Yeni yılın ilk haftasında Psychology temasını tamamlıyoruz! Önceki haftalarda duyguları anlatmayı, öneride bulunmayı, şimdiki ve geçmişe dönük dilekleri, modal perfect yapılarını ve koşul cümlelerini öğrenmiştik. Bu hafta bir uzmandan ya da arkadaşımızdan duyduğumuz tavsiyeleri aktarmayı (reporting advice), psikolojik alışkanlıkları anlatan gerund ve infinitive yapılarını, sözsüz iletişimin dili olan beden dilini (body language) ve duygularımızı yönetme becerisi olan duygusal zekâyı (emotional intelligence) çalışacağız. Haftanın sonunda psikolojik bir konu hakkında fikir bildirmeyi, katılıp katılmamayı ve düzenli bir opinion paragraph yazmayı öğrenerek temayı bütün yapılarıyla tekrar edeceğiz.
Reporting Advice and Suggestions: advise, suggest, recommend, warn
Psikolojik bir sorun yaşadığımızda rehber öğretmenimizden, bir psikologdan ya da ailemizden tavsiye alırız. Daha sonra bu tavsiyeleri başkalarına aktarırken her seferinde onların sözlerini olduğu gibi tekrarlamayız; bunun yerine reporting verbs (aktarma fiilleri) kullanırız. Tavsiye ve uyarı bildiren fiillerin en yaygın kalıbı verb + object + (not) to V1 şeklindedir: advise (tavsiye etmek), warn (uyarmak), encourage (cesaretlendirmek), remind (hatırlatmak), urge (ısrarla tavsiye etmek) ve tell (söylemek). Örneğin danışmanımız 'You should take short breaks while studying' dediyse bunu 'The counselor advised me to take short breaks while studying' (Danışman bana ders çalışırken kısa molalar vermemi tavsiye etti) biçiminde aktarırız.
Öneri bildiren suggest ve recommend fiilleri ise farklı bir kalıpla kullanılır. Bu fiillerden sonra ya doğrudan V-ing gelir ya da that + subject + (should) + V1 yan cümlesi kurulur: 'Why don't you try mindfulness?' cümlesi 'She suggested trying mindfulness' ya da 'She suggested that I (should) try mindfulness' şeklinde aktarılır. 'Let's go for a walk' gibi konuşmacının kendisini de kapsayan öneriler genellikle suggest + V-ing ile aktarılır: 'My friend suggested going for a walk to clear our minds' (Arkadaşım kafamızı boşaltmak için yürüyüşe çıkmayı önerdi). 'Recommend' fiili de aynı yapıları alır ve daha çok bir uzmanın önerisini aktarırken tercih edilir: 'The doctor recommended getting at least eight hours of sleep.'
Olumsuz tavsiyeler ve uyarılar aktarılırken not, 'to'dan önce gelir: 'Don't bottle up your feelings' cümlesi 'She warned me not to bottle up my feelings' (Duygularımı içime atmamam konusunda beni uyardı) olur. 'If I were you, I would see a specialist' gibi tavsiye kalıpları da 'advise' ile kısaca aktarılabilir: 'He advised me to see a specialist.' Dinleme metinlerinde konuşmacının hangi tavsiyeyi verdiğini ya da hangi konuda uyardığını soran sorularda bu aktarma fiillerini tanımak, doğru seçeneğe ulaşmanın en kısa yoludur.
| Direct Speech | Reported Speech | Pattern |
|---|---|---|
| 'You should talk to someone you trust.' | She advised me to talk to someone I trusted. | advise + object + to V1 |
| 'Why don't you keep a gratitude journal?' | He suggested keeping a gratitude journal. | suggest + V-ing |
| 'You should get more sleep.' (doctor) | The doctor recommended that I (should) get more sleep. | recommend that + subject + (should) + V1 |
| 'Don't compare yourself to others.' | My mother warned me not to compare myself to others. | warn + object + not to V1 |
| 'Come on, you can do it! Join the debate club.' | My teacher encouraged me to join the debate club. | encourage + object + to V1 |
| 'Don't forget to breathe deeply.' | The coach reminded us to breathe deeply. | remind + object + to V1 |
Gerunds and Infinitives: Talking About Habits, Feelings and Decisions
Psikolojik alışkanlıklarımızı ve kararlarımızı anlatırken çoğu zaman bir fiilin arkasından ikinci bir fiil kullanırız. Bu ikinci fiil, birinci fiile göre ya gerund (V-ing) ya da infinitive (to V1) biçiminde gelir. avoid (kaçınmak), keep (sürekli yapmak), admit (itiraf etmek), deny (inkâr etmek), give up (bırakmak), put off (ertelemek), can't stand (dayanamamak), mind (sakınca görmek) ve consider (düşünmek, göz önüne almak) fiillerinden sonra V-ing kullanılır: 'People with social anxiety often avoid speaking in public' (Sosyal kaygısı olan insanlar genellikle topluluk önünde konuşmaktan kaçınır), 'I keep putting off my project because I'm afraid of failing' (Başarısız olmaktan korktuğum için projemi ertelemeye devam ediyorum).
