İnsanın diğer insanlarla, canlılarla ve cansız varlıklarla etkileşim içinde yaşadığı doğal ve yapay ortama çevre adı verilir. İslam düşüncesinde tabiat ve çevre, sahipsiz ve sınırsızca tüketilecek bir hammadde yığını değil; Yüce Allah'ın kudretini gösteren bir kevni ayetler bütünü, kusursuz bir ölçü (mizan) ve yeryüzünün halifesi kılınan insana tevdi edilmiş ilahi bir emanettir. Bu nedenle çevreyi ve doğal dengeyi korumak, İslam ahlakında doğrudan doğruya Allah'a karşı sorumluluğun ve kul hakkının bir gereğidir.
İslam'ın Çevreye ve Doğal Dengeye Bakışı: Sünnetullah, Mizan ve Emanet
Sünnetullah ve Ekolojik Ölçü (Mizan): Yüce Allah evreni ve içindeki bütün varlıkları tesadüfen değil, şaşmaz bir ölçü, ahenk ve denge (kader ve mizan) üzere yaratmıştır: «Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye (kadere) göre yarattık» (Kamer, 54/49). Allah'ın tabiatta ve evrende koyduğu değişmez fiziksel, kimyasal ve biyolojik yasalara sünnetullah (veya âdetullah) denir. Güneş ve Ay'ın hesaba göre hareket etmesi, su ve karbon döngüsü, gece ile gündüzün birbirini izlemesi ve besin zinciri bu ilahi mizanın tecellisidir. Rahmân suresi 7 ve 8. ayetlerde «O, göğü yükseltti ve mizanı (dengeyi) koydu. Sakın dengeyi bozmayın!» buyrularak ekolojik dengenin korunması açık bir ilahi emir olarak bildirilmiştir.
Yeryüzünün Halifesi Olan İnsan ve Emanet Bilinci: Kur'an-ı Kerim'de insanın yeryüzünde bir halife olarak yaratıldığı (Bakara, 2/30) ve yeryüzünü imar etmekle (güzelleştirip yaşatmakla) sorumlu tutulduğu (Hûd, 11/61) ifade edilir. Halife olmak; tabiatın mutlak sahibi veya tahrip edicisi olmak değil, Allah'ın emaneti olan yeryüzünü O'nun rızasına uygun biçimde korumak ve yönetmektir. Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar insanın istifadesine sunulmuş (teshîr), ancak bu nimetlerin tamamı ahirette hesabı sorulacak birer emanet kılınmıştır.
Fesat (Bozgunculuk) Yasağı ve Çevre Krizleri: İnsanın hırsı, bencilliği ve aşırı tüketim tutkusuyla doğal dengeye müdahale etmesi Kur'an'da fesat (bozgunculuk) kavramıyla nitelendirilir. Rûm suresi 41. ayette «İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde bozulma (fesat) ortaya çıktı; Allah belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını onlara tattırıyor» buyrularak; iklim değişikliği, kuraklık, biyoçeşitliliğin azalması, toprak ve deniz kirliliği gibi çevre felaketlerinin insan kaynaklı olduğuna dikkat çekilmiştir.
Çevre Ahlakı: Temizlik, Yeşili Koruma ve Hayvan Hakları
Çevre Temizliği ve Kamu Hakkı: İslam dini maddi ve manevi temizlik temeli üzerine kurulmuştur; Peygamberimiz «Temizlik imanın yarısıdır» (Müslim, Tahâret, 1) ve «İman yetmiş küsur şubedir; en üstünü 'Lâ ilâhe illallah' demek, en alt derecesi ise yoldan eziyet veren bir şeyi kaldırmaktır» buyurmuştur. İnsanların gelip geçtiği yolları, dinlendiği ağaç gölgelerini, parkları, durgun ve akan suları kirletmek Peygamberimiz tarafından «insanların lanetini çeken davranışlar» olarak yasaklanmış ve tüm toplumun ortak kullanım alanlarını kirletmenin kamu (kul) hakkı ihlali olduğu vurgulanmıştır.
