var mı? Uzun süre Truva'nın yalnızca bir efsane olduğu düşünüldü. 1870'lerde Heinrich Schliemann'ın Çanakkale'deki kazıları, burada gerçekten büyük bir kentin bulunduğunu gösterdi. Bugün kentin pek çok kez yıkılıp yeniden kurulduğu biliniyor; Truva 1998'de UNESCO Dünya Mirası listesine alındı. Çanakkale kent merkezindeki büyük tahta at ise antik değildir; 2004 yapımı 'Troy' filminde kullanılmış bir dekordur. Bu örnek, iyi bir anlatıcının efsane ile kanıtı birbirinden ayırması gerektiğini gösterir: 'Legend has it that ...' dedikten sonra 'However, archaeologists have found evidence that ...' diye devam etmek, metninizi hem ilgi çekici hem de güvenilir kılar.
| Kalıp / Bağlaç | İşlevi | Örnek |
|---|---|---|
| Legend has it that ... | Efsaneyi başlatmak | Legend has it that a king tied a very complicated knot. |
| According to legend, ... | Efsaneyi kaynak göstererek aktarmak | According to legend, the city was founded by a hero. |
| The story goes that ... | Halk anlatısını aktarmak | The story goes that the horse was full of soldiers. |
| At first / For ten years | Başlangıç ve uzun arka plan | For ten years, the Greeks had been fighting. |
| Eventually | Uzun bir süreçten sonra nihayet | Eventually, they came up with a clever plan. |
| Meanwhile / That night | Eşzamanlı ya da belirli bir an | Meanwhile, the Trojans were celebrating. |
| In the end | Sonunda, nihayetinde | In the end, the city was captured. |
6. Theme 5 Genel Tekrarı: Yapı Haritası ve Sık Yapılan Hatalar
İki haftadır geçmişi anlatmak için güçlü bir araç seti kurduk. Birinci grup geçmiş edilgenlerdir: tamamlanmış eylem için 'was / were + V3' (The mosque was built in 1575), süren eylem için 'was / were being + V3' (The walls were being repaired), daha önce tamamlanmış eylem için 'had been + V3' (The city had been abandoned). İkinci grup çıkarım ve görüş bildirir: 'must / might / can't have + V3' kanıta dayalı tahminleri, 'It is believed that ...' ve 'is thought to have + V3' ise uzmanların görüşlerini nesnel biçimde aktarır. Bu hafta eklediğimiz üçüncü grup ise tanımlama ve anlatı yapılarıdır: 'made of / used for', virgüllü ilgi cümlecikleri, 'had been + V-ing' ve efsane kalıpları.
Bu yapıları tek bir metinde birleştirmek, Theme 5'in asıl hedefidir. Örneğin bir müze rehberi şöyle konuşabilir: 'This tablet, which is made of clay, was found in Hattusa. It is written in cuneiform and is believed to record a peace treaty. The scribe must have been very skilled, because the signs are tiny and clear.' Üç cümlede bir ilgi cümleciği, bir malzeme kalıbı, iki edilgen, bir kişisiz edilgen ve bir çıkarım modalı kullanılmıştır. Yazarken her cümleye 'Bu bilgi kesin mi, tahmin mi, efsane mi?' sorusunu sorarsanız doğru yapıyı kolayca seçersiniz: kesin bilgi → edilgen; uzman görüşü → It is believed; kendi tahmininiz → must / might have; efsane → Legend has it that.
Sınavlarda ve yazma görevlerinde en sık hatalar belirli noktalarda toplanır: nesne almayan fiilleri edilgen yapmak (was happened), çıkarımda 'mustn't have' kullanmak, virgülden sonra 'that' yazmak, 'made of' ile 'made from'u karıştırmak, 'used to' yapılarını birbirine karıştırmak ve durum fiillerini sürekli zamanda kullanmak. Aşağıdaki tablo bu hataların doğru biçimlerini ve nedenlerini bir arada gösterir. Tabloyu bir kontrol listesi gibi kullanarak yazdığınız metni gözden geçirin; özellikle fiilin zamanını taşıyan yardımcı fiile (was, had, had been) ve asıl fiilin biçimine (V3 mü, V-ing mi?) dikkat edin.
