Geçen hafta zulümden kaçan Müslümanların Habeşistan'da adil bir hükümdarın himayesine sığınışını incelemiştik. Bu hafta yönümüzü Mekke'nin güneydoğusundaki dağlık şehre, Tâif'e çeviriyoruz. Hüzün Yılı'nın ağır yükü altında Hz. Peygamber'in bu kez kendisinin yola çıkarak yeni bir destek aradığı bu yolculuğun sebeplerini, Sakîf kabilesinin sert reddini, taşlanmaya rağmen dilinden düşmeyen duayı ve dönüş yolunda yaşanan olayları; davet sürecindeki neden-sonuç ilişkileri içinde birlikte yapılandıracağız.
Hüzün Yılından Tâif'e: Yolculuğun Arka Planı ve Sebepleri
Tâif yolculuğunu anlamak için önce onu hazırlayan şartlara bakmak gerekir. Müslümanlar ve Haşimoğulları yaklaşık üç yıl süren boykotun ağır şartlarından nübüvvetin onuncu yılında kurtulmuştu. Ancak bu kurtuluşun sevinci uzun sürmedi. Kısa bir süre içinde, kırk yılı aşkın bir süre Hz. Peygamber'i koruyup kollayan amcası Ebû Tâlib ve yirmi beş yıllık hayat arkadaşı, ilk Müslüman Hz. Hatice vefat etti. Bu iki büyük kayıp nedeniyle bu yıl siyer kaynaklarında Hüzün Yılı (Âmü'l-hüzn) olarak anılır.
Bu kayıpların davet açısından iki somut sonucu oldu. Birincisi himayenin zayıflamasıdır. Arap toplumunda kişinin güvenliği kabilesinin ve kabile reisinin korumasına bağlıydı. Ebû Tâlib hayattayken müşrikler Hz. Peygamber'e doğrudan saldırmaktan çekiniyordu; onun vefatıyla bu kalkan ortadan kalktı. Haşimoğulları'nın başına geçen amcası Ebû Leheb, İslam'a düşmanlığıyla biliniyordu ve rivayetlere göre başlangıçta verdiği korumayı kısa sürede geri çekmişti. İkincisi baskının artmasıdır: Kureyşliler Hz. Peygamber'in başına toprak atacak kadar ileri gitti, alay ve hakaretler sertleşti.
İşte bu şartlar altında Hz. Peygamber, Mekke'de davetin önünün tıkandığını gördü ve Mekke dışında yeni bir destek ve yeni bir davet zemini aramaya karar verdi. Bu karar, davet sürecindeki önemli bir yön değişikliğidir: Habeşistan'a hicret ashabın korunması için yapılmış bir tedbirdi; Tâif yolculuğunda ise Hz. Peygamber bizzat kendisi başka bir şehre giderek oranın halkını İslam'a çağırmış ve davete sahip çıkacak bir topluluk aramıştır. Yolculuk, rivayetlere göre nübüvvetin onuncu yılının Şevval ayında yapılmıştır; bu tarih kaynaklarda 619 yılının sonları olarak verildiği gibi 620 olarak da geçer. Hz. Peygamber o sırada elli yaşlarındaydı.
| Gelişme | Sonucu | Tâif Yolculuğuyla Bağı |
|---|---|---|
| Boykotun sona ermesi | Müslümanlar yorgun ve yoksul düştü | Mekke'de yeni bir güç kaynağı bulunamadı |
| Ebû Tâlib'in vefatı | Kabile himayesi zayıfladı | Hz. Peygamber güvenliğini başka yerde aramak zorunda kaldı |
| Hz. Hatice'nin vefatı | En yakın manevi ve maddi destek kayboldu | Yalnızlık duygusu ve sabır gerektiren bir dönem başladı |
| Ebû Leheb'in kabile reisi olması | Haşimoğulları'nın koruması belirsizleşti | Mekke içinden destek ümidi azaldı |
| Kureyş'in baskısını artırması | Davet Mekke'de tıkanma noktasına geldi | Davet için Mekke dışında yeni bir zemin arandı |
Tâif Şehri ve Sakîf Kabilesi: Neden Tâif Seçildi?
Tâif, Mekke'nin yaklaşık 90-100 kilometre güneydoğusunda, Serât dağlarının yüksek kesimlerinde kurulmuş bir şehirdi. Serin iklimi, bol suyu, üzüm bağları ve meyve bahçeleriyle Hicaz'ın çorak ortamında bir vaha gibiydi. Bu yüzden Mekke'nin zengin aileleri yaz aylarını Tâif'te geçirir, bazıları orada bağ ve bahçe sahibi olurdu. Şehir, Mekke'den sonra bölgenin en önemli ikinci merkezi sayılırdı.
