12. sınıf Kelam dersinin ikinci haftasında; Kelam ilminin doğuşu ve beş tarihî gelişim dönemi (Hz. Peygamber Dönemi, İlk Fikrî Hareketler ve İmam-ı Âzam Ebu Hanife, Mutezile'nin doğuşu, Eş'arîlik ve Mâtürîdîlik merkezli Ehlisünnet kelamı, Mütekaddimîn-Müteahhirîn ayrımı ve Yeni İlm-i Kelam dönemi), Kelam ilminin İslami ilimler içindeki 'küllî ilim' konumu, felsefe, tabiat ve sosyal bilimlerle ilişkisi ile Kelam ilminin yöntemleri (tümevarım, temsil, normatif yaklaşım) ve temel eserleri incelenmektedir.
Kelam İlminin Doğuşu ve İlk Fikrî Hareketler
Kelam ilmi, İslam toplumunda ortaya çıkan inanç problemlerini Kur'an ve sünnet ışığında akli delillerle çözmek üzere doğmuş ve tarih boyunca beş ana dönemden geçerek gelişmiştir:
1. Hz. Peygamber Dönemi: Müslümanlar inançla ilgili sorularını doğrudan Hz. Peygamber'e sormuş; vahyin rehberliği ve Peygamberimizin açıklamaları sayesinde itikadi bir ayrılık yaşanmamıştır. Hz. Peygamber inanç konularında yersiz tartışmaları yasaklamış ve samimi teslimiyeti tavsiye etmiştir.
2. İlk Fikrî Hareketler ve İhtilaflar Dönemi: Hz. Osman'ın şehit edilmesi, Cemel ve Sıffin olayları sonrasında büyük günah işleyenin (mürtekib-i kebîre) durumu, iman-amel ilişkisi ve kader/irade özgürlüğü gibi meseleler tartışılmaya başlanmıştır. Bu dönemde İmam-ı Âzam Ebu Hanife (ö. 767) itikadi konuları akli ve nakli delillerle ele alarak el-Fıkhu'l-Ekber adlı eserini telif etmiştir.
3. Mutezile Mezhebinin Ortaya Çıkışı: Hasan-ı Basrî'nin ders halkasından ayrılan Vâsıl bin Atâ (ö. 748), büyük günah işleyen kişinin ne mümin ne kâfir olup iki yer arasında bir konumda (el-menzile beyne'l-menzileteyn) bulunduğunu savunarak Mutezile mezhebini kurmuştur. Mutezile kelamcıları yabancı din ve felsefelere karşı İslam'ı savunmuş; ancak aklı naklin önüne geçirmeleri, Kur'an'ın yaratılmış olduğu (halku'l-Kur'an) iddiası ve Allah'ın ahirette görülemeyeceği (rüyetullah) görüşleri sebebiyle eleştirilmiştir.
Ehlisünnet Kelamının Ortaya Çıkışı: Eş'arîlik ve Mâtürîdîlik
Hicri II. yüzyılda Ahmed bin Hanbel gibi Ashâbu'l-hadis (Selefiyye) âlimleri inanç konularında akli yoruma girmeyip ayet ve hadisleri zahirî anlamlarıyla kabul etmiş; İbn Küllâb el-Basrî ve Hâris el-Muhâsibî ise Ehlisünnet inancını akli delillerle savunmaya başlamıştır. Hicri IV. (miladi X.) yüzyılın başlarında birbirinden habersiz iki büyük âlim Sünni kelamı sistemleştirmiştir:
| Özellik | Eş'arîlik Mektebi | Mâtürîdîlik Mektebi |
|---|---|---|
| Kurucu İmam | Ebü'l-Hasan el-Eş'arî (ö. 936) | Ebu Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 944) |
| Coğrafi Merkez | Basra ve Bağdat (Irak / Hicaz / Mısır) | Semerkant (Mâverâünnehir / Türkistan / Anadolu) |
| Fikrî Köken | 40 yaşına kadar Mutezile'de kalmış, sonra Ehlisünnet kelamını kurmuştur. | İmam-ı Âzam Ebu Hanife'nin itikadi görüşlerini sistemleştirmiştir. |
| Önemli Temsilciler | Bâkıllânî, Cüveynî, İmam Gazâlî, Fahreddin er-Râzî, Beyzâvî, Cürcânî | Ebü'l-Yüsr el-Pezdevî, Ebü'l-Muîn en-Nesefî, Nûreddin es-Sâbûnî |
| Kurucu Eserler | el-İbâne an Usûli'd-Diyâne, el-Lüma', Makâlâtü'l-İslâmiyyîn | Kitâbü't-Tevhîd, Te'vîlâtü'l-Kur'ân |
Mütekaddimîn, Müteahhirîn ve Yeni İlm-i Kelam Dönemleri
Ehlisünnet kelamının gelişim süreci, İmam Gazâlî (ö. 1111) dönüm noktası kabul edilerek Mütekaddimîn (Öncekiler) ve Müteahhirîn (Sonrakiler) olmak üzere iki evreye ayrılır. XIX. yüzyıldan itibaren ise Yeni İlm-i Kelam dönemi başlamıştır:
Mütekaddimîn Dönemi (Gazâlî Öncesi): Kelamın kuruluş ve sistemleşme dönemidir (Bâkıllânî, Cüveynî, Ebü'l-Muîn en-Nesefî). Aristo mantığı henüz kelama dâhil edilmemiştir; delilin geçersiz sayılması hâlinde medlulün (ispatlanan şeyin) de geçersiz olacağı (in'ikâs-ı edille) ilkesi benimsenmiştir.
Müteahhirîn Dönemi (Gazâlî Sonrası): İmam Gazâlî Aristo mantığını İslami ilimler için meşru bir ölçüt olarak kelama dâhil etmiş ve in'ikâs-ı edille anlayışını terk etmiştir. Fahreddin er-Râzî, Kâdî Beyzâvî, Sa'düddin et-Teftâzânî ve Seyyid Şerif el-Cürcânî döneminde felsefe ve mantık konuları kelam eserleriyle mezc edilmiştir.
Yeni İlm-i Kelam Dönemi (XIX. Yüzyıldan Günümüze): Batı'da ortaya çıkan materyalizm, pozitivizm, Darwinizm (evrimcilik) ve Freudizm gibi akımların din karşıtı iddialarına modern bilim ve felsefe verileriyle cevap vermek üzere doğmuştur. İzmirli İsmail Hakkı, Abdüllatif Harpûtî, Filibeli Ahmed Hilmi, Muhammed Abduh ve Muhammed İkbal bu dönemin öncü isimleridir.
Kelam İlminin İslami İlimlerle İlişkisi
İmam Gazâlî, el-Mustasfâ adlı eserinde İslami ilimleri küllî (genel/kuşatıcı) ve cüz'î (özel) olarak ikiye ayırmış; Kelam ilmini küllî ilim, tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilimleri ise cüz'î ilimler olarak tanımlamıştır. Çünkü diğer tüm İslami ilimler, Kelam ilminin ispatladığı Allah'ın varlığı, peygamberlik ve vahyin hakikati temeli üzerine yükselir. Teftâzânî de bu sebeple Kelamı eşrefü'l-ulûm (ilimlerin en şereflisi) olarak nitelendirmiştir.
Tefsir İlmiyle İlişkisi: Tefsir, Kur'an ayetlerini açıklar; Kelam ise inançla ilgili muhkem ve müteşabih ayetleri tevhit ilkesi çerçevesinde yorumlar ve naklî delillerini Kur'an'dan alır.
Hadis İlmiyle İlişkisi: Kelam, sünnetten delil getirirken hadis ilminin kriterleriyle tespit edilen mütevatir ve sahih hadisleri esas alır.
Fıkıh İlmiyle İlişkisi: Kelam dinin usûl (inanç/asıl) boyutunu, fıkıh ise fürû (ibadet ve muamelat) boyutunu inceler. İbadetlerin geçerliliği sahih imana bağlıdır.
İslam Mezhepleri Tarihiyle İlişkisi: Mezhepler Tarihi itikadi fırkaların görüşlerini tarafsız ve betimleyici (deskriptif) biçimde aktarırken; Kelam ilmi Ehlisünnet inancını savunmacı ve kural koyucu (normatif) bir yaklaşımla temellendirir.
Kelam İlminin Felsefe, Tabiat ve Sosyal Bilimlerle İlişkisi
Kelam ilmi hem varlık, bilgi ve değer konularında felsefe ile hem de evren ve insan araştırmalarında tabiat ve sosyal bilimler ile yakın ilişki içindedir:
Felsefe ile İlişkisi: Kelam ve felsefe; bilgi kuramı, varlık (ontoloji), Tanrı, evren ve insanın kaderi gibi konularda ortak bir alana sahiptir. Ancak felsefe yalnızca akıl ve beş duyuya dayanıp önceden belirlenmiş bir inanç ilkesi kabul etmezken; kelam ilmi haber-i sâdık (vahiy), aklıselim ve havassıselimeyi (sağlam duyuları) birlikte kaynak kabul eder ve vahiyle gelen hakikati akılla temellendirir.
Tabiat Bilimleriyle (Fizik, Astronomi, Biyoloji) İlişkisi: Doğa bilimlerinin evrendeki hassas denge ve yasaları keşfetmesi, kelam ilminin Allah'ın varlığını ispatta kullandığı hudûs delili (evrenin sonradan yaratılmışlığı) ile nizam ve gaye delilini (evrendeki eşsiz düzen ve amaçlılık) doğrudan güçlendirir.
Sosyal Bilimlerle (Psikoloji, Sosyoloji, Tarih) İlişkisi: İnsanın inanma fıtratını, dinî tecrübenin ruhsal etkilerini ve inancın toplumsal düzenle bağını anlamada kelamcılar sosyal bilimlerin verilerinden yararlanır.
Kelam İlminin Yöntemi ve Temel Eserleri
Kelam âlimleri inanç esaslarını açıklarken ve savunurken hem naklî hem de aklî yöntemleri birlikte kullanmışlardır:
Tümevarım (İstikrâ): Evrendeki tekil varlık ve olayları gözlemleyerek hepsinin sonradan yaratıldığı ve bir Yaratıcıya muhtaç olduğu genel ilkesine ulaşmaktır.
Temsil (Bilinenden Bilinmeyene / Görünenden Görünmeyene Kıyas): Duyular âlemindeki (şâhid) sanatlı bir eserin usta bir sanatkârı gerektirmesinden hareketle, gayb âlemindeki (gâib) Yüce Yaratıcının ilim, kudret ve irade sıfatlarını istidlal etmektir.
Normatif (Kural Koyucu) Yaklaşım: Vahiyle sabit olan tevhit, nübüvvet ve ahiret esaslarını tartışılmaz temel ölçüt kabul ederek şüphe ve itirazları bu ölçütlere göre cevaplandırmaktır.
| Müellif | Eser Adı | Önemi ve İçeriği |
|---|---|---|
| İmam-ı Âzam Ebu Hanife (ö. 767) | el-Fıkhu'l-Ekber | İslam inanç esaslarını özlü biçimde derleyen ilk temel akaid risalesidir. |
| Ebü'l-Hasan el-Eş'arî (ö. 936) | el-İbâne an Usûli'd-Diyâne | Eş'arî kelam mektebinin inanç ilkelerini ortaya koyan temel eserdir. |
| Ebu Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 944) | Kitâbü't-Tevhîd | Bilgi kuramı ile başlayan ve Mâtürîdî kelamını sistemleştiren şaheserdir. |
| Nûreddin es-Sâbûnî (ö. 1184) | el-Bidâye fî Usûli'd-Dîn | Mâtürîdiyye Akâidi olarak da bilinen özlü ve sistematik kelam el kitabıdır. |
| Bekir Topaloğlu (1932–2016) | Kelam İlmine Giriş | Kelam tarihi, ekolleri ve literatürünü tanıtan çağdaş başvuru eseridir. |
Örnekler
Örnek 1Hasan-ı Basrî'nin ilim meclisinden ayrılarak 'büyük günah işleyen kişinin ne mümin ne de kâfir olup ikisi arasında bir yerde (el-menzile beyne'l-menzileteyn) bulunduğu' görüşünü ortaya atan ve Mutezile mezhebinin kurucusu kabul edilen âlim kimdir?
Cevabı göster
Büyük günah (mürtekib-i kebîre) tartışmasında Hasan-ı Basrî'den farklı düşünerek meclisten ayrılan kişi Vâsıl bin Atâ'dır (ö. 748). Onun ortaya attığı 'el-menzile beyne'l-menzileteyn' ilkesi Mutezile mezhebinin beş temel esasından biri olmuştur. Cevap: Vâsıl bin Atâ.
Örnek 2Kelam tarihinde 'Mütekaddimîn' (Öncekiler) ve 'Müteahhirîn' (Sonrakiler) ayrımında dönüm noktası kabul edilen âlim kimdir ve kelam yöntemine hangi yeniliği getirmiştir?
Cevabı göster
Mütekaddimîn ve Müteahhirîn ayrımının dönüm noktası İmam Gazâlî'dir (ö. 1111). Gazâlî, Aristo mantığını kelam ilmine meşru bir yöntem aracı olarak dâhil etmiş ve delilin çürümesiyle ispatlanan inancın da geçersiz olacağını savunan 'in'ikâs-ı edille' ilkesini terk etmiştir. Cevap: İmam Gazâlî; Aristo mantığını kelam ilmine yöntem olarak dâhil etmiş ve in'ikâs-ı edille anlayışını terk etmiştir.
Örnek 3İmam Gazâlî 'el-Mustasfâ' adlı eserinde Kelam ilmini neden 'küllî ilim', tefsir, hadis ve fıkhı ise 'cüz'î ilimler' olarak nitelendirmiştir?
Cevabı göster
Tefsir Kur'an'ı, hadis sünneti, fıkıh ise ibadet ve muamelat hükümlerini inceler. Ancak bütün bu ilimlerin geçerli olabilmesi için önce Allah'ın varlığının, peygamberliğin imkânının ve Kur'an'ın Allah kelamı olduğunun ispatlanması gerekir. Bu temel ispat görevini tüm İslami ilimler adına Kelam ilmi üstlendiği için Gazâlî onu 'küllî ilim' olarak tanımlamıştır. Cevap: Diğer bütün İslami ilimlerin dayandığı temel inanç ilkelerini (Allah'ın varlığı, vahiy ve nübüvvet) ispatladığı ve kuşattığı için Kelam 'küllî ilim' sayılmıştır.
Örnek 4Kelam ilmi ile Felsefe arasındaki en temel benzerlik ve en temel fark nedir?
Cevabı göster
Benzerlik: Her ikisi de varlık, bilgi, Tanrı, evren ve insanın mahiyeti gibi konuları akli muhakemeyle inceler. Fark: Felsefe yalnızca akıl ve beş duyuya dayanırken, Kelam ilmi aklıselim ve sağlam duyuların yanında 'haber-i sâdık'ı (Kur'an ve mütevatir sünneti) temel bilgi kaynağı olarak kabul eder. Cevap: Ortak yönleri varlık, bilgi ve Tanrı konularını incelemeleridir; temel farkları ise felsefenin yalnız akıl ve duyuya, kelamın ise vahiy (haber-i sâdık), akıl ve duyuya dayanmasıdır.
Örnek 5XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan 'Yeni İlm-i Kelam' döneminin doğuş amacı nedir ve başlıca temsilcileri kimlerdir?
Cevabı göster
Batı'da gelişen pozitivizm, materyalizm, Darwinizm ve Freudizm gibi akımların İslam inanç esaslarına yönelttiği eleştirilere modern bilim ve felsefe diliyle cevap vermek amacıyla doğmuştur. Başlıca temsilcileri İzmirli İsmail Hakkı, Abdüllatif Harpûtî, Filibeli Ahmed Hilmi, Muhammed Abduh ve Muhammed İkbal'dir. Cevap: Pozitivizm ve materyalizm gibi çağdaş inkârcı akımlara karşı İslam inancını modern bilim verileriyle savunmak için doğmuştur; İzmirli İsmail Hakkı, Abdüllatif Harpûtî ve Muhammed İkbal başlıca temsilcileridir.
Örnek 6Kelam ilminde 'Temsil' yöntemi nedir? Örnekle açıklayınız.
Cevabı göster
Temsil; bilinen ve duyularla algılanan âlemden (şâhid) hareketle, duyular ötesi âlem (gâib) hakkında akıl yürütmektir. Örneğin düzenli bir tablonun veya binanın mutlaka ilim ve irade sahibi bir ustası olmasından hareketle, evrendeki muazzam düzenin de sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi Yüce Allah tarafından yaratıldığı sonucuna ulaşılması temsil yöntemidir. Cevap: Bilinen ve görünen varlıklardan (şâhid) hareketle görünmeyen (gâib) hakikatler hakkında çıkarım yapma yöntemidir.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdakilerden hangisi Eş'arîlik kelam mektebinin önde gelen âlimlerinden biri DEĞİLDİR?
Ebü'l-Muîn en-Nesefî (Tabsıratü'l-Edille müellifi), İmam Mâtürîdî'den sonra Mâtürîdîlik mektebinin en büyük temsilcisidir.
2Tabiat bilimlerinin (fizik, astronomi, biyoloji) evrendeki hassas ölçü ve yasaları keşfetmesi, kelam ilminin aşağıdaki delillerinden hangisini doğrudan destekler?
Doğa bilimlerindeki ince ayar ve düzen bulguları, kelam ilmindeki Nizam ve Gaye delilini güçlendirir.
3Aşağıdaki müellif-eser eşleştirmelerinden hangisi YANLIŞTIR?
el-Mustasfâ, İmam Gazâlî'nin fıkıh usulüne dair meşhur eseridir.
4Aşağıdaki ifadelerin doğru (D) mu yoksa yanlış (Y) mı olduğunu belirleyiniz.
- Semerkant merkezli gelişen Mâtürîdîlik kelam mektebinin kurucusu Ebu Mansûr el-Mâtürîdî'nin en önemli kelam eseri 'Kitâbü't-Tevhîd'dir.
İmam Mâtürîdî (ö. 944), Ehlisünnet kelamını sistemleştirdiği 'Kitâbü't-Tevhîd' adlı şaheseriyle tanınır.
- Kelam ilmi ile Felsefe arasındaki tek fark ele aldıkları konulardır; her ikisi de bilgi kaynağı olarak yalnızca aklı ve beş duyuyu kabul eder.
Kelam ilmi akıl ve beş duyunun yanında 'haber-i sâdık'ı (vahiy ve mütevatir sünneti) en temel bilgi kaynağı kabul eder.
- Semerkant merkezli gelişen Mâtürîdîlik kelam mektebinin kurucusu Ebu Mansûr el-Mâtürîdî'nin en önemli kelam eseri 'Kitâbü't-Tevhîd'dir.
5Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- İmam-ı Âzam Ebu Hanife'nin inanç esaslarını derlediği ve kelam tarihinin ilk metinlerinden kabul edilen ünlü eseri adlı risaledir.
- İmam Gazâlî'den başlayarak Aristo mantığının kelama dâhil edildiği ve felsefe konularının kelam eserlerinde tartışıldığı döneme dönemi denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
6Aşağıdaki kavram ve dönemleri açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
Kısaca
- Kelam İlminin Doğuşu ve İlk Fikrî Hareketler: Kelam ilmi, İslam toplumunda ortaya çıkan inanç problemlerini Kur'an ve sünnet ışığında akli delillerle çözmek üzere doğmuş ve tarih boyunca beş ana dönemden geçerek gelişmiştir:
- Ehlisünnet Kelamının Ortaya Çıkışı: Eş'arîlik ve Mâtürîdîlik: Hicri II. yüzyılda Ahmed bin Hanbel gibi Ashâbu'l-hadis (Selefiyye) âlimleri inanç konularında akli yoruma girmeyip ayet ve hadisleri zahirî anlamlarıyla kabul etmiş; İbn Küllâb el-Basrî ve Hâris el-Muhâsibî ise Ehlisünnet inancını akli delillerle savunmaya başlamıştır. Hicri IV. (miladi X.) yüzyılın başlarında birbirinden habersiz iki büyük âlim Sünni kelamı sistemleştirmiştir:
- Mütekaddimîn, Müteahhirîn ve Yeni İlm-i Kelam Dönemleri: Ehlisünnet kelamının gelişim süreci, İmam Gazâlî (ö. 1111) dönüm noktası kabul edilerek Mütekaddimîn (Öncekiler) ve Müteahhirîn (Sonrakiler) olmak üzere iki evreye ayrılır. XIX. yüzyıldan itibaren ise Yeni İlm-i Kelam dönemi başlamıştır:
- Kelam İlminin İslami İlimlerle İlişkisi: İmam Gazâlî, el-Mustasfâ adlı eserinde İslami ilimleri küllî (genel/kuşatıcı) ve cüz'î (özel) olarak ikiye ayırmış; Kelam ilmini küllî ilim, tefsir, hadis ve fıkıh gibi ilimleri ise cüz'î ilimler olarak tanımlamıştır. Çünkü diğer tüm İslami ilimler, Kelam ilminin ispatladığı Allah'ın varlığı, peygamberlik ve vahyin hakikati temeli üzerine yükselir. Teftâzânî de bu sebeple Kelamı eşrefü'l-ulûm (ilimlerin en şereflisi) olarak nitelendirmiştir.
- Kelam İlminin Felsefe, Tabiat ve Sosyal Bilimlerle İlişkisi: Kelam ilmi hem varlık, bilgi ve değer konularında felsefe ile hem de evren ve insan araştırmalarında tabiat ve sosyal bilimler ile yakın ilişki içindedir:
- Kelam İlminin Yöntemi ve Temel Eserleri: Kelam âlimleri inanç esaslarını açıklarken ve savunurken hem naklî hem de aklî yöntemleri birlikte kullanmışlardır: