İçeriğe geç

11. sınıf · Temel Dinî Bilgiler · 2. hafta (21-25 Eylül 2026)

İnsanın Değeri, Sorumluluğu, İlkeli Yaşamak ve Necmeddin Okyay

1. Ünite: Hayatın Anlamı teması · Konu özeti

Etkinlikler
Bu hafta

Birinci hafta dersimizde insanın yaratılış gayesine ve sorumluluk alanlarına genel bir giriş yapmıştık. Bu haftaki dersimizde ise bilginin hikmete dönüştüğü marifet ve marifetullah bilincini, sorumluluk halkalarının Kur'an ve sünnetteki delillerini, sıratımüstakim üzere ilkeli yaşamanın temel erdemlerini (izzet, onur, iffet, çalışkanlık, öz güven ve ihsan) ve bu değerleri hayatında birleştiren örnek şahsiyet Hezarfen Necmeddin Okyay'ı (1883-1976) ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

İnsanın Değeri, Halifeliği ve Marifetullah Bilinci

İslam inancına göre insan, başıboş bırakılmış (Kıyâme, 36) tesadüfi bir varlık değil; Tîn suresi 4. ayette bildirildiği üzere ahsenitakvim (en güzel biçim ve donanım) üzere yaratılmış, İsrâ suresi 70. ayette vurgulandığı gibi tertemiz rızıklarla donatılarak yaratılmışların pek çoğuna üstün kılınmış (eşrefimahlukat) seçkin bir varlıktır. Bakara suresi 30. ayette insanın yeryüzünde Allah'ın iradesine uygun biçimde imar ve adaleti gerçekleştirecek bir halife olduğu, Ahzâb suresi 72. ayette ise göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindiği emaneti (akıl, irade ve kulluk sorumluluğunu) insanın üstlendiği haber verilir.

İnsanı diğer canlılardan ayıran temel cevher akıl ve iradedir. Ancak bilginin (ilmin) insanı hakikate ulaştırması için faydalı ilim olması gerekir; nitekim Hz. Peygamber *'Allah'ım! Fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten... sana sığınırım'* (Müslim, Zikir, 73) diye dua etmiştir. İslam düşüncesinde ham bilginin tefekkür ve içselleştirmeyle hikmete dönüşmüş üst mertebesine marifet, insanın kendi yaratılışını ve kâinatı tefekkür ederek Yaratıcısını tanımasına ise marifetullah denir. Bu hakikat 'Men arafe nefsehû fekad arafe Rabbehû' (*'Kendini bilen Rabbini bilir'*) özdeyişiyle özetlenmiştir.

İnsanın Yaratılış Değeri ve İlimden Marifetullaha Yükseliş Kur'an'da İnsanın Konumu • Ahsenitakvim: En güzel biçim (Tîn, 4) • Eşrefimahlukat: En şerefli varlık (İsrâ, 70) • Halife: Yeryüzünü imar eden (Bakara, 30) • Emanet Sahibi: Akıl ve irade (Ahzâb, 72) • Yaratılış Gayesi: Kulluk (Zâriyât, 56) Bilginin Hikmete Dönüşüm Basamakları 1. Faydalı İlim (Doğru Bilgi) 2. Marifet (Tefekkür ve İçselleştirme) 3. Marifetullah (Rabbini Tanıma) "Kendini bilen Rabbini bilir"

İnsanın Dört Sorumluluk Halkası: Rabbe, Kendine, Topluma ve Doğaya Karşı

Yeryüzünde halife kılınan insanın sorumlulukları dört ana halkada toplanır: 1. Rabbine Karşı Sorumluluğu: Yaratıcısını tanıyıp yalnızca O'na ibadet etmek (Zâriyât, 56). 2. Kendine Karşı Sorumluluğu: Emanet olarak verilen beden ve ruh sağlığını korumak, aklını zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak ve ibadette bile aşırılığa kaçmamaktır. Nitekim Hz. Peygamber, geceleri hiç uyumadan namaz kılıp gündüzleri aralıksız oruç tutmaya çalışan sahabi Abdullah bin Amr'ı *'Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır, gözlerinin senin üzerinde hakkı vardır, eşinin ve misafirlerinin senin üzerinde hakkı vardır'* (Buhârî, Savm, 54) diyerek uyarmıştır.

3. Ailesine ve Topluma Karşı Sorumluluğu: Anne babaya iyilik etmek, akraba bağlarını gözetmek (sılayırahim) ve toplumsal kötülüklere engel olmaktır. Resulullah (s.a.v.) toplumu iki katlı bir gemideki yolculara benzetmiş; alt kattakilerin su almak için geminin tabanını delmesine üst kattakiler engel olmazsa herkesin birlikte batacağını, engel olurlarsa herkesin kurtulacağını bildirmiştir (Buhârî, Şirket, 6). 4. Doğaya ve Çevreye Karşı Sorumluluğu: Allah'ın kâinata koyduğu ölçü ve dengeyi (mîzan) bozmamak (Rahmân, 7-8; Rûm, 41), akan bir nehrin kenarında abdest alırken bile suyu israf etmemek ve *'Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz'* hadisi gereğince doğayı imar etmektir.

Sorumluluk AlanıTemel Görev ve İlkelerAyet ve Hadis Delilleri
Rabbine Karşıİman, marifetullah, ibadet, dua ve şükürZâriyât, 56 ('Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım')
Kendine KarşıRuh ve beden sağlığını koruma, ilim öğrenme, itidalAbdullah bin Amr hadisi ('Bedeninin ve gözlerinin senin üzerinde hakkı vardır')
Aile ve Topluma KarşıSılayırahim, adalet, yardımlaşma, kötülüğü önlemeBuhârî 'Şirket' 6 (Geminin tabanını delenlere engel olma temsili)
Doğaya ve Çevreye KarşıEkolojik dengeyi (mîzan) koruma, israftan kaçınmaRahmân, 7-8 (Mîzan); Rûm, 41; Kıyamet koparken hurma fidanı dikme hadisi
İnsanın Dört Sorumluluk Halkası (Emanet Bilinci) 1. Rabbine Karşı Sorumluluğu Yaratıcısını tanımak, yalnızca O'na ibadet, dua ve şükürde bulunmak (Zâriyât, 56) 2. Kendine Karşı Sorumluluğu Ruh ve beden sağlığını korumak, itidal: "Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır" (Abdullah b. Amr) 3. Aile ve Topluma Karşı Sorumluluğu Sılayırahim, yardımlaşma ve kötülüğü önleme: Gemi Temsili Hadisi (Buhârî, Şirket, 6) 4. Doğaya ve Çevreye Karşı Sorumluluğu Mîzanı (dengeyi) korumak (Rahmân, 7-8), israf etmemek ve kıyamette bile fidan dikmek

İlkeli Yaşamak, Sıratımüstakim ve Mehmet Akif Ersoy'un Ahde Vefası

İnsanın inandığı ahlaki değerleri şartlar ne olursa olsun korumasına, çıkarlarına göre yön değiştirmeyip sözü ile davranışları arasında tam bir tutarlılık sergilemesine ilkeli yaşamak denir. İslam'da ilkeli hayatın ana ekseni, her gün namazların her rekâtında Fâtiha suresi 6. ayetle Allah'tan istediğimiz sıratımüstakim (dosdoğru yol) çizgisidir. Sıratımüstakim; inançta, ibadette ve ahlakta ifrat (aşırılık) ile tefrit (ihmalkârlık/gevşeklik) uçlarından uzak durarak itidal (denge ve orta yol) üzere yaşamaktır (Hûd, 112: *'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!'*).

Yakın tarihimizde ilkeli duruşun ve ahde vefanın en çarpıcı örneklerinden biri İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'dur. Beylerbeyi'nde oturan Mehmet Akif, yakın dostu Mithat Cemal Kuntay ile öğle yemeğinde Çapa'daki evinde buluşmak üzere sözleşmiş; o gün vapur ve tramvayların bile çalışmadığı korkunç bir kar fırtınası çıkmasına rağmen sırılsıklam hâlde yürüyerek tam vaktinde arkadaşının kapısını çalmıştır. Arkadaşının şaşkınlığı üzerine söylediği 'Gelmemem için kar, tipi kâfi değil, vefat etmem lazımdı; çünkü söz vermiştim!' cevabı ile paltosu olmadığı hâlde İstiklal Marşı için verilen 500 liralık para ödülünü reddedip Darü'l-Mesâî vakfına bağışlaması, ilkeli insanın karakter anıtıdır.

İlkeli Yaşamak: Sıratımüstakim Dengesi ve Mehmet Akif'in Ahde Vefası TEFRİT (Eksiklik) İhmalkârlık, gevşeklik, korkaklık ve cimrilik SIRATIMÜSTAKİM Dosdoğru Orta Yol (İtidal) Cesaret, cömertlik, dürüstlük (Fâtiha, 6 / Hûd, 112) İFRAT (Aşırılık) Ölçüyü aşma, katılık, saldırganlık ve savurganlık Örnek Duruş: Mehmet Akif Ersoy'un Sözüne Sadakati "Gelmemem için kar, tipi kâfi değil, vefat etmem lazımdı; çünkü söz vermiştim!" (Mithat Cemal Kuntay'a)

İlkeli İnsanın Temel Erdemleri: İzzet, Onur, İffet ve Çalışkanlık

İlkeli bir müminin şahsiyetini ayakta tutan temel değerlerin başında izzet ve onur gelir. İzzet, insanın geçici dünya menfaatleri, makam veya korku karşısında zillete düşmemesi, kula kul olmayıp yalnızca Allah'a boyun eğerek dik ve vakur durmasıdır (Münâfikûn suresi 8. ayet: *'İzzet ve üstünlük Allah'ın, Resulünün ve müminlerindir'*). Onur ise insanın yaratılıştan gelen haysiyetini ve öz saygısını korumasıdır. Mekkeli müşriklerin davasından vazgeçmesi karşılığında servet ve liderlik teklif etmeleri üzerine Hz. Peygamber'in amcası Ebu Talib'e verdiği 'Güneşi sağ elime, ayı da sol elime koysalar yine de bu davadan vazgeçmem!' cevabı, nebevi izzet ve ilkeli duruşun zirvesidir.

Diğer iki temel ilke iffet ve çalışkanlıktır. İffet, sadece namusu korumakla sınırlı olmayıp; insanın yeme, içme ve bedeni hazlarda ölçülü olması, elini, dilini, gözünü, aklını ve kalbini her türlü haramdan, çirkinlikten ve başkasının malına tamah etmekten uzak tutmasıdır. Çalışkanlık ve planlılık ise zaman nimetini israf etmemek ve İnşirâh suresi 7. ayetteki *'Bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul!'* emri doğrultusunda sürekli üretken olmaktır; nitekim Hz. Peygamber Allah katında en sevimli amelin 'az da olsa devamlı yapılan iş' olduğunu bildirmiştir.

İlkeli Müminin Karakter Taşları: İzzet, Onur, İffet ve Çalışkanlık İZZET VE ONUR (Münâfikûn, 8) Menfaat karşısında eğilmemek, yalnız Allah'a kul olmak ("Güneşi sağ elime, ayı sol elime...") İFFET (El, Dil, Göz ve Kalp Temizliği) Bedeni hazlarda ölçülü olmak; aklı, kalbi ve dili her türlü haram ve çirkinlikten korumak ÇALIŞKANLIK, PLANLILIK VE DEVAMLILIK (İnşirâh Suresi, 7. Ayet) "فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ" → "Bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul!" Hadis-i Şerif: "Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır."

Öz Güven, Tevekkül ve Yalnızlık Sınavı Olarak İhsan Bilinci

İlkeli bir Müslüman öz güven ve cesaret (şecaat) sahibidir; sahip olduğu yeteneklerin farkındadır ve haksızlıklar karşısında doğruları savunmaktan çekinmez. Ancak İslam'da öz güven asla kibre ve büyüklenmeye dönüşmez (Nahl, 23: *'Şüphesiz Allah kibirlenenleri sevmez'*). Mümin, elinden gelen bütün maddi hazırlığı ve çalışmayı eksiksiz yaptıktan sonra işin sonucunu Allah'a bırakarak tevekkül eder; başarısını kendi nefsine değil Allah'ın lütfuna bağlar.

İlkeli yaşamanın en büyük ve gerçek sınavı ise hiç kimsenin görmediği yalnızlık anlarında verilir. Toplumsal baskı veya gösteriş (riya) olmadan, karanlıkta ve tenhada bile aynı ahlaki ilkeleri koruyabilmek ancak ihsan bilinciyle mümkündür. Meşhur Cibril Hadisi'nde Hz. Peygamber ihsanı şöyle tanımlamıştır: 'İhsan, Allah'ı görüyormuşçasına O'na kulluk etmendir; çünkü sen O'nu görmesen de O seni mutlaka görmektedir.' (Müslim, İman, 1). İhsan bilincine ulaşan insan, her an ilahi gözetim altında olduğunu bildiği için gizlide de açıkta da ilkelerinden taviz vermez.

Öz Güven, Tevekkül ve Yalnızlık Sınavı Olarak İhsan Bilinci Kibre Düşmeyen Öz Güven & Tevekkül • Yeteneklerinin farkında olup sorumluluk almaktan ve hakkı savunmaktan çekinmemek. • Başarıyı kendinden bilip kibre kapılmamak (Nahl, 23: "Allah kibirlenenleri sevmez"). • Tedbiri alıp sonucu Allah'a bırakmak (Tevekkül). İhsan Bilinci (Cibril Hadisi) • İlkeli yaşamanın en büyük sınavı kimsenin görmediği yalnızlık anlarıdır. "Allah'ı görüyormuşçasına kulluk etmendir; sen O'nu görmesen de O seni görmektedir." Gizlide ve açıkta tam dürüstlük

Örnek Bir Şahsiyet: Hezarfen Necmeddin Okyay (1883-1976)

1883 yılında İstanbul Üsküdar'da doğan Mehmed Necmeddin Okyay, ilkeli, çalışkan ve çok yönlü Müslüman şahsiyetin yakın tarihimizdeki en müstesna örneklerinden biridir. Genç yaşta hafızlığını tamamlayan ve babasının vefatı üzerine Üsküdar Yeni Valide Camii'nde 40 yıl boyunca imamlık ve hatiplik yapan Necmeddin Hoca, aynı zamanda Güzel Sanatlar Akademisi'nde (Mimar Sinan Üniversitesi) 33 yıl hocalık yaparak yüzlerce öğrenci yetiştirmiştir. Hat, ebru, ciltçilik, okçuluk, gülcülük, mürekkepçilik ve ahşap oymacılığı gibi pek çok alanda üstat olduğu için kendisine 'Hezarfen' (bin fenli / çok sanatlı) unvanı verilmiştir.

Ebru sanatında dünyada ilk kez lale, karanfil, sümbül ve gelincik gibi çiçek motiflerini tekne üzerinde işleyerek literatüre 'Necmeddin Ebrusu' (Çiçekli Ebru) tarzını ve yazılı ebruyu kazandıran Okyay, İstanbul'un işgalden kurtulduğu 6 Ekim 1923 gecesi sevincini 'Gel keyfim gel' yazılı ünlü ebrusuyla ölümsüzleştirmiştir. Aynı zamanda büyük bir talik hat üstadı ve geleneksel Türk okçuluğunun (kemankeşlik - 'Okyay' soyadını buradan almıştır) son halkası olan sanatçı, Üsküdar'daki bahçesinde Latince adlarına kadar bildiği 400 çeşit gül yetiştirmiştir. Bütün bu dehasına rağmen *'Oğlum, ben her şeye merak ettim ama kendim bir şey olamadım'* diyecek kadar derin bir tevazuya sahip olan Necmeddin Okyay'ı ziyaret eden dünyaca ünlü İslam âlimi Prof. Dr. Muhammed Hamîdullah, onun için 'Bakıyyetü's-sâlihîn' (*'Salih insanların günümüze kalan son temsilcisi'*) ifadesini kullanmıştır.

Sanat / Hizmet AlanıHezarfen Necmeddin Okyay'ın Katkısı ve İlkeli Duruşu
Din Hizmeti ve HafızlıkHafız ve kurra; Üsküdar Yeni Valide Camii'nde 40 yıl aralıksız imam-hatiplik
Ebru Sanatı'Necmeddin Ebrusu' (çiçekli ebru) ve yazılı ebru mucidi ('Gel keyfim gel' eseri)
Hüsnühat ve Kitap SanatlarıCelî talik hat üstadı, klasik ciltçilik, âharlı kâğıt ve is mürekkebi üretimi
Geleneksel Türk OkçuluğuKemankeş (okçuluk üstadı), Okspor'un kurucusu ('Okyay' soyadının kaynağı)
Gül Yetiştiriciliği (Şükûfeperver)Üsküdar'daki bahçesinde Latince isimlerini bildiği 400 çeşit gül yetiştirmesi
Ahlaki Şahsiyeti ve TevazusuMuhammed Hamîdullah'ın 'Bakıyyetü's-sâlihîn' övgüsü ve derin tevazu ahlakı
Örnek Şahsiyet: Hezarfen Mehmed Necmeddin Okyay (1883 - 1976) Hafız ve İmam-Hatip Üsküdar Yeni Valide Camii'nde 40 yıl imamlık ve hatiplik Necmeddin Ebrusu Mucidi Dünyada ilk çiçekli ve yazılı ebru ("Gel keyfim gel" - 1923) Hattat, Kemankeş, Gülcü Talik hat üstadı, okçuluk ("Okyay") ve bahçesinde 400 çeşit gül Tevazu ve İlkeli Duruşun Zirvesi: "Bakıyyetü's-Sâlihîn" • Prof. Dr. Muhammed Hamîdullah: "O, bakıyyetü's-sâlihîn (salihlerin kalan son temsilcisi) idi." • Kendi Tevazusu: "Oğlum, ben her şeye merak ettim ama kendim bir şey olamadım."

Örnekler

  1. Örnek 1İslam düşüncesinde 'ilim', 'marifet' ve 'marifetullah' kavramları arasındaki ilişkiyi 'Kendini bilen Rabbini bilir' ilkesi çerçevesinde açıklayınız.

    Cevabı göster

    İlim, varlık ve olaylar hakkında edinilen doğru bilgidir; bu bilginin tefekkür edilerek kalpte içselleştirilmesi ve hikmete dönüşmesi ise marifettir. İnsan kendi yaratılışındaki kusursuzluğu (ahsenitakvim), acizliğini ve kendisine verilen nimetleri tefekkür ettiğinde ('Kendini bilen...'), kendisini yoktan var eden Yaratıcısının sonsuz kudret ve rahmetini tanır ki bu en üst idrak mertebesine marifetullah denir.

  2. Örnek 2Hz. Peygamber'in toplumsal sorumluluğu anlatmak için verdiği 'gemi temsili' hadisini (Buhârî, Şirket, 6) açıklayınız.

    Cevabı göster

    Hz. Peygamber toplumu iki katlı bir gemiye binen yolculara benzetmiştir: Geminin alt katındakiler yukarıdakileri rahatsız etmemek bahanesiyle su almak için geminin tabanını delmeye kalkıştıklarında, üst kattakiler 'bize ne' diyerek onlara engel olmazlarsa gemi su alır ve herkes birlikte batar; eğer ellerinden tutup kötülüğe engel olurlarsa hem kendilerini hem de onları kurtarmış olurlar. Bu hadis, toplumsal kötülüklere karşı duyarsız kalınamayacağını gösterir.

  3. Örnek 3Mehmet Akif Ersoy'un hayatından ilkeli yaşama ve ahde vefaya dair verilen iki örneği yazınız.

    Cevabı göster

    1. Sözüne Sadakati: Dondurucu bir kar fırtınasında vapur ve tramvaylar çalışmadığı hâlde, arkadaşı Mithat Cemal Kuntay'a verdiği yemek sözünü tutmak için Beylerbeyi'nden Çapa'ya kadar yürüyerek gitmiş ve *'Gelmemem için kar, tipi kâfi değil, vefat etmem lazımdı; çünkü söz vermiştim'* demiştir. 2. İстиğnası ve Onuru: Sırtında paltosu olmadığı kış günlerinde bile İstiklal Marşı için verilen 500 liralık ödülü millete ait bir destandan para alınamayacağı ilkesiyle reddedip hayır kurumuna bağışlamıştır.

  4. Örnek 4İlkeli yaşamanın temel kavramlarından olan 'izzet' ve 'iffet' ne demektir?

    Cevabı göster

    İzzet: İnsanın dünya menfaatleri, makam veya korku karşısında zillete düşmemesi, kula kul olmayıp yalnızca Allah'a boyun eğerek şahsiyetli ve vakur bir duruş sergilemesidir (Münâfikûn, 8). İffet: İnsanın yeme, içme ve bedeni arzularında ölçülü olması; elini, dilini, gözünü, aklını ve kalbini her türlü haram ve çirkinlikten koruyarak helal dairesinde kalmasıdır.

  5. Örnek 5İlkeli bir insanın kimsenin görmediği yalnızlık anlarında bile ahlaki çizgisini korumasını sağlayan 'ihsan' bilinci nedir?

    Cevabı göster

    Cibril hadisinde açıklandığı üzere ihsan, *'Allah'ı görüyormuşçasına O'na kulluk etmendir; çünkü sen O'nu görmesen de O seni mutlaka görmektedir'* bilincidir. Bu bilince sahip bir mümin, insanların görmediği tenha ortamlarda bile Allah'ın kendisini her an görüp gözettiğini bildiği için ilkelerinden ve dürüstlükten asla taviz vermez.

  6. Örnek 6Necmeddin Okyay'a neden 'Hezarfen' unvanı verilmiştir ve Prof. Dr. Muhammed Hamîdullah onun şahsiyetini hangi ifadeyle tanımlamıştır?

    Cevabı göster

    Necmeddin Okyay; hafızlık ve imam-hatipliğinin yanı sıra ebru (çiçekli ve yazılı ebru mucidi), hat (talik), ciltçilik, okçuluk (kemankeş), mürekkepçilik ve gül yetiştiriciliği gibi pek çok sanatta üstat olduğu için kendisine 'bin fenli / çok sanatlı' anlamında Hezarfen denmiştir. Prof. Dr. Muhammed Hamîdullah ise onun ilkeli, zarif ve mütevazı şahsiyetini 'Bakıyyetü's-sâlihîn' (*'Salih insanların günümüze kalan son temsilcisi'*) sözüyle ifade etmiştir.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1Tîn suresi 4. ayette geçen ve insanın bedenen, aklen ve ruhen 'en güzel biçim ve kıvamda' yaratıldığını ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?

  2. 2Gece sabaha kadar uyumadan namaz kılıp gündüzleri sürekli oruç tutarak bedenini yıpratan sahabiyi 'Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır, gözlerinin ve ailenin senin üzerinde hakkı vardır' diyerek itidale (dengeye) davet eden Hz. Peygamber, bu uyarısını hangi sahabiye yapmıştır?

  3. 3İnançta, ibadette ve ahlaki davranışlarda 'ifrat' (aşırılık) ile 'tefrit' (ihmalkârlık/gevşeklik) uçlarından uzak durarak Fâtiha suresinde istenen dosdoğru orta yol üzere yaşamayı ifade eden kavram hangisidir?

  4. 4Üsküdar Yeni Valide Camii'nde 40 yıl imam-hatiplik yapan, dünyada ilk kez çiçekli ebruyu ('Necmeddin Ebrusu') geliştiren, kemankeşliği nedeniyle 'Okyay' soyadını alan ve Muhammed Hamîdullah'ın 'Bakıyyetü's-sâlihîn' diye övdüğü örnek şahsiyet kimdir?

  5. 5Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.

    • Bakara suresi 30. ayete göre insan, yeryüzünü imar etmek ve adaleti sağlamak üzere 'halife' olarak yaratılmıştır.
    • İslam'a göre bir kimsenin kendi bedenine zarar vermesi veya su kaynaklarını israf etmesi sadece kişisel bir tercihtir, sorumluluk doğurmaz.
    • Münâfikûn suresi 8. ayette bildirildiği üzere gerçek izzet (şeref ve üstünlük) Allah'a, Resulüne ve müminlere aittir.
    • İslam'da öz güven sahibi olmak, insanın kendi başarısıyla övünüp kendisini diğer insanlardan üstün görmesini gerektirir.
    • Hezarfen Necmeddin Okyay, İstanbul'un işgalden kurtuluşu (6 Ekim 1923) sevincini 'Gel keyfim gel' yazılı ünlü ebrusuyla sanatına yansıtmıştır.
  6. 6Aşağıdaki kavramları açıklamalarıyla eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  7. 7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.

    1. Ahzâb suresi 72. ayette göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindiği, ancak insanın üstlendiği sorumluluğa adı verilir.
    2. Rahmân suresi 7-8. ayetlerde Allah'ın evrene koyduğu ve insanların bozmaması emredilen ekolojik ölçü ve dengeye denir.
    3. Herhangi bir konuda olması gereken orta yolun ve ölçünün üzerine çıkarak aşırılığa kaçmaya adı verilir.
    4. İnsanın üzerine düşen bütün hazırlık ve çalışmayı yaptıktan sonra işin sonucunu Allah'a bırakıp O'na güvenmesine denir.
    5. Geleneksel Türk okçuluğunda yay çeken ve ok atan ustalara adı verilir.
  8. 8Hezarfen Necmeddin Okyay'ın hem 40 yıl cami imam-hatipliği yapması hem de ebru, hat, okçuluk ve gül yetiştiriciliği gibi alanlarda zirveye ulaşırken 'Ben her şeye merak ettim ama kendim bir şey olamadım' diyebilmesi, İslam'ın 'çalışkanlık, estetik ve tevazu' ilkeleri açısından bize nasıl bir model sunmaktadır?

Kısaca

  • İnsan, ahsenitakvim (en güzel biçim - Tîn, 4) ve eşrefimahlukat (yaratılmışların en şereflisi - İsrâ, 70) olarak yaratılmış; yeryüzünde iyiliği ve adaleti tesis etmek üzere halife (Bakara, 30) kılınarak ilahi emaneti (Ahzâb, 72) üstlenmiştir.
  • İlim öğrenmenin nihai hedefi marifet (varlığın hakikatini tefekkürle kavramak) ve 'Kendini bilen Rabbini bilir' ilkesiyle marifetullaha (Allah'ı hakkıyla tanımaya) ulaşmaktır.
  • İnsanın sorumlulukları Rabbine, kendine, ailesine/topluma (sılayırahim ve gemi hadisi bilinci) ve doğaya/çevreye (mîzanı koruma ve kıyamet koparken bile fidan dikme) karşı olmak üzere dört halkadan oluşur.
  • İlkeli yaşamak, her şartta sıratımüstakim (ifrat ve tefritten uzak dosdoğru orta yol - Fâtiha, 6) üzere kalmak ve Mehmet Akif Ersoy'un kar fırtınasında sözünü tutması gibi sarsılmaz bir sadakat göstermektir.
  • İlkeli bir müminin karakterini izzet (yalnızca Allah'a boyun eğen şahsiyetli duruş), onur, iffet (bedeni, aklı, kalbi ve dili çirkinlikten koruma), çalışkanlık (İnşirâh, 7), kibre düşmeyen öz güven, tevekkül ve ihsan bilinci şekillendirir.
  • Hezarfen Necmeddin Okyay (1883-1976); hafızlığı, 40 yıllık imam-hatipliği, çiçekli ve yazılı ebru (Necmeddin Ebrusu) mucitliği, talik hat üstatlığı, kemankeşliği (okçuluğu) ve 400 çeşit gül yetiştiren zarafetiyle Prof. Dr. Muhammed Hamîdullah tarafından 'bakıyyetü's-sâlihîn' (salihlerin kalan son temsilcisi) olarak nitelendirilmiştir.

Bu dersin öteki kaynakları