İslam düşüncesinde iman, şüphe ve zandan uzak kesin bilgi (yakîn) temeli üzerinde yükselir. Bu nedenle kelam âlimleri eserlerinin ilk bölümlerini varlık meselesiyle birlikte bilgi teorisine (epistemoloji) ayırmışlar; bilginin mahiyetini, çeşitlerini ve insanı hakikate ulaştıran güvenilir bilgi kaynaklarını Kur'an-ı Kerim ışığında sistemleştirmişlerdir.
Bilginin Tanımı ve Türleri: Kadîm ve Hâdis Bilgi
Sözlükte 'bir şeyi gerçek yönüyle idrak etmek, kesin olarak bilmek' anlamına gelen ilim (bilgi), kelam terimi olarak 'bilenin (âlim), bilinen şeyi (malum) vakıaya (gerçeğe) uygun ve şüphe götürmeyecek biçimde kavraması' şeklinde tanımlanır. Bir şeyin gerçeğe uygun olmayan tasavvuruna cehil (bilgisizlik), iki ihtimalden ağır basanına zan, eşit olanına şek (şüphe), zayıf ihtimale ise vehim denir.
Kelam ilminde bilgi, kaynağına ve sahibine göre öncelikle kadîm bilgi ve hâdis bilgi olmak üzere ikiye ayrılır. Kadîm bilgi, Yüce Allah'ın (el-Alîm) ezeli ve ebedi olan mutlak ilmidir; başlangıcı ve sonu yoktur, zaman ve mekânla kayıtlı değildir, vasıtasızdır, artma veya eksilme kabul etmez.
Yaratılmış varlıkların (insan, melek, cin) sonradan elde ettiği sınırlı bilgiye ise hâdis bilgi denir. Hâdis bilgi elde ediliş biçimine göre ikiye ayrılır: Üzerinde düşünmeye ve delil aramaya gerek kalmadan insan zihninde doğrudan oluşan bilgiye zaruri (bedîhî / zorunlu) bilgi (örneğin kişinin kendi varlığını bilmesi, bütünün parçadan büyük olması); akıl yürütme (nazar), gözlem ve delil (istidlal) yoluyla kazanılan bilgiye ise istidlali (kesbî / nazarî) bilgi adı verilir.
İslam Kelamında Bilgi Kaynakları: Akl-ı Selim ve Havâss-ı Selîme
Kelam âlimlerine göre insanı kesin ve bağlayıcı bilgiye ulaştıran üç temel bilgi kaynağı (esbâb-ı ilim) vardır: Akl-ı selim (selim akıl), havâss-ı selîme (salim duyular) ve haber-i sâdık (doğru haber). Nahl suresi 78. ayette 'Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardı ve şükredesiniz diye size işitme, görme duyuları ve gönüller (akıllar) verdi' buyrularak bu kaynaklara işaret edilmiştir.
Yaratılış temizliğini koruyan, önyargı, taassup, körü körüne taklit ve nefsani arzulardan etkilenmeden doğru düşünen akla akl-ı selim (selim akıl) denir. Akıl, insanı diğer canlılardan ayıran ve onu dini emirlere muhatap (mükellef) kılan temel yetidir. Selim akıl; duyu verilerini işler, sebep-sonuç ilişkisini kurar, evrendeki düzenden hareketle Yaratıcı'nın varlığı ve birliği (tevhid) bilgisine ulaşır.
Herhangi bir kusuru ve yanılsaması bulunmayan, sağlıklı çalışan beş duyu organına (işitme, görme, dokunma, tatma, koklama) havâss-ı selîme (salim duyular) denir. Duyular dış dünyadaki maddi varlıkları algılayarak akla ham veri sunar; pozitif bilimlerin dayandığı deney, tecrübe ve gözlem yöntemi salim duyular ile selim aklın ortak çalışmasının ürünüdür.
Doğru Haber (Haber-i Sâdık) ve Sübjektif Bilgi Yolları
Gerçeğe uygun olan ve doğruluğu kesin delillerle sabit bulunan habere haber-i sâdık (doğru haber) denir. Duyuların ve aklın tek başına ulaşamayacağı gayb âlemi (melekler, ahiret, cennet, cehennem), Allah'ın sıfatları ve ibadetlerin yapılış şekilleri ancak doğru haberle bilinebilir. Doğru haber kelamda iki kısma ayrılır:
Birincisi mütevatir haberdir; yalan üzere birleşmeleri aklen imkânsız olan çok sayıdaki topluluğun, her nesilde aynı çoğunlukla naklettiği haberdir (Kur'an-ı Kerim'in metni, namazların rekât sayıları ve tarihî şehirlerin varlığı gibi). İkincisi ise peygamberden gelen haber (haber-i resûl)dir; peygamberliği mucize ile kanıtlanmış olan elçinin Allah'tan aldığı vahye dayanarak bildirdiği haberler kesin bilgi ifade eder.
Bunların dışında kalan ilham, keşif, sezgi ve rüya gibi yollar kişiye özel (sübjektif) tecrübelerdir; kaynağının ilahi mi yoksa nefsani mi olduğu kesin olarak test edilemeyeceği için kelam ilminde inanç esaslarında genel ve bağlayıcı bilgi kaynağı (hüccet) kabul edilmez.
Örnekler
Örnek 1Kelam ilminde 'kadîm bilgi' ile 'hâdis bilgi' arasındaki temel farkları açıklayınız.
Cevabı göster
Kadîm bilgi, Yüce Allah'ın ezeli ve ebedi olan, başlangıcı bulunmayan, araçsız ve sınırsız mutlak bilgisidir. Hâdis bilgi ise yaratılmış varlıkların (insanların ve meleklerin) sonradan duyu organları, akıl yürütme veya vahiy aracılığıyla elde ettikleri sınırlı ve artıp eksilebilen bilgidir.
Örnek 2İnsanın sahip olduğu hâdis bilgi kendi içinde 'zaruri bilgi' ve 'istidlali bilgi' olarak nasıl ayrılır? Örnek veriniz.
Cevabı göster
Zaruri (bedîhî) bilgi, insanın hiçbir akıl yürütme ve delile ihtiyaç duymadan ilk anda doğrudan kavradığı zorunlu bilgidir (ateşin yakıcı olması veya 1'in 2'nin yarısı olması gibi). İstidlali (kesbî/nazarî) bilgi ise insanın gözlem, deney, düşünme ve delil getirme çabasıyla ulaştığı bilgidir (evrendeki düzenden Allah'ın varlığına ulaşmak veya tıbbi teşhis koymak gibi).
Örnek 3Kelam ilminde doğru bilginin kaynaklarından biri olan 'haber-i sâdık' (doğru haber) kaça ayrılır ve inanç alanında neden vazgeçilmezdir?
Cevabı göster
Haber-i sâdık; (1) yalan üzere birleşmesi imkânsız toplulukların aktardığı 'mütevatir haber' ve (2) mucizeyle doğrulanmış peygamberlerin getirdiği 'haber-i resûl (vahiy)' olmak üzere ikiye ayrılır. İnsan aklı ve duyuları ahiret, melekler, vahiyle bildirilen ibadet şekilleri gibi gayb konularını tek başına bilemeyeceği için doğru haber vazgeçilmezdir.
Örnek 4İslam kelamında 'sahih nakil ile selim aklın çelişmezliği' ilkesi ne anlama gelir?
Cevabı göster
Sahih nakil (Kur'an ve mütevatir sünnet) ile önyargılardan arınmış selim aklın kaynağı birdir; her ikisini de insana lütfeden Yüce Allah'tır. Bu nedenle kesin bir dini nass ile kesin bir akli veya bilimsel gerçek arasında gerçek bir çelişki bulunması imkânsızdır; görünürde bir ihtilaf varsa metin te'vil edilerek anlaşılır.
Örnek 5İlham ve rüya neden kelam ilminde inanç esaslarını belirleyen genel bir bilgi kaynağı olarak kabul edilmez?
Cevabı göster
Çünkü ilham ve rüya bireyin iç dünyasında gerçekleşen kişisel (sübjektif) hallerdir; dışarıdan nesnel ölçütlerle doğrulanamaz ve şeytani ya da nefsani kuruntularla karışma ihtimali taşır. Din ise herkes için açık, denetlenebilir ve kesin olan vahiy, akıl ve duyu bilgisine dayanır.
Örnek 6Nahl suresi 78. ve İsrâ suresi 36. ayetlerde insanın bilgi sorumluluğu hangi kavramlarla vurgulanmıştır?
Cevabı göster
Bu ayetlerde insana görme ve işitme duyuları (havâss-ı selîme) ile düşünen kalp/akıl (akl-ı selim) verildiği hatırlatılmış; insanın kesin bilgiye dayanmayan zan ve kuruntuların peşine düşmemesi gerektiği, çünkü bütün bilgi organlarından ahirette sorguya çekileceği vurgulanmıştır.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Kelam ilminde bilginin (ilim) türleri ve özellikleriyle ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
Kelam ilminde inanç (akaid) esaslarının belirlenmesinde zan, şüphe ve tahmin geçerli değildir; kesin bilgi (yakîn) şarttır.
2İslam kelamında doğru bilginin üç temel kaynağı (esbâb-ı ilim) aşağıdakilerin hangisinde bir arada ve doğru olarak verilmiştir?
Kelam ilmine göre doğru bilginin üç kaynağı; selim akıl (akl-ı selim), salim duyular (havâss-ı selîme) ve doğru haberdir (haber-i sâdık).
3Yalan üzere birleşmeleri aklen imkânsız olan büyük bir topluluğun, her nesilde aynı nitelikteki bir topluluktan naklettiği ve kesin bilgi ifade eden habere kelam ilminde ne ad verilir?
Yalan üzere birleşmeleri imkânsız toplulukların nesilden nesile aktardığı kesin habere 'mütevatir haber' denir (Kur'an metni gibi).
4'Hakkında kesin bilgin olmayan şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül (akıl), bunların hepsi ondan sorumludur.' (İsrâ suresi, 36. ayet) Bu ayet kelam ilmindeki bilgi anlayışı açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Gayb âlemi (melekler, ahiret vb.) beş duyu organının algı sınırları dışındadır ve vahiy (doğru haber) yoluyla öğrenilir.
5
- Bilenin, bilinen şeyi gerçeğe (vakıaya) uygun ve şüphe götürmeyecek biçimde kavramasına ilim (bilgi) denir.
Kelamda ilim, vakıaya mutabık (gerçeğe uygun) ve kesin olan idraktir.
- Yüce Allah'ın ilmi (kadîm bilgi) zamanla artan, deney ve gözleme ihtiyaç duyan kesbî bir bilgidir.
Allah'ın ilmi kadîmdir; sonradan kazanılmaz (kesbî değildir), artma ve eksilmeden münezzehtir.
- Akl-ı selim, önyargı ve körü körüne taklitten arınmış olarak doğru düşünen ve hüküm veren akıldır.
Selim akıl yaratılış fıtratını koruyan ve hakikati kavrayan sağlıklı akıldır.
- Kelam âlimlerine göre sahih nakil (vahiy) ile selim aklın apaçık verileri birbiriyle çelişmez.
Aklı yaratan ile vahyi gönderen Allah bir olduğu için sahih nakil ile selim akıl uzlaşı içindedir.
- Evliya ve salih kişilerin kalbine doğan ilham, bütün Müslümanları bağlayan genel bir inanç delilidir.
İlham sübjektif (kişisel) bir tecrübedir; yanılma ihtimali taşıdığı için dinî konularda bağlayıcı delil (hüccet) olmaz.
- Bilenin, bilinen şeyi gerçeğe (vakıaya) uygun ve şüphe götürmeyecek biçimde kavramasına ilim (bilgi) denir.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- İnsanın bilinenden hareketle bilinmeyene ulaşmak için deliller üzerinde düşünmesine ve istidlal denir.
- Bir konuda iki ihtimalden kuvvetli ve ağır basan tarafı tercih etmeye kelam ilminde adı verilir.
- Peygamberlerin iddialarının doğruluğunu kanıtlamak için Allah'ın izniyle gösterdikleri olağanüstü olaya denir.
- Ahiret, cennet, cehennem ve melekler gibi âlemine ait bilgiler doğru haber (vahiy) yoluyla öğrenilir.
- Dini emir ve yasaklara muhatap (mükellef) olmanın ilk ve temel şartı sahibi olmaktır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8İslam kelamında doğru bilginin üç temel kaynağını (akl-ı selim, havâss-ı selîme ve haber-i sâdık) açıklayarak, bu üç kaynağın birbirini nasıl tamamladığını örneklerle değerlendiriniz.
1. ipucu: Havâss-ı selîmenin (beş duyunun) maddi dünyayı algılamadaki rolünü ve sınırlarını belirtiniz.
2. ipucu: Akl-ı selimin duyu verilerini nasıl işlediğini ve Yaratıcı'nın varlığına nasıl ulaştığını açıklayınız.
3. ipucu: Aklın ve duyuların ulaşamadığı gayb ve ibadet alanında haber-i sâdıkın (vahyin) tamamlayıcı işlevini yorumlayınız.
Cevap: İslam kelamında bilgi kaynakları birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan bir bütündür. İlk olarak havâss-ı selîme (sağlıklı beş duyu), dış dünyadaki nesneleri ve doğa olaylarını gözlemleyerek akla ham veri taşır; ancak duyuların algı kapasitesi sınırlıdır. İkinci olarak akl-ı selim (selim akıl), duyulardan gelen bu verileri analiz eder, sebep-sonuç bağını kurar ve evrendeki kusursuz düzenden hareketle Yüce Yaratıcı'nın varlığını ve birliğini kavrar. Üçüncü olarak haber-i sâdık (vahiy ve mütevatir haber) devreye girer; aklın ve duyuların tek başına bilemeyeceği gayb âlemini (ahiret, melekler), Allah'ın rızasını ve ibadetlerin nasıl yapılacağını bildirerek insanı hem dünyada hem ahirette hakikate ulaştırır.
Kısaca
- Kelam ilminde ilim (bilgi), bir şeyin gerçeğe uygun ve şüphe götürmeyecek kesinlikte (yakîn) kavranmasıdır.
- Bilgi; Allah'ın ezeli ve sınırsız ilmi olan 'kadîm bilgi' ile yaratılmışların sonradan kazandığı 'hâdis bilgi' (zaruri ve istidlali) olarak ikiye ayrılır.
- İslam kelamında doğru bilginin üç temel kaynağı; akl-ı selim (selim akıl), havâss-ı selîme (salim duyular) ve haber-i sâdık (doğru haber) olarak belirlenmiştir.
- Haber-i sâdık; yalan üzere birleşmesi imkânsız toplulukların aktardığı mütevatir haber ile mucizeyle teyit edilmiş peygamber haberinden (vahiy) oluşur.
- Sahih nakil ile selim akıl birbiriyle çelişmez; ilham, rüya ve sezgi gibi sübjektif yollar ise inanç esaslarında bağlayıcı delil kabul edilmez.