İçeriğe geç

11. sınıf · Temel Dinî Bilgiler · 6. hafta (19-23 Ekim 2026)

Örnek Bir Şahsiyet: Necmeddin Okyay

1. ÜNİTE: HAYATIN ANLAMI teması · Konu özeti

Etkinlikler
Bu hafta

“Hayatın Anlamı” ünitemizde insanın dünyaya geliş amacını, sorumluluğunu ve ilkeli bir hayat sürmenin önemini öğrendik. İslam medeniyeti; ibadet bilincini bilim, sanat, spor ve güzel ahlakla birleştirerek ömrünün her dakikasını anlamlı kılan örnek şahsiyetler yetiştirmiştir. Bu haftaki dersimizde, pek çok sanatı zirvede icra ettiği için “Hezarfen” (bin sanatlı) unvanıyla anılan son devrin büyük âlim, imam-hatip ve sanatkarı Necmeddin Okyay (1883–1976)’ın örnek hayatını inceleyeceğiz.

1. Necmeddin Okyay’ın Hayatı, İlmi ve Din Hizmetleri

Mehmed Necmeddin Okyay, 29 Ocak 1883 tarihinde İstanbul’un önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri olan Üsküdar’da dünyaya gelmiştir. Babası Üsküdar Mahkeme-i Şer’iyye başkâtibi ve Yenicami imam-hatibi Abdülnebî Efendi’dir. Küçük yaşta hafızlığını tamamlayan Necmeddin Okyay, medrese tahsili görerek Arapça, Farsça ve İslami ilimleri tahsil etmiştir.

Babasının vefatı üzerine 1907 yılında Üsküdar Yeni Valide Camii imamlığı ve hatipliği görevini üstlenmiş ve bu görevi tam 40 yıl boyunca büyük bir titizlikle sürdürmüştür. Aynı zamanda 1915 yılında kurulan Medresetü’l-Hattâtîn’de (Hattatlar Okulu), daha sonra Şark Tezyinî Sanatlar Mektebi ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) 30 yılı aşkın süre hocalık yaparak yüzlerce öğrenci yetiştirmiş; 5 Ocak 1976’da İstanbul’da vefat ederek Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Örnek Bir Şahsiyet: Hezarfen Necmeddin Okyay (1883–1976)Hayatı, İlmi ve İmam-Hatiplik Hizmeti• 1883’te İstanbul Üsküdar’da doğdu; hafızlığını ve medrese eğitimini tamamladı.• Üsküdar Yeni Valide Camii’nde 40 yıl boyunca imam-hatiplik yaptı.• Medresetü’l-Hattâtîn ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde yüzlerce talebe yetiştirdi.“Hezarfen” (Bin Sanatlı) Kişiliği• Hüsn-i Hat: Sami Efendi’den sülüs-nesih-talik• Ebru Sanatı: “Necmeddin Ebrusu” (Çiçekli: lale, karanfil, sümbül, gelincik ebruları) mucidi• Kemankeşlik (Okçuluk), Gülcülük (400 çeşit gül), Klasik Ciltçilik, Aharcılık ve Mürekkepçilik

2. Sanat, Spor ve Tabiatla Bütünleşen “Hezarfen” Kişiliği

Necmeddin Okyay, İslam medeniyetinin estetik ruhunu temsil eden birçok sanatı yok olmaktan kurtararak zirveye taşımıştır: 1. Hüsn-i Hat (Güzel Yazı) Sanatı: Konyalı Vehbi Efendi, Bakkal Ârif Efendi ve dönemin en büyük üstadı Sâmi Efendi’den sülüs, nesih, celi sülüs ve talik icazeti almıştır. Özellikle iki farklı renk mürekkeple aynı anda yazı yazma (şemse/ebrulu yazı) ve talik hattında eşsiz eserler vermiştir. 2. Ebru Sanatı ve “Necmeddin Ebrusu”: Özbekler Tekkesi Şeyhi Edhem Efendi’den öğrendiği klasik ebru sanatına tarihi bir yenilik kazandırmıştır. Tekne üzerinde lale, karanfil, gelincik, sümbül ve krizantem gibi çiçekleri resmederek literatüre “Necmeddin Ebrusu” (Çiçekli Ebru) adıyla geçen üslubu icat etmiş; ayrıca ebru teknesinde kitre ile yazılı ebru yapmayı başarmıştır.

3. Klasik Kitap Sanatları: Kâğıt boyama, aharcılık (kâğıdı yumurta akı ve nişastayla cilalayıp mühreleme), is mürekkebi üretimi ve klasik Türk ciltçiliği (özellikle lake cilt) alanlarında son büyük üstatlardan biri olmuştur. 4. Okçuluk (Kemankeşlik) ve Gülcülük: Sultan II. Mahmud’un okçubaşısının çırağı Seyfeddin Bey’den geleneksel Türk okçuluğunu öğrenerek kemankeşlik icazeti (kabza) almış, Okmeydanı’nda okçuluğun ihya edilmesine öncülük etmiş ve soyadı kanunu çıktığında okçuluğa olan sevgisinden dolayı “Okyay” soyadını almıştır. Ayrıca Üsküdar Toygar Tepesi’ndeki bahçesinde 400’den fazla gül çeşidi yetiştirerek katıldığı yarışmalarda altın madalyalar kazanmış bir gül üstadıdır (şükûfeperver).

Necmeddin Okyay’ın Hayatından Çıkarılacak Ahlaki İlkelerİslam Estetiği ve İhsan Bilinci• “Allah güzeldir, güzelliği sever” hadisini sanat ve zanaat hayatının rehberi kılmıştır.• Yaptığı her işi “ihsan” (en güzel ve sağlam biçimde yapma) şuuruyla icra etmiştir.• Zamanın kıymetini bilmiş, ömrünü üretime adamıştır.Vefa, Tevazu ve Miras Aktarımı• Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İslam sanatlarının unutulmadan aktarılmasında köprü olmuştur.• Hocalarına derin vefa, öğrencilerine (Uğur Derman, Mustafa Düzgünman, Ali Alparslan) şefkat göstermiştir.• İbadet, sanat, spor ve tabiat sevgisini birleştirmiştir.

3. Necmeddin Okyay’ın Hayatından Çıkarılacak Ahlaki İlkeler

“Hayatın Anlamı” ünitesi bağlamında Necmeddin Okyay’ın 93 yıllık bereketli ömrü bizlere şu temel ilkeleri öğretmektedir: • Zamanın Kıymeti ve Üretkenlik: İnşirah suresi 7. ayetteki “Bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul!” emrini hayat düsturu edinmiş; camideki imamlık görevinden kalan vakitlerini hat, ebru, cilt, okçuluk veya gül bahçesiyle değerlendirerek ömrünün tek bir saatini bile boşa geçirmemiştir. • İhsan ve Estetik Bilinci: “Şüphesiz Allah güzeldir, güzelliği sever” ve “Allah, sizden biriniz bir iş yaptığı zaman onu sağlam ve güzel (itkan/ihsan ile) yapmasını sever” hadislerini rehber edinmiştir.

• Vefa, Tevazu ve Sabır: Bütün bu üstün yeteneklerine rağmen son derece mütevazı yaşamış; kendisinden ders almak isteyen hiç kimseyi geri çevirmemiş ve vefat eden hocalarının kabirlerini ömrü boyunca ziyaret ederek vefa ahlakının en güzel örneğini sergilemiştir.

Örnekler

  1. Örnek 1Necmeddin Okyay’a neden “Hezarfen” unvanı verilmiştir? Uzmanlaştığı alanlardan beş tanesini yazınız.

    Cevabı göster

    “Hezarfen” bin sanatlı, çok yönlü üstat demektir. Necmeddin Okyay; 1) Hüsn-i hat, 2) Ebru sanatı, 3) Klasik ciltçilik, 4) Kemankeşlik (okçuluk), 5) Gül yetiştiriciliği (şükûfeperverlik), aharcılık ve mürekkepçilik gibi pek çok alanda zirve isim olduğu için bu unvanla anılmıştır.

  2. Örnek 2Türk ebru sanatında “Necmeddin Ebrusu” olarak adlandırılan üslubun özelliği nedir?

    Cevabı göster

    Klasik ebru sanatına Necmeddin Okyay tarafından kazandırılan çiçekli ebru tarzıdır. Tekne üzerinde lale, karanfil, gelincik, sümbül ve papatya gibi çiçeklerin biz (metal uç) yardımıyla şekillendirilmesiyle oluşturulur.

  3. Örnek 3Necmeddin Okyay’ın “Okyay” soyadını almasının sebebi nedir?

    Cevabı göster

    Geleneksel Türk okçuluğuna (kemankeşlik) olan derin sevgisi, Sultan II. Mahmud’un okçubaşısının çırağı Seyfeddin Bey’den okçuluk icazeti (kabza) alması ve bu ata sporunu yeni nesillere aktarma gayretidir.

  4. Örnek 4Necmeddin Okyay’ın hayatı İnşirah suresi 7. ayetteki “Bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul!” ilkesini nasıl örneklendirir?

    Cevabı göster

    Necmeddin Okyay dinlenmeyi bir meşguliyetten diğer bir faydalı meşguliyete geçmek olarak görmüş; camideki imam-hatiplik hizmetinden sonra yazı yazmış, yorulunca ebru teknesinin başına geçmiş, oradan bahçesinde gül aşılamaya veya ok atmaya yönelerek zamanını hiç israf etmemiştir.

  5. Örnek 5Necmeddin Okyay’ın Türk kültür ve sanat tarihi açısından en büyük hizmeti nedir?

    Cevabı göster

    Osmanlı’nın son döneminde yetişmiş bir üstat olarak, unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalan hat, ebru, cilt, ahar ve mürekkepçilik gibi geleneksel İslam kitap sanatlarını Cumhuriyet kuşaklarına öğreterek kültürel sürekliliği sağlamasıdır.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1Hüsn-i hat, ebru, ciltçilik, okçuluk ve gül yetiştiriciliği gibi pek çok alanda üstat olduğu için Necmeddin Okyay’a verilen unvan aşağıdakilerden hangisidir?

  2. 2Necmeddin Okyay’ın ebru sanatına kazandırdığı ve kendi adıyla (“Necmeddin Ebrusu” olarak) anılan özgün üslup aşağıdakilerden hangisidir?

  3. 3Necmeddin Okyay, İstanbul Üsküdar’daki hangi tarihi camide 40 yıl boyunca imam-hatiplik görevini yürütmüştür?

  4. 4Aşağıdakilerden hangisi Necmeddin Okyay’ın ustalıkla icra ettiği sanat, zanaat veya spor dallarından biri değildir?

  5. 5Necmeddin Okyay’ın hem ibadet görevini hem de sanat uğraşlarını en güzel, sağlam ve kusursuz biçimde yapmaya özen göstermesi İslam ahlakındaki hangi kavramla doğrudan ilişkilidir?

  6. 6Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.

    • Necmeddin Okyay, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geleneksel Türk-İslam kitap sanatlarının aktarılmasında köprü vazifesi görmüştür.
    • Necmeddin Okyay bildiği sanatların sırlarını hiç kimseye öğretmemiş ve öğrenci yetiştirmemiştir.
    • Geleneksel Türk okçuluğuna (kemankeşliğe) olan sevgisinden dolayı Soyadı Kanunu çıktığında “Okyay” soyadını almıştır.
    • Necmeddin Okyay bahçesinde 400’den fazla gül çeşidi yetiştirerek gülcülük alanında ödüller kazanmıştır.
    • İslam dini müminlerin sanat, estetik ve sporla ilgilenmesini hoş karşılamaz.
  7. 7Necmeddin Okyay ile ilgili aşağıdaki kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  8. 8Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.

    1. Necmeddin Okyay 1883 yılında İstanbul’un semtinde dünyaya gelmiştir.
    2. Necmeddin Okyay, 1915 yılında kurulan (Hattatlar Mektebi) ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde hocalık yapmıştır.
    3. Necmeddin Okyay ebru ve cilt sanatındaki birikimini yeğeni ve öğrencisi olan Düzgünman’a aktarmıştır.
    4. Gül ve çiçek yetiştirme uzmanlığına geleneksel kültürümüzde adı verilir.
    5. Hz. Peygamber’in “Allah ve güzelliği sever” hadisi İslam estetiğinin ve sanat anlayışının temel kaynağıdır.
  9. 9“Hayatın Anlamı” ünitesi kapsamında Hezarfen Necmeddin Okyay’ın hayatından günümüz gençlerinin çıkarabileceği üç temel dersi (zaman yönetimi, estetik/sanat duyarlılığı ve mesleki ahlak yönlerinden) açıklayınız.

Kısaca

  • Kimdir? 1883 yılında İstanbul Üsküdar’da doğan, 1976’da vefat eden; hafız, âlim, Üsküdar Yeni Valide Camii’nde 40 yıl görev yapmış imam-hatip ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi hocasıdır.
  • Hezarfen (Bin Sanatlı) Ünvanı: Hüsn-i hat (güzel yazı), ebru, klasik ciltçilik, aharcılık (kâğıt cilalama), is mürekkebi imali, tuğrakeşlik, kemankeşlik (okçuluk) ve gülcülük gibi ondan fazla alanda üstat olduğu için “Hezarfen” lakabıyla tanınmıştır.
  • Çiçekli Ebru (Necmeddin Ebrusu): Ebru sanatında lale, karanfil, gelincik, sümbül, papatya ve menekşe gibi çiçek figürlerini tekne üzerinde stilize ederek dünyada “Necmeddin Ebrusu” (Çiçekli Ebru) olarak bilinen tarzı ilk kez icat etmiştir.
  • Kültürel Köprü ve Hocalığı: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e klasik Türk-İslam sanatlarının unutulmadan yeni nesillere (Mustafa Düzgünman, Uğur Derman, Ali Alparslan vb.) aktarılmasında en önemli köprü olmuştur.
  • Ahlaki Örnekliği: Tevazusu, hocalarına vefası, “Allah güzeldir, güzelliği sever” ilkesiyle her işi ihsan mertebesinde yapması ve vaktini hiç boşa harcamamasıyla gençler için müstesna bir modeldir.

Bu dersin öteki kaynakları