Kelam ilminin varlık (ontoloji) araştırmalarında cansız maddeden sonra en üst basamağı canlılık (hayat) olgusu ve varlıkların özü kabul edilen insan oluşturur. Topraktan yaratılan maddi bedeni ile ilahi nefhadan gelen ruhu şahsında birleştiren insan; akıl, irade ve vicdan donanımı sayesinde ilahi emaneti yüklenen ve eylemlerinden sorumlu tutulan yegâne varlıktır.
Kelam İlminde Hayat Kavramı ve Canlılığın Kaynağı
Kelam ıstılahında hayat; varlığa bilme (ilim), irade etme ve kudret sahibi olma niteliği kazandıran, duyu ve hareketin kaynağını oluşturan temel sıfattır. Âlemdeki bütün canlılığın mutlak ve ezeli kaynağı, zatı gereği diri olan el-Hayy, her şeyi ayakta tutan el-Kayyûm ve cansız maddelere can bağışlayan el-Muhyî (dirilten) isimlerinin sahibi Yüce Allah'tır.
Kur'an-ı Kerim'de 'Her canlı şeyi sudan yarattık' (Enbiyâ, 30) buyrularak biyolojik hayatın su ve maddi unsurlarla olan sünnetullah bağına dikkat çekilmiştir. Kelam âlimleri hayatı; bitkisel hayat (büyüme ve beslenme), hayvani hayat (duyu ve hareket) ve insani hayat (akıl, şuur ve ahlaki irade) olmak üzere derecelendirerek incelemiştir.
Biyolojik gözlem ve deney verileri, cansız atom ve moleküllerin tesadüfen bir araya gelerek şuur ve hayat üretemeyeceğini gösterir. Ölü topraktan bahar mevsiminde binlerce bitki türünün canlanması, kelam ilminde hem Allah'ın yaratma kudretinin hem de ahiretteki ba's (yeniden diriliş) hakikatinin en açık kevnî delili kabul edilir (Rûm, 50).
İnsanın Yaratılışı ve Ruh-Beden Bütünlüğü
Kelam ilmine ve Kur'an naslarına göre insan, hem maddi âleme hem de manevi âleme ait iki temel unsurun birleşiminden yaratılmış zübde-i âlem (âlemin özü/özeti) bir varlıktır. İlk insan Hz. Âdem'in maddi bedeni topraktan (tîn, turâb, salsâl) yaratılmış; ardından kendisine Allah'ın emrinden bir cevher olan ruh üflenmiştir (nefh-i ruh — Hicr, 29; Secde, 7-9). Sonraki insanların biyolojik yaratılışı ise sünnetullah gereği anne karnındaki embriyolojik safhalarla (nutfe, alaka, mudga — Mü'minûn, 12-14) devam etmektedir.
İnsanın manevi yönünü oluşturan ruh, nefis, kalp ve akıl kavramları birbiriyle sıkı ilişki içindedir. Ruhun mahiyeti (hakikati) insan aklının tam olarak kuşatamayacağı gaybî bir konudur; nitekim İsrâ suresi 85. ayette 'Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir ilim verilmiştir' buyrulmuştur.
Kelam âlimlerinin çoğunluğuna göre insan, yalnızca maddi cesetten ya da yalnızca soyut ruhtan ibaret değildir; ruh ve bedenin bir araya gelmesiyle oluşan bütünün adıdır. Dolayısıyla dünyadaki dini sorumluluk (teklif) gibi ahiretteki mükâfat ve ceza da ruh-beden bütünlüğüyle gerçekleşecektir.
Yaratan-Yaratılan İlişkisi Çerçevesinde İnsanın Konumu ve Sorumluluğu
İnsanı diğer canlılardan ayıran temel nitelik; doğruyu yanlıştan ayıran akl-ı selîm, sağlam duyular (havâss-ı selîme), seçme özgürlüğü sağlayan cüz'î irade ve doğuştan gelen fıtrat (tevhid eğilimi — Rûm, 30) ile donatılmış olmasıdır. Bu üstün donanım sebebiyle göklerin, yerin ve dağların yüklenmekten çekindiği emanet (dini ve ahlaki sorumluluk / teklif) insana verilmiştir (Ahzâb, 72).
İnsanın yaratılış gayesi Zâriyât suresi 56. ayette 'Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk (ibadet) etsinler diye yarattım' buyruğuyla açıklanmıştır. Buradaki kulluk; Allah'ı tanımak (marifetullah), O'nun emir ve yasaklarına uymak ve yeryüzünü adaletle imar ederek hilafet görevini yerine getirmektir.
Kelam ilminde sahih nakil (vahiy) ile selim akıl asla çelişmez; vahiy insana yaratılış gayesini ve gayb âlemini bildirirken, selim akıl da vahyi anlar ve dış dünyadaki ayetleri (gözlem, deney ve tecrübe verilerini) tefekkür ederek Yaratıcının varlığına ve birliğine ulaşır.
Örnekler
Örnek 1Kelam ilminde Allah'ın 'el-Hayy' ve 'el-Muhyî' isimlerinin âlemdeki canlılıkla (hayat olgusuyla) ilişkisini açıklayınız.
Cevabı göster
el-Hayy, Allah'ın başlangıcı ve sonu olmayan mutlak, ezeli ve ebedi hayat sahibi olması demektir. el-Muhyî ise cansız maddelere hayat bağışlayan, canlıları yoktan var eden ve ölümden sonra yeniden dirilten demektir. Âlemdeki bütün canlılar hayatlarını el-Hayy ve el-Muhyî olan Allah'ın yaratmasıyla sürdürür.
Örnek 2Kur'an-ı Kerim'e göre insanın yaratılışındaki iki temel boyutu (maddi ve manevi) ve bunların kaynağını belirtiniz.
Cevabı göster
İnsanın maddi boyutu olan bedeni (cesedi) yeryüzündeki toprak ve su (tîn, turâb, nutfe) unsurlarından yaratılmıştır. Manevi boyutu olan ruhu ise Allah'ın emir âleminden üflediği ('Ona ruhumdan üfledim' — Hicr, 29) ilahi bir cevher olup insana şuur, akıl ve irade kazandırır.
Örnek 3İsrâ suresi 85. ayette ruhun mahiyeti hakkında nasıl bir ilke konulmuştur? Kelam âlimleri bu ayeti nasıl yorumlamıştır?
Cevabı göster
Ayette 'De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size (bu konuda) ancak az bir ilim verilmiştir' buyrulmuştur. Kelam âlimleri bu ayetten hareketle ruhun varlığının kesin olduğunu, ancak maddi bir cisim olmadığı için mahiyetinin ve özünün insanın sınırlı duyularıyla tam olarak kuşatılamayacağını belirtmişlerdir.
Örnek 4Ahzâb suresi 72. ayette geçen ve göklerin, yerin, dağların yüklenmekten çekinip insanın yüklendiği 'emanet' kavramı kelam ilminde neyi ifade eder?
Cevabı göster
Emanet; insanın akıl ve cüz'î irade sahibi kılınması sebebiyle üstlendiği dini ve ahlaki sorumluluğu (teklif), ilahi emir ve yasaklara uyma yükümlülüğünü ve yeryüzünde adaleti tesis etme (hilafet) görevini ifade eder.
Örnek 5Kelam ilminde 'sahih nakil ile selim aklın çelişmezliği' ilkesi ne anlama gelir?
Cevabı göster
Hem vahyi (sahih nakli) gönderen hem de insana doğru düşünen aklı (akl-ı selîmi) ve dış dünyadaki tabiat yasalarını (sünnetullahı) yaratan Allah'tır. Kaynakları bir olduğu için kesinleşmiş bilimsel/akli gerçekler ile sahih vahiy bilgisi arasında gerçek bir çelişki bulunması imkânsızdır.
Örnek 6Kelam âlimleri 'tenâsüh' (reenkarnasyon / ruh göçü) iddiasını hangi gerekçelerle reddetmişlerdir?
Cevabı göster
İslam inancına göre her insan ruh ve bedeniyle bir kez dünya hayatında imtihan edilir, ölünce ruhu kıyamete kadar berzah âlemine geçer ve ahirette kendi bedeniyle yeniden diriltilerek hesaba çekilir. Ruhun dünyada başka bedenlere girerek tekrar tekrar yaşadığı iddiası (tenâsüh) hem Kur'an ayetlerine hem de bireysel sorumluluk ilkesine aykırıdır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Kelam ilminde insanın varlık yapısı ve ruh-beden ilişkisi hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Tenâsüh (ruh göçü / reenkarnasyon) inancı İslam'ın ahiret, berzah ve yeniden diriliş (haşir) akidesine aykırı olduğu için kelam âlimlerinin tamamı tarafından reddedilmiştir.
2Âlemdeki bütün canlılığın kaynağı olan, zatı gereği ezeli ve ebedi diri olup cansız maddelere hayat bağışlayan Yüce Allah'ın bu niteliğini doğrudan ifade eden Esma-i Hüsna ikilisi aşağıdakilerden hangisidir?
el-Hayy mutlak diri ve hayat sahibi olan, el-Muhyî ise varlıklara can bağışlayan ve dirilten anlamına gelir.
3Kelam ilmine göre insanı diğer canlılardan ayıran ve onu dini emir-yasaklara muhatap (mükellef) kılan temel özellikler arasında; I. Doğruyu yanlıştan ayırt eden akl-ı selîm sahibi olması, II. Eylemlerini kendi seçimiyle gerçekleştiren cüz'î iradeye sahip olması, III. Yeryüzündeki her fiilini hiçbir seçme hakkı olmaksızın zorunlu olarak yapması durumlarından hangileri yer alır?
Dini sorumluluğun (teklif) şartı akıl (I) ve seçme hürriyeti olan cüz'î iradedir (II); zorunluluk (cebir) altında yapılan işlerde sorumluluk oluşmaz (III yanlış).
4Ahzâb suresi 72. ayette 'Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, korktular. Onu insan yüklendi...' buyrulmaktadır. Ayette geçen 'emanet' kavramı kelam ilminde öncelikle aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?
Ayetteki 'emanet', insanın akıl ve iradesiyle üstlendiği ilahi emirlere uyma yükümlülüğünü (teklif) ve halifelik sorumluluğunu ifade eder.
5
- Kur'an-ı Kerim'de Enbiyâ suresi 30. ayette canlıların sudan yaratıldığı bildirilerek suyun hayat için temel unsur olduğuna dikkat çekilmiştir.
'Her canlı şeyi sudan yarattık' ayeti biyolojik hayatın temel maddesini haber verir.
- Kelam ilminde Allah'ın 'Hayat' sıfatı, O'nun İlim, İrade ve Kudret sıfatlarının varlığı için zorunlu bir temeldir.
Diri (Hayy) olmayan bir varlığın bilmesi, dilemesi ve güç yetirmesi aklen mümkün değildir.
- İslam inancına göre insan dünyaya günahkâr olarak gelir ve hiçbir irade hürriyeti bulunmaz.
İnsan günahsız ve tertemiz bir fıtrat (tevhid eğilimi) üzere doğar ve cüz'î iradesiyle eylemlerinden sorumlu olur.
- Kelam ilminin bilgi anlayışına göre sahih nakil (vahiy) ile selim akıl arasında gerçek bir çelişki bulunmaz.
Vahyi indiren ile aklı yaratan Allah olduğu için sahih nakil ile selim akıl birbirini destekler.
- Kur'an'da ilk insan Hz. Âdem'in yaratılış aşamaları anlatılırken maddi unsur olarak ateşten yaratıldığı belirtilir.
Ateşten yaratılan cinlerdir (İblis); insanın maddi bedeni ise topraktan (tîn/turâb) yaratılmıştır.
- Kur'an-ı Kerim'de Enbiyâ suresi 30. ayette canlıların sudan yaratıldığı bildirilerek suyun hayat için temel unsur olduğuna dikkat çekilmiştir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Allah'ın ezeli ve ebedi diri olduğunu, her türlü hayatın kaynağı bulunduğunu ifade eden güzel ismi olarak adlandırılır.
- Kur'an-ı Kerim'de insanın anne karnındaki embriyolojik yaratılış aşamaları nutfe, ve mudga kavramlarıyla açıklanır.
- Önyargılardan ve bozulmalardan korunmuş, doğru hüküm veren akla kelam ilminde adı verilir.
- Ruhların yaratılışta Allah'ın rabliğini ikrar ettikleri fıtrî sözleşmeye A'râf suresi 172. ayete dayanılarak denir.
- İnsanın yeryüzünü Allah'ın iradesine uygun biçimde imar etme ve adaleti sağlama sıfatına adı verilir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Varlık meselesini 'yaratan-yaratılan ilişkisi' çerçevesinde ele alarak; insanın sahip olduğu bilgi kaynakları (akl-ı selîm, havâss-ı selîme, haber-i sâdık) ile dünyadaki sorumluluğu (ubudiyet ve hilafet) arasındaki bağı açıklayınız.
1. ipucu: Yaratıcının insana hem maddi beden ve sağlam duyular (havâss-ı selîme) hem de ruh ve selim akıl (akl-ı selîm) verdiğini belirtiniz.
2. ipucu: Peygamberler aracılığıyla gelen doğru haberin (haber-i sâdık / vahiy) akla yaratılış gayesini gösterdiğini açıklayınız.
3. ipucu: Bu bilgi ve irade donanımının insanı ubudiyet (kulluk) ve hilafet (yeryüzünü adaletle imar etme) sorumluluğuna taşıdığını değerlendiriniz.
Cevap: Yaratan-yaratılan ilişkisinde Yüce Allah, insanı başıboş bırakmamış; onu dış dünyayı gözlemleyen sağlam duyular (havâss-ı selîme), neden-sonuç bağı kuran selim akıl (akl-ı selîm) ve seçme gücü veren cüz'î irade ile donatmıştır. Buna ek olarak peygamberler vasıtasıyla gönderdiği vahiy (haber-i sâdık) ile insana yaratılış gayesini bildirmiştir. Sahih nakil ile selim aklın rehberliğinde hareket eden insan, hem Allah'a bilinçli bir kulluk (ubudiyet) sunar hem de yeryüzünde ahlak ve adaleti egemen kılarak halifelik emanetini yerine getirir.
Kısaca
- Kelam ilminde hayat, varlığa ilim, irade ve kudret niteliği kazandıran sıfat olup kaynağı el-Hayy, el-Kayyûm ve el-Muhyî olan Yüce Allah'tır.
- Kur'an'da canlıların sudan yaratıldığı (Enbiyâ, 30) ve ölü toprağın baharda canlanmasının yeniden dirilişin (ba's) kevnî delili olduğu vurgulanır.
- İnsan, topraktan yaratılan maddi beden ile ilahi emirden üflenen ruhun birleşiminden oluşan bütünlüklü bir varlıktır.
- İnsana verilen akl-ı selîm, havâss-ı selîme, fıtrat ve cüz'î irade donanımı, onun ilahi emaneti (teklif/sorumluluk) yüklenmesinin temelidir.
- Sahih nakil (vahiy) ile selim akıl birbiriyle çelişmez; insan bu iki kaynağın ışığında kulluk (ubudiyet) ve halifelik görevini yerine getirir.