Tâif'te yaşayan güçlü kabile Sakîf idi. Sakîflilerin en çok saygı gösterdiği put Lât idi ve Lât'ın Tâif'teki tapınağı, Kâbe'deki putlar gibi bölge halkı için önemli bir kutsal mekân kabul ediliyordu. Sakîf, hem ekonomik gücü hem de savunmaya elverişli surlarla çevrili şehri sayesinde Kureyş'e boyun eğmek zorunda olmayan, kendi kararını verebilen bir kabileydi. Bununla birlikte iki şehir arasında ticari ve ailevi bağlar da vardı; yani Tâif hem Kureyş'e yakın hem de Kureyş'ten bağımsız bir konumdaydı.
Hz. Peygamber'in Tâif'i seçmesi bu özelliklerle açıklanabilir. Sakîf İslam'ı kabul ederse davet güçlü ve korunaklı bir merkeze kavuşacak, Müslümanlar Kureyş baskısına karşı bir dayanak elde edecekti. Tâif'in Mekke'ye yakınlığı yolculuğu mümkün kılıyor, Sakîf'in bağımsızlığı ise Kureyş'in ağırlığı karşısında özgür bir karar verebilmesine imkân tanıyordu. Ayrıca rivayetlere göre Hz. Peygamber'in bazı akrabalık bağları da bu bölgeyle ilişkiliydi. Ancak Lât'a bağlılık ve putperestlikten sağlanan çıkarlar, Sakîf'in tıpkı Kureyş gibi düşünmesine yol açabilirdi; nitekim olaylar da bu yönde gelişti.
| Özellik | Tâif'teki Durum | Davet Açısından Anlamı |
|---|---|---|
| Konum | Mekke'nin güneydoğusunda, dağlık bölgede | Ulaşılabilir ama Mekke'nin dışında bir merkez |
| Ekonomi | Bağlar, bahçeler, ticaret | Güçlü ve kendine yeten bir topluluk |
| Kabile | Sakîf | Kureyş'e bağımlı olmadan karar verebilme |
| İnanç | Lât putuna bağlılık | Putperest çıkarların daveti zorlaştırma ihtimali |
| Savunma | Surlarla çevrili şehir | Müslümanlara korunaklı bir yurt olabilme imkânı |
Sakîf Liderleriyle Görüşme ve Şiddetli Ret
Hz. Peygamber, azatlısı ve evlatlığı Zeyd b. Hârise ile birlikte Tâif'e yaya olarak ulaştı. İlk iş olarak Sakîf'in yönetiminde söz sahibi olan üç kardeşle, Amr b. Umeyr'in oğulları Abdüyâlîl, Mes'ûd ve Habîb ile görüştü. Bu tercih, davet sürecinde sıkça görülen bir yöntemin uygulamasıdır: Toplumu etkileyebilecek önderlere ulaşmak. Liderler İslam'ı kabul ederse kabile halkının da onları izlemesi beklenirdi. Hz. Peygamber onları Allah'ı birlemeye çağırdı ve Kureyş'e karşı kendisine destek olmalarını istedi.
Ancak üç kardeşin cevabı son derece kaba ve alaycıydı. Rivayetlere göre biri, Allah onu peygamber olarak göndermişse Kâbe'nin örtüsünü yırtacağını söyleyerek bu iddiayı küçümsedi. Diğeri “Allah peygamber olarak gönderecek senden başkasını bulamadı mı?” diye alay etti. Üçüncüsü ise “Seninle asla konuşmam. Eğer dediğin gibi peygambersen sana cevap vermek benim için çok tehlikelidir; yalan söylüyorsan da seninle konuşmam yakışmaz” dedi. Hz. Peygamber, en azından görüşmenin gizli kalmasını istedi; çünkü bu ret haberinin Mekke'ye ulaşması Kureyş'i daha da cesaretlendirecekti. Fakat bu istek de dikkate alınmadı.
