Geçen hafta Mekke dönemindeki davet sürecinin genel haritasını çıkarmıştık. Bu hafta bu haritadaki en dikkat çekici duraklardan birine, Habeşistan'a Hicret'e yakından bakıyoruz. Zulüm altındaki bir avuç Müslümanın Kızıldeniz'i aşarak adil bir hükümdara sığınmasını; bu kararın nedenlerini, yolculuğun ve Necâşî huzurundaki savunmanın ayrıntılarını ve hicretin davet sürecine kattığı sonuçları neden-sonuç ilişkisi içinde birlikte yapılandıracağız.
Hicret Kavramı ve Habeşistan Hicretinin Arka Planı
Hicret kelimesi Arapçada “terk etmek, bir yerden ayrılıp başka bir yere gitmek” anlamına gelir. Siyer terimi olarak hicret, bir Müslümanın dinini özgürce yaşayamadığı yurdunu Allah rızası için terk ederek inancını güven içinde yaşayabileceği bir yere göç etmesidir. Bu anlamıyla hicret bir kaçış değil; inancı, canı ve davayı korumaya yönelik bilinçli bir tercih ve fedakârlıktır. Habeşistan'a yapılan göç, Müslümanların topluca gerçekleştirdiği ilk hicrettir.
613 yılında açık davete geçilmesiyle birlikte Mekke müşriklerinin tepkisi alaydan ve iftiradan fiziksel şiddete dönüştü. Kabilesi güçlü olan Müslümanlar bir ölçüde korunurken köleler, azatlılar ve kimsesizler ağır işkencelere maruz kaldı. Bilâl-i Habeşî kızgın kumlar üzerinde göğsüne taş konularak eziyet gördü; Yâsir ailesi işkence altında tutuldu ve Sümeyye İslam'ın ilk şehidi oldu. Kabilesi güçlü olanlar bile aile içinde baskı, hapis ve boykotla karşılaştı. Bu ortamda Müslümanların Kâbe'de açıkça namaz kılması ve Kur'an okuması neredeyse imkânsız hâle geldi.
İşte bu noktada Hz. Peygamber, hem müminlerin canını hem de imanını korumak için bir çıkış yolu aradı. Kendisi amcası Ebû Tâlib'in himayesinde Mekke'de kalarak davete devam ederken, eziyet gören ashabına Habeşistan'a hicret etme izni verdi. Bu izin, davet sürecinde baskı arttıkça yöntemin de değiştiğini gösteren önemli bir dönüm noktasıdır: Gizli davet döneminde toplanma yeri Dârülerkam iken, açık davet döneminde şiddet artınca çözüm bu kez Mekke'nin dışında aranmıştır.
| Baskı Türü | Örnek | Müslümanlar Üzerindeki Etkisi |
|---|---|---|
| Fiziksel işkence | Bilâl-i Habeşî, Ammâr b. Yâsir, Habbâb b. Eret | Can güvenliğinin ortadan kalkması |
| Öldürme | Sümeyye ve Yâsir'in şehit edilmesi | Baskının hayati tehlikeye dönüşmesi |
| Aile içi baskı | Müslüman olan gençlerin evde hapsedilmesi | İnancı açıkça yaşayamama |
| İbadet engeli | Kâbe'de namaz kılanlara saldırı | Din özgürlüğünün kaybolması |
| Ekonomik baskı | Müslüman tüccarlarla alışverişin kesilmesi | Geçim sıkıntısı ve yalnızlaştırma |
Neden Habeşistan? Dinî, Siyasi ve Coğrafi Gerekçeler
Hz. Peygamber, ashabına hicret izni verirken yönü de bizzat belirlemiş ve tercihinin gerekçesini şöyle açıklamıştır: “Habeşistan'a gitseniz iyi olur. Orada yanında kimseye zulmedilmeyen bir hükümdar vardır. Orası bir doğruluk yurdudur. Allah içinde bulunduğunuz bu sıkıntıdan size bir kurtuluş yolu açıncaya kadar orada kalın.” Bu sözde öne çıkan ölçüt adalettir. Hükümdarın dini farklı olsa da adil olması, muhacirlerin güvenliği için yeterli bir teminat sayılmıştır.
