Birlikte yaşamanın en sağlam temeli adalet, adaletin toplumsal hayatta kalıcı olmasının yolu ise hukuk düzenidir. Bu ünite kapsamında birey ve toplum hayatını adalet ekseninde düzenleyen İslam hukuku (fıkıh) mirasını tanıyacağız. Hak, hukuk, şeriat ve fıkıh kavramlarını çözümleyecek; İslam hukukunun konu alanlarını ve mükellefin fiillerini sınıflandıracağız. Ardından zarûriyyât-ı hamse ilkelerini ve Mecelle külli kaidelerini kendi cümlelerimizle yorumlayacağız.
1. Hukuk, Şeriat ve Fıkıh: Kavramsal Çerçeve ve Çözümleme
İnsan, doğası gereği toplum hâlinde yaşayan sosyal bir varlıktır. Ortak yaşam alanında çıkar çatışmalarını önlemek için hak ve görev sınırlarının belirlenmesi gerekir. Sözlükte 'gerçek, sabit olan şey ve pay' anlamına gelen hak, hukuk düzeninin bireye tanıdığı meşru yetkiyi ifade eder. Hukuk ise 'hak' kelimesinin çoğulu olup toplumsal hayatı adalet ve güven içinde düzenleyen kurallar bütününü karşılar.
Sözlükte 'su kaynağına giden açık yol' anlamına gelen şeriat; Yüce Allah'ın peygamberleri aracılığıyla bildirdiği inanç, ibadet, ahlak ve hukuk ilkelerinin tamamıdır. Sözlükte 'derinlemesine kavramak' anlamındaki fıkıh ise Ebu Hanife tarafından 'kişinin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesi', Mecelle'de ise 'şer'i amelî meseleleri ayrıntılı delillerinden bilmek' şeklinde tanımlanmıştır.
Şeriat, vahye dayandığı için ilahi kaynaklıdır ve temel ilkeleri değişmezdir. Fıkıh ise İslam âlimlerinin (fakihlerin) Kur'an ve sünnetteki ilahi ilkeleri anlama, yorumlama ve yeni sorunlara uygulama çabasının ürünüdür. Dolayısıyla fıkıh, vahyi merkeze alan dinamik bir ilimdir; İslam hukuku tabiri de fıkhın toplumsal düzen ve yargı boyutunu ifade eder.
| Kavram | Sözlük Anlamı | Terim Anlamı | Temel Niteliği |
|---|---|---|---|
| Hak | Gerçek, sabit olan, pay | Hukuk düzeninin bireye tanıdığı yetki | Adaletin koruduğu temel değer |
| Hukuk | Haklar (Hak çoğulu) | Toplumsal düzeni sağlayan kurallar bütünü | Birey ve toplum ilişkilerini düzenleme |
| Şeriat | Açık ve doğru yol | Vahiy yoluyla konulan ilahi hükümler | İlahi kaynaklı ve sabit ana çerçeve |
| Fıkıh | Derinlemesine anlamak | Amelî hükümleri delillerinden bilme ilmi | Beşerî anlama ve içtihada açık yapı |
2. İslam Hukukunun Konu Alanları: İbâdât, Muâmelât ve Ukûbât Sınıflandırması
İslam hukukunun ana konusu, akıl ve irade sahibi mükellef insanın fiilleridir. Fıkıh ilmi insanın hem Yüce Yaratıcı ile olan kulluk bağını hem de diğer insanlarla ve toplumla olan hukuki ilişkilerini bütüncül biçimde ele alır. Çünkü Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan bireyin kul hakkına ve sözleşmelere riayet etmesi çok daha sağlam bir zemine oturur.
Klasik fıkıh literatüründe konular dört ana bölümde sınıflandırılır: Birincisi İbâdât (İbadetler) bölümüdür; temizlik (tahâret), namaz, oruç, zekât ve hac gibi kulluk görevlerini inceler. İkincisi Münâkehât (Aile Hukuku) bölümüdür; nişanlanma, nikâh akdi, mehir, nafaka, velayet ve boşanma gibi aile kurumunu koruyan hükümleri kapsar.
Üçüncü alan olan Muâmelât (Sosyal ve İktisadi İlişkiler); mülkiyet, alım-satım, kira, ortaklık, vekâlet ve borçlar gibi işlemleri düzenler. Dördüncü alan ise Ukûbât (Ceza Hukuku) bölümüdür; kamu düzenini ve temel hakları ihlal eden suçları ve yaptırımları inceler. Ayrıca idare hukuku Ahkâm-ı Sultâniyye, devletler hukuku Siyer, miras hukuku ise Ferâiz dalında ele alınır.
| Fıkıh Alanı | Modern Karşılığı | Kapsadığı Konular | Temel Gayesi |
|---|---|---|---|
| İbâdât | Dinî Yükümlülükler | Tahâret, namaz, oruç, zekât, hac | Kulluk ve sorumluluk bilincini korumak |
| Münâkehât | Aile Hukuku | Nişan, nikâh, mehir, nafaka, velayet | Aile kurumunu ve nesli korumak |
| Muâmelât | Medeni, Borçlar ve Ticaret | Alım-satım, kira, şirket, vekâlet | İktisadi hayatta rıza ve güveni sağlamak |
| Ukûbât | Ceza Hukuku | Suçlar ve hukuki yaptırımlar | Suçları önlemek ve kamu düzenini korumak |
| Ferâiz / Siyer | Miras / Devletler Hukuku | Miras paylaşımı; antlaşma hukuku | Adil paylaşımı ve ahde vefayı sağlamak |
3. İslam Hukukunun Temel Kavramları: Mükellef, Hüküm, Delil, İçtihat, Fetva ve Kaza
İslam hukukunda kural koyan asli otorite Yüce Allah olduğu için O'na Şâri, hükümleri açıklayan Hz. Peygamber'e de mecazen Şâri denir. Dinî ve hukuki yükümlülük taşıyan akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış bireye mükellef adı verilir. Bireyin doğumdan itibaren haklara sahip olabilmesi vücub ehliyeti, aklı ve iradesiyle bizzat hukuki işlem yapıp sorumlu tutulabilmesi ise eda ehliyeti olarak adlandırılır.
Şâri'nin mükellefin fiillerine ilişkin hitabına hüküm, dayandığı kaynağa ise şer'i delil denir. Uzman bir İslam hukukçusunun (müçtehit veya fakih), şer'i delillerden hareketle yeni bir mesele hakkında hüküm çıkarmak için tüm zihnî çabasını harcamasına içtihat adı verilir. İçtihat, İslam hukukunun yeni sorunlara çözüm üretmesini sağlayan düşünce motorudur.
Bir kimsenin karşılaştığı dinî-hukuki sorunun hükmünü uzman bir âlime (müftü) sormasına istiftâ, müftünün verdiği açıklayıcı cevaba fetva denir. Fetva bilgilendirme niteliği taşır. İnsanlar arasındaki hak uyuşmazlıklarının mahkeme ve hâkim (kadı) tarafından kesin karara bağlanmasına ise kaza (yargı) denir. Fetvadan farklı olarak kazaî hüküm kesin bağlayıcıdır.
| Kavram | Yetkili Uzman | Tanımı ve İşlevi | Bağlayıcılık Düzeyi |
|---|---|---|---|
| Şer'i Hüküm | Şâri | Mükellefin fiillerine ilişkin ilahi hitap | Vicdanen ve hukuken bağlayıcı |
| Vücub / Eda | Mükellef Birey | Hak sahibi olma ve fiilden sorumlu olma yetisi | Akıl ve ergenliğe göre sorumluluk |
| İçtihat | Müçtehit / Fakih | Şer'i delillerden amelî hüküm çıkarma çabası | İlmi delil gücüne sahiptir |
| Fetva | Müftü | Sorulan meseleye verilen aydınlatıcı cevap | Rehberlik edici; zorlayıcı değildir |
| Kaza (Yargı) | Kadı (Hâkim) | Uyuşmazlığı çözen mahkeme kararı | Kesin bağlayıcıdır; devletçe icra edilir |
4. Ef'âl-i Mükellefîn: Teklifî Hükümlerin Sınıflandırılması ve Sonuçları
Mükellefin iradi davranışlarına ilişkin hükümler ef'âl-i mükellefîn (teklifî hükümler) başlığı altında sınıflandırılır. Yapılması kesin ve bağlayıcı bir dille emredilen, dayanağı kat'î delil olan fiillere farz denir. Beş vakit namaz ve oruç gibi her mükellefin bizzat yapması gereken farzlara farz-ı ayn; cenaze namazı gibi bir kısım Müslümanın yapmasıyla diğerlerinden sorumluluğun düştüğü görevlere farz-ı kifâye adı verilir.
