Birinci dönemin son haftasında yeni bir temaya, Theme 6: Favors (İyilikler ve Ricalar) temasına başlıyoruz! Geçen hafta Psychology temasını duygularımızı yönetme ve fikir bildirme becerileriyle kapatmıştık. İnsan ilişkilerinin önemli bir parçası da birbirimizden yardım istemek ve birbirimize yardım etmektir. Bu hafta birinden kibarca rica etmeyi (making polite requests), izin istemeyi (asking for permission), kafa karıştıran Would you mind...? sorularını doğru yanıtlamayı, bir isteği kibarca kabul etmeyi ya da geri çevirmeyi ve teşekkür etmeyi (expressing gratitude) öğreneceğiz. Haftanın sonunda iyilik ve yardımlaşmayla ilgili kelime öbeklerini çalışıp resmî ve samimi bir rica e-postası (request e-mail) yazacağız.
Making Polite Requests: From Can you to I was wondering if you could
Günlük hayatta sık sık birinden yardım isteriz: arkadaşımızdan not, öğretmenimizden ek süre, komşumuzdan kedimize bakmasını isteriz. İngilizcede bu tür isteklere request (rica), bir başkasının bizim için yaptığı yardıma ise favor (iyilik) denir. Rica etmenin en temel yolu Can / Will / Could / Would you + V1? kalıbıdır. Can you ve Will you daha samimidir ve genellikle arkadaşlarla, aile bireyleriyle kullanılır: 'Can you pass me the salt, please?' (Tuzu uzatır mısın lütfen?). Could you ve Would you ise daha kibardır ve tanımadığımız kişilerle, öğretmenlerimizle ya da büyüklerimizle konuşurken tercih edilir: 'Could you explain this question again, please?' (Bu soruyu tekrar açıklayabilir misiniz lütfen?).
İstediğimiz iyilik büyüdükçe ya da karşımızdaki kişi resmî biri oldukça ricamızı da yumuşatırız. Could you possibly + V1? (Acaba ... yapabilir misiniz?), Do you think you could + V1? (Sizce ... yapabilir misiniz?), Would you be able to + V1? (... yapma imkânınız olur mu?) kalıpları kibarlığı artırır: 'Could you possibly lend me your car for the weekend?' (Hafta sonu için arabanı bana ödünç verebilir misin acaba?). En resmî kalıplar ise soru değil, düz cümle biçimindedir: I wonder / I was wondering if you could + V1 (Acaba ... yapabilir misiniz diye merak ediyordum) ve I'd be grateful if you could + V1 (... yaparsanız minnettar olurum): 'I was wondering if you could write me a reference letter.' (Bana bir referans mektubu yazabilir misiniz diye merak ediyordum.)
Hangi kalıbı seçeceğimizi üç etken belirler: karşımızdaki kişiyle ilişkimiz (relationship), istediğimiz iyiliğin büyüklüğü (size of the favor) ve ortam (setting). Bir sınıf arkadaşından kalem istemek için 'Can I borrow your pen?' yeterlidir; ama bir öğretmenden hafta sonu ek ders istemek için 'I was wondering if you could give us an extra lesson on Saturday' çok daha uygundur. Ricayı yumuşatmak için please, just (sadece), for a minute (bir dakikalığına), a bit (biraz) gibi küçük ifadeler de kullanılır: 'Could you just hold this for a minute?' Ayrıca dinleme metinlerinde konuşmacının sesinin yükselip alçalması (intonation) da kibarlığı gösterir; aynı kelimeler sert bir tonla söylendiğinde emir gibi algılanabilir.
| Structure | Example | Formality |
|---|---|---|
| Can you + V1? | Can you open the door for me? | informal (friends, family) |
| Will you + V1? | Will you help me with the dishes? | informal, a bit direct |
| Could you / Would you + V1? | Could you speak a little louder, please? | polite, neutral |
| Could you possibly / Do you think you could + V1? | Do you think you could check my essay? | very polite (bigger favors) |
| I was wondering if you could + V1 | I was wondering if you could help me move house. | very polite, indirect |
| I'd be grateful if you could + V1 | I'd be grateful if you could send me the form. | formal (e-mails, letters) |
Asking for Permission and Answering Would you mind Questions
Ricada karşımızdakinden bir şey yapmasını isteriz; izin isterken (asking for permission) ise bir şeyi kendimiz yapmak isteriz. İzin isteme kalıplarında özne I olur: Can I + V1? (samimi), Could I + V1? (kibar), May I + V1? (resmî), Is it OK / all right if I + V1? (Sakıncası var mı / Olur mu?). Örneğin: 'May I leave the classroom for a minute?' (Bir dakikalığına sınıftan çıkabilir miyim?), 'Is it all right if I use your phone? Mine is dead.' (Telefonunu kullanmamda sakınca var mı? Benimkinin şarjı bitti.) Bu kalıplara genellikle Sure, go ahead (Tabii, buyur), Of course you can ya da I'm afraid not (Maalesef olmaz) ile yanıt verilir.
Bu temanın en çok soru çıkan yapısı mind fiilidir. 'Mind' fiili 'sakınca görmek, rahatsız olmak' anlamına gelir ve iki farklı kalıpta kullanılır. Birinden bir şey yapmasını rica ederken Would you mind + V-ing? kullanılır: 'Would you mind turning the music down?' (Müziği kısar mısınız, rahatsız olmazsanız?). Kendimiz için izin isterken ise Do you mind if I + V1 (present simple)? ya da daha kibar olan Would you mind if I + V2 (past simple)? kullanılır: 'Do you mind if I open the window?' / 'Would you mind if I opened the window?' (Pencereyi açmamın sakıncası var mı?). Olumsuz bir rica için 'not' V-ing'den önce gelir: 'Would you mind not talking during the film?' (Film sırasında konuşmasanız olur mu?)
Bu soruların yanıtı Türkçe düşünen öğrenciler için kafa karıştırıcıdır. Soru kelimesi kelimesine 'Rahatsız olur musun?' anlamına geldiği için 'No, not at all.' (Hayır, hiç rahatsız olmam), 'No, of course not.' ve 'No, go ahead.' (Hayır, buyur) yanıtları aslında onay bildirir. 'Yes' ile başlayan bir yanıt ise 'Evet, rahatsız olurum' demektir ve isteği geri çevirir; bu yüzden genellikle yumuşatılarak söylenir: 'Well, actually, I'd rather you didn't.' (Aslında yapmasan daha iyi olur.) ya da 'I'm sorry, but I'm feeling a bit cold.' Günlük konuşmada bazı insanlar 'Sure!' diyerek de onay verir; ancak sınavlarda ve resmî durumlarda en güvenli olumlu yanıt 'No, not at all.' kalıbıdır.
| Question | Meaning | Positive Answer | Negative Answer |
|---|---|---|---|
| Would you mind closing the door? | Kapıyı kapatır mısınız? (rica) | No, not at all. / Sure. | Sorry, my hands are full. |
| Do you mind if I sit here? | Buraya oturmamın sakıncası var mı? (izin) | No, go ahead. | Sorry, this seat is taken. |
| Would you mind if I borrowed your notes? | Notlarını ödünç almamın sakıncası olur mu? (çok kibar izin) | No, of course not. Here you are. | Well, actually, I need them tonight. |
| May I use your computer? | Bilgisayarınızı kullanabilir miyim? (resmî izin) | Yes, certainly. | I'm afraid not. |
| Is it OK if I leave early today? | Bugün erken çıksam olur mu? | Sure, that's fine. | I'd rather you didn't. |
Accepting and Refusing Requests Politely
Bir ricayı ya da izin isteğini kabul ederken (accepting) kısa ve sıcak ifadeler kullanılır: Sure (Tabii), Of course (Elbette), No problem (Sorun değil), Certainly (Elbette, resmî), I'd be happy to (Memnuniyetle), With pleasure (Zevkle) ve izin isteklerinde Go ahead (Buyur, devam et) ya da Help yourself (Kendin al, buyur). Kabul ederken bazen bir koşul da ekleriz: 'Sure, as long as you give it back by Friday.' (Tabii, cumaya kadar geri verdiğin sürece.) ya da 'Of course, but I need it back tomorrow morning.' Bu koşullu kabuller, iyiliği yapmaya hazır olduğumuzu ama sınırlarımızı da koruduğumuzu gösterir.
İngilizcede bir ricayı doğrudan 'No' ya da 'No, I won't' ile geri çevirmek kaba (rude) kabul edilir. Kibar bir ret genellikle üç adımdan oluşur: Önce özür ya da yumuşatma ifadesi (I'm sorry, but... / I'm afraid I can't... / I'd love to, but... / I wish I could, but...), sonra kısa bir gerekçe (reason) ve mümkünse bir alternatif (alternative). Örneğin arkadaşımız cumartesi taşınmasına yardım etmemizi istediğinde şöyle diyebiliriz: 'I'd love to, but I have a mock exam on Saturday morning. How about I come and help you in the afternoon?' (Çok isterdim ama cumartesi sabahı deneme sınavım var. Öğleden sonra gelip yardım etsem nasıl olur?) Bu yanıtta kişi hem nazikçe reddetmiş hem de iyilik yapma isteğini göstermiştir.
Ret ifadelerindeki iki yapıya dikkat edelim. I'm afraid burada 'korkuyorum' anlamına gelmez; 'Maalesef, korkarım ki' anlamında kibar bir üzüntü bildirir: 'I'm afraid I can't lend you my laptop; I need it for my project.' I wish I could, but... ise 14. haftada öğrendiğimiz şimdiki zamana ait dilek yapısının doğal bir kullanımıdır: 'Keşke yapabilsem ama...' Dinleme sorularında konuşmacının ricayı kabul edip etmediği genellikle 'but' kelimesinden sonra anlaşılır: 'I'd love to help, but...' ile başlayan bir yanıt çoğu zaman bir rettir. Ayrıca 'I'm up to my ears in work' (İşten başımı kaşıyacak vaktim yok) ve 'I'm snowed under' (İşlerim çok birikti) gibi deyimler de yoğunluk gerekçesiyle ret bildirirken sık kullanılır.
| Function | Expressions | Turkish Meaning |
|---|---|---|
| Accepting (informal) | Sure. / No problem. / Of course. | Tabii. / Sorun değil. / Elbette. |
| Accepting (formal) | Certainly. / I'd be happy to. / With pleasure. | Elbette. / Memnuniyetle. / Zevkle. |
| Giving permission | Go ahead. / Help yourself. / Feel free. | Buyur. / Kendin al. / Çekinme. |
| Accepting with a condition | Sure, as long as... / OK, but... | Tabii, ... sürece. / Olur ama... |
| Refusing politely | I'm afraid I can't... / I'd love to, but... / I wish I could, but... | Maalesef yapamam... / Çok isterdim ama... / Keşke yapabilsem ama... |
| Offering an alternative | How about...? / Maybe I could... instead. | ... nasıl olur? / Belki onun yerine ... yapabilirim. |
Expressing Gratitude and Responding to Thanks
Bir iyilik gördüğümüzde teşekkür etmek, iyiliğin büyüklüğüne ve kişiyle ilişkimize göre farklı ifadelerle yapılır. Küçük iyilikler için Thanks!, Thanks a lot / Thanks a million (Çok teşekkürler) yeterlidir. Arkadaşımız bizi zor bir durumdan kurtardıysa I owe you one (Sana bir borçluyum) ya da You're a lifesaver (Hayatımı kurtardın) diyebiliriz. Daha kibar ve resmî ifadeler ise That's very kind of you (Çok naziksiniz), I really appreciate it / your help (Gerçekten minnettarım / Yardımınızı çok takdir ediyorum), I'm very grateful (to you) for... (... için size çok minnettarım) ve I can't thank you enough (Size ne kadar teşekkür etsem az) kalıplarıdır.
Teşekkür kalıplarının dil bilgisine dikkat etmek gerekir. Thank you for kalıbından sonra bir isim ya da V-ing gelir; çünkü 'for' bir edattır ve geçen hafta öğrendiğimiz gibi edattan sonra fiil V-ing olur: 'Thank you for helping me with my homework.' (Ödevimde bana yardım ettiğin için teşekkür ederim.) Appreciate fiili teşekkür edilen şeyi nesne olarak alır: 'I appreciate your help' ya da 'I really appreciate it.' Grateful sıfatı kişiden önce 'to', şeyden önce 'for' alır: 'I'm grateful to my neighbour for looking after my cat.' (Kedime baktığı için komşuma minnettarım.)
Teşekküre karşılık vermek de bir nezaket kuralıdır. Samimi ortamlarda No problem (Sorun değil), Any time (Ne zaman istersen), No worries (Dert etme) ve It was nothing (Lafı bile olmaz) denir. Daha kibar karşılıklar You're welcome (Rica ederim), Don't mention it (Lafı bile olmaz), My pleasure (Benim için zevkti) ve büyük bir iyiliğin ardından It was the least I could do (Yapabileceğimin en azıydı) ifadeleridir. İngilizce konuşulan kültürlerde iyiliğe karşılık vermeye return the favor denir ve iyiliği karşılıksız bırakmamak önemli sayılır: 'You helped me last week, so let me return the favor.' Türkçedeki 'Elinize sağlık' ya da 'Kolay gelsin' gibi ifadelerin İngilizcede birebir karşılığı yoktur; bunların yerine durumuna göre 'That was delicious, thank you' ya da 'Good luck with your work' gibi cümleler kullanılır.
| Thanking | Turkish Meaning | Formality | Possible Response |
|---|---|---|---|
| Thanks a lot! / Thanks a million! | Çok teşekkürler! | informal | No problem. / No worries. |
| I owe you one. | Sana bir borçluyum. | informal | Any time. |
| You're a lifesaver! | Hayatımı kurtardın! | informal | It was nothing. |
| That's very kind of you. | Çok naziksiniz. | neutral, polite | Don't mention it. |
| I really appreciate your help. | Yardımınızı gerçekten takdir ediyorum. | polite | My pleasure. |
| I'm very grateful to you for your support. | Desteğiniz için size çok minnettarım. | formal | It was the least I could do. / You're most welcome. |
Favors Vocabulary: Collocations, Phrasal Verbs and Lend vs Borrow
Temanın anahtar kelimesi favor (iyilik) belirli fiillerle birlikte kullanılır ve bu eşdizimler (collocations) sınavlarda sıkça sorulur. İyilik yapmak do someone a favor olarak söylenir, 'make a favor' yanlıştır: 'Could you do me a favor?' (Bana bir iyilik yapar mısın?). İyilik istemek ask someone a favor ya da daha resmî olarak ask a favor of someone biçimindedir: 'Can I ask you a favor?' (Senden bir ricam olabilir mi?). Birine iyilik borçlu olmak owe someone a favor, iyiliğe karşılık vermek return the favor, birinin hatırı için bir şey yapmak as a favor to someone şeklinde ifade edilir: 'She helped me last month, so I owe her a favor.'
Yardımlaşmayı anlatan deyim ve öbek fiiller de temanın temel kelime bilgisini oluşturur: give someone a hand (birine yardım etmek, el uzatmak), help out (yardım etmek, destek olmak), look after / take care of (bakmak, ilgilenmek), pick someone up (birini arabayla almak), drop someone off (birini arabayla bırakmak), count on / rely on (birine güvenmek, bel bağlamak), put someone up (birini evinde misafir etmek), fill in for someone (birinin yerine geçmek, vekâlet etmek) ve lend a helping hand (yardım eli uzatmak). Örnekler: 'Could you give me a hand with these heavy boxes?' (Bu ağır kutular için bana yardım eder misin?), 'Would you mind looking after my cat while I'm away?' (Ben yokken kedime bakar mısın?), 'You can always count on me.' (Bana her zaman güvenebilirsin.)
Öğrencilerin en sık karıştırdığı iki fiil lend ve borrow'dur. Lend 'ödünç vermek' demektir ve eşya, verenden alana gider: lend something to someone ya da lend someone something: 'Ece lent her book to Can.' Borrow ise 'ödünç almak' demektir: borrow something from someone: 'Can borrowed the book from Ece.' Aynı ricayı iki farklı biçimde kurabiliriz: 'Can I borrow your charger?' = 'Can you lend me your charger?' (Şarj aletini ödünç alabilir miyim? / Bana ödünç verebilir misin?). 'Can you borrow me your charger?' yanlıştır. Ödünç alınan şeyi geri vermek ise return ya da give back ile anlatılır: 'I'll give it back tomorrow.' 'Lend' düzensiz bir fiildir (lend - lent - lent), 'borrow' ise düzenlidir (borrow - borrowed - borrowed).
| Expression | Turkish Meaning | Example |
|---|---|---|
| do someone a favor | birine iyilik yapmak | Could you do me a favor and post this letter? |
| ask someone a favor | birinden iyilik istemek | Can I ask you a big favor? |
| return the favor | iyiliğe karşılık vermek | You helped me move, so I'll return the favor. |
| give someone a hand | birine yardım etmek | Can you give me a hand with the dishes? |
| look after | bakmak, ilgilenmek | Would you mind looking after my little brother? |
| pick up / drop off | arabayla almak / bırakmak | Could you pick me up at six and drop me off at the station? |
| count on | güvenmek, bel bağlamak | I know I can count on you. |
| lend / borrow | ödünç vermek / ödünç almak | Can you lend me your notes? Can I borrow your notes? |
Writing a Request E-mail: Formal and Informal
Bu temanın yazma çalışması birinden iyilik ya da bilgi isteyen bir request e-mail (rica e-postası) yazmaktır. İyi bir rica e-postası şu bölümlerden oluşur: Subject line (konuyu kısaca belirten konu satırı: 'Request for a reference letter'), Greeting (selamlama: resmî 'Dear Ms Yıldız,' / samimi 'Hi Ayşe,'), Opening and purpose (e-postanın amacı: 'I am writing to ask whether...'), Details and reason (ricanın gerekçesi ve ayrıntıları), The request (kibar rica kalıbıyla asıl istek: 'I would be grateful if you could...'), Thanks (şimdiden teşekkür: 'Thank you in advance for your help.') ve Closing and sign-off (kapanış: 'I look forward to hearing from you. Yours sincerely, ...'). Resmî e-postada ad biliniyorsa Yours sincerely, alıcının adı bilinmiyor ve 'Dear Sir or Madam' ile başlanmışsa Yours faithfully kullanılır; günümüzde Best regards / Kind regards da yaygındır.
Örnek resmî e-posta: 'Subject: Request to use the school library during the semester break. Dear Mr Aksoy, I am a 12th-grade student in class 12-B, and I am writing to ask whether it would be possible to use the school library during the semester break. As I am preparing for the university entrance exam, I need a quiet place to study, and my house is very crowded these days. I would be grateful if you could let me and two of my classmates study in the library between 9 a.m. and 1 p.m. We promise to follow all the library rules. Thank you in advance for considering my request. I look forward to hearing from you. Yours sincerely, Elif Demir' Bu e-postada amaç ilk cümlede açıkça belirtilmiş, gerekçe ('As I am preparing...') verilmiş, rica dolaylı ve kibar bir kalıpla ('I would be grateful if you could...') yapılmış ve teşekkürle bitirilmiştir.
Samimi bir e-posta ise daha kısa ve rahattır; kısaltmalar (I'm, can't), öbek fiiller ve doğrudan sorular kullanılır: 'Hi Mert, How's it going? I'm writing because I need a big favor. I'm going to Izmir next weekend for my cousin's wedding. Could you possibly look after my goldfish while I'm away? I'll leave the food and all the instructions. Let me know if it's OK. Thanks a million, I owe you one! Cheers, Deniz' Resmî ve samimi e-posta arasındaki temel farklar şunlardır: resmî metinde kısaltma ve argo yoktur, öbek fiil yerine tek kelimelik fiiller tercih edilir ('look after' yerine 'take care of', 'find out' yerine 'learn'), doğrudan soru ('Can you send me...?') yerine dolaylı kalıplar ('I would appreciate it if you could send me...') kullanılır. Yazmadan önce kime yazdığınızı ve ondan tam olarak ne istediğinizi belirlemek, e-postanın hem kibar hem de anlaşılır olmasını sağlar.
| Part | Formal | Informal |
|---|---|---|
| Greeting | Dear Mr Aksoy, / Dear Sir or Madam, | Hi Mert, / Hello Ayşe, |
| Opening | I am writing to ask whether... | How's it going? I'm writing because I need a favor. |
| Reason | As I am preparing for an exam, ... | I'm going away next weekend, so... |
| Request | I would be grateful if you could... / I would appreciate it if you could... | Could you possibly...? / Can you...? |
| Thanks | Thank you in advance for your help. | Thanks a million! / I owe you one! |
| Closing | I look forward to hearing from you. Yours sincerely, / Kind regards, | Let me know! / Speak soon. Cheers, / Love, |
Örnekler
Örnek 1Aşağıdaki doğrudan ve kaba istekleri parantezdeki kalıpları kullanarak kibar ricalara dönüştürünüz: a) 'Give me your notes.' (Could you...?) b) 'Help me with my university application.' (I was wondering if...) c) 'Turn down your music.' (Would you mind...?)
Cevabı göster
a) 'Could you' kalıbından sonra yalın fiil gelir ve 'please' eklenerek yumuşatılır: 'Could you give me your notes, please?' (Notlarını bana verebilir misin lütfen?) b) 'I was wondering if' kalıbından sonra 'you could + V1' gelir ve cümle soru düzeninde değildir: 'I was wondering if you could help me with my university application.' (Üniversite başvurumda bana yardım edebilir misiniz diye merak ediyordum.) c) 'Would you mind' kalıbından sonra fiil V-ing olur: 'Would you mind turning down your music?' (Müziğinizi kısmanızın sakıncası var mı?)
Örnek 2Kütüphanede yanınızdaki boş sandalyeye oturmak isteyen biri size 'Would you mind if I sat here?' diye soruyor. a) İzin verdiğinizi gösteren iki uygun yanıt yazınız. b) Sandalyenin arkadaşınıza ait olduğunu belirterek kibarca reddediniz. c) 'Yes, of course!' yanıtının neden yanlış anlaşılabileceğini açıklayınız.
Cevabı göster
a) Soru 'Oturmamın sizi rahatsız edip etmeyeceğini' sorduğu için izin verirken olumsuz yanıt verilir: 'No, not at all.' ya da 'No, go ahead.' (Hayır, hiç sakıncası yok, buyurun.) b) Kibar ret: özür + gerekçe: 'I'm sorry, but my friend is sitting here. She has just gone to get a book.' (Üzgünüm ama burada arkadaşım oturuyor, az önce kitap almaya gitti.) İsterseniz alternatif de ekleyebilirsiniz: 'There's an empty seat by the window, though.' c) 'Yes' yanıtı kelime anlamıyla 'Evet, rahatsız olurum' demektir; konuşmacı aslında izin vermek istese bile karşı taraf isteğin reddedildiğini düşünebilir.
Örnek 3Aşağıdaki mesajdaki iki hatayı bulup düzeltiniz ve nedenlerini açıklayınız: 'Hi Burak, can you borrow me your dictionary for the weekend? I promise I will make you a favor next week.'
Cevabı göster
1. hata: 'borrow me' yanlıştır. 'Borrow' ödünç almak demektir ve kişiyi nesne olarak almaz. Karşımızdakinin bize ödünç vermesini istediğimiz için 'lend' kullanılmalıdır: 'Can you lend me your dictionary for the weekend?' ya da özneyi değiştirerek 'Can I borrow your dictionary for the weekend?' 2. hata: 'make you a favor' yanlış bir eşdizimdir; doğrusu 'do you a favor'dır. Burada aynı zamanda karşılık verme anlamı olduğu için 'return the favor' da çok uygundur: 'I promise I will do you a favor next week.' / 'I promise I will return the favor next week.' Düzeltilmiş mesaj: 'Hi Burak, can you lend me your dictionary for the weekend? I promise I will return the favor next week.'
Örnek 4Arkadaşınız Selin pazar günü matematik sınavına hazırlanmak için ona yardım etmenizi istiyor: 'Could you help me revise for the maths exam on Sunday?' Siz pazar günü bir aile düğününe gideceksiniz. Üç adımlı kibar ret yöntemini kullanarak bir yanıt yazınız.
Cevabı göster
1. adım (yumuşatma): 'I'd love to help you, but...' ya da 'I wish I could, but...' 2. adım (gerekçe): '...we're going to my cousin's wedding on Sunday and we won't be back until late.' 3. adım (alternatif): 'How about Saturday afternoon instead? We could study together in the library.' Tam yanıt: 'I'd love to help you, but we're going to my cousin's wedding on Sunday and we won't be back until late. How about Saturday afternoon instead? We could study together in the library.' (Sana yardım etmeyi çok isterdim ama pazar günü kuzenimin düğününe gidiyoruz ve geç saate kadar dönmeyeceğiz. Onun yerine cumartesi öğleden sonraya ne dersin? Kütüphanede birlikte çalışabiliriz.)
Örnek 5Aşağıdaki durumlar için uygun bir teşekkür ve uygun bir karşılık cümlesi yazınız: a) Tanımadığınız biri alışveriş torbalarınız elinizdeyken size kapıyı tutuyor. b) Komşunuz siz tatildeyken iki hafta boyunca çiçeklerinizi sulamış. c) Bir üniversite öğretim üyesinden bilgi isteyen resmî bir e-postayı bitiriyorsunuz.
Cevabı göster
a) Küçük bir iyilik ve tanımadığımız biri olduğu için kısa ve kibar bir ifade yeterlidir: 'Thank you, that's very kind of you.' Karşılık: 'You're welcome.' b) Büyük bir iyilik olduğu için güçlü bir minnet ifadesi uygundur ve 'for + V-ing' kalıbı kullanılabilir: 'Thank you so much for watering my plants. I really appreciate it, and I owe you one!' Karşılık: 'Don't mention it. It was my pleasure.' c) Resmî e-postada henüz yardım alınmadığı için 'şimdiden teşekkür' kalıbı kullanılır: 'Thank you in advance for your help. I look forward to hearing from you.' Karşılık beklenmez; öğretim üyesi yanıtında 'You're most welcome' yazabilir.
Örnek 6Aşağıdaki samimi e-posta cümlelerini bir okul müdürüne yazılacak resmî e-postaya uygun hâle getiriniz: a) 'Hi! I'm writing 'cause I need a favor.' b) 'Can you let us use the gym on Friday?' c) 'Write back soon!'
Cevabı göster
a) Resmî e-postada 'Hi!' yerine soyadlı selamlama gelir; kısaltma ('cause, I'm) kullanılmaz ve amaç açıkça belirtilir: 'Dear Mrs Kaya, I am writing to ask for your permission regarding a school event.' b) Doğrudan soru yerine dolaylı ve kibar bir rica kalıbı kullanılır: 'I would be grateful if you could allow us to use the gym on Friday afternoon.' ya da 'I was wondering if it would be possible for us to use the gym on Friday.' c) Samimi kapanış yerine resmî kapanış kalıbı gelir: 'I look forward to hearing from you. Yours sincerely, ...' Bu dönüşümde üç ilke uygulanmıştır: kısaltma yok, dolaylı rica, resmî selamlama ve kapanış.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Choose the correct option to complete the sentence: 'Would you mind ___ the music down a little? I'm trying to study for my exam.'
Birinden bir şey yapmasını rica ederken 'Would you mind + V-ing' kalıbı kullanılır: 'Would you mind turning the music down?'
2Choose the most suitable response: A: 'Would you mind if I borrowed your notes for tonight?' B: '___ Here you are, but please bring them back tomorrow.'
B notları veriyor, yani izin veriyor. 'Mind' sorusuna izin verirken 'No, not at all' (Hayır, hiç sakıncası yok) denir; diğer seçenekler reddetme anlamı taşır.
3Complete the request: 'My phone's battery is almost dead. Could you ___ me your charger for an hour?'
Karşımızdakinin bize ödünç vermesini istiyoruz; 'ödünç vermek' anlamındaki fiil 'lend'dir: 'Could you lend me your charger?' 'Borrow me' kalıbı yanlıştır.
4Choose the most polite way to refuse the request: A: 'Could you help me move into my new flat on Saturday?' B: '___'
Kibar bir ret yumuşatma (I'd love to, but), gerekçe (I'm working on Saturday) ve alternatif (How about Sunday morning?) içerir. 'No, not at all' kabul anlamındadır; 'You're welcome' teşekküre verilen karşılıktır.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- 'I was wondering if you could help me with my essay' cümlesi 'Can you help me?' sorusundan daha kibar ve dolaylı bir ricadır.
Dolaylı rica kalıpları (I was wondering if you could...) soru biçimindeki 'Can you...?' kalıbından daha resmî ve kibardır.
- 'Do you mind if I open the window?' sorusuna 'Yes, go ahead' demek izin vermek anlamına gelir.
'Yes' yanıtı 'Evet, rahatsız olurum' demektir. İzin vermek için 'No, go ahead' ya da 'No, not at all' denir.
- İyilik yapmak İngilizcede 'make someone a favor' şeklinde ifade edilir.
Doğru eşdizim 'do someone a favor'dır: 'Could you do me a favor?'
- 'Thank you for helping me' cümlesinde 'for' edatından sonra fiil doğru biçimde V-ing almıştır.
'For' bir edattır ve edatlardan sonra fiil V-ing olur.
- 'I'm afraid I can't come to your party' cümlesindeki 'I'm afraid' ifadesi konuşmacının partiden korktuğunu gösterir.
Bu kullanımda 'I'm afraid' korku değil, 'Maalesef' anlamında kibar bir üzüntü bildirir.
- 'I was wondering if you could help me with my essay' cümlesi 'Can you help me?' sorusundan daha kibar ve dolaylı bir ricadır.
6Aşağıdaki ifadeleri doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Could you do me a and water my plants while I'm on holiday?
- It's really cold in here. Would you mind the door?
- I've left my wallet at home. Could you me some money for lunch?
- Thank you so much for your help with the project. I really it.
- These boxes are so heavy. Can you give me a ?
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Kaan iki haftalığına İstanbul'daki bir bilim kampına katılacak. Komşusu Leyla'dan kedisi Pamuk'a bakmasını istemek istiyor. Leyla ilk hafta okul gezisinde olacağı için yalnızca ikinci hafta yardım edebilir. Kaan ayrıca kampa katılabilmek için okul müdürü Bay Tekin'den bir gün erken izin istemek zorunda. Buna göre İngilizce olarak: 1) Kaan'ın Leyla'dan kibarca rica ettiği iki cümleyi farklı kalıplarla yazınız (biri 'Would you mind' ile olsun). 2) Leyla'nın kısmen kabul eden ve gerekçe veren yanıtını yazınız. 3) Kaan'ın Leyla'ya teşekkür cümlesini ve Leyla'nın karşılığını yazınız. 4) Kaan'ın müdüre yazacağı resmî e-postanın amaç ve rica cümlelerini yazınız.
1. ipucu: 1. adım: Samimi ama kibar bir rica için 'Could you possibly...?' ya da 'Can I ask you a favor?' kullanınız; 'Would you mind' kalıbından sonra 'looking after' biçimini unutmayınız.
2. ipucu: 2. adım: Leyla'nın yanıtında 'I'd love to, but...' ile başlayıp ilk haftaki okul gezisini gerekçe olarak veriniz, ardından ikinci hafta için alternatif öneriniz.
3. ipucu: 3. adım: Teşekkürde 'Thank you for + V-ing' ya da 'I really appreciate it / I owe you one' kullanınız; karşılık olarak 'Don't mention it' ya da 'Any time' seçiniz.
4. ipucu: 4. adım: Resmî e-postada 'I am writing to ask whether...' ile amacı, 'I would be grateful if you could...' ile ricayı belirtiniz; kısaltma kullanmayınız.
Cevap: 1) Rica: 'Can I ask you a favor, Leyla? Could you possibly look after Pamuk while I'm at the science camp?' (Senden bir ricam olabilir mi Leyla? Ben bilim kampındayken Pamuk'a bakabilir misin acaba?) 'Would you mind looking after my cat for two weeks? I'll leave enough food for her.' (İki hafta kedime bakar mısın, rahatsız olmazsan? Ona yeterince mama bırakacağım.) 2) Kısmi kabul: 'I'd love to help, but I'm going on a school trip next week, so I can't look after her in the first week. However, I'd be happy to take care of her in the second week. Maybe your cousin could help in the first week?' 3) Teşekkür ve karşılık: Kaan: 'Thank you so much for helping me. I really appreciate it, and I owe you one!' Leyla: 'Don't mention it. Any time!' 4) Resmî e-posta: 'Dear Mr Tekin, I am writing to ask whether I could leave school one day early, on Friday, 15 January, because I have been accepted to a science camp in Istanbul. I would be grateful if you could give me permission to miss my lessons that day. Thank you in advance for considering my request. I look forward to hearing from you. Yours sincerely, Kaan Arslan'
Kısaca
- Polite Requests: Can you / Could you / Would you + V1 temel rica kalıplarıdır; Could you possibly..., Do you think you could..., I was wondering if you could... ve I'd be grateful if you could... kalıpları ricayı giderek daha kibar ve resmî yapar.
- Would you mind...?: 'Would you mind + V-ing?' birinden bir şey yapmasını istemek, 'Would you mind if I + V2?' ve 'Do you mind if I + V1?' izin istemek için kullanılır; bu sorulara verilen 'No, not at all.' yanıtı onay anlamı taşır.
- Accepting and Refusing: Sure, Of course, No problem, I'd be happy to ricayı kabul eder; kibar bir ret üç adımdan oluşur: özür ya da yumuşatma (I'm afraid / I'd love to, but...), gerekçe ve alternatif öneri.
- Expressing Gratitude: Thanks a lot, I owe you one, That's very kind of you, I really appreciate it ve I'm very grateful for... ile teşekkür edilir; You're welcome, Don't mention it, My pleasure, Any time ile karşılık verilir; 'Thank you for' kalıbından sonra V-ing gelir.
- Favors Vocabulary: do someone a favor (make değil), ask someone a favor, return the favor, give someone a hand, look after, pick up, count on gibi öbekler temanın temelidir; lend ödünç vermek, borrow ödünç almak demektir.
- Request E-mail: Rica e-postası konu satırı, selamlama, amaç, ayrıntı ve gerekçe, rica, teşekkür ve kapanıştan oluşur; resmî e-postada kısaltma ve doğrudan soru yerine 'I would be grateful if you could...' gibi dolaylı kalıplar kullanılır.
Bu dersin öteki kaynakları
- İngilizce Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 12. Sınıf İngilizce Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- 12. Sınıf İngilizce 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Müzik Tercihleri, Görüş Bildirme ve Anket Yorumlama Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 1: Music — Decades, Agreeing & Disagreeing, Survey Reports & Intonation Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 3. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 1: Music — Expressing Opinions, Music Preferences & Survey Report (E12.1.R2-E12.1.W1) Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 4. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 2: Friendship / Music Preferences (Making Suggestions & Expressing Preferences) Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 5. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 2: Friendship — Describing Personal Qualities of a Good Friend, Friendship Idioms & Relative Clauses Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 6. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 2: Friendship — Invitations, Accepting & Refusing, Apologizing & Opinions Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 7. Hafta Çalışma Kâğıdı: Theme 3: Human Rights — Disadvantaged Groups, Making Suggestions & Argumentative Essay Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 8. Hafta Çalışma Kâğıdı: Universal Declaration of Human Rights, Supporting Disadvantaged People & Human Rights Mottos Çalışma kâğıdı
- 12. Sınıf İngilizce 9. Hafta Çalışma Kâğıdı: Expressing Suggestions and Solutions for Human Rights Problems, Disadvantaged People & Writing an Argumentative Essay (E12.3) Çalışma kâğıdı