decide (karar vermek), manage (başarmak), refuse (reddetmek), tend (eğiliminde olmak), fail (yapamamak), hope (ummak), learn (öğrenmek) ve attempt (girişimde bulunmak) fiillerinden sonra ise to V1 gelir: 'Perfectionists tend to set very high standards for themselves' (Mükemmeliyetçiler kendilerine çok yüksek standartlar koyma eğilimindedir), 'After months of therapy, she finally managed to overcome her fear of flying' (Aylarca süren terapiden sonra sonunda uçma korkusunu yenmeyi başardı). Ayrıca afraid of, anxious about, good at, interested in gibi sıfat + edat kalıplarından ve be / get used to yapısından sonra da fiil V-ing alır: 'I'm getting used to living away from my family.'
Bazı fiiller hem V-ing hem de to V1 alabilir, ancak anlam değişir. stop + V-ing bir eylemi bırakmayı, stop + to V1 başka bir şey yapmak için durmayı anlatır: 'He stopped worrying about the exam' (Sınav için endişelenmeyi bıraktı) ile 'He stopped to take a deep breath' (Derin bir nefes almak için durdu) farklıdır. remember / forget + V-ing geçmişte yapılmış bir şeyi hatırlamayı ya da unutmayı, remember / forget + to V1 yapılması gereken bir görevi anlatır. Geçen hafta gördüğümüz regret + V-ing geçmişe dönük pişmanlık bildirirken regret + to V1 resmî bir kötü haber verme kalıbıdır ('We regret to inform you...'). try + to V1 bir şeyi yapmak için çabalamak, try + V-ing ise bir yöntemi deneme amaçlı uygulamak demektir: 'Try to stay calm' (Sakin kalmaya çalış) ve 'Try writing a journal' (Günlük tutmayı bir dene).
| Verb | + V-ing (meaning) | + to V1 (meaning) |
|---|---|---|
| stop | He stopped worrying. (bir eylemi bırakmak) | He stopped to rest. (bir şey yapmak için durmak) |
| remember | I remember feeling nervous. (yapılmış olanı hatırlamak) | Remember to call your mother. (yapılacak görevi unutmamak) |
| forget | I'll never forget meeting her. (yaşanmışı unutmamak) | Don't forget to take your medicine. (görevi unutmak) |
| regret | I regret shouting at him. (pişmanlık) | We regret to tell you... (resmî kötü haber) |
| try | Try listening to calm music. (yöntem olarak denemek) | Try to relax. (çabalamak) |
Body Language: Reading Non-Verbal Clues and Making Deductions
İletişim yalnızca kelimelerden oluşmaz; yüz ifademiz, duruşumuz, el ve kol hareketlerimiz de karşımızdakine pek çok mesaj verir. Buna body language (beden dili) ya da non-verbal communication (sözsüz iletişim) denir. Psikoloji metinlerinde sık geçen ifadeler şunlardır: frown (kaşlarını çatmak), nod (başını sallayarak onaylamak), shrug one's shoulders (omuz silkmek), blush (utançtan kızarmak), fidget (yerinde duramamak, kıpırdanmak), make / avoid eye contact (göz teması kurmak / kaçınmak), cross one's arms (kollarını kavuşturmak), raise one's eyebrows (kaşlarını kaldırmak), bite one's nails (tırnak yemek), clench one's fists (yumruklarını sıkmak) ve tap one's foot (ayağını yere vurmak).
Beden dilinden yola çıkarak birinin o anki duygusunu tahmin ederken şimdiki zamana ait çıkarım (present deduction) modalları kullanılır. Güçlü bir tahmin için must be, olasılık için might / may / could be, imkânsızlık için can't be kullanılır: 'He keeps biting his nails and tapping his foot. He must be nervous about the interview' (Sürekli tırnaklarını yiyor ve ayağını yere vuruyor. Mülakat konusunda gergin olmalı). 'She is smiling and making eye contact with everyone, so she can't be shy' (Gülümsüyor ve herkesle göz teması kuruyor, bu yüzden utangaç olamaz). Geçen hafta gördüğümüz must have + V3 yapısı ise aynı çıkarımı geçmiş için yapar: 'He must have been nervous yesterday.'
Görünüşe dayalı yorumlar için look / seem / appear + adjective ve look / seem as if / as though + clause kalıpları da çok kullanışlıdır: 'You look exhausted' (Bitkin görünüyorsun), 'He looks as if he hasn't slept for days' (Günlerdir uyumamış gibi görünüyor). Ancak beden dilini yorumlarken dikkatli olmak gerekir: Kollarını kavuşturan biri savunmada olabileceği gibi yalnızca üşüyor da olabilir. Ayrıca bazı jestlerin anlamı kültürden kültüre değişir; Türkiye'de başı hafifçe yukarı kaldırıp dil şaklatmak 'hayır' anlamına gelir, oysa pek çok ülkede bu hareket aynı biçimde anlaşılmaz. Bu nedenle tek bir jest yerine birden fazla ipucunu ve bağlamı birlikte değerlendirmek en doğru yaklaşımdır.
| Body Language | Turkish Meaning | Possible Feeling | Deduction Sentence |
|---|---|---|---|
| frown | kaşlarını çatmak | angry, confused, worried | She is frowning. She might be confused. |
| shrug one's shoulders | omuz silkmek | indifferent, unsure | He shrugged. He can't be very interested. |
| avoid eye contact | göz temasından kaçınmak | shy, guilty, anxious | He avoids eye contact. He must be shy. |
| blush | utançtan kızarmak | embarrassed | Her face went red. She must be embarrassed. |
| fidget | kıpırdanmak, yerinde duramamak | nervous, bored, impatient | The students are fidgeting. They might be bored. |
| cross one's arms | kollarını kavuşturmak | defensive, cold, closed | He crossed his arms. He may not agree with us. |
Emotional Intelligence, Coping Strategies and Word Formation
Emotional intelligence (duygusal zekâ), kişinin kendi duygularını fark etme, anlama ve yönetme, aynı zamanda başkalarının duygularını anlayıp ilişkilerini sağlıklı biçimde sürdürme becerisidir. Kavram, psikolog ve yazar Daniel Goleman'ın 1995'te yayımlanan 'Emotional Intelligence' adlı eseriyle geniş kitlelere ulaşmıştır. Goleman duygusal zekâyı beş bileşenle açıklar: self-awareness (öz farkındalık), self-regulation (duyguları düzenleme, öz denetim), motivation (içsel motivasyon), empathy (empati, başkasının duygusunu anlama) ve social skills (sosyal beceriler). Örneğin sınavdan önce gerildiğini fark eden bir öğrenci öz farkındalık gösterir; bu gerginliği derin nefesle kontrol altına alması ise öz denetimdir.
Stresle başa çıkmak için kullanılan yöntemlere coping strategies (başa çıkma stratejileri) denir. Sağlıklı stratejiler arasında mindfulness (anda kalma, bilinçli farkındalık), journaling (duyguları günlüğe yazma), deep breathing (derin nefes alma), regular exercise (düzenli egzersiz), a healthy sleep routine (düzenli uyku) ve seeking support (destek arama) sayılabilir. Bu kavram ailesinde sıkça geçen bir başka kelime de resilience'tır: Zorlukların ardından toparlanabilme, psikolojik dayanıklılık. 'Resilient people see failures as opportunities to learn' (Dayanıklı insanlar başarısızlıkları öğrenme fırsatı olarak görür).
