İçeriğe geç

10. sınıf · Siyer · 17. hafta (11-15 Ocak 2027)

Akabe Biatleri

2. Ünite: İslam'ın Doğuşu: Mekke Yılları teması · Konu özeti

🃏 Kavram kartlarıEtkinlikler
Bu hafta

Geçen hafta Tâif'te taşlanan, buna rağmen kimseye beddua etmeyen ve ümidini geleceğe bağlayan bir peygamberi tanıdık. Bu hafta o ümidin nasıl karşılık bulduğunu görüyoruz. Hac mevsiminde Mina'daki Akabe mevkiinde Yesribli birkaç kişiyle başlayan küçük bir buluşmanın, iki yıl içinde iki biata ve bir şehrin İslam'a kucak açmasına nasıl dönüştüğünü inceleyeceğiz. Kabilelere davetten Mus'ab b. Umeyr'in Yesrib'deki çalışmalarına, oradan da koruma sözüne kadar uzanan bu süreci neden-sonuç ilişkileri içinde yapılandıracağız.

Tâif'ten Sonra Yeni Yön: Hac Mevsiminde Kabilelere Davet

Tâif yolculuğu, Hz. Peygamber'e önemli bir gerçeği göstermişti: Kureyş'in ekonomik ve siyasi nüfuzu altındaki yakın çevreden davete sahip çıkacak bir topluluk çıkması zordu. Bu nedenle Hz. Peygamber, davetin muhatap çevresini genişletti. Arap yarımadasının dört bir yanından insanların toplandığı hac mevsimi ve bu mevsimde kurulan Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz panayırları, farklı kabilelere ulaşmak için en uygun fırsatlardı. Hz. Peygamber bu topluluklara tek tek gidiyor, konaklama çadırlarını dolaşıyor, kendisini tanıtarak onları tevhide davet ediyor ve Rabbinin mesajını tebliğ edebilmesi için kendisini koruyacak bir kabile arıyordu.

Rivayetlere göre Hz. Peygamber bu dönemde Kinde, Kelb, Benî Hanîfe ve Benî Âmir b. Sa'saa gibi pek çok kabileyle görüştü. Ancak bu kabilelerin çoğu daveti kabul etmedi. Benî Hanîfe en sert ret cevabını verenler arasındaydı. Benî Âmir'den Beyhara b. Firâs ise ilginç bir şart ileri sürdü: Eğer ona uyar ve Allah ona zafer verirse, ondan sonra yönetimin kendilerine kalıp kalmayacağını sordu. Hz. Peygamber “Bu iş Allah'a aittir, onu dilediğine verir” cevabını verince kabile, sonucunu başkalarının kazanacağı bir mücadeleye girmeyeceklerini söyleyerek daveti geri çevirdi. Bu cevap, davetin bir pazarlık ve iktidar paylaşımı konusu olmadığını açıkça gösterir.

Bu çabaların bir zorluğu daha vardı: Hz. Peygamber kabilelerle konuşurken bazen arkasından amcası Ebû Leheb geliyor, onun yalan söylediğini, atalarının dininden uzaklaştırmak istediğini söyleyerek insanları dinlememeye çağırıyordu. Bir kabilenin kendi akrabası tarafından yalanlanan birine güvenmesi zordu. Yine de Hz. Peygamber ümidini kaybetmedi ve her yıl hac mevsiminde aynı gayretle davete devam etti. Bu sebat sonunda meyvesini verecek, Mina'nın Akabe denilen sarp geçidinde Yesribli birkaç kişiyle yapılan görüşme, davet tarihinin akışını değiştirecekti.

Kabile / ToplulukDavete TepkisiÇıkarılan Sonuç
KindeDaveti kabul etmediUzak kabileler de Kureyş'in tutumundan etkileniyordu
KelbDaveti kabul etmediDestek için sabırlı ve sürekli çaba gerekiyordu
Benî HanîfeEn sert ret cevabını verdiDavet her zaman kibar bir karşılık görmüyordu
Benî Âmir b. Sa'saaYönetim şartı koştu, şart kabul görmeyince reddettiDavet pazarlık ve iktidar paylaşımı konusu değildir
Yesribli altı HazrecliMüslüman oldu ve yaymaya söz verdiUzun süren arayış ilk müjdeli sonucunu verdi
Tâif'ten Sonra: Mekke Dışından Gelen Kabilelere DavetUkâzpanayırıMecennepanayırıZülmecâzpanayırıHac Mevsimi: Mina ve AkabeKabilelerin çadırları tek tek dolaşıldıEngel: Ebû Leheb'in arkadan gelipinsanları dinlememeye çağırmasıKabilelerin CevaplarıKinde: Kabul etmediKelb: Kabul etmediBenî Hanîfe: En sert retBenî Âmir: Yönetim şartı, ardından retYesribli altı HazrecliKabul etti: Akabe sürecinin başlangıcı
🔍 Büyütmek için dokunun

Yesrib'in Davete Hazır Oluşu: Evs, Hazrec ve Buâs Savaşı

Hz. Peygamber'in davetine olumlu cevap veren topluluğun Yesrib'den gelmesi tesadüf değildi. Mekke'nin yaklaşık 400-450 kilometre kuzeyindeki bu tarım şehrinde iki büyük Arap kabilesi yaşıyordu: Evs ve Hazrec. Kökeni Yemen'e dayanan bu iki kardeş kabilenin yanında şehirde Benî Kaynuka, Benî Nadîr ve Benî Kurayza adlı Yahudi kabileleri de bulunuyordu. Yahudiler ekonomik açıdan güçlüydü; ticaret, zanaat ve verimli arazilerin önemli bir kısmı onların elindeydi. Arap kabileleri ise bu güç dengesinde zaman zaman Yahudi kabileleriyle ittifaklar kuruyordu.

Yesrib'in en büyük sorunu, Evs ile Hazrec arasında yıllardır süren kan davaları ve savaşlardı. Bu çatışmaların sonuncusu ve en ağırı, hicretten birkaç yıl önce yapılan Buâs Savaşıdır. Bu savaşta iki kabilenin önde gelen pek çok ismi hayatını kaybetmiş, şehir hem insan hem de ekonomik açıdan yıpranmıştı. Savaş açıkça kazanılmamış, düşmanlık bitmemiş ama kabileler yorgun düşmüştü. Hz. Âişe'nin bir rivayetinde Buâs gününün, Allah'ın Resulü'nün Yesrib'e gelişinden önce bir hazırlık olduğu ifade edilir. Gerçekten de bu durum, Yesriblilerde aralarını bulacak, herkesin kabul edeceği birleştirici bir önder ihtiyacını doğurmuştu.

İkinci önemli etken, Yesrib'deki Arapların Yahudi komşularından duydukları bilgilerdi. Yahudiler, tartışmalarda Araplara yakında bir peygamber geleceğini, ona uyarak onları yeneceklerini söylüyordu. Bu nedenle Yesribliler “peygamber”, “vahiy” ve “kitap” kavramlarına Mekkelilerden daha aşinaydı. Ayrıca Yesrib, Kureyş'in doğrudan baskı alanının dışındaydı ve Hz. Peygamber'in dedesi Abdülmuttalib'in annesi Neccâroğulları'ndan olduğu için şehirle akrabalık bağı da vardı. Rivayetlere göre Hz. Peygamber, Akabe'den önce de Yesrib'den gelen bazı kişilerle görüşmüştü; Hazrec'e karşı Kureyş'ten destek aramaya gelen bir Evs heyetindeki genç İyâs b. Muâz, Kur'an'ı dinledikten sonra “Bu, bizim geldiğimiz şeyden daha hayırlıdır” demişti. Bütün bu etkenler, Yesrib'i davet için verimli bir toprak hâline getirmişti.

EtkenYesrib'deki DurumDavete Etkisi
Kabileler arası çatışmaEvs ile Hazrec arasında kan davalarıBarışı sağlayacak bir önder ihtiyacı doğdu
Buâs Savaşıİki kabile de ağır kayıplar verip yorulduYeni bir düzen arayışı güçlendi
Yahudilerle komşulukBeklenen peygamber bilgisi yaygındıPeygamberlik kavramına aşinalık sağladı
Kureyş'ten uzaklıkŞehir Kureyş'in doğrudan nüfuzu dışındaydıKureyş baskısından bağımsız karar verilebildi
Akrabalık bağıAbdülmuttalib'in annesi Neccâroğulları'ndandıHz. Peygamber'e yakınlık ve güven duygusu
Hicret Öncesi Yesrib'in Toplumsal YapısıEVSYemen kökenli Arap kabilesiPutperestÖrnek önder: Sa'd b. MuâzHAZRECYemen kökenli Arap kabilesiPutperestÖrnek önder: Es'ad b. ZürâreBuâs SavaşıKan davası, ağır kayıplarYahudi KabileleriBenî Kaynuka · Benî Nadîr · Benî KurayzaSonuç: Birleştirici önder ihtiyacı + beklenen peygamber bilgisiYesrib'i davete hazır bir şehir hâline getirdi
🔍 Büyütmek için dokunun

Akabe'de İlk Buluşma (620): Altı Hazrecli

Nübüvvetin on birinci yılının (620) hac mevsiminde Hz. Peygamber, Mina'daki Akabe mevkiinde bir grup insanla karşılaştı. Kim olduklarını sorduğunda Hazrec kabilesinden olduklarını öğrendi ve “Yahudilerin dostlarından mısınız?” diye sordu. Olumlu cevap alınca onlara oturup kendisini dinlemelerini teklif etti. Onlar da kabul ettiler. Hz. Peygamber kendilerini Allah'ı birlemeye çağırdı, İslam'ı anlattı ve onlara Kur'an'dan ayetler okudu. Yesribliler bu sözleri dinlerken Yahudi komşularının sözlerini hatırladılar ve birbirlerine “Bu, Yahudilerin bizi kendisiyle tehdit ettikleri peygamberdir; onlar bizden önce davranmasın” dediler.

Bu altı kişi orada Müslüman oldu. Rivayetlere göre bunlar Es'ad b. Zürâre, Avf b. Hâris, Râfi' b. Mâlik, Kutbe b. Âmir, Ukbe b. Âmir ve Câbir b. Abdullah idi. Hepsi Hazrec'tendi. Hz. Peygamber'e söyledikleri söz, Yesrib'in durumunu çok iyi özetler: “Biz kavmimizi, aralarında başka hiçbir toplumda olmayan bir düşmanlık ve kötülük içinde bıraktık. Belki Allah onları seninle bir araya getirir. Onların yanına gidip seni ve kabul ettiğimiz bu dini onlara anlatacağız. Eğer Allah onları senin etrafında birleştirirse senden daha güçlü kimse olmaz.” Görüldüğü gibi Yesribliler İslam'da hem bir iman hem de kabileleri birleştirecek bir kardeşlik görmüşlerdi.

Bu ilk buluşma, görünüşte küçük bir olaydı: Yıllardır kabilelere yapılan davetin sonunda yalnızca altı kişi Müslüman olmuştu. Ancak bu altı kişi sıradan ziyaretçiler değil, Yesrib'de sözü dinlenen kişilerdi ve kendi şehirlerinde davetçi olmaya karar vermişlerdi. Yesrib'e döndüklerinde Hz. Peygamber'den ve İslam'dan söz ettiler; kısa sürede şehirde Hz. Peygamber'in adının geçmediği ev kalmadığı rivayet edilir. Böylece davet, ilk kez Mekke dışında kendi kendini yayan bir topluluğa ulaşmış oldu. Bu durum, Hz. Peygamber'in yıllarca sürdürdüğü sabırlı tebliğin ilk somut meyvesiydi.

AşamaNe Oldu?Davet Açısından Anlamı
KarşılaşmaHz. Peygamber Akabe'de Hazreclilerle tanıştıHac mevsimindeki davet çabası sürdü
TebliğTevhide çağırdı ve Kur'an okuduDavetin temeli Kur'an'ın kendisiydi
HatırlamaYahudilerin beklenen peygamber sözlerini hatırladılarÖn bilgi, kabulü kolaylaştırdı
İmanAltı kişi Müslüman olduMekke dışında ilk kalıcı destek çekirdeği oluştu
Sözİslam'ı Yesrib'de anlatmaya karar verdilerDavet yeni bir şehre taşındı
Akabe Süreci Zaman Çizelgesi (620-622)61275620Nübüvvetin 11. yılıİlk buluşma621Nübüvvetin 12. yılıBirinci Akabe Biatı622Nübüvvetin 13. yılıİkinci Akabe Biatı6 HazrecliMüslüman oldu10 Hazrec + 2 EvsMus'ab Yesrib'e gitti73 erkek + 2 kadın12 nakîb, koruma sözüDaire içindeki sayılar Akabe'de Hz. Peygamber ile buluşan Yesriblileri gösterir
🔍 Büyütmek için dokunun

Birinci Akabe Biatı (621): İman ve Ahlak Üzerine Söz

Altı Hazreclinin Yesrib'deki çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Nübüvvetin on ikinci yılının (621) hac mevsiminde Yesrib'den on iki kişi Akabe'ye geldi. Bunların onu Hazrec'ten, ikisi ise Evs'tendi; Evs'ten gelenler arasında Ebü'l-Heysem b. Teyyihân ve Uveym b. Sâide vardı. Önceki yılın altı kişisinden beşi de bu grubun içindeydi. Bu tablo önemli bir gelişmeyi gösterir: Birbiriyle savaşan Evs ve Hazrec mensupları ilk kez aynı inanç etrafında, aynı safta bir araya gelmişti.

Bu kişiler Akabe'de Hz. Peygamber'e biat ettiler. Biata katılanlardan Ubâde b. Sâmit'in anlattığı ve Buhârî'de yer alan rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştu: “Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, elleriniz ve ayaklarınız arasında uydurduğunuz bir iftirayı ortaya atmamak ve iyi işlerde bana karşı gelmemek üzere bana biat edin. Sizden kim bu sözünde durursa onun mükâfatı Allah'a aittir.” Biatın maddelerine bakıldığında hiçbirinin savaş ya da siyasi bir yükümlülük içermediği görülür. Bu biat, tevhid inancını ve temel ahlak ilkelerini kabul etme sözüdür.

Biatın maddeleri, hicretten sonra inen Mümtehine suresinin 12. ayetinde Müslüman kadınların Hz. Peygamber'e verdiği biatın maddelerine çok benzediği için bu biata Biatü'n-nisâ (kadınlar biatı) da denmiştir. Maddeler cahiliye toplumunun yaralarına doğrudan dokunuyordu: Putperestlik, kabileler arasında yaygın olan yağma ve hırsızlık, aile düzenini bozan zina, kız çocuklarının diri diri gömülmesi ve kabile kavgalarını körükleyen iftiralar. Yani Birinci Akabe Biatı, Yesrib'de kurulacak yeni toplumun ahlaki temelini atmıştır. Biattan sonra Yesribliler, kendilerine Kur'an'ı ve dini öğretecek birini istediler; Hz. Peygamber de bu görev için Mus'ab b. Umeyr'i onlarla birlikte gönderdi.

Biat MaddesiCahiliyedeki KarşılığıKazandırdığı Değer
Allah'a ortak koşmamakPutlara tapınmaTevhid inancı
Hırsızlık yapmamakYağma ve başkasının malına el uzatmaMülkiyet güvenliği
Zina etmemekAile düzenini bozan ilişkilerAile ve nesil koruma
Çocukları öldürmemekKız çocuklarını diri diri gömmeHayat hakkına saygı
İftira etmemekKabileler arası kavgayı körükleyen yalanlarToplumsal güven ve namus
İyilikte karşı gelmemekKabile reisine mutlak bağlılıkHakka ve iyiliğe itaat
Birinci Akabe Biatı'nın Maddeleri (621)1. Şirk koşmamakTevhid inancı2. Hırsızlık yapmamakMülkiyet güvenliği3. Zina etmemekAile ve neslin korunması4. Çocukları öldürmemekHayat hakkı5. İftira etmemekToplumsal güven6. İyilikte karşı gelmemekHakka itaatKatılanlar: 10 Hazrec + 2 Evs = 12 kişi · Rivayet eden: Ubâde b. SâmitMaddeler Mümtehine 12'ye benzediği için Biatü'n-nisâ diye de anılır
🔍 Büyütmek için dokunun

Mus'ab b. Umeyr'in Yesrib'deki Davet Faaliyeti

Mus'ab b. Umeyr, Mekke'nin varlıklı bir ailesinde yetişmiş, şık giyimiyle tanınan bir gençti. Müslüman olunca ailesinin baskısına uğramış, her türlü rahatından vazgeçmiş ve Habeşistan'a hicret edenler arasında yer almıştı. Hz. Peygamber, Birinci Akabe Biatı'ndan sonra onu Yesribliler'e Kur'an'ı ve dinin esaslarını öğretmek üzere gönderdi. Bu nedenle Mus'ab, Yesrib'de “Mukrî” yani Kur'an okutan öğretmen olarak anıldı. Bu görevlendirme, davet sürecinde yeni bir aşamadır: Hz. Peygamber ilk kez bir şehre temsilci bir öğretmen göndermişti.

Mus'ab, Yesrib'de Es'ad b. Zürâre'nin evinde kaldı ve onunla birlikte mahalle mahalle dolaşarak insanlara İslam'ı anlattı. Onun yöntemini en iyi gösteren olay, Evs'in Abdüleşheloğulları kolunun iki önderiyle yaşananlardır. Önce Üseyd b. Hudayr elinde mızrağıyla öfkeli bir şekilde gelip onları buradan gitmeye zorladı. Mus'ab sakin bir şekilde “Oturup dinlemez misin? Beğenirsen kabul edersin, beğenmezsen hoşlanmadığın şeyi senden uzak tutarız” dedi. Üseyd mızrağını yere saplayıp oturdu; Mus'ab'ın okuduğu Kur'an'ı dinledi ve Müslüman oldu. Ardından kabilenin reisi Sa'd b. Muâz aynı öfkeyle geldi; Mus'ab ona da aynı teklifi yaptı ve Sa'd da dinledikten sonra iman etti.

Sa'd b. Muâz kabilesine dönünce “Ey Abdüleşheloğulları! Aranızda benim yerimi nasıl bilirsiniz?” diye sordu. Onlar en ileri gelenleri ve en güvendikleri kişi olduğunu söyleyince “Allah'a ve Resulüne iman etmedikçe sizin erkeklerinizle de kadınlarınızla da konuşmam haramdır” dedi. Rivayete göre o akşam Abdüleşheloğulları'nın kadın erkek hepsi Müslüman oldu. Bu olay, bir önderin kabulünün bütün bir topluluğu nasıl etkileyebileceğini gösterir. Mus'ab'ın yaklaşık bir yıllık çalışması sonunda, rivayetlere göre Ensar'ın evleri arasında içinde Müslüman erkek ve kadın bulunmayan ev kalmamıştı. Mus'ab'ın başarısının sırrı zorlamadan dinletmek, Kur'an'ı merkeze almak, sabır ve güzel üsluptu. Bu, Kur'an'daki “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır” (Nahl suresi, 125. ayet) ilkesinin canlı bir uygulamasıdır.

YöntemMus'ab'ın UygulamasıSonucu
Yerel destekçiyle çalışmaEs'ad b. Zürâre'nin evinde kalıp onunla dolaştıHalkın güvenini kazandı
ZorlamamaBeğenirsen kabul et, beğenmezsen bırakırız dediÖfkeli muhataplar bile dinlemeye razı oldu
Kur'an'ı merkeze almaİslam'ı anlatırken Kur'an okuduDinleyenlerin kalbine doğrudan ulaştı
Sabır ve sakinlikTehdide öfkeyle karşılık vermediGerilim tartışmaya değil dinlemeye dönüştü
Önderlere ulaşmaÜseyd ve Sa'd b. Muâz Müslüman olduAbdüleşheloğulları topluca İslam'a girdi
Mus'ab b. Umeyr'in Yesrib'deki Davet Modeli1. GörevlendirmeBirinci Akabe sonrasıMekke'den Yesrib'eGörevi: Mukrî2. Yerel DestekEs'ad b. Zürâre'ninevinde kaldıMahalleleri dolaştı3. YöntemOtur ve dinleKur'an okumaZorlamama, sabır4. ÖnderlerÜseyd b. HudayrSa'd b. MuâzMüslüman olduSonuç: Abdüleşheloğulları topluca Müslüman oldu; İslam Ensar'ın hemen her evine ulaştıİlke: Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır (Nahl suresi, 125. ayet)
🔍 Büyütmek için dokunun

İkinci Akabe Biatı (622): Koruma Sözü, On İki Nakîb ve Sonuçları

Nübüvvetin on üçüncü yılının (622) hac mevsiminde Yesrib'den gelen kalabalık bir hac kafilesinin içinde Müslümanlar da vardı. Hz. Peygamber onlarla teşrik günlerinin ortasında, gece Akabe'de gizlice buluşmak üzere sözleşti. Kararlaştırılan gece, kafiledeki müşrik yol arkadaşları uyuduktan sonra Müslümanlar ikişer üçer gizlice çıkarak Akabe'de toplandı. Buraya yetmiş üç erkek ve iki kadın gelmişti. Kadınlar Nesîbe bint Kâ'b (Ümmü Umâre) ve Esmâ bint Amr (Ümmü Menî') idi. Hz. Peygamber'in yanında, rivayetlere göre henüz Müslüman olmadığı hâlde yeğeninin güvenliği konusunda titiz davranan amcası Hz. Abbas vardı.

Sözü ilk alan Hz. Abbas oldu. Muhammed'in kendi kavmi içinde korunduğunu, onlara gitmek istediğini; eğer onu koruyabileceklerine inanıyorlarsa bu sorumluluğu üstlenmelerini, aksi hâlde şimdiden bırakmalarını söyledi. Yesribliler Hz. Peygamber'in konuşmasını istedi. Hz. Peygamber Kur'an okuyup onları İslam'a teşvik etti ve şöyle dedi: “Kendinizi, eşlerinizi ve çocuklarınızı koruduğunuz şeylerden beni de korumanız üzerine size biat ediyorum.” Berâ b. Ma'rûr buna söz verdi. Ebü'l-Heysem b. Teyyihân ise önemli bir soru sordu: Yesribliler Yahudilerle bağlarını koparır da Allah ona zafer verirse onları bırakıp kavmine dönecek miydi? Hz. Peygamber gülümseyerek “Hayır! Kanınız kanımdır, yıkımınız yıkımımdır. Ben sizdenim, siz de bendensiniz. Sizin savaştığınızla savaşır, barıştığınızla barışırım” buyurdu. Bu cevap, iki taraf arasındaki bağın geçici bir çıkar ilişkisi değil, kalıcı bir kader birliği olduğunu gösteriyordu.

Biat; darlıkta ve bollukta, isteyerek ve istemeyerek dinlemek ve itaat etmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak, Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmamak ve Hz. Peygamber Yesrib'e gelirse onu kendi canları ve aileleri gibi korumak üzerine yapıldı; karşılığında onlara cennet vaat edildi. Ardından Hz. Peygamber onlardan, kendi topluluklarının işlerinden sorumlu olacak on iki nakîb seçmelerini istedi; dokuzu Hazrec'ten, üçü Evs'ten seçildi. Koruma yükümlülüğü içerdiği için bu biata bazı kaynaklarda Biatü'l-harb de denmiştir. Kureyş ertesi gün olaydan haberdar olup araştırma yaptıysa da sonuç alamadı. Bu biattan sonra Hz. Peygamber, Müslümanlara Yesrib'e hicret izni verdi ve Müslümanlar küçük gruplar hâlinde Mekke'den ayrılmaya başladı. Böylece Tâif'te kapanan kapı, Akabe'de açılmış; davet, korunabileceği ve bir toplum hâline gelebileceği yeni bir yurda kavuşmuştu.

KarşılaştırmaBirinci Akabe Biatıİkinci Akabe Biatı
Tarih621 (nübüvvetin 12. yılı)622 (nübüvvetin 13. yılı)
Katılımcı12 erkek (10 Hazrec, 2 Evs)73 erkek, 2 kadın
Temel içerikİman ve ahlak ilkeleriİtaat ve Hz. Peygamber'i koruma sözü
Diğer adıBiatü'n-nisâBazı kaynaklarda Biatü'l-harb
Ardından gelen gelişmeMus'ab b. Umeyr'in Yesrib'e gönderilmesiOn iki nakîbin seçilmesi ve hicret izni
İki Biatın Karşılaştırması ve SonuçBirinci Akabe Biatı (621)12 kişi: 10 Hazrec, 2 Evsİçerik: İman ve ahlak ilkeleriDiğer adı: Biatü'n-nisâArdından: Mus'ab Yesrib'e gittiİkinci Akabe Biatı (622)75 kişi: 73 erkek, 2 kadınİçerik: İtaat ve koruma sözüDiğer adı: Biatü'l-harbArdından: 12 nakîb, hicret izniOn iki nakîb:Hazrec: 9Evs: 3Ben sizdenim, siz de bendensiniz: Kalıcı bir kader birliğiSonuç: Müslümanlar küçük gruplar hâlinde Yesrib'e hicret etmeye başladı
🔍 Büyütmek için dokunun

Örnekler

  1. Örnek 1Hz. Peygamber'in Tâif yolculuğundan sonra davetini hac mevsiminde Mekke'ye gelen kabilelere yöneltmesini neden-sonuç ilişkisi içinde açıklayınız.

    Cevabı göster

    1. adım (önceki durum): Hüzün Yılı'nda himaye zayıflamış, Mekke'de davet tıkanmıştı. Tâif'te Sakîf de daveti reddetmişti. 2. adım (çıkarılan sonuç): Bu iki tecrübe, Kureyş'in nüfuzu altındaki Mekke ve yakın çevresinden davete sahip çıkacak bir topluluk çıkmayacağını gösterdi. 3. adım (yeni yöntem): Hz. Peygamber, Arabistan'ın dört bir yanından insanların toplandığı hac mevsimini ve Ukâz, Mecenne, Zülmecâz panayırlarını fırsat bilerek Mekke dışından gelen kabilelere yöneldi. Kinde, Kelb, Benî Hanîfe ve Benî Âmir reddetse de bu çaba sonunda Akabe'de Yesriblilerle buluşmayı sağladı. Yani kabilelere davet, Tâif'teki reddin bir sonucu, Akabe biatlerinin ise sebebidir.

  2. Örnek 2Benî Âmir b. Sa'saa'nın yönetimle ilgili şartı ve Hz. Peygamber'in buna verdiği cevap, davetin niteliği hakkında ne gösterir?

    Cevabı göster

    Beyhara b. Firâs, Hz. Peygamber'e uyup Allah ona zafer verirse ondan sonra yönetimin kendilerine bırakılmasını şart koşmak istemişti. Hz. Peygamber “Bu iş Allah'a aittir, onu dilediğine verir” diyerek böyle bir söz vermedi. Bu cevap şunu gösterir: Hz. Peygamber'in daveti, kabilelerle iktidar paylaşımı üzerine yapılan siyasi bir pazarlık değildir. Destek kazanmak için ilkelerden taviz verilmemiş; daveti kabul edecek kişinin Allah rızası için kabul etmesi esas alınmıştır. Benî Âmir'in daveti reddetmesi pahasına bile bu ilke korunmuştur.

  3. Örnek 3Yesriblilerin Mekkelilere göre daveti daha kolay kabul etmesinin sebeplerini sıralayınız.

    Cevabı göster

    1. Buâs Savaşı ve iç çatışmalar: Evs ile Hazrec arasındaki yıpratıcı savaşlar, kabileleri yormuş ve aralarını bulacak birleştirici bir önder ihtiyacı doğurmuştu. 2. Yahudilerden duyulan bilgi: Yahudi komşuları yakında bir peygamber geleceğini söylüyordu; bu nedenle Yesribliler peygamberlik kavramına aşinaydı ve “Yahudiler bizden önce davranmasın” diye düşündüler. 3. Kureyş'ten bağımsızlık: Yesrib, Kureyş'in doğrudan baskısı ve ekonomik çıkarlarının dışındaydı. 4. Akrabalık bağı: Abdülmuttalib'in annesinin Neccâroğulları'ndan olması Hz. Peygamber ile şehir arasında yakınlık sağlıyordu. Mekkeliler ise putperestlikten ve Kâbe'nin sağladığı itibardan doğrudan çıkar sağladığı için davete daha sert karşı çıkmıştır.

  4. Örnek 4Birinci Akabe Biatı'nın maddelerini cahiliye toplumunun sorunlarıyla ilişkilendirerek bu biatın yeni toplum için anlamını açıklayınız.

    Cevabı göster

    Biatın maddeleri ve karşılık geldiği sorunlar şunlardır: Şirk koşmamak putperestliğe; hırsızlık yapmamak yağma ve mal güvensizliğine; zina etmemek aile düzeninin bozulmasına; çocukları öldürmemek kız çocuklarının diri diri gömülmesine; iftira etmemek kabile kavgalarını körükleyen yalanlara; iyilikte karşı gelmemek ise hakka değil kabileye körü körüne bağlılığa karşılık gelir. Bu maddelerde savaş ya da siyasi bir yükümlülük yoktur. Dolayısıyla Birinci Akabe Biatı, Yesrib'de kurulacak İslam toplumunun iman ve ahlak temelini atan bir sözleşmedir. Siyasi ve askerî yükümlülükler ancak bir yıl sonra İkinci Akabe Biatı ile gelmiştir.

  5. Örnek 5Mus'ab b. Umeyr'in Üseyd b. Hudayr ve Sa'd b. Muâz ile karşılaşmasından davet yöntemi açısından hangi sonuçlar çıkarılabilir?

    Cevabı göster

    1. adım (durum): Üseyd ve ardından Sa'd b. Muâz, Mus'ab'ı ve Es'ad b. Zürâre'yi kendi mahallelerinden çıkarmak için öfkeyle gelmişti. 2. adım (Mus'ab'ın tavrı): Mus'ab öfkeye öfkeyle karşılık vermedi; “Oturup dinlemez misin? Beğenirsen kabul edersin, beğenmezsen hoşlanmadığın şeyi senden uzak tutarız” dedi ve Kur'an okudu. 3. adım (sonuç): İki önder de dinledikten sonra Müslüman oldu; Sa'd'ın kabilesine çağrısıyla Abdüleşheloğulları topluca İslam'a girdi. Çıkarılan sonuçlar: Davette zorlama değil ikna, öfke değil sabır esastır; muhataba seçim hakkı tanımak gönlü açar; Kur'an davetin merkezindedir; önderlerin kabulü toplumun tamamını etkileyebilir. Bu tavır Nahl suresi 125. ayetteki hikmetle ve güzel öğütle davet ilkesinin uygulamasıdır.

  6. Örnek 6İkinci Akabe Biatı'nda Ebü'l-Heysem b. Teyyihân'ın sorusu ve Hz. Peygamber'in cevabı neden önemlidir? Bu biatın davet sürecine etkisini açıklayınız.

    Cevabı göster

    Soru: Ebü'l-Heysem, Yesribliler Yahudilerle bağlarını koparır da Allah ona zafer verirse Hz. Peygamber'in onları bırakıp kavmine dönüp dönmeyeceğini sordu. Bu, Yesriblilerin büyük bir risk aldıklarının farkında olduğunu gösterir. Cevap: Hz. Peygamber “Kanınız kanımdır, yıkımınız yıkımımdır. Ben sizdenim, siz de bendensiniz” buyurdu. Böylece ilişkinin tek taraflı bir koruma değil, karşılıklı ve kalıcı bir bağlılık olduğunu ilan etti. Etkisi: Yesribliler Hz. Peygamber'i kendi canları ve aileleri gibi korumaya söz verdi, on iki nakîb seçildi. Bu koruma güvencesi sayesinde Hz. Peygamber Müslümanlara Yesrib'e hicret izni verdi. Böylece davet, Mekke'deki baskı ortamından çıkarak korunabileceği ve bir toplum olarak örgütlenebileceği yeni bir yurda kavuştu.

Kavram Kartları

1 / 8

Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1Birinci Akabe Biatı'ndan sonra Yesriblilere Kur'an'ı ve dinin esaslarını öğretmek üzere gönderilen sahabi aşağıdakilerden hangisidir?

  2. 2İkinci Akabe Biatı'nı Birinci Akabe Biatı'ndan ayıran en belirgin özellik aşağıdakilerden hangisidir?

  3. 3Aşağıdakilerden hangisi Yesrib halkının İslam davetini kabul etmesini kolaylaştıran etkenlerden biri değildir?

  4. 4Benî Âmir b. Sa'saa kabilesinin Hz. Peygamber'in davetini kabul etmemesinin sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

  5. 5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.

    • Akabe'de Hz. Peygamber ile ilk görüşen ve Müslüman olan altı kişi Hazrec kabilesindendir.
    • Birinci Akabe Biatı'nda Yesribliler Hz. Peygamber'i savaşta koruma sözü vermiştir.
    • Birinci Akabe Biatı, maddeleri Mümtehine suresi 12. ayetteki kadınların biatına benzediği için Biatü'n-nisâ olarak da anılır.
    • İkinci Akabe Biatı'na katılanlar arasında hiç kadın yoktur.
    • İkinci Akabe Biatı'nda seçilen on iki nakîbin dokuzu Hazrec'ten, üçü Evs'tendir.
  6. 6Aşağıdaki kişileri Akabe sürecindeki rolleriyle eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  7. 7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.

    1. Biatların yapıldığı, Mina vadisinin girişindeki sarp geçidin adı olarak bilinir.
    2. Evs ile Hazrec arasında hicretten birkaç yıl önce yapılan son büyük savaş Savaşı'dır.
    3. Birinci Akabe Biatı'na Yesrib'den kişi katılmıştır.
    4. Yesrib'de Üseyd b. Hudayr ve Sa'd b. Muâz'ın Müslüman olmasını sağlayan davetçi b. Umeyr'dir.
    5. İkinci Akabe Biatı'nda toplulukları temsil etmek üzere seçilen sorumlulara denir.
  8. 8Akabe biatlerini davet sürecinin bir halkası olarak yapılandırınız: Önce Tâif yolculuğu ile Akabe süreci arasındaki bağı kurunuz; ardından 620, 621 ve 622 yıllarındaki gelişmeleri sırasıyla yazınız; son olarak iki biatı içerik bakımından karşılaştırıp sürecin hicretle ilişkisini açıklayınız.

Kısaca

  • Yeni yön: Tâif'ten sonra Hz. Peygamber davetini hac mevsiminde ve Ukâz, Mecenne, Zülmecâz panayırlarında Mekke dışından gelen kabilelere yöneltmiş; Kinde, Kelb, Benî Hanîfe ve Benî Âmir gibi kabileler daveti kabul etmemiştir.
  • Yesrib'in hazır oluşu: Evs ile Hazrec arasındaki Buâs Savaşı'nın yıpratıcılığı, birleştirici bir önder ihtiyacı ve Yahudilerden duydukları beklenen peygamber bilgisi, Yesriblilerin daveti kabul etmesini kolaylaştırmıştır.
  • İlk buluşma (620): Nübüvvetin on birinci yılında Akabe'de Hz. Peygamber ile görüşen altı Hazrecli Müslüman olmuş ve İslam'ı Yesrib'de tanıtma sözü vermiştir.
  • Birinci Akabe Biatı (621): Ertesi yıl on ikisi Hazrec, ikisi Evs'ten olmak üzere on iki kişi; şirk koşmamak, hırsızlık ve zina yapmamak, çocuklarını öldürmemek, iftira etmemek ve iyilikte isyan etmemek üzere biat etmiştir.
  • Mus'ab b. Umeyr: Yesrib'e öğretmen olarak gönderilen Mus'ab, sabırlı ve zorlamasız davetiyle Üseyd b. Hudayr ve Sa'd b. Muâz gibi önderlerin Müslüman olmasını sağlamış, İslam şehrin hemen her evine girmiştir.
  • İkinci Akabe Biatı (622): Yetmiş üç erkek ve iki kadın Hz. Peygamber'i kendi canları ve aileleri gibi korumak üzere söz vermiş, on iki nakîb seçilmiş; bu biat Yesrib'e hicretin yolunu açmıştır.

Bu dersin öteki kaynakları