Hz. Peygamber'in Tâif'te yaklaşık on gün kaldığı ve bu süre içinde şehrin ileri gelenlerinin hemen hepsiyle görüştüğü rivayet edilir. Hiçbirinden olumlu cevap alamadı. Sonunda Sakîf'in önderleri onun şehirden çıkmasını istedi ve çocukları, köleleri ve ayak takımını yolun iki yanına dizerek onun üzerine saldırttılar. Hz. Peygamber'e hakaret edildi, taşlar atıldı; ayakları kanlar içinde kaldı. Zeyd b. Hârise taşlara kendi bedenini siper ederek onu korumaya çalıştı ve başından yaralandı. Böylece davet için gelinen şehirden, ağır bir şiddetle uzaklaştırıldı.
| Sakîf'in Tutumu | Rivayetteki İfade/Davranış | Arka Planındaki Düşünce |
|---|---|---|
| Küçümseme | Kâbe örtüsünü yırtmakla ilgili alaycı söz | Peygamberliği ciddiye almama |
| Alay | Allah senden başkasını bulamadı mı? | Peygamberliği servet ve mevkiyle ölçme |
| Muhatap almama | Seninle asla konuşmam | Sorumluluktan kaçma, tartışmayı reddetme |
| Sırrı yayma | Görüşmenin gizli kalması isteğine uymama | Kureyş ile ilişkileri bozmama kaygısı |
| Fiziksel şiddet | Çocuk ve kölelerin taşlarla saldırması | Daveti tamamen sindirme ve kovma |
Utbe ile Şeybe'nin Bağı: Tâif Duası ve Addâs ile Karşılaşma
Taşlanarak şehirden uzaklaştırılan Hz. Peygamber ile Zeyd, Tâif'in dışında Mekkeli iki zengin kardeşe, Rebîa'nın oğulları Utbe ve Şeybe'ye ait bir bağa sığındı. Peşlerine düşenler geri döndü. Yorgun ve yaralı hâlde bir asmanın gölgesine oturan Hz. Peygamber, bu en zor anında ellerini Rabbine açarak siyer kaynaklarında Tâif duası diye bilinen yakarışta bulundu. Duanın anlamı özetle şöyledir: “Allah'ım! Güçsüzlüğümü, çaresizliğimi ve insanlar nezdindeki değersizliğimi yalnız sana arz ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Sen zayıfların Rabbisin, benim de Rabbimsin. Eğer bana karşı bir gazabın yoksa çektiklerime aldırmam; ama senin afiyetin bana daha geniştir. Gazabına uğramaktan, senin rızana kavuşmadan kalmaktan, karanlıkları aydınlatan yüzünün nuruna sığınırım.”
Bu dua, Hz. Peygamber'in davet yolundaki iç dünyasını yansıtır. Duada ne Tâif halkına bir beddua ne de bir şikâyet vardır. Asıl kaygı, Allah'ın rızasını kaybetmemektir; insanların reddi ve eziyeti ikinci plandadır. Bu da davetin başarısının sayılarla ya da anlık sonuçlarla değil, Allah'a bağlılık, sabır ve tevekkülle ölçüldüğünü gösterir. Kur'an-ı Kerim de Hz. Peygamber'e “Peygamberlerden azim sahiplerinin sabrettiği gibi sen de sabret” (Ahkâf suresi, 35. ayet) buyurarak bu tavrı öğütler.
Bağın sahipleri olan Utbe ve Şeybe, Hz. Peygamber'in hâline acıyarak Hristiyan köleleri Addâs ile bir tabak üzüm gönderdi. Hz. Peygamber üzüme elini uzatırken “Bismillah” dedi. Addâs, bu bölge halkının böyle bir söz söylemediğini belirterek şaşkınlığını dile getirdi. Hz. Peygamber onun nereli olduğunu sorunca Addâs, Ninova şehrinden olduğunu söyledi. Hz. Peygamber “Salih kul Yûnus b. Mettâ'nın memleketinden demek” deyince Addâs, Yûnus'u nereden tanıdığını sordu. Hz. Peygamber “O benim kardeşimdir; o bir peygamberdi, ben de peygamberim” buyurdu. Bunun üzerine Addâs eğilip Hz. Peygamber'in başını, ellerini ve ayaklarını öptü. Bir köle aracılığıyla gelen bu teselli, Tâif'in ileri gelenlerinin reddiyle çarpıcı bir karşıtlık oluşturur.