Okuma metinlerini anlamak ve boşluk doldurma sorularını çözmek için kelime türetme (word formation) bilgisi önemlidir. İsimden sıfat yapan -ful (stressful, hopeful, peaceful) ve -less (hopeless, helpless, careless), sıfattan isim yapan -ness (happiness, loneliness, calmness) ve -ence / -ance (confidence, resilience, tolerance), fiilden isim yapan -tion (motivation, frustration, relaxation) ekleri temanın en verimli ekleridir. Bunun yanında -ed ve -ing sıfat ayrımı da sıkça sorulur: -ed ile biten sıfat kişinin hissettiği duyguyu, -ing ile biten sıfat duyguya neden olan şeyi anlatır: 'I felt frustrated because the task was really frustrating' (Görev gerçekten sinir bozucu olduğu için hayal kırıklığına uğramış hissettim).
| Verb / Noun | Adjective(s) | Noun | Example |
|---|---|---|---|
| stress | stressful / stressed | stress | Moving to a new city can be stressful. |
| hope | hopeful / hopeless | hope, hopefulness | She felt hopeful after talking to her counselor. |
| motivate | motivated / motivating | motivation | Small goals keep me motivated. |
| empathize | empathetic | empathy | An empathetic friend listens without judging. |
| (be) resilient | resilient | resilience | Sport helps young people build resilience. |
| frustrate | frustrated / frustrating | frustration | Waiting for the results was frustrating. |
Discussing Psychological Issues: Expressing Opinions, Agreeing and Disagreeing
Psikoloji teması kapsamında konuşma becerisinin hedefi, sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisi, sınav kaygısı ya da akran baskısı gibi konular hakkında fikir bildirmek, gerekçelendirmek ve karşımızdakinin görüşüne kibarca katılmak ya da katılmamaktır. Fikir bildirirken In my opinion / In my view (Bence), As far as I'm concerned (Bana kalırsa), From my point of view (Benim bakış açıma göre), I strongly believe that... (Kesinlikle inanıyorum ki) ve It seems to me that... (Bana öyle geliyor ki) kalıpları kullanılır. Fikrin arkasından mutlaka bir gerekçe ya da örnek gelmelidir: 'In my opinion, social media can increase anxiety because teenagers constantly compare themselves to others.'
Karşımızdakine katıldığımızda I couldn't agree more (Daha fazla katılamazdım, yani tamamen katılıyorum), Exactly / Absolutely (Kesinlikle), That's a good point (Güzel bir noktaya değindin) diyebiliriz. Kısmen katılıyorsak I see your point, but... (Ne demek istediğini anlıyorum ama...), To some extent, yes, however... (Bir dereceye kadar evet, ancak...) ifadeleri uygundur. Katılmadığımızda ise kaba görünmemek için yumuşatma ifadeleri kullanırız: I'm afraid I don't agree (Korkarım katılmıyorum), I'm not so sure about that (Bundan pek emin değilim), I see things differently (Ben olaylara farklı bakıyorum). 'You are wrong' gibi doğrudan ifadeler tartışmayı gereksiz yere sertleştirir.
Örnek bir tartışmayı inceleyelim: Ali: 'As far as I'm concerned, social media is the main reason for loneliness among teenagers.' Selin: 'I see your point, but I think it depends on how we use it. My cousin found an online support group and it helped her a lot.' Ali: 'That's a good point. However, spending hours online every day can't be healthy.' Selin: 'I couldn't agree more. Setting time limits might be the best solution.' Bu kısa diyalogda iki konuşmacı farklı görüşlerden başlayıp karşılıklı saygıyla ortak bir noktada buluşur. Dikkat edilirse Selin karşı görüşünü kişisel bir örnekle desteklemiş, Ali ise bu haftanın çıkarım yapısını (can't be) kullanmıştır.
