Kur'an-ı Kerim'i Okumaya Giriş temasının bu haftasında, Bakara suresinin 106 ile 134. ayetleri arasındaki bölümü harflerin çıkış yerlerine (mahreçlerine) ve tecvit kurallarına dikkat ederek yüzünden okuyoruz. Sükûn sebebiyle oluşan Medd-i Lâzım, Medd-i Ârız ve Medd-i Lîn kurallarını bu ayetler üzerinde uyguluyor; ayrıca ayetlerde geçen Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail'in (as) Kâbe'yi inşa ederken yaptıkları samimi tövbe ve teslimiyet dualarını inceliyoruz.
Bakara Suresi 106–134. Ayetlerin Yüzünden Okunuşu ve Mahreç İlkeleri
Kur'an-ı Kerim'i yüzünden okurken (tilavet ederken) en temel kural, her harfi kendi çıkış yerinden (mahreç) ve kendine özgü sıfatlarıyla seslendirmektir. Özellikle dil ucunun üst ön dişlerin ucuna değmesiyle peltek okunan «sâ, zâl, zâ» (ث، ذ، ظ) harfleri, boğazdan çıkan «hemze, hâ, ayn, hâ, ğayn, hâ» (ء، هـ، ع، ح، غ، خ) harfleri ve kalın okunan isti'lâ harfleri (خ، ص، ض، غ، ط، ق، ظ) birbirine karıştırılmadan telaffuz edilmelidir.
Bakara suresinin 106–134. ayetlerini okurken nefesin yettiği ve anlamın tamamlandığı vakıf (durak) işaretlerine dikkat edilir: م (Vakf-ı Lâzım) işaretinde mutlaka durulur; ط ve ج duraklarında durmak uygundur; لا işaretinde ise anlam bütünlüğü bozulmaması için durulmadan geçilir.
Bir ayetin sonunda veya durak yerinde durulduğunda (vakıf yapıldığında), kelimenin son harfinin harekesi üstün, esre veya ötre ise o harf cezimliymiş (sakin) gibi okunarak durulur. İşte bu duraklama anında ortaya çıkan geçici sükûna ârız sükûn denir ve bu durum Medd-i Ârız ile Medd-i Lîn kurallarının temelini oluşturur.
Ayetlerde Geçen Med Kuralları: Medd-i Lâzım, Medd-i Ârız ve Medd-i Lîn
Bakara suresi 106–134. ayetlerinde sükûn sebebiyle oluşan üç med kuralının pek çok örneği yer alır. 1. Medd-i Lâzım: Med harflerinden (ا، و، ي) sonra hem durulduğunda hem geçildiğinde varlığını koruyan lâzım (kalıcı) sükûn (cezim veya şedde) gelmesiyle oluşur. Hükmü vaciptir ve bütün kıraat imamlarına göre 4 elif miktarı (tûl) uzatılır. Örneğin وَلَا الضَّآلِّينَ veya Bakara 126. ayetteki ثُمَّ أَضْطَرُّهُ benzeri şeddeli/cezimli kalıplarda kalıcı sükûn görülür.
2. Medd-i Ârız: Med harfinden sonra kelimenin son harfinde duraklama (vakıf) sebebiyle ortaya çıkan ârız (geçici) sükûn gelmesiyle oluşur. Bakara 106–134. ayetlerin sonlarında geçen قَدِيرٌ (106), نَصِيرٍ (107), الْعَلِيمُ (115, 127), الرَّحِيمُ (128), الْحَكِيمُ (129), الصَّالِحِينَ (130), الْعَالَمِينَ (131) ve مُسْلِمُونَ (132, 133) kelimelerinde durulduğunda Medd-i Ârız olur. Hükmü caizdir (1 ile 4 elif arası uzatılabilir); durulmayıp geçilirse sükûn kalkacağı için Medd-i Tabiî (1 elif) olur.
3. Medd-i Lîn: Kendisinden önceki harfin harekesi üstün olan cezimli vâv (ـَوْ) veya cezimli yâ (ـَيْ) harfine harf-i lîn denir. Harf-i lînden sonra sükûn gelip o kelimede durulduğunda Medd-i Lîn oluşur ve hükmü caizdir. Bakara 125 ve 127. ayetlerde geçen الْبَيْتِ («el-beyt» — Kâbe), 112. ayetteki خَوْفٌ («havf» — korku) ve 106. ayetteki شَيْءٍ («şey'») kelimelerinde durulduğunda Medd-i Lîn uygulanır; durulmadan geçilirse hiç uzatılmaz.
Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail'in (as) Kâbe'yi İnşası ve Tövbe Duaları
Bakara suresinin 124–134. ayetlerinde, tevhid inancının sembolü olan Hz. İbrahim (as) ile oğlu Hz. İsmail'in (as) kutsal mabedimiz Kâbe'yi (el-Beyt) inşa etmeleri anlatılır. Yüce Allah, Hz. İbrahim'i (as) birtakım emir ve imtihanlarla sınamış; o bu imtihanları sadakatle yerine getirince onu bütün insanlara önder (imam) kılmıştır (Bakara, 2/124). Kâbe'yi de insanlar için bir toplanma ve güven yeri (mesâbeten li'n-nâsi ve emnâ) yapmıştır.
Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail (as), Kâbe'nin temellerini yükseltirken yaptıkları salih amelin kabul olması için Yüce Allah'a şöyle dua etmişlerdir: «رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ» («Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz Sen hakkıyla işiten, hakkıyla bilensin.» — Bakara, 2/127).
Ardından kendilerinin ve soylarından gelecek nesillerin Allah'a gönülden teslim olan Müslüman bir ümmet olmasını dilemişler ve tövbe ederek şöyle yakarmışlardır: «وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ» («Bize ibadet yerlerimizi ve usullerimizi göster ve tövbemizi kabul et! Şüphesiz Sen tövbeleri çok kabul eden (Tevvâb) ve çok merhametli olansın (Rahîm).» — Bakara, 2/128). Ayetlerin devamında Hz. İbrahim'in (as) ve Hz. Yakub'un (as) evlatlarına yalnızca Allah'a kulluk edip Müslüman olarak yaşamayı vasiyet ettikleri bildirilir.
Örnekler
Örnek 1Bakara suresi 127. ayetin sonunda geçen «إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ » ifadesinde «الْعَلِيمُ» kelimesinde durulduğunda hangi med kuralı oluşur? Sebebi ve hükmü nedir?
Cevabı göster
«الْعَلِيمُ» kelimesinde «لِي» (yâ med harfi) sonrasında duraklama sebebiyle son harf olan «م» üzerinde ârız (geçici) sükûn oluştuğu için «Medd-i Ârız» meydana gelir. Hükmü caizdir (tûl, tevassut veya kasr ile okunabilir).
Örnek 2Bakara suresi 125 ve 127. ayetlerde geçen «الْبَيْتِ» (el-Beyt) ve 112. ayette geçen «خَوْفٌ» (havf) kelimelerinde durulduğunda hangi tecvit kuralı uygulanır?
Cevabı göster
«الْبَيْتِ» kelimesinde kendinden önceki harf (بَ) üstünlü olan cezimli «yâ» (يْ), «خَوْفٌ» kelimesinde ise kendinden önceki harf (خَ) üstünlü olan cezimli «vâv» (وْ) yani «harf-i lîn» vardır. Bu kelimelerin sonunda durulduğunda sükûn oluştuğu için «Medd-i Lîn» kuralı uygulanır.
Örnek 3Medd-i Lâzım ile Medd-i Ârız arasındaki sükûn türü ve uzatma hükmü farkını açıklayınız.
Cevabı göster
Medd-i Lâzım'da harf-i medden sonra durulsa da geçilse de değişmeyen «lâzım (kalıcı) sükûn» (cezim veya şedde) bulunur ve 4 elif uzatılması «vacip»tir. Medd-i Ârız'da ise harf-i medden sonra kelimenin sonunda durulduğunda ortaya çıkan «ârız (geçici) sükûn» bulunur ve uzatılması «caiz»dir.
Örnek 4Bakara suresi 127 ve 128. ayetlere göre Hz. İbrahim (as) hangi peygamberle birlikte Kâbe'nin temellerini yükseltmiş ve nasıl dua etmiştir?
Cevabı göster
Hz. İbrahim (as), oğlu Hz. İsmail (as) ile birlikte Kâbe'nin temellerini yükseltmiş; «Rabbimiz! Bizden kabul buyur, şüphesiz Sen hakkıyla işiten ve bilensin. Bizi Sana teslim olanlardan kıl, bize ibadet yerlerimizi göster ve tövbemizi kabul et!» diye dua etmiştir.
Örnek 5Kur'an-ı Kerim'i yüzünden okurken peltek okunan üç harfi ve vakıf (durak) işaretlerinden «م» ile «لا» işaretlerinin anlamını yazınız.
Cevabı göster
Peltek harfler: ث (sâ), ذ (zâl) ve ظ (zâ) harfleridir. «م» (Vakf-ı Lâzım) anlam bozulmaması için mutlaka durulması gereken yeri; «لا» (Lâ) ise anlam bütünlüğü devam ettiği için durulmaması gereken yeri gösterir.
Örnek 6Bakara suresi 128. ayette geçen «التَّوَّابُ» (et-Tevvâb) isminin anlamı nedir ve tövbe kavramıyla nasıl bir ilişkisi vardır?
Cevabı göster
«Et-Tevvâb», kullarının samimi tövbelerini çokça kabul eden ve günahlarını bağışlayan Yüce Allah'ın güzel isimlerinden (Esmaü'l-Hüsna) biridir. Tövbe eden kul, Allah'ın Tevvâb ve Rahîm isimlerine sığınarak hatalarından döner.
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Bakara suresi 131. ayetin sonunda yer alan «رَبِّ الْعَالَمِينَ » ifadesinde ayet sonunda durulduğunda «الْعَالَمِينَ» kelimesinde hangi tecvit kuralı oluşur?
«الْعَالَمِينَ» kelimesinin sonundaki «ن» harfi duraklama sebebiyle sakin (ârız sükûnlu) okunduğu ve öncesinde med harfi «ي» bulunduğu için Medd-i Ârız olur.
2Kendisinden önceki harfin harekesi üstün olan cezimli «وْ» veya «يْ» (harf-i lîn) bulunan «الْبَيْتِ » ve «خَوْفٌ » kelimelerinde durulduğunda oluşan med kuralı aşağıdakilerden hangisidir?
Öncesi üstünlü olan cezimli yâ (بَيْ) veya vâv (خَوْ) harfinden sonra duraklamayla sükûn oluştuğunda Medd-i Lîn kuralı meydana gelir.
3Bakara suresi 127. ayette anlatıldığı üzere Kâbe'nin (Beytullah'ın) temellerini yükselterek Yüce Allah'a «Rabbimiz! Bizden kabul buyur!» diye dua eden iki peygamber kimlerdir?
Bakara suresi 127. ayette Kâbe'nin temellerini yükselten peygamberlerin Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail (as) olduğu bildirilir.
4Sükûn sebebiyle oluşan med kuralları ve yüzünden okuma ilkeleriyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
Medd-i Lîn duraklamaya (ârız sükûna) bağlıdır; «الْبَيْتِ» kelimesinde durulmadan geçildiğinde sükûn oluşmadığı için uzatma yapılmaz.
5Bakara suresi 106-134. ayetlerin okunuşu ve tecvit kurallarıyla ilgili ifadelerin Doğru (D) ya da Yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.
- Bakara suresi 128. ayetin sonundaki «التَّوَّابُ الرَّحِيمُ » ifadesinde «الرَّحِيمُ» kelimesinde durulduğunda Medd-i Ârız oluşur.
- Harf-i lîn olabilmesi için cezimli vâv (وْ) veya yâ (يْ) harfinden önceki harfin harekesinin ötre olması gerekir.
- Medd-i Lâzım'da harf-i medden sonra gelen cezim veya şedde, hem durulduğunda hem geçildiğinde varlığını korur.
- Hz. İbrahim (as) ve Hz. Yakub (as), oğullarına Allah'a teslim olup Müslüman olarak yaşamalarını vasiyet etmişlerdir.
- Ayet sonlarındaki «مُسْلِمُونَ » kelimesinde durulmayıp bir sonraki ayete geçildiğinde Medd-i Ârız 4 elif uzatılır.
- Bakara suresi 128. ayetin sonundaki «التَّوَّابُ الرَّحِيمُ » ifadesinde «الرَّحِيمُ» kelimesinde durulduğunda Medd-i Ârız oluşur.
6Aşağıdaki Kur'an-ı Kerim okuma kavramlarını ve ayet ifadelerini açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Kur'an harflerinin ağız ve boğaz içerisindeki çıkış yerlerine adı verilir.
- Kulun işlediği hata ve günahlardan pişman olup Allah'tan bağışlanma dilemesine denir.
- Durulduğunda var olan ancak geçildiğinde ortadan kalkan geçici sükûna sükûn denir.
- Bakara suresi 125 ve 127. ayetlerde geçen «الْبَيْتِ» (el-Beyt) kelimesi yeryüzündeki ilk mabet olan binasını ifade eder.
- Kur'an-ı Kerim'de anlam bozulmaması için mutlaka durulması gereken yeri gösteren «م» işaretine Vakf-ı denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Bakara suresi 127. ayeti («وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَإِسْمَاعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ») yüzünden okurken dikkat edilecek mahreç, tecvit (Medd-i Lîn ve Medd-i Ârız) ve anlam boyutlarını 3 adımda açıklayınız.
1. ipucu: Birinci adım: Ayetteki peltek «ذ» (وَإِذْ) ve boğaz «ع» (يَرْفَعُ، إِسْمَاعِيلُ، السَّمِيعُ، الْعَلِيمُ) harflerinin mahrecini belirtiniz.
2. ipucu: İkinci adım: «الْبَيْتِ» kelimesinde durulursa veya geçilirse uygulanacak kural ile ayet sonundaki «الْعَلِيمُ » kelimesindeki med kuralını açıklayınız.
3. ipucu: Üçüncü adım: Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail'in (as) bu ayetteki duasının anlamını ve verdiği mesajı yazınız.
Cevap: 1. Mahreç Boyutu: «وَإِذْ» kelimesindeki «ذ» harfi dil ucu üst ön dişlere değdirilerek peltek; «يَرْفَعُ، إِسْمَاعِيلُ، السَّمِيعُ، الْعَلِيمُ» kelimelerindeki «ع» harfi ise boğazın ortasından çıkarılarak okunur. 2. Tecvit (Med) Boyutu: «الْبَيْتِ» kelimesinde harf-i lîn (يْ) vardır; üzerinde durulursa Medd-i Lîn yapılır, geçilirse uzatılmaz. Ayet sonundaki «الْعَلِيمُ » kelimesinde ise med harfi «ي» sonrasında duraklama sebebiyle geçici sükûn oluştuğu için Medd-i Ârız uygulanır. 3. Anlam ve Mesaj Boyutu: Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail (as) Kâbe'nin temellerini yükseltirken «Rabbimiz! Bizden kabul buyur, şüphesiz Sen Semî (işiten) ve Alîm'sin (bilensin)» diye dua etmiş; yapılan her güzel işin ardından Allah'ın rızasını ve kabulünü dilemenin önemini öğretmişlerdir.
Kısaca
- Mahreç ve Yüzünden Okuma (KK.6.2.2): Bakara suresi 106–134. ayetleri okunurken peltek harfler (ث، ذ، ظ), boğaz harfleri (ء، هـ، ع، ح، غ، خ) ve kalın harfler mahreçlerine uygun telaffuz edilir; durak (vakıf) işaretlerine uyulur.
- Medd-i Lâzım: Med harfinden sonra hem durulduğunda hem geçildiğinde kalıcı olan lâzım sükûn (cezim/şedde) gelmesiyle oluşur; 4 elif miktarı uzatılması vaciptir.
- Medd-i Ârız: Ayet ve cümle sonlarında (الْعَلِيمُ ، الرَّحِيمُ ، مُسْلِمُونَ ) med harfinden sonra duraklamayla ortaya çıkan ârız (geçici) sükûn sebebiyle oluşur; hükmü caizdir (geçilirse Medd-i Tabiî olur).
- Medd-i Lîn: Öncesi üstünlü olan cezimli وْ veya يْ (harf-i lîn) sonrasında duraklamayla sükûn oluşmasıdır (الْبَيْتِ ، خَوْفٌ ، شَيْءٍ ); hükmü caizdir (geçilirse uzatılmaz).
- Hz. İbrahim'in (as) Kâbe'yi İnşası ve Tövbe Duası: Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail (as), Kâbe'nin temellerini yükseltirken amellerinin kabulü («Rabbimiz, bizden kabul buyur!») ve nesillerinin Allah'a teslim olan Müslümanlar olması için dua ve tövbe etmişlerdir.