Ağaçlandırma Seferberliği ve Koruma Bölgeleri (Hıma): Hz. Peygamber yeşili ve ormanları korumaya olağanüstü önem vermiş; «Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz!» (Ahmed b. Hanbel) buyurarak ağaç dikmeyi ibadet bilinciyle birleştirmiştir. Bir Müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insanın, kuşun ya da vahşi hayvanın yediği her şeyin o kişi için sadaka (ve sadaka-i câriye) olacağını müjdelemiştir. Ayrıca Mekke, Medine (Züreybu't-Tavîl ve Nakî') ve Tâif (Vecc vadisi) çevresini 'Harem ve Hıma' (koruma bölgesi / günümüzdeki anlamıyla milli park) ilan ederek bu alanlarda ağaçların kesilmesini, yapraklarının silkelenmesini ve hayvanların avlanmasını yasaklamıştır.
Hayvanlara Merhamet ve Hayvan Hakları: En'âm suresi 38. ayette «Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer ümmettir (topluluktur)» buyrularak hayvanların yaşam hakkı ilahi güvenceye alınmıştır. Peygamberimiz hayvanlara taşıyamayacakları yük vurulmasını, aç ve susuz bırakılmalarını, eğlence amacıyla dövüştürülmelerini, canlı hedef (nişan tahtası) yapılmalarını, yüzlerine vurulup dağlanmalarını ve kuş yuvalarının bozulmasını kesinlikle yasaklamıştır. Susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe kuyudan su çıkarıp içiren günahkâr bir insanın bağışlandığını; bir kediyi hapsedip aç bırakarak ölümüne sebep olan bir kadının ise azaba uğradığını haber vermiştir.
Doğal Kaynakların Korunması: Su Tasarrufu ve İsraf Yasağı
Hayat Kaynağı Olarak Su: Kur'an-ı Kerim'de «Canlı olan her şeyi sudan yarattık» (Enbiyâ, 21/30) buyrularak suyun bütün ekosistem için en temel yaşam kaynağı olduğu vurgulanır. Mülk suresi 30. ayette ise «De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akarsu getirebilir?» ilahi uyarısıyla su kaynaklarının tükenebileceğine ve korunması gerektiğine dikkat çekilir. İslam'da su kaynaklarını kirletmek haram sayıldığı gibi, insanlara ve canlılara temiz su ulaştırmak (çeşme, kuyu, sebil yaptırmak) en faziletli sadakalardan kabul edilmiştir.
İsraf Yasağı ve İbadette Bile Su Tasarrufu: Doğal kaynakların tükenmesinin ve çevre kirliliğinin en büyük sebebi israf (gereksiz ve ölçüsüz tüketim) davranışıdır. Yüce Allah «Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez!» (A'râf, 7/31) ve «Saçıp savuranlar (mübezzirler) şeytanların kardeşleridir» (İsrâ, 17/27) buyurmuştur. Hz. Peygamber abdest alırken suyu fazlaca kullanan sahâbî Sa'd b. Ebî Vakkâs'a müdahale etmiş; Sa'd «Abdestte de mi israf olur yâ Resulallah?» diye sorunca, «Evet, akan bir nehrin kenarında olsan bile suyu israf etme!» (İbn Mâce, Tahâret, 48) buyurarak kaynak korumanın evrensel ilkesini koymuştur.
Sürdürülebilir Yaşam ve İktisat Ahlakı: İslam'ın öğütlediği iktisat (tutumluluk) ve kanaat ahlakı; su, enerji, gıda, kâğıt ve giysi gibi doğal kaynakları ihtiyaç ölçüsünde kullanmayı, eşyaları onararak uzun süre değerlendirmeyi ve geri dönüşüme önem vermeyi gerektirir. Ekmek kırıntısına dahi saygı göstermeyi öğreten Peygamberimiz, doğal kaynakları gelecek nesillerin hakkını gözeterek (sürdürülebilirlik bilinciyle) kullanmanın müminin temel karakteri olduğunu göstermiştir.
Örnekler
Örnek 1İslam'ın çevreye ve doğal dengeye bakışını 'mizan (ölçü)', 'emanet' ve 'hilafet' kavramları çerçevesinde açıklayınız.
Cevabı göster
Mizan (ölçü); Yüce Allah'ın evreni ve ekosistemdeki tüm canlı-cansız varlıkları kusursuz bir denge ve uyum içinde yaratmasıdır (Rahmân, 7-8). Hilafet; insanın yeryüzünün mutlak sahibi değil, onu imar etmek ve korumakla görevli 'halifesi' olmasıdır. Emanet ise; hava, su, toprak, bitki ve hayvanların insana hesabı sorulmak üzere verilmiş ilahi birer emanet olması, dolayısıyla doğaya zarar vermenin emanete hıyanet sayılmasıdır.
Örnek 2Rûm suresi 41. ayette yer alan «İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde bozulma (fesat) ortaya çıktı» ilahi uyarısını günümüz çevre sorunlarıyla ilişkilendirerek yorumlayınız.
Cevabı göster
Ayet-i kerime, doğadaki ekolojik bozulmanın (fesadın) sorumlusunun bizzat insanın açgözlülüğü ve bilinçsiz müdahaleleri olduğunu bildirmektedir. Günümüzde fosil yakıtların aşırı kullanımıyla oluşan küresel ısınma ve iklim değişikliği, ormanların yok edilmesi, sanayi ve plastik atıklarla denizlerin ve tatlı suların kirletilmesi, biyoçeşitliliğin azalması tam olarak ayette işaret edilen 'insan eliyle karada ve denizde ortaya çıkan fesat' örnekleridir.
Örnek 3Hz. Peygamber'in ağaçlandırmaya ve yeşil alanların korunmasına verdiği önemi bir hadis ve bir uygulamasıyla örneklendiriniz.
Cevabı göster
Hadis örneği: Peygamberimiz «Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz!» buyurmuş ve dikilen ağaçtan insanın, kuşun veya hayvanın yediği her şeyin diken kişi için sadaka olacağını müjdelemiştir. Uygulama örneği ise: Mekke, Medine ve Tâif çevresini 'Hıma ve Harem' (koruma bölgesi / milli park) ilan ederek bu alanlardaki ağaçların kesilmesini ve hayvanların avlanmasını yasaklamasıdır.
Örnek 4İslam'da hayvan haklarının temel dayanağı nedir? Peygamberimizin hayvanlara muamele konusunda koyduğu yasaklardan dört örnek yazınız.
Cevabı göster
Temel dayanağı, En'âm suresi 38. ayette hayvanların ve kuşların da insanlar gibi Allah'ın yarattığı birer 'ümmet (topluluk)' olduğunun bildirilmesi ve yaratılanı Yaratan'dan ötürü koruma merhametidir. Peygamberimiz; 1) Hayvanlara güçlerinin üstünde yük yüklenmesini, 2) Aç ve susuz bırakılmalarını, 3) Eğlence için dövüştürülmelerini ve canlı hedef yapılmalarını, 4) Kuş yuvalarının bozulup yavrularının alınmasını yasaklamıştır.
Örnek 5Hz. Peygamber'in abdest alırken suyu çok kullanan Sa'd b. Ebî Vakkâs'a yaptığı uyarı nedir ve bu uyarı doğal kaynakların korunması açısından hangi evrensel ilkeyi öğretir?
Cevabı göster
Peygamberimiz Sa'd b. Ebî Vakkâs'a «Bu ne israftır ey Sa'd!» buyurmuş; Sa'd «Abdestte de mi israf olur?» diye sorunca, «Evet, akan bir nehrin kenarında olsan bile suyu israf etme!» cevabını vermiştir. Bu uyarı, doğal kaynakların bol olduğu zaman ve mekânlarda, hatta ibadet gibi en kutsal bir işte bile israfın haram olduğunu ve kaynak tasarrufunun ahlaki bir ilke olduğunu öğretir.
Örnek 6Ortak kullanım alanlarını (yolları, parkları, su kaynaklarını ve ağaç gölgelerini) kirletmek İslam ahlakında neden 'kul hakkı' kapsamında değerlendirilir?
Cevabı göster
Çünkü hava, su, sokaklar, parklar ve piknik alanları tek bir kişinin değil, bütün insanların ve canlıların ortak malıdır. Bu alanları kirletmek diğer insanların sağlığına zarar verdiği, onların temiz çevrede yaşama ve dinlenme hakkını gasp ettiği için doğrudan 'kamu (kul) hakkı ihlali' sayılır; Peygamberimiz de yolları, su başlarını ve gölgelikleri kirletmeyi 'lanet çeken davranışlar' olarak nitelendirmiştir.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Rahmân suresi 7 ve 8. ayetlerde yer alan «Göğü yükseltti ve mizanı (ölçüyü/dengeyi) koydu; sakın mizanı (dengeyi) bozmayın!» ilahi emri, İslam çevre ahlakındaki aşağıdaki ilkelerden hangisini doğrudan ifade etmektedir?
Rahmân suresi 7-8 ve Kamer suresi 49. ayetlerde geçen 'mizan ve ölçü', evrendeki ilahi ekolojik dengeyi ve insanın bu doğal dengeyi bozmaması gerektiğini ifade eder.
2Kur'an-ı Kerim'de insanların kendi elleriyle yaptıkları bilinçsiz müdahaleler ve aşırı tüketim yüzünden karada ve denizde ekolojik bozulmanın (fesadın) ortaya çıktığını bildiren ayet aşağıdakilerden hangisidir?
Rûm suresi 41. ayet, insan faaliyetleri nedeniyle karada ve denizde meydana gelen çevre kirliliğini ve ekolojik bozulmayı (fesadı) açıkça haber vermektedir.
3Hz. Peygamber'in Mekke, Medine ve Tâif çevresindeki belirli doğal alanları koruma altına alarak bu bölgelerde ağaçların kesilmesini ve hayvanların avlanmasını yasakladığı uygulamaya İslam tarihinde ne ad verilir?
Peygamberimizin bitki örtüsünü ve yaban hayatını korumak amacıyla ilan ettiği dokunulmaz doğal koruma bölgelerine 'Hıma ve Harem' adı verilir.
4Abdest alırken suyu gereğinden fazla kullanan sahâbî Sa'd b. Ebî Vakkâs'a Hz. Peygamber'in «Akan bir nehrin kenarında olsan bile suyu israf etme!» buyurması, aşağıdakilerden hangisini kanıtlamaktadır?
Nehir kenarında ve abdest gibi bir ibadet esnasında bile su israfının yasaklanması, İslam'da kaynak koruma ve tutumluluk (iktisat) ilkesinin mutlak ve evrensel olduğunu gösterir.
5
- İslam'a göre insan yeryüzünün sınırsız hâkimi değil, doğayı imar etmek ve korumakla sorumlu kılınan halifesidir.
- İslam çevre ahlakında doğal kaynakları korumak bireysel bir tercihtir; kul hakkı veya ahiret sorumluluğu ile ilgisi yoktur.
- En'âm suresi 38. ayette yeryüzündeki hayvanların ve gökyüzünde uçan kuşların da insanlar gibi birer 'ümmet (topluluk)' olduğu bildirilmiştir.
- Savaş durumlarında düşmanı zor durumda bırakmak için meyve ağaçlarının kesilmesine ve su kaynaklarının kirletilmesine izin verilmiştir.
- Hz. Peygamber, bir Müslümanın diktiği ağaçtan insanın, kuşun veya hayvanın yediği her şeyin o kişi için sadaka olacağını müjdelemiştir.
- İslam'a göre insan yeryüzünün sınırsız hâkimi değil, doğayı imar etmek ve korumakla sorumlu kılınan halifesidir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Allah'ın evrende ve tabiatta koyduğu değişmez fiziksel ve biyolojik yasalara İslam düşüncesinde denir.
