Welcome to the third week of Unit 5: Television! We already know the TV program types, the TV collocations and how to compare and recommend programs. This week we look behind the screen and learn who makes a program, we talk about our feelings and excitement (I can't wait for it!), we make our opinions stronger with intensifiers like pretty and really, we say what we didn't watch last night, we discuss screen time and finally we write an email to a friend about our TV week. Let's start!
TV Words in Focus: Plurals, the News and Who Makes a Program
Bu ünite kapsamında öğrendiğimiz televizyon kelimelerini doğru kullanmak için çoğul (plural) hâllerini de bilmeliyiz. Kelimelerin çoğu sonuna -s alır: channel → channels (kanallar), commercial → commercials (reklamlar), director → directors (yönetmenler), discussion → discussions (tartışma programları), sitcom → sitcoms, quiz show → quiz shows, remote control → remote controls (kumandalar). Sessiz harf + y ile biten kelimelerde y düşer ve -ies gelir: documentary → documentaries (belgeseller), comedy → comedies (komediler). Ünlü harf + y ile bitenlerde ise yalnız -s eklenir: play → plays, day → days.
İki kelime özel davranır. series (dizi) kelimesinin tekili ve çoğulu aynıdır: 'This series is very popular.' (Bu dizi çok popüler.) 'There are three new series on Channel 2 this season.' (Bu sezon 2. kanalda üç yeni dizi var.) news (haberler) ise sonunda -s olmasına rağmen sayılamayan (uncountable) bir isimdir ve tekil fiil alır: 'The news is on at 7 p.m.' (Haberler saat 7'de.) 'The news was very sad yesterday.' (Dün haberler çok üzücüydü.) 'a news' ya da 'two news' denmez; tek bir haber için a piece of news kullanılabilir.
Peki bir program ekrana nasıl gelir? Önce script writer (senarist) senaryoyu yazar (writes the script). director (yönetmen) çekimi yönetir ve oyunculara ne yapacaklarını söyler (tells the actors what to do). actors / actresses rol yapar, presenter sunuculuk yapar. camera operator (kameraman) sahneleri çeker (films the scenes), editor (kurgucu) bölümü kurgular (edits the episode) ve sonunda channel (kanal) programı yayınlar (broadcasts it). Meslekleri anlatırken Simple Present kullanırız: 'What does a camera operator do?' — 'He / She films the scenes.'
| Singular (Tekil) | Plural (Çoğul) | Türkçe Karşılığı | Example Sentence |
|---|---|---|---|
| channel | channels | kanal | There are a lot of channels on our TV. |
| commercial | commercials | reklam | I hate long commercials. |
| documentary | documentaries | belgesel | My dad loves nature documentaries. |
| discussion | discussions | tartışma programı | Discussions on TV are sometimes loud. |
| series | series | dizi | Two new series start this week. |
| news | — (uncountable) | haberler | The news is on at 7 p.m. |
| remote control | remote controls | kumanda | Where is the remote control? |
Talking About Excitement and Feelings: I Can't Wait for It
Sevdiğimiz bir programın yeni bölümünü ya da önemli bir maçı merakla bekliyorsak I can't wait kalıbını kullanırız. Bu kalıp kelimesi kelimesine 'bekleyemem' gibi görünse de Türkçede 'sabırsızlanıyorum, iple çekiyorum' anlamına gelir. Arkasından bir isim ya da zamir geliyorsa for, bir fiil geliyorsa to + V1 kullanılır: 'The final episode is on tonight. I can't wait for it!' (Final bölümü bu akşam. Sabırsızlanıyorum!) 'I can't wait for the match on Saturday.' 'I can't wait to watch the new season.' (Yeni sezonu izlemek için sabırsızlanıyorum.) Üçüncü tekil şahısta da aynı biçim kullanılır: 'My brother can't wait for the cartoon.'
Duygularımızı anlatmanın başka yolları da vardır: be excited about (bir şey için heyecanlı olmak), be a big fan of (büyük hayranı olmak), be crazy about (bayılmak, deli olmak), be interested in (ilgilenmek) ve be bored with (sıkılmış olmak). Örnekler: 'I am a big fan of nature documentaries.' 'My sister is interested in cooking shows.' like, love, enjoy, hate ve don't mind fiillerinden sonra ikinci bir fiil gelirse genellikle V-ing kullanılır: 'I enjoy watching quiz shows.' (Bilgi yarışması izlemekten hoşlanırım.) 'She hates watching the news.' 'I don't mind watching cartoons with my little brother.' (Küçük kardeşimle çizgi film izlemek benim için sorun değil.)
