Bir toplumun hukuk sistemi, o toplumun karşılaştığı ihtiyaçlarla birlikte yaşayan ve gelişen canlı bir organizmadır. İslam hukuku (fıkıh) da 610 yılında Mekke'de inen ilk vahiyle doğmuş; Medine'de kurulan şehir devletinde kurumsallaşmış, Sahabe ve Tabiîn asırlarında Atlas Okyanusu'ndan Orta Asya'ya yayılan farklı kültürlerin yeni sorunlarına çözüm üreterek dünyanın en köklü hukuk sistemlerinden biri hâline gelmiştir. 1. Ünitemizin bu son dersinde, Hz. Peygamber döneminden başlayarak fıkıh mezheplerinin doğuşuna, Mecelle'ye ve günümüz fıkıh akademilerine uzanan 14 asırlık 'Fıkıh Tarihi' yolculuğunu inceleyeceğiz.
1. Hz. Peygamber (s.a.v.) Dönemi: Vahiy ve Teşri (Yasama) Devri (610 - 632)
Fıkıh tarihinin ilk ve kurucu basamağı, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) peygamberlikle görevlendirildiği 610 yılından vefat ettiği 632 yılına kadar süren 23 yıllık Asr-ı Saadet (Teşri / Yasama) Dönemidir. Bu dönemde hükümlerin tek kaynağı Vahiy (Kur'an-ı Kerim ve onu açıklayan Sünnet) olmuştur. Bu dönem kendi içinde ikiye ayrılır: 13 yıllık Mekke döneminde daha çok tevhid inancı, ahiret bilinci ve temel ahlak ilkeleri yerleştirilmiş; 10 yıllık Medine döneminde ise İslam toplumunun devletleşmesiyle birlikte ibadetler, aile hukuku, ticaret, miras, ceza ve devletler hukukuyla ilgili fıkhi hükümler indirilmiştir. Hz. Peygamber döneminde dini hükümler konulurken üç temel teşri ilkesi gözetilmiştir: 1) Tedrîcîlik (Aşamalı Hüküm Koyma): Toplumun köklü alışkanlıklarını bir anda değiştirmek zor olduğu için namaz, zekât gibi farzlar ve içki, faiz gibi yasaklar zamana yayılarak aşama aşama konulmuştur. 2) Kolaylaştırma (Adem-i Harac / Güçlüğün Kaldırılması): 'Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez' (Bakara, 185) ayeti gereği yolculuk ve hastalıkta ruhsatlar (mesh, teyemmüm, namazları kısaltma) tanınmıştır. 3) Yükümlülüklerin Azlığı (Kıllet-i Tekâlîf): İnsan gücünü aşan ağır sorumluluklar yüklenmemiştir. Ayrıca Hz. Peygamber, Yemen'e kadı olarak gönderdiği Muaz b. Cebel'e 'Ne ile hükmedeceksin?' diye sorup sırasıyla 'Kitabullah, Sünnet-i Resulullah ve kendi re'yimle içtihat ederim' cevabını aldığında bunu onaylayarak sahabeye uygulamalı içtihat eğitimi vermiştir.
2. Sahabe Dönemi: İlk İçtihatlar ve İcma Uygulamaları (632 - ~710)
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) 632 yılında vefat etmesiyle vahiy sona ermiş ve Sahabe (Hulefâ-yi Râşidîn) Dönemi başlamıştır. Bu dönemde Suriye, Irak, İran ve Mısır gibi köklü medeniyetlerin fethedilmesiyle Müslümanlar daha önce Hicaz'da hiç karşılaşmadıkları yeni arazi rejimleri, vergi türleri ve toplumsal sorunlarla yüz yüze gelmişlerdir. Sahabe fakihleri karşılaştıkları yeni bir meselede önce Kur'an-ı Kerim'e ve Hz. Peygamber'in Sünnetine başvurmuşlar; burada açık bir hüküm bulamadıklarında halifenin topladığı istişare meclisinde ortak bir karara (Sahabe İcmaı) varmışlar veya hükümdeki illeti (amacı) gözeterek bireysel re'y ve içtihat yapmışlardır. Kur'an-ı Kerim'in iki kapak arasında toplanması (cem'), teravih namazının cemaatle kılınması, fethedilen Irak arazilerinin gazilere dağıtılmayıp devlette bırakılması (sevâd arazisi / haraç) ve divan teşkilatı bu dönemin en önemli fıkhi kararlarıdır. Sahabe içinde en çok fetva veren yedi büyük âlime Muksirûn denir: Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Hz. Aişe, Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Abbas ve Abdullah b. Ömer.
3. Tabiîn Dönemi: Hicaz (Ehl-i Hadis) ve Irak (Ehl-i Re'y) Ekolleri
Sahabeyi gören ve onlardan ilim alan nesle Tabiîn denir. 7. yüzyılın sonları ile 8. yüzyılın ilk yarısını kapsayan bu dönemde İslam dünyasında yöntem bakımından birbirini tamamlayan iki büyük fıkıh havzası ortaya çıkmıştır: Hicaz (Medine) Ekolü ve Irak (Kûfe) Ekolü. 1) Hicaz / Medine Ekolü (Ehl-i Hadis / Ehl-i Eser): Hz. Peygamber'in yaşadığı şehir olan Medine'de sünnet ve hadis mirası son derece zengindi; ayrıca sosyal hayat sade ve homojendi. Zeyd b. Sabit ve İbn Ömer'in öğrencileri olan Fukaha-i Seb'a (Medineli Yedi Fakih; başında Said b. Müseyyeb) bu ekolü temsil etmiştir. Ehl-i Hadis, ayet ve hadis metinlerine sıkıca bağlı kalmış, henüz gerçekleşmemiş varsayımsal (farazi) meseleler hakkında görüş bildirmekten kaçınmıştır. 2) Irak / Kûfe Ekolü (Ehl-i Re'y): Kûfe, farklı din ve kültürlerin kaynaştığı kozmopolit bir metropoldü; Medine'ye uzak olduğu için ulaşan sahih hadis sayısı daha sınırlıydı, buna karşılık uydurma hadis tehlikesi ve yeni hukuki sorunlar çok fazlaydı. Abdullah b. Mes'ûd'un öğrencileri Alkame, İbrahim en-Nehaî ve Hammad b. Ebi Süleyman öncülüğündeki Ehl-i Re'y; hükümlerin arkasındaki illet ve hikmetleri araştırmış, kıyas yöntemini geliştirmiş ve henüz olmamış sorunları önceden tartışan farazi fıkıh metodunu başlatmıştır.
4. Tedvin ve Mezheplerin Teşekkül Dönemi (8. - 10. Yüzyıl / Altın Çağ)
Hicri 2. ve 3. asırlar (Miladi 8-10. yüzyıllar), fıkıh ilminin kitaplaştığı (tedvin), kavram ve usul kurallarının yazıldığı ve fıkıh mezheplerinin kurumsallaştığı altın çağdır. Günümüze ulaşan dört büyük Sünni ameli-fıkhi mezhep bu dönemde teşekkül etmiştir: 1) Hanefi Mezhebi: Kûfe'de Ehl-i Re'y geleneğinin zirvesi olan İmam-ı Azam Ebu Hanife (Nu'man b. Sabit, v. 767) tarafından kurulmuştur. Öğrencileri İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed eş-Şeybânî mezhebin görüşlerini kitaplaştırmıştır (Zâhiru'r-Rivâye). Kıyas, istihsan ve örfe geniş yer verir; Türkiye, Balkanlar, Orta Asya ve Hint alt kıtasında yaygındır. 2) Maliki Mezhebi: Medine'de Ehl-i Hadis çizgisinin büyük imamı İmam Malik b. Enes (v. 795) tarafından kurulmuştur. En meşhur eseri el-Muvatta' olup 'Medine ehlinin ameli' ve mesalih-i mürsele delilleriyle öne çıkar; Kuzey ve Batı Afrika'da yaygındır. 3) Şafii Mezhebi: Hem İmam Malik'ten hem de İmam Muhammed'den ders alarak Hicaz ve Irak ekollerini sentezleyen İmam Muhammed b. İdris eş-Şafii (v. 820) tarafından kurulmuştur. İslam tarihinde ilk müstakil fıkıh usulü eseri olan er-Risâle'yi ve *el-Ümm* adlı fıkıh kitabını yazmıştır. 4) Hanbeli Mezhebi: Büyük hadis ve fıkıh âlimi İmam Ahmed b. Hanbel (v. 855) öncülüğünde Bağdat'ta doğmuştur; en büyük eseri 30.000'e yakın hadis içeren el-Müsned'dir.
5. Taklit, Kanunlaştırma (Mecelle) ve Çağdaş Dönem
10. yüzyıldan itibaren mezheplerin usul ve füru kitapları tamamlanınca, âlimler daha çok kendi mezhepleri içinde tercih, şerh (açıklama), muhtasar (özet) ve fetva kitapları yazmaya yönelmişlerdir (Taklit ve İstikrar Dönemi). Osmanlı Devleti'nde Şeyhülislam Ebusuud Efendi ve İbn Kemal gibi âlimler fıkıh ile örfi kanunnameleri uyumlaştırmışlardır. 19. yüzyılda Tanzimat döneminde modern mahkemelerin kurulmasıyla İslam hukukunun madde madde kanun metnine dönüştürülmesi (Taknin / Kanunlaştırma) ihtiyacı doğmuştur. Büyük devlet adamı ve hukukçu Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki ilmi heyet tarafından 1869-1876 yılları arasında Hanefi fıkhına dayanarak hazırlanan 16 kitap ve 1851 maddelik Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye (Mecelle), İslam tarihinin ilk medeni ve borçlar kanunu niteliğindedir. Mecelle'nin başındaki 99 külli kaide (örneğin *'Meşakkat teysiri celbeder'*, *'Berâet-i zimmet asıldır'*), İslam hukuk felsefesinin şaheseridir. 20. ve 21. yüzyılda (Çağdaş Dönem) ise organ nakli, borsa, dijital para, biyoetik ve sigorta gibi yeni meseleleri çözmek üzere İslam İşbirliği Teşkilatı Fıkıh Akademisi ve Türkiye'de Din İşleri Yüksek Kurulu gibi kurumsal heyetler kolektif (ortak) içtihat yapmaktadır.
Fıkıh Tarihinden Günümüze Çıkarılan Temel İlkeler
14 asırlık fıkıh tarihi bize İslam hukukunun donuk ve kapalı bir sistem olmadığını, değişmeyen ilahi ilkeler (sabiteler) etrafında zamanın ve şartların değişmesiyle yeni çözümler üretebilen (değişkenler) dinamik bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Mecelle'nin 39. maddesindeki 'Ezmânın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz' (Zamanın değişmesiyle örf ve maslahata dayalı hükümlerin değişmesi inkâr edilemez) kaidesi bu dinamizmin özüdür.
Örnekler
Örnek 1Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde hükümlerin konuluşunda (teşri sürecinde) gözetilen 'tedricilik' ve 'kolaylaştırma' ilkelerini birer örnekle açıklayınız.
Cevabı göster
• Tedricilik (Aşamalı hüküm koyma): Toplumun alışması için hükümlerin bir anda değil, zamana yayılarak indirilmesidir (Örnek: İçki ve faizin aşama aşama yasaklanması, namazın ve zekâtın aşamalı farz kılınması). • Kolaylaştırma (Adem-i harac): İnsan gücünü zorlayan durumlarda ruhsat verilmesidir (Örnek: Yolculukta dört rekâtlı farz namazların iki rekât kılınması, su bulunmadığında teyemmüm yapılması).
Örnek 2Tabiîn döneminde Medine merkezli 'Ehl-i Hadis' ekolü ile Kûfe merkezli 'Ehl-i Re'y' ekolünün farklı yöntemler geliştirmesinin temel nedenleri nelerdir?
Cevabı göster
1) Hadis birikimi farkı: Medine Hz. Peygamber'in şehri olduğu için sünnet ve hadis malzemesi çok zengindi; Kûfe'ye ise daha az sahabi gitmişti ve uydurma hadis tehlikesi nedeniyle Kûfe âlimleri hadis kabulünde çok ağır şartlar arıyordu. 2) Sosyal yapı farkı: Medine geleneksel ve sade bir Arap toplumu iken, Irak/Kûfe eski Sasani kültürünün ve farklı milletlerin karıştığı karmaşık bir ticaret merkeziydi; bu yüzden Kûfe'de kıyas ve re'y yöntemiyle yeni çözümler üretmek zorunlu hâle gelmişti.
Örnek 3İslam hukuk tarihinde ilk müstakil fıkıh usulü eserini yazan mezhep imamı kimdir ve eserinin adı nedir?
Cevabı göster
Şafii mezhebinin imamı Muhammed b. İdris eş-Şafii'dir (v. 820); yazdığı ilk fıkıh usulü eserinin adı 'er-Risâle'dir.
Örnek 4İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin fıkıh görüşlerini kitaplaştırarak Hanefi mezhebinin sistemleşmesini ve yayılmasını sağlayan en önemli iki öğrencisi kimlerdir?
Cevabı göster
Abbasi Devleti'nde başkadı (kadiü'l-kudat) olan İmam Ebu Yusuf ve mezhebin temel kaynaklarını (Zâhiru'r-Rivâye kitaplarını) kaleme alan İmam Muhammed eş-Şeybânî'dir.
Örnek 5'Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye' nedir, hangi dönemde ve kimin başkanlığında hazırlanmıştır?
Cevabı göster
Mecelle, İslam hukukunun (özellikle Hanefi fıkhının borçlar, eşya ve yargılama hukuku bölümlerinin) Avrupa tarzı madde numaralı kanun metni hâline getirildiği ilk büyük kanunlaştırma (taknin) eseridir. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat döneminde (1869-1876) Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki ilmi bir heyet tarafından hazırlanmıştır.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Vahyin devam ettiği, Kur'an ayetlerinin indiği ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetiyle dini hükümlerin doğrudan konulduğu 610-632 yılları arasındaki fıkıh dönemine ne ad verilir?
Dini hükümlerin (şeriatın) vahiy yoluyla konulduğu Hz. Peygamber dönemine 'Teşri (Yasama) Dönemi' adı verilir.
2Tabiîn ve mezheplerin teşekkül döneminde Irak (Kûfe) merkezli 'Ehl-i Re'y' ekolünün sahabi öncüsü ve bu ekolün zirve temsilcisi olan mezhep imamı aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?
Kûfe'deki Ehl-i Re'y ekolünün sahabi kurucusu Abdullah b. Mes'ûd (ve Hz. Ali), bu ekolü mezhep hâline getiren zirve imamı ise İmam-ı Azam Ebu Hanife'dir.
3Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Hz. Peygamber döneminde dini hükümlerin insanlara ağır gelmemesi için zamana yayılarak aşama aşama konulmasına 'tedricilik' ilkesi denir.
Tedricilik, hükümlerin toplumun hazırlık sürecine uygun olarak kademeli biçimde indirilmesidir.
- Osmanlı Devleti'nde Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında hazırlanan 'Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye', Sahabe döneminde yazılmış bir hadis kitabıdır.
Mecelle, Sahabe döneminde değil 19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde hazırlanmış 1851 maddelik ilk İslam medeni/borçlar kanunudur.
- Hz. Peygamber döneminde dini hükümlerin insanlara ağır gelmemesi için zamana yayılarak aşama aşama konulmasına 'tedricilik' ilkesi denir.
4Fıkıh tarihindeki önemli şahsiyetleri ve kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
5Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Henüz meydana gelmemiş, ancak gelecekte karşılaşılması muhtemel olan varsayımsal hukuki meseleler üzerinde önceden çözüm üretmeye fıkıh denir.
- Medine'de yetişen, Ehl-i Hadis çizgisini temsil eden ve 'el-Muvatta' adlı eserin müellifi olan mezhep imamı b. Enes'tir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
6Günümüzde (21. yüzyılda) kripto paralar, yapay zekâ, tüp bebek ve organ nakli gibi geçmiş asırlardaki fıkıh kitaplarında doğrudan yer almayan yeni meseleler ortaya çıkmaktadır. Fıkıh tarihindeki gelişim sürecini dikkate alarak bugün bu sorunların nasıl ve kimler tarafından çözüme kavuşturulması gerektiğini açıklayınız.
1. ipucu: Konunun temel kavramlarını ve tanımlarını hatırlayınız.
2. ipucu: Sebep-sonuç ilişkisini kurarak değerlendiriniz.
Cevap: Geçmişte Sahabe ve Mezhep İmamları kendi çağlarının yeni sorunlarını Kur'an ve Sünnetin genel ilkeleri, kıyas ve maslahat (kamu yararı) ışığında çözmüşlerdir. Günümüzdeki organ nakli, genetik müdahale veya dijital finans gibi konular ise hem fıkıh ilmini hem de tıp, biyoloji ve ekonomi gibi teknik uzmanlık alanlarını ilgilendirmektedir. Bu nedenle 21. yüzyılda tek bir kişinin fetva vermesi yerine; Din İşleri Yüksek Kurulu ve İslam Fıkıh Akademisi gibi kurumlarda İslam hukukçuları ile tıp ve ekonomi uzmanlarının bir araya gelerek 'kolektif (ortak) içtihat' yapması en sağlıklı yöntemdir.
Kısaca
- Fıkıh tarihi başlıca beş dönemde incelenir: 1) Hz. Peygamber Dönemi, 2) Sahabe Dönemi, 3) Tabiîn ve Mezheplerin Teşekkül (Tedvin) Dönemi, 4) Taklit ve İstikrar Dönemi, 5) Kanunlaştırma (Mecelle) ve Çağdaş Dönem.
- Hz. Peygamber (s.a.v.) dönemi vahyin devam ettiği 'Teşri (Yasama) Dönemi'dir; bu dönemde hükümler 'tedricilik' (aşamalı olma), 'kolaylaştırma' ve 'yükümlülüklerin azlığı' ilkeleriyle konulmuştur.
- Sahabe döneminde fetihlerle ortaya çıkan yeni sorunlar Kur'an, Sünnet, Sahabe İcmaı ve Re'y (İçtihat) ile çözülmüş; özellikle Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Zeyd b. Sabit ve Hz. Aişe fetvalarıyla öne çıkmıştır.
- Tabiîn döneminde coğrafi ve kültürel şartların etkisiyle Medine merkezli 'Hicaz (Ehl-i Hadis)' ekolü ile Kûfe merkezli 'Irak (Ehl-i Re'y)' ekolü doğmuştur.
- 8. ve 9. yüzyıllarda (Tedvin Dönemi) İmam Ebu Hanife (Hanefi), İmam Malik (Maliki), İmam Şafii (Şafii) ve İmam Ahmed b. Hanbel (Hanbeli) öncülüğünde ameli fıkıh mezhepleri sistemleşmiştir.
- 19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında hazırlanan 'Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye', İslam hukukunun medeni kanun formatında ilk resmi kanunlaştırılmasıdır.