Habeşistan, Kızıldeniz'in batı kıyısında, bugünkü Etiyopya ve Eritre topraklarını kapsayan ve başkenti Aksum olan bir krallıktı. Halkı ve hükümdarı Hristiyan idi. Müşrik Araplardan farklı olarak tek Allah'a, peygamberlere ve vahye inanan bir toplumun Müslümanlara daha anlayışlı yaklaşması beklenebilirdi. Hükümdarlar ise Necâşî unvanını taşıyordu; o dönemde tahtta bulunan Necâşî'nin adı rivayetlerde Ashame olarak geçer.
Coğrafi ve siyasi açıdan da Habeşistan uygun bir sığınaktı. Mekke'den karaya göre çok daha kolay ulaşılan, ancak deniz aşırı olduğu için Kureyş'in silahlı gücünün doğrudan erişemeyeceği bir yerdeydi. Ayrıca Kureyşli tüccarlar Habeşistan'la ticaret yaptıkları için bölgeyi, yolları ve halkı tanıyorlardı; bu da yolculuğu ve orada yaşamayı kolaylaştırıyordu. Arap Yarımadası içindeki kabileler ise Kureyş'le ittifak ya da ticaret bağları nedeniyle Müslümanları himaye etmeye cesaret edemezdi. Kısacası Habeşistan, adalet, inanç yakınlığı, ulaşılabilirlik ve Kureyş nüfuzunun dışında olma şartlarını bir arada taşıyan ender yerlerden biriydi.
| Gerekçe Türü | Açıklama | Muhacirlere Sağladığı Avantaj |
|---|---|---|
| Dinî | Halk ve hükümdar Hristiyan, yani ehlikitap | İnançlarına saygı gösterilmesi, tevhide yakın bir bakış |
| Siyasi (adalet) | Necâşî'nin yanında kimseye zulmedilmemesi | Can ve din güvenliği teminatı |
| Coğrafi | Kızıldeniz'in karşı kıyısında, deniz aşırı konum | Kureyş'in silahlı gücünden uzak olma |
| Ekonomik | Kureyş tüccarlarının bildiği ticaret bölgesi | Yol ve yaşam şartlarının tanınması |
| Stratejik | Kureyş ittifaklarının dışında bir güç | Kabile baskısından bağımsız himaye |
Birinci Kafile (615): Yolculuk, Muhacirler ve Erken Dönüş
Nübüvvetin beşinci yılında, 615 yılının Recep ayında ilk muhacir kafilesi Mekke'den gizlice ayrıldı. Kafile, rivayetlere göre 11 erkek ve 4 kadından oluşuyordu. Müşriklerin fark edip engel olmaması için küçük gruplar hâlinde ve dikkat çekmeden yola çıkıldı. Muhacirler Kızıldeniz kıyısındaki Şuayba limanına ulaştılar ve burada buldukları ticaret gemileriyle karşı kıyıya geçtiler. Kureyşliler peşlerine düştüğünde gemiler çoktan limandan ayrılmıştı.
Bu kafilede İslam'ın ilk yıllarında Müslüman olmuş, Mekke'nin önde gelen ailelerine mensup sahabeler bulunuyordu. Hz. Osman b. Affân ile eşi ve Hz. Peygamber'in kızı Hz. Rukiyye, Ebû Seleme ile eşi Ümmü Seleme, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Mus'ab b. Umeyr, Ebû Huzeyfe ile eşi Sehle bint Süheyl, Âmir b. Rebîa ile eşi Leylâ bint Ebî Hasme bunlardandır. Rivayetlere göre kafileye Osman b. Maz'ûn başkanlık etmiştir. Bu tablo önemli bir gerçeği gösterir: Baskı yalnızca kimsesizlere değil, güçlü ailelerden gelen Müslümanlara da yönelmişti ve hicret, toplumun farklı kesimlerinden insanları kapsıyordu.
