«Duygularımı Tanıyorum» temamızın 15. haftasında geçen hafta tanıştığımız Her Yüreğe Nakış Gerek metniyle çalışmayı sürdürüyoruz. Bu kez metni nasıl okuyacağımıza ve dinleyeceğimize kendimiz karar veriyor, temadaki kelimeleri anlam ilişkilerine göre grupluyor, hikâye unsurlarının birbirine nasıl bağlandığını ve görsellerin metne ne kattığını inceliyoruz. Haftanın sonunda aynı olayı farklı gözlerle anlatan yaratıcı yazılar üretecek, yazılarımızı ikilemeler, soru eki, virgül, iki nokta ve kesme işareti kurallarıyla son kez gözden geçireceğiz. Yeni yıla girerken yüreğimize bir nakış daha işleyelim!
Okuma ve Dinlemede Materyal ve Strateji Seçimi
Bir metne başlamadan önce kendimize sorduğumuz üç soru, okumanın ve dinlemenin yönünü belirler: «Neden okuyorum ya da dinliyorum?», «Ne kadar zamanım var?», «Karşımdaki metin nasıl bir metin?» Bu soruların cevabına göre materyal seçimi yaparız (T.O.5.1). «Her Yüreğe Nakış Gerek» gibi el emeğini, sabrı ve gönül ilişkilerini anlatan bir metinde amacımız yalnız olayı öğrenmek değil, metnin taşıdığı duyguyu ve mesajı yakalamaktır. Bu nedenle yanımıza bilmediğimiz kelimeler için bir sözlük, olayları düzenlemek için bir hikâye haritası (grafik düzenleyici) ve gerekirse nakış, kasnak, tığ gibi nesneleri tanımak için genel ağdan seçilmiş görseller alırız.
Materyalden sonra sıra strateji seçimine gelir (T.O.5.3, T.D.5.2). Okuma öncesinde başlıktan ve görselden yola çıkarak metnin konusunu tahmin ederiz. Okuma sırasında anahtar kelimelerin altını çizer, anlamını bilmediğimiz kelimeleri işaretler, kenara kısa notlar alır ve metne «Kahraman neden üzüldü?», «Bu nakış neyi anlatıyor olabilir?» gibi sorular sorarak ilerleriz. Okuma sonrasında ise tahminlerimizi sözlükten kontrol eder, hikâye haritasını doldurur ve ana fikri tek cümleyle yazarız. Dinlemede durum biraz farklıdır: Sınıf tartışması veya söyleşi gibi etkileşimli dinlemede konuşana soru sorabiliriz; kayıttan dinlenen bir öykü gibi etkileşimsiz dinlemede ise metni durduramayacağımız için not alma stratejisi zorunlu hâle gelir.
Etkileşimli dinlemede iletişimi sürdürmek için soru sorarken (T.K.5.4) bağlamı ve karşımızdakini dikkate alırız. «Nakış biliyor musunuz?» gibi kapalı uçlu sorular yalnız «evet» ya da «hayır» cevabı getirir ve sohbeti çabuk bitirir; «Nakış işlerken en çok neyi hissediyorsunuz?» gibi açık uçlu sorular ise konuşmayı derinleştirir. Her etkinliğin sonunda süreci değerlendiririz (T.D.5.20, T.K.5.21): Hangi stratejide güçlü olduğumuzu, hangisinde gelişmeye açık yönümüz bulunduğunu belirler, bir sonraki çalışma için somut bir tedbir alırız. Örneğin «Kayıttan dinlerken not yetiştiremedim; bir dahaki sefere yalnız anahtar kelimeleri yazacağım.» demek bir öz değerlendirme cümlesidir.
| Aşama | Kullanılabilecek Strateji | Her Yüreğe Nakış Gerek İçin Uygulama |
|---|---|---|
| Okuma öncesi | Amaç belirleme, başlıktan ve görselden tahmin | «Yüreğe nakış» ne demek olabilir? Görseldeki kasnak neyi anlatıyor? |
| Okuma sırası | Altını çizme, not alma, soru sorarak okuma | Sabır, emek, gönül gibi kelimeleri işaretleme; kahramanın duygusunu kenara not etme |
| Okuma sonrası | Özetleme, grafik düzenleyici doldurma | Hikâye haritasına kişi, mekân, zaman, olay ve ana fikri yazma |
| Etkileşimli dinleme | Açık uçlu soru sorma, konuşanı izleme | Bir el sanatı ustasıyla sınıfta söyleşi yapma |
| Etkileşimsiz dinleme | Anahtar kelimeyle not alma, 5N1K çizelgesi | Sesli öyküyü dinlerken kim, nerede, ne zaman bilgilerini yazma |
| Değerlendirme | Güçlü ve gelişmeye açık yönleri belirleme | «Tahminlerim tuttu; ama not almakta zorlandım, kısaltma kullanacağım.» |
Söz Varlığında Anlam İlişkileri ve Duygu Kelimelerini Sınıflandırma
Bir temanın söz varlığı, o temaya ait kelimelerin, deyimlerin ve kalıp ifadelerin tamamıdır (T.O.5.20, T.D.5.17). «Her Yüreğe Nakış Gerek» metninde iki büyük kelime ailesi dikkati çeker. Birincisi el sanatı ailesidir: nakış, ilmek, kasnak, tığ, iğne, makara, motif, desen, oya. İkincisi duygu ve erdem ailesidir: sevgi, şefkat, sabır, merhamet, özlem, emek, gönül. Metnin güzelliği, bu iki ailenin birbirine bağlanmasından doğar: İğneyle kumaşa işlenen nakış, sabırla yüreğe işlenen sevginin sembolüdür. Bu kelimeleri tanımak için yalnız anlamlarını ezberlemek yetmez; birbirleriyle hangi anlam ilişkilerini kurduklarını da görmeliyiz.
Yazılışları farklı, anlamları aynı ya da çok yakın olan kelimelere eş anlamlı kelimeler denir: yürek-kalp-gönül, emek-çaba, sabır-tahammül, kaygı-endişe. Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelere zıt anlamlı kelimeler denir: sabırlı-sabırsız, sevinç-keder, özenli-özensiz; deyimlerde de zıtlık kurulabilir: gönül almak-gönül kırmak. Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ise birbirinden tamamen farklı olan kelimelere eş sesli (sesteş) kelimeler denir: «Anneannemin yüzü güldü.» (çehre), «Kumaşa yüz boncuk dikti.» (sayı), «Kardeşim havuzda yüzmeyi öğrendi.» (suda ilerlemek). Eş sesli bir kelimenin hangi anlamda kullanıldığını ancak bağlam gösterir; bu yüzden bilmediğimiz ya da çok anlamlı bir kelimeyle karşılaştığımızda cümlenin öncesine ve sonrasına bakıp mantıklı bir tahmin yürütür, ardından sözlükten kontrol ederiz (T.O.5.5).
Metindeki kelimeleri düzenli bir şekilde öğrenmenin yolu onları sınıflandırmaktır (T.O.5.11). Sınıflandırma dört adımda yapılır: Önce bir ölçüt belirleriz (örneğin «duygunun insana iyi ya da kötü gelmesi»). Sonra metni bu ölçüte göre inceleriz. Ardından bulduğumuz kelimeleri gruplarız. Son olarak gruplara uygun birer ad veririz: «Olumlu duygular: sevgi, şefkat, umut» ve «Olumsuz duygular: öfke, kıskançlık, kırgınlık». Aynı kelimeler başka bir ölçütle başka gruplara da ayrılabilir; örneğin «el sanatında kullanılan araçlar (iğne, tığ, kasnak)» ve «ortaya çıkan ürünler (oya, nakış, yazma)» gibi.