Duyguları anlatırken -ed ve -ing ile biten sıfatlar çok karıştırılır. -ing ile biten sıfat duyguya sebep olan şeyi (programı, filmi) anlatır; -ed ile biten sıfat ise kişinin ne hissettiğini anlatır. 'The documentary was interesting. I was very interested in it.' (Belgesel ilginçti. Onunla çok ilgilendim.) 'The horror series is frightening, so my sister is frightened.' (Korku dizisi korkutucu, bu yüzden kız kardeşim korkmuş.) 'The talk show was amusing. We were amused.' Bu yüzden 'I am boring' demek 'Ben sıkıcı biriyim' anlamına gelir; sıkıldığımızı söylemek için 'I am bored' demeliyiz.
| Expression | Türkçe Karşılığı | Example Sentence |
|---|---|---|
| can't wait for + noun | ... için sabırsızlanmak | I can't wait for the new episode. |
| can't wait to + verb | ...mak için sabırsızlanmak | I can't wait to see the final. |
| be excited about | ... için heyecanlı olmak | We are excited about the match. |
| be a big fan of | ...nın büyük hayranı olmak | Ali is a big fan of quiz shows. |
| be interested in | ... ile ilgilenmek | I am interested in space documentaries. |
| enjoy + V-ing | ...maktan hoşlanmak | My mom enjoys watching talk shows. |
| don't mind + V-ing | ...mak sorun değil / fark etmez | I don't mind watching the news. |
Strengthening Opinions: Intensifiers, Agreeing and Disagreeing
Bir görüş bildirirken sıfatın gücünü ayarlamak için intensifiers (pekiştireçler, derece zarfları) kullanırız. Bu kelimeler sıfatın önüne gelir ve zayıftan güçlüye şöyle sıralanır: a bit (biraz), quite (oldukça), pretty (epey, oldukça), very / really (çok, gerçekten) ve extremely (son derece, aşırı derecede). Planımızdaki örnek cümleye bakalım: 'Talk shows are usually amusing, but I think reality shows are pretty boring.' (Sohbet programları genellikle eğlencelidir ama bence realite programları epey sıkıcı.) Burada but iki zıt görüşü bağlar, pretty ise sıkıcılık derecesini artırır. a bit çoğunlukla olumsuz sıfatlarla kullanılır: 'The episode was a bit long.'
too kelimesi very ile aynı şey değildir. very yalnızca dereceyi artırır; too ise 'gereğinden fazla, kabul edilemeyecek kadar' anlamı taşır ve genellikle olumsuz bir sonuç bildirir: 'The film is very long, but I love it.' (Film çok uzun ama ona bayılıyorum.) 'The film is too long, so I don't want to watch it.' (Film fazla uzun, bu yüzden izlemek istemiyorum.) Yetersizliği anlatmak için de not + sıfat + enough kullanılır: 'The jokes weren't funny enough.' (Şakalar yeterince komik değildi.)
Bir tartışmada arkadaşımızın görüşüne katılıyorsak (agreeing) 'I agree with you.' (Sana katılıyorum.), 'You're right.' (Haklısın.) ya da 'Me too.' (Ben de.) deriz. Katılmıyorsak (disagreeing) kibar olmak önemlidir: 'I'm sorry, but I don't agree.' (Kusura bakma ama katılmıyorum.), 'I disagree. I think they are a bit boring.', 'Maybe, but ...' (Olabilir ama ...). Emin değilsek 'I'm not sure.' deriz. Olumsuz bir cümleye katılırken Me too değil Me neither kullanılır: 'I don't like soap operas.' — 'Me neither.' (Ben de sevmem.)