Muhacirler Habeşistan'da huzur içinde birkaç ay geçirdi. Ancak aynı yılın Şevval ayında, yani yaklaşık üç ay sonra, Kureyş'in Müslüman olduğu ve baskıların sona erdiği yönünde bir haber ulaştı. Haberin doğru olduğunu düşünen muhacirlerin bir kısmı Mekke'ye döndü; fakat şehre yaklaştıklarında bunun asılsız olduğunu öğrendiler. Bazıları gizlice, bazıları ise Mekkeli bir ileri gelenin himayesine (civâr) girerek şehre girebildi. Bu dönüşün ardından baskılar daha da arttı ve bu durum ikinci, çok daha kalabalık bir hicreti zorunlu kıldı.
| Aşama | Zaman | Gelişme |
|---|---|---|
| Hazırlık | 615 başları | Hz. Peygamber'in hicret izni ve Habeşistan'ı işaret etmesi |
| Yola çıkış | 615, Recep ayı | 11 erkek ve 4 kadının gizlice Mekke'den ayrılması |
| Deniz geçişi | Yolculuk sırasında | Şuayba limanından gemiyle Kızıldeniz'in aşılması |
| Habeşistan'da yaşam | Yaklaşık 3 ay | Necâşî'nin ülkesinde güvenli ve özgür bir ortam |
| Erken dönüş | 615, Şevval ayı | Kureyş'in Müslüman olduğu yönündeki asılsız haber üzerine bir kısmının Mekke'ye dönmesi |
İkinci Kafile (616) ve Kureyş Elçilerinin Diplomatik Girişimi
Mekke'ye dönen muhacirlerin karşılaştığı ağır baskılar ve Müslümanlara yönelik şiddetin sürmesi üzerine Hz. Peygamber ikinci kez hicret izni verdi. 616 yılında, Hz. Peygamber'in amcasının oğlu ve Hz. Ali'nin ağabeyi Hz. Cafer b. Ebî Tâlib başkanlığında yola çıkan ikinci kafile, rivayetlere göre seksenden fazla erkek ve yaklaşık yirmi kadından oluşuyordu; çocuklarla birlikte sayı yüzü aşıyordu. Bu, Mekke'deki Müslüman topluluğun önemli bir kısmının şehri terk etmesi demekti.
Bu büyük göç, Kureyş'i ciddi biçimde rahatsız etti. Çünkü Müslümanların kendi denetimleri dışında güvenli bir yurt bulması, hem otoritelerine meydan okunması hem de İslam'ın Arabistan dışına yayılması anlamına geliyordu. Bu nedenle Kureyş, muhacirleri geri getirmek için diplomatik bir heyet oluşturdu. Heyette zekâsı ve ikna kabiliyetiyle tanınan Amr b. Âs ile Abdullah b. Ebî Rebîa bulunuyordu. Elçiler, Habeşlilerin çok değer verdiği deri ve deri ürünlerinden oluşan değerli hediyelerle yola çıktı.
Elçilerin planı dikkatle hazırlanmıştı: Önce Necâşî'nin çevresindeki din adamlarına (patriklere) ve devlet ileri gelenlerine hediyeler vererek onların desteğini kazanacaklar, ardından hükümdarın huzurunda muhacirlerin atalarının dinini terk eden, Habeşlilerin dinine de girmeyen, yeni bir din uyduran beyinsiz gençler olduğunu söyleyerek, onları dinlemeden teslim etmesini isteyeceklerdi. Ancak adaletiyle tanınan Necâşî, iddianın muhatabı olan tarafı dinlemeden karar vermeyi reddetti ve muhacirleri huzuruna çağırdı. Bu tutum, Hz. Peygamber'in Necâşî hakkındaki “yanında kimseye zulmedilmez” tespitinin somut bir göstergesiydi.
| Unsur | Birinci Hicret (615) | İkinci Hicret (616) |
|---|---|---|
| Başkan | Rivayetlere göre Osman b. Maz'ûn | Cafer b. Ebî Tâlib |
| Katılımcı | 11 erkek, 4 kadın | Seksenden fazla erkek ve yaklaşık yirmi kadın |
| Kureyş'in tepkisi | Limana kadar takip | Necâşî'ye resmî elçi heyeti gönderme |
| Süre | Yaklaşık üç ay | Uzun yıllar; bir kısmı 628'e kadar kaldı |
| Sonuç | Asılsız haberle erken dönüş | Necâşî'nin himayesi ve kalıcı güvenlik |
Hz. Cafer'in Savunması ve Necâşî'nin Kararı
Muhacirler Necâşî'nin huzuruna çağrıldığında aralarında istişare ettiler ve sonucu ne olursa olsun Hz. Peygamber'den öğrendiklerini olduğu gibi söyleme kararı aldılar. Sözcü olarak Hz. Cafer öne çıktı. Bu olayı bizzat orada bulunan Ümmü Seleme'nin anlatımından öğreniyoruz. Necâşî, kavimlerinin dinini bırakıp ne kendisinin dinine ne de başka bir dine girmediklerini, bu yeni dinin ne olduğunu sordu.
Hz. Cafer'in cevabı, İslam'ın getirdiği değişimi özetleyen bir cahiliye-İslam karşılaştırmasıydı. Anlamca şöyle dedi: “Ey hükümdar! Biz cahiliye içinde bir topluluktuk; putlara tapar, leş yer, çirkin işler yapar, akrabalık bağlarını koparır, komşuya kötülük ederdik; güçlümüz zayıfımızı ezerdi. Allah bize içimizden; soyunu, doğruluğunu, güvenilirliğini ve iffetini bildiğimiz bir peygamber gönderdi. O bizi Allah'ı birlemeye, putları bırakmaya; doğru sözlü olmaya, emanete riayet etmeye, akrabayı gözetmeye, komşuya iyilik etmeye, haramdan ve kan dökmekten sakınmaya çağırdı. Biz de ona inandık. Bu yüzden kavmimiz bize düşman oldu, bize işkence etti; biz de seni başkalarına tercih ederek senin ülkene sığındık.” Necâşî, Peygamber'e inen vahiyden bir bölüm duymak isteyince Hz. Cafer, Hz. Zekeriyya, Hz. Yahya, Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın kıssalarını anlatan Meryem suresinin başından ayetler okudu. Necâşî ve çevresindeki din adamları gözyaşlarını tutamadı ve Necâşî, bu sözlerin Hz. İsa'nın getirdiği ile aynı kaynaktan (aynı kandilden) çıkan bir nur olduğunu söyledi.
Ertesi gün Amr b. Âs yeni bir hamle yaptı: Müslümanların Hz. İsa hakkında Hristiyanlardan farklı, “ağır” şeyler söylediğini iddia ederek Necâşî'yi kışkırtmak istedi. Muhacirler yine doğruyu söylemekten çekinmedi. Hz. Cafer, Hz. İsa'nın Allah'ın kulu, elçisi, Allah'ın Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve O'ndan bir ruh olduğunu ifade etti. Necâşî yerden bir çöp alarak İsa hakkında söylenenle kendi inancı arasındaki farkın bu çöp kadar bile olmadığını belirtti. Ardından muhacirlerin ülkesinde güven içinde yaşayabileceklerini ilan etti, Kureyş'in hediyelerini geri çevirdi ve elçileri eli boş gönderdi.
| Cahiliye Toplumunda | İslam'ın Getirdiği |
|---|---|
| Putlara tapınma | Allah'ı birleme (tevhid) |
| Yalan ve emanete ihanet | Doğru sözlülük ve emanete riayet |
| Akrabalık bağlarını koparma | Akrabayı gözetme (sıla-i rahim) |
| Komşuya kötülük | Komşuya iyilik |
| Güçlünün zayıfı ezmesi | Haksız yere kan dökmekten ve zulümden sakınma |
Hicretin Sonuçları ve Davet Sürecindeki Yeri
Habeşistan Hicreti, Mekke dönemindeki davet sürecinde hem kısa hem uzun vadeli sonuçlar doğurmuştur. Kısa vadede en önemli sonuç, işkence altındaki Müslümanların can ve din güvenliğine kavuşmasıdır. Necâşî'nin himayesinde muhacirler ibadetlerini özgürce yapabilmiş, aileleriyle birlikte huzur içinde yaşamıştır. Ayrıca İslam ilk kez Arap Yarımadası dışında bir ülkede ve bir hükümdarın huzurunda resmî olarak anlatılmıştır. Kureyş'in diplomatik girişiminin başarısız olması ise onun gücünün Mekke sınırlarının ötesinde sınırlı olduğunu açıkça göstermiştir.