Yapılması bağlayıcı biçimde istenmekle birlikte dayandığı delil zannî olan fiillere vacip denir; vitir ve bayram namazları ile kurban ve fitre buna örnektir. Yapılması tavsiye edilen, işlendiğinde sevap kazandıran ancak terk edildiğinde günah gerektirmeyen davranışlara mendup (sünnet) adı verilir (sünnet-i müekkede ve gayr-i müekkede). Yapılıp yapılmaması serbest bırakılan helal fiillere ise mübah denir.
Yapılması hoş karşılanmayan fiillere mekruh (tahrimen ve tenzihen mekruh); kesin delille yasaklanan fiillere ise haram denir. Ayrıca şartları tam olan işleme sahih, rüknü eksik olan geçersiz işleme batıl, normal şartlardaki asli hükme azimet, hastalık ve yolculuk gibi zorluk durumlarında tanınan kolaylaştırıcı hükme ise ruhsat denir.
| Teklifî Hüküm | Talebin Yönü ve Delili | Örnek | Hukuki Sonucu |
|---|---|---|---|
| Farz (Ayn / Kifâye) | Kesin emir + Kat'î delil | Beş vakit namaz; cenaze namazı | Terk eden günahkâr ve sorumlu olur |
| Vacip | Bağlayıcı emir + Zannî delil | Kurban, vitir namazı, fitre | Amel bakımından farz gibi bağlayıcıdır |
| Sünnet / Mendup | Tavsiye edilen fiil | Selamlaşmak, nafile sadaka | Yapan sevap kazanır; terki günah değildir |
| Mübah | Serbest bırakılan helal fiil | Meşru gıdaları yemek, dinlenmek | İyi niyetle yapılırsa sevaba dönüşür |
| Mekruh | Hoş görülmeyen fiil | Abdestte suyu israf etmek | Terk eden sevap kazanır; işleyen kınanır |
| Haram | Kesin yasak + Kat'î delil | Cana kıymak, hırsızlık, iftira | İşleyen günah ve yaptırımla karşılaşır |
5. İslam Hukukunun Kaynakları ve Yüksek Amaçları (Makâsıdü'ş-Şerîa)
İslam hukukunda hükümler edille-i şer'iyye (şer'i deliller) ile belirlenir. Dört asli delil; Kitap (Kur'an-ı Kerim), Hz. Peygamber'in söz, fiil ve onaylarını içeren Sünnet, müçtehitlerin görüş birliği anlamındaki İcma ve hükmü bilinen mesele ile yeni mesele arasında ortak sebep (illet) kurma yöntemi olan Kıyastır. Kamu yararını gözeten mesâlih-i mürsele, istihsan, örf ve sedd-i zerâi ise yardımcı delillerdir.
Şâri'nin hükümleri koyarken gözettiği gayelere makâsıdü'ş-şerîa (hukukun yüksek amaçları) denir. Temel amaç yararları gerçekleştirmek ve zararları gidermektir. Maslahatlar önem sırasına göre zorunlu değerler (zarûriyyât), hayatı kolaylaştıran ihtiyaçlar (hâciyyât) ve güzellik katan ilkeler (tahsîniyyât) olarak üç basamakta incelenir.
Makâsıdü'ş-şerîa piramidinin çekirdeğini zarûriyyât-ı hamse (korunması zorunlu beş temel değer) oluşturur: (1) Dinin korunması (hıfzü'd-dîn); inanç ve ibadet özgürlüğüdür. (2) Canın korunması (hıfzü'n-nefs); yaşama hakkının dokunulmazlığıdır. (3) Aklın korunması (hıfzü'l-akl); düşünme yetisinin alkol ve uyuşturucudan korunmasıdır. (4) Neslin korunması (hıfzü'n-nesl); aile ve iffetin korunmasıdır. (5) Malın korunması (hıfzü'l-mâl); helal mülkiyetin hırsızlık, gasp, faiz ve rüşvete karşı korunmasıdır.