| Function (İşlev) | Expression (İfade) | Türkçe Anlamı |
|---|---|---|
| Making it weaker | The show is a bit boring. | Program biraz sıkıcı. |
| Making it stronger | The final was really / extremely exciting. | Final gerçekten / son derece heyecanlıydı. |
| Too much (negative) | The commercials are too long. | Reklamlar fazla uzun. |
| Agreeing | I agree with you. / You're right. | Sana katılıyorum. / Haklısın. |
| Disagreeing politely | I'm sorry, but I don't agree. | Kusura bakma ama katılmıyorum. |
| Agreeing (+) | I love sitcoms. — Me too. | Sitcomlara bayılırım. — Ben de. |
| Agreeing (−) | I don't watch the news. — Me neither. | Haber izlemem. — Ben de izlemem. |
Past Events in Detail: Negative Sentences, Time Expressions and -ed Sounds
Geçmiş haftalarda Did you watch ...? sorusunu ve Wh- sorularını çalıştık. Bu hafta geçmişte yapmadığımız şeyleri anlatıyoruz. Simple Past olumsuz cümle subject + didn't (did not) + V1 kalıbıyla kurulur; didn't geçmiş zamanı zaten gösterdiği için fiil yalın kalır: 'I didn't watch the match last night.' (Dün gece maçı izlemedim.) 'didn't watched' yanlıştır. Sıfatlı cümlelerde wasn't / weren't kullanılır: 'The episode wasn't boring.' (Bölüm sıkıcı değildi.) Bir bilgiyi düzeltirken instead (onun yerine) çok işe yarar: 'Did you watch the wildlife documentary last night?' — 'No, I didn't. I watched a sitcom instead.'
Geçmişteki bir olayın ne zaman olduğunu past time expressions (geçmiş zaman ifadeleri) gösterir: yesterday (dün), yesterday morning / afternoon / evening (dün sabah / öğleden sonra / akşam), last night / week / weekend / Saturday / month (dün gece, geçen hafta / hafta sonu / cumartesi / ay), two days ago (iki gün önce), an hour ago (bir saat önce) ve the day before yesterday (evvelsi gün). Bu ifadeler genellikle cümlenin sonunda ya da başında yer alır: 'Two days ago, I recorded a quiz show.' ago her zaman süreden sonra gelir: three weeks ago ('ago three weeks' denmez).
Düzenli fiillerin -ed takısı üç farklı şekilde okunur. (1) /t/: p, k, s, ş (sh), ç (ch) ve f sesleriyle biten fiillerde: watched, liked, laughed, missed, stopped. (2) /d/: ünlülerle ve l, n, m, r, v gibi seslerle biten fiillerde: played, enjoyed, turned, loved, appeared. (3) /ɪd/: t ve d sesiyle biten fiillerde; bu durumda kelimeye bir hece eklenir: started (star-tid), wanted, recorded, ended, recommended. Dinleme çalışmalarında bu sesleri tanımak, cümlenin geçmiş zamanda olduğunu anlamamızı kolaylaştırır.
| Time Expression | Türkçe Karşılığı | Example Sentence |
|---|---|---|
| yesterday evening | dün akşam | I didn't watch TV yesterday evening. |
| last night | dün gece | The documentary was fantastic last night. |
| last weekend | geçen hafta sonu | We watched a football match last weekend. |
| the day before yesterday | evvelsi gün | She missed the episode the day before yesterday. |
| two days ago | iki gün önce | I recorded a quiz show two days ago. |
| last month | geçen ay | A new series started last month. |
Screen Time: Advantages and Disadvantages of Watching TV
Screen time (ekran süresi), bir günde televizyon, tablet, bilgisayar ya da telefon ekranı karşısında geçirdiğimiz zamandır. Bu konuda konuşurken şu soruları sorarız: 'How many hours a day do you watch TV?' (Günde kaç saat televizyon izlersin?) — 'About two hours a day.' (Günde yaklaşık iki saat.) 'How much time do you spend in front of the TV at weekends?' (Hafta sonları televizyon karşısında ne kadar zaman geçirirsin?) — 'I spend about three hours.' Burada a day (günde), a week (haftada) ve about (yaklaşık) ifadeleri sık kullanılır: 'My cousin watches TV for ten hours a week.'
Televizyonun advantages (avantajlar, yararlar) ve disadvantages (dezavantajlar, zararlar) vardır. Yararları: We learn new things from documentaries. (Belgesellerden yeni şeyler öğreniriz.), We follow the news. (Haberleri takip ederiz.), We relax after school. (Okuldan sonra dinleniriz.) Zararları: Too much TV is bad for our eyes. (Fazla TV gözlerimize zararlıdır.), We don't do enough exercise. (Yeterince egzersiz yapmayız.), We spend less time with our family and friends. Görüş bildirirken 'In my opinion, ...' (Bence ...), 'One advantage is ...' (Bir avantajı ...), 'One disadvantage is ...' kalıpları ve zıt fikir için However (Ancak) kullanılır: 'Documentaries are educational. However, watching TV for hours is not healthy.'