| Function | Useful Expressions | Turkish Meaning |
|---|---|---|
| Giving an opinion | In my opinion... / As far as I'm concerned... / I strongly believe that... | Bence... / Bana kalırsa... / Kesinlikle inanıyorum ki... |
| Strong agreement | I couldn't agree more. / Absolutely. / Exactly. | Tamamen katılıyorum. / Kesinlikle. |
| Partial agreement | I see your point, but... / To some extent, yes, however... | Ne demek istediğini anlıyorum ama... / Bir dereceye kadar evet, ancak... |
| Polite disagreement | I'm afraid I don't agree. / I'm not so sure about that. | Korkarım katılmıyorum. / Bundan pek emin değilim. |
| Asking for an opinion | What do you think about...? / How do you feel about...? | ... hakkında ne düşünüyorsun? / ... konusunda ne hissediyorsun? |
| Giving an example | For instance... / Take my cousin, for example... | Örneğin... / Kuzenimi örnek alalım... |
Theme Review and Writing an Opinion Paragraph on a Psychological Issue
Psychology temasının son yazma çalışması, psikolojik bir konu hakkında opinion paragraph (fikir paragrafı) yazmaktır. İyi bir fikir paragrafı beş parçadan oluşur: Topic sentence (konuyu ve görüşü açıkça belirten giriş cümlesi), Supporting idea 1 + example (birinci gerekçe ve örnek), Supporting idea 2 + example (ikinci gerekçe ve örnek), Counter-argument + response (karşı görüş ve buna verilen yanıt) ve Concluding sentence (görüşü farklı sözcüklerle yeniden vurgulayan sonuç cümlesi). Gerekçeleri sıralamak için Firstly, Secondly, Furthermore, Moreover; örnek vermek için For instance, For example; karşı görüşü sunmak için On the other hand, Some people argue that...; sonucu bildirmek için Therefore, In conclusion, To sum up bağlaçları kullanılır.
Örnek paragraf: 'In my opinion, schools should teach students how to cope with stress. Firstly, teenagers face a lot of pressure because of exams, and many of them don't know how to calm down. For instance, a few minutes of deep breathing before an exam can make a big difference. Furthermore, learning about emotional intelligence helps students understand their friends and avoid conflicts. On the other hand, some people argue that there is no time for such lessons in a busy timetable. However, a stressed student can't learn effectively anyway. Therefore, I strongly believe that stress management lessons would make schools healthier and more successful places.' Bu paragrafta konu cümlesi, iki örnekli gerekçe, karşı görüş ve sonuç cümlesi açıkça görülür; ayrıca bu haftanın yapıları (avoid + V-ing, can't + V1 ile çıkarım, would) doğal biçimde kullanılmıştır.
Temayı kapatırken dört haftada öğrendiğimiz yapıları birlikte hatırlayalım: Öneri için Why don't you...? / You'd better...; şimdiki dilek için I wish + V2; geçmişe dönük pişmanlık için I wish + had + V3; eleştiri için should have + V3; hayalî geçmiş sonuç için If + had + V3, would have + V3; aktarılan tavsiye için advise someone to + V1. Bir fikir paragrafında bu yapılardan birkaçını yerinde kullanmak yazınızın dil düzeyini belirgin biçimde yükseltir. Ancak amaç bütün yapıları zorla sıkıştırmak değil, anlamı en iyi anlatan yapıyı seçmektir.
| Function (Theme 5) | Structure | Example |
|---|---|---|
| Making suggestions | Why don't you + V1? / You'd better + V1 | Why don't you talk to the counselor? |
| Present wish | I wish / If only + V2 (were) | I wish I weren't so shy. |
| Past regret | I wish / If only + had + V3 | I wish I had asked for help. |
| Criticism of the past | should (not) have + V3 | You shouldn't have bottled up your anger. |
| Imagined past result | If + had + V3, would have + V3 | If I had slept well, I would have focused better. |
| Reported advice | advise / warn + object + (not) to V1 | She advised me to take regular breaks. |
Örnekler
Örnek 1Rehber öğretmeninizin size söylediği aşağıdaki cümleleri parantezdeki aktarma fiillerini kullanarak dolaylı anlatıma çeviriniz: a) 'You should make a realistic study plan.' (advise) b) 'Why don't you join a sports club?' (suggest) c) 'Don't study until midnight.' (warn)
Cevabı göster
a) 'advise' fiili 'object + to V1' kalıbını alır: 'My counselor advised me to make a realistic study plan.' (Rehber öğretmenim bana gerçekçi bir çalışma planı yapmamı tavsiye etti.) b) 'suggest' fiili V-ing ya da that-cümlesi alır: 'She suggested joining a sports club.' / 'She suggested that I (should) join a sports club.' (Bir spor kulübüne katılmamı önerdi.) c) Olumsuz uyarıda 'not' 'to'dan önce gelir: 'She warned me not to study until midnight.' (Gece yarısına kadar çalışmamam konusunda beni uyardı.)
