Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (sav) insanlığa getirdiği rahmet ve adalet mesajının büyüklüğünü tam olarak kavrayabilmek için, İslam güneşinin doğduğu sırada Mekke toplumunun içinde bulunduğu sosyal, dini, ekonomik ve ahlaki durumu bilmemiz gerekir. Bu haftaki dersimizde İslam öncesi döneme neden 'Cahiliye' denildiğini ve Mekke'nin toplumsal yapısını inceleyeceğiz.
1. «Cahiliye» Kavramı ve Mekke'de Yaşam Tarzı (Bedevî – Hadarî)
İslam öncesi Arap toplumunun inanç, ahlak ve hukuk bakımından yaşadığı karanlık döneme Cahiliye Dönemi (عَصْرُ الجاهِلِيَّة) adı verilir. Buradaki 'cahiliye' kavramı okuma-yazma bilmemekten ziyade; hakikati tanımamak, öfke ve kibre kapılmak, zulmü ve kabile üstünlüğünü adaletin önüne koymak anlamına gelir.
Arap Yarımadası'nda halk yaşam biçimine göre iki gruba ayrılırdı: • Bedevîler (البَدْو): Çöl ve vahalarda kıl çadırlarda konargöçer yaşayan, hayvancılıkla (deve ve koyun) geçinen kesimdir. • Hadarîler (الحَضَر): Mekke, Yesrib (Medine) ve Tâif gibi şehirlerde yerleşik yaşayan, ticaret ve tarımla uğraşan kesimdir. Mekke'nin hâkimi olan Kureyş kabilesi hadarî olup uluslararası kervan ticaretiyle uğraşıyordu.
2. Kabilecilik (Asabiyet) ve Sosyal Sınıflar
Mekke'de merkezi bir devlet ve yazılı bir hukuk sistemi yoktu; toplumsal yapının temel birimi kabile idi. Aynı soydan gelen insanların haklı veya haksız olduğuna bakmaksızın kabile üyesini kayıtsız şartsız savunmasına kabile asabiyeti denirdi. Cahiliye anlayışı «Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et!» sözüyle özetlenirdi. Bu anlayış yüzünden kabileler arasında onlarca yıl süren kanlı savaşlar (Eyyâmü'l-Arab) yaşanırdı.
Mekke toplumunda insan onurunu zedeleyen keskin bir sınıf ayrımı vardı: 1) Hürler (Ahrâr / Eşrâf): Kabile reisleri ve zengin tüccarlar; tüm siyasi ve ekonomik haklara sahipti. 2) Mevâlî: Azat edilmiş köleler veya kabile dışından gelip hür bir kabilenin himayesine sığınanlar. 3) Köleler ve Cariyeler (Esirler): Eşya gibi alınıp satılan, hiçbir mülkiyet ve aile hakkı tanınmayan mazlum kesim.
3. Cahiliye Toplumunda Aile, Kadın ve Kız Çocuklarının Durumu
Cahiliye kültüründe en ağır haksızlıklara uğrayan kesim kadınlar, kız çocukları, yetimler ve yoksullardı. Kadınlara miras hakkı verilmez (sadece savaşta silah tutabilen erkekler miras alırdı), hatta ölen kocasının miras malı gibi görülürdü. Evlilikte bir sınır ve kadını koruyan bir hukuk yoktu.
Bazı kabilelerde kız çocuğu sahibi olmak bir utanç vesilesi veya yoksulluk korkusu sayılarak kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü (ve'd-i benât — وَأْدُ البَنات). Kur'an-ı Kerim, Nahl Suresi 58–59 ve Tekvîr Suresi 8–9. ayetlerde («Diri diri gömülen kız çocuğunun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman...») bu vahşeti en sert biçimde kınamış ve yasaklamıştır.
4. Dini, Ekonomik ve Kültürel Hayat (Dârünnedve ve Panayırlar)
Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail'in (as) tevhid mabedi olarak inşa ettiği Kâbe, zamanla Amr bin Luhay'ın dışarıdan put getirmesiyle putperestliğin (şirkin) merkezi hâline gelmişti. Kâbe ve çevresinde Hübel, Lât, Menât ve Uzzâ başta olmak üzere 360 put bulunuyordu. Müşrikler Allah'ın (cc) Yaratıcı olduğuna inanıyor (Zümer, 38), ancak «Putlar bizi Allah'a yaklaştırıyor / şefaat ediyor» (Zümer, 3) diyerek şirk koşuyorlardı.
Şehir işleri, Peygamberimizin (sav) dedelerinden Kusay bin Kilâb'ın kurduğu Dârünnedve meclisinde kabile reislerince görüşülürdü. Kâbe hizmetleri (Sikâye: su dağıtımı, Rifâde: hacıları doyurma, Sidâne/Hicâbe: Kâbe'nin bakımı ve anahtarı) Kureyş kolları arasında paylaşılmıştı. Ekonominin temeli Yemen (kış) ve Şam (yaz) ticaret kervanları ile Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz panayırlarıydı. Ancak ticarette tefecilik (ribâ/faiz), ölçü-tartı hilesi, içki, kumar ve fal okları yaygındı.
5. Cahiliye Karanlığı İçindeki Işıklar: Hanîfler ve Hilfü'l-Fudûl
Cahiliye toplumunun tüm olumsuzluklarına rağmen Mekke'de tamamen kaybolmamış güzel hasletler ve tevhid izleri de vardı. Hz. İbrahim'in (as) tevhid inancını koruyan, putlara tapmayan, içki içmeyen ve kız çocuklarının öldürülmesine karşı çıkan muvahhid kişilere Hanîf denirdi (Zeyd bin Amr, Kus bin Sâide, Varaka bin Nevfel gibi).
Ayrıca Araplarda cömertlik (kerem), misafirperverlik, verilen sözde durma (ahde vefa), cesaret ve şiir/hitabet yeteneği çok gelişmişti. Nitekim Miladi 590 civarında Mekke'ye dışarıdan gelen Yemenli bir tüccarın hakkının gasp edilmesi üzerine, zulmü önlemek ve mazlumun hakkını almak için Abdullah bin Cüd'ân'ın evinde Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler Yeminleşmesi / Topluluğu) kurulmuş ve gençliğinde Peygamberimiz (sav) de bu cemiyete katılmıştır.
6. İslam'ın Cahiliye Zihniyetini Dönüştürmesi
Peygamber Efendimiz (sav), İslam tebliğiyle Cahiliye toplumundaki batıl inançları ve zulümleri ortadan kaldırırken, toplumun sahip olduğu olumlu erdemleri (cömertlik, vefa, cesaret) tevhid ve adalet potasında kemale erdirmiştir («Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim»).
Soy ve kabile üstünlüğünü (asabiyeti) yıkarak Veda Hutbesi'nde «Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Arap'ın Arap olmayana, beyazın siyaha hiçbir üstünlüğü yoktur; üstünlük ancak takvadadır!» ilkesini tüm insanlığa ilan etmiştir.
Örnekler
Örnek 1İslam öncesi Arap toplumuna neden «Cahiliye» adı verilmiştir? Bu kavram sadece okuma-yazma bilmemeyi mi ifade eder?
Cevabı göster
Hayır, sadece okuma-yazma bilmemeyi ifade etmez (nitekim şiir ve edebiyat çok gelişmişti). 'Cahiliye'; tevhid inancından uzaklaşıp putlara tapmayı, kabilecilik (asabiyet) ve kibirle hareket etmeyi, güçlünün zayıfı ezmesini, kadınlara ve kız çocuklarına zulmedilmesini yani inanç ve ahlak alanındaki karanlığı ifade eder.
Örnek 2İslam öncesi Mekke'de yaşayan 'Hanîf'ler kimlerdir ve temel özellikleri nelerdir?
Cevabı göster
Hanîfler, Cahiliye döneminde putperestliği reddederek Hz. İbrahim'in (as) tevhid dinine bağlı kalan kimselerdir (Zeyd bin Amr, Varaka bin Nevfel, Kus bin Sâide gibi). Putlara tapmazlar, putlar adına kesilen etleri yemezler, içki ve kumardan uzak dururlar ve kız çocuklarının öldürülmesine karşı çıkarlardı.
Örnek 3«Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler Topluluğu)» hangi amaçla kurulmuştur ve Peygamberimizin (sav) bu topluluğa yaklaşımı nasıldır?
Cevabı göster
Mekke'de yerli veya yabancı kim olursa olsun haksızlığa uğrayan mazlumları korumak ve zalimden hakkını geri almak amacıyla kurulmuştur. Peygamberimiz (sav) 20 yaşlarındayken bu topluluğa katılmış ve peygamberlikten sonra da bu antlaşmayı övgüyle anmıştır.
Örnek 4İslam öncesi Mekke'de Kâbe ile ilgili görevlerden 'Sikâye', 'Rifâde' ve 'Sidâne (Hicâbe)' ne anlama gelir?
Cevabı göster
- Sikâye: Hacılara su (ve zemzem) temin etme görevi. - Rifâde: Yoksul hacıları ağırlama ve yemek yedirme görevi. - Sidâne (Hicâbe): Kâbe'nin bakımı, örtüsü ve anahtarını taşıma görevi.
Örnek 5Cahiliye dönemindeki 'kabile asabiyeti' anlayışı toplumsal barışı nasıl etkilemiştir?
Cevabı göster
Kabile üyesi suçlu ve zalim olsa bile kendi kabilesi tarafından savunulduğu için adalet sağlanamamış; küçük bir anlaşmazlık bile kabileler arasında on yıllarca süren kan davalarına (Eyyâmü'l-Arab ve Ficâr savaşlarına) dönüşerek toplumsal barışı yok etmiştir.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1İslam öncesi Mekke'de yerli veya yabancı ayrımı yapmaksızın haksızlığa uğrayanların hakkını savunmak amacıyla kurulan ve Peygamberimizin (sav) de gençliğinde katıldığı cemiyet aşağıdakilerden hangisidir?
Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler Antlaşması/Topluluğu), Mekke'de zulmü önlemek ve mazlumun hakkını korumak için kurulmuştur.
2Aşağıdakilerden hangisi İslam öncesi Cahiliye toplumunun özelliklerinden biri değildir?
Cahiliye toplumunda kadınlara miras hakkı verilmezdi; kadınlara miras ve mülkiyet hakkını İslam dini kazandırmıştır.
3Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Arap Yarımadası'nda çöllerde çadırlarda konargöçer yaşayanlara Bedevî, şehirlerde yerleşik yaşayanlara ise Hadarî denirdi.
Bedevîlik göçebe çöl yaşamını, hadarîlik ise yerleşik şehir yaşamını ifade eder.
- İslam öncesi Mekke'de putperestliği reddederek Hz. İbrahim'in (as) tevhid inancını sürdüren kişilere 'Mevâlî' denirdi.
Hz. İbrahim'in (as) tevhid inancını sürdürenlere 'Hanîf' denirdi; Mevâlî ise azatlı köleler ve sığınmacılar sınıfıdır.
- Mekke'de önemli şehir işlerinin kabile reisleri tarafından görüşülüp karara bağlandığı meclise Dârünnedve denirdi.
Dârünnedve, Kusay bin Kilâb tarafından Kâbe yakınında kurulan danışma ve yönetim meclisidir.
- Arap Yarımadası'nda çöllerde çadırlarda konargöçer yaşayanlara Bedevî, şehirlerde yerleşik yaşayanlara ise Hadarî denirdi.
4Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Cahiliye döneminde tüm Arap kabilelerinde cömertlik, misafirperverlik ve sözünde durma gibi olumlu özellikler tamamen yok olmuştu.
Olumsuzlukların yanında cömertlik, misafirperverlik, cesaret ve ahde vefa gibi olumlu erdemler de mevcuttu ve İslam bu erdemleri koruyup geliştirmiştir.
- Savaşmanın yasak olduğu Haram Aylarda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep) yapılan savaşlara Ficâr Savaşları denilmiştir.
Haram ayların hürmetini çiğneyerek yapılan bu savaşlara 'günah/taşkınlık savaşı' anlamında Ficâr denilmiştir.
- Mekkeli müşrikler Allah'ın (cc) varlığını tamamen inkâr ediyor, evreni putların yarattığına inanıyorlardı.
Mekkeli müşrikler yeri ve göğü Allah'ın (cc) yarattığını kabul ediyor, ancak putları Allah'a (cc) aracı/ortak (şirk) koşuyorlardı.
- Cahiliye döneminde tüm Arap kabilelerinde cömertlik, misafirperverlik ve sözünde durma gibi olumlu özellikler tamamen yok olmuştu.
5Aşağıdaki kavramları İslam öncesi Mekke toplumundaki karşılıklarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
6Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle tamamlayınız.
- İslam öncesi Arap toplumunda hakikatten uzaklaşılan, zulüm ve kabileciliğin yaygın olduğu döneme Dönemi denir.
- Bazı kabilelerde kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi vahşetine Arapçada (ve'd-i benât) denirdi.
- Mekke çevresinde kurulan en ünlü ticaret ve edebiyat (şiir) panayırı Panayırı idi.
Önce bütün boşlukları doldurun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle tamamlayınız.
- Mekke'de kervan ticaretini yürüten ve Kâbe hizmetlerini üstlenen hâkim kabile kabilesidir.
- Azat edilmiş kölelerin ve başka kabilelerden gelip sığınanların oluşturduğu toplumsal sınıfa denirdi.
- Cahiliye ekonomisinde borçluyu köleleştiren haksız kazanç ve tefecilik uygulamasına (faiz) denir.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8İslam öncesi Mekke toplumunun 'İnanç, Sosyal Adalet ve Aile/Kadın' alanlarındaki sorunlarını ve Peygamberimizin (sav) bu üç alanı nasıl dönüştürdüğünü 3 adımda nasıl açıklarsınız?
1. ipucu: 1. İpucu: İnanç alanında Kâbe'deki 360 put ve şirk anlayışının Tevhid inancıyla nasıl temizlendiğini belirtiniz.
2. ipucu: 2. İpucu: Sosyal adalet alanında kabile asabiyeti, kan davaları ve kölelik/sınıf ayrımının İslam kardeşliği ve takva ölçüsüyle nasıl aşıldığını açıklayınız.
3. ipucu: 3. İpucu: Aile alanında kız çocuklarının gömülmesi ve kadınların mirastan mahrum bırakılması zulmünün kadın hakları ve merhametle nasıl kaldırıldığını vurgulayınız.
Cevap: 1. Adım (İnançta Dönüşüm — Şirkten Tevhide): Putları Allah'a (cc) aracı kılan şirk inancı ve fal okları kaldırılmış; yalnızca Allah'a (cc) kulluk edilen saf Tevhid inancı yerleştirilmiştir. 2. Adım (Sosyal Yapıda Dönüşüm — Asabiyetten Kardeşliğe): Hür-köle ayrımı, tefecilik (ribâ) ve kan davaları yasaklanmış; üstünlüğün soyda veya zenginlikte değil yalnızca takvada (Allah'a karşı sorumluluk bilincinde) olduğu ilan edilmiştir. 3. Adım (Aile ve Kadın Haklarında Dönüşüm — Zulümden Merhamete): Kız çocuklarının öldürülmesi (ve'd) kesin olarak yasaklanmış, kadına miras, mülkiyet ve eğitim hakkı tanınarak aile içi şefkat ve adalet tesis edilmiştir.
Kısaca
- İslam'dan önce Arap toplumunda tevhid inancından uzaklaşıldığı, güçlünün zayıfı ezdiği ve ahlaki çöküntünün yaşandığı döneme Cahiliye Dönemi (الجاهِلِيَّة) denir.
- Yaşam tarzına göre toplum; çölde çadırlarda konargöçer yaşayan Bedevîler ve Mekke, Yesrib, Tâif gibi şehirlerde yerleşik yaşayan Hadarîler olarak ikiye ayrılırdı.
- Toplumda Hürler (Eşrâf), Mevâlî (azatlı köleler/sığınmacılar) ve hiçbir insani hakkı bulunmayan Köleler/Cariyeler olmak üzere keskin bir sınıf ayrımı vardı.
- Toplumsal düzenin merkezinde kabilecilik (asabiyet) yer alır; kabileler arasında yıllarca süren kan davaları (Eyyâmü'l-Arab ve Ficâr savaşları) yaşanırdı.
- Kadınlara miras hakkı verilmez, bazı kabilelerde kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü (ve'd-i benât); ekonomik hayatta ise tefecilik (ribâ/faiz) hâkimdi.
- Buna karşılık Hz. İbrahim'in (as) tevhid dinini koruyan Hanîfler, mazlumları savunan Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler Topluluğu) ve misafirperverlik/cömertlik gibi olumlu değerler de mevcuttu.