Bir davanın büyüklüğü, o davayı taşıyanların en zor zamanlarda gösterdiği sabır ve merhametle ölçülür. Nübüvvetin 10. yılında (620) Hz. Hatice ve Ebu Talib'in vefatıyla yaşanan 'Hüzün Yılı'nın ardından Mekke'de İslam tebliğinin önü tamamen tıkanınca, Hz. Peygamber (s.a.v.) yeni bir ümit kapısı aramak üzere Zeyd b. Harise ile birlikte Taif'e gitmişti. Ancak Taif'te karşılaştığı taşlı saldırıya rağmen beddua etmek yerine 'Belki onların soyundan yalnız Allah'a ibadet eden bir nesil çıkar' diye dua eden Rahmet Peygamberinin bu duası, tam on yıl sonra Taif halkının kendi ayaklarıyla Medine'ye gelip Müslüman olmasıyla kabul edilmiştir. Bu hafta Taiflilerin tepkisinden Taif'in İslamlaşmasına uzanan bu ibret dolu süreci inceleyeceğiz.
Taif'e Gidiş ve Sakîf Kabilesinin İslam Davetine Sert Tepkisi
Peygamberliğin 10. yılında (Miladi 620), üç yıl süren acımasız boykotun hemen ardından Hz. Peygamber'in (s.a.v.) en büyük iki destekçisi olan amcası Ebu Talib ve vefakâr eşi Hz. Hatice art arda vefat etti (Senetü'l-Hüzn / Hüzün Yılı). Ebu Talib'in vefatıyla Haşimoğulları'nın başına geçen Ebu Leheb, yeğeni üzerindeki kabile korumasını (himayeyi) kaldırınca Mekke'de Müslümanlara yönelik baskı ve işkenceler dayanılmaz bir boyuta ulaştı. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.), tebliğ için yeni bir merkez ve destek bulmak amacıyla yanına evlatlığı ve azatlısı Zeyd b. Harise'yi alarak Mekke'nin yaklaşık 100 km güneydoğusundaki Taif şehrine yürüyerek gitti. Taif'te yaşayan Sakîf kabilesinin ileri gelen liderleri olan Amr b. Umeyr'in üç oğlu Abdülyâlîl, Mes'ûd ve Habîb ile görüşen Hz. Peygamber, onları İslam'a davet etti ve kendisini himaye etmelerini istedi. Ancak Taif liderleri; hem şehirlerindeki Lât putu sayesinde kazandıkları dini saygınlığı kaybetmekten hem de Taif'te bağları bulunan Mekkeli Kureyş müşrikleriyle ticari ilişkilerinin bozulmasından korkarak bu daveti son derece kaba ve alaycı sözlerle reddettiler. Hatta biri 'Allah peygamber göndermek için senden başkasını bulamadı mı?' derken, diğeri 'Eğer sen gerçekten peygambersen sana cevap vermekten korkarım; yok eğer Allah adına yalan söylüyorsan seninle konuşmaya değmez!' diyerek görüşmeyi sonlandırdı.
Taif Sokaklarındaki Taşlı Saldırı ve Zeyd b. Harise'nin Fedakârlığı
Hz. Peygamber (s.a.v.), Taif ileri gelenlerinden olumlu bir yanıt alamayınca Mekkeli müşriklerin cüretini artırmamak için 'Bari bu görüşmemizi gizli tutun' buyurdu. Ancak Sakîf liderleri bunu da kabul etmeyerek şehrin ayak takımını, kölelerini ve çocuklarını yolun iki yanına dizdiler. Resulullah şehirden çıkarken onu taş yağmuruna tuttular ve hakaretlerle kovaladılar. Atılan taşlar yüzünden Hz. Peygamber'in mübarek ayakları kanlar içinde kaldı ve ayakkabıları kana bulandı. Bu dehşetli anlarda Zeyd b. Harise, kendi bedenini Hz. Peygamber'e canlı bir kalkan yaparak atılan taşları karşıladı ve başından birçok yerinden yaralandı. Yaklaşık on gün süren Taif ikametinin sonunda yaşanan bu hadise, Hz. Peygamber'in hayatında Uhud gününden bile daha ağır geçen en çetin imtihan oldu.
Üzüm Bağında İlahi Teselli: Taif Duası, Addas ve Rahmet Peygamberi
Taşlı saldırıdan kurtulan Hz. Peygamber ve Zeyd b. Harise, Mekkeli müşriklerden Utbe ve Şeybe b. Rebîa kardeşlere ait bir üzüm bağına sığındılar. Bir asmanın gölgesinde dinlenen Peygamberimiz, ellerini semaya kaldırarak kulluk edebinin zirvesi olan meşhur Taif Duası'nı yaptı: *'Allah'ım! Güçsüzlüğümü, çaresizliğimi ve insanlar katında hor görülüşümü yalnız Sana arz ve şikâyet ederim... Eğer bana karşı gazabın yoksa, çektiğim eziyetlere hiç aldırmam! Hoşnutluğun kazanılıncaya kadar af dilemeye devam ederim...'* Peygamberimizin bu hâlini uzaktan gören bağ sahipleri Utbe ve Şeybe, akrabalık damarları kabardığı için Hristiyan köleleri Addas ile bir tabak üzüm gönderdiler. Peygamberimiz üzümü alırken 'Bismillahirrahmanirrahim' deyince Addas şaşırarak 'Bu belde halkı böyle bir söz bilmez!' dedi. Peygamberimiz ona nereli olduğunu sorup Ninovalı (Musul) olduğunu öğrenince, 'Kardeşim salih kul Yunus b. Mettâ'nın memleketindensin; o da peygamberdi, ben de peygamberim' buyurdu. Bunun üzerine Addas, Peygamberimizin başını, ellerini ve ayaklarını öperek oracıkta Müslüman oldu. Bağdan ayrıldıktan sonra Karnü's-Seâlib mevkiinde Cebrail (a.s.) ve Dağlar Meleği gelerek 'İstersen şu iki dağı (Ahşebeyn'i) onların üzerine kapatalım!' dediğinde ise Rahmet Peygamberi: 'Hayır! Ben Allah'ın onların soyundan yalnız Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan bir nesil çıkarmasını ümit ederim!' buyurarak eşsiz bir merhamet dersi verdi.
Mekke'ye Dönüş, Nahle Vadisi ve Mut'im b. Adî'nin Emanı
Taif'ten Mekke'ye dönüş yolunda Hz. Peygamber (s.a.v.) birkaç gün Nahle Vadisi'nde konakladı. Burada gece namazında okuduğu Kur'an-ı Kerim'i Nusaybin cinlerinden bir grup dinleyerek iman etti ve kavimlerine uyarıcı olarak döndüler (Cin ve Ahkâf surelerinde anlatılan bu olay ikinci ilahi teselli oldu). Ancak Ebu Leheb himayeyi kaldırdığı için Hz. Peygamber'in Mekke'ye doğrudan girmesi can güvenliği açısından imkânsızdı; o günkü kabile hukukuna göre Mekke ileri gelenlerinden birinin eman (güvence/himaye) vermesi gerekiyordu. Ahnes b. Şerîk ve Süheyl b. Amr eman vermeyi reddedince, müşrik olmasına rağmen sözü geçen asil bir lider olan Mut'im b. Adî bu teklifi kabul etti. Mut'im b. Adî oğullarını silahlandırarak Kâbe'ye indi ve Hz. Peygamber'i kendi himayesine aldığını ilan etti; böylece Resulullah (s.a.v.) güven içinde Mekke'ye girip Kâbe'yi tavaf edebildi.
Taif'in İslamlaşma Süreci: Huneyn, Taif Kuşatması ve Urve b. Mes'ûd
Kanlı Taif yolculuğunun üzerinden on yıl geçti. Hicretin 8. yılında (630) Mekke'nin fethinden hemen sonra Taif'teki Sakîf kabilesi, Hevâzin kabilesiyle birleşerek Müslümanlara karşı büyük bir ordu topladı. Yapılan Huneyn Savaşı'nda İslam ordusu galip gelince, kaçan Hevâzin ve Sakîf kuvvetleri sağlam surlarla çevrili Taif Kalesi'ne sığındılar. Hz. Peygamber (s.a.v.) Taif'i yaklaşık yirmi gün kuşattı (Taif Kuşatması); bu kuşatmada İslam tarihinde ilk kez mancınık ve debbâbe (zırhlı kuşatma aracı) kullanıldı. Ancak surların çok sağlam olması ve haram ayların yaklaşması üzerine Resulullah istişare ederek kuşatmayı kaldırdı. Ashab-ı kiram 'Ya Resulallah, Sakîf kabilesine beddua etseniz!' dediğinde Peygamberimiz ellerini kaldırıp: 'Allah'ım! Sakîf kabilesine hidayet ver ve onları Müslüman olarak bize getir!' diye dua etti. Kuşatmadan kısa süre sonra Taif'in en saygın liderlerinden Urve b. Mes'ûd es-Sekafî Medine'ye gelerek Müslüman oldu ve kavmini İslam'a davet etmek için Taif'e döndü; ancak evinin damında sabah ezanı okurken kendi kavmi tarafından okla vurularak şehit edildi.
Hicretin 9. Yılında Sakîf Heyetinin Medine'ye Gelişi ve İslamlaşan Taif
Çevredeki tüm Arap kabilelerinin Müslüman olmasıyla yalnız kalan Taif halkı, Hicretin 9. yılında (630 yılı Ramazan ayında) başında Abdülyâlîl b. Amr'ın (on yıl önce Peygamberimizi taşlatan liderlerden birinin!) bulunduğu altı kişilik Sakîf Heyeti'ni Medine'ye gönderdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) on yıl önceki eziyetleri hiç yüzlerine vurmadan onları Mescid-i Nebevî'nin avlusunda kurdurduğu çadırda ağırladı ki Kur'an sesini dinlesinler ve Müslümanların cemaatle namaz kılışını görsünler. Sakîf heyeti Müslüman olmak için 'Lât putuna üç yıl dokunulmaması, namazdan ve zekâttan muaf tutulmaları' gibi şartlar ileri sürdü. Hz. Peygamber tevhid ve namaz konusunda kesinlikle taviz vermedi: *'Namazı olmayan dinin hayrı yoktur!'* buyurdu. Sadece kendi elleriyle putlarını yıkmaktan korktukları için Ebu Süfyan ve Mugîre b. Şu'be'yi göndererek Lât putunu yıktırdı. Heyet içinde Kur'an öğrenmeye en istekli olan genç sahabi Osman b. Ebi'l-As'ı Taif valisi tayin etti. Böylece bir zamanlar Peygamberimizi taşlayan Taif, Hz. Peygamber'in vefatından sonraki irtidat (dinden dönme) olaylarında bile İslam'dan asla ayrılmayan sadık bir İslam beldesine dönüştü.
Örnekler
Örnek 1Taif'teki Sakîf kabilesi ileri gelenleri (Abdülyâlîl, Mes'ûd ve Habîb) Hz. Peygamber'in (s.a.v.) İslam davetini neden reddetmişlerdir?
Cevabı göster
1) Dini ve sosyal statü kaygısı: Taif'te bulunan 'Lât' putu sebebiyle Araplar arasında sahip oldukları dini ayrıcalığı kaybetmek istememişlerdir. 2) Ekonomik ve siyasi çıkar kaygısı: Mekke müşriklerinin Taif'te bağları ve ticari ortaklıkları bulunduğu için, Hz. Peygamber'i himaye ederlerse Kureyş kabilesiyle düşman olmaktan ve ticari kazançlarının bozulmasından korkmuşlardır.
Örnek 2Taif yolculuğunda üzüm bağında yaşanan 'Addas' olayını ve bu olayın Hz. Peygamber (s.a.v.) için taşıdığı manevi önemi açıklayınız.
Cevabı göster
Utbe ve Şeybe'nin bağına sığınan Hz. Peygamber'e üzüm getiren Ninovalı Hristiyan köle Addas, Peygamberimizin 'Bismillah' demesinden ve Ninovalı peygamber Hz. Yunus b. Mettâ'yı kardeşi olarak anmasından etkilenerek iman etmiştir. Bütün Taif halkının daveti reddedip taşladığı en hüzünlü günde bir kölenin iman etmesi, Hz. Peygamber için büyük bir ilahi teselli ve ümit kaynağı olmuştur.
Örnek 3Cebrail (a.s.) ve Dağlar Meleğinin 'İstersen iki dağı Taif halkının üzerine kapatalım' teklifine Hz. Peygamber (s.a.v.) nasıl cevap vermiştir ve bu dua nasıl gerçekleşmiştir?
Cevabı göster
Hz. Peygamber 'Hayır! Ben Allah'ın onların soyundan yalnız Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan bir nesil çıkarmasını ümit ederim' buyurmuştur. Nitekim 10 yıl sonra (630'da) tüm Taif halkı kendi isteğiyle Müslüman olmuş ve İslam ordularına Muhammed b. Kasım gibi büyük komutanlar ve âlimler yetiştirmiştir.
Örnek 4Taif dönüşünde Hz. Peygamber (s.a.v.) Mekke'ye neden doğrudan girememiş ve bu sorun nasıl çözülmüştür?
Cevabı göster
Ebu Talib'in vefatı sonrası Ebu Leheb Haşimoğulları himayesini kaldırdığı için Hz. Peygamber'in Mekke'de can güvenliği kalmamıştı. Kabile hukukuna göre bir Mekkelinin 'eman' (koruma güvencesi) vermesi gerekiyordu; Mekkeli liderlerden Mut'im b. Adî silahlı oğullarıyla Kâbe'ye inip Hz. Peygamber'e eman verdiğini ilan ederek Mekke'ye güvenle girmesini sağlamıştır.
Örnek 5Hicretin 9. yılında Medine'ye gelen Sakîf (Taif) heyetinin 'Lât putuna 3 yıl dokunulmasın ve namazdan muaf olalım' şartlarına Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yaklaşımı nasıl olmuştur?
Cevabı göster
Hz. Peygamber 'Namazı olmayan dinin hayrı yoktur' buyurarak tevhid inancından (putların yıkılmasından) ve namaz ibadetinden kesinlikle taviz vermemiştir. Ancak psikolojik korkularını dikkate alarak Lât putunu kendi elleriyle yıkmak zorunda bırakmamış; Ebu Süfyan ve Mugîre b. Şu'be'yi göndererek putu yıktırmıştır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Nübüvvetin 10. yılında (620) gerçekleştirilen Taif yolculuğunda Hz. Peygamber'e (s.a.v.) eşlik eden ve atılan taşlara karşı kendi bedenini Peygamberimize siper eden fedakâr sahabi kimdir?
Taif yolculuğunda Hz. Peygamber'in yanında evlatlığı ve azatlısı Zeyd b. Harise (r.a.) bulunmuş ve atılan taşlara karşı vücudunu kalkan yapmıştır.
2Hicretin 9. yılında Medine'ye gelerek Müslüman olan Sakîf (Taif) heyetinin içinden, Kur'an-ı Kerim ve dini hükümleri öğrenmedeki gayreti sebebiyle Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından Taif'e vali olarak atanan genç sahabi kimdir?
Sakîf heyeti içindeki en genç üye olmasına rağmen Kur'an ve fıkıh öğrenmedeki üstün gayretiyle öne çıkan Osman b. Ebi'l-As (r.a.), Hz. Peygamber tarafından Taif valisi tayin edilmiştir.
3Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Taif'teki üzüm bağında Hz. Peygamber'e üzüm ikram eden Ninovalı Hristiyan köle Addas, Peygamberimizle yaptığı konuşmanın ardından Müslüman olmuştur.
Addas, Peygamberimizin besmelesinden ve Hz. Yunus'tan bahsetmesinden etkilenerek iman etmiştir.
- Taif şehri, Hicretin 8. yılında yapılan Taif Kuşatması sırasında mancınıklarla surları yıkılarak askeri güçle fethedilmiştir.
Taif Kuşatması'nda kale düşmemiş ve kuşatma kaldırılmıştır; Taif halkı yaklaşık bir yıl sonra (Hicretin 9. yılında) Medine'ye elçi heyeti göndererek kendi isteğiyle barış yoluyla Müslüman olmuştur.
- Taif'teki üzüm bağında Hz. Peygamber'e üzüm ikram eden Ninovalı Hristiyan köle Addas, Peygamberimizle yaptığı konuşmanın ardından Müslüman olmuştur.
4Taif süreciyle ilgili şahsiyetleri ve kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
5Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Hz. Hatice ve Ebu Talib'in peş peşe vefat ettiği, Taif yolculuğunun hemen öncesindeki Nübüvvetin 10. yılına İslam tarihinde (Senetü'l-Hüzn) denir.
- Taif dönüşünde Hz. Peygamber'in konakladığı Vadisi'nde bir grup cin, okunan Kur'an-ı Kerim'i dinleyerek iman etmiştir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
6Hz. Peygamber'in (s.a.v.) 620 yılında kendisini taşlayan Taif halkı için Dağlar Meleğine verdiği cevap ile 630 yılında Medine'ye gelen Taif (Sakîf) heyetini Mescid-i Nebevî'de ağırlama biçimini karşılaştırarak 'Nebevi Tebliğ Metodu' hakkında 3 ilke çıkarınız.
1. ipucu: Konunun temel kavramlarını ve tanımlarını hatırlayınız.
2. ipucu: Sebep-sonuç ilişkisini kurarak değerlendiriniz.
Cevap: 1) İntikam Değil, Hidayet Odaklılık: Hz. Peygamber kendisine yapılan ağır saldırıyı kişiselleştirmemiş, muhataplarının helak olmasını değil gelecek nesillerinin iman etmesini istemiştir. 2) Kalpleri Isındıran İkram ve Eğitim: 10 yıl sonra gelen heyete geçmişteki suçlarını hatırlatmamış; Kur'an dinlemeleri ve İslam kardeşliğini görmeleri için onları Mescid-i Nebevî'nin avlusunda misafir etmiştir. 3) Şefkatle Kararlılığın Dengesi: İnsanlara karşı son derece affedici ve nazik davranırken, tevhid (putların yıkılması) ve namaz ibadeti gibi dinin özüne dair konularda hiçbir taviz vermemiştir.
Kısaca
- Nübüvvetin 10. yılında (620) Mekke'de himayesiz kalan Hz. Peygamber (s.a.v.), evlatlığı Zeyd b. Harise ile birlikte Sakîf kabilesini İslam'a davet etmek üzere Taif'e gitti.
- Taif'in ileri gelen üç kardeşi (Abdülyâlîl, Mes'ûd ve Habîb), hem Lât putuna olan bağlılıkları hem de Kureyş'le olan ticari çıkarlarının bozulacağı korkusuyla daveti alayla reddetti ve ayak takımına Hz. Peygamber'i taşlattı.
- Zeyd b. Harise atılan taşlara karşı kendi vücudunu Peygamberimize siper etti; Utbe ve Şeybe'nin üzüm bağına sığınan Hz. Peygamber meşhur 'Taif Duası' ile yalnız Allah'a sığındı.
- Üzüm bağında ikramda bulunan Ninovalı Hristiyan köle Addas, Peygamberimizin 'Bismillah' sözünden ve Hz. Yunus'tan bahsetmesinden etkilenerek Müslüman oldu.
- Cebrail (a.s.) ve Dağlar Meleğinin Taif halkını helak etme teklifini 'Belki Allah onların soyundan yalnız kendisine ibadet eden bir nesil çıkarır' diyerek geri çeviren Hz. Peygamber, Mut'im b. Adî'nin emanıyla Mekke'ye döndü.
- Hicretin 8. yılında (630) Huneyn Savaşı sonrası kuşatılan Taif, Hicretin 9. yılında Sakîf heyetinin Medine'ye gelmesiyle kendi isteğiyle Müslüman oldu ve genç sahabi Osman b. Ebi'l-As Taif valisi atandı.