Fıkıh usulünde müçtehitlerin şer'i-ameli hükümleri çıkarırken başvurdukları kaynaklara edille-i şer'iyye (şer'i deliller) adı verilir. İslam alimlerinin üzerinde ittifak ettiği dört temel kaynağa asli deliller (edille-i erbaa) denir ve bunlar sırasıyla Kitap (Kur'an-ı Kerim), Sünnet, İcma ve Kıyastır. Doğrudan vahye dayanan Kitap ve Sünnet 'nas' olarak adlandırılır ve bütün fıkhi hükümlerin ana omurgasını oluşturur.
Edille-i Şer'iyye Kavramı ve Delillerin Sıralaması
Sözlükte 'yol gösteren, rehber ve kılavuz' anlamına gelen delil (çoğulu edille), fıkıh usulünde mükelleflerin fiillerine ilişkin şer'i-ameli bir hükmü bilmeye ulaştıran kaynağı ifade eder. İslam hukukunun delilleri asli deliller (Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas) ve bunlara dayanan fer'î (tâli / yardımcı) deliller (istihsan, istıslah/mesâlih-i mürsele, örf, sedd-i zerâi, istıshab, sahabi kavli, şer'u men kablenâ) olmak üzere iki gruba ayrılır.
Kitap ve Sünnet bizzat vahiy kaynaklı olduğu için naklî deliller (veya nas) olarak anılırken; Kıyas ve fer'î delillerin önemli bir kısmı nasların ışığında akıl yürütmeye dayandığı için aklî / içtihadî deliller niteliğindedir. Müçtehit bir meselenin hükmünü araştırırken keyfî hareket edemez; deliller arasındaki hiyerarşik sırayı takip etmekle yükümlüdür.
Deliller arasındaki bu başvuru sırasının en açık dayanağı, Hz. Peygamber'in (sav) Yemen'e kadı ve muallim olarak gönderdiği Muâz bin Cebel ile yaptığı konuşmadır. Hz. Peygamber ona ne ile hükmedeceğini sorduğunda Muâz bin Cebel sırasıyla 'Allah'ın Kitabı ile, onda bulamazsam Resulullah'ın Sünneti ile, onda da bulamazsam kendi re'yimle içtihat ederim' cevabını vermiş ve Hz. Peygamber bu yöntemi memnuniyetle onaylamıştır.
Birinci Asli Delil: Kitap (Kur'an-ı Kerim)
Fıkıh usulünde el-Kitâb, Yüce Allah tarafından Hz. Muhammed'e (sav) Cebrail aracılığıyla Arapça olarak indirilen, Mushaflarda yazılan ve nesilden nesile mütevatir (yalan üzere birleşmesi imkânsız toplulukların aktarımı) yoluyla hiçbir değişikliğe uğramadan ulaşan son ilahi kelamdır. Kur'an-ı Kerim, İslam hukukunun birinci ve en üstün kaynağıdır; diğer bütün deliller meşruiyetini Kur'an'dan alır.
Kur'an-ı Kerim'de inanç, ahlak ve kıssaların yanı sıra ibadetler, aile hukuku, miras, ticaret, borçlar ve cezalar gibi fıkhi konularla doğrudan ilgili yaklaşık 500 ahkâm ayeti yer alır. Kur'an ayetlerinin tamamı bize mütevatir yolla ulaştığı için sübûtu (varlığı ve aidiyeti) kat'îdir (kesindir). Ayetlerin hükmü gösterme biçimi olan delâleti ise iki türlüdür: Miras payları veya zekât/namaz emri gibi tek bir açık anlam taşıyan ayetler delâleti kat'î; birden fazla yoruma açık olan (müşterek veya genel) lafızlar ise delâleti zannî kabul edilir ve içtihada alan açar.
Kur'an-ı Kerim'in fıkhi hükümleri koyarken izlediği temel ilkeler şunlardır: 1) Kolaylık ve sıkıntıyı giderme (yüsr ve adem-i harac) (Bakara, 185), 2) Tedricilik (hükümlerin toplumun alışması için aşama aşama indirilmesi), 3) Tekliflerin azlığı ve güç yetirilebilir olması ve 4) Hükümlerin zaman ve mekân üstü esnekliğini korumak amacıyla çoğu kez küllî (genel ilkeler) ve mücmel (özlü) biçimde vaz'edilmesidir.
İkinci Asli Delil: Sünnet ve Kur'an İle İlişkisi
Fıkıh usulünde Sünnet, Hz. Peygamber'in (sav) dinî hüküm kaynağı olan sözleri (kavlî sünnet / hadis), davranış ve uygulamaları (fiilî sünnet) ile sahabenin yaptığı bir işi görüp veya duyup onaylaması (takrirî sünnet) demektir. Haşr suresi 7. ayette «Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasakladıysa ondan vazgeçin» ve Nisâ suresi 80. ayette «Kim Resul'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur» buyrularak Sünnetin bağlayıcı bir delil (hüccet) olduğu kesinleştirilmiştir.
Sünnet, bize ulaşma (rivayet) gücüne ve ravi sayısına göre üçe ayrılır: 1) Her nesilde yalan üzere birleşmesi imkânsız toplulukların aktardığı Mütevatir Sünnet (sübûtu kat'îdir; beş vakit namazın rekâtları gibi), 2) İlk asırda âhâd iken ikinci ve üçüncü asırlarda yaygınlaşıp şöhret bulan Meşhur Sünnet, 3) Tevatür ve şöhret derecesine ulaşmayan, bir veya birkaç sahabinin rivayet ettiği Âhâd Sünnet (Haber-i Vâhid). Sahih olan haber-i vâhidler zann-ı gâlip ifade eder ve ameli konularda kendisiyle amel edilmesi vaciptir.
Sünnetin Kur'an-ı Kerim karşısındaki en önemli işlevi beyan (açıklama) görevidir (Nahl suresi, 44. ayet) ve dört şekilde gerçekleşir: 1) Kur'an'ın getirdiği hükmü teyit ve tekit eder (anne-babaya iyilik, haksız mal yememe), 2) Kur'an'da mücmel (kapalı/özlü) bırakılan emirleri açıklar ve tefsir eder (namazın kılınışı, zekât nisapları, haccın menasiki), 3) Kur'an'ın mutlak hükmünü kayıtlar (takyid) veya genel hükmünü özelleştirir (tahsis), 4) Kur'an'da değinilmeyen bir meselede bağımsız yeni bir hüküm koyar (teşri) (ehlî eşek etinin ve yırtıcı kuşların haram kılınması, nineye miras payı verilmesi gibi).
Örnekler
Örnek 1İslam hukukunda asli deliller (edille-i erbaa) nelerdir ve bir müçtehidin hüküm çıkarırken bunlara başvuru sırasını gösteren temel hadis hangisidir?
Cevabı göster
Asli deliller sırasıyla Kitap (Kur'an-ı Kerim), Sünnet, İcma ve Kıyas'tır. Bu sıralamanın temel dayanağı, Hz. Peygamber'in (sav) Yemen'e gönderdiği Muâz bin Cebel'in önce Allah'ın Kitabı, onda bulamazsa Resulullah'ın Sünneti, onda da bulamazsa kendi içtihadıyla hükmedeceğini belirttiği meşhur Muâz bin Cebel hadisidir.
Örnek 2Kur'an-ı Kerim ayetlerinin 'sübût' ve 'delâlet' yönünden kesinlik (kat'îlik) veya zannîlik durumunu açıklayınız.
Cevabı göster
Kur'an-ı Kerim'in tamamı Hz. Peygamber'den (sav) günümüze mütevatir yolla (kesintisiz ve hatasız topluluk aktarımıyla) ulaştığı için bütün ayetlerin sübûtu kat'îdir (kesindir). Ancak ayetlerin manaya işaret etmesi (delâleti), lafzın açıklık derecesine göre kat'î (tek anlamlı) veya zannî (farklı yorumlara açık) olabilir.
Örnek 3Sünnetin mahiyetine (yapısına) göre ayrıldığı üç türü tanımlayarak birer örnek veriniz.
Cevabı göster
1) Kavlî Sünnet: Hz. Peygamber'in (sav) sözleridir («Ameller niyetlere göredir» hadisi). 2) Fiilî Sünnet: Hz. Peygamber'in ibadet ve muamelatı bizzat uygulayarak göstermesidir (abdest alışı, namaz kılışı, hac yapışı). 3) Takrirî Sünnet: Sahabenin yaptığı bir işi görüp ses çıkarmaması ve onaylamasıdır (teyemmüm eden sahabileri onaylaması).
Örnek 4Sünnetin Kur'an-ı Kerim karşısındaki 'mücmeli beyan etme (açıklama)' işlevini namaz ve zekât ibadetleri üzerinden açıklayınız.
Cevabı göster
Kur'an-ı Kerim'de «Namazı kılın, zekâtı verin» emri mücmel (özlü ve ayrıntısız) olarak yer alır. Namazın vakitleri, rekât sayıları, rükünleri ile zekâtın hangi mallardan, hangi nisap miktarıyla ve yüzde kaç oranında verileceği Hz. Peygamber'in (sav) Sünneti tarafından açıklanmıştır (beyan edilmiştir).
Örnek 5Rivayet gücüne göre Mütevatir Sünnet ile Âhâd Sünnet (Haber-i Vâhid) arasındaki farkı belirtiniz.
Cevabı göster
Mütevatir Sünnet, her nesilde yalan üzere birleşmesi aklen imkânsız çok sayıda ravi tarafından aktarılan sünnettir ve Kur'an gibi sübûtu kat'îdir (beş vakit namaz ve hac uygulamaları). Âhâd Sünnet ise tevatür sayısına ulaşmayan bir veya birkaç sahabinin rivayet ettiği hadislerdir; sübûtu zannî olmakla birlikte sahih olduğunda kendisiyle amel etmek vaciptir.
Örnek 6Kur'an-ı Kerim'in hüküm koyma ilkelerinden 'tedricilik' ve 'kolaylık (yüsr)' prensiplerini açıklayınız.
Cevabı göster
Tedricilik, toplumun yerleşik alışkanlıklarını bir anda değiştirmek yerine hükümlerin zaman içinde aşama aşama indirilmesidir (içkinin dört aşamada yasaklanması, namaz ve orucun hicret sonrasında tam farz kılınması). Kolaylık (yüsr) ilkesi ise insan gücünü aşan yükümlülüklerin konmaması ve hastalık/yolculuk gibi zorluk hallerinde ruhsatlar (teyemmüm, seferilik) tanınmasıdır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1İslam hukukunda müçtehitlerin şer'i-ameli hükümleri çıkarırken başvurdukları ve üzerinde ittifak edilen dört asli delil (edille-i erbaa) aşağıdakilerin hangisinde doğru sıralanmıştır?
İslam alimlerinin üzerinde ittifak ettiği dört asli delil (edille-i erbaa) başvuru sırasına göre Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas'tır.
2Hz. Peygamber'in (sav), sahabilerden birinin söylediği sözü veya yaptığı bir davranışı görüp ya da duyup reddetmeyerek sessiz kalması veya güzel karşılamasıyla oluşan sünnet türüne ne ad verilir?
'Takrir' onaylamak ve kabul etmek demektir; Hz. Peygamber'in (sav) sahabenin bir uygulamasını görüp onaylamasına 'takrirî sünnet' denir.
3Kur'an-ı Kerim'de «Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin» (Bakara, 43) buyrulurken namazın rekâtlarının ve zekâtın nisap miktarlarının Sünnetle bildirilmesi, Sünnetin Kur'an karşısındaki hangi görevine örnektir?
Kur'an'da ayrıntısına girilmeden özlü (mücmel) bırakılan hükümlerin Sünnet tarafından açıklanmasına 'mücmeli beyan ve tefsir' görevi denir.
4Birinci asli delil olan Kitap (Kur'an-ı Kerim) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Kur'an ayetlerinin sübûtu kat'î olmakla birlikte bazı ayetlerin delâleti zannîdir (birden fazla anlama açıktır) ve müçtehitler bu ayetler üzerinde içtihat yapar.
5
- Fıkıh usulünde doğrudan vahye dayanan Kitap ve Sünnet delillerine ortak olarak 'nas' adı verilir.
Nas kavramı hem Kur'an ayetlerini hem de Hz. Peygamber'in (sav) sünnetini kapsayan naklî delilleri ifade eder.
- Hz. Peygamber'in (sav) Yemen'e kadı olarak gönderdiği Muâz bin Cebel, bir meselede önce kendi içtihadına, bulamazsa Kur'an'a başvuracağını söylemiştir.
Tam tersine önce Kur'an-ı Kerim'e, onda bulamazsa Sünnete, onda da bulamazsa kendi içtihadına başvuracağını belirtmiştir.
- Kur'an-ı Kerim'de hükümlerin toplum tarafından kolay benimsenmesi için aşama aşama indirilmesine 'tedricilik' ilkesi denir.
Tedricilik, hükümlerin zaman içinde kademeli olarak vaz'edilmesini anlatan önemli bir teşri ilkesidir.
- Hz. Peygamber'in (sav) bir insan olarak yeme-içme, giyinme ve dinlenme tarzı gibi beşerî (cibillî) davranışları bütün Müslümanlar için farz hükmündedir.
Hz. Peygamber'in sırf insan olması hasebiyle yaptığı beşerî/cibillî fiiller bağlayıcı dinî hüküm (farz/vacip) doğurmaz.
- Bir veya birkaç sahabinin rivayet ettiği ve tevatür derecesine ulaşmayan hadislere 'Âhâd Sünnet (Haber-i Vâhid)' adı verilir.
Haber-i vâhid, mütevatir ve meşhur sayısına ulaşmayan rivayetlerdir; sahih olduğunda ameli konularda delildir.
- Fıkıh usulünde doğrudan vahye dayanan Kitap ve Sünnet delillerine ortak olarak 'nas' adı verilir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Fıkıh usulünde açıklandıkça anlaşılmayan, kendisinden ne kastedildiği Sünnetin beyanıyla netleşen özlü lafızlara adı verilir.
- Bir ayet veya hadisin bize gerçekten o kaynaktan ulaşıp ulaşmadığını inceleyen yönüne denir.
- İlk asırda tekil (âhâd) ravilerle nakledildiği hâlde ikinci ve üçüncü asırlarda yaygınlaşıp ümmetçe kabul gören hadislere sünnet denir.
- Sünnetin, Kur'an'da yer alan genel (umumi) bir hükmün kapsamından bazı fertleri çıkarmasına adı verilir.
- İslam hukukunda hükümlerin konuluşunda gözetilen kamu yararı ve iyilik ilkesine kavramıyla işaret edilir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8İslam hukukunun iki asli naklî delili olan Kitap (Kur'an-ı Kerim) ve Sünnetin birbirini nasıl tamamladığını; sübût özellikleri, hüküm koyma ilkeleri ve Sünnetin beyan işlevi çerçevesinde üç aşamada açıklayınız.
1. ipucu: Birinci aşamada Kitap delilinin mahiyetini, sübûtunun kat'îliğini ve ahkâm ayetlerinin çoğunlukla küllî/mücmel oluşunu belirtiniz.
2. ipucu: İkinci aşamada Sünnetin kavlî, fiilî ve takrirî türlerini ve rivayet açısından mütevatir, meşhur ve âhâd sınıflandırmasını açıklayınız.
3. ipucu: Üçüncü aşamada Sünnetin Kur'an'daki mücmel hükümleri nasıl beyan ettiğini, genel hükümleri nasıl tahsis ettiğini ve bağımsız teşri rolünü örneklerle özetleyiniz.
Cevap: Birinci aşamada Kitap (Kur'an-ı Kerim), lafzı ve manasıyla Allah kelamı olup mütevatir yolla bize ulaştığı için sübûtu kat'î olan birinci asli delildir; içindeki ahkâm ayetleri kolaylık ve tedricilik ilkeleriyle çoğunlukla küllî (genel) ve mücmel (özlü) kurallar koyar. İkinci aşamada ikinci asli delil olan Sünnet; Hz. Peygamber'in (sav) kavlî (söz), fiilî (uygulama) ve takrirî (onay) tasarruflarından oluşur ve rivayet gücüne göre mütevatir, meşhur ve âhâd kısımlarına ayrılır. Üçüncü aşamada ise Sünnet, Kur'an'ın ayrılmaz açıklayıcısı (beyanı) olarak işlev görür: Kur'an'ın hükümlerini teyit eder, namaz ve zekât gibi mücmel emirlerin uygulanışını ayrıntılarıyla açıklar, mutlak ve genel hükümleri kayıtlayıp tahsis eder ve Kur'an'da değinilmeyen konularda vahyin rehberliğinde yeni hükümler (teşri) koyarak İslam hukuk sistemini tamamlar.
Kısaca
- Edille-i Şer'iyye ve Sıralama: Fıkhi hükümlerin kaynakları olup asli deliller (edille-i erbaa) sırasıyla Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastır (Muâz bin Cebel hadisi).
- Kitap (Kur'an-ı Kerim): Lafzı ve manasıyla Allah kelamıdır; mütevatir olduğu için sübûtu kat'îdir, delâleti ise kat'î veya zannî olabilir (~500 ahkâm ayeti içerir).
- Kur'an'ın Teşri İlkeleri: Hüküm koyarken tedricilik (aşamalılık), kolaylık (yüsr), sıkıntıyı giderme ve Mekâsıdü'ş-Şerîa (dini, canı, aklı, nesli, malı koruma) gözetilir.
- Sünnetin Çeşitleri: Yapısına göre kavlî, fiilî ve takrirî; rivayet gücüne göre ise mütevatir, meşhur ve âhâd (haber-i vâhid) sünnet olarak üçe ayrılır.
- Sünnetin Beyan İşlevi: Sünnet, Kur'an'daki hükümleri teyit eder, kapalı (mücmel) ayetleri açıklar, mutlakı kayıtlar, umumiyi tahsis eder ve yeni hükümler (teşri) koyar.