| Yanlış | Doğru | Neden? |
|---|---|---|
| The earthquake was happened in AD 17. | The earthquake happened in AD 17. | 'happen' nesne almaz, edilgen olamaz. |
| They mustn't have used iron. | They can't have used iron. | Olumsuz çıkarım 'can't have V3' ile yapılır. |
| Hattusa, that was the Hittite capital, ... | Hattusa, which was the Hittite capital, ... | Virgülden sonra 'that' gelmez. |
| The bowl is made from clay. | The bowl is made of clay. | Kil kâsede hâlâ görünür. |
| Obsidian was used to making knives. | Obsidian was used to make knives. | Amaç anlamında 'be used to + V1' gelir. |
| The ring had been belonging to a queen. | The ring had belonged to a queen. | 'belong' durum fiilidir, sürekli olmaz. |
| Göbeklitepe is thought to have built 11,000 years ago. | Göbeklitepe is thought to have been built 11,000 years ago. | Yapı inşa edilendir; edilgen 'have been V3' gerekir. |
Örnekler
Örnek 1Boşlukları made of, made from, used for veya used to ile tamamlayınız: a) 'This ancient mirror is ___ polished obsidian.' b) 'Paper is ___ wood.' c) 'These clay jars were ___ storing wheat and olive oil.' d) 'Seals were ___ show who owned the goods.'
Cevabı göster
a) Aynada obsidyen taşı hâlâ görünür ve tanınır; malzeme dönüşmemiştir. Bu yüzden 'made of' kullanılır: 'This ancient mirror is made of polished obsidian.' b) Kâğıtta tahta artık tanınmaz; malzeme tamamen dönüşmüştür. Bu yüzden 'made from' gelir: 'Paper is made from wood.' c) Boşluktan sonra V-ing (storing) gelmiştir; amaç V-ing ile anlatıldığında 'be used for' kullanılır: 'These clay jars were used for storing wheat and olive oil.' d) Boşluktan sonra yalın fiil (show) gelmiştir; amaç yalın fiille anlatıldığında 'be used to' kullanılır: 'Seals were used to show who owned the goods.' Sonuç: a) made of, b) made from, c) used for, d) used to.
Örnek 2Cümleleri uygun ilgi zamiriyle (who, which, where, whose) virgüllü tek bir cümlede birleştiriniz: a) 'Hattusa was the capital of the Hittites. Thousands of clay tablets were found there.' b) 'Mimar Sinan designed the Selimiye Mosque. He was the chief architect of the Ottoman Empire.' c) 'Emperor Justinian ordered the construction of Hagia Sophia. His reign lasted almost 40 years.'
Cevabı göster
a) 1. adım: İkinci cümledeki 'there' bir yeri (Hattusa) gösterir ve arkasından tam bir olay gelir; 'where' seçilir. 2. adım: Ek bilgi virgüller arasında Hattusa'dan hemen sonra yerleştirilir. Sonuç: 'Hattusa, where thousands of clay tablets were found, was the capital of the Hittites.' b) 'He' bir kişidir; 'who' kullanılır: 'Mimar Sinan, who was the chief architect of the Ottoman Empire, designed the Selimiye Mosque.' c) 'His reign' sahiplik bildirir (onun hükümdarlığı); 'whose' kullanılır ve arkasından isim gelir: 'Emperor Justinian, whose reign lasted almost 40 years, ordered the construction of Hagia Sophia.' Kontrol: Üç cümlede de virgüller arasındaki bölüm çıkarıldığında ana cümle eksiksiz kalır; bu yüzden non-defining yapıdır ve 'that' kullanılamaz.
Örnek 3Parantez içindeki fiilleri Past Perfect Continuous (had been V-ing) ya da Past Perfect Simple (had V3) ile tamamlayınız: a) 'By noon, the team ___ (dig) three trenches.' b) 'The team ___ (dig) for five hours when they found the first coin.' c) 'Their clothes were covered in mud because they ___ (work) in the rain.' d) 'The guide ___ (know) the site for years before she became a professor.'
Cevabı göster
a) Cümlede bir sayı (three trenches) ve tamamlanmış sonuç vurgulanır; süreç değil sonuç önemlidir: 'had dug'. b) 'for five hours' süreyi gösterir ve eylem bulma anına kadar devam etmiştir: 'had been digging'. c) Çamurlu giysiler geçmişte görünen bir sonuçtur; nedeni uzun süren bir eylemdir: 'had been working'. d) 'know' bir durum fiilidir ve sürekli zamanda kullanılmaz; süre olsa bile Past Perfect Simple seçilir: 'had known'. Sonuçlar: a) had dug, b) had been digging, c) had been working, d) had known.
