İçeriğe geç

10. sınıf · Türk Dili ve Edebiyatı · 2. hafta (21-25 Eylül 2026)

Okuma Metinlerini Çözümleme: Koşuk, Koşma, Türkü ve Ninni

1. TEMA: SÖZÜN EZGİSİ teması · Konu özeti

Etkinlikler
Bu hafta

Sözlü kültür geleneğinde şiir, müzikle ve toplumsal yaşamla iç içe doğmuş; kopuzun ve bağlamanın telleri eşliğinde kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. İlk haftada Sözün Ezgisi temasındaki metinleri okuma ve anlamlandırma stratejilerini incelemiştik. Bu haftaki dersimizde ise İslamiyet öncesi Türk edebiyatına ait koşuk (ve sagu, sav) örneklerini, âşık edebiyatındaki koşma nazım biçimini ve anonim halk şiirinin ürünleri olan türkü ile ninniyi yapı, tema, ahenk unsurları, dilin tarihsel değişimi ve söz varlığı açısından derinlemesine çözümlüyoruz.

Şiir Dili, Ahenk Unsurları, Ezgi ve Ritim

Şiir dili; imgeler, semboller, çağrışımlar ve mecazlarla kurulan sanatlı yapısıyla günlük dilden ayrılır. Şiirde okuyucuya iletilmek istenen temel duyguya (sevgi, özlem, doğa sevgisi, ayrılık, yiğitlik, ölüm vb.) tema denir. Anlam bütünlüğü taşıyan en küçük dize topluluğuna ise nazım birimi (beyit, dörtlük, bent) adı verilir.

Şiirde kelimelerin ve seslerin birbiriyle uyumundan doğan ses düzenine ahenk; dizede vurgu, uzunluk ve durakların düzenli tekrarına ritim; kulağa hoş gelen kurallı ses dizisine ise ezgi denir. Ahenk; ölçü (hece, aruz, serbest), dize sonlarındaki aynı görevli ek/kelime tekrarları olan redif, görevleri farklı ses benzerlikleri olan kafiye/uyak (tek ses yarım, iki ses tam, üç ve daha fazla ses zengin, sesteş sözcüklerle kurulan cinaslı kafiye), ünsüz tekrarı (aliterasyon), ünlü tekrarı (asonans) ve nakarat/kavuştak ile sağlanır.

Ahenk / Yapı KavramıTanımı ve Şiirdeki İşlevi
Ahenk • Ritim • EzgiAhenk genel ses uyumudur; ritim vurgu ve durakların düzenli tekrarıdır; ezgi ise müzikal melodidir.
Redif ve Kafiye (Uyak)Redif dize sonundaki aynı görevli ek/sözcük tekrarıdır; kafiye ise görevleri farklı ses benzerliğidir (yarım, tam, zengin, cinaslı).
Aliterasyon ve AsonansDize içinde aynı ünsüz seslerin sıklıkla tekrarlanması aliterasyon, aynı ünlü seslerin tekrarlanması asonanstır.
Mahlas (Tapşırma)Şairin genellikle son dörtlükte veya beyitte kullandığı takma addır; halk şiirinde 'tapşırma' olarak da adlandırılır.
ŞİİRDE AHENK, RİTİM, EZGİ VE YAPI UNSURLARIAHENK • RİTİM • EZGİ• Ahenk: Kelime ve ses uyumu• Ritim: Vurgu/durak tekrarı• Ezgi: Müzikal ses dizisiÖLÇÜ • KAFİYE • REDİF• Ölçü: Hece, Aruz, Serbest• Redif: Aynı görevli ek/kelime• Kafiye: Yarım, Tam, Zengin, CinasYAPI VE GELENEK• Nazım Birimi: Dörtlük / Bent• Nakarat / Kavuştak (Bağlama)• Mahlas / Tapşırma (Son dörtlük)Aliterasyon: Dize içi ünsüz ses tekrarı • Asonans: Dize içi ünlü ses tekrarı • Tema: Şiirdeki ana duygu

Koşuk Nazım Biçimi ve Türkçe Kelimelerin Tarihsel Değişimi

İslamiyet Öncesi Dönem’de toylarda (şenlik ve ziyafetlerde), sürek avlarında veya savaş sonrası eğlencelerde ozan, kam, baksı adı verilen şairlerin kopuz eşliğinde söylediği şiirlere koşuk denir. Genellikle doğa, aşk ve yiğitlik konularını işleyen koşukların nazım birimi dörtlük, ölçüsü çoğunlukla 7’li, 8’li veya 11’li hece ölçüsü, kafiye düzeni ise aaab, cccb, dddb... biçimindedir. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te yer alan bahar koşuğunda karların erimesi, dağ sularının coşması, yamaçların yeşermesi ve hayvanların canlanması atlı-göçebe bozkır yaşamının doğayla iç içe yapısını yansıtır.

Koşuk metni incelendiğinde Türkçe kelimelerin tarih boyunca bazı ses değişimlerine uğrayarak geliştiği görülür. Örneğin koşuktaki yaşıl günümüzde yeşil, tag → dağ, buka → boğa, töpü → tepe, kayguk → kayık, yinçü → inci şeklini almış; ancak kelimelerin temel anlamları korunmuştur. Benzer biçimde günümüzdeki “iyi” sözcüğü; 8. yüzyılda Orhun Abideleri’nde “edgü”, 14. yüzyılda Âşık Paşa’nın Garibnâme’sinde “eygü”, 18. yüzyılda Nâbî’nin Hayriyye’sinde “eyü” ve 20. yüzyılda Mehmet Âkif’in Safahat’ında “iyi” biçiminde kullanılarak günümüze ulaşmıştır.

KOŞUK NAZIM BİÇİMİ VE TÜRKÇE KELİMELERİN TARİHSEL EVRİMİ“İYİ” SÖZCÜĞÜNÜN YAZILI METİNLERDEKİ TARİHSEL YOLCULUĞUedgüVIII. YüzyılOrhun AbidelerieygüXIV. YüzyılGaribnâme (Âşık Paşa)eyüXVIII. YüzyılHayriyye (Nâbî)iyiXX. YüzyılSafahat (Mehmet Âkif)Koşukta Geçen Kelimelerin Günümüz Türkiye Türkçesindeki Karşılıkları (Biçim Değişir, Anlam Korunur)yaşıl → yeşil • tag → dağ • buka → boğa • töpü → tepe • kayguk → kayık • yinçü → inci

Koşuktan Koşmaya Geçiş ve Koşmanın Türleri

İslamiyet öncesi dönemdeki koşuk geleneği, zamanla evrilerek İslamiyet etkisindeki Âşık Tarzı Halk Edebiyatı’nda koşma adını almıştır. Halk şairlerinin (âşıkların) bağlama/saz eşliğinde kendilerine özgü bir ezgiyle söyledikleri koşmalar; dörtlük nazım birimiyle, çoğunlukla 11’li hece ölçüsüyle ve aaab (abab), cccb, dddb... kafiye düzeniyle oluşturulur. Koşuğun söyleyeni anonimleşmişken, koşmanın son dörtlüğünde âşığın mahlası (tapşırması) yer alır.

Koşmalar işledikleri konulara göre dört türe ayrılır: Sevgi, doğa ve güzellik konularını işleyenlere güzelleme (Karacaoğlan’ın koşmaları); yiğitlik, mertlik ve savaş konularını coşkun bir dille anlatanlara koçaklama (Köroğlu ve Dadaloğlu’nun koşmaları); toplumsal aksaklıkları veya kişileri eleştirenlere taşlama; ölüm ve ayrılık acısını dile getirenlere ise ağıt adı verilir.

Karşılaştırma ÖlçütüKoşuk (İslamiyet Öncesi)Koşma (Âşık Tarzı Halk Şiiri)
Söyleyen ve ÇalgıOzan, kam, baksı tarafından kopuz eşliğinde söylenir; anonimdir.Âşıklar tarafından saz (bağlama) eşliğinde söylenir; son dörtlükte mahlas (tapşırma) vardır.
Şekil ve ÖlçüDörtlük nazım birimi; 7’li, 8’li veya 11’li hece ölçüsü; aaab, cccb, dddb uyak düzeni.Dörtlük nazım birimi; genellikle 11’li hece ölçüsü; aaab (abab), cccb, dddb uyak düzeni.
Konu ve TürleriDoğa (baharın gelişi), aşk, av ve yiğitlik konuları işlenir.Aşk, doğa, ayrılık, yiğitlik, ölüm işlenir (güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt).
SÖZLÜ GELENEKTE EVRİM: KOŞUK VE KOŞMA KARŞILAŞTIRMASIKOŞUK (İslamiyet Öncesi)• Şair: Ozan, Kam, Baksı (Anonim)• Çalgı: Kopuz eşliğinde söylenir• Biçim: Dörtlük • 7, 8, 11’li hece• Kafiye: aaab, cccb, dddb...• Konu: Bahar, doğa, aşk, yiğitlik(Dîvânu Lugâti’t-Türk Örnekleri)EvrilirKOŞMA (Âşık Edebiyatı)• Şair: Âşık (Son dörtlükte tapşırma)• Çalgı: Saz (bağlama) eşliği• Biçim: Dörtlük • 11’li hece ölçüsü• Kafiye: aaab (abab), cccb, dddb...• Türler: Güzelleme, Koçaklama,Taşlama ve Ağıt (Karacaoğlan, Köroğlu)

Türkü Nazım Biçimi, Yapısı ve Varyantlaşma Süreci

Anonim halk edebiyatının en yaygın nazım biçimi olan türkü; genellikle hece ölçüsünün 7’li, 8’li ve 11’li kalıplarıyla ve bir ezgiyle söylenir. Çoğu türkünün ilk söyleyeni zamanla unutularak halkın ortak malı (anonim) hâline gelmiştir; ancak günümüzde söyleyeni ve bestecisi bilinen türküler de vardır. Türküler yapı bakımından iki bölümden oluşur: Asıl konunun ve hikâyenin işlendiği dizelere bent, her bendin sonunda tekrarlanan dize veya dizelere ise kavuştak (bağlama) adı verilir.

Ders kitabındaki Turnalar türküsünde üçer dizelik bentlerde turnalara seslenilerek avcı tuzağına, kış soğuğuna karşı uyarı yapılmakta ve gurbetten sevdiğine mektup (nâme) gönderme özlemi dile getirilmekte; “Katar katar olmuş gelir, turnalar / Eğrim eğrim ne hoş gelir, turnalar” dizeleri ise kavuştak bölümünü oluşturmaktadır. Türküler kervanlar, göçler, askerlik ve gezgin âşıklar aracılığıyla yöreden yöreye taşınırken kaynak kişilerin yeteneklerine ve duygularına göre söz ve ezgide değişikliklere uğrayarak varyantlar (benzer çeşitlemeler) oluşturur.

TÜRKÜNÜN YAPISI (BENT - KAVUŞTAK) VE VARYANTLAŞMATURNALAR TÜRKÜSÜNÜN BÖLÜMLERİBENT (Asıl Konunun İşlendiği Bölüm - 3 Dize)“İki turnam gelir aklı karalı / Birin şahin vurmuş...”KAVUŞTAK / BAĞLAMA (Tekrarlanan 2 Dize)“Katar katar olmuş gelir, turnalar...”YAYILMA VE VARYANT OLUŞUMU1. Göçler, kervanlar, askerler ve gezginâşıklar türküleri yöreden yöreye taşır.2. Kaynak kişiler söz ve ezgide kendiduygu ve yeteneklerine göre değişiklik yapar.Sonuç: Türkünün VARYANTLARI doğar.

Türkü ile Ninni Karşılaştırması ve Sözlü Kültürün Korunması

Anonim halk şiirinin bir diğer ezgili ürünü olan ninni, annelerin bebeklerini uyutmak veya ağlamasını dindirmek için sade bir dille ve kendine özgü sakinleştirici bir ezgiyle söylediği şiirdir. Kitapta yer alan Atem Tutam Men Seni ninnisinde annenin çocuğuna duyduğu derin sevgi, onu şekere katıp babasının önüne çıkarma isteği ve gelecekteki düğününe (toyluk) dair iyi dilekleri yer alır. Turnalar türküsü ile Atem Tutam Men Seni ninnisi; anonim olmaları, hece ölçüsü ve ezgiyle söylenmeleri yönüyle benzerlik gösterirken söylenme amacı, hitap edilen kitle ve ana duygu yönüyle birbirinden ayrılır.

Türkü, ninni, masal, âşıklık geleneği, Dede Korkut Hikâyeleri (destandan halk hikâyesine geçiş eseri), Karagöz (gölge oyunu), meddah ve Nasreddin Hoca fıkraları gibi sözlü kültür ürünleri milletin ortak hafızasını ve kimliğini taşır. 21. yüzyılda unutulma riskiyle karşılaşan bu sözlü mirasın derlenerek yazılı ortama ve elektronik/dijital kültür ortamına aktarılması, kültürel süreklilik için hayati önem taşır.

ÖlçütTurnalar (Türkü)Atem Tutam Men Seni (Ninni)
Konu ve TemaTurnalar aracılığıyla sevgiliye haber gönderme; gurbet ve hasret.Çocuğa duyulan şefkat ve geleceğine dair güzel temenniler; evlat sevgisi.
Söylenme AmacıBireysel veya toplumsal duyguları, özlemleri ezgiyle paylaşmak.Bebeği uyutmak, sakinleştirmek ve ona sevgi/güven aşılamak.
Gelenek ve YapıAnonim halk şiiri; 11’li hece ölçüsü, 3 dizelik bent + 2 dizelik kavuştak.Anonim halk şiiri; 7’li/8’li hece ölçüsü, dörtlükler ve tekrarlanan dörtlük.
TÜRKÜ İLE NİNNİ KARŞILAŞTIRMASI VE SÖZLÜ KÜLTÜR MİRASITURNALAR (Türkü)• Tema: Özlem ve gurbet• Amaç: Duyguyu paylaşmak• Yapı: Bent + Kavuştak• Ölçü: 11’li hece ölçüsüORTAK YÖNLER• Anonim halk şiiri ürünü• Ezgiyle (melodiyle) söylenir• Hece ölçüsü ve sade dil• Tekrarlarla güçlü ahenkATEM TUTAM (Ninni)• Tema: Evlat sevgisi / şefkat• Amaç: Bebeği uyutmak• Hitap: Küçük çocuk (oğul)• Ölçü: 7’li / 8’li hece ölçüsüDiğer Sözlü Kültür Ürünleri: Masal • Âşıklık • Dede Korkut Hikâyeleri • Karagöz • Meddah • Nasreddin Hoca

Dilimizin İncelikleri: Şiirde İsim, Sıfat ve Tamlamaların İşlevi

Şiirde imgelerin somutlaştırılması ve betimleme gücünün artırılması, isimler, sıfatlar ve bunların kurduğu tamlamalar sayesinde gerçekleşir. Varlıkları ve kavramları karşılayan isimler (özel, cins, somut, soyut, topluluk ismi) şiirin kavramsal çerçevesini kurarken; isimlerin önüne gelerek onları renk, durum veya biçim yönünden niteleyen ya da belirten sıfatlar anlatıma canlılık ve özgünlük katar.

Örneğin koşukta geçen “kara bulıt” (kara bulut), “ak tor” (ak ağ), “kökşin bulıt” (mavi bulut), “semüz at” (semiz at) ve Âşık Ruhsatî’nin koşmasındaki “deli gönül”, “yalan dünya”, “bir top bez” ifadeleri birer sıfat tamlamasıdır. Koşuktaki “taglar suvı” (dağların suyu), “kölnin suvı” (gölün suyu), “yinçü kabı” (inci kabı) ve Köroğlu’nun koşmasındaki “dağların seli / yeli / dili” örnekleri ise isim tamlamasıdır. Bu tamlamalar hem doğa ve duygu görünümlerini zihinde resmeder hem de şiirin iç ritmini destekler.

DİLİMİZİN İNCELİKLERİ: ŞİİRDE İSİM VE SIFAT TAMLAMALARISIFAT TAMLAMASI ÖRNEKLERİ(Sıfat + İsim → Varlığı niteler veya belirtir)• Koşuk: “kara bulut”, “mavi bulut”, “semiz at”• Koşma: “deli gönül”, “yalan dünya”, “kanlı yaş”• Lisan: “açık söz”, “yeni sözler”İşlevi: Görsel betimlemeyi ve coşkuyu güçlendirir.İSİM TAMLAMASI ÖRNEKLERİ(Tamlayan + Tamlanan → Aitlik kurar)• Koşuk: “dağların suyu”, “inci kabı”, “göl suları”• Koşma: “ecel şerbeti”, “dağların seli / yeli”• Lisan: “halkın yolları”İşlevi: Kavramlar arası bağı ve imgeyi derinleştirir.

Örnekler

  1. Örnek 1Karacaoğlan’ın 'Vara vara vardım ol kara taşa / Hasret ettin beni kavim kardaşa / Sebep ne gözden akan kanlı yaşa / Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm' dörtlüğünün nazım birimini, ölçüsünü, kafiye-redifini ve kavuştak/nakarat dizesini belirleyiniz.

    Cevabı göster

    Nazım birimi dörtlük, ölçüsü 11’li hece ölçüsüdür. İlk üç dizedeki 'taşa - kardaşa - yaşa' kelimelerinde yönelme hâl eki olan '-a' ekleri aynı görevde olduğu için redif, köklerdeki '-aş' sesleri ise iki ses benzerliğine dayandığı için tam kafiyedir. Her dörtlüğün sonunda tekrarlanan 'Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm' dizesi ise nakarat (kavuştak) görevindedir.

  2. Örnek 2Dîvânu Lugâti’t-Türk’ten alınan koşukta geçen 'yaşıl, tag, buka, töpü, yinçü' kelimelerinin günümüz Türkiye Türkçesindeki karşılıklarını yazarak bu değişimin dil tarihi açısından neyi gösterdiğini açıklayınız.

    Cevabı göster

    Günümüz Türkiye Türkçesinde yaşıl → yeşil, tag → dağ, buka → boğa, töpü → tepe ve yinçü → inci biçimindedir. Bu örnekler, Türkçe sözcüklerin yüzyıllar içinde düzenli ses değişimlerine (biçimsel dönüşüme) uğradığını ancak temel anlamlarını koruyarak dilin tarihsel sürekliliğini sağladığını gösterir.

  3. Örnek 3'İyi' sözcüğünün 8. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar yazılı metinlerimizde geçirdiği biçimsel değişimi eser adlarıyla sıralayınız.

    Cevabı göster

    8. yüzyılda Orhun Abideleri’nde 'edgü', 14. yüzyılda Âşık Paşa’nın Garibnâme adlı eserinde 'eygü', 18. yüzyılda Nâbî’nin Hayriyye’sinde 'eyü' ve 20. yüzyılda Mehmet Âkif Ersoy’un Safahat’ında 'iyi' biçiminde kullanılmıştır.

  4. Örnek 4Koşuk ile koşma nazım biçimlerini ait oldukları dönem, şair unvanları, kullanılan çalgı ve mahlas kullanımı bakımından karşılaştırınız.

    Cevabı göster

    Koşuk, İslamiyet Öncesi Dönem’de ozan, kam veya baksı adı verilen şairlerce kopuz eşliğinde söylenen anonim şiirdir. Koşma ise İslamiyet etkisindeki Âşık Tarzı Halk Edebiyatı’nda âşıklar tarafından saz (bağlama) eşliğinde söylenen ve son dörtlüğünde şairin mahlasının (tapşırma) yer aldığı nazım biçimidir.

  5. Örnek 5Türkülerin sözlü kültürde yayılırken ilk çıktıkları biçimi koruyamamalarının ve 'varyant' oluşturmalarının nedenleri nelerdir?

    Cevabı göster

    Türküler kervanlar, göçler, askerler ve gezgin âşıklar aracılığıyla ağızdan ağıza aktarılırken kaynak kişilerin hafızası, yeteneği, duygusal katkıları ve yöresel ağız özellikleri sebebiyle hem sözlerinde hem de ezgilerinde değişikliklere uğrar; böylece bir türkünün farklı varyantları ortaya çıkar.

  6. Örnek 6'Dağların suyu yürüdü / Mavi bulutlar belirdi' dizelerindeki isim ve sıfat tamlamalarını bularak şiire katkısını açıklayınız.

    Cevabı göster

    'Dağların suyu' belirtili isim tamlaması, 'mavi bulutlar' ise niteleme sıfatıyla kurulmuş sıfat tamlamasıdır. Bu tamlamalar baharın gelişiyle doğada yaşanan canlılığı okuyucunun zihninde somut ve görsel bir tabloya dönüştürmüştür.

Etkinlikler

Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.

  1. 1Türkçenin yazılı metinlerle takip edilebilen dönemlerinde “iyi” sözcüğünün 8. yüzyıldaki Orhun Abideleri’nden 20. yüzyıldaki Safahat’a kadar geçirdiği tarihsel değişim sırası aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

  2. 2Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı nazım biçimi olan koşuk ile Âşık Edebiyatı nazım biçimi olan koşmanın ortak özelliklerinden biri değildir?

  3. 3“İnme turnam inme sen bu pınara / Avcu tuzak kurmuş, var yolun ara / Hepimizin işi Mevlâm onara / Katar katar olmuş gelir, turnalar / Eğrim eğrim ne hoş gelir, turnalar” bölümünde son iki dize türkünün yapı unsurlarından hangisini oluşturur?

  4. 4Bir dizede vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin ve durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğuna ne ad verilir?

  5. 5Sözün Ezgisi temasında incelenen metin ve kavramlarla ilgili aşağıdaki ifadelerin doğru (D) ya da yanlış (Y) olduğunu belirleyiniz.

    • Sevgi, doğa ve güzellik konularını işleyen koşmalara 'güzelleme'; yiğitlik ve kahramanlık konularını işleyen koşmalara ise 'koçaklama' denir.
    • Koşukta geçen 'yaşıl, tag, yinçü' gibi kelimeler günümüzde hem yazılış hem de anlam bakımından tamamen ortadan kalkmıştır.
    • Dede Korkut Hikâyeleri, Türk edebiyatında destan geleneğinden halk hikâyesine geçişte köprü vazifesi gören sözlü edebiyat ürünüdür.
    • Turnalar türküsü ile Atem Tutam Men Seni ninnisi aynı söylenme amacına ve aynı hedef kitleye sahiptir.
    • Şiirde dize içinde aynı ünsüz seslerin sıklıkla tekrarlanmasına aliterasyon, aynı ünlü seslerin tekrarlanmasına asonans denir.
  6. 6Aşağıdaki edebî kavramları ilgili oldukları açıklamalarla eşleştiriniz.

    Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.

  7. 7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.

    1. İslamiyet öncesi dönemde şairler şiirlerini adı verilen telli çalgı eşliğinde söylemişlerdir.
    2. Şiirde yazılışları ve söylenişleri aynı, anlamları farklı sözcüklerin dize sonunda kullanılmasıyla kafiye oluşur.
    3. Toplumdaki aksaklıkları veya kişilerin kusurlu yönlerini eleştiren koşma türüne adı verilir.
    4. Türkülerde asıl konunun işlendiği ve her bir bölümü oluşturan dize kümelerine denir.
    5. Sözlü kültür ürünlerinin ağızdan ağıza yayılırken söz ve ezgi bakımından farklılaşmış biçimlerine adı verilir.
  8. 8İslamiyet öncesi dönemden günümüze uzanan Türk sözlü şiir geleneğinde 'koşuk', 'koşma' ve 'türkü' nazım biçimlerinin süreklilik ve değişim yönlerini (dönem, şekil, ahenk, çalgı ve dil özellikleri açısından) bütüncül olarak değerlendiriniz.

Kısaca

  • Şiirde okura aktarılan ana duyguya tema, seslerin ve kelimelerin kulağa hoş gelecek biçimde düzenlenmesine ahenk, vurgu ve durakların düzenli tekrarına ritim, belli kurallara göre düzenlenen müzikal ses dizisine ise ezgi denir.
  • Koşuk; İslamiyet Öncesi Dönem’de toylarda veya zafer şenliklerinde ozan, kam, baksı adı verilen şairlerce kopuz eşliğinde söylenen, aşk, doğa ve yiğitlik konulu, dörtlük nazım birimli, 7, 8 veya 11’li hece ölçülü ve aaab, cccb, dddb kafiye düzenli şiirdir.
  • Koşuklarda geçen yaşıl → yeşil, tag → dağ, buka → boğa, töpü → tepe, kayguk → kayık, yinçü → inci ve edgü → eygü → eyü → iyi örnekleri, Türkçe kelimelerin yüzyıllar içinde ses değişimine uğrasa da temel anlamlarını koruyarak günümüze ulaştığını gösterir.
  • Koşuğun İslamiyet sonrasında âşık edebiyatındaki karşılığı olan koşma; saz eşliğinde, dörtlüklerle ve çoğunlukla 11’li hece ölçüsüyle söylenir; son dörtlükte şairin mahlası (tapşırma) yer alır ve konularına göre güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt türlerine ayrılır.
  • Türkü; genellikle 7, 8 ve 11’li hece ölçüsüyle ezgi eşliğinde söylenen anonim halk şiiri nazım biçimi olup asıl konunun işlendiği bent ve her bendin sonunda tekrarlanan kavuştak (bağlama) bölümlerinden oluşur; ağızdan ağıza yayılırken söz ve ezgide varyantlar (çeşitlemeler) ortaya çıkar.
  • Ninni ise annelerin çocuklarını uyutmak ya da sakinleştirmek amacıyla ezgiyle söylediği, iyi dilek ve sevgi barındıran anonim üründür; şiirlerdeki isim ve sıfat tamlamaları betimlemeyi ve imge dünyasını güçlendirir.

Bu dersin öteki kaynakları