Geçen hafta İslam öncesi Mekke’nin kabile yapısını (asabiyet), sosyal tabakalarını (hürler, mevaliler, köleler) ve Cahiliye ahlakına karşı kurulan Hilfü’l-Fudûl (Erdemliler Topluluğu) cemiyetini incelemiştik. Bu hafta ise 1. ünitemizi tamamlarken çorak bir vadide yer alan Mekke’nin nasıl Arabistan’ın en zengin ticaret ve kültür merkezine dönüştüğünü araştırıyoruz! Kışın Yemen’e, yazın Şam’a giden ticaret kervanlarını, Ukâz panayırındaki şiir yarışmalarını ve putperestlik karanlığı içinde Hz. İbrahim’in tevhid inancını yaşatan Hanîfleri öğreneceğiz.
1. Mekke’de Ekonomik ve Kültürel Hayat: Kervan Ticareti, Panayırlar ve Muallakât-ı Seb’a
Mekke, İbrahim suresi 37. ayette ifade edildiği üzere *“ekin bitmeyen çorak bir vadide”* kurulmuştu. Bu coğrafi kısıtlama nedeniyle Mekkelilerin geçim kaynağı tarım değil, ticaret ve Kâbe’yi ziyarete gelen hacılara sunulan hizmetlerdi. Peygamberimizin büyük dedesi Hâşim bin Abdümenâf, Bizans (Şam), Habeşistan, İran ve Yemen hükümdarlarıyla Kureyş kervanlarının yol güvenliğini garanti altına alan Îlâf (güvenlik ve serbest ticaret antlaşmaları) imzaladı. Kur’an-ı Kerim’deki Kureyş suresinde (*“Kureyş’in güvenliğini, kış ve yaz yolculuklarında güvenliğini sağladığı için onlar da bu Beyt’in [Kâbe’nin] Rabbine kulluk etsinler...”*) bu nimet hatırlatılır: Mekkeliler kışın sıcak olan güneydeki Yemen’e (Hint Okyanusu baharat ve kokularını almaya), yazın ise serin olan kuzeydeki Şam’a (Akdeniz ürünlerini almaya) büyük kervanlar gönderirdi. Ancak Mekke ekonomisinde riba (katlamalı tefecilik/faiz), karaborsacılık ve ölçü-tartı hileleri çok yaygındı; borcunu ödeyemeyen yoksullar alacaklısı tarafından köleleştirilirdi.
Mekke’nin ekonomik ve kültürel hayatına yön veren en önemli kurum ise hac aylarında Mekke çevresinde kurulan panayırlardı. Bunların en meşhurları Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz panayırlarıydı. Bu panayırlar yalnızca malların alınıp satıldığı pazarlar değil; esirlerin fidye ile kurtarıldığı, kan davalarının görüşüldüğü ve en önemlisi şiir ve hitabet (güzel konuşma) yarışmalarının düzenlendiği kültür şölenleriydi. Okuma yazma oranının çok düşük olduğu (ümmî) Arap toplumunda çok güçlü bir sözlü kültür ve hafıza gelişmişti. Şairler kabilelerinin kahramanlığını ve cömertliğini över (fahriye), düşmanlarını hicvederdi. Ukâz panayırında jüri tarafından seçilen en seçkin 7 uzun şiir (kaside) keten bez üzerine altın suyuyla yazılıp Kâbe’nin duvarına asılır ve bunlara Muallakât-ı Seb’a (Asılan Yedi Şiir) denirdi. Yüce Allah’ın Hz. Muhammed’e (s.a.v.) en büyük mucize olarak edebî açıdan eşsiz ve taklit edilemez Kur’an-ı Kerim’i göndermesi, şiir ve belagatla övünen bu toplumu en güçlü oldukları yerden aciz bırakmıştır.
2. Mekke’de Dinî Yapı: Putperestlik (Şirk) ve Hanîflik
Kâbe, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yalnızca tek olan Allah’a ibadet edilmesi (tevhid) amacıyla inşa edilmişti. Ancak yüzyıllar geçtikçe Mekke’de tevhid inancı bozuldu. Tarihî kaynaklara göre Huzâa kabilesi reisi Amr bin Luhay, Şam/Belkâ bölgesinden Hübel adlı büyük putu getirip Kâbe’nin önüne dikerek Mekke’de putperestliği başlatan kişi oldu. İslam’ın doğuşu sırasında Kâbe’nin içinde ve çevresinde her kabilenin kendine ait toplam 360 put bulunuyordu (en bilinenleri Hübel, Lât, Menât ve Uzzâ idi). Dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta şudur: Mekkeli müşrikler tamamen ateist (tanrıtanımaz) değillerdi; gökleri ve yeri yaratan yüce bir Allah’ın varlığını kabul ediyorlardı (Ankebût, 61). Ancak Allah ile kendileri arasına putları koyup *“Biz bunlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar ve şefaat etsinler diye tapıyoruz.”* (Zümer, 3) diyerek Allah’a ortak koşuyorlar (şirk) ve ahireti inkâr ediyorlardı.
Hicaz bölgesinde Yahudilik (özellikle Hayber ve Medine’de) ve Hristiyanlık (Necran ve Şam sınırında) azınlık olarak bulunsa da Mekke’de putperestliğe karşı duran en anlamlı grup Hanîfler idi. Hanîf, sözlükte *“batıldan hakka yönelen, dosdoğru olan”* demektir; terim olarak ise Cahiliye döneminde putlara tapmayı, putlar adına kesilen kurbanları yemeyi, içkiyi, kumarı ve kız çocuklarının diri diri gömülmesini reddederek Hz. İbrahim’in saf tevhid dinini yaşatmaya çalışan kimselere verilen isimdir. Mekke ve çevresindeki en tanınmış Hanîfler arasında Zeyd bin Amr, Ukâz panayırındaki hutbesiyle ünlü Kus bin Sâide, Hz. Hatice’nin akrabası Varaka bin Nevfel ve Ümeyye bin Ebî’s-Salt yer alıyordu. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de peygamberliğinden önceki 40 yıllık hayatında hiçbir zaman putlara tapmamış, cahiliye kötülüklerinden korunmuş (İsmet sıfatı) ve Hanîf geleneğine uygun olarak Ramazan aylarında Nûr Dağı’ndaki Hira Mağarası’nda inzivaya çekilerek tefekkür etmiştir.
Örnekler
Örnek 1Kur’an-ı Kerim’deki Kureyş suresinde Mekkelilere hatırlatılan 'kış ve yaz yolculukları' ile 'Îlâf' kavramının Mekke ekonomisindeki yerini açıklayınız.
Cevabı göster
Tarım arazisi olmayan Mekke’de Kureyş kabilesi geçimini uluslararası kervan ticaretiyle sağlıyordu. Peygamberimizin büyük dedesi Hâşim’in çevre devletlerle yaptığı 'Îlâf (güvenlik ve ticaret antlaşmaları)' ve Kâbe’nin saygınlığı sayesinde Kureyşliler kışın güneydeki Yemen’e, yazın ise kuzeydeki Şam’a (Suriye’ye) güven içinde ticaret seferleri düzenleyerek zenginleşmişlerdir.
Örnek 2İslam öncesi Mekke’de kurulan Ukâz panayırının yalnızca ekonomik bir pazar olmayıp aynı zamanda kültürel bir merkez olduğunu hangi uygulamalar kanıtlar?
Cevabı göster
Ukâz panayırında ticaretin yanında kabilelerin en usta şair ve hatipleri arasında edebiyat yarışmaları düzenlenirdi. Burada birinci seçilen 7 meşhur kaside altın suyuyla yazılıp Kâbe duvarına asılmış ve 'Muallakât-ı Seb’a (Yedi Askı)' adını almıştır. Bu durum panayırların Arap dil birliğini ve sözlü edebiyatını besleyen birer kültür akademisi gibi işlediğini gösterir.
Örnek 3Cahiliye Dönemi’nde yaşayan 'Hanîflerin' inanç ve ahlak özelliklerini maddeler hâlinde yazınız.
Cevabı göster
1) Hz. İbrahim’den kalan saf tevhid (tek Allah) inancını benimsemişlerdir. 2) Kâbe’deki putlara tapmayı ve putlar adına kesilen kurban etlerini yemeyi kesinlikle reddetmişlerdir. 3) İçki, kumar, tefecilik ve kız çocuklarının diri diri gömülmesi (ve’d) gibi Cahiliye zulümlerine karşı çıkmışlardır (Örn: Zeyd bin Amr, Kus bin Sâide).
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Kureyş suresinde de zikredilen, Kureyş kabilesinin komşu devletlerle yaptığı ticaret güvenliği antlaşmalarına ve kışın Yemen’e, yazın Şam’a düzenledikleri kervan ticaretine verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Kureyşlilerin komşu hükümdarlarla imzaladıkları güvenlik ve serbest geçiş antlaşmalarına 'Îlâf' denir.
2İslam öncesi dönemde hac mevsiminde kurulan Ukâz panayırında beğenilerek altın suyuyla yazılıp Kâbe duvarına asılan yedi ünlü şiire ne ad verilmiştir?
Ukâz panayırında seçilerek Kâbe duvarına asılan yedi meşhur kasideye 'Muallakât-ı Seb’a (Asılan Yedi Şiir)' denmiştir.
3Cahiliye Dönemi’nde putperestliği reddederek Hz. İbrahim’den kalan tevhid inancını yaşatmaya çalışan Zeyd bin Amr ve Kus bin Sâide gibi şahsiyetlere ne ad verilmiştir?
İslam öncesi Arap toplumunda putlara tapmayıp Hz. İbrahim’in tevhid dinine bağlı kalanlara 'Hanîf' denilmiştir.
4Aşağıdakilerden hangisi İslam öncesi dönemde Mekke ve çevresinde kurulan meşhur ticaret ve kültür panayırlarından biridir?
İslam öncesi Mekke ve Tâif çevresindeki en büyük üç panayır Ukâz, Mecenne ve Zülmecâz panayırlarıdır.
5Cahiliye Dönemi’nde kan dökülmesinin ve savaşmanın yasak olduğu dört haram ay (Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep) içinde gerçekleştiği için 'hukuk ve kutsallık çiğneyen savaş' anlamında adlandırılan savaşlar hangisidir?
Haram ayların dokunulmazlığını ihlal ederek yapılan savaşlara 'Ficâr Savaşları' adı verilmiştir.
6İslam öncesi Mekke’nin ekonomik, kültürel ve dinî yapısıyla ilgili aşağıdaki ifadelerin Doğru (D) mu yoksa Yanlış (Y) mı olduğunu belirleyiniz.
- Mekke, verimli tarım topraklarına ve bol akarsulara sahip olduğu için ekonomisi tamamen tarıma dayanıyordu.
Yanlış; Mekke çorak bir vadide olduğu için ekonomisi tarıma değil, kervan ticaretine ve hac hizmetlerine dayanıyordu.
- Kureyş kabilesi kış mevsiminde Yemen’e, yaz mevsiminde ise Şam’a (Suriye’ye) ticaret kervanları düzenlerdi.
Doğru; bu ticaret yolculukları Kureyş suresinde de açıkça bildirilmektedir.
- Mekke’ye putperestliği ilk getiren kişi Huzâa kabilesi reisi Amr bin Luhay olmuştur.
Doğru; Amr bin Luhay Şam bölgesinden Hübel putunu getirerek Kâbe'ye dikmiştir.
- Mekkeli müşrikler Allah’ın varlığını tamamen inkâr ediyor, evreni putların yarattığına inanıyorlardı.
Yanlış; müşrikler yaratıcı olarak Allah'ı kabul ediyor ancak putları Allah katında şefaatçi/aracı sayarak şirk koşuyorlardı.
- Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) risaletten önceki hayatında da hiçbir zaman putlara tapmamıştır.
Doğru; Peygamberimiz her zaman tevhid (Hanîf) bilinci üzere yaşamış ve putlardan uzak durmuştur.
- Mekke, verimli tarım topraklarına ve bol akarsulara sahip olduğu için ekonomisi tamamen tarıma dayanıyordu.
7İslam öncesi Mekke tarihine ait aşağıdaki kavramları açıklamalarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
8Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Cahiliye ekonomisinde borçluyu katbekat borçlandırıp ödeyemeyince köleleştiren haksız kazanç sistemine (faiz/tefecilik) denirdi.
- Mekkeli müşrikler Allah’a inanmakla birlikte Lât, Menât, Uzzâ ve Hübel gibi putları O’na ortak koşarak günahına düşmüşlerdir.
- İslam öncesi Arap toplumunda okuma yazma oranı çok düşük olduğu için bu topluma toplum denilmiştir.
- Kureyş kervanları için çevre hükümdarlarla ilk Îlâf antlaşmalarını yapan kişi Peygamberimizin büyük dedesi bin Abdümenâf’tır.
- Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamberlikten önce Ramazan aylarında Nûr Dağı’ndaki Mağarası’nda inzivaya çekilerek tefekkür ederdi.
Önce bütün boşlukları doldurun.
9İslam öncesi Mekke toplumunda şiir ve hitabetin (güzel konuşma sanatının) çok ileri düzeyde olması ile Hz. Muhammed’e (s.a.v.) en büyük mucize olarak Kur’an-ı Kerim’in indirilmesi arasındaki hikmeti açıklayınız.
1. ipucu: 1. Her peygamberin mucizesinin, gönderildiği toplumun en ileri olduğu alanla ilgili olduğunu (Hz. Musa zamanında sihir, Hz. İsa zamanında tıp gibi) hatırlayınız.
2. ipucu: 2. Şair ve hatiplerin Kur’an’ın eşsiz belagatı karşısında nasıl aciz kaldıklarını belirtiniz.
Cevap: Yüce Allah her peygambere, gönderildiği toplumun en çok övündüğü ve uzmanlaştığı alanda onları aciz bırakacak bir mucize vermiştir. İslam öncesi Mekke toplumunda şiir, belagat ve hitabet zirvedeydi; şairler Kâbe duvarına şiir asacak kadar (Muallakât-ı Seb’a) söz sanatıyla övünüyorlardı. Bu nedenle Hz. Muhammed’e (s.a.v.) en büyük mucize olarak lafzı, ahengi ve anlam derinliğiyle insan sözünün üstünde olan Kur’an-ı Kerim indirilmiş; en usta Arap şairleri bile Kur’an’ın en kısa suresinin bir benzerini getirmekten aciz kalmıştır.
Kısaca
- Kervan Ticareti ve Îlâf (Kureyş Suresi): Tarım yapılamayan Mekke’nin ekonomisi hac turizmine ve kervan ticaretine dayanıyordu. Peygamberimizin büyük dedesi Hâşim’in komşu devletlerle yaptığı güvenlik antlaşmaları (Îlâf) sayesinde Kureyşliler kışın Yemen’e, yazın Şam’a (Suriye’ye) ticaret seferleri düzenlemiştir.
- Mekke Panayırları (Ukâz, Mecenne, Zülmecâz): Hac mevsiminden hemen önce Mekke ve الطâif çevresinde kurulan bu panayırlar hem büyük birer ticaret fuarı hem de kabileler arası şiir ve hitabet yarışmalarının yapıldığı kültür merkezleriydi.
- Sözlü Kültür ve Muallakât-ı Seb’a: İslam öncesi Arap toplumunda şiir ve hitabet zirvedeydi; Ukâz panayırında birinci seçilen en ünlü 7 kaside altın suyuna batırılarak Kâbe duvarına asılmış ve bunlara “Muallakât-ı Seb’a (Yedi Askı)” denmiştir.
- Putperestlik (Şirk) ve Haram Aylar: Mekke’ye putperestliği Amr bin Luhay getirmiştir; müşrikler Allah’ın yaratıcı olduğunu kabul ediyor ancak putları “Bizi Allah’a yaklaştıran şefaatçiler” (Zümer, 3) sayarak şirk koşuyorlardı. Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları savaşın yasak olduğu Haram Aylar idi.
- Hanîflik (Tevhid Kalıntısı): Cahiliye döneminde putlara tapmayı reddedip Hz. İbrahim’in tevhid dinine bağlı kalan kimselere Hanîf denirdi (Zeyd bin Amr, Kus bin Sâide, Varaka bin Nevfel). Peygamberimiz de risaletten önce putlardan uzak durmuş ve Hira’da tefekkür etmiştir.