| Zarûriyyât-ı Hamse | Arapça Terimi | Yapıcı Tedbirler | Koruyucu Tedbirler |
|---|---|---|---|
| 1. Dinin Korunması | Hıfzü'd-dîn | İbadet ve inanç hürriyeti | Dinde zorlamanın önlenmesi |
| 2. Canın Korunması | Hıfzü'n-nefs | Sağlık ve iş güvenliği | Cana kıyma ve intiharın yasağı |
| 3. Aklın Korunması | Hıfzü'l-akl | İlim öğrenme ve doğru bilgi | Alkol ve uyuşturucu yasağı |
| 4. Neslin Korunması | Hıfzü'n-nesl | Nikâh akdi ve aile mahremiyeti | Zina, iftira ve şiddetin yasağı |
| 5. Malın Korunması | Hıfzü'l-mâl | Helal kazanç ve sözleşme | Hırsızlık, faiz ve rüşvetin yasağı |
6. İslam Hukukunun Ahlakla İlişkisi, Temel İlkeleri ve Külli Kaideler
İslam hukukunu öne çıkaran en belirgin özellik, hukuk ile ahlak arasındaki kopmaz bütünlüktür. Hukuk kuralları dış davranışları düzenler ve mahkeme yaptırımıyla (kazaî sorumluluk) desteklenirken, ahlak ilkeleri insanın niyetini ve vicdanını (diyânî sorumluluk) inşa eder. Bir kimse mahkemede delil yetersizliğinden davayı kazansa bile, haksızsa o mal kendisine helal olmaz.
İslam hukukunun tüm hükümlerine yön veren beş temel ilke vardır: (1) Adalet ve hakkaniyet (Nisâ, 4/58, 135), (2) Teklifte kolaylık (Bakara, 2/185, 286), (3) Helallerde genişlik, haramlarda sınırlılık, (4) Suç ve cezada şahsilik (Fâtır, 35/18) ve (5) Tedricîlik.
İslam hukukçuları bu ilkeleri kavâid-i külliyye (külli kaideler) hâlinde sistemleştirmişlerdir. Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında hazırlanan Mecelle'nin başındaki 99 külli kaide, hukuk-ahlak bütünlüğünün özetidir: 'Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir', 'Şek ile yakîn zâil olmaz', 'Berâet-i zimmet asıldır' (masumiyet karinesi), 'Meşakkat teysîri celbeder' ve 'Zarar izâle olunur'.
| Mecelle Külli Kaidesi | Anlamı | Temel İlkesi | Uygulama Örneği |
|---|---|---|---|
| Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir | Davranışın hükmü niyet ve gayeye göredir. | Niyet-Eylem Uyumu | Bulunan eşyayı vermek için almak emanet, saklamak gasptır. |
| Şek ile yakîn zâil olmaz / Berâet-i zimmet asıldır | Kesin bilgi şüpheyle bozulmaz; aslolan suçsuzluktur. | Masumiyet Karinesi | Suçu ispatlanana kadar herkes masumdur. |
| Meşakkat teysîri celbeder | Zorluk bulunan yerde kolaylık devreye girer. | Teklifte Kolaylık | Hasta ve yolculara tanınan ruhsatlar. |
| Zarar izâle olunur | Haksız zarar giderilmeli, mağduriyet telafi edilmelidir. | Hakkaniyet ve Tazmin | Başkasının malına verilen hasarın ödenmesi. |
| Def-i mefâsid celb-i menâfiden evlâdır | Kötülüğü önlemek menfaat sağlamaktan önceliklidir. | Kamu Yararı | Halk sağlığını bozan üretimin yasaklanması. |
Örnekler
Örnek 1'Şeriat ile fıkıh tamamen aynıdır; bir fıkıh âliminin görüşüne itiraz etmek dine itiraz etmektir.' diyen birine nasıl bir çözümleme yaparsınız?
Cevabı göster
Şeriat, Kur'an ve sünnetin koyduğu ilahi ve değişmez ilkeler bütünüdür. Fıkıh ise âlimlerin bu metinleri anlama ve delillerden hüküm çıkarma çabasının (içtihadın) ürünüdür. Şeriat ilahi iken fıkhi yorumlar beşerîdir; usulüne uygun delillerle farklı içtihatlar yapılabilir.
Örnek 2Şu dört durumu İslam hukukunun alanlarına göre sınıflandırınız: 1) Ticaret şirketi kurmak, 2) Bayram namazı kılmak, 3) Nikâh akdi yapmak, 4) Hırsızlık suçuna ceza vermek.