| Tâif Duasındaki Vurgu | Anlamı | Davetçiye Verdiği Mesaj |
|---|---|---|
| Güçsüzlüğü Allah'a arz etme | Yardımı yalnız Allah'tan isteme | Tevekkül ve teslimiyet |
| Zayıfların Rabbi ifadesi | Allah'ın ezilenlerin yanında olduğuna güven | Ümitsizliğe düşmeme |
| Gazabın yoksa aldırmam | Asıl ölçünün Allah'ın rızası olması | Sonuçtan çok niyet ve sadakat |
| Afiyetin daha geniştir | Sıkıntıdan kurtuluşu Allah'tan dileme | Bela istememe, edep içinde dua |
| Beddua bulunmaması | Eziyet edenlere karşı kin gütmeme | Merhamet ve hilm |
Dönüş Yolunda: Dağlar Meleği ve Nahle Vadisinde Cinler
Hz. Peygamber Tâif'ten Mekke'ye doğru üzgün ve düşünceli hâlde yürürken Karnüsseâlib (Karnülmenâzil) denilen yere geldiğinde başını kaldırdı ve kendisini gölgeleyen bir bulut gördü. Hz. Âişe'nin rivayet ettiği ve Buhârî'nin Bed'ü'l-halk bölümünde yer alan habere göre Hz. Âişe bir gün ona Uhud'dan daha zor bir gün geçirip geçirmediğini sormuş, o da en zor gününün bu Tâif dönüşü olduğunu anlatmıştır. Bu rivayete göre bulutta Cebrâil vardı; Allah'ın, kavminin ona söylediklerini işittiğini ve emrine dağlar meleğini gönderdiğini bildirdi. Dağlar meleği selam verdi ve dilerse Mekke'nin iki yanındaki iki büyük dağı (Ahşebeyn) onların üzerine kapatabileceğini söyledi.
Hz. Peygamber'in cevabı, Tâif yolculuğunun belki de en öğretici anıdır: “Hayır, ben Allah'ın onların soyundan, yalnız Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler çıkarmasını umarım.” Taşlanmış, yaralanmış ve reddedilmişken intikam imkânını elinin tersiyle iten bu tavır, Kur'an'ın “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiyâ suresi, 107. ayet) ifadesinin canlı bir örneğidir. Hz. Peygamber'in gözü bugünkü insanlarda değil, geleceğin nesillerindeydi; davetin ümidi bir neslin reddiyle tükenmiyordu.
Dönüş yolunda Hz. Peygamber Mekke'ye yakın Nahle vadisinde birkaç gün konakladı. Rivayetlere göre burada gece namazında Kur'an okurken bir grup cin onu dinledi ve iman etti. Bu olay Kur'an'da şöyle bildirilir: “Hani cinlerden bir topluluğu Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onlar Kur'an'ın okunuşunda hazır bulununca birbirlerine 'Susun!' dediler. Okunması bitince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.” (Ahkâf suresi, 29. ayet). Cin suresinin başında da onların “Gerçekten biz hayranlık uyandıran bir Kur'an dinledik” dedikleri haber verilir. Müfessirlerin bir kısmı bu ayetlerin Tâif dönüşüyle ilişkili olduğunu belirtmiştir. İnsanların reddettiği bir anda cinlerin Kur'an'ı dinleyip iman etmesi, Hz. Peygamber için ilahî bir teselli ve davetin evrenselliğine bir işaretti.
| Yer | Olay | Verdiği Mesaj |
|---|---|---|
| Karnüsseâlib | Cebrâil ve dağlar meleğinin gelişi | Allah, peygamberini yalnız bırakmaz |
| Karnüsseâlib | Cezalandırma teklifinin reddedilmesi | Merhamet ve gelecek nesillere ümit |
| Nahle vadisi | Cinlerin Kur'an'ı dinleyip iman etmesi | Davet evrenseldir; insanların reddi onu durdurmaz |
| Mekke yakınları | Şehre girmek için himaye aranması | Mekke'de güvenliğin tamamen kaybolduğu |
Mut'im b. Adî'nin Himayesi ve Yolculuğun Davet Sürecindeki Yeri
Tâif'te olanlar Mekke'de duyulmuştu ve Hz. Peygamber'in şehre korumasız girmesi hayati tehlike taşıyordu. Bu nedenle Hira dağı yakınlarında bekleyerek Mekke'nin ileri gelenlerinden himaye (civâr) istedi. Önce Ahnes b. Şerîk'e haber gönderdi; Ahnes, Kureyş'in antlaşmalısı (halîf) olduğunu, antlaşmalının himaye veremeyeceğini söyleyerek kabul etmedi. Ardından Süheyl b. Amr'a başvurdu; o da kendi boyunun Kureyş'in diğer koluna karşı himaye vermeyeceğini belirterek reddetti. Sonunda Nevfeloğulları'nın reisi Mut'im b. Adî bu isteği kabul etti. Mut'im, silahlanmış oğullarıyla Hz. Peygamber'i Kâbe'ye kadar götürdü ve onu himayesine aldığını ilan etti. Hz. Peygamber Kâbe'yi tavaf edip evine döndü.
