Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (sav) insanlığa getirdiği rahmet ve adalet mesajının büyüklüğünü tam olarak kavrayabilmek için, İslam'ın doğduğu dönemde Mekke ve Arap Yarımadası'nda hüküm süren zihniyeti ve toplumsal yapıyı tanımamız gerekir. Bu haftaki dersimizde 'Cahiliye' kavramının anlamını, Cahiliye anlayışını doğuran temel etkenleri ve İslam öncesi Mekke toplumunun sosyal, ekonomik ve ahlaki özelliklerini ayrıntılarıyla inceleyeceğiz.
1. Cahiliye Kavramı ve Arapların İslam Öncesi Tarihi İle İlişkisi (PH.9.1.2)
Arapçada 'cehl' kökünden türeyen cahiliye kavramı sözlükte iki temel anlama gelir: Birincisi ilmin (bilginin) zıddı olan bilgisizlik, ikincisi ise hilmin (yumuşak huyluluk, sağduyu ve ağırbaşlılığın) zıddı olan öfke, taşkınlık, kibir, zorbalık ve nefsin arzularına uyarak haddi aşmaktır. İslam tarihi ve Siyer ilminde ise Cahiliye; Arapların İslam'dan önceki dönemde (özellikle Hz. İsa ile Hz. Muhammed [sav] arasındaki fetret asırlarında) tevhid inancından uzaklaşarak içine düştükleri inanç, ahlak ve hukuk yozlaşmasını ifade eder.
Mekke toplumu okuma-yazma, ticaret, şiir ve hitabet konusunda tamamen bilgisiz bir toplum değildi; onlara 'Cahiliye toplumu' denilmesinin asıl sebebi Allah'ı (cc) gereği gibi tanımamaları, putlara tapmaları, insan onurunu ve adaleti çiğneyerek kaba kuvveti ve kabile üstünlüğünü ölçü almalarıdır. Kur'an-ı Kerim'de bu zihniyet zannü'l-câhiliyye (Cahiliye zannı/inancı), hükmü'l-câhiliyye (Cahiliye idaresi/hukuku), teberrücü'l-câhiliyye (Cahiliye gösterişi) ve hamiyyetü'l-câhiliyye (Cahiliye taassubu/kibri) ifadeleriyle eleştirilmiştir.
2. Cahiliye Anlayışının Oluşmasına Zemin Hazırlayan Temel Etkenler
Mekke, Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail (as) tarafından Kâbe'nin inşa edilmesiyle birlikte aslında tevhid inancının (Hanifliğin) merkezi olarak kurulmuş bir şehirdi. Ancak asırlar geçtikçe Cahiliye anlayışının oluşmasına zemin hazırlayan dört temel etken ortaya çıktı: • 1. Tevhid İnancının Bozulması ve Putperestlik: Amr b. Luhay adlı kişinin Şam bölgesinden getirdiği Hübel putunu Kâbe'nin yanına dikmesiyle başlayan süreçte, Mekkeliler 'Bizi Allah'a yaklaştırsınlar ve şefaatçi olsunlar' (Zümer, 39/3) bahanesiyle Kâbe'nin çevresini 360 putla doldurdular.
• 2. Ahiret ve Hesap İnancının Kaybolması: Cahiliye Araplarının büyük çoğunluğu öldükten sonra dirilmeyi ve hesap gününü inkâr ediyordu ('Hayat ancak bu dünyadaki hayatımızdır; ölürüz ve yaşarız, bizi ancak zaman [dehr] helak eder.' — Câsiye, 45/24). Ahiret korkusu olmayan insanlarda zulüm ve haksızlık sınır tanımaz hâle geldi. • 3. Siyasi Birlik ve Adil Hukuk Düzeninin Yokluğu: Hicaz bölgesinde merkezi bir devlet otoritesi ve yazılı bir kanun yoktu; 'güçlü olanın haklı sayıldığı' bir orman kanunu geçerliydi. • 4. Çöl Coğrafyası ve Kabilecilik: Kıt kaynaklar için yapılan mücadele, insanları kabile taassubuna sürükledi.
3. Mekke'de Toplumsal Tabakalaşma ve Asabiyet Anlayışı
İslam öncesi Mekke toplumu göçebe yaşayan Bedeviler ve şehir/köylerde yerleşik yaşayan Hadariler olarak ikiye ayrıldığı gibi, sosyal haklar bakımından da sert bir sınıf ayrımına (tabakalaşmaya) dayanıyordu: • 1. Hürler (Eşraf / Soylular): Kabile reisleri, zengin kervan sahipleri ve hür kabile üyeleriydi. Şehrin yönetim meclisi olan Dâru'n-Nedve'de söz sahibiydiler. • 2. Mevali (Azatlılar ve Sığınmacılar): Azat edilmiş köleler veya kendi kabilesinden çıkarılıp başka bir kabilenin himayesine sığınan kimselerdi; hürlerle tam eşit sayılmazlardı.
• 3. Köleler ve Cariyeler: Savaş esirleri, kaçırılan insanlar veya borcunu (tefecilik faizini) ödeyemediği için özgürlüğünü kaybeden kimselerdi. Hiçbir insani hakları yoktu; pazarlarda alınıp satılır, miras bırakılır ve en ağır işlerde çalıştırılırlardı. Toplumu bir arada tutan tek bağ asabiyet (kabile taassubu) idi. Asabiyet anlayışına göre bir kişi, kabilesinden biri zalim ve haksız olsa bile onu savunmak ve karşı kabileye savaş açmak zorundaydı; bu durum nesiller boyu süren kan davalarına (Eyyâmü'l-Arab) yol açıyordu.
4. Cahiliye Kültüründe Aile Yapısı, Kadın ve Kız Çocuklarına Bakış
Cahiliye zihniyetinin en ağır mağdurları kadınlar ve kız çocuklarıydı. Soylu kabilelere mensup az sayıdaki zengin kadın dışında, toplumun genelinde kadının sosyal statüsü çok düşüktü. Kadınlar savaşta kılıç kullanamadıkları ve esir düşüp kabileye utanç getirebilecekleri düşüncesiyle hor görülür; mirastan hiçbir pay alamaz, hatta ölen kocasının miras malları arasında sayılırdı.
Daha da acısı, bazı katı kalpli babalar yoksulluk korkusuyla veya 'namus/utanç' bahanesiyle yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek öldürürlerdi (ve'dü'l-benât). Kur'an-ı Kerim bu insanlık suçunu Nahl Suresi 58-59. ayetlerde ve Tekvîr Suresi 8-9. ayetlerde ('Diri diri toprağa gömülen kız çocuğuna, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda...') çok sert bir dille kınamış ve kesin olarak yasaklamıştır.
5. Cahiliye Kültürünün Ekonomik ve Sosyal Özellikleri (Olumlu ve Olumsuz Yönler)
Mekke ekonomisi Kâbe ziyareti, panayırlar (Ukâz, Mecenne, Zülmecâz) ve kuzey-güney (Şam-Yemen) kervan ticaretine dayanıyordu. Ancak ekonomik hayatta riba (tefecilik/faiz), ölçü ve tartıda hile, gasp ve yağmacılık çok yaygındı; borcunu vadesinde ödeyemeyen yoksulun borcu katlanarak artırılır (ad'âfen mudâafe), sonunda malına veya özgürlüğüne el konulurdu. Sosyal hayatta ise içki, kumar, fal okları (ezlâm), kâhinlik, büyücülük ve uğursuzluk inancı (tıyere) günlük yaşamın parçası hâline gelmişti.
Bütün bu karanlık tabloya rağmen Cahiliye Araplarında tamamen kaybolmamış bazı olumlu ahlaki özellikler (faziletler) de vardı: Cömertlik, misafirperverlik, sözünde durma (ahde vefa), emanete riayet etme, cesaret, sabır ve kendilerine sığınan kimseyi koruma (eman/civar hakkı) bunların başında geliyordu. Ayrıca kan dökülmesinin yasak olduğu Haram Aylar (Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep) geleneği ticaret ve hac güvenliğini sağlıyordu.
6. İslam'ın Cahiliye Kültürünü Dönüştürme Yöntemi
İslam dini ve Hz. Peygamber (sav), Cahiliye toplumunun kültürünü ve adetlerini değerlendirirken üçlü bir yöntem izlemiştir: 1) Tamamen Kaldırılanlar (İstîsâl): Tevhid inancına, insan onuruna ve adalete taban tabana zıt olan şirk, putperestlik, kız çocuklarının öldürülmesi, faiz (riba), kan davası, içki, kumar ve fal okları kesin olarak yasaklanıp ortadan kaldırılmıştır.
2) Düzeltilerek Sınırlandırılanlar (Islah): Evlilik, miras, boşanma ve ticaret gibi alanlardaki keyfî ve adaletsiz uygulamalar düzeltilmiş, kadınlara miras ve mülkiyet hakkı tanınarak hukuki güvence getirilmiştir. 3) Korunup Tevhid Temeline Oturtulanlar (İbkâ): Cömertlik, misafirperverlik, ahde vefa ve mazlumu koruma gibi güzel huylar ise kabile gösterişinden (riyadan) arındırılarak Allah rızası (ihlas) temeline oturtulmuştur ('Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.').
Örnekler
Örnek 1Cahiliye kavramının sözlük ve terim anlamlarını açıklayınız; İslam öncesi Mekke toplumuna neden 'Cahiliye' denilmiştir?
Cevabı göster
Sözlükte 'bilgisizlik, öfke, taşkınlık ve sağduyusuzluk' demektir. Terim olarak Arapların İslam'dan önceki inanç ve ahlak sapmalarını ifade eden dönemdir. Onlara Cahiliye denilmesinin sebebi tevhid inancını terk edip putlara tapmaları, adaleti çiğneyerek zulmü ve kabile üstünlüğünü ölçü almalarıdır.
Örnek 2Cahiliye anlayışının oluşmasına zemin hazırlayan 4 temel etkeni maddeler hâlinde yazınız.
Cevabı göster
1) Hz. İbrahim'den (as) kalan tevhid (Haniflik) inancının unutularak putperestliğe ve şirke düşülmesi, 2) Öldükten sonra dirilme ve ahiret (hesap) inancının kaybolması, 3) Yarımadada merkezi bir devlet otoritesinin ve adil hukuk düzeninin bulunmaması, 4) Kabilecilik (asabiyet) taassubu ve güçlünün zayıfı ezmesi.
Örnek 3İslam öncesi Mekke'deki 3 toplumsal sınıfı ve 'asabiyet' kavramını açıklayınız.
Cevabı göster
• Toplumsal Sınıflar: 1) Hürler (Eşraf / Soylular), 2) Mevali (Azatlı köleler ve sığınmacılar), 3) Köleler ve Cariyeler (hiçbir hakkı olmayanlar). • Asabiyet: Kabile bireylerinin haklı veya haksız olduğuna bakmaksızın kendi kabilesinden olanı körü körüne savunması ve kabile üstünlüğü gütmesidir.
Örnek 4Cahiliye kültüründe kadının ve kız çocuklarının durumu nasıldı? 'Ve'dü'l-benât' ne demektir?
Cevabı göster
Kadınlara değer verilmez, mirastan pay ayrılmaz ve söz hakkı tanınmazdı. 'Ve'dü'l-benât', Cahiliye döneminde bazı babaların yoksulluk veya utanç korkusuyla kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek öldürmesi vahşetidir.
Örnek 5Cahiliye toplumunda bulunan olumlu ahlaki özellikler nelerdi ve İslam bu özellikleri nasıl değerlendirdi?
Cevabı göster
Misafirperverlik, cömertlik, sözünde durma (ahde vefa), cesaret ve mazlumu koruma (Hilfü'l-Fudûl) gibi olumlu özellikler vardı. İslam bu güzel erdemleri ortadan kaldırmamış; gösteriş ve kabile kibrinden arındırarak Allah rızası (ihlas) temeli üzerinde devam ettirmiştir.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1İslam öncesi Mekke toplumunda kabile üyelerinin, kabiledaşları zalim ve haksız olsa bile onu körü körüne savunmasını ifade eden ve nesiller boyu süren kan davalarına (Eyyâmü'l-Arab) yol açan kabile taassubu kavramı aşağıdakilerden hangisidir?
Kan ve soy bağına dayanan, haklı-haksız ayrımı yapmadan kendi kabilesini üstün tutma ve savunma anlayışına 'asabiyet (kabile taassubu)' denir.
2Cahiliye kültürü ve İslam öncesi Mekke'nin toplumsal yapısı ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
İslam öncesi Mekke'de ve Hicaz bölgesinde merkezi bir devlet otoritesi ve yazılı adil bir hukuk düzeni yoktu; kabile kuralları ve güçlünün haklı sayıldığı bir düzen hakimdi.
3Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Cahiliye kelimesi yalnızca okuma-yazma bilmemeyi değil; hakikati tanımamayı, öfkeye ve nefsine uyarak zulmetmeyi ifade eder.
Cahiliye, ilmin olduğu kadar hilmin (sağduyu ve ahlakın) da zıddıdır.
- Cahiliye toplumunda kadınlar erkeklerle eşit miras hakkına sahipti ve Dâru'n-Nedve meclisinde yönetime katılırlardı.
Cahiliye döneminde kadınlara mirastan pay verilmez ve yönetim meclisinde söz hakkı tanınmazdı.
- Hz. Peygamber (sav), gençliğinde Mekke'de mazlumların hakkını korumak için kurulan Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler Topluluğu) antlaşmasına katılmıştır.
Peygamberimiz (sav) bu antlaşmayı İslam sonrasında da övgüyle anmıştır.
- Cahiliye kelimesi yalnızca okuma-yazma bilmemeyi değil; hakikati tanımamayı, öfkeye ve nefsine uyarak zulmetmeyi ifade eder.
4Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Mekke'ye putperestliği ilk getiren kişi Şam bölgesinden Hübel putunu getiren Amr b. Luhay'dır.
Tevhid merkezi olan Kâbe zamanla Amr b. Luhay'ın başlattığı putperestlikle 360 putun bulunduğu bir yere dönüşmüştür.
- Cahiliye Araplarının tamamı öldükten sonra dirilmeye ve ahirette hesaba çekileceklerine güçlü biçimde inanıyorlardı.
Cahiliye müşriklerinin büyük çoğunluğu ahiret ve yeniden diriliş inancını inkâr ediyordu.
- Hz. Peygamber (sav) Veda Hutbesi'nde kan davalarını, faizi (ribayı) ve ırk/kabile üstünlüğünü kesin olarak kaldırmıştır.
Veda Hutbesi, Cahiliye'nin tüm karanlık adetlerini ortadan kaldıran evrensel bir insan hakları beyannamesidir.
- Mekke'ye putperestliği ilk getiren kişi Şam bölgesinden Hübel putunu getiren Amr b. Luhay'dır.
5Aşağıdaki kavramları açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
6Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle tamamlayınız.
- İslam öncesinde putlara tapmayıp Hz. İbrahim'in (as) tevhid inancını sürdüren kimselere denirdi.
- Mekke'de kabile ileri gelenlerinin toplanarak siyasi ve ticari kararlar aldığı meclis binasına denirdi.
- Cahiliye döneminde savaşmanın ve kan dökmenin yasak olduğu Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarına aylar denirdi.
Önce bütün boşlukları doldurun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kelimelerle tamamlayınız.
- Çölde göçebe olarak çadırlarda yaşayan Araplara , şehir ve köylerde yerleşik yaşayanlara ise Hadari denirdi.
- Cahiliye ekonomisinde borçluyu köleliğe kadar sürükleyen acımasız tefecilik ve faiz uygulamasına adı verilirdi.
- Cahiliye Araplarının bir işe karar verirken putların önünde çektikleri şans ve kehanet oklarına okları denirdi.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Cahiliye kültürünün (1) İnanç ve zihniyet, (2) Aile ve toplumsal tabakalaşma, (3) Olumlu ve olumsuz ahlaki özellikler bakımından genel tablosunu adım adım nasıl özetlersiniz?
1. ipucu: 1. İpucu: Tevhidin unutulup putperestliğe geçilmesi ve ahiret inancının yokluğuyla zulmün artması arasındaki bağı kurunuz.
2. ipucu: 2. İpucu: Hür-mevali-köle ayrımını, asabiyet (kabilecilik) anlayışını ve kadınlara/kız çocuklarına yapılan haksızlıkları belirtiniz.
3. ipucu: 3. İpucu: İçki, kumar, faiz ve kan davası gibi kötülüklerin yanında cömertlik, misafirperverlik ve Hilfü'l-Fudûl gibi olumlu yönleri de karşılaştırınız.
Cevap: 1. Adım (İnanç ve Zihniyet): Tevhid inancından uzaklaşıp putperestliğe düşen ve ahiret hesabını inkâr eden Cahiliye zihniyetinde merhamet ve adalet duygusu zayıflamış, 'güçlü olan haklıdır' anlayışı yerleşmiştir. 2. Adım (Toplumsal Yapı ve Aile): Toplum hürler, mevali ve köleler olarak keskin sınıflara ayrılmış; kabile taassubu (asabiyet) kan davalarını körüklemiş; kadınlar mirastan mahrum bırakılıp kız çocukları diri diri toprağa gömülmüştür. 3. Adım (Ahlaki Özellikler ve İslam'ın Dönüşümü): Tefecilik, içki, kumar ve falcılık gibi kötü adetler İslam tarafından tamamen kaldırılmış; cömertlik, misafirperverlik, sözünde durma ve mazlumu koruma (Hilfü'l-Fudûl) gibi olumlu erdemler ise tevhid ve ihlas temeline oturtularak yaşatılmıştır.
Kısaca
- Sözlükte 'bilgisizlik, öfke, taşkınlık ve nefsine uyarak haddi aşmak' anlamına gelen Cahiliye; terim olarak Arapların İslam'dan önceki inanç, ahlak ve toplumsal sapmalarını ifade eden döneme ve zihniyete verilen addır.
- Cahiliye anlayışının oluşmasında; Hz. İbrahim'den (as) kalan tevhid (Haniflik) inancının unutulup putperestliğe düşülmesi, ahiret ve hesap bilincinin kaybolması, merkezi bir devlet ve hukuk düzeninin bulunmaması ile kabile taassubu (asabiyet) etkili olmuştur.
- İslam öncesi Mekke toplumu keskin bir sınıf ayrımına dayanıyordu: 1) Hürler (Eşraf / Soylular), 2) Mevali (Azat edilmiş köleler ve sığınmacılar), 3) Köleler ve Cariyeler.
- Cahiliye kültüründe kan davaları (Eyyâmü'l-Arab), kadının mirastan mahrum bırakılması, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi (ve'dü'l-benât), tefecilik (riba), içki, kumar ve fal okları yaygındı.
- Bununla birlikte Cahiliye Araplarında misafirperverlik, cömertlik, sözünde durma, emaneti koruma ve mazluma yardım etme (Hilfü'l-Fudûl) gibi olumlu hasletler de bulunmaktaydı; İslam bu güzel erdemleri koruyup geliştirmiştir.