Örnek 2Aşağıdaki cümledeki hatayı bulup düzeltiniz ve nedenini açıklayınız: 'The psychologist suggested me to write down my thoughts every evening.'
Cevabı göster
1. adım: Hata 'suggested me to write' kısmındadır; 'suggest' fiili 'object + to V1' kalıbını almaz. 2. adım: İki doğru seçenek vardır: 'The psychologist suggested writing down my thoughts every evening.' ya da 'The psychologist suggested that I (should) write down my thoughts every evening.' (Psikolog her akşam düşüncelerimi yazmamı önerdi.) 3. adım: Eğer 'object + to V1' kalıbı kullanılmak isteniyorsa fiil 'advise' ya da 'recommend' yerine 'advise' seçilmelidir: 'The psychologist advised me to write down my thoughts every evening.'
Örnek 3Aşağıdaki cümleleri 'stop' fiilinin doğru biçimiyle tamamlayınız ve iki cümle arasındaki anlam farkını açıklayınız: a) 'After talking to his friends, Emre stopped ___ (worry) about what others thought of him.' b) 'On her way to school, Duygu stopped ___ (help) an elderly woman carry her bags.'
Cevabı göster
a) Emre başkalarının ne düşündüğüne dair endişelenme eylemini bırakmıştır; bir alışkanlığın sona ermesi 'stop + V-ing' ile anlatılır: 'stopped worrying' (endişelenmeyi bıraktı). b) Duygu yürümeyi bırakıp başka bir şey yapmak, yani yardım etmek amacıyla durmuştur; amaç bildiren durma 'stop + to V1' ile anlatılır: 'stopped to help' (yardım etmek için durdu). Fark: V-ing bırakılan eylemi, to V1 durmanın amacını gösterir.
Örnek 4Aşağıdaki betimlemeyi okuyunuz ve kişinin duygusu hakkında 'must be', 'might be' ve 'can't be' ile üç çıkarım cümlesi yazınız: 'Before her presentation, Melis is fidgeting, avoiding eye contact and her face is red. She keeps checking her notes.'
Cevabı göster
1. adım: İpuçlarını belirleyelim: fidgeting (kıpırdanma), avoiding eye contact (göz temasından kaçınma), red face (kızarma), keeps checking her notes (sürekli notlarını kontrol etme). 2. adım: Güçlü çıkarım: 'She must be nervous about her presentation.' (Sunumu konusunda gergin olmalı.) 3. adım: Olasılık: 'She might be afraid of forgetting what to say.' (Ne söyleyeceğini unutmaktan korkuyor olabilir.) Burada 'afraid of + V-ing' kalıbı kullanılmıştır. 4. adım: İmkânsızlık: 'She can't be relaxed.' (Rahat olamaz.) Bütün ipuçları rahatlıkla çeliştiği için 'can't be' uygundur.
Örnek 5Parantez içindeki kelimelerin uygun biçimlerini kullanarak cümleleri tamamlayınız: a) 'Living in a crowded dormitory can be really ___ (stress).' b) 'After failing twice, Kerem felt ___ (hope), but his coach helped him.' c) 'Her ___ (resilient) helped her recover quickly after the accident.' d) 'The three-hour exam was ___ (exhaust), so we all felt ___ (exhaust).'
Cevabı göster
a) Sıfat gerekir ve kalabalık yurt strese neden olan şeydir: 'stressful'. b) Kişinin hissettiği olumsuz duygu, 'but' bağlacı da zıtlık gösterdiği için umutsuzluk anlamında: 'hopeless'. c) 'Her' iyelik sıfatından sonra isim gerekir: 'resilience'. d) Duyguya neden olan sınav için -ing, hissedilen duygu için -ed: 'exhausting' ve 'exhausted'. Çeviri: 'Üç saatlik sınav yorucuydu, bu yüzden hepimiz bitkin hissettik.'
Örnek 6'Social media does more harm than good to teenagers' mental health.' görüşüne kısmen katıldığınızı gösteren, gerekçe ve örnek içeren üç-dört cümlelik bir yanıt yazınız.
Cevabı göster
Örnek yanıt: 'I see your point, but I don't think social media is completely harmful. Many teenagers compare themselves to others online, and this can lower their self-esteem. On the other hand, some online communities help young people feel less lonely. For instance, my friend found a support group for students with exam anxiety and it encouraged her to open up. Therefore, in my opinion, the problem is not social media itself but how much and how we use it.' Yapı: kısmi katılım (I see your point, but...) → kabul edilen gerekçe → karşı gerekçe (On the other hand) → örnek (For instance) → sonuç (Therefore, in my opinion).
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Choose the correct option to complete the sentence: 'I told my counselor that I had trouble sleeping, and she suggested ___ a gratitude journal before bed.'
'suggest' fiilinden sonra 'object + to V1' gelmez; doğrudan V-ing kullanılır: 'She suggested keeping a gratitude journal.'
2Choose the best option: 'Aylin felt dizzy during the long run, so she stopped ___ some water and rest for a while.'
Aylin koşmayı bırakıp su içmek amacıyla durmuştur; durmanın amacı 'stop + to V1' ile anlatılır.
3Complete the sentence: 'Look at Cem! He keeps biting his nails and tapping his foot while waiting outside the interview room. He ___ nervous.'
Tırnak yeme ve ayağını yere vurma gerginliğin güçlü işaretleridir; güçlü bir şimdiki zaman çıkarımı 'must be' ile yapılır.
4Choose the most suitable response: A: 'I think social media makes many teenagers feel lonely and anxious.' B: '___ Many of my friends compare themselves to influencers and then feel bad about their lives.'
B'nin ikinci cümlesi A'nın görüşünü destekleyen bir örnektir; bu nedenle tam katılım bildiren 'I couldn't agree more' uygundur.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- 'She advised me to see a specialist' cümlesinde 'advise + object + to V1' kalıbı doğru kullanılmıştır.
advise fiili kişiyi (me) ve ardından to V1'i (to see) alır.
- 'I regret to tell you that I lost your book' cümlesi konuşmacının geçmişte bir şey söylediği için pişman olduğunu anlatır.
'regret + to V1' şu anda kötü bir haber vermekten duyulan üzüntüyü anlatır; geçmişte söylenmiş bir şeye pişmanlık 'regret + V-ing' (regret telling) ile ifade edilir.
- 'Self-awareness', duygusal zekânın kişinin kendi duygularını fark etmesiyle ilgili bileşenidir.
Self-awareness (öz farkındalık), kişinin kendi duygularını ve bunların davranışlarına etkisini fark etmesidir.
- Beden dilinden olumsuz bir çıkarım yaparken 'mustn't be' kullanılır: 'He mustn't be happy.'
Olumsuz çıkarımda 'can't be' kullanılır: 'He can't be happy.' 'mustn't' yasak bildirir.
- 'The film was boring, so I felt bored' cümlesinde -ing ve -ed sıfatları doğru kullanılmıştır.
-ing sıfatı duyguya neden olan şeyi (film), -ed sıfatı kişinin hissettiği duyguyu anlatır.
- 'She advised me to see a specialist' cümlesinde 'advise + object + to V1' kalıbı doğru kullanılmıştır.
6Aşağıdaki kavram ve ifadeleri doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- My counselor me to take regular breaks and get enough sleep.
- When we were all stressed, Berk suggested for a walk to clear our minds.
- When someone their shoulders, it often means they don't know the answer.
- The ability to understand and share another person's feelings is called .
- The three-hour exam was really , so we all wanted to sleep afterwards.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Zehra lise son sınıfta yoğun bir sınav kaygısı yaşıyor. Rehber öğretmeni ona şunları söyledi: 'You should divide your study time into short sessions. Why don't you try deep breathing before mock exams? Don't compare your scores with your friends' scores.' Bugün sınıfta Zehra'nın elleri titriyor, sürekli kıpırdanıyor ve kimseyle göz teması kurmuyor. Buna göre İngilizce olarak: 1) Rehber öğretmenin üç sözünü 'advise', 'suggest' ve 'warn' fiilleriyle aktarınız. 2) Zehra'nın bugünkü beden dilinden 'must be' ve 'can't be' ile iki çıkarım yapınız. 3) 'Schools should offer stress management workshops' görüşü hakkında gerekçe ve örnek içeren iki-üç cümlelik bir fikir yazınız.
1. ipucu: 1. adım: advise ve warn fiillerinde 'object + (not) to V1', suggest fiilinde 'V-ing' ya da 'that + subject + (should) + V1' kalıbını kullanınız; zamir ve iyelikleri (your → her) değiştirmeyi unutmayınız.