Cevabı göster
1) Ticaret şirketi kurmak: Muâmelât. 2) Bayram namazı kılmak: İbâdât. 3) Nikâh akdi yapmak: Münâkehât. 4) Hırsızlık suçuna yaptırım uygulamak: Ukûbât.
Örnek 3Bir esnafın vadeli satışın hükmünü müftülüğe sorması ile alacak davasını mahkemeye taşımasını fetva ve kaza kavramları açısından karşılaştırınız.
Cevabı göster
Müftülüğün verdiği açıklayıcı cevap 'fetva'dır; rehberlik edicidir ve zorla icra edilmez. Mahkemede hâkimin (kadının) verdiği karar ise 'kaza'dır; uyuşmazlığı bitirir, kesin bağlayıcıdır ve kamu gücüyle uygulanır.
Örnek 4'Toplumda uzman hekim yetiştirmek farz-ı kifâyedir; ancak nöbette benden başka hekim yokken gelen acil hastaya müdahale etmem farz-ı ayndır.' diyen doktorun çıkarımını değerlendiriniz.
Cevabı göster
Çıkarım doğrudur. Farz-ı kifâye toplumsal ödevdir; ancak somut olayda görevi yapabilecek tek uzman varsa sorumluluk o kişi üzerinde bireyselleşir ve 'farz-ı ayn'a dönüşür.
Örnek 5Alkol ve uyuşturucu yasağı, ticarette hile yasağı ve aile içi şiddetin önlenmesi zarûriyyât-ı hamse ilkelerinden hangileriyle ilişkilidir?
Cevabı göster
Alkol ve uyuşturucu yasağı 'aklın korunması (hıfzü'l-akl)'; ticarette hile yasağı 'malın korunması (hıfzü'l-mâl)'; aile içi şiddetin önlenmesi ise 'canın (hıfzü'n-nefs)' ve 'neslin korunması (hıfzü'n-nesl)' ilkeleriyle ilişkilidir.
Örnek 6Komşusunun güneşini kesmek için bahçe sınırına yüksek duvar ören ve 'Mülkümde istediğimi yaparım.' diyen kişinin tutumunu Mecelle kaideleriyle değerlendiriniz.
Cevabı göster
İslam hukukunda hakkın başkasına zarar vermek için kötüye kullanılması yasaktır. Mecelle'nin 'Zarar ve mukâbele bi'z-zarar yoktur' ve 'Zarar izâle olunur' kaideleri gereğince komşuya fahiş zarar veren bu davranış engellenir.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1İslam düşüncesinde ilahi hükümlerin tamamına 'şeriat'; âlimlerin amelî meseleleri delilleriyle anlama bilimine ise 'fıkıh' denir. Aşağıdakilerden hangisi fıkıh ilminin özelliklerinden biri değildir?
Şeriatın temel ilahi ilkeleri sabittir; ancak fıkıh ilmindeki beşerî içtihatlar şartların değişmesiyle yeniden değerlendirilebilir.
2Bir kimsenin kira sözleşmesi yapması, ödünç alıp vermesi ve ticari ortaklık kurması İslam hukukunun hangi alt dalına girer?
Alım-satım, kira, ödünç ve şirket gibi kişiler arası mali ve hukuki sözleşmeler 'muâmelât' bölümünde incelenir.
3Müftünün sorulan meseleye verdiği açıklayıcı cevaba 'fetva', hâkimin uyuşmazlığı çözen kararına ise 'kaza' denir. Bu iki kavramla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Fetva aydınlatıcı rehberliktir; kaza ise hâkimin somut davada verdiği kesin ve bağlayıcı mahkeme hükmüdür.
4Makâsıdü'ş-şerîa içinde yer alan 'zarûriyyât-ı hamse' (beş temel değer) ile ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
Nikâh akdi, aile kurumu ve iffetin korunması doğrudan 'neslin korunması (hıfzü'n-nesl)' ilkesiyle ilgilidir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) mu yanlış (Y) mı olduğunu belirleyiniz.
- Ebu Hanife fıkhı, 'kişinin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesi' şeklinde tanımlamıştır.
- Küçük bir çocuğun mirastan pay alabilmesi eda ehliyetine, bizzat ticari sözleşme imzalaması ise vücub ehliyetine örnektir.
- Cenaze namazı kılmak gibi bir kısım Müslümanın yapmasıyla diğerlerinden sorumluluğun düştüğü farzlara farz-ı kifâye denir.
- Mahkemede hâkimin delil yetersizliğiyle verdiği karar, haksız taraf için haram olan malı Allah katında helale dönüştürür.
- Mecelle'deki 'Şek ile yakîn zâil olmaz' kaidesi, kesin bilginin şüpheyle bozulmayacağını ifade eder.
- Ebu Hanife fıkhı, 'kişinin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesi' şeklinde tanımlamıştır.
6Aşağıdaki İslam hukuku kavramlarını doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- İnsanların alım-satım, kira ve ortaklık gibi sosyal ve iktisadi ilişkilerini düzenleyen bölüme adı verilir.
- Yapılması bağlayıcı bir dille istenmekle birlikte dayandığı delil zannî olan kurban ve vitir namazı gibi hükümlere denir.
- Taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın mahkeme (kadı) tarafından kesin karara bağlanmasına adı verilir.
- Hakkında açık hüküm bulunmayan yeni bir meseleyi, ortak illet sebebiyle hükmü bilinen meseleye bağlamaya denir.
- Mecelle'deki 'Meşakkat teysîri celbeder' kaidesi, İslam hukukunun teklifte ilkesini özetler.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8'İslam Hukukunda Hak, Sorumluluk ve Ahlak Bütünlüğü' başlıklı üç aşamalı bir sunum metni oluşturunuz.
1. ipucu: 1. adım: Şeriat, fıkıh, içtihat, fetva ve kaza kavramlarını kısaca çözümleyiniz.
2. ipucu: 2. adım: İslam hukukunun konu alanlarını ve koruduğu beş temel değeri (zarûriyyât-ı hamse) sınıflandırınız.
3. ipucu: 3. adım: Hukuk kurallarının neden ahlak ve vicdan bilinciyle desteklenmesi gerektiğini bir Mecelle kaidesiyle açıklayınız.
Cevap: 1. Kavramsal Çözümleme: Şeriat ilahi ilkeler bütünü, fıkıh ise bu ilkeleri delillerinden anlama bilimidir. Müçtehidin hüküm çıkarma çabasına içtihat, müftünün rehber cevabına fetva, hâkimin bağlayıcı kararına kaza denir. 2. Sınıflandırma: Konu alanları ibâdât, münâkehât, muâmelât ve ukûbât olarak ayrılır; tümünde din, can, akıl, nesil ve mal emniyetini (zarûriyyât-ı hamse) korumak amaçlanır. 3. Hukuk-Ahlak Bütünlüğü: İslam hukuku kazaî sorumluluğun yanına diyânî (vicdani) sorumluluğu yerleştirir; Mecelle'deki 'Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir' ve 'Zarar izâle olunur' kaideleriyle adaleti hem mahkemede hem vicdanda korur.
Kısaca
- Hukuk, toplumsal düzeni sağlayan kurallar bütünü ve haklar ilmidir; şeriat ilahi hükümlerin tamamını, fıkıh ise bu hükümleri delillerinden anlama bilimini ifade eder.
- İslam hukukunun konusu mükellef insanın iradi fiilleridir; bunlar ibâdât, münâkehât, muâmelât ve ukûbât olarak sınıflandırılır.
- Kural koyucu iradeye Şâri, yükümlü bireye mükellef, delilden hüküm çıkarma çabasına içtihat, müftünün cevabına fetva, hâkimin bağlayıcı kararına ise kaza denir.
- Teklifî hükümler; kesin delille emredilen farz, zannî delille emredilen vacip, teşvik edilen sünnet, serbest mübah, hoş görülmeyen mekruh ve kesin yasaklanan haram olarak sıralanır.
- İslam hukukunun yüksek amaçları (makâsıdü'ş-şerîa) içinde zarûriyyât-ı hamse adı verilen beş temel değerin (din, can, akıl, nesil ve mal) korunması merkezde yer alır.
- İslam hukukunda kurallar içsel ahlak ve vicdan bilinciyle desteklenir; adalet, teklifte kolaylık ve Mecelle'deki külli kaideler hukuk ile ahlakı buluşturur.