- Bakara suresi 30. ayete göre insan, yeryüzünü imar etmek ve emaneti korumak üzere olarak yaratılmıştır.
- Peygamberimiz «Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki dikiniz!» buyurarak yeşili korumayı teşvik etmiştir.
- Enbiyâ suresi 30. ayette «Canlı olan her şeyi yarattık» buyrularak yaşamın temel kaynağına dikkat çekilmiştir.
- Doğal kaynakları gereksiz yere saçıp savurmaya ve ölçüsüz tüketmeye adı verilir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Günümüzde yaşanan küresel iklim değişikliği, su kıtlığı ve çevre kirliliği krizlerine karşı İslam çevre ahlakının sunduğu çözüm önerilerini; 1) İnanç ve zihniyet (Emanet ve Mizan), 2) Biyoçeşitlilik (Ağaçlandırma ve Hayvan Hakları), 3) Tüketim ahlakı (İsraf yasağı ve Su tasarrufu) boyutlarıyla üç adımda yapılandırınız.
1. ipucu: 1. Adım (Zihniyet Dönüşümü): Doğayı sömürülecek bir mülk değil, Allah'ın ayeti, hassas bir mizan (Rahmân, 7-8) ve insana verilmiş bir emanet olarak görme.
2. ipucu: 2. Adım (Yeşil ve Canlıların Korunması): Kıyamet kopsa bile fidan dikme sünnetini, Hıma koruma alanlarını ve hayvanların da birer ümmet olduğu (En'âm, 38) bilincini yaşatma.
3. ipucu: 3. Adım (Tüketim ve Tasarruf Ahlakı): 'Nehir kenarında bile suyu israf etmeme' ve 'Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz' (A'râf, 31) ilkeleriyle sıfır atık ve iktisat bilinci.
Cevap: 1) İnanç ve Zihniyet Boyutu: Çevre krizinin kökeninde insanın doğayı sınırsızca sömürme anlayışı yatmaktadır. İslam, insanın doğanın sahibi değil 'halifesi' olduğunu, tabiatın 'mizan (ölçü)' üzere yaratıldığını (Rahmân, 7-8) ve her doğal varlığın Allah'ın emaneti olduğunu öğreterek insanın doğaya bakışını kökten dönüştürür. 2) Yeşili ve Biyoçeşitliliği Koruma Boyutu: Peygamberimizin «Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz» emri, Hıma doğal koruma bölgeleri uygulaması ve hayvanları da insanlar gibi birer 'ümmet' kabul eden (En'âm, 38) merhamet ilkesi, ormansızlaşmaya ve canlı türlerinin yok olmasına karşı en güçlü kalkandır. 3) Tüketim ve Su Tasarrufu Boyutu: A'râf suresi 31. ayetteki israf yasağı ve Peygamberimizin «Akan bir nehrin kenarında olsan bile suyu israf etme!» sünneti; günümüzde su tasarrufu, enerji verimliliği, geri dönüşüm ve sürdürülebilir yaşam için somut bir davranış rehberi sunar.
Kısaca
- İslam'a göre evren ve doğa Yüce Allah tarafından şaşmaz bir ölçü ve ekolojik denge (mizan ve sünnetullah) üzere yaratılmıştır; bu dengeyi bozmak (fesat) haramdır.
- İnsan yeryüzünün mutlak hâkimi değil, onu imar etmek ve korumakla yükümlü halifesidir; hava, su, toprak, bitki ve hayvanlar insana verilmiş ilahi birer emanettir.
- Hz. Peygamber «Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz» buyurmuş ve Hıma uygulamasıyla doğal koruma alanları oluşturmuştur.
- Hayvanlar da Kur'an'da birer 'ümmet (topluluk)' olarak tanımlanmış; onlara eziyet etmek, aç bırakmak ve yuvalarını bozmak kesinlikle yasaklanmıştır.
- Ortak yaşam alanlarını kirletmek kul hakkı ihlali sayılmış; «Akan bir nehrin kenarında olsan bile suyu israf etme» nebevi ilkesiyle doğal kaynaklarda tutumluluk (iktisat) emredilmiştir.