2. ipucu: 2. adım: Titreyen eller, kıpırdanma ve göz temasından kaçınma ipuçlarını birlikte değerlendiriniz; güçlü tahmin için 'must be', imkânsızlık için 'can't be' kullanınız.
3. ipucu: 3. adım: Fikrinizi 'In my opinion / I strongly believe that' ile başlatınız, 'because' ile gerekçelendiriniz ve 'For instance' ile somut bir örnek veriniz.
Cevap: 1) Aktarma: 'Her counselor advised her to divide her study time into short sessions.' (Rehber öğretmeni ona çalışma süresini kısa oturumlara bölmesini tavsiye etti.) 'She suggested trying deep breathing before mock exams.' / 'She suggested that Zehra (should) try deep breathing before mock exams.' (Deneme sınavlarından önce derin nefes almayı denemesini önerdi.) 'She warned her not to compare her scores with her friends' scores.' (Puanlarını arkadaşlarının puanlarıyla karşılaştırmaması konusunda onu uyardı.) 2) Çıkarım: 'Zehra must be very anxious today.' (Zehra bugün çok kaygılı olmalı.) 'She can't be calm; her hands are shaking and she is fidgeting.' (Sakin olamaz; elleri titriyor ve sürekli kıpırdanıyor.) 3) Fikir: 'In my opinion, schools should offer stress management workshops because many students don't know how to cope with exam anxiety. For instance, a short workshop on deep breathing and time management could help students like Zehra feel more confident. Therefore, I strongly believe that these workshops would improve both students' well-being and their success.'
Kısaca
- Reporting Advice: Tavsiyeler 'advise / warn / encourage / remind + object + (not) to V1', öneriler ise 'suggest / recommend + V-ing' ya da 'suggest that + subject + (should) + V1' kalıplarıyla aktarılır; 'suggest me to' yapısı yanlıştır.
- Gerunds and Infinitives: avoid, keep, admit, deny, give up, put off fiillerinden sonra V-ing; decide, manage, refuse, tend, fail fiillerinden sonra to V1 gelir; stop, remember, forget, regret ve try fiillerinde iki yapı farklı anlam taşır.
- Body Language: frown, nod, shrug, blush, fidget, avoid eye contact, cross one's arms gibi ifadeler sözsüz iletişimi anlatır; bu ipuçlarından 'must be, might be, can't be' ve 'look / seem + adjective' yapılarıyla duygu çıkarımı yapılır.
- Emotional Intelligence: Duygusal zekâ self-awareness, self-regulation, motivation, empathy ve social skills bileşenlerinden oluşur; mindfulness, journaling ve deep breathing başlıca başa çıkma (coping) stratejileridir.
- Word Formation: stress → stressful / stressed, hope → hopeful / hopeless, resilient → resilience gibi kelime aileleri ile -ed (hissedilen duygu) ve -ing (duyguya neden olan şey) sıfat ayrımı temanın kelime bilgisini güçlendirir.
- Opinions and Opinion Paragraph: 'In my opinion, As far as I'm concerned, I couldn't agree more, I see your point, but...' kalıplarıyla fikir bildirilir; opinion paragraph konu cümlesi, örnekli destek fikirleri, karşı görüş ve sonuç cümlesinden oluşur.
Bu dersin öteki kaynakları
- İngilizce Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 12. Sınıf İngilizce Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- 12. Sınıf İngilizce 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Müzik Tercihleri, Görüş Bildirme ve Anket Yorumlama Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 1: Music — Decades, Agreeing & Disagreeing, Survey Reports & Intonation Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 3. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 1: Music — Expressing Opinions, Music Preferences & Survey Report (E12.1.R2-E12.1.W1) Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 4. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 2: Friendship / Music Preferences (Making Suggestions & Expressing Preferences) Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 5. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 2: Friendship — Describing Personal Qualities of a Good Friend, Friendship Idioms & Relative Clauses Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 6. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 2: Friendship — Invitations, Accepting & Refusing, Apologizing & Opinions Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 7. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 3: Human Rights — Disadvantaged Groups, Making Suggestions & Argumentative Essay Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 8. Hafta Çalışma Kâğıdı: Universal Declaration of Human Rights, Supporting Disadvantaged People & Human Rights Mottos Çalışma kâğıdı