Mut'im b. Adî müşrikti; ancak daha önce boykotun sona erdirilmesinde de rol oynamış, insani bir tavır göstermişti. Hz. Peygamber onun bu iyiliğini hiç unutmadı. Bedir Savaşı'ndan sonra esirler hakkında konuşurken “Mut'im b. Adî hayatta olsaydı da bu esirler için benimle konuşsaydı, onları onun hatırına bırakırdım” buyurduğu Buhârî'de rivayet edilir. Bu söz, Hz. Peygamber'in vefa ahlakını ve inancı farklı olsa da iyilik edenin iyiliğini tanıdığını gösterir.
Tâif yolculuğu ilk bakışta olumsuz sonuçlanmış gibi görünse de davet sürecinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tecrübe, Mekke'de ve çevresindeki şehirlerde Kureyş nüfuzu altındaki toplulukların daveti kabul etmeyeceğini açıkça göstermiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, davetini hac mevsiminde ve Ukâz, Mecenne, Zülmecâz gibi panayırlarda Mekke'ye dışarıdan gelen kabilelere yöneltmiş, onların konaklama yerlerini tek tek dolaşmıştır. Bu açılım, ilerleyen haftalarda inceleyeceğimiz yeni gelişmelerin zeminini hazırlamıştır. Ayrıca Hz. Peygamber'in dağlar meleğine verdiği ümit dolu cevap da boşa çıkmamıştır: Tâif, Mekke'nin fethinden sonra kuşatılmış; ardından Sakîf heyeti Medine'ye gelerek Müslüman olmuş ve Lât putu yıkılmıştır. Böylece taş atanların soyundan, yalnız Allah'a ibadet eden nesiller çıkmıştır.
| Kısa Vadeli Sonuç | Uzun Vadeli Sonuç |
|---|---|
| Sakîf daveti reddetti, Hz. Peygamber taşlandı | Hicretten sonra Sakîf heyeti gelerek Müslüman oldu |
| Mekke'ye ancak Mut'im b. Adî'nin himayesiyle girilebildi | Hz. Peygamber'in vefası Bedir esirleri hakkındaki sözüyle dile geldi |
| Kureyş'in baskısı ve cesareti arttı | Davet panayırlara gelen kabilelere yöneltildi |
| Cinlerin iman etmesiyle ilahî teselli geldi | Davetin evrenselliği ve sabır örneği ümmete miras kaldı |
| Mekke çevresinde destek bulunamayacağı anlaşıldı | Davet için Mekke dışından gelen topluluklara açılım hızlandı |
Örnekler
Örnek 1Hz. Peygamber'in Tâif'e gitmesini Hüzün Yılı'nda yaşanan gelişmelerle ilişkilendirerek açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım (olay): Boykotun sona ermesinin ardından Hz. Peygamber'i koruyan amcası Ebû Tâlib ve en büyük destekçisi Hz. Hatice vefat etti. 2. adım (sonuç): Ebû Tâlib'in vefatıyla kabile himayesi zayıfladı; müşrikler Hz. Peygamber'e doğrudan hakaret ve saldırıya cesaret etti, Mekke'de davet tıkandı. 3. adım (karar): Bu şartlarda Hz. Peygamber, Mekke dışında İslam'ı kabul edip davete sahip çıkacak bir topluluk aramak için Tâif'e gitti. Yani Tâif yolculuğu, Hüzün Yılı'nın doğurduğu himaye kaybının doğrudan bir sonucudur.
Örnek 2Hz. Peygamber'in davet için Tâif'i seçmesinin gerekçelerini şehrin ve Sakîf kabilesinin özellikleri üzerinden açıklayınız.
Cevabı göster
Tâif, Mekke'nin yaklaşık 90-100 km güneydoğusunda ulaşılabilir bir yerdeydi ve bölgenin ikinci önemli şehriydi. Şehirde yaşayan Sakîf kabilesi ekonomik açıdan güçlüydü, şehir surlarla çevriliydi ve kabile Kureyş'e bağımlı olmadan karar verebiliyordu. Sakîf İslam'ı kabul etseydi davet güçlü ve korunaklı bir merkeze kavuşacak, Müslümanlar Kureyş baskısına karşı bir dayanak elde edecekti. Bu nedenle Tâif, yeni bir davet zemini için mantıklı bir tercihti.
Örnek 3Hz. Peygamber Sakîf önderleriyle görüşmesinden sonra görüşmenin gizli kalmasını istemiştir. Bu isteğin sebebi ne olabilir?
Cevabı göster
1. adım: Sakîf'in önderleri daveti alayla reddetmişti. 2. adım: Bu ret haberi Mekke'ye ulaşırsa Kureyş, Hz. Peygamber'in Mekke dışında da destek bulamadığını görecek ve baskısını artırmak için daha da cesaretlenecekti. 3. adım: Ayrıca Hz. Peygamber Mekke'ye himayesiz dönecekti; haberin yayılması onun güvenliğini tehlikeye atıyordu. Bu nedenle gizlilik istemesi, davetin ve kendi güvenliğinin korunmasına yönelik bir tedbirdir. Ancak Sakîf bu isteğe uymadı.
Örnek 4Tâif duasında beddua bulunmaması ve dağlar meleğinin teklifinin reddedilmesi, Hz. Peygamber'in davet anlayışı hakkında neler söyler?
Cevabı göster
Tâif duasında Hz. Peygamber yalnızca güçsüzlüğünü Allah'a arz etmiş, asıl kaygısının Allah'ın rızasını kaybetmemek olduğunu belirtmiş; kendisine eziyet edenlere beddua etmemiştir. Dağlar meleği Tâif ve Mekke halkını cezalandırmayı teklif edince de “Allah'ın onların soyundan yalnız O'na ibadet edenler çıkarmasını umarım” buyurmuştur. Bu iki tavır, davetin amacının intikam değil hidayet olduğunu, Hz. Peygamber'in sabır, merhamet ve gelecek nesillere ümit ile hareket ettiğini gösterir. Bu, Enbiyâ suresi 107. ayette bildirilen “âlemlere rahmet” vasfının somut bir örneğidir.
Örnek 5Tâif önderlerinin tavrı ile Addâs'ın tavrını karşılaştırınız. Bu karşılaştırmadan hangi sonuca ulaşılabilir?
Cevabı göster
Tâif önderleri: Toplumda güçlü ve söz sahibiydiler; Hz. Peygamber'i alaya aldılar, dinlemeyi reddettiler ve taşlattılar. Addâs: Yabancı bir köleydi; Hz. Peygamber'in “Bismillah” demesine dikkat etti, Hz. Yûnus'tan söz edilince ona saygı gösterdi, başını, ellerini ve ayaklarını öptü. Sonuç: Hakikati kabul etmek mevkiye, servete ya da güce değil, kalbin açıklığına bağlıdır. Ayrıca Hz. Peygamber'in Yûnus'u “kardeşim” olarak anması, bütün peygamberlerin aynı tevhid davetini taşıdığını gösterir.
Örnek 6Mut'im b. Adî'nin himayesinin ve Tâif tecrübesinin, davetin sonraki aşamasına etkisini açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım: Tâif'te davet reddedilmiş, Hz. Peygamber Mekke'ye ancak bir müşrik olan Mut'im b. Adî'nin himayesiyle girebilmişti. Bu, Mekke'de güvenliğin tamamen başkalarının korumasına bağlı hâle geldiğini gösteriyordu. 2. adım: Tâif tecrübesi, Kureyş'in nüfuzu altındaki yakın çevreden destek çıkmayacağını açıkça ortaya koydu. 3. adım: Bunun üzerine Hz. Peygamber, davetini hac mevsiminde ve Ukâz, Mecenne, Zülmecâz gibi panayırlarda Mekke dışından gelen kabilelere yöneltti. Böylece Tâif yolculuğu, davette yeni bir açılımın nedeni oldu.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Hz. Peygamber'e Tâif yolculuğunda eşlik eden ve taşlara karşı kendini siper eden sahabi aşağıdakilerden hangisidir?
Hz. Peygamber Tâif'e azatlısı ve evlatlığı Zeyd b. Hârise ile gitmiştir. Zeyd, taşlama sırasında Hz. Peygamber'i korumaya çalışmış ve başından yaralanmıştır. Diğer sahabeler bu yolculukta bulunmamıştır.
2Hz. Peygamber'in, Tâif halkını cezalandırmayı teklif eden dağlar meleğine “Allah'ın onların soyundan yalnız O'na ibadet edenler çıkarmasını umarım” demesi öncelikle aşağıdaki özelliklerinden hangisini yansıtır?
Hz. Peygamber kendisine eziyet edenlerin helakini değil, onların soyundan müminler çıkmasını dilemiştir. Bu söz merhametini ve davet konusundaki ümidini gösterir; intikam, ittifak arayışı ya da davetten vazgeçme anlamı taşımaz.