Ancak hicret Mekke'deki baskıyı sona erdirmemiştir. Muhacirleri geri alamayan ve aynı dönemde Hz. Hamza ile Hz. Ömer'in Müslüman olmasıyla güç kaybettiğini hisseden Kureyş, tepkisini daha sert bir biçime dönüştürerek 616'da Haşimoğulları'na karşı boykot kararı almıştır. Bu durum, davet sürecindeki olayların birbirine nasıl bağlandığını gösterir: İşkence hicreti, hicret de Kureyş'in yeni ve daha kapsamlı baskı yöntemini tetiklemiştir. Habeşistan tecrübesi, ayrıca ileride Medine'ye yapılacak hicrete de zihinsel bir zemin hazırlamıştır: Müslümanlar, inançları için yurtlarını terk edebileceklerini ve güvenli bir toplumda yeni bir hayat kurabileceklerini görmüşlerdir.
Uzun vadede Habeşistan ile kurulan dostluk sürmüştür. Necâşî Müslüman olmuş, Hz. Peygamber ile mektuplaşmıştır. Muhacirler arasında bulunan Ebû Süfyan'ın kızı Ümmü Habîbe, Habeşistan'da eşini kaybettikten sonra Necâşî'nin aracılığıyla Hz. Peygamber ile evlenmiştir. Muhacirlerin bir kısmı Medine'ye Hicret'ten önce Mekke'ye dönüp oradan Medine'ye göç etmiş; Hz. Cafer ve beraberindekiler ise 628 yılında, Hayber'in fethi sırasında Medine'ye ulaşmıştır. Hz. Peygamber o gün Hayber'in fethine mi yoksa Cafer'in gelişine mi sevineceğini bilemediğini söylemiştir. Necâşî vefat ettiğinde Hz. Peygamber ashabına “Bugün salih bir kardeşiniz vefat etti” buyurmuş ve onun için gıyabi cenaze namazı kıldırmıştır. Hem Habeşistan'a hem Medine'ye göç eden sahabeler ise iki hicret sahibi olarak anılmıştır.
| Sonuç | Vade | Davet Sürecine Etkisi |
|---|---|---|
| Muhacirlerin can ve din güvenliğine kavuşması | Kısa | Davetin insan kaynağı korundu |
| İslam'ın Arabistan dışında duyulması | Kısa-uzun | İslam'ın evrensel mesajı ilk kez dış dünyaya ulaştı |
| Kureyş'in diplomatik yenilgisi | Kısa | Kureyş'in gücünün sınırlı olduğu görüldü |
| Kureyş'in boykot kararı (616) | Kısa | Baskı yöntemi değişti, yeni bir sabır dönemi başladı |
| Hicret tecrübesinin kazanılması | Uzun | Medine'ye Hicret'e zihinsel zemin hazırlandı |
| Habeşistan ile dostluk | Uzun | Necâşî'nin Müslüman olması ve diplomatik ilişkiler |
Örnekler
Örnek 1Hz. Peygamber, ashabına 615 yılında Habeşistan'a hicret izni verirken hangi amacı gözetmiştir? Bu kararı Mekke'deki şartlarla ilişkilendirerek açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım (şartlar): 613'te açık davete geçilince müşriklerin tepkisi şiddete dönüştü; özellikle köleler ve kimsesizler ağır işkence gördü, Sümeyye şehit edildi, Kâbe'de ibadet engellendi. 2. adım (amaç): Hz. Peygamber, müminlerin can güvenliğini ve imanlarını özgürce yaşayabilmelerini sağlamak istedi. 3. adım (sonuç): Bu nedenle baskının ulaşamayacağı, adil bir hükümdarın yönettiği Habeşistan'a hicret izni verdi. Yani hicret, artan baskıya karşı alınmış koruyucu bir tedbirdir.
Örnek 2Hz. Peygamber'in “Orada yanında kimseye zulmedilmeyen bir hükümdar vardır” sözü, Habeşistan'ın seçilmesinde hangi ölçütün belirleyici olduğunu gösterir? Bu ölçütü destekleyen diğer gerekçeleri de yazınız.
Cevabı göster
Sözde öne çıkan ölçüt hükümdarın adaletidir; yani muhacirlerin güvenliği için ülkenin dininden önce yönetimin adil olması esas alınmıştır. Bu ölçütü destekleyen diğer gerekçeler şunlardır: Habeşistan halkının Hristiyan (ehlikitap) olması, ülkenin deniz aşırı konumu sayesinde Kureyş'in silahlı gücünden uzak olması, Kureyşlilerin ticaret yoluyla bölgeyi tanıması ve Habeşistan'ın Kureyş ittifaklarının dışında bir güç olması.
Örnek 3Birinci kafilenin 615 yılının Şevval ayında bir kısmının Mekke'ye dönmesinin sebebi nedir? Bu dönüş, davet sürecinde hangi yeni gelişmeye yol açmıştır?
Cevabı göster
Sebep: Kureyş'in Müslüman olduğu ve baskıların sona erdiği yönünde bir haber ulaşmıştı. Muhacirlerin bir kısmı bu haberi doğru sanarak döndü; ancak Mekke yakınlarında haberin asılsız olduğunu öğrendiler. Sonuç: Mekke'ye girenler gizlice ya da bir ileri gelenin himayesiyle şehre girebildi; baskılar daha da arttı. Bu durum, 616'da Hz. Cafer başkanlığında ikinci ve çok daha kalabalık bir hicretin yapılmasına yol açtı.
Örnek 4Kureyş elçileri Necâşî'yi ikna etmek için hangi yöntemleri kullanmıştır? Bu girişimin başarısız olmasının temel nedeni nedir?
Cevabı göster
Yöntemler: 1) Necâşî'ye ve çevresindeki din adamlarına değerli deri hediyeler verdiler. 2) Patrikleri önceden kendi taraflarına çekerek destek sağlamaya çalıştılar. 3) Muhacirleri “atalarının dinini terk eden, yeni bir din uyduran gençler” olarak tanıtıp dinlenmeden iade edilmelerini istediler. 4) Ertesi gün Hz. İsa meselesini öne sürerek Necâşî'yi kışkırtmaya çalıştılar. Başarısızlığın nedeni: Necâşî'nin adaletli olup iki tarafı da dinlemesi ve Hz. Cafer'in doğruluk, hikmet ve tavizsiz bir duruşla yaptığı savunmadır.
Örnek 5Hz. Cafer'in Necâşî huzurunda Meryem suresinden ayetler okumayı tercih etmesini davet yöntemi açısından değerlendiriniz.
Cevabı göster
Hz. Cafer, muhatabının Hristiyan bir hükümdar olduğunu göz önünde bulundurdu. Meryem suresi; Hz. Zekeriyya, Hz. Yahya, Hz. Meryem ve Hz. İsa'yı saygıyla anlatır. Böylece Hz. Cafer, İslam'ı muhatabın tanıdığı ve değer verdiği ortak değerler üzerinden tanıttı. Bu tercih, Hz. Peygamber'in davet yöntemindeki muhatabı tanıma, hikmetle ve güzel öğütle davet etme ilkesinin uygulamasıdır. Necâşî ve din adamlarının gözyaşı dökmesi bu yöntemin etkisini gösterir.
Örnek 6Habeşistan Hicreti ile 616-619 yılları arasındaki boykot arasında nasıl bir nedensel ilişki kurulabilir? Açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım: Hicret sayesinde Müslümanlar Kureyş'in denetimi dışında güvenli bir yurt buldu ve Kureyş'in muhacirleri geri alma girişimi Necâşî'nin huzurunda başarısız oldu. 2. adım: Aynı dönemde Hz. Hamza ve Hz. Ömer'in Müslüman olması Müslümanları güçlendirdi. 3. adım: Hem dışarıda hem içeride güç kaybettiğini hisseden Kureyş, baskı yöntemini değiştirerek 616'da Haşimoğulları'na yönelik sosyal ve ekonomik boykot kararı aldı. Böylece hicretin başarısı, Kureyş'in daha kapsamlı bir baskıya yönelmesinin nedenlerinden biri oldu.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Hz. Peygamber'in, ashabının hicret edeceği yer olarak Habeşistan'ı gösterirken kendi sözünde öne çıkardığı temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Hz. Peygamber, “Orada yanında kimseye zulmedilmeyen bir hükümdar vardır” buyurarak tercihinin temel ölçütünün hükümdarın adaleti olduğunu belirtmiştir. Habeşistan'da o dönemde Müslüman nüfus yoktu, yönetim Arapların elinde değildi ve Kureyş ile savaş söz konusu değildi.
2Kureyş'in muhacirleri geri almak amacıyla değerli hediyelerle Necâşî'ye gönderdiği heyette aşağıdakilerden hangisi yer almıştır?
Kureyş heyetinde Amr b. Âs ile Abdullah b. Ebî Rebîa bulunuyordu. Ebû Cehil, Ebû Leheb ve Ümeyye b. Halef Mekke'deki muhalefetin önde gelenleridir ancak bu heyette yer almamışlardır.
3Aşağıdakilerden hangisi Habeşistan Hicreti'nin sonuçlarından biri değildir?
Kureyş baskıyı bırakmamış, aksine muhacirleri geri alamayınca 616'da Haşimoğulları'na karşı boykot kararı alarak baskıyı başka bir biçimde sürdürmüştür. Diğer seçenekler hicretin doğrudan sonuçlarıdır.
4Hz. Cafer'in Necâşî huzurunda Meryem suresinin başından ayetler okumasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Hz. Cafer, Hristiyan bir hükümdara İslam'ı onun tanıdığı ve saygı duyduğu Hz. Meryem ve Hz. İsa kıssaları üzerinden tanıtmıştır. Bu, muhatabı tanıyarak hikmetle davet ilkesinin uygulamasıdır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Habeşistan'a giden ilk kafilede Hz. Osman ve eşi Hz. Rukiyye de bulunuyordu.
Hz. Osman ve Hz. Peygamber'in kızı Hz. Rukiyye, 615'te yola çıkan ilk kafilenin üyeleri arasındadır.
- Hz. Peygamber de ilk kafileyle birlikte Habeşistan'a hicret etmiştir.
Hz. Peygamber Habeşistan'a gitmemiş, Ebû Tâlib'in himayesinde Mekke'de kalarak davete devam etmiştir.
- İlk kafileden Mekke'ye dönenler, Kureyş'in gerçekten Müslüman olduğunu görüp şehirde güven içinde yaşamıştır.
Kureyş'in Müslüman olduğu haberi asılsızdı; dönenler gizlice ya da himaye yoluyla şehre girebilmiş ve baskı artmıştır.
- Necâşî vefat ettiğinde Hz. Peygamber onun için gıyabi cenaze namazı kıldırmıştır.
Hz. Peygamber, Necâşî'nin vefatını ashabına haber vermiş ve onun için gıyabi cenaze namazı kıldırmıştır.
- Hem Habeşistan'a hem de Medine'ye göç eden sahabeler iki hicret sahibi olarak anılır.
İki ayrı hicreti de gerçekleştiren sahabeler bu fedakârlıkları nedeniyle iki hicret sahibi olarak anılmıştır.
- Habeşistan'a giden ilk kafilede Hz. Osman ve eşi Hz. Rukiyye de bulunuyordu.
6Aşağıdaki kişi ve yerleri Habeşistan Hicreti'ndeki rolleriyle eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Dinini özgürce yaşayabilmek için yurdunu terk edip güvenli bir yere göç etmeye denir.
- Habeşistan krallarına verilen unvan olup muhacirleri koruyan hükümdarın adı Ashame'dir.
- İlk muhacirler Kızıldeniz kıyısındaki limanından gemiyle Habeşistan'a geçmiştir.
- Hz. Cafer, Necâşî'nin huzurunda suresinin başından ayetler okumuştur.
- 616 yılındaki ikinci hicrete Hz. Ali'nin ağabeyi b. Ebî Tâlib başkanlık etmiştir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Habeşistan Hicreti'ni davet sürecinin bir halkası olarak yapılandırınız: Hicretin nedenlerini, olayın temel aşamalarını ve sonuçlarını sırasıyla yazarak hicreti kendisinden önceki (açık davet) ve sonraki (boykot) gelişmelerle ilişkilendiriniz.
1. ipucu: 1. adım: 613'teki açık davetin ardından Müslümanların karşılaştığı baskıları ve Hz. Peygamber'in Habeşistan'ı seçme gerekçesini yaz.
2. ipucu: 2. adım: Olayı aşamalarına ayır: 615 ilk kafile ve erken dönüş, 616 ikinci kafile, Kureyş elçileri, Hz. Cafer'in savunması ve Necâşî'nin kararı.
3. ipucu: 3. adım: Kısa ve uzun vadeli sonuçları sırala; Kureyş'in diplomatik yenilgisinin 616'daki boykot kararıyla ve hicret tecrübesinin Medine Hicreti'yle bağını kur.
Cevap: Nedenler: 613'te açık davete geçilmesiyle müşriklerin tepkisi şiddete dönüştü. Bilâl, Ammâr ve Habbâb gibi kimsesiz Müslümanlar işkence gördü, Sümeyye şehit edildi, ibadet engellendi. Hz. Peygamber, ashabının can ve din güvenliğini korumak için hicret izni verdi; “yanında kimseye zulmedilmeyen bir hükümdar” bulunduğu için Habeşistan'ı gösterdi. Ülkenin ehlikitap olması, deniz aşırı konumu ve Kureyş'in bölgeyi ticaretten tanıması da bu tercihi destekledi. Aşamalar: 1) 615 Recep ayında 11 erkek ve 4 kadın Şuayba limanından gemiyle Habeşistan'a geçti. 2) Yaklaşık üç ay sonra Kureyş'in Müslüman olduğu yönündeki asılsız haber üzerine bir kısmı döndü, baskı arttı. 3) 616'da Hz. Cafer başkanlığında yüzü aşkın kişilik ikinci kafile hicret etti. 4) Kureyş, Amr b. Âs ve Abdullah b. Ebî Rebîa'yı hediyelerle göndererek muhacirlerin iadesini istedi. 5) Necâşî iki tarafı da dinledi; Hz. Cafer cahiliye ile İslam'ı karşılaştırdı, Meryem suresini okudu, Hz. İsa hakkındaki soruda taviz vermedi. 6) Necâşî muhacirleri teslim etmedi, hediyeleri geri çevirdi. Sonuçlar ve ilişkilendirme: Muhacirler güvenliğe kavuştu, İslam ilk kez Arabistan dışında duyuldu, Kureyş diplomatik bir yenilgi aldı. Bu yenilgi ve aynı dönemde Hz. Hamza ile Hz. Ömer'in Müslüman olması üzerine Kureyş 616'da boykot kararı aldı. Uzun vadede Necâşî Müslüman oldu, Habeşistan ile dostluk sürdü, Hz. Cafer ve beraberindekiler 628'de Medine'ye döndü; hicret tecrübesi de Medine'ye Hicret'in zihinsel zeminini hazırladı. Böylece zincir şöyle kurulur: Açık davet → İşkence → Habeşistan Hicreti → Kureyş'in diplomatik yenilgisi → Boykot.
Kısaca
- Hicret kavramı: Hicret, kişinin inancını özgürce yaşayabilmek için yurdunu terk ederek güvenli bir yere göç etmesidir; Habeşistan Hicreti İslam tarihinin ilk toplu hicretidir.
- Nedenler: Açık davetle birlikte artan işkence, ibadet özgürlüğünün kalmaması ve Müslümanların can güvenliğinin tehlikeye girmesi, Hz. Peygamber'in hicret izni vermesinin temel sebepleridir.
- Neden Habeşistan: Hz. Peygamber, Habeşistan'ı “yanında kimseye zulmedilmeyen bir hükümdar” bulunduğu için seçmiş; ülkenin ehlikitap olması, deniz aşırı konumu ve Mekkelilerce tanınan bir ticaret bölgesi olması da bu tercihi desteklemiştir.
- İki kafile: 615 yılının Recep ayında 11 erkek ve 4 kadından oluşan ilk kafile yola çıkmış, kısa süreli bir dönüşün ardından 616'da Hz. Cafer b. Ebî Tâlib başkanlığında yüzü aşkın kişilik ikinci kafile hicret etmiştir.
- Necâşî huzurunda savunma: Kureyş elçileri Amr b. Âs ve Abdullah b. Ebî Rebîa muhacirleri geri istemiş; Hz. Cafer'in cahiliye ile İslam'ı karşılaştıran konuşması ve Meryem suresini okuması üzerine Necâşî muhacirleri teslim etmemiştir.
- Sonuçlar: Muhacirler güvenliğe kavuşmuş, İslam ilk kez Arap Yarımadası dışında duyulmuş, Kureyş diplomatik bir yenilgi almış ve bu tecrübe ileride Medine'ye yapılacak hicrete zemin hazırlamıştır.