İslam düşüncesinde iman, körü körüne bir taklide değil; bilgiye, tefekküre ve sağlam kanıtlara (burhan) dayanır. Kelam ilmi, İslam inanç esaslarını hem vahiy kaynaklı naklî delillerle hem de gözlem ve mantığa dayalı aklî delillerle temellendirir. Bu hafta kelam ilminde delil kavramını, bilgi edinme yollarını, naklî ve aklî delillerin çeşitlerini ve sahih nakil ile selim akıl arasındaki kopmaz uyumu inceleyeceğiz.
Kelam İlminde Delil, İstidlal ve Bilgi Kaynakları
Sözlükte 'yol gösteren, kılavuz, işaret ve rehber' anlamına gelen delil; kelam terimi olarak 'doğru bir bakışla (nazar) incelendiğinde aranan bilgiye ve hakikate ulaştıran kanıt' demektir. Kesin bilgi ifade eden delile burhan veya hüccet, zannî bilgi ifade edene ise emare adı verilir. Bilinen öncüllerden ve delillerden hareketle zihnin bilinmeyen bir sonuca ulaşma sürecine ise istidlal (akıl yürütme / çıkarım) denir.
Kelam âlimleri, delillerin dayandığı bilgi kaynaklarını (esbâb-ı ilim) üç ana başlıkta toplamışlardır: 1) Havâss-ı selîme (sağlam beş duyu organı ve deney-gözlem), 2) Haber-i sâdık (vahiy ve mütevatir haber), 3) Akl-ı selîm (önyargı ve taklitten arınmış, fıtratını koruyan sağlıklı akıl). Bu üç kaynağa paralel olarak kelam ilminde kullanılan deliller de kaynağını vahiyden alan naklî (sem'î) deliller ve kaynağını akıl ile gözlemden alan aklî (nazarî) deliller olmak üzere ikiye ayrılır.
| Bilgi Kaynağı (Esbâb-ı İlim) | Bilgi Edinme Aracı | Kelamdaki Delil Karşılığı |
|---|---|---|
| Havâss-ı Selîme | Sağlam beş duyu, deney, gözlem ve tecrübe | Aklî delillerin dış dünya (kâinat) öncüllerini sağlar |
| Haber-i Sâdık | Kur'an-ı Kerim (Vahiy) ve Mütevatir Sünnet | Naklî (Sem'î) delillerin kaynağını oluşturur |
| Akl-ı Selîm | Zorunlu mantık ilkeleri, nazar ve tefekkür | Aklî (Nazarî) delilleri kurar ve nakli anlamlandırır |
Naklî (Sem'î) Deliller: Kur'an-ı Kerim ve Sünnet
Kaynağı ilahi vahiy ve peygamber beyanı olan delillere naklî deliller veya işitme/nakil yoluyla bize ulaştığı için sem'î deliller adı verilir. Kelam ilminde bir inanç esasının (akide) belirlenebilmesi için dayanılan delilin hem sübutunun (bize ulaşma yolunun) hem de delaletinin (taşıdığı anlamın) kesin (kat'î) olması şarttır. Bu şartı taşıyan birinci naklî delil, lafzı ve manasıyla tevatür yoluyla nesilden nesile hiçbir değişikliğe uğramadan aktarılan Kur'an-ı Kerim'in anlamı açık (muhkem) ayetleridir.
İkinci naklî delil ise Hz. Peygamber'in mütevatir sünnetidir. Mütevatir haber, yalan söylemek üzere birleşmeleri aklen imkânsız olan çok sayıdaki sahabi ve râvi topluluğunun her nesilde aynı kesinlikle aktardığı haberlerdir ve kesin bilgi (ilm-i yakîn) ifade eder. Buna karşılık bir veya birkaç kişi tarafından rivayet edilen âhâd haberler (haber-i vâhid), fıkhî ve amelî konularda delil kabul edilse de zannî bilgi ifade ettiği için kelam ilminde tek başına inanç esası (akaid ilkesi) belirlemede yeterli görülmez; yalnız mevcut inanç ilkelerini açıklayıcı olarak kullanılır.
| Naklî Delil Türü | Sübut (Ulaşma) Durumu | Delalet (Anlam) Durumu | İtikadi (İnançsal) Hükmü |
|---|---|---|---|
| Muhkem Kur'an Ayeti | Kat'î (Kesin - Mütevatir) | Kat'î (Açık ve tek anlamlı) | Kesin inanç esası belirler (inkârı küfürdür) |
| Mütevatir Hadis | Kat'î (Kesin - Tevatür) | Kat'î ise kesin bilgi verir | Kesin inanç delili olarak kabul edilir |
| Meşhur Hadis | İlk nesilde âhâd, sonra yaygın | Kesin veya zannî olabilir | İtikatta tamamlayıcı delil ve itmi'nan sağlar |
| Haber-i Vâhid (Âhâd) | Zannî (Tekil râvi zinciri) | Zannî veya kat'î olabilir | Amelde delildir; itikatta tek başına akide kurmaz |
Aklî (Nazarî) Deliller ve Klasik Kelam Kanıtlamaları
Kaynağını dış dünyadaki gözlemlerden, insanın iç tecrübesinden ve aklın zorunlu ilkelerinden alan delillere aklî (nazarî) deliller denir. Kelam ilminde naklî delillerin doğru anlaşılması ve kabul edilmesi öncelikle aklî delillere bağlıdır. Çünkü Allah'ın varlığı ve birliği ile Hz. Peygamber'in nübüvvetinin doğruluğu henüz Kur'an'a iman etmeyen bir kimseye önce aklî delillerle kanıtlanır; eğer bunlar nakille kanıtlanmaya kalkışılırsa mantıkta geçersiz olan kısır döngü (devir) ortaya çıkar.
Kelam âlimleri Kur'an'ın kâinat üzerinde düşünmeyi emreden ayetlerinden ilham alarak güçlü aklî deliller geliştirmişlerdir. Bunların başlıcaları; evrenin değişken ve sonradan yaratılmış (hâdis) oluşundan hareketle ezeli bir Yaratıcıya (Muhdis) ulaşan hudûs delili; evrendeki varlıkların varlığı ile yokluğunun eşit (mümkün) oluşundan hareketle onları varlığa çıkaran Zorunlu Varlığa (Vâcibü'l-Vücûd) ulaşan imkân delili; kâinattaki hassas ölçü, uyum ve amaçlılıktan hareket eden gaye ve nizam (inayet) delili ile Allah'ın birliğini (tevhid) kâinattaki düzenin tekliğiyle kanıtlayan burhân-ı temânü delilidir.
Aklî Delillerin Oluşumunda Duyular, Deney ve Gözlemin Rolü
Kelam ilminde aklî deliller soyut birer kurgu değil, doğrudan sağlam duyular (havâss-ı selîme), deney, gözlem ve tecrübe verileri üzerine inşa edilen somut çıkarımlardır. Beş duyu organı (görme, işitme, dokunma, tatma, koklama) dış dünyadaki nesne ve olayları algılayarak akla ham bilgi sunar. Ayrıca yüzlerce kez tekrarlanan gözlemler sonucunda oluşan tecrübî bilgi (örneğin ateşin yakması, suyun susuzluğu gidermesi, doğadaki nedensellik ilişkileri) kelamcılar tarafından kesin bilgi kaynakları arasında sayılmıştır.
Kur'an-ı Kerim, hem vahiyle indirilen cümleleri hem de dış dünyadaki (âfâk) ve insanın kendi iç dünyasındaki (enfüs) varlık ve olayları ortak bir kavramla, 'âyet' (işaret, delil, mucize) kelimesiyle adlandırır (Fussilet, 53). Bu nedenle kelamda doğayı gözlemlemek ve bilimsel deney yapmak, kâinat sayfasındaki kevnî ayetleri okumak demektir. Duyular ve deney kâinattaki değişimi, yasaları ve düzeni tespit eder; selim akıl ise bu gözlem verilerini nedensellik (illiyet) ilkesiyle birleştirerek Yaratıcının varlığı, ilmi ve kudreti sonucuna ulaşır.
| Gözlem ve Tecrübe Alanı | Kur'an'daki Kavramsal Adı | Kelamdaki Aklî Çıkarım Sonucu |
|---|---|---|
| Gök cisimleri, mevsimler, su döngüsü, canlılar | Âfâkî (Dış Dünya) Deliller | Evrendeki düzen, ölçü ve bağımlılık (Nizam ve Hudûs delili) |
| İnsanın embriyolojik gelişimi, bilinci ve vicdanı | Enfüsî (İç Dünya) Deliller | İnsanın fıtratı, hikmetli yaratılışı ve ahlaki sorumluluğu |
| Tekrarlanan doğa olayları ve bilimsel deneyler | Tecrübî / Âdetullah Bilgisi | Sünnetullah'ın (doğa yasalarının) değişmezliği ve ilahi irade |
Kelam İlminde Akıl ve Nakil İlişkisi: Uzlaşı ve Te'vil
İslam düşüncesinin en özgün yönlerinden biri, selim akıl ile sahih nakil (vahiy) arasında tam bir uyum ve uzlaşı görmesidir. İmam Maturidi, İmam Eş'ari, Gazali, Fahreddin er-Razi ve İbn Rüşd gibi büyük âlimler aklı 'gören göze', vahyi ise 'güneş ışığına' benzetmişlerdir. Işık olmadan göz karanlıkta kalan gayb ve ahiret hakikatlerini göremediği gibi, sağlıklı bir göz (akıl) olmadan da ışıktan (vahiyden) yararlanmak mümkün değildir. Akıl da vahiy de Allah'ın insana bahşettiği iki büyük nimettir; kaynağı bir olan iki hakikat birbiriyle asla çelişmez.
Peki kesin bir aklî/bilimsel delil ile bir ayet veya hadisin ilk bakışta anlaşılan zahirî (sözlük) anlamı arasında görünürde bir çelişki çıkarsa ne yapılır? Kelam âlimleri bu durumda te'vil yöntemine başvururlar. Te'vil; aklı da nakli de reddetmeden, nassın zahirî anlamını bırakıp Arap dilinin kurallarına ve Kur'an'ın tevhid bütünlüğüne uygun olan mecazi anlamını tercih etmektir. Örneğin Kur'an'da geçen 'Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir' (Fetih, 10) ifadesi, Allah'ın cisim olmaktan uzak olduğu (muhâlefetün li'l-havâdis) kesin aklî deliliyle birlikte değerlendirilerek 'Allah'ın kudreti, yardımı ve teyidi' şeklinde te'vil edilir.
İnanç Konularının Delillere Göre Sınıflandırılması ve Bütüncül Sentez
Kelam âlimleri İslam inanç esaslarını (usûl-i selâse: ulûhiyyet, nübüvvet ve sem'iyyât/ahiret), ispatında kullanılan delillerin türüne göre üç grupta sınıflandırmışlardır. Birinci grup, yalnızca aklî delillerle ispatlanan konulardır: Allah'ın varlığı, âlemin yaratılmışlığı, Allah'ın ilim, irade, kudret sıfatları ve peygamberliğin imkânı bu gruptadır; çünkü henüz vahye inanmayan birine vahiy delil getirilemez.
İkinci grup, hem aklî hem naklî delillerle bilinebilen konulardır: Allah'ın birliği (tevhid), cisim ve mekândan münezzeh oluşu, ahiret hayatının ve yeniden dirilişin aklen mümkün oluşu hem akıl yürütmeyle hem de ayetlerle bilinir. Üçüncü grup ise yalnızca naklî (sem'î) delillerle bilinebilen konulardır: Kabir hayatı, sual melekleri, kıyamet alametleri, haşir, mizan, sırat, cennet ve cehennemin ayrıntıları (sem'iyyât) duyuların ve aklın sınırlarını aştığı için yalnız Kur'an ve mütevatir sünnetle bilinir; aklın buradaki görevi bu haberlerin imkânsız olmadığını onaylamaktır.
| İnanç Alanı | Dayandığı Delil Türü | Kapsadığı Başlıca Meseleler |
|---|---|---|
| Birinci Alan | Yalnız Aklî Delil (Naklin temeli) | Allah'ın varlığı, ilim-irade-kudret sıfatları, mucize ve nübüvvetin doğruluğu |
| İkinci Alan | Hem Aklî Hem Naklî Delil | Allah'ın birliği (tevhid), tenzih sıfatları, öldükten sonra dirilmenin imkânı |
| Üçüncü Alan | Yalnız Naklî (Sem'î) Delil | Melekler, kabir sorgusu, mizan, sırat köprüsü, cennet ve cehennem halleri |
Örnekler
Örnek 1Kelam ilminde bir naklî delilin (ayet veya hadisin) inanç esası (akaid ilkesi) belirleyebilmesi için taşıması gereken 'sübut' ve 'delalet' şartlarını açıklayınız.
Cevabı göster
Kelam ilminde inanç esasları zanna değil kesin bilgiye (yakîn) dayanmak zorundadır. Bu nedenle naklî delilin hem 'sübutunun' (Hz. Peygamber'den bize ulaşma yolunun tevatürle sabit olup şüphe taşımaması) hem de 'delaletinin' (metnin ifade ettiği anlamın açık, net ve başka ihtimale kapalı yani muhkem olması) kat'î (kesin) olması şarttır. Kur'an ayetleri ve mütevatir hadisler bu şartı sağlarken, âhâd hadisler sübutu zannî olduğu için tek başına yeni bir inanç esası kurmaz.
Örnek 2Allah'ın varlığının ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) peygamberliğinin ispatında neden naklî delillerden önce aklî delillere başvurulması gerektiğini mantıksal gerekçesiyle açıklayınız.
Cevabı göster
Naklî delillerin (Kur'an ve sünnetin) delil olma gücü, onların Allah kelamı ve elçisinin sözü olmasına bağlıdır. Henüz Allah'ın varlığını ve peygamberin doğruluğunu kabul etmeyen bir kimseye 'Allah vardır, çünkü Kur'an öyle diyor; Kur'an doğrudur, çünkü Allah'ın sözüdür' demek mantıkta geçersiz olan kısır döngüye (devir) yol açar. Bu nedenle önce aklî delillerle (hudûs, imkân, nizam) Allah'ın varlığı ve mucize/ahlak deliliyle peygamberin doğruluğu aklen kanıtlanır; ardından naklî deliller bağlayıcı hale gelir.
Örnek 3Kelam ilminde Allah'ın varlığını kanıtlamak için kullanılan 'hudûs' ve 'imkân' delillerinin dayandığı temel öncülleri karşılaştırınız.
Cevabı göster
Hudûs delili evrendeki 'değişim ve sonradan var olma' (hudûs) özelliğine dayanır: Âlem içindeki her şey değişmekte ve sonradan var olmaktadır (hâdistir); sonradan var olan her şeyin onu yoktan var eden ezeli bir Yaratıcısı (Muhdis) bulunmalıdır. İmkân delili ise varlıkların 'varlığı ile yokluğunun eşit olması' (mümkün varlık) özelliğine dayanır: Evrendeki varlıklar var olmak için başka bir sebebe muhtaçtır; bu sebepler zinciri sonsuza gidemeyeceği (teselsülün imkânsızlığı) için varlığı kendinden olan Zorunlu Varlık'ta (Vâcibü'l-Vücûd) son bulmalıdır.
Örnek 4Kesin bir aklî delil ile bir ayetin zahirî (ilk bakışta anlaşılan) anlamı çelişir göründüğünde kelam âlimlerinin uyguladığı 'te'vil' yöntemini örnek vererek açıklayınız.
Cevabı göster
Sahih nakil ile selim akıl gerçekte çelişmez. Ancak görünürde bir uyuşmazlık olursa, akıl naklin anlaşılmasının temeli olduğu için kesin aklî delil esas alınır ve naklî metin reddedilmeyip Arap dil kurallarına uygun olarak 'te'vil' edilir (yorumlanır). Örneğin Allah'ın yaratılmışlara benzemediği ve cisim olmadığı kesin aklî delille sabittir; bu nedenle ayetlerde geçen 'Allah'ın eli (yed)' ifadesi fiziksel bir organ olarak değil, 'Allah'ın kudreti ve nimeti' şeklinde te'vil edilir.
Örnek 5Kelam ilminde 'sem'iyyât' adı verilen konular nelerdir ve bu konuların ispatında aklî ve naklî delillerin rolü nedir?
Cevabı göster
Sem'iyyât; duyularla algılanamayan ve aklın tek başına ayrıntılarını keşfedemeyeceği gayb ve ahiret konularıdır (melekler, cinler, kabir hayatı, kıyamet, haşir, hesap, mizan, sırat, cennet ve cehennem). Bu konuların varlığı ve mahiyeti yalnızca naklî (sem'î) delillerle, yani Kur'an ve mütevatir sünnetle bilinir. Aklın bu alandaki rolü, Allah'ın sonsuz kudreti karşısında bu gaybî hakikatlerin ve yeniden yaratılışın aklen mümkün olduğunu (imkânsız olmadığını) ortaya koymaktır.
Örnek 6Deney ve gözlemin (havâss-ı selîme ve tecrübe) kelam ilmindeki aklî delillerle ilişkisini açıklayınız.
Cevabı göster
Kelam ilminde sağlam duyular (havâss-ı selîme) ile deney ve gözlem (tecrübe), doğru bilginin üç ana kaynağından ilkidir. Hudûs, imkân, gaye ve nizam gibi aklî delillerin küçük öncülleri doğrudan dış dünyadaki fiziksel ve biyolojik gözlemlerden elde edilir. İnsan duyuları ve bilimsel deneylerle doğadaki değişimi, nedensellik bağını ve hassas ölçüyü gözlemler; selim akıl ise bu deneysel verileri işleyerek evrenin yaratıcısı olan Allah'ın ilim, irade ve kudretini kanıtlar.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Kelam ilminde bilinen öncüllerden ve kanıtlardan hareket ederek zihnin akıl yürütme yoluyla bilinmeyen bir sonuca ulaşması işlemine ne ad verilir?
Delilden hareketle akıl yürüterek sonuca ve hükme ulaşma yöntemine kelam ve mantık ilminde 'istidlal' adı verilir.
2Kelam âlimlerine göre bir inanç esasının (akide) belirlenmesinde aşağıdaki naklî delillerden hangisi hem sübutu hem de delaleti kesin olduğu için doğrudan bağlayıcıdır?
İnanç esasları kesin bilgiye (yakîn) dayanır; bu kesinliği sağlayan naklî deliller sübutu ve delaleti kat'î olan muhkem ayetler ile mütevatir hadislerdir.
3Evrendeki her varlığın değişime uğradığı ve sonradan var olduğu (hâdis olduğu), sonradan var olan her şeyin ise ezeli bir Yaratıcıya (Muhdis) muhtaç olduğu öncüllerine dayanan aklî delil aşağıdakilerden hangisidir?
Âlemin sonradan yaratılmış (hâdis) olmasından hareketle ezeli Yaratıcıya ulaşan kelam kanıtı 'hudûs delili'dir.
4Kelam ilminde inanç konularının ispatında kullanılan deliller dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi 'sem'iyyât' kapsamında olup naklî (sem'î) delillerle bilinen konulardan biridir?
Kabir hayatı, mizan, sırat, cennet ve cehennem gibi gayb ve ahiret halleri duyuların ötesinde olduğu için vahiy ve peygamber haberiyle (naklî delille) bilinir.
5Aşağıdaki ifadelerin kelam ilminde delil anlayışına göre doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.
- Kelam ilminde doğru bilginin üç temel kaynağı; sağlam duyular (havâss-ı selîme), doğru haber (haber-i sâdık) ve selim akıldır (akl-ı selîm).
İmam Maturidi ve Sünni kelamcılar bilgi kaynaklarını (esbâb-ı ilim) bu üç temel üzerinde sistemleştirmişlerdir.
- Yalan söylemek üzere birleşmeleri aklen imkânsız olan kalabalık bir topluluğun nesilden nesile aktardığı habere âhâd haber denir.
Bu tanım 'mütevatir haber'e aittir; âhâd haber ise tevatür derecesine ulaşmamış tekil rivayetlerdir.
- Enbiyâ Suresi 22. ayetteki 'Yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı ikisinin de düzeni bozulurdu' ilkesi kelamda burhân-ı temânü delilinin temelidir.
Burhân-ı temânü, ilahların çokluğu varsayımının evrende kaosa yol açacağını göstererek tevhidi (Allah'ın birliğini) kanıtlar.
- Apaçık (kat'i) bir aklî delil ile naklî bir metnin zahirî anlamı çelişir göründüğünde naklî metin dil kurallarına uygun olarak te'vil edilir.
Akıl ile sahih nakil çelişmeyeceğinden, görünürdeki çelişki nassın mecazi anlamına (te'vil) gidilerek çözülür.
- Bireyin rüyaları ve sübjektif ilhamları kelam ilminde bütün Müslümanları bağlayan genel bir inanç delili kabul edilir.
Rüya, keşif ve ilham öznel olup denetlenemeyeceği için kelam ilminde genel ve bağlayıcı delil sayılmaz.
- Kelam ilminde doğru bilginin üç temel kaynağı; sağlam duyular (havâss-ı selîme), doğru haber (haber-i sâdık) ve selim akıldır (akl-ı selîm).
6Aşağıdaki kelam kavram ve delillerini doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen kelimelerden uygun olanlarıyla tamamlayınız.
- Bilinen delillerden hareket ederek akıl yürütme yoluyla bilinmeyen sonuca ulaşma yöntemine adı verilir.
- Öncülleri doğru olan ve şüpheye yer bırakmayacak biçimde kesin (yakînî) bilgi üreten delile denir.
- Yalan üzere birleşmeleri aklen imkânsız olan bir topluluğun nesilden nesile aktardığı kesin habere haber denir.
- Melekler, kabir hayatı, mizan, sırat, cennet ve cehennem gibi vahiy olmadan bilinemeyecek gayb konularına adı verilir.
- Kesin bir aklî delil karşısında ayet veya hadisin zahirî anlamını bırakıp dil kurallarına uygun mecazi anlamını tercih etmeye denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Kelam âlimlerinin 'Akıl göz gibidir, vahiy (nakil) ise güneş ışığı gibidir' benzetmesini; 1) Aklî ve naklî delillerin birbirine neden muhtaç olduğu, 2) Deney ve gözlemin bu süreçteki yeri, 3) Taklidî imandan tahkikî imana geçiş açısından değerlendiriniz.
1. ipucu: Gözün aklı, ışığın ise vahyi temsil ettiğini ve ikisinin birbirini tamamladığını açıklayınız.
2. ipucu: Duyular ve deneyin evrendeki kevnî ayetleri gözlemlemedeki rolünü belirtiniz.
3. ipucu: Delillerle desteklenen imanın 'tahkikî iman' olduğunu vurgulayınız.
Cevap: 1) Göz (akıl) tek başına zifiri karanlıkta (gayb ve ahiret konularında) ilerisini göremez; mutlaka güneş ışığına (vahye / naklî delile) ihtiyaç duyar. Ancak gören bir göz (selim akıl) olmadan da güneş ışığının hiçbir faydası olmaz; çünkü vahyin doğruluğunu kavrayan, ayetleri anlayan ve yorumlayan akıldır. 2) Beş duyu, deney ve gözlem kâinattaki kevnî ayetleri (düzen, ölçü, değişim) toplayarak akla malzeme sunar; akıl da hudûs ve nizam delilleriyle Yaratıcıya ulaşır. 3) İnanç esaslarını hem naklî ayetlerle hem de aklî-bilimsel delillerle kavrayan bir mümin, şüphelerle sarsılan taklidî imandan kurtularak bilinçli ve sarsılmaz tahkikî imana ulaşır.
Kısaca
- Kelam ilminde delil, doğru bir akıl yürütmeyle (nazar ve istidlal) incelendiğinde hakikate ulaştıran kanıttır; kesin bilgi veren delile burhan denir.
- Doğru bilginin üç kaynağı sağlam duyular (havâss-ı selîme), doğru haber (haber-i sâdık) ve selim akıldır (akl-ı selîm); deliller de buna göre naklî ve aklî olarak ikiye ayrılır.
- Naklî (sem'î) deliller Kur'an-ı Kerim ve mütevatir sünnettir; inanç esaslarının belirlenmesinde delilin hem sübutu hem delaleti kat'î (kesin) olmalıdır, âhâd haberler tek başına akide kurmaz.
- Aklî (nazarî) deliller duyular, deney, gözlem ve mantık ilkelerine dayanır; Allah'ın varlığını kanıtlayan hudûs, imkân, gaye-nizam delilleri ile birliğini kanıtlayan burhân-ı temânü başlıca aklî delillerdir.
- Selim akıl ile sahih nakil asla çelişmez; görünürde bir uyuşmazlık olursa kesin aklî delil esas alınarak naklî metin Arap dil kurallarına uygun biçimde te'vil edilir.
- İnanç konularından Allah'ın varlığı ve nübüvvet akılla; tevhid ve haşrin imkânı hem akıl hem nakille; ahiret ve gayb ayrıntıları (sem'iyyât) ise yalnız naklî delillerle bilinir.