İslam inanç sisteminin merkezinde her şeyin yaratıcısı olan Yüce Allah'a iman ve tevhit ilkesi yer alır. Kalpte kök salan sahih bir iman, insanın yalnızca zihinsel dünyasını aydınlatmakla kalmaz; aynı zamanda onu salih amellere, dürüstlüğe, merhamete ve adalete yöneltir. Bu haftaki dersimizde Allah'a iman ve tevhit inancını, Allah'ın zâtî ve sübûtî sıfatlarını, iman-amel bütünlüğünü ve imanı korumanın yollarını inceleyeceğiz.
1. İmanın Temeli: Allah'a İman ve Tevhit İlkesi
İslam dininde iman esaslarının birincisi ve temeli Allah'a imandır. Diğer bütün inanç esasları (melekler, kitaplar, peygamberler, ahiret, kader) Allah'a iman esasına dayanır. Allah'a imanın özü ise tevhit ilkesidir. Sözlükte 'birlemek, bir ve tek kabul etmek' anlamına gelen tevhit; Yüce Allah'ın var ve bir olduğuna, zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde hiçbir ortağı, eşi ve benzeri bulunmadığına inanmaktır.
Tevhit inancının en özlü ifadesi Kelime-i Tevhid (لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ) ve İhlâs suresidir. İhlâs suresinde Allah'ın Ehad (eşsiz ve tek) ve Samed (her şeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisinin ise hiçbir şeye muhtaç olmadığı) olduğu, doğurmadığı ve doğrulmadığı, hiçbir şeyin O'na denk olmadığı kesin bir dille bildirilmiştir. Tevhit inancı insanı kula kulluktan kurtararak gerçek özgürlüğe ve onura kavuşturur.
2. Allah'ın Zâtî ve Sübûtî Sıfatları
Yüce Allah'ı doğru tanımak (marifetullah), O'nun Kur'an-ı Kerim'de bildirilen güzel isimlerini (Esmâ-i Hüsnâ) ve sıfatlarını bilmekle mümkündür. Sadece Allah'ın zâtına has olan ve yaratılmış hiçbir varlığa verilmeyen sıfatlara Zâtî Sıfatlar denir: 1) Vücûd: Var olması (varlığı zorunlu olan: Vâcibü'l-vücûd), 2) Kıdem: Varlığının başlangıcı olmaması (ezelî olması), 3) Bekâ: Varlığının sonu olmaması (ebedî olması), 4) Vahdâniyyet: Bir ve tek olması, 5) Muhâlefetün li'l-havâdis: Sonradan yaratılan hiçbir varlığa benzememesi, 6) Kıyâm bi-nefsihî: Var olmak için hiçbir şeye muhtaç olmaması.
Allah'ın zâtıyla kaim olan ve kemal (mükemmellik) ifade eden sıfatlara ise Sübûtî Sıfatlar denir: 1) Hayat (Diri olmak), 2) İlim (Gizli-açık her şeyi bilmek), 3) Semi' (Her şeyi işitmek), 4) Basar (Her şeyi görmek), 5) İrade (Dilemek), 6) Kudret (Sonsuz güç sahibi olmak), 7) Kelam (Harf ve sese ihtiyaç duymadan konuşmak, vahyetmek), 8) Tekvîn (Yoktan var etmek ve yaratmak; Mâtürîdîlere göre müstakil sekizinci sübûtî sıfattır).
3. İman - Salih Amel ve Ahlak İlişkisi
İman kalpte başlayan bir tasdik iken, amel imanın davranışlara yansımasıdır. Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapılan her türlü ibadet, iyilik, yardımlaşma ve dürüst davranışa salih amel denir. Kur'an-ı Kerim'de Asr suresi başta olmak üzere pek çok ayette الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ('İman edip salih amel işleyenler') ifadesi birlikte kullanılarak iman ile amelin etle tırnak gibi birbirini tamamladığı vurgulanmıştır.
İslam âlimlerinin büyük çoğunluğuna (Ehl-i sünnet) göre amel imanın bir parçası (cüz'ü) değildir, fakat imanın kemal (olgunluk) şartıdır. Dolayısıyla bir ibadeti terk eden veya büyük günah işleyen bir kimse, o hükmü inkâr etmediği sürece dinden çıkmaz (kâfir olmaz); imanlı fakat günahkâr (fâsık / âsi mümin) sayılır. Bununla birlikte amelsiz bırakılan bir iman zamanla zayıflar; ibadet ve güzel ahlakla beslenen iman ise kalpte kökleşir.
4. İmanı Zedeleyen Unsurlar ve İmanı Koruma Yolları
Müminin en değerli hazinesi olan imanı tehdit eden en büyük tehlike şirktir. Allah'tan başkasına ilahlık özelliği tanımak açık şirk; ibadet ve iyilikleri Allah rızası için değil de insanların övgüsünü kazanmak için yapmak (riya / gösteriş) ise Hz. Peygamber tarafından gizli şirk olarak nitelendirilmiştir. Ayrıca dinin aslında olmayan batıl inançlar (hurafeler), kibir, ümitsizlik (ye's) ve günahlarda ısrar etmek de imanın nurunu zayıflatır.
İmanı korumak ve güçlendirmek için: 1) Kur'an ve sünneti doğru kaynaklardan öğrenerek taklidî imandan tahkikî imana yükselmek, 2) Evrendeki ilahi düzen üzerinde tefekkür etmek, 3) Farz ve nafile ibadetlere, dua ve tövbeye devam etmek, 4) Yalan, gıybet, riya ve haramlardan uzak durmak, 5) Tevbe suresi 119. ayette emredildiği üzere doğru ve salih insanlarla beraber olmak gerekir.
5. İmanın Birey ve Toplum Hayatına Kazandırdıkları
Sahih bir Allah ve ahiret inancı, bireye hayatın anlamını ve amacını kavratır. Başıboş yaratılmadığını ve her an ilahi gözetim altında (ihsan bilinci) olduğunu bilen insan, yalnızlık, anlamsızlık ve ümitsizlik buhranlarından kurtulur; zorluklar karşısında sabır ve tevekkül ile direnç gösterir.
Toplumsal hayatta ise iman; kul hakkına saygıyı, emanete sadakati, adaleti, merhameti ve yardımlaşmayı hakim kılar. Kimsenin görmediği yerde bile Allah'ın kendisini gördüğüne (Semi' ve Basar) inanan bireylerden oluşan bir toplumda güven ve barış ortamı tesis edilir.
6. Esmâ-i Hüsnâ ile Dua ve İbadet Bilinci
Kur'an-ı Kerim'de 'En güzel isimler (el-Esmâü'l-Hüsnâ) Allah'ındır. O hâlde O'na o güzel isimlerle dua edin...' (A'râf, 7/180) buyrulmaktadır. Er-Rahmân (dünyada bütün varlıklara merhamet eden), er-Rahîm (ahirette müminlere şefkat gösteren), el-Adl (mutlak adalet sahibi), er-Rezzâk (rızık veren), eş-Şâfî (şifa veren), el-Gaffâr (günahları çokça bağışlayan) gibi isimler kul ile Rabbi arasındaki bağı güçlendirir.
Mümin bu isimlerin anlamlarını kavradıkça kendi hayatında da merhametli, adil, cömert ve affedici olmaya gayret eder; böylece tevhit inancı ahlaki bir olgunluğa dönüşür.
Örnekler
Örnek 1Allah'ın Zâtî sıfatlarından 'Kıdem', 'Bekâ', 'Muhâlefetün li'l-havâdis' ve 'Kıyâm bi-nefsihî' sıfatlarının anlamlarını açıklayınız.
Cevabı göster
- Kıdem: Allah'ın varlığının başlangıcının olmaması, ezelî olmasıdır. - Bekâ: Allah'ın varlığının sonunun olmaması, ebedî olmasıdır. - Muhâlefetün li'l-havâdis: Allah'ın sonradan yaratılan hiçbir varlığa benzememesidir. - Kıyâm bi-nefsihî: Allah'ın var olmak ve varlığını sürdürmek için hiçbir şeye muhtaç olmamasıdır.
Örnek 2Ehl-i sünnet âlimlerine göre iman ile amel arasındaki ilişki nasıldır? Büyük günah işleyen bir müminin durumu nedir?
Cevabı göster
Ehl-i sünnete göre amel imandan bir cüz (parça) değildir; fakat imanın koruyucusu ve olgunlaştırıcısıdır. Bu nedenle bir ibadeti terk eden veya büyük günah işleyen kimse, o emri veya yasağı inkâr etmediği sürece dinden çıkmaz (kâfir olmaz); günahkâr mümin (fâsık) sayılır. Tövbe ederse veya Allah dilerse bağışlanır.
Örnek 3'Açık şirk' ile 'gizli şirk (riya)' arasındaki farkı örnek vererek açıklayınız.
Cevabı göster
Açık şirk; Allah'tan başka bir varlığı ilah kabul etmek veya Allah'a ait yaratma ve hükmetme yetkisini başka varlıklara vermektir (putlara tapmak gibi). Gizli şirk (riya) ise görünüşte Allah'a ibadet ve iyilik yaparken, asıl niyet olarak insanların övgüsünü ve beğenisini kazanmayı amaçlamaktır (gösteriş için namaz kılmak veya sadaka vermek gibi).
Örnek 4İhlâs suresinde tevhit inancının hangi temel ilkeleri vurgulanmaktadır?
Cevabı göster
İhlâs suresinde Allah'ın 'Ehad' (zâtında ve sıfatlarında bir ve tek) olduğu, 'Samed' (her şeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığı) olduğu, doğurmadığı ve doğrulmadığı (soy ve aile nispetinden münezzeh olduğu) ve hiçbir varlığın O'na denk olmadığı vurgulanarak tevhit ilkesi özetlenmiştir.
Örnek 5Bir müminin imanını koruması ve güçlendirmesi için başvurabileceği dört temel yolu yazınız.
Cevabı göster
1. Kur'an ve sünneti öğrenip evren üzerinde tefekkür ederek tahkiki (bilinçli) imana ulaşmak. 2. Farz ve nafile ibadetlere, dua ve zikre devam ederek Allah ile bağı canlı tutmak. 3. Şirk, riya, hurafe ve büyük günahlardan titizlikle sakınmak. 4. Doğru, dürüst ve salih insanlarla arkadaşlık kurmak.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdakilerden hangisi Yüce Allah'ın yalnız zâtına özgü olan 'Zâtî Sıfatları' arasında yer almaz?
Vücûd, Kıdem, Bekâ, Vahdâniyyet, Muhâlefetün li'l-havâdis ve Kıyâm bi-nefsihî zâtî sıfatlardır. 'Tekvîn' (yaratmak) ise sübûtî sıfatlardandır.
2İslam inancında iman-amel ilişkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Ehl-i sünnet anlayışına göre amel imanın cüz'ü olmadığı için günah işleyen mümin dinden çıkmaz; ancak salih amel imanı korur ve kemale erdirir.
3Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- İhlâs suresinde geçen 'es-Samed' ismi, Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmadığını, buna karşılık bütün varlıkların O'na muhtaç olduğunu ifade eder.
Samed ismi Allah'ın mutlak zenginliğini ve yaratılmışların O'na olan muhtaçlığını anlatır.
- Allah'ın her şeyi işitmesi 'Basar', her şeyi görmesi ise 'Semi'' sıfatıyla ifade edilir.
Tam tersidir: Allah'ın her şeyi işitmesi 'Semi'', her şeyi görmesi ise 'Basar' sıfatıdır.
- İbadet ve iyilikleri Allah rızası için değil de gösteriş ve övgü için yapmaya 'riya' (gizli şirk) denir.
Riya, amelin ihlasını ve sevabını yok eden manevi bir hastalıktır.
- İhlâs suresinde geçen 'es-Samed' ismi, Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmadığını, buna karşılık bütün varlıkların O'na muhtaç olduğunu ifade eder.
4Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- 'Kıyâm bi-nefsihî' sıfatı, Allah'ın varlığının başlangıcının olmaması (ezelî olması) demektir.
Ezelî olmak 'Kıdem' sıfatıdır; 'Kıyâm bi-nefsihî' ise varlığının kendinden olması ve hiçbir şeye muhtaç olmamasıdır.
- İslam geleneğinde iman esaslarını kabul eden ve kıbleye yönelen bir Müslüman, işlediği günahtan dolayı tekfir edilmez (kâfir sayılmaz).
'Ehl-i kıble tekfir edilmez' ilkesi İslam toplumunda birlik ve hoşgörünün temel güvencesidir.
- Mümin hayatında 'havf ve recâ' (korku ve ümit) dengesini korumalıdır.
Ne Allah'ın rahmetinden ümit kesilmeli ne de azabından tamamen emin olunarak gevşekliğe düşülmelidir.
- 'Kıyâm bi-nefsihî' sıfatı, Allah'ın varlığının başlangıcının olmaması (ezelî olması) demektir.
5Aşağıdaki sıfat ve kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
6Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Yüce Allah'ı zâtında, sıfatlarında ve ibadette birlemeye, O'na hiçbir şeyi ortak koşmamaya denir.
- Allah'ın varlığının sonunun olmaması ve ebedî olarak var olması sıfatıyla ifade edilir.
- Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah'ın en güzel isimlerini ifade etmek için kavramı kullanılır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- İnsanların Allah'ı görüyormuşçasına bilinçli ve samimi bir şekilde kulluk etmesine denir.
- İman ettiği hâlde farzları terk eden veya büyük günah işleyen kimseye İslam literatüründe adı verilir.
- Allah'ın harf ve sese ihtiyaç duymaksızın konuşması ve peygamberlerine vahiy göndermesi sıfatının tecellisidir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8'Benim kalbim temiz, Allah'a inanıyorum; bu yüzden ibadet etmeme veya davranışlarıma dikkat etmeme gerek yok' diyen bir kimseye iman-amel-ahlak bütünlüğünü nasıl açıklarsınız?
1. ipucu: 1. İpucu: Kur'an-ı Kerim'de iman ile salih amelin sürekli birlikte (Asr suresi vb.) zikredildiğini hatırlatınız.
2. ipucu: 2. İpucu: İman ağacı benzetmesini (kök: iman, gövde/dal: ibadet, meyve: ahlak) kullanınız.
3. ipucu: 3. İpucu: Kalpteki sevginin ve inancın ancak Allah'ın emirlerine uyum ve güzel davranışlarla kanıtlanıp korunabileceğini belirtiniz.
Cevap: Kalbin temizliği ve Allah'a iman en büyük başlangıçtır; ancak Kur'an-ı Kerim'de iman hiçbir zaman tek başına yeterli görülmemiş, Asr suresinde olduğu gibi daima 'salih amel' ile birlikte anılmıştır. İman kökü toprakta olan bir ağaç gibidir; ibadetler ve güzel ahlak ise o ağacın suyu, dalları ve meyvesidir. Sulanmayan ve bakımı yapılmayan bir ağaç zamanla kuruduğu gibi, ibadet ve ahlaki sorumluluklarla desteklenmeyen bir iman da zamanla zayıflar. Gerçek kalp temizliği, Allah'ın emirlerine uymak ve insanlara iyilik yapmakla ortaya çıkar.
Kısaca
- Tevhit; Allah'ı zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde birlemek, yalnızca O'na ibadet edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmamaktır.
- Allah'ın yalnız kendisine özgü olan 6 zâtî sıfatı vardır: Vücûd, Kıdem, Bekâ, Vahdâniyyet, Muhâlefetün li'l-havâdis ve Kıyâm bi-nefsihî.
- Allah'ın 8 sübûtî sıfatı vardır: Hayat, İlim, Semi', Basar, İrade, Kudret, Kelam ve Tekvîn.
- Ehl-i sünnet âlimlerine göre amel imandan bir cüz (parça) değildir; yani günah işleyen mümin dinden çıkmaz (fâsık olur), ancak salih amel imanı korur ve olgunlaştırır.
- Kur'an-ı Kerim'de iman ile salih amel (ellezîne âmenû ve amilü's-sâlihât) 50'den fazla ayette birlikte zikredilmiştir.
- İmanı korumak için tahkiki imana ulaşmak, şirk ve riyadan sakınmak, ibadetlere devam etmek ve salih insanlarla birlikte olmak gerekir.