Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında hikâye türünün gelişimini, yapı ve anlatım tekniklerini incelediğimiz ikinci ünitenin son aşamasında; yazılı kurmacayı ses, vurgu ve beden diliyle sahneye taşıyan sözlü iletişim uygulamaları yer alır. Ayrıca Türkçenin doğru, duru ve kurallı kullanımını gölgeleyen anlatım bozukluklarının giderilmesi ve Cumhuriyet Dönemi hikâyeciliğinin genel değerlendirmesi, edebi ve dilbilimsel yetkinliği tamamlar.
Sözlü İletişim: Hikâye Dramatizasyonu ve Yazar Sunumu
Edebî bir hikâye metninin, olay örgüsü ve çatışma unsurları korunarak diyaloglara dönüştürülmesi ve rol dağılımı yapılarak ses, jest, mimik ve beden dili yardımıyla dinleyiciler önünde canlandırılmasına hikâye dramatizasyonu denir. Dramatizasyon sürecinde metindeki uzun betimleme ve iç çözümleme bölümleri sahne aksiyonuna ve konuşma örgüsüne uyarlanır.
Başarılı bir hikâye anlatımı ve dramatizasyonunda; kelimelerin doğru telaffuz edilmesi (boğumlama / diksiyon), kahramanların ruh hâline uygun vurgu ve tonlama yapılması, göz teması kurulması, işitilebilir bir ses tonu ve doğal jest-mimik kullanımı temel ilkelerdir.
Türk veya dünya edebiyatından önemli bir hikâyecinin (örneğin Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal, Sabahattin Ali, Rasim Özdenören, Mustafa Kutlu) hayatını ve eserlerini tanıtan yazar sunumunda ise güvenilir kaynaklardan bilgi toplanmalı, sunum giriş-gelişme-sonuç planına göre yapılandırılmalı, kronolojik yığınlardan kaçınılarak yazarın sanat anlayışı ve hikâyeciliğe katkısı örnek metin kesitleriyle ve görsel-işitsel materyallerle desteklenmelidir.
Dil Bilgisi: Anlatım Bozuklukları (Bağdaşıklık ve Bağlaşıklık)
Bir cümlenin açık, duru, yalın ve dil bilgisi kurallarına uygun olmaması sonucunda ortaya çıkan kusurlara anlatım bozukluğu denir. Anlatım bozuklukları anlama dayalı (bağdaşıklık) ve yapıya/dil bilgisine dayalı (bağlaşıklık) olmak üzere iki ana grupta incelenir.
Anlama dayalı (bağdaşıklık) bozukluklar yedidir: 1) Gereksiz sözcük kullanımı ('Gizli sırlarını anlattı' — duruluk ilkesine aykırıdır); 2) Anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması ('Kesinlikle bu soruyu çözmüş olmalı'); 3) Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması ('Fiyatlar çok pahalı' yerine 'Fiyatlar çok yüksek' veya 'Ürünler çok pahalı'); 4) Sözcüğün yanlış yerde kullanılması ('Yeni durağa gelmiştik ki...' yerine 'Durağa yeni gelmiştik ki...'); 5) Deyim ve atasözü yanlışları; 6) Anlam belirsizliği (zamir veya virgül eksikliği); 7) Mantık ve sıralama yanlışlığı ('Bırakın patates doğramayı, yemek bile yapamaz').
Yapıya dayalı (bağlaşıklık) bozukluklar ise cümlenin dil bilgisi kurallarına uymamasından kaynaklanır: 1) Özne-yüklem uyumsuzluğu (tekillik-çoğulluk, kişi ve olumluluk-olumsuzluk uyumu; örneğin 'Kimse dışarı çıkmadı, evde oturdu' cümlesinde ikinci yüklem için 'herkes' öznesi gerekir); 2) Öge eksikliği (sıralı ve bağlı cümlelerde özne, nesne, dolaylı tümleç veya zarf tümleci eksikliği); 3) Tamlama yanlışları (tamlayan veya tamlanan eksikliği, ortak tamlanan hatası); 4) Çatı uyumsuzluğu (etken ve edilgen fiil/fiilimsilerin aynı cümlede uyumsuz kullanımı); 5) Ek yanlışları.
İkinci Ünite Genel Değerlendirmesi: Cumhuriyet Dönemi'nde Hikâye
Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında hikâye türü, hem tema çeşitliliği hem de anlatım teknikleri bakımından büyük bir zenginliğe ulaşmıştır. 1923-1940 yılları arasında Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren hikâyecilerin (Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay) yanı sıra; Sabahattin Ali ve Sadri Ertem ile toplumcu gerçekçi hikâye, Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal ile Çehov tarzı durum hikâyesi ve Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra ile bireyin iç dünyasını esas alan hikâye gelişmiştir.
1940-1960 ve 1960 sonrası dönemde; Orhan Kemal, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt ve Samim Kocagöz toplumcu gerçekçi çizgiyi sürdürmüş; Yusuf Atılgan, Oğuz Atay, Ferit Edgü, Adalet Ağaoğlu, Bilge Karasu, Nezihe Meriç ve Vüs'at O. Bener ise modernist ve postmodernist anlayışla bilinç akışı, iç konuşma, geriye dönüş, leitmotiv ve üstkurmaca tekniklerini hikâyeye taşımıştır. Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören ve Sevinç Çokum ise millî ve dinî duyarlılıkları modern hikâye tekniğiyle birleştirmiştir.
Özellikle 1960 sonrasında Ferit Edgü, Necati Tosuner, Hulki Aktunç, Haydar Ergülen ve Murat Yalçın gibi yazarların öne çıkardığı küçürek (minimal) hikâye; çok az kelimeyle yoğun ve derin anlamlar üreten, serim-düğüm-çözüm bölümleri bulunmayan, imgesel ve okurun hayal gücüyle tamamlanan modern bir tür olarak edebiyatımızda yerini almıştır.
Örnekler
Örnek 1Bir hikâyeyi sahnede dramatize ederken ve bir hikâye yazarını tanıtan sözlü sunum yaparken dikkat edilmesi gereken temel kurallar nelerdir?
Cevabı göster
Dramatizasyonda hikâyenin ana çatışması korunarak metin diyaloglara dönüştürülmeli, karakterlerin ruh hâline uygun vurgu, tonlama, jest ve mimikler kullanılmalıdır. Yazar sunumunda ise yazarın edebi kişiliği ve hikâyeciliğe katkısı örnek metinlerle anlatılmalı, slaytlar harfiyen okunmayarak dinleyiciyle göz teması kurulmalıdır.
Örnek 2Aşağıdaki cümlede yer alan anlatım bozukluğunun nedenini bularak cümlenin doğru biçimini yazınız: 'Genç yazara hepimiz yürekten inanıyor ve her zaman destekliyoruz.'
Cevabı göster
Bu bağlı cümlede yapıya dayalı 'nesne eksikliği' vardır. 'Genç yazara' dolaylı tümleci ilk yükleme ('inanıyor') uyarken, ikinci yükleme ('destekliyoruz') uymamaktadır ('genç yazara destekliyoruz' denemez). Doğrusu: 'Genç yazara hepimiz yürekten inanıyor ve onu her zaman destekliyoruz.'
Örnek 3'Kuşkusuz bu ağır sınavı kardeşim de kazanmış olmalı' ve 'Bırakın uçak kullanmayı, bisiklete bile binemez' cümlelerindeki anlama dayalı anlatım bozukluklarını açıklayınız.
Cevabı göster
Birinci cümlede kesinlik bildiren 'kuşkusuz' sözcüğü ile olasılık bildiren 'kazanmış olmalı' ifadesi birlikte kullanıldığı için 'anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması' hatası vardır. İkinci cümlede ise zor olan iş (uçak kullanmak) kolay olan işten (bisiklete binmek) önce söylendiği için 'mantık ve sıralama yanlışlığı' vardır ('Bırakın bisiklete binmeyi, üç tekerlekli bisikleti bile süremez' veya tersi olmalıdır).
Örnek 4'Şehrimizde düzenlenen kültür festivaline yerli ve yabancı turistler yoğun ilgi gösterdiler; kimse etkinlik alanından erken ayrılmadı, gece yarısına kadar konserleri dinledi.' cümlesindeki yapısal bozukluğu bulunuz.
Cevabı göster
İkinci cümlede 'özne-yüklem uyumsuzluğu (özne eksikliği)' vardır. Olumsuz olan 'kimse' öznesi 'ayrılmadı' yüklemine uyarken, olumlu olan 'dinledi' yüklemine uymamaktadır. Virgülden sonra 'herkes' öznesi eklenerek ('...erken ayrılmadı, herkes gece yarısına kadar konserleri dinledi') düzeltilmelidir.
Örnek 5Modernist hikâyelerde sıklıkla kullanılan 'İç Çözümleme' ve 'Bilinç Akışı' teknikleri arasındaki temel farkı belirtiniz.
Cevabı göster
İç çözümleme tekniğinde kahramanın iç dünyası, duygu ve düşünceleri 'üçüncü kişili (hâkim/ilahi) anlatıcı' tarafından açıklanır ('...diye düşündü, içinde derin bir sızı hissetti'). Bilinç akışı tekniğinde ise anlatıcı aradan çekilir; kahramanın zihninden geçen düzensiz, kopuk düşünceler ve çağrışımlar birinci kişi ağzından doğrudan sıralanır.
Örnek 6Cumhuriyet Dönemi hikâyeciliğinde 'Toplumcu Gerçekçi', 'Bireyin İç Dünyasını Esas Alan', 'Modernist' ve 'Millî-Dinî Duyarlılığı Yansıtan' eğilimlere ikişer yazar örneği veriniz.
Cevabı göster
Toplumcu Gerçekçi: Sabahattin Ali, Orhan Kemal (veya Yaşar Kemal, Sadri Ertem). Bireyin İç Dünyasını Esas Alan: Peyami Safa, Tarık Buğra (veya Ahmet Hamdi Tanpınar). Modernist: Oğuz Atay, Ferit Edgü (veya Yusuf Atılgan, Adalet Ağaoğlu). Millî-Dinî Duyarlılık: Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören (veya Sevinç Çokum).
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'öge eksikliğinden' (yapıya dayalı bağlaşıklık kusurundan) kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
'Okuduğu hikâyedeki kahramanları' belirtili nesnesi 'sevmiş' yüklemine uyar; ancak 'anlatmıştı' yüklemi için 'onları' veya 'onların özelliklerini' nesnesi (yahut 'kahramanlardan bahsetmişti') gereklidir; C seçeneğinde nesne eksikliği vardır (A'da gereksiz sözcük, D'de çelişen sözcük, E'de yanlış anlam vardır).
2Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlama dayalı anlatım bozukluğunun nedeni yay ayraç içinde yanlış verilmiştir?
D seçeneğinde 'etekleri tutuşmak' (çok telaşlanmak) deyimi yanlış kullanılmış veya 'sevinçten' sözcüğüyle çelişmiştir (sevinçten etekleri zil çalmak olur); bu bir tamlama yanlışlığı değil, deyim yanlışlığıdır.
3Cumhuriyet Dönemi Türk hikâyeciliğiyle ilgili aşağıdaki yazar - eser - eğilim eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Orhan Kemal 'Ekmek Kavgası', 'Çamaşırcının Kızı' gibi eserleriyle bireyin iç dünyasını değil, işçi ve dar gelirli insanların yaşam mücadelesini anlatan 'toplumcu gerçekçi' hikâyenin en önemli temsilcilerindendir.
4Bir hikâyenin dramatize edilmesi (canlandırılması) veya bir yazar sunumu yapılması süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Sunum yaparken slaytları veya kâğıdı dinleyicilere bakmadan harfiyen okumak sözlü iletişimin doğasına aykırıdır; göz teması kurulmalı ve doğal bir anlatım benimsenmelidir.
5
- 'Askerî ve devlet okullarına giriş sınavı yapıldı' cümlesinde sıfat ile ismin aynı tamlanana bağlanmasından kaynaklanan tamlama yanlışlığı vardır.
'Askerî okullar' sıfat tamlaması, 'devlet okulları' belirtisiz isim tamlamasıdır; 'Askerî okullara ve devlet okullarına' şeklinde düzeltilmelidir.
- 'Bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra yola çıkacağız' cümlesinde etken ve edilgen fiillerin birlikte kullanılmasından doğan çatı uyuşmazlığı vardır.
'Tamamlandıktan' fiilimsisi edilgen, 'çıkacağız' yüklemi ise etkendir; 'Bütün hazırlıkları tamamladıktan sonra yola çıkacağız' olmalıdır.
- Küçürek (minimal) hikâyelerde ayrıntılı çevre betimlemeleri ve uzun serim-düğüm-çözüm bölümleri yer alır.
Küçürek hikâyeler çok kısa ve yoğun metinlerdir; serim-düğüm-çözüm bölümleri ve uzun betimlemeler bulunmaz.
- Memduh Şevket Esendal ve Sait Faik Abasıyanık, Türk edebiyatında Çehov tarzı (durum/kesit) hikâyeciliğin en güçlü temsilcileridir.
Her iki yazar da olaydan çok günlük yaşamın bir kesitini ve insanlık durumlarını anlatan Çehov tarzının öncüleridir.
- 'Fiyatların çok pahalı olması müşterileri üzdü' cümlesinde gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.
Bu cümlede gereksiz sözcük değil, 'sözcüğün yanlış anlamda kullanılması' vardır; fiyatlar pahalı olmaz, 'yüksek' olur (mallar/ürünler pahalı olur).
- 'Askerî ve devlet okullarına giriş sınavı yapıldı' cümlesinde sıfat ile ismin aynı tamlanana bağlanmasından kaynaklanan tamlama yanlışlığı vardır.
6
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7
- Bir cümlede eş anlamlı iki kelimenin (örneğin 'sağlık ve sıhhat') bir arada kullanılması ilkesine aykırı olup anlatım bozukluğuna yol açar.
- 'Kardeşini dün akşam kütüphanede gördüm' cümlesinde kimin kardeşinin kastedildiği belli olmadığı için anlam vardır.
- Cumhuriyet Dönemi'nde 'Uzun Hikâye', 'Ortadaki Adam' ve 'Yoksulluk İçimizde' adlı hikâye kitaplarını kaleme alan yazarımız olarak bilinir.
- Sözlü iletişimde kelimelerin ses ve hecelerini doğru ve anlaşılır biçimde çıkarma becerisine (telaffuz) denir.
- 'Arkadaşımın sıkıntılarını dinledim ve teselli ettim' sıralı cümlesinde ikinci yüklem için 'onu' eksikliği bulunmaktadır.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Aşağıdaki üç cümlede bulunan anlatım bozukluklarının türünü (anlama veya yapıya dayalı alt başlığını) belirleyerek cümlelerin düzeltilmiş biçimlerini adım adım yazınız: 1) 'Yazarın yaklaşık on beş yıla yakın süren araştırması sonunda kitaplaştı.' 2) 'Genç hikâyecinin son eserini dikkatle okudum ve pek çok yönden hayran kaldım.' 3) 'Kütüphanedeki bütün kitaplar tasnif edilip raflara dizilerek okuyucuların hizmetine açtı.'
1. ipucu: Birinci cümlede 'yaklaşık' ve 'yakın' sözcüklerinin birlikte kullanılmasının hangi anlamsal hataya yol açtığını belirtiniz.
2. ipucu: İkinci cümlede 'hayran kaldım' yükleminin hangi ögeye (tümlece) ihtiyaç duyduğunu bulunuz.
3. ipucu: Üçüncü cümlede edilgen fiilimsiler ('tasnif edilip, dizilerek') ile etken yüklemin ('açtı') oluşturduğu yapısal uyumsuzluğu düzeltiniz.
Cevap: Birinci cümle (Gereksiz sözcük kullanımı — Bağdaşıklık): 'Yaklaşık' ve 'yakın' aynı anlamı verir; 'Yazarın yaklaşık on beş yıl süren araştırması sonunda kitaplaştı' şeklinde düzeltilir. İkinci cümle (Dolaylı tümleç eksikliği — Bağlaşıklık): 'Hayran kaldım' yüklemi için dolaylı tümleç gerekir; 'Genç hikâyecinin son eserini dikkatle okudum ve esere pek çok yönden hayran kaldım' olmalıdır. Üçüncü cümle (Çatı uyuşmazlığı — Bağlaşıklık): Fiilimsiler edilgen olduğu için yüklem de edilgen olmalıdır; '...okuyucuların hizmetine açıldı' şeklinde düzeltilir.
Kısaca
- Hikâye dramatizasyonu, kurmaca metnin olay örgüsü ve çatışması korunarak diyaloglara dönüştürülmesi ve diksiyon (vurgu, tonlama) ile beden diliyle canlandırılmasıdır.
- Yazar sunumunda sanatçının edebi kişiliği, üslubu ve hikâyeciliğe katkısı örnek metinlerle tanıtılır; slaytları birebir okumaktan kaçınılarak göz teması kurulur.
- Anlama dayalı anlatım bozuklukları (bağdaşıklık); gereksiz sözcük, çelişen sözcükler, yanlış anlam, yanlış yer, deyim yanlışı, anlam belirsizliği ve mantık hatasıdır.
- Yapıya dayalı anlatım bozuklukları (bağlaşıklık); özne-yüklem uyumsuzluğu, öge eksikliği, tamlama yanlışları, çatı uyuşmazlığı ve ek yanlışlarıdır.
- Cumhuriyet Dönemi hikâyeciliği; toplumcu gerçekçi, bireyin iç dünyasını esas alan, millî-dinî duyarlılığı yansıtan, modernist ve küçürek (minimal) hikâye eğilimleriyle gelişmiştir.
Bu dersin öteki kaynakları
- 12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretim Programı (ortaöğretim) Öğretim programı
- 12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- 12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Günlük Planları (2026-2027) Ders planı