3Hz. Peygamber Tâif dönüşü Mekke'ye aşağıdakilerden hangisinin himayesiyle girebilmiştir?
Ahnes b. Şerîk antlaşmalı olduğu, Süheyl b. Amr ise kabile dengelerini gerekçe göstererek himaye isteğini reddetmiştir. Mut'im b. Adî kabul etmiş ve silahlı oğullarıyla Hz. Peygamber'i Kâbe'ye kadar götürmüştür. Ebû Leheb ise İslam'a düşmanlığıyla bilinir.
4Aşağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber'in Tâif'e gitmesinin sebepleri arasında yer almaz?
Sakîf, Hz. Peygamber'i davet etmemiştir; aksine kendisine yöneltilen daveti reddetmiş ve onu taşlatmıştır. Diğer seçenekler yolculuğun gerçek sebepleridir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Ebû Tâlib ile Hz. Hatice'nin vefat ettiği yıl Hüzün Yılı olarak anılır.
Bu iki büyük kayıp nedeniyle nübüvvetin onuncu yılına Hüzün Yılı (Âmü'l-hüzn) denir.
- Tâif'te yaşayan kabile Evs olup en önemli putu Hübel'di.
Tâif'te yaşayan kabile Sakîf, en çok saygı gösterdikleri put ise Lât idi. Evs Yesrib'de yaşayan bir kabiledir, Hübel ise Kâbe'deki büyük puttur.
- Addâs, Hz. Yûnus'un memleketi olan Ninova'dan gelen Hristiyan bir köleydi.
Addâs Ninovalıydı; Hz. Peygamber'in Hz. Yûnus'u kardeşi olarak anması üzerine ona saygı göstermiştir.
- Hz. Peygamber, Tâif'te uğradığı eziyet üzerine Sakîf halkına beddua etmiştir.
Hz. Peygamber beddua etmemiş, dağlar meleğinin cezalandırma teklifini de reddederek onların soyundan müminler çıkmasını dilemiştir.
- Ahkâf suresi 29. ayette bir grup cinin Kur'an'ı dinleyip kavimlerine uyarıcı olarak döndüğü bildirilir.
Ahkâf 29 ve Cin suresinin ilk ayetleri bu olayı anlatır; müfessirlerin bir kısmı bunu Nahle vadisinde yaşanan olayla ilişkilendirir.
- Ebû Tâlib ile Hz. Hatice'nin vefat ettiği yıl Hüzün Yılı olarak anılır.
6Aşağıdaki kişi, topluluk ve yerleri Tâif yolculuğundaki rolleriyle eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Tâif'te yaşayan ve Lât putuna bağlı olan güçlü kabilenin adı idi.
- Hz. Peygamber Tâif'e azatlısı ve evlatlığı b. Hârise ile birlikte gitmiştir.
- Utbe ile Şeybe'nin bağında Hz. Peygamber'e üzüm getiren Ninovalı köle idi.
- Dönüş yolunda bir grup cinin Kur'an'ı dinlediği yer vadisidir.
- Hz. Peygamber Mekke'ye b. Adî'nin himayesiyle girebilmiştir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Tâif yolculuğunu davet sürecinin bir halkası olarak yapılandırınız: Yolculuğun sebeplerini, Tâif'te ve dönüş yolunda yaşanan olayları sırasıyla yazınız; ardından yolculuğu kendisinden önceki gelişmeler (boykot ve Hüzün Yılı) ve sonrasında davetin aldığı yönle ilişkilendiriniz.
1. ipucu: 1. adım: Boykotun sona ermesini, Ebû Tâlib ile Hz. Hatice'nin vefatını ve bunun himaye üzerindeki etkisini yaz; Tâif'in neden seçildiğini açıkla.
2. ipucu: 2. adım: Olayı aşamalarına ayır: Sakîf önderleriyle görüşme ve ret, taşlanma, Utbe ile Şeybe'nin bağı, Tâif duası, Addâs, dağlar meleği, Nahle vadisi, Mut'im b. Adî'nin himayesi.
3. ipucu: 3. adım: Kısa ve uzun vadeli sonuçları yaz; Tâif tecrübesinin davetin panayırlara gelen kabilelere yöneltilmesiyle ve Sakîf'in yıllar sonra Müslüman olmasıyla bağını kur.
Cevap: Sebepler: Boykotun sona ermesinden kısa süre sonra Ebû Tâlib ve Hz. Hatice vefat etti; bu yıl Hüzün Yılı diye anıldı. Ebû Tâlib'in vefatıyla kabile himayesi zayıfladı, Kureyş'in baskısı arttı ve Mekke'de davet tıkandı. Hz. Peygamber, Mekke dışında destek bulmak amacıyla nübüvvetin onuncu yılı Şevval ayında Zeyd b. Hârise ile Tâif'e gitti. Tâif; Mekke'ye yakınlığı, ekonomik gücü, surlu yapısı ve Sakîf'in Kureyş'ten bağımsız karar verebilmesi nedeniyle seçilmişti. Aşamalar: 1) Hz. Peygamber Sakîf önderleri Abdüyâlîl, Mes'ûd ve Habîb ile görüştü; üçü de daveti alayla reddetti ve görüşmenin gizli kalması isteğine uymadı. 2) Yaklaşık on gün süren görüşmelerden sonuç çıkmadı; çocuklar ve köleler kışkırtılarak Hz. Peygamber taşlandı, Zeyd ona siper oldu. 3) Utbe ile Şeybe'nin bağına sığınan Hz. Peygamber, güçsüzlüğünü Allah'a arz ettiği ve beddua içermeyen Tâif duasını yaptı. 4) Ninovalı köle Addâs ile karşılaştı; Addâs, Hz. Yûnus'tan söz edilince ona saygı gösterdi. 5) Karnüsseâlib'de dağlar meleğinin cezalandırma teklifini reddederek onların soyundan müminler çıkmasını diledi. 6) Nahle vadisinde bir grup cin Kur'an'ı dinleyip iman etti (Ahkâf 29, Cin 1-2). 7) Ahnes b. Şerîk ve Süheyl b. Amr himaye vermeyince Mut'im b. Adî'nin himayesiyle Mekke'ye girdi. Sonuçlar ve ilişkilendirme: Kısa vadede davet reddedildi ve Mekke'de güvenlik başkalarının korumasına bağlı kaldı. Ancak bu tecrübe, Kureyş nüfuzu altındaki yakın çevreden destek çıkmayacağını gösterdi; Hz. Peygamber davetini hac mevsiminde ve panayırlarda Mekke dışından gelen kabilelere yöneltti. Uzun vadede Hz. Peygamber'in ümidi gerçekleşti: Mekke'nin fethinden sonra Sakîf heyeti Medine'ye gelerek Müslüman oldu ve Lât putu yıkıldı. Zincir şöyle kurulur: Boykotun sonu → Hüzün Yılı → Artan baskı → Tâif yolculuğu → Mut'im b. Adî'nin himayesi → Kabilelere davet.
Kısaca
- Arka plan: Boykotun hemen ardından gelen ve Ebû Tâlib ile Hz. Hatice'nin vefat ettiği yıl, Hüzün Yılı olarak anılır; Hz. Peygamber hem en büyük koruyucusunu hem de en yakın destekçisini kaybetmiştir.
- Yolculuğun amacı: Mekke'de himayenin zayıflaması ve baskının artması üzerine Hz. Peygamber, nübüvvetin onuncu yılı Şevval ayında Zeyd b. Hârise ile birlikte Tâif'e giderek Sakîf kabilesini İslam'a ve davete destek vermeye çağırmıştır.
- Sakîf'in reddi: Sakîf'in ileri gelenleri olan Amr b. Umeyr'in oğulları Abdüyâlîl, Mes'ûd ve Habîb daveti alayla reddetmiş; şehrin çocuklarını ve kölelerini kışkırtarak Hz. Peygamber'i taşlatmışlardır.
- Tâif duası ve Addâs: Utbe ile Şeybe'nin bağına sığınan Hz. Peygamber, güçsüzlüğünü yalnızca Allah'a arz eden duasını yapmış; Ninovalı Hristiyan köle Addâs ile karşılaşması ise bu zor günde gelen bir teselli olmuştur.
- Dönüş yolu: Hz. Peygamber, Tâif halkını cezalandırma teklifini geri çevirip onların neslinden Allah'a ibadet edenler çıkmasını dilemiş; Nahle vadisinde bir grup cinin Kur'an'ı dinlediği Ahkâf ve Cin surelerinde bildirilmiştir.
- Sonuç: Mekke'ye ancak Mut'im b. Adî'nin himayesiyle girebilen Hz. Peygamber, bu tecrübeden sonra davetini panayırlara gelen kabilelere yöneltmiş; Tâif'teki ümit dolu tavır yıllar sonra Sakîf'in Müslüman olmasıyla karşılık bulmuştur.