| Kelime | Anlam İlişkisi | Eşi / Karşıtı / Diğer Anlamı | Bağlam İçinde Örnek |
|---|---|---|---|
| yürek | Eş anlam | kalp, gönül | Tatlı bir söz en katı yüreği bile yumuşatır. |
| emek | Eş anlam | çaba | Bu örtüde anneannemin yıllarca süren emeği var. |
| sabırlı | Zıt anlam | sabırsız | Sabırsız davranınca iplik düğümlendi, sabırlı olunca çözüldü. |
| gönül almak | Zıt anlam (deyim) | gönül kırmak | Kırdığı gönlü güzel bir sözle hemen aldı. |
| yüz | Eş sesli | çehre / sayı / suda ilerlemek | Yüzüne bakınca kumaşa yüz ilmek attığını anladım. |
| dolu | Eş sesli | buz yağışı / boş olmayan | Dolu yağarken sandık rengârenk iplerle doluydu. |
Hikâye Unsurları Arasındaki İlişki ve Bölümler Arası Bağlantı
Geçen hafta hikâye unsurlarını tek tek tanıdık; bu hafta onların birbirini nasıl etkilediğini inceliyoruz (T.O.5.13 b). Bir hikâyede kişi, mekân, zaman ve olay bir yapbozun parçaları gibi birbirine uyar. Konuyu açmak için kendi kurguladığımız küçük bir örnek düşünelim: Uzun bir kış akşamı (zaman), sobanın çıtırdadığı sıcak bir köy odasında (mekân) sabırsız bir torun ile anneannesi (kişiler) kasnağa gerilmiş bir kumaşa lale nakışı işlemektedir (olay). Burada zaman ve mekân olayı destekler: Kış akşamları uzundur, dışarı çıkılamaz ve sakin oda sabır isteyen bir işe çok uygundur. Kişilerin özellikleri de olayı yönlendirir: Torunun sabırsızlığı bir sorun doğururken anneannenin tecrübesi çözümü getirir.
Unsurlar arasındaki bu bağ en açık hâliyle neden-sonuç zincirinde görülür. Örnek kurgumuzda torun acele eder; bu yüzden iplik düğümlenir ve lalenin yaprağı eğri çıkar. Torun kızar ve kasnağı bırakır; bunun üzerine anneanne ona yanlış ilmeklerin nasıl sökülebileceğini gösterir. Torun yeniden ve yavaşça işlemeye başlar; sonunda lale tamamlanır ve torun sabrın yüreği de süslediğini anlar. Her olay bir öncekinin sonucu, bir sonrakinin nedenidir. Eğer unsurlardan biri değişseydi, örneğin hikâye kalabalık ve gürültülü bir çarşıda geçseydi, olayın akışı ve hikâyenin havası da değişirdi.
Metnin bölümleri de bu zincirle birbirine bağlanır (T.O.5.16 b). Serim bölümünde tanıtılan kişi, mekân ve zaman ile birlikte küçük bir sorun tohumu atılır (torunun sabırsızlığı). Düğüm bölümünde bu sorun büyür, merak en yüksek noktaya çıkar («Torun nakıştan vazgeçecek mi?»). Çözüm bölümünde ise sorun ortadan kalkar ve ana fikir ortaya çıkar. Bölümler arasındaki geçişi «o akşam, ertesi gün, bunun üzerine, sonunda» gibi zaman ve bağlantı ifadeleri sağlar. Başlık da çoğu zaman çözümdeki ana fikre işaret eder: «Her Yüreğe Nakış Gerek» başlığı, hikâyenin sonunda ulaşılan «her insanın kalbi sevgi ve sabırla güzelleşir» düşüncesini önceden fısıldar.
| Bölüm | Öne Çıkan Unsur | Unsurlar Arası İlişki (Örnek Kurgu) |
|---|---|---|
| Serim | Kişi, mekân, zaman | Sakin kış akşamı ve sıcak oda, sabır gerektiren nakış işine uygun bir ortam hazırlar. |
| Düğüm | Olay ve kişi özelliği | Torunun sabırsızlığı ipliğin düğümlenmesine ve desenin bozulmasına neden olur. |
| Çözüm | Olay ve ana fikir | Anneannenin tecrübesi sorunu çözer; torun sabrın değerini kavrar. |
| Başlık | Ana fikir | Başlık, çözümde ulaşılan mesajı sembolik olarak önceden duyurur. |
Çoklu Ortam Ögelerinin İşlevleri: Eş Anlam, Destekleme ve Tek Başına Anlam
Resim, fotoğraf, karikatür, tablo, grafik, harita, ses kaydı, müzik ve video gibi unsurlara çoklu ortam ögeleri dendiğini geçen hafta öğrendik. Bu hafta bir adım ileri giderek bu ögelerin metinle kurduğu anlam ilişkisini, yani işlevini inceliyoruz (T.D.5.18 b, T.Y.5.4 b). Bir görsel metnin yanında rastgele durmaz; ya metnin söylediğini tekrarlar, ya ona yeni bir şey katar ya da kendi başına bir mesaj taşır. Bu üç işlevi ayırt edebilen öğrenci hem okuduğunu daha iyi anlar hem de kendi yazısında doğru görseli seçer.
Birinci işlev eş anlam oluşturmadır: Görsel, metindeki bilginin aynısını gösterir, yeni bilgi eklemez. «Anneanne kasnağa gerili kumaşa kırmızı bir lale işliyordu.» cümlesinin yanında kasnakta kırmızı lale işleyen yaşlı bir kadının resmi bulunuyorsa resim cümleyle eş anlamlıdır. İkinci işlev anlamı desteklemedir: Görsel, metnin anlattığını ayrıntılandırır, örnekler veya kanıt sunar. «Geleneksel nakışlarımızda farklı motifler kullanılır.» cümlesinin yanında lale, karanfil ve hayat ağacı motiflerini gösteren fotoğraflar ya da bir tablo yer alıyorsa görsel metni destekler; okur cümlede yazmayan motif adlarını da öğrenir. Üçüncü işlev tek başına anlam oluşturmadır: Görsel, yanında hiç yazı olmasa da mesajını iletir. Kırık bir kalbi iğne ve iplikle diken bir el çizimi, tek kelime yazılmasa bile «Kırılan gönüller sevgiyle onarılır.» mesajını verir.
Kendi yazılarımızda çoklu ortam ögesi kullanırken üç adımı izleriz (T.Y.5.4): Önce yazımızın amacına uygun ögeyi belirleriz (duygu anlatıyorsak resim, karşılaştırma yapıyorsak tablo, yer anlatıyorsak harita). Sonra bu ögenin işlevine karar veririz: Okurun gözünde canlandırmak mı istiyoruz, ek bilgi mi vermek istiyoruz? Son olarak ögeyi içerikle ilişkilendiririz: Görselin altına kısa bir açıklama yazar, metin içinde ona «Yandaki resimde görüldüğü gibi...» diyerek gönderme yaparız. Genel ağdan aldığımız görsellerin nereden alındığını belirtmek de hem dürüstlüğün hem de yazı ahlakının gereğidir.
| İşlev | Görselin Metinle İlişkisi | Örnek |
|---|---|---|
| Eş anlam oluşturma | Metnin söylediğini aynen gösterir, yeni bilgi eklemez | «Torun nakışını bitirdi.» cümlesi ve nakışını gösteren gülümseyen çocuk resmi |
| Anlamı destekleme | Ayrıntı, örnek, sayı veya kanıt ekleyerek anlamı güçlendirir | Nakışta kullanılan araçları adlarıyla gösteren etiketli çizim |
| Tek başına anlam oluşturma | Yazı olmadan da mesajı iletir | Kırık kalbi iğneyle diken bir el karikatürü, sözsüz bir afiş |
Yazıda İçerik ve Yapı: Bakış Açısını Dönüştürme ve Yaratıcı Anlatım
Yazmaya başlamadan önce ne yazacağımıza kadar nasıl bir yapı kuracağımıza da karar veririz (T.Y.5.3). Bir olayı anlatacaksak öyküleyici paragraf seçer, olayları zaman sırasına göre dizeriz. Bir nesneyi ya da yeri okurun gözünde canlandırmak istiyorsak betimleyici paragraf kurar, renklere, seslere ve kokulara yer veririz: «Kasnaktaki kumaşın üzerinde kırmızı ipliklerden bir lale açıyor, odaya sobadan yayılan ıhlamur kokusu karışıyordu.» Bir konuda bilgi vereceksek bilgilendirici paragraf kurar, tanım ve örneklerden yararlanırız. Yapıyı seçtikten sonra metni giriş, gelişme ve sonuç bölümlerine yerleştirir, bölümleri bağlantı ifadeleriyle birbirine bağlarız (T.Y.5.15).
Yaratıcı yazmanın güçlü araçlarından biri bir olayı dönüştürmektir (T.Y.5.8). Dönüştürmenin üç yolu vardır: Bakış açısını değiştirