İslam iktisat anlayışı; servetin helal yollardan kazanılmasını emrettiği gibi, kazanılan nimetin toplumla adil biçimde paylaşılmasını ve ölçülü tüketilmesini de esas alır. Geçen hafta ticaret ahlakını, haksız kazanç yasaklarını ve işçi-işveren haklarını incelemiştik. Bu haftaki dersimizde; zengin ile yoksul arasında sevgi köprüleri kuran infak, zekât, sadaka, vakıf ve karz-ı hasen kurumlarını ele alacak; ayrıca çağımızın en büyük sorunlarından biri olan tüketim çılgınlığına karşı İslam'ın israf ve cimrilik yasağını (itidal ilkesini) değerlendireceğiz.
İslam'da Paylaşma Bilinci: İnfak, Zekât, Sadaka ve Karz-ı Hasen
İslam'a göre mülkün gerçek sahibi Allah'tır; insan ise elindeki servetin emanetçisidir. Haşr suresi 7. ayette 'Servet, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir güç (devlet) hâline gelmesin' buyrularak gelir dağılımındaki uçurumların önlenmesi hedeflenmiştir. Bu hedefin en geniş şemsiye kavramı infaktır. İnfak, hem farz olan zekâtı hem de gönüllü yapılan her türlü sadaka ve bağışı kapsar.
Zekât, temel ihtiyaçları ve borçları dışında nisap miktarı (85 gram altın veya dengi) artıcı mala sahip olan Müslümanların, üzerinden bir kamerî yıl geçtikten sonra Tevbe suresi 60. ayette belirtilen sekiz sınıfa (yoksullar, düşkünler, borçlular, yolda kalmışlar vb.) vermesi farz olan mali ibadettir. Zekât, zenginin malındaki yoksulun hakkıdır (Zâriyât, 19); malı cimrilik kirinden temizler ve bereketlendirir.
Sadaka ise zenginlik şartı aranmaksızın Allah rızası için yapılan her türlü maddi ve manevi iyiliktir; Hz. Peygamber (s.a.v.) 'Mümin kardeşinin yüzüne tebessüm etmen bile senin için sadakadır' buyurmuştur. Ayrıca darda kalan bir kimseye faiz veya menfaat gözetmeden sırf Allah rızası için borç vermeye karz-ı hasen (güzel borç) denir; bu uygulama toplumu faiz (ribâ) sömürüsünden koruyan en önemli dayanışma yoludur.
Sadaka-i Câriye ve İslam Medeniyetinde Vakıf Kurumu
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: 'İnsan öldüğü zaman üç şey dışında ameli (sevabı) kesilir: Sadaka-i câriye (kesintisiz devam eden sadaka), kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat.' (Müslim, Vasiyyet, 14). İşte sadaka-i câriye anlayışının kurumsallaşmış en büyük tezahürü vakıf müessesesidir.
Vakıf; bir kimsenin sahip olduğu menkul veya gayrimenkul bir malı alınıp satılmaktan ebediyen alıkoyarak, gelirini Allah rızası için toplumsal bir ihtiyaca tahsis etmesidir. İslam medeniyeti bu yönüyle bir 'Vakıflar Medeniyeti' olmuştur. Medreseler, darüşşifalar (hastaneler), imarethaneler (aşevleri), kervansaraylar, kütüphaneler, su kemerleri ve çeşmeler vakıflar aracılığıyla inşa edilmiş ve ücretsiz hizmet vermiştir.
Hatta Selçuklu ve Osmanlı toplumunda borçluların borcunu ödeyen vakıflar, evlenen gençlerin çeyizini hazırlayan vakıflar, hizmetçilerin yanlışlıkla kırdığı kapların parasını ödeyen vakıflar ve kışın dağlardaki kuşlara ve göçmen leyleklere yem bırakan vakıflar kurulması, İslam iktisat ahlakındaki şefkat ve merhametin ulaştığı ufku göstermektedir.
İslam'da Tüketim Ahlakı: İsraf ve Cimrilikten Kaçınma (İtidal İlkesi)
İslam ekonomisi harcama ve tüketimde itidal (denge ve ölçülülük) ilkesini emreder; iki aşırı uç olan cimrilik (buhl/şuh) ile savurganlığı (israf ve tebzîr) kesin bir dille yasaklar. İsrâ suresi 29. ayette bu denge çok çarpıcı bir benzetmeyle anlatılır: 'Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp saçıp savurma; sonra kınanmış ve eli boş kalmış olursun.' Furkân suresi 67. ayette de olgun müminlerin harcama ahlakı 'Onlar harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol (kavâmen) tutarlar' şeklinde tanımlanır.
İsraf; yalnız parayı ve malı gereksiz yere harcamak değil, su, gıda, enerji, kâğıt gibi doğal kaynakları, zamanı, sağlığı ve gençliği de amaçsızca tüketmektir. A'râf suresi 31. ayette 'Yiyin, için fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez' buyrulmuş; Hz. Peygamber de (s.a.v.) 'Akan bir nehrin kenarında abdest alıyor olsan bile suyu israf etme!' uyarısıyla çevresel sürdürülebilirliğin ve kaynak bilincinin temelini atmıştır.
Serveti meşru olmayan haram ve günah yollarda saçıp savurmaya ise Kur'an'da tebzîr denilmiş ve 'Saçıp savuranlar (mübezzirler) şeytanların kardeşleri olmuşlardır' (İsrâ, 27) buyrulmuştur. Tüketim ahlakına uymak; ihtiyaç ile arzuyu ayırt etmeyi, gösteriş tüketiminden (lüks ve kibir) kaçınmayı ve gelecek nesillerin hakkını korumayı gerektirir.
Örnekler
Örnek 1Haşr suresi 7. ayette yer alan 'Servet, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir güç hâline gelmesin' ilkesi İslam ekonomisinde hangi uygulamalarla hayata geçirilir?
Cevabı göster
Bu ilke; farz olan zekât ve fıtır sadakası ibadetleriyle, gönüllü sadaka ve infaklarla, faizsiz ödünç verme (karz-ı hasen) uygulamasıyla, kamu hizmeti sunan vakıflarla ve miras hukukunun serveti adil paylaştırmasıyla hayata geçirilir.
Örnek 2Zekât ile sadaka arasındaki temel farkları açıklayınız.
Cevabı göster
Zekât, dinen zengin sayılan (nisap miktarı mala sahip) Müslümanlara yılda bir kez farz olan, miktarı ve verileceği sekiz sınıf (Tevbe, 60) belirlenmiş mali bir ibadettir. Sadaka ise zenginlik şartı, zaman veya miktar sınırı bulunmayan, maddi yardımların yanı sıra güzel söz ve tebessümü de kapsayan gönüllü (nafile) iyiliklerin tamamıdır.
Örnek 3Karz-ı hasen (güzel borç) nedir ve toplumsal açıdan faizli borçlanmaya göre ne gibi üstünlükleri vardır?
Cevabı göster
Karz-ı hasen, darda kalan bir kimseye hiçbir vade farkı, faiz veya menfaat beklemeden sırf Allah rızası için borç vermektir. Faizli borçlanma borçluyu ezerek yoksulluğu derinleştirirken, karz-ı hasen borçlunun ayağa kalkmasını sağlar ve toplumda kardeşlik ve güven bağlarını güçlendirir.
Örnek 4Sadaka-i câriye kavramını tanımlayarak bir müminin vefatından sonra da amel defterini açık tutan üç unsuru yazınız.
Cevabı göster
Sadaka-i câriye, insanın hayattayken yaptığı ve vefatından sonra da insanlara faydası kesintisiz devam eden kalıcı hayır işleridir. Hz. Peygamber'in hadisine göre amel defterini açık tutan üç unsur: 1) Sadaka-i câriye (vakıf, okul, çeşme, hastane vb.), 2) Kendisinden faydalanılan ilim, 3) Kendisine dua eden hayırlı evlattır.
Örnek 5İsrâ suresi 29. ayetteki 'Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp saçıp savurma' buyruğunu tüketim ahlakı açısından yorumlayınız.
Cevabı göster
Ayette 'eli boyuna bağlamak' deyimiyle imkan varken kendisini ve ihtiyaç sahiplerini mahrum bırakan cimrilik (buhl); 'eli büsbütün açmak' deyimiyle de elindekini ölçüsüzce saçıp savuran israf yasaklanmış, harcamada orta yol (itidal ve iktisat) emredilmiştir.
Örnek 6Hz. Peygamber'in (s.a.v.) 'Akan bir nehrin kenarında abdest alıyor olsan bile suyu israf etme!' hadisi günümüz çevre ve kaynak sorunlarına nasıl ışık tutmaktadır?
Cevabı göster
Bu hadis, İslam'da israf yasağının kaynağın azlığına veya çokluğuna bağlı olmadığını, ibadet esnasında ve bol su kenarında dahi doğal kaynakların korunması gerektiğini öğretir. Günümüzdeki küresel su krizi, gıda israfı ve ekolojik bozulma karşısında güçlü bir çevre ahlakı bilinci sunar.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1İhtiyaç sahibi bir kimseye hiçbir maddi menfaat, fazlalık veya faiz (ribâ) beklemeden sırf Allah rızası için verilen ödünç paraya İslam iktisat literatüründe ne ad verilir?
Menfaat ve faiz gözetmeksizin Allah rızası için verilen faizsiz borca 'karz-ı hasen' (güzel borç) adı verilir.
2Hz. Peygamber'in (s.a.v.) 'İnsan öldüğü zaman üç şey dışında ameli kesilir...' hadisinde geçen ve okul, hastane, çeşme, köprü, vakıf gibi vefattan sonra da sevabı kesintisiz süren hayır eserlerini ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Faydası ve sevabı kesintisiz devam eden kalıcı hayır eserlerine 'sadaka-i câriye' denir.
3'Onlar harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.' (Furkân, 67) ayetinde övülen ve İslam tüketim ahlakının temelini oluşturan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Cimrilik (buhl) ile savurganlık (israf/tebzîr) arasındaki dengeli ve ölçülü harcama tutumuna 'itidal' (veya iktisat) denir.
4Aşağıdakilerden hangisi İslam medeniyetinde gelişen 'vakıf' kurumunun toplumsal ve ekonomik işlevlerinden biridir?
Vakıflar; medrese, darüşşifa, aşevi, kervansaray gibi kurumlarla eğitim, sağlık ve sosyal yardımı ücretsiz ve sürdürülebilir biçimde topluma sunmuştur.
5
- Müslümanın Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla malından ihtiyaç sahiplerine harcama yapmasına 'infak' denir.
- Zekât ibadetinin kimlere verileceği Kur'an-ı Kerim'de Tevbe suresi 60. ayette sekiz sınıf olarak açıklanmıştır.
- İslam'a göre su veya gıda gibi kaynaklar bol olduğunda bunları gereksiz yere harcamak israf sayılmaz.
- Bakara suresi 264. ayette yapılan sadaka ve yardımların başa kakılarak gönül kırılmasıyla sevabının boşa gideceği bildirilmiştir.
- Sadaka verebilmek için kişinin mutlaka 85 gram altın (nisap miktarı) zenginlik ölçüsüne ulaşmış olması şarttır.
- Müslümanın Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla malından ihtiyaç sahiplerine harcama yapmasına 'infak' denir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Dinen zengin sayılma ölçüsü olan ve zekâtın farz olmasını sağlayan asgari mal miktarına denir.
- Ramazan ayında bayramdan önce ihtiyaç sahiplerine verilmesi vacip olan mali yardıma sadakası (fitre) denir.
- İnsan öldükten sonra da sevabı kesintisiz devam eden kalıcı hayır eserlerine sadaka-i adı verilir.
- Harcamalarda cimrilik ile savurganlık arasında orta ve dengeli bir yol tutmaya (iktisat) denir.
- A'râf suresi 31. ayette 'Yiyin, için fakat etmeyin; çünkü Allah müsrifleri sevmez' buyrulmuştur.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8İslam'daki infak, zekât ve vakıf kurumlarının toplumsal barışa katkısını ve tüketim ahlakındaki 'itidal' (denge) ilkesinin önemini açıklayınız.
1. ipucu: Zekât, infak ve vakıfların gelir dağılımı adaletine ve kardeşliğe katkısını belirtiniz.
2. ipucu: İtidal ilkesinin cimrilik ve israf arasındaki orta yol olduğunu açıklayınız.
3. ipucu: İsraftan kaçınmanın doğal kaynakları ve gelecek nesillerin hakkını koruduğunu vurgulayınız.
Cevap: İslam'daki infak, zekât ve vakıf kurumları servetin belirli bir zümre elinde toplanmasını (Haşr, 7) önleyerek zengin ile yoksul arasındaki uçurumu kapatır; yoksulda oluşabilecek kıskançlık ve kin duygularını sevgi ve kardeşliğe dönüştürür, eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerini destekler. Tüketim ahlakındaki 'itidal' ilkesi ise insanı hem malı hapsederek toplumu daraltan cimrilikten (buhl) hem de doğal kaynakları, gıdayı, suyu ve serveti tüketen israftan koruyarak ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği güvence altına alır.
Kısaca
- İslam ekonomisinde servetin yalnız zenginler arasında dolaşan bir güç olmaması (Haşr, 7) için infak, zekât, sadaka, vakıf ve karz-ı hasen emredilmiştir.
- Zekât, nisap miktarı mala sahip Müslümanların yılda bir kez Tevbe suresi 60. ayetteki sekiz sınıfa vermesi farz olan mali ibadettir.
- Karz-ı hasen, ihtiyaç sahibine hiçbir faiz ve menfaat beklemeden Allah rızası için verilen güzel borçtur.
- Sadaka-i câriye ve vakıf kurumu, vefattan sonra da sevabı kesintisiz devam eden eğitim, sağlık ve sosyal yardım eserleridir.
- Tüketim ahlakında cimrilik (buhl) ve savurganlık (israf/tebzîr) yasaklanmış; harcamada ve kaynak kullanımında itidal (ölçülülük) emredilmiştir.