İki haftadır namazların kılınışını ve cemaatle namazın kurallarını çalışıyoruz. Geçen hafta, cuma namazının ayrıntılı hükümlerini bu haftaya bırakmıştık. Bu hafta müminlerin haftalık bayramı sayılan cuma gününün faziletini, cuma namazının kimlere farz olduğunu ve hangi şartlarla geçerli olduğunu, namazın ayrılmaz parçası olan hutbeyi ve cuma namazının ezandan son sünnete kadar adım adım kılınışını öğreniyoruz. Haftamızı cuma gününün adabıyla ve cuma ile bayram namazlarının birey ve toplum için taşıdığı önemle tamamlıyoruz.
Cuma Gününün ve Cuma Namazının Kur'an ve Sünnetteki Yeri
Cuma kelimesi Arapçada 'toplanmak, bir araya gelmek' anlamına gelen bir kökten türemiştir. Müslümanların haftada bir kez büyük bir cemaat hâlinde toplandıkları bu güne, cahiliye döneminde 'Arûbe' denirdi; İslam'la birlikte bu gün, adını taşıyan namazla özel bir anlam kazandı. Kur'an-ı Kerim'de bir sureye bu günün adı verilmiş ve şöyle buyrulmuştur: 'Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.' (Cum'a, 9). Hemen ardından gelen ayette ise 'Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.' (Cum'a, 10) buyrulur.
Bu iki ayet, İslam'ın ibadet ile çalışma hayatı arasında kurduğu dengeyi gösterir. Cuma, Yahudilerdeki cumartesi gibi bütün günün işten el çekilerek geçirildiği bir tatil günü olarak tanımlanmamıştır. Müslümana düşen, ezan okunduğunda işini bırakıp camiye yönelmek, namaz bitince de helal kazancın peşine düşmektir. Cum'a Suresi 11. ayette, hutbe sırasında gelen bir ticaret kervanı için mescitten çıkanların hatırlatılarak uyarılması, cumanın ve hutbenin dünya işlerinden önce geldiğini öğretir. Ayetteki 'koşun' ifadesi, telaşla yürümek değil, önem verip hazırlanmak ve gecikmeden yönelmek şeklinde anlaşılmıştır.
Hz. Peygamber cuma gününü 'Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve o gün oradan çıkarıldı.' (Müslim) sözleriyle övmüş, bu günde duaların kabul edildiği bir an bulunduğunu da haber vermiştir (Buhârî, Müslim). Hicret sırasında Kuba'dan Medine'ye geçerken yolda, Sâlim b. Avf oğullarının yurdunda ilk cuma namazını kıldırmış ve hayatı boyunca bu namazı terk etmemiştir. Cumayı önemsememenin tehlikesine de dikkat çekmiş, 'Kim önemsemeyerek üç cumayı terk ederse Allah onun kalbini mühürler.' (Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî) buyurmuştur. Bu dayanaklar nedeniyle âlimler cuma namazının farz-ı ayn olduğunda ve farziyetini inkâr edenin dinden çıkacağında görüş birliği içindedir.
| Dayanak | Kaynak | Verdiği Mesaj |
|---|---|---|
| Ezan okununca Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. | Cum'a, 9 | Cuma namazı farzdır; namaz vakti dünya işlerinin önüne geçer. |
| Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın, Allah'ın lütfundan arayın. | Cum'a, 10 | İbadetten sonra çalışmaya dönmek teşvik edilir; cuma bütün günlük bir tatil değildir. |
| Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır. | Müslim | Cuma, haftanın en faziletli günüdür. |
| Cuma gününde duaların kabul edildiği bir an vardır. | Buhârî, Müslim | Cuma günü dua ve zikirle değerlendirilmelidir. |
| Önemsemeyerek üç cumayı terk edenin kalbi mühürlenir. | Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî | Cumayı özürsüz terk etmek büyük bir kayıptır. |
Cuma Namazı Kimlere Farzdır? Vücub Şartları
Her ibadette olduğu gibi cuma namazında da kişinin bu namazla yükümlü olması için bazı şartlar aranır. Bu şartlara vücub şartları denir. Bütün ibadetlerin ortak şartları olan Müslüman, akıllı ve ergen olmak burada da geçerlidir. Bunlara ek olarak cuma namazı; erkek, hür, mukim yani yolcu olmayan, sağlıklı, cami yoluna yürüyebilecek ayakları sağlam ve gözleri gören kimselere farzdır. Ayrıca kişinin hapis, can ve mal güvenliğini tehdit eden bir düşman korkusu, şiddetli yağmur, kar veya fırtına gibi camiye gitmeye gerçekten engel olan bir durumla karşı karşıya olmaması gerekir.
Bu şartların dayanağı Hz. Peygamber'in şu sözüdür: 'Cuma namazı, cemaatle kılınması her Müslümana gerekli bir haktır; ancak dört kişi bundan muaftır: köle, kadın, çocuk ve hasta.' (Ebû Dâvûd). Yolcunun muaf tutulması ise Hz. Peygamber'in yolculuklarında cuma kılmayıp öğle namazını kıldığı yönündeki rivayetlere dayanır. Bu muafiyetler İslam'ın kolaylık ilkesinin bir yansımasıdır: Ev ve aile sorumluluklarını taşıyan kadınlar, yolun zorluğuyla karşılaşan yolcular, hastalar ve camiye ulaşmakta güçlük çeken yaşlılar ve engelliler zora sokulmamıştır. Hasta bakımıyla meşgul olan ve bakımı bırakıldığında hastası zarar görecek kişi de bu kolaylıktan yararlanır.
Burada iyi ayırt edilmesi gereken bir nokta vardır: Vücub şartlarını taşımayan kişiye cuma farz değildir; ancak bu kişi camiye gelip cuma namazını kılarsa namazı geçerlidir ve o günün öğle namazının yerine geçer. Örneğin camiye gelen bir kadın, bir yolcu veya bir hasta cumayı kıldığında ayrıca öğle namazı kılmaz. Buna karşılık şartları taşıyan bir kişi özürsüz olarak cumayı terk ederse günaha girer; cuma vakti geçmiş olsa bile o günün öğle namazını kılması gerekir, çünkü cumanın kazası yoktur, yerine öğle kılınır. Ergenlik çağına girmemiş çocuklar ise ibadet alışkanlığı kazanmaları için, camide başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde cumaya getirilerek teşvik edilir.
| Kişi | Cuma Farz mı? | Kılarsa Ne Olur? |
|---|---|---|
| Ergen, akıllı, sağlıklı, mukim erkek | Farzdır | Cumayı kılar; özürsüz terk ederse günahkâr olur ve öğleyi kılar. |
| Kadın | Farz değildir | Camiye gelip kılarsa geçerlidir, öğle yerine geçer. |
| Yolcu (misafir) | Farz değildir | Kılarsa geçerlidir; ayrıca öğleyi kısaltarak kılmaz. |
| Hasta veya yürüyemeyen kişi | Farz değildir | Güç yetirip gelirse kılabilir; öğle yerine geçer. |
| Gözleri görmeyen kişi | Ebû Hanîfe'ye göre farz değildir | Kılavuz bulsa da yükümlü değildir; gelip kılarsa geçerlidir. |
| Ergenlik çağına girmemiş çocuk | Farz değildir | Alışkanlık kazanması için cumaya götürülür. |
Cuma Namazı Nasıl Geçerli Olur? Sıhhat (Eda) Şartları
Cuma namazının farz olması kişiyle ilgili şartlara bağlıyken, kılınan namazın geçerli (sahih) olması namazın kılındığı yer, zaman ve ortamla ilgili şartlara bağlıdır. Bu şartlara sıhhat veya eda şartları denir. Hanefî mezhebine göre bunlar altı tanedir: Namazın şehir, kasaba veya ilçe gibi bir yerleşim merkezinde kılınması; devlet başkanının veya onun yetkilendirdiği kişinin izniyle kıldırılması; öğle vakti içinde kılınması; namazdan önce hutbe okunması; imamdan başka en az üç erkekten oluşan bir cemaatle kılınması ve kılınan yerin herkese açık (izn-i âm) olması. Bu şartlardan biri eksik olursa kılınan namaz cuma olarak geçerli olmaz ve o günün öğlesi kılınır.
Yerleşim yeri şartı, cumanın toplumun büyük bir kısmını bir araya getiren bir namaz olmasından kaynaklanır; Hz. Peygamber döneminde de cuma, çöllerde veya göçebe obalarında değil Medine gibi yerleşim merkezlerinde kılınmıştır. Devlet izni şartı ise cumanın kamu düzeniyle ilgili bir ibadet olmasıyla açıklanır: Hz. Peygamber ve sonrasında halifeler cumayı bizzat kıldırmış ya da görevlendirdikleri kişilere kıldırtmışlardır. Böylece kimin hangi camide imamlık ve hatiplik yapacağı konusunda karışıklık ve ayrılık önlenmiştir. Ülkemizde bu görevi, devlet adına Diyanet İşleri Başkanlığı yerine getirir; camilerde görevlendirilen imam-hatipler cuma namazını bu yetkiyle kıldırır.
Vakit şartına göre cuma, öğle namazının vaktinde kılınır; vakit girmeden kılınan cuma geçerli olmaz, namaz sırasında vakit çıkarsa da cuma bozulur ve öğle kılınır. Hutbe ise vakit içinde, namazdan önce ve cemaatin huzurunda okunmalıdır. Cemaat konusunda Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed imam dışında en az üç erkeği, Ebû Yûsuf ise iki erkeği yeterli görmüştür. Son şart olan izn-i âm, caminin kapılarının cuma vaktinde herkese açık tutulması, isteyen herkesin namaza katılabilmesidir; yalnızca belirli kişilere açık, kapıları kilitli bir yerde kılınan namaz bu şartı taşımaz. Bu şart, cumanın herkesin ortak ibadeti olduğunu, hiçbir grubun onu kendine özgü kılamayacağını gösterir.
| Sıhhat Şartı | Açıklama | Eksik Olursa |
|---|---|---|
| Yerleşim yeri (mısr) | Şehir, kasaba, ilçe gibi bir yerleşim merkezinde kılınması | Cuma olmaz; öğle kılınır. |
| Devletin izni | Devlet başkanı veya yetkilendirdiği kurumun izniyle kıldırılması | Hanefîlere göre cuma sahih olmaz. |
| Vakit | Öğle vakti içinde kılınması | Vakitten önce kılınan geçersizdir; vakit çıkarsa öğle kılınır. |
| Hutbe | Vakit içinde, namazdan önce, cemaatin huzurunda okunması | Hutbesiz cuma geçerli olmaz. |
| Cemaat | İmamdan başka en az üç erkek (Ebû Yûsuf'a göre iki) | Tek başına veya yetersiz cemaatle cuma kılınmaz. |
| İzn-i âm | Namaz kılınan yerin herkese açık olması | Kapalı ve özel bir yerde kılınan cuma geçerli olmaz. |
Hutbe: Cumanın Şartı, Rükünleri ve Dinleme Adabı
Hutbe, cuma ve bayram namazlarında hatibin minberde cemaate hitaben yaptığı; Allah'a hamd ve sena, Hz. Peygamber'e salavat, öğüt ve dua içeren konuşmadır. Cuma Suresi 9. ayetteki 'Allah'ı anmaya koşun' emri, âlimlerin çoğunluğuna göre hem hutbeyi hem namazı kapsar. Hz. Peygamber de cumayı hiçbir zaman hutbesiz kıldırmamıştır. Bu nedenle hutbe cumanın sıhhat şartıdır ve namazdan önce okunur. Ebû Hanîfe'ye göre hutbenin farz olan kısmı, Allah'ı anma niyetiyle söylenen 'Elhamdülillah' veya 'Sübhânallah' gibi kısa bir zikirdir; İmam Muhammed ve Ebû Yûsuf ise en az teşehhüd miktarı uzunlukta, örf içinde hutbe denebilecek bir konuşmayı gerekli görmüştür.
Hutbenin sünnetleri şunlardır: Hatibin abdestli olması, ayakta ve cemaate dönük olarak okuması, hutbeyi iki bölüm hâlinde okuyup aralarında kısa bir süre oturması; Allah'a hamd ve sena ile başlaması, kelime-i şehadet getirmesi, Hz. Peygamber'e salavat okuması, cemaate takvayı ve güzel ahlakı öğütlemesi, bir ayet okuması ve ikinci hutbede bütün müminler için dua etmesi. Hutbenin kısa ve anlaşılır olması da sünnettir; Hz. Peygamber 'Kişinin namazını uzun, hutbesini kısa tutması onun dinî anlayışının derinliğindendir.' (Müslim) buyurmuştur. Hutbede Arapça olarak okunan ayet, hadis, salavat ve duaların yanında, cemaatin anlayacağı dilde öğüt verilir; ülkemizde hutbeler bu şekilde Türkçe okunmaktadır.
Hutbe, cemaatin dinlemesi için okunur. Bu yüzden hatip minbere çıktığı andan namaz bitinceye kadar konuşmak, namaz kılmak, selam vermek ve almak, yemek içmek ve hutbeyi dinlemeye engel olacak her davranış mekruhtur. Hz. Peygamber 'İmam cuma günü hutbe okurken yanındakine 'Sus!' desen bile boş söz söylemiş olursun.' (Buhârî, Müslim) buyurarak dinlemenin önemini vurgulamıştır. Hatibin sesini duymayan kişi de susarak oturur. Hutbede Hz. Peygamber'in adı anıldığında cemaat sesini yükseltmeden içinden salavat getirir; hatip dua ederken de el kaldırmadan, içinden 'âmin' der. Günümüzde cep telefonunu sessize almak ve kapatmak, hutbe adabının vazgeçilmez bir parçasıdır.
| Hutbenin Bölümü | İçeriği | Cemaatin Tutumu |
|---|---|---|
| İç ezan | Hatip minbere oturunca müezzin ezan okur. | Ezanı dinler ve içinden tekrar eder. |
| Birinci hutbe | Hamd, sena, kelime-i şehadet, salavat, ayet ve öğüt | Konuşmadan, hatibe yönelerek dinler. |
| Ara oturuşu | Hatip kısa bir süre minberde oturur. | Bu arada içinden dua eder, el kaldırmaz. |
| İkinci hutbe | Hamd, salavat, müminlere dua | Duaya içinden âmin der, salavatı içinden getirir. |
| Kamet ve namaz | Hatip minberden iner, kamet getirilir. | Saflar düzeltilir, 2 rekât farz kılınır. |
Cuma Namazının Kılınışı: Ezandan Son Sünnete Adım Adım
Cuma namazı, ülkemizdeki uygulamaya göre şu sırayla kılınır: Cuma günü öğle vakti girince minarede dış ezan okunur. Ezandan sonra cemaat cumanın ilk sünnetini dört rekât olarak kılar. Bu sünnet, öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır: İlk iki rekâttan sonra oturulup yalnız Ettehiyyâtü okunur, üçüncü rekâtta Sübhâneke okunmaz; her rekâtta Fatiha ve zamm-ı sure okunur. Niyet şöyle yapılabilir: 'Niyet ettim Allah rızası için cuma namazının ilk sünnetini kılmaya.' Pek çok camide sünnetten sonra cemaate kısa bir vaaz verilir. Ardından imam-hatip minbere çıkıp oturur ve müezzin, hatibin önünde iç ezanı okur.
İç ezandan sonra hatip ayağa kalkar ve hutbeyi iki bölüm hâlinde okur. Hutbe bitince müezzin kamet getirir, hatip minberden inip mihraba geçer ve cemaate iki rekât farzı kıldırır. Cemaat 'Niyet ettim Allah rızası için bugünkü cuma namazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama.' diye niyet eder. İmam her iki rekâtta da Fatiha ve zamm-ı sureyi sesli (cehrî) okur; Hz. Peygamber'in cumada çoğunlukla A'lâ ve Gâşiye ya da Cum'a ve Münâfikûn surelerini okuduğu bildirilmiştir (Müslim). Cemaat Hanefî mezhebine göre Sübhâneke'den sonra susar ve dinler. Farz, sabah namazının farzı gibi iki rekât olarak kılınır ve son oturuştan sonra selam verilir. Farzdan sonra cumanın son sünneti dört rekât olarak, yatsının son sünneti gibi kılınır.
Ülkemizde pek çok cemaat son sünnetten sonra zuhr-i âhir adıyla dört rekât ve ardından vaktin sünneti niyetiyle iki rekât daha namaz kılar. Zuhr-i âhir, 'son öğle' demektir; bazı âlimler, cumanın sıhhat şartlarından birinin eksik olabileceği ihtimaline karşı ihtiyat (tedbir) olarak kılınmasını tavsiye etmiştir. Bu namaz farz veya sünnet değildir; kılan kişi 'Niyet ettim vaktine yetişip de üzerime farz olup henüz kılmadığım son öğle namazının farzını kılmaya.' diye niyet eder. Cumaya geç kalan kişi ise Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf'a göre imamı son oturuşta, hatta sehiv secdesinde bile yakalasa cumaya yetişmiş sayılır ve imam selam verince kalkıp iki rekâtı cuma olarak tamamlar. İmam selam verdikten sonra gelen veya cumayı hiç kılamayan kişi ise o günün öğle namazını dört rekât farz olarak kılar.
| Sıra | Bölüm | Rekât | Kılınış Notu |
|---|---|---|---|
| 1 | Dış ezan | - | Öğle vakti girince minarede okunur. |
| 2 | Cumanın ilk sünneti | 4 | Öğlenin ilk sünneti gibi; ilk oturuşta yalnız Ettehiyyâtü okunur. |
| 3 | İç ezan | - | Hatip minberde otururken önünde okunur. |
| 4 | Hutbe | - | İki bölüm, arada kısa oturuş; cemaat susarak dinler. |
| 5 | Kamet ve cumanın farzı | 2 | Cemaatle kılınır; imam her iki rekâtta sesli okur. |
| 6 | Cumanın son sünneti | 4 | Yatsının son sünneti gibi kılınır. |
| 7 | Zuhr-i âhir ve vaktin sünneti (ülkemiz uygulaması) | 4 + 2 | İhtiyat olarak tavsiye edilmiştir; farz veya sünnet değildir. |
Cuma Günü Adabı ve Cuma ile Bayram Namazlarının Önemi
Cuma, yalnızca iki rekâtlık bir farzdan ibaret değildir; o güne gösterilen özen de ibadetin bir parçasıdır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: 'Kim cuma günü gusleder, gücü yettiğince temizlenir, yağ veya güzel koku sürünür, sonra camiye gidip iki kişinin arasını açmaz, kendisine takdir edilen namazı kılar ve imam konuşunca susarsa, o cuma ile bir sonraki cuma arasındaki günahları bağışlanır.' (Buhârî). Buna göre cuma için gusül abdesti almak (Hanefîlere göre sünnet), temiz ve güzel elbiseler giymek, dişleri temizlemek, güzel koku sürünmek, camiye erkenden gitmek, safların arasından insanların omuzlarına basarak geçmemek ve hutbeyi dikkatle dinlemek cuma adabındandır.
Camiye erken gitmenin fazileti de bir hadiste benzetmelerle anlatılır: Cuma günü ilk saatte gidene bir deve, ikinci saatte gidene bir sığır, üçüncü saatte gidene bir koç, dördüncü saatte gidene bir tavuk, beşinci saatte gidene bir yumurta kurban etmiş gibi sevap verilir; imam minbere çıkınca melekler defterlerini kapatıp hutbeyi dinlemeye gelir (Buhârî, Müslim). Cuma günü salavatı çoğaltmak da tavsiye edilmiştir; Hz. Peygamber 'Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür; o gün bana çokça salavat getirin.' (Ebû Dâvûd, Nesâî) buyurmuştur. Ayrıca bu günde Kehf Suresi'ni okumak, dua etmek, sadaka vermek, akraba ve komşuları ziyaret etmek cumayı ihya etmenin güzel yollarıdır.
Cuma ve bayram namazları, Müslüman toplumun en geniş katılımlı buluşmalarıdır. Her ikisi de yalnız cemaatle ve hutbe ile kılınır; ikisinde de imam kıraati sesli yapar. Bu namazlarda farklı mahallelerden, mesleklerden ve yaşlardan insanlar aynı safta yan yana durur; zengin ile yoksul arasında hiçbir ayrım gözetilmez. Hutbe, toplumun inanç, ahlak, aile, çevre, kul hakkı gibi ortak meselelerine dikkat çeker. Bayram namazları ise yılda iki kez Ramazan ve Kurban bayramlarının sabahında, sevinç ve şükrün toplu ifadesi olarak kılınır; namazdan sonra bayramlaşılır, küsler barışır, büyükler ziyaret edilir, yetim ve yoksullar sevindirilir. Böylece bu namazlar, bireyin Allah'la bağını tazelediği gibi toplumsal barış, eşitlik ve dayanışma bilincini de her hafta ve her bayram yeniden canlandırır. 'Müminler ancak kardeştir.' (Hucurât, 10) ayeti, en somut karşılığını bu namazlarda bulur.
| Özellik | Cuma Namazı | Bayram Namazı |
|---|---|---|
| Hüküm | Farz | Vacip (Hanefî) |
| Sıklık ve vakit | Her hafta, öğle vaktinde | Yılda iki kez, güneş doğup kerahat vakti çıktıktan sonra |
| Rekât | 2 rekât farz (4 ilk, 4 son sünnet ile) | 2 rekât, zaid (fazladan) tekbirlerle |
| Ezan ve kamet | Ezan ve kamet vardır | Ezan okunmaz, kamet getirilmez |
| Hutbe | Namazdan önce okunur ve şarttır | Namazdan sonra okunur ve sünnettir |
| Cemaat | Şarttır | Şarttır |
| Kaçırılırsa | O günün öğle namazı kılınır | Kazası yoktur |
| Toplumsal katkı | Haftalık buluşma, hutbe ile bilinçlenme | Bayramlaşma, barışma, yoksulları sevindirme |
Örnekler
Örnek 1Cuma namazının hükmünü Kur'an ve sünnetten dayanaklarıyla açıklayınız. Cum'a Suresi 9 ve 10. ayetler ibadet ile çalışma hayatı arasında nasıl bir denge kurar?
Cevabı göster
1. adım (Hüküm): Cuma namazı, şartlarını taşıyan her Müslüman erkeğe farz-ı ayndır; cuma günü öğle vaktinde öğle namazının yerine kılınır. 2. adım (Ayet): 'Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın.' (Cum'a, 9) ayeti farziyetin temel dayanağıdır. 3. adım (Sünnet): Hz. Peygamber cumayı hayatı boyunca kıldırmış, 'Kim önemsemeyerek üç cumayı terk ederse Allah onun kalbini mühürler.' (Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî) buyurmuştur. Ümmet de cumanın farz olduğunda icmâ etmiştir. 4. adım (Denge): 9. ayet ezanla birlikte işin bırakılmasını, 10. ayet ise namazdan sonra yeryüzüne dağılıp helal kazanç aranmasını ister. Böylece cuma, bütün günün işsiz geçirildiği bir tatil değil; ibadet vaktinde dünya işlerine ara verilen, sonra çalışmaya dönülen bir gündür.
Örnek 2Aşağıdaki kişilere cuma namazının farz olup olmadığını ve camiye gelip cumayı kılarlarsa durumlarının ne olacağını belirtiniz: a) Ankara'dan İzmir'e otobüsle yolculuk eden Kerem. b) Bacağı alçıda olup yürüyemeyen Selim. c) Mahallesindeki camiye gelen Zeynep Hanım. d) Sağlıklı, ergen ve şehrinde yaşayan Burak.
Cevabı göster
a) Kerem yolcudur (misafir); cuma ona farz değildir. Kılarsa namazı geçerlidir ve öğle yerine geçer; ayrıca öğle kılmaz. b) Selim yürüyemediği için cumayla yükümlü değildir; o günün öğlesini kılar. Biri onu camiye getirir de cumayı kılarsa geçerlidir. c) Cuma kadınlara farz değildir; Zeynep Hanım cumayı cemaatle kılarsa namazı sahihtir ve öğle namazının yerine geçer. d) Burak bütün vücub şartlarını taşımaktadır; cuma ona farzdır. Özürsüz terk ederse günaha girer ve o günün öğle namazını kılması gerekir.
Örnek 3Cuma namazının sahih olmasının şartlarını sıralayınız. Bir grup arkadaşın tatil için gittikleri, köylerden uzak bir dağ evinde kendi aralarından birini imam seçip hutbe okumadan cuma kılmaları Hanefî mezhebine göre geçerli midir?
Cevabı göster
1. adım (Şartlar): Hanefî mezhebine göre cumanın sıhhat şartları altıdır: yerleşim yeri (mısr), devletin izni, vakit, hutbe, cemaat (imamdan başka en az üç erkek) ve izn-i âm (herkese açık olması). 2. adım (Yerleşim yeri): Dağ evi bir yerleşim merkezi değildir; bu şart eksiktir. 3. adım (İzin ve hutbe): İmam devlet tarafından yetkilendirilmemiştir ve hutbe okunmamıştır; iki şart daha eksiktir. Kapalı, özel bir yer olduğu için izn-i âm da yoktur. 4. adım (Sonuç): Kıldıkları namaz cuma olarak geçerli olmaz. Bu arkadaşlar ayrıca yolcu oldukları için cumayla yükümlü de değildir; o günün öğle namazını (yolcu iseler iki rekât olarak) kılmaları gerekir.
Örnek 4Hutbenin cuma namazındaki yerini açıklayınız. Hutbenin sünnetlerinden dördünü yazınız ve hutbe sırasında cemaatin uyması gereken adabı hadise dayanarak belirtiniz.
Cevabı göster
1. adım (Yeri): Hutbe cumanın sıhhat şartıdır; vakit içinde, namazdan önce ve cemaatin huzurunda okunur. Ebû Hanîfe'ye göre farz olan kısmı kısa bir zikirdir. 2. adım (Sünnetleri): Hatibin abdestli olması ve ayakta okuması; hutbeyi iki bölüm hâlinde okuyup arada kısa süre oturması; hamd, şehadet ve salavatla başlaması; takvayı öğütleyip ayet okuması ve müminlere dua etmesi; hutbeyi kısa tutması. 3. adım (Dayanak): Hz. Peygamber 'İmam hutbe okurken yanındakine 'Sus!' desen bile boş söz söylemiş olursun.' (Buhârî, Müslim) buyurmuştur. 4. adım (Adap): Cemaat hatip minbere çıktıktan sonra konuşmaz, namaz kılmaz, selam vermez ve almaz; Hz. Peygamber anıldığında içinden salavat getirir, dualara içinden âmin der ve telefonunu kapatır.
Örnek 5Cuma namazının kılınışını dış ezandan son sünnete kadar sırasıyla yazınız. Farzda imamın kıraati nasıldır ve cumanın temel rekât sayısı kaçtır?
Cevabı göster
1. adım: Öğle vakti girince dış ezan okunur. 2. adım: Cumanın ilk sünneti 4 rekât olarak, öğlenin ilk sünneti gibi kılınır (ilk oturuşta yalnız Ettehiyyâtü okunur). 3. adım: Hatip minbere oturur, müezzin iç ezanı okur. 4. adım: Hatip hutbeyi iki bölüm hâlinde okur; cemaat susarak dinler. 5. adım: Kamet getirilir; imam 2 rekât farzı cemaatle kıldırır, her iki rekâtta Fatiha ve zamm-ı sureyi sesli okur, cemaat Sübhâneke'den sonra susup dinler. 6. adım: Cumanın son sünneti 4 rekât olarak, yatsının son sünneti gibi kılınır. 7. adım (Hesap): 4 + 2 + 4 = 10 rekât. Ülkemizde ihtiyaten kılınan 4 rekât zuhr-i âhir ve 2 rekât vaktin sünnetiyle uygulamada 16 rekât olur.
Örnek 6Hasan cuma günü camiye ulaştığında imam farzın ikinci rekâtının son oturuşundadır. Arkadaşı Yunus ise imam selam verdikten hemen sonra camiye girmiştir. Her ikisi ne kılmalıdır?
Cevabı göster
1. adım (Hasan): Niyet edip iftitah tekbirini ayakta alır ve tekbirle oturuşta imama katılır; yalnız Ettehiyyâtü'yü okur, imam selam verirken selam vermez. 2. adım: Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf'a göre imamı son oturuşta yakalayan cumaya yetişmiş sayılır. Hasan imam iki tarafa selam verince kalkar ve iki rekâtı cuma olarak tamamlar: Birinci rekâtta Sübhâneke, Eûzü-Besmele, Fatiha ve zamm-ı sure; ikinci rekâtta Fatiha ve zamm-ı sure okur, son oturuşla bitirir. 3. adım (Yunus): İmam selam verdikten sonra geldiği için cumaya yetişememiştir; cuma tek başına kılınamaz. 4. adım: Yunus o günün öğle namazının farzını dört rekât olarak kılar; dilerse öğlenin sünnetlerini de kılar.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Cuma namazının farz oluşunun Kur'an'daki temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Cum'a Suresi 9. ayette 'Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın.' buyrulmuştur; bu ayet cumanın farziyetinin temel dayanağıdır.
2Aşağıdakilerden hangisi cuma namazının farz olmasının (vücub) şartlarından biridir?
Mukim (yolcu olmayan) olmak kişiyle ilgili bir vücub şartıdır. Hutbe, izn-i âm ve devletin izni ise namazın geçerliliğiyle ilgili sıhhat şartlarıdır.
3Hanefî mezhebine göre hatip hutbe okurken camiye giren bir kişi ne yapmalıdır?
Hanefî mezhebine göre hatip minbere çıktıktan sonra namaz kılınmaz, konuşulmaz ve selamlaşılmaz; gelen kişi oturup hutbeyi dinler.
4Cuma namazının farzına yetişemeyen kişi aşağıdakilerden hangisini yapar?
Cuma ancak cemaatle kılınabildiği için tek başına kılınamaz ve kazası yapılmaz; cumayı kaçıran o günün öğle namazını kılar.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Cuma namazının farzı iki rekâttır ve imam kıraati sesli yapar.
Cumanın farzı iki rekâttır; imam her iki rekâtta Fatiha ve zamm-ı sureyi cehrî olarak okur.
- Cuma namazında hutbe namazdan sonra okunur.
Cumada hutbe namazdan önce okunur ve şarttır; namazdan sonra okunan hutbe bayram namazına aittir.
- Cuma kendisine farz olmayan bir yolcu cumayı kılarsa namazı öğle yerine geçer.
Vücub şartlarını taşımayan kişi cumayı kılarsa namazı sahihtir ve o günün öğlesi yerine geçer.
- Hanefî mezhebine göre cuma namazı imam ile birlikte iki kişiyle kılınabilir.
Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed'e göre imamdan başka en az üç, Ebû Yûsuf'a göre en az iki erkek gerekir; imamla birlikte iki kişi yetmez.
- Cuma günü gusül abdesti almak Hanefî mezhebine göre sünnettir.
Hz. Peygamber cuma için yıkanmayı tavsiye etmiştir; Hanefîler bunu sünnet olarak değerlendirir.
- Cuma namazının farzı iki rekâttır ve imam kıraati sesli yapar.
6Aşağıdaki cuma namazıyla ilgili kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Cuma namazından önce okunan ve namazın sıhhat şartı olan konuşmaya denir.
- Cuma namazı yolcu olmayan, yani olan erkeklere farzdır.
- Cuma namazını kaçıran kişi o günün namazını kılar.
- Cuma namazının kılındığı yerin herkese açık olması şartına denir.
- Hatip minberde otururken önünde okunan ezana denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Lise öğrencisi Mert, bir cuma günü amcası Ahmet Bey ile camiye gitmiştir. Ahmet Bey başka şehirden gelmiş bir yolcudur. Camiye girdiklerinde hatip minberde hutbe okumaktadır. Mert hutbe sırasında ne yapmalıdır? Hutbe bittikten sonra farza durmuşlar, fakat Mert'in abdest tazelemesi gerektiği için imamı ikinci rekâtın son oturuşunda yakalamıştır. Mert namazını nasıl tamamlar? Ahmet Bey'in kıldığı cuma geçerli midir, ayrıca öğle kılması gerekir mi? Son olarak bu cumanın temel rekâtlarından hangilerini kaçırmışlardır?
1. ipucu: 1. adım: Hatip minberdeyken yapılmaması gerekenleri ve Hanefî mezhebine göre tahiyyetü'l-mescit hükmünü hatırlayın.
2. ipucu: 2. adım: İmamı son oturuşta yakalayanın cumaya yetişip yetişmediğini (Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf görüşü) ve kaçırılan rekâtların nasıl kılınacağını belirleyin.
3. ipucu: 3. adım: Yolcunun cumayla yükümlü olup olmadığını ve kıldığı cumanın hükmünü düşünün; sonra cumanın 4 + 2 + 4 düzenine göre kaçırılan bölümü bulun.
Cevap: 1. adım (Hutbe sırasında): Mert hatip minberde olduğu için namaz kılmaz (Hanefîlere göre tahiyyetü'l-mescit de kılmaz), konuşmaz ve selamlaşmaz; uygun bir yere oturup hutbeyi susarak dinler. Hz. Peygamber anıldığında içinden salavat getirir, dualara içinden âmin der. 2. adım (Mert'in namazı): Mert iftitah tekbirini ayakta alıp imama son oturuşta katılır, yalnız Ettehiyyâtü okur ve imam selam verirken selam vermez. Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf'a göre imamı son oturuşta yakalayan cumaya yetişmiştir. İmam iki tarafa selam verince Mert kalkar ve iki rekâtı cuma olarak tamamlar: Birinci rekâtta Sübhâneke, Eûzü-Besmele, Fatiha ve zamm-ı sure; ikinci rekâtta Besmele, Fatiha ve zamm-ı sure okur; son oturuşta Ettehiyyâtü, Salli, Bârik ve Rabbenâ'yı okuyup selam verir. Ayrıca öğle kılmaz. 3. adım (Ahmet Bey): Yolcu olduğu için cuma ona farz değildir; ancak camiye gelip cumayı kıldığı için namazı geçerlidir ve o günün öğle namazının yerine geçer. Ayrıca öğle (iki rekât kısaltılmış olarak da) kılması gerekmez. 4. adım (Kaçırılan bölüm): Hutbe okunurken camiye girdikleri için cumanın 4 rekâtlık ilk sünnetini kaçırmışlardır; hutbe sırasında da kılamazlar. Farzdan sonra 4 rekâtlık son sünneti kılarak cumanın sünnetlerinden birini yerine getirebilirler. Bu durum, cumaya erken gitmenin hem ilk sünneti hem hutbenin tamamını kazandırdığını gösterir.
Kısaca
- Hüküm ve dayanak: Cuma namazı; Kur'an (Cum'a, 9), sünnet ve icmâ ile sabit, şartlarını taşıyan her Müslüman erkeğe farz olan, cuma günü öğle vaktinde öğle namazının yerine kılınan iki rekâtlık bir namazdır.
- Vücub şartları: Cuma namazı; akıllı ve ergen olmanın yanında erkek, hür, mukim (yolcu olmayan), sağlıklı, yürüyebilen, gözleri gören ve hapis, düşman korkusu ya da şiddetli bir hava engeli bulunmayan kişilere farzdır.
- Sıhhat şartları: Hanefî mezhebine göre cumanın geçerli olması için şehir veya kasaba gibi bir yerleşim yerinde, devletin izniyle, öğle vakti içinde, namazdan önce okunan bir hutbe ile, imamdan başka en az üç erkekten oluşan bir cemaatle ve herkese açık (izn-i âm) bir yerde kılınması gerekir.
- Hutbe: Hutbe cuma namazının şartıdır; vakit içinde ve namazdan önce okunur. Ayakta, iki bölüm hâlinde ve arada kısa bir oturuşla okunması, hamd, şehadet, salavat, öğüt ve dua içermesi sünnettir; cemaat hutbeyi konuşmadan, susarak dinler.
- Kılınış: Dış ezandan sonra 4 rekât ilk sünnet kılınır; iç ezan okunur, hutbe dinlenir, kametle 2 rekât farz cemaatle ve sesli kıraatle kılınır, ardından 4 rekât son sünnet kılınır. Cumaya yetişemeyen o günün öğle namazını kılar.
- Adap ve önem: Gusül abdesti almak, temiz giyinmek, güzel koku sürünmek, camiye erken gitmek ve salavatı çoğaltmak cuma adabındandır. Cuma ve bayram namazları toplumu bir araya getirerek kardeşlik, eşitlik ve dayanışma bilincini güçlendirir.