Sağlıklı televizyon alışkanlıkları için should / shouldn't ile öneriler sunabilir, ailemizin kurallarını Simple Present ile anlatabiliriz: 'We should choose our programs carefully.' (Programlarımızı dikkatle seçmeliyiz.) 'You shouldn't watch TV late at night.' (Gece geç saatte TV izlememelisin.) 'In our house, we never watch TV during dinner.' (Evimizde akşam yemeğinde asla TV izlemeyiz.) 'I always turn off the TV before bed.' Böylece hem sıklık zarflarını hem de görüş kalıplarını tek bir konuda bir araya getiririz.
| Advantages (+) | Disadvantages (−) |
|---|---|
| We learn new facts from documentaries. | Too much TV is bad for our eyes. |
| We follow the news and the weather. | We don't do enough exercise. |
| We relax and have fun after school. | We spend less time with family and friends. |
| We can improve our English with programs. | Commercials make us want unnecessary things. |
| Families can watch good programs together. | We sometimes don't finish our homework. |
Writing an Email to a Friend About TV
Bu hafta öğrendiklerimizi bir araya getirerek bir arkadaşımıza televizyon haftamızı anlatan informal email (samimi e-posta) yazıyoruz. Bir e-posta şu bölümlerden oluşur: (1) Greeting (selamlama): Hi Selin, / Dear Mert, (2) Opening (giriş): How are you? I hope you're fine. (3) Routines (alışkanlıklar, Simple Present + sıklık zarfları): I usually watch TV for an hour after my homework. (4) Past experience (deneyim, Simple Past): Last night I watched ... (5) Preference, opinion and recommendation (tercih, görüş, öneri): I prefer ... to ... / I think ... / You should watch it. (6) Closing (kapanış): Write soon! / Best wishes, / See you, ve adımız.
Model email: 'Hi Selin, How are you? I hope you're fine. I want to tell you about my TV week. I don't watch TV on school days, but I often watch documentaries at weekends. My favorite TV program is Wild Earth. Last night I didn't watch the football match. I watched the wildlife documentary instead, and it was fantastic! First, we saw the lions in Africa. Then, a baby elephant found its mother. I prefer documentaries to reality shows because reality shows are pretty boring. You should watch the next episode on Saturday. I can't wait for it! Write soon! Best wishes, Deniz' Bu e-postada haftanın tüm yapıları vardır: sıklık zarfları, tercih, olumsuz ve olumlu geçmiş zaman, pekiştireç, öneri ve I can't wait for it.
E-postayı bitirdikten sonra bir checklist (kontrol listesi) ile gözden geçirmeliyiz: Alışkanlıkları Simple Present, dün olanları Simple Past ile yazdım mı? he / she öznesinde fiile -s ekledim mi? didn't sonrasında fiili yalın bıraktım mı? Gün, ay, kanal ve program adlarını (Saturday, January, Channel 3, Wild Earth) ve I zamirini büyük harfle yazdım mı? and, but, because, so, First, Then gibi bağlaçlarla cümleleri bağladım mı? Kısa ve doğal cümleler, uzun ve karışık cümlelerden her zaman daha iyidir.
| Email Part | Useful Language | Example Sentence |
|---|---|---|
| 1. Greeting | Hi ... , / Dear ... , | Hi Selin, |
| 2. Opening | How are you? / I hope you're fine. | How are you? I hope you're fine. |
| 3. Routines | always, usually, often, never + V1 | I often watch documentaries at weekends. |
| 4. Past experience | Last night I ... / didn't + V1 / was | I didn't watch the match. I watched a documentary instead. |
| 5. Opinion and recommendation | I prefer ... to ... / pretty / You should ... | Reality shows are pretty boring. You should watch Wild Earth. |
| 6. Closing | Write soon! / Best wishes, / See you, | Write soon! Best wishes, Deniz |
Örnekler
Örnek 1Aşağıdaki cümlelerdeki hataları bulup düzeltiniz: 1) 'The news are on at 7 p.m.' 2) 'There are three new serieses on Channel 2.' 3) 'My dad likes nature documentarys.'
Cevabı göster
Adım 1: 'news' sayılamayan bir isimdir ve tekil fiil alır → 'The news is on at 7 p.m.' Adım 2: 'series' kelimesinin çoğulu kendisiyle aynıdır, -es eklenmez → 'There are three new series on Channel 2.' Adım 3: 'documentary' sessiz harf + y ile biter; y düşer, -ies eklenir → 'My dad likes nature documentaries.' Cevap: is / series / documentaries.
Örnek 2Boşlukları 'for' ya da 'to' ile tamamlayınız: 1) 'I can't wait ___ the final episode.' 2) 'We can't wait ___ watch the match on Sunday.' 3) 'The new season starts tomorrow. My sister can't wait ___ it.'
Cevabı göster
Adım 1: 'the final episode' bir isimdir → for: 'I can't wait for the final episode.' Adım 2: 'watch' bir fiildir → to + V1: 'We can't wait to watch the match on Sunday.' Adım 3: 'it' bir zamirdir, isim yerine geçer → for: 'My sister can't wait for it.' Cevap: 1) for 2) to 3) for. Üçüncü tekil şahısta da 'can't' değişmez.
Örnek 3Parantez içindeki doğru sıfatı seçiniz: 1) 'The quiz show was very (exciting / excited).' 2) 'I was (boring / bored), so I changed the channel.' 3) 'My brother is (interesting / interested) in space documentaries.'
Cevabı göster
Adım 1: Birinci cümlede özne 'the quiz show', yani programın özelliği anlatılıyor → -ing: 'exciting'. Adım 2: İkinci cümlede özne 'I', kişinin hissi anlatılıyor → -ed: 'bored'. ('I was boring' = Ben sıkıcıydım.) Adım 3: Üçüncü cümlede kardeşin ilgisi, yani hissi anlatılıyor ve 'be interested in' kalıbı kullanılıyor → 'interested'. Cevap: exciting / bored / interested.
Örnek 4'Ece watched the quiz show last night.' cümlesini 1) olumsuz yapınız, 2) soru yapıp olumsuz kısa cevap veriniz, 3) Ece'nin aslında bir sitcom izlediğini 'instead' ile ekleyiniz.
Cevabı göster
Adım 1: Olumsuzda 'didn't' kullanılır ve fiil yalın olur: 'Ece didn't watch the quiz show last night.' Adım 2: Soruda 'Did' başa gelir, fiil yine yalındır: 'Did Ece watch the quiz show last night?' — 'No, she didn't.' Adım 3: Düzeltme bilgisi Simple Past ile verilir ve 'instead' sona eklenir: 'She watched a sitcom instead.' Cevap: Ece didn't watch the quiz show last night. / Did Ece watch the quiz show last night? — No, she didn't. She watched a sitcom instead.
Örnek 5Aşağıdaki fiilleri -ed takısının okunuşuna göre /t/, /d/ ve /ɪd/ gruplarına ayırınız: watched, played, recorded, laughed, appeared, started, missed, enjoyed, wanted
Cevabı göster
Adım 1: t ya da d sesiyle biten fiiller bir hece kazanır ve /ɪd/ okunur: recorded, started, wanted. Adım 2: Sert seslerle (ch, gh = f sesi, ss) biten fiiller /t/ okunur: watched, laughed, missed. Adım 3: Ünlü ya da yumuşak seslerle (y, r) biten fiiller /d/ okunur: played, appeared, enjoyed. Cevap: /t/ → watched, laughed, missed; /d/ → played, appeared, enjoyed; /ɪd/ → recorded, started, wanted.
Örnek 6Mert hafta içi her gün (Monday–Friday) 2 saat, cumartesi ve pazar günleri her gün 3 saat televizyon izliyor. Kız kardeşi Ela ise her gün 1 saat izliyor. 1) Mert haftada kaç saat TV izler? İngilizce cümleyle yazınız. 2) Mert, Ela'dan haftada kaç saat daha fazla izler? 3) Mert'e 'too much' ve 'should' ile bir öneri yazınız.
Cevabı göster
Adım 1: Hafta içi: 5 gün × 2 saat = 10 saat. Hafta sonu: 2 gün × 3 saat = 6 saat. Toplam: 10 + 6 = 16 saat → 'Mert watches TV for sixteen hours a week.' Adım 2: Ela: 7 gün × 1 saat = 7 saat. Fark: 16 − 7 = 9 saat → 'He watches TV nine hours more than his sister.' Adım 3: Görüş ve öneri: 'In my opinion, Mert watches too much TV. He should do more exercise and spend more time with his friends.'
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1The final episode of my favorite series is on tonight. I can't wait ___ it!
'can't wait' kalıbından sonra isim ya da zamir (it) gelirse 'for' kullanılır: 'I can't wait for it!' Fiil gelseydi 'to' kullanılırdı: 'I can't wait to watch it.'
2The documentary was very long and slow, so I was ___ .
Cümlede kişinin (I) hissi anlatılıyor, bu yüzden -ed ile biten 'bored' kullanılır. 'I was boring' 'Ben sıkıcıydım' anlamına gelir; 'interesting' ve 'exciting' ise anlama uymaz.
3A: 'Did you watch the match yesterday?' B: 'No, I ___ it. I was at my grandmother's house.'
Simple Past olumsuz cümle 'didn't + V1' ile kurulur: 'I didn't watch it.' 'didn't watched' çift geçmiş işareti taşıdığı için, 'don't watch' geniş zaman olduğu için, 'wasn't watch' ise yanlış yapı olduğu için hatalıdır.
4In which verb is the -ed ending pronounced /ɪd/?
'record' fiili d sesiyle bittiği için -ed eki /ɪd/ okunur ve bir hece eklenir: re-cor-ded. 'watched' ve 'laughed' /t/, 'played' ise /d/ ile okunur.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- 'The news is on at 8 p.m.' is correct because 'news' takes a singular verb.
'news' sayılamayan bir isimdir ve tekil fiil (is, was) alır.
- 'I can't wait for watch the new season.' is a correct sentence.
Fiilden önce 'to' gelir: 'I can't wait to watch the new season.' ya da isimle: 'I can't wait for the new season.'
- In 'Reality shows are pretty boring.', the word 'pretty' means 'oldukça, epey'.
Sıfattan önce gelen 'pretty' bir pekiştireçtir ve 'oldukça' anlamı taşır.
- The -ed ending in 'started' is pronounced /t/.
'start' t sesiyle biter; bu yüzden -ed /ɪd/ okunur: star-ted.
- If your friend says 'I don't like soap operas.' and you agree, you can say 'Me neither.'
Olumsuz bir cümleye katılırken 'Me neither.' (Ben de.) kullanılır; 'Me too' olumlu cümleler içindir.
- 'The news is on at 8 p.m.' is correct because 'news' takes a singular verb.
6Match the expressions with their meanings.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- The news on at 7 p.m. every evening.
- I watch the match last night because I was tired.
- My sister is in documentaries about space.
- Talk shows are usually amusing, but I think reality shows are boring.
- The new season starts on Monday. I can't wait see it!
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Write an email (8-10 sentences) to your friend Selin about your TV week. Include: 1) a greeting and an opening, 2) your TV routines with frequency adverbs, 3) your preference and your favorite program, 4) a program you watched or didn't watch last night (Simple Past, positive and negative), 5) your opinion with an intensifier (pretty, really, a bit), 6) a recommendation, 'I can't wait for it!' and a closing.
1. ipucu: 1. adım: 'Hi Selin,' ile selamla ve 'How are you? I hope you're fine.' ile başla; sonra alışkanlıklarını sıklık zarflarıyla yaz ('I never watch TV on school days, but I usually ...').
2. ipucu: 2. adım: Tercihini 'I prefer ... to ...' ve 'My favorite TV program is ...' ile bildir; ardından dün geceyi anlat: önce yapmadığını 'I didn't watch ...', sonra yaptığını 'I watched ... instead.' ile yaz.
3. ipucu: 3. adım: Görüşünü 'I think ...' ve bir pekiştireçle (pretty, really, a bit) güçlendir; zıt fikirleri 'but' ile bağla.
4. ipucu: 4. adım: 'You should watch it.' ile öner, 'I can't wait for the next episode!' ile heyecanını göster ve 'Write soon! Best wishes,' ile adını yazarak bitir.
Cevap: Hi Selin, How are you? I hope you're fine. I want to tell you about my TV week. (Routines) I never watch TV on school days, but I usually watch quiz shows at weekends. (Preference) I prefer quiz shows to soap operas. My favorite TV program is Brain Race on Channel 5. (Past) Last night I didn't watch the football match. I watched a wildlife documentary instead, and it was fantastic! First, we saw the lions in Africa. Then, a baby elephant found its mother. (Opinion) I think documentaries are really educational, but soap operas are pretty boring. (Recommendation and closing) You should watch the next episode on Saturday at 8 p.m. I can't wait for it! Write soon! Best wishes, Deniz
Kısaca
- TV Words and Plurals: Çoğu kelime -s alır (channels, commercials), sessiz harf + y ile bitenler -ies alır (documentaries); series tekil ve çoğulda aynıdır, news sayılamaz ve tekil fiil alır: The news is on at 8 p.m.
- Excitement and Feelings: Sabırsızlık I can't wait for + isim ya da I can't wait to + fiil ile anlatılır; enjoy / love / hate / don't mind fiillerinden sonra V-ing gelir: I enjoy watching quiz shows.
- -ed / -ing Adjectives: -ing sıfatı programı (The show is boring.), -ed sıfatı kişinin hissini anlatır (I am bored.).
- Intensifiers: Görüşler a bit, quite, pretty, very, really, extremely ile güçlendirilir: Reality shows are pretty boring.; too ise olumsuz anlamda 'gereğinden fazla' demektir; görüşe I agree / I don't agree / Me too / Me neither ile katılır ya da karşı çıkarız.
- Negative Past and Time Expressions: Geçmişte olumsuz didn't + V1 ile yapılır (I didn't watch it last night.); yesterday, last night, two days ago gibi ifadeler kullanılır; -ed takısı /t/, /d/, /ɪd/ olarak okunur.
- Screen Time and Email Writing: TV'nin artı ve eksileri One advantage is ..., However ... ile tartışılır; bir arkadaşa yazılan e-postada selamlama, rutin (Present), deneyim (Past), görüş-öneri ve kapanış bölümleri bulunur.
Bu dersin öteki kaynakları
- 7. Sınıf İngilizce Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- İngilizce Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 7. Sınıf İngilizce Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- 7. Sınıf İngilizce Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 7. Sınıf İngilizce 4. Hafta Çalışma Kâğıdı: Spor Sözcükleri, Sıklık Zarfları ve How Often Soruları Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 3. Hafta Çalışma Kâğıdı: Metinden Bilgi Çıkarma, Karşılaştırma ve Neden–Sonuç Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Dış Görünüş, Kişilik ve Karşılaştırma Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 7. Hafta Çalışma Kâğıdı: Sports Equipment, Match Scores and Athlete Profiles Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 8. Hafta Çalışma Kâğıdı: Talking About Past Events, Simple Past Tense (was/were & regular/irregular verbs), Dates and Years (E7.3.L1 / E7.3.SP1) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Kişi Tanıtma: Sıfat Grupları, İngilizce Tanımlar ve Not Tablosu Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 5. Hafta Çalışma Kâğıdı: Günlük Rutinler: Geniş Zaman, Do/Does Soruları ve Zaman İfadeleri (E7.2.SP1, E7.2.SI1, E7.2.W1) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 6. Hafta Çalışma Kâğıdı: Rutin Metinleri: Okuma, Dinleme, How Often / When / What Time Soruları ve İki Rutini Karşılaştırma (E7.2.R1, E7.2.L1, E7.2.SI1, E7.2.W1) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 9. Hafta Çalışma Kâğıdı: Unit 3: Biographies — Simple Past Tense (Negative, Interrogative & Irregular Verbs), Life Milestones and Famous Historical/Scientific Figures (E7.3) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 10. Hafta Çalışma Kâğıdı: Unit 3: Biographies — Telling Years and Dates, Prepositions of Time (in / on), Life Milestones, Achievements & Purpose Clauses (to + V1) (E7.3) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 11. Hafta Çalışma Kâğıdı: Unit 3: Biographies — Reading and Writing Short Biographies, Past Time Expressions & Conjunctions (when, until, before, after, because, so) (E7.3) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 12. Hafta Çalışma Kâğıdı: Describing the Frequency of Actions, Animal Habitats and Characteristics, Making Simple Suggestions (should / shouldn't) & Protecting Wildlife (E7.4) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 13. Hafta Çalışma Kâğıdı: Endangered Species, Past and Present Events in Wildlife, Giving Explanations and Reasons & Writing a Fact File About Wild Animals (E7.4) Çalışma kâğıdı
- 7. Sınıf İngilizce 14. Hafta Çalışma Kâğıdı: Wild Animals: Describing the frequency of actions, Making simple inquiries, Making simple suggestions, Talking about past events (Giving explanations/reasons) and Wildlife Protection Çalışma kâğıdı