Örnek 4Aşağıdaki cümlelerdeki 'used to' hatalarını bulup düzeltiniz ve hangi anlamda kullanıldıklarını belirtiniz: a) 'Obsidian was used to making knives.' b) 'People in Çatalhöyük used to entering their houses through the roof.' c) 'After a month at the excavation, I got used to wake up at 5 a.m.'
Cevabı göster
a) Özne bir eşyadır (obsidian) ve önünde 'was' vardır; bu amaç bildiren edilgen yapıdır. Amaç anlamında 'be used to' yalın fiil alır. Doğrusu: 'Obsidian was used to make knives.' (Obsidyen bıçak yapmak için kullanılırdı.) b) Cümle geçmişteki bir alışkanlığı anlatır ve 'be' fiili yoktur; 'used to' yalın fiil alır. Doğrusu: 'People in Çatalhöyük used to enter their houses through the roof.' (Çatalhöyük'te insanlar evlerine çatıdan girerlerdi.) c) 'get used to' bir şeye alışmak anlamındadır; buradaki 'to' bir edattır ve V-ing alır. Doğrusu: 'I got used to waking up at 5 a.m.' (Sabah 5'te kalkmaya alıştım.)
Örnek 5Aşağıdaki notları kullanarak Gordion Düğümü efsanesini 5-6 cümleyle İngilizce anlatınız. En az bir ilgi cümleciği, bir efsane kalıbı, bir Past Perfect Continuous ve iki sıralama bağlacı kullanınız. Notlar: Gordion, Frigya'nın başkenti, Ankara yakınlarında / bir araba çok karmaşık bir düğümle bağlanmış / düğümü çözenin Asya'ya hükmedeceği söyleniyor / pek çok kişi yıllarca denemiş ama başaramamış / MÖ 333'te Büyük İskender kente geliyor / İskender düğümü kılıcıyla kesiyor.
Cevabı göster
1. adım (ilgi cümleciği ile giriş): 'Gordion, which was the capital of Phrygia, is located near Ankara.' 2. adım (efsane kalıbı ve edilgen): 'Legend has it that a wagon was tied to a post with a very complicated knot.' 3. adım (kişisiz edilgen): 'It was said that the person who untied it would rule all of Asia.' 4. adım (Past Perfect Continuous): 'Many people had been trying to untie the knot for years, but nobody had succeeded.' 5. adım (bağlaçlar): 'Eventually, in 333 BC, Alexander the Great arrived in the city. In the end, he simply cut the knot with his sword.' Çözümleme: ', which was the capital of Phrygia,' → non-defining relative clause; 'Legend has it that' → efsane kalıbı; 'had been trying for years' → Past Perfect Continuous; 'Eventually' ve 'In the end' → sıralama bağlaçları; 'was tied' → Past Simple Passive.
Örnek 6Aşağıdaki bilgileri kullanarak bir müze etiketi için 4 cümlelik İngilizce metin yazınız. 'made of', bir ilgi cümleciği, bir Past Simple Passive ve bir impersonal passive kullanınız. Bilgiler: Kadeş Antlaşması tableti / kilden yapılmış / Hattuşa'da 20. yüzyılın başlarında bulundu / çivi yazısıyla yazılmış / Hitit kralı III. Hattuşili ile Mısır firavunu II. Ramses arasındaki barış antlaşması / yaklaşık MÖ 1259'da imzalandığı düşünülüyor / bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde sergileniyor.
Cevabı göster
1. adım (malzeme ve ilgi cümleciği): 'This tablet, which is made of clay, was found in Hattusa in the early 20th century.' 2. adım (içerik, edilgen): 'It is written in cuneiform and records a peace treaty between the Hittite king Hattusili III and the Egyptian pharaoh Ramesses II.' 3. adım (impersonal passive, geçmiş olay): 'The treaty is believed to have been signed around 1259 BC.' 4. adım (bugünkü durum): 'It is one of the oldest known peace treaties, and today it is displayed at the Istanbul Archaeology Museums.' Çözümleme: ', which is made of clay,' → ilgi cümleciği + malzeme kalıbı; 'was found' → Past Simple Passive; 'is believed to have been signed' → impersonal passive (olay görüşten önce ve edilgen olduğu için 'to have been V3'); 'is displayed' → şimdiki zaman edilgen.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1'This ancient bowl is made ___ clay, and it was used ___ storing olive oil.' cümlesindeki boşluklara sırasıyla hangisi gelmelidir?
Kâsede kil hâlâ görünür; bu yüzden 'made of' kullanılır. İkinci boşluktan sonra V-ing (storing) geldiği için amaç bildiren 'used for' gerekir. 'used to' yalın fiil alırdı ('used to store').
2'Hattusa, ___ thousands of clay tablets were found, was the capital of the Hittites.' cümlesinde boşluğa hangisi gelmelidir?
Boşluktan sonra öznesi ve yüklemi olan tam bir olay gelir (tablets were found) ve bu olay o yerde gerçekleşmiştir; bu yüzden 'where' kullanılır. Virgülden sonra 'that' gelmez; 'who' kişiler içindir; 'which' cümlede eksik bir özne ya da nesne olsaydı kullanılırdı.
3'The workers were exhausted because they ___ heavy stones since sunrise.' cümlesinde boşluğa en uygun ifade hangisidir?
Yorgunluk geçmişte görülen bir sonuçtur (were exhausted) ve nedeni şafaktan beri süren uzun bir eylemdir ('since sunrise'). Geçmişteki bir sonuca kadar süren eylem Past Perfect Continuous 'had been carrying' ile anlatılır. 'were carried' edilgendir ve işçileri taşınan konuma düşürür.
4'___ the Greeks hid soldiers inside a huge wooden horse.' cümlesinde boşluğa hangisi getirilmelidir?
Efsaneyi başlatan doğru kalıp 'Legend has it that + cümle' biçimidir. 'According to legend' kalıbından sonra 'that' gelmez, virgül gelir; 'It is believing' edilgen olmadığı için yanlıştır; 'As legend says that' ise dil bilgisi açısından hatalıdır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- 'Glass is made from sand.' cümlesinde 'made from' kullanılmıştır, çünkü kum camın içinde artık tanınmaz.
Doğrudur; malzeme dönüşmüş ve tanınmaz hâle gelmişse 'made from' kullanılır.
- Virgülle ayrılan ilgi cümleciklerinde 'which' yerine 'that' de kullanılabilir.
Yanlıştır; non-defining cümleciklerde 'that' kullanılmaz: 'Ephesus, which is in İzmir, ...' doğrudur.
- 'had been + V-ing' yapısı, geçmişteki bir andan önce başlayıp o ana kadar süren eylemi anlatır.
Doğrudur: 'They had been digging for six months when they found the mosaic.'
- 'know' gibi durum fiilleri 'The guide had been knowing the site for years.' biçiminde kullanılabilir.
Yanlıştır; durum fiilleri sürekli zamanda kullanılmaz. Doğrusu: 'The guide had known the site for years.'
- 'In the end' sonunda, nihayetinde anlamına gelir; 'at the end of' ise bir dönemin ya da yerin sonunu gösterir.
Doğrudur: 'In the end, Troy fell.' / 'at the end of the war'.
- 'Glass is made from sand.' cümlesinde 'made from' kullanılmıştır, çünkü kum camın içinde artık tanınmaz.
6Aşağıdaki kelime ve yapıları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- The statue in the museum is made white marble.
- These sharp stones were used cutting meat and skins.
- Troy, Schliemann began digging in the 1870s, is in Çanakkale.
- The workers had carrying stones all day, so they were exhausted.
- Legend it that Alexander the Great cut the Gordian Knot with his sword.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Türkiye'deki tarihî bir mekânı ya da bir efsaneyi (ör. Truva, Gordion, Çatalhöyük, Hattuşa) tanıtan 6 cümlelik İngilizce bir müze rehberi konuşması yazınız. Metninizde 1) bir non-defining relative clause, 2) 'made of' veya 'used for / used to V1' ile bir eser tanımı, 3) bir efsane kalıbı ya da impersonal passive, 4) bir Past Perfect Continuous cümlesi, 5) en az bir geçmiş edilgen ve 6) bir modal of deduction kullanınız.
1. ipucu: 1. adım: Mekânı ilgi cümleciğiyle tanıtın: 'Troy, which is located in Çanakkale, ...'
2. ipucu: 2. adım: Efsaneyi ya da uzman görüşünü aktarın ve uzun süren bir olayı had been V-ing ile anlatın: 'Legend has it that the Greeks had been attacking the city for ten years ...'
3. ipucu: 3. adım: Buluntuları malzeme ve amaç kalıplarıyla tanımlayın, ardından must / might have V3 ile kendi çıkarımınızı ekleyip bir edilgen tarih bilgisiyle bitirin.
Cevap: Örnek konuşma: 'Troy, which is located in Çanakkale, is one of the most famous archaeological sites in the world. Legend has it that the Greeks had been attacking the city for ten years before they built a wooden horse and hid soldiers inside it. For a long time, it was thought that Troy was only a legend, but the site was excavated by Heinrich Schliemann in the 1870s. Many artefacts were found there, such as pottery made of clay and weapons made of bronze, which were used for cooking, storing food and fighting. It is believed that the city was destroyed and rebuilt many times, so its location near the Dardanelles must have been very important for trade. Troy was declared a UNESCO World Heritage Site in 1998, and walking among its walls is like travelling back in time.' Çözümleme: ', which is located in Çanakkale,' ve ', which were used for ...' → non-defining relative clauses; 'made of clay / made of bronze' ve 'were used for cooking' → eser tanımı; 'Legend has it that' ve 'It is believed that' → efsane kalıbı ve impersonal passive; 'had been attacking the city for ten years' → Past Perfect Continuous; 'was excavated', 'were found', 'was declared' → Past Simple Passive; 'must have been very important' → modal of deduction.
Kısaca
- Gündelik yaşam kelimeleri: Antik dönemi anlatan metinlerde clay (kil), bronze (tunç), pottery (çanak çömlek), merchant (tüccar), barter (takas), cuneiform (çivi yazısı) ve hunter-gatherer (avcı-toplayıcı) sözcükleri sık geçer.
- Eser tanımlama: Malzeme görünüyorsa 'made of', malzeme dönüşmüşse 'made from' kullanılır; amaç 'be used for + V-ing' ya da 'be used to + V1' ile anlatılır: 'Obsidian was used to make blades.'
- Non-defining relative clauses: Virgüller arasında ek bilgi veren cümleciklerde who (kişi), which (nesne), where (yer), when (zaman) ve whose (sahiplik) kullanılır; virgülden sonra 'that' gelmez.
- Past Perfect Continuous: Geçmişteki bir andan önce bir süre devam etmiş eylem 'had been + V-ing' ile anlatılır: 'They had been digging for six months when they found the mosaic.'
- Efsane dili: Kesinliği olmayan geleneksel anlatılar 'Legend has it that ...', 'According to legend, ...' ve 'The story goes that ...' kalıplarıyla başlatılır; olaylar 'eventually, then, that night, in the end' bağlaçlarıyla sıralanır.
- Theme 5 bütünü: İyi bir tarih metni geçmiş edilgenleri (was built, had been destroyed), çıkarım modallarını (must have V3), kişisiz edilgeni (It is believed that) ve tanımlama yapılarını (which, made of) bir arada kullanır.
Bu dersin öteki kaynakları
- İngilizce Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 11. Sınıf İngilizce Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- 11. Sınıf İngilizce 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Gelecek Planları, Meslekler ve Randevu İletişimi Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Future Career Idioms, Entrepreneurship Qualities, Connected Speech and Writing a Note to Your Future Self Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 3. Hafta Çalışma Kâğıdı: Future Continuous Tense, Job Interviews, and Professional Documents Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 4. Hafta Çalışma Kâğıdı: Expressing Preferences and Present / Past Abilities Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 5. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2B With Flying Colours: Turning a Hobby into a Profession (Steven Spielberg), Expressing Preferences & Theme Idioms Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 6. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2C From Will to Skill: Present and Past Abilities (Can, Could, Be Able To) & Pronunciation of -s Endings Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 7. Hafta Çalışma Kâğıdı: 2D Writing About Interests and Abilities: School Club Application Email (Ryan Bready) & CLIL: Computer-Aided Design (CAD) Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 8. Hafta Çalışma Kâğıdı: Expressing Preferences, Interests, Past vs. Present Abilities (can / could / be able to) & Writing About Interests (ENG.11.2) Çalışma kâğıdı
- 11. Sınıf İngilizce 9. Hafta Çalışma Kâğıdı: Describing Past and Present Talents, Achievement Stories, Gerunds & Infinitives and Theme 2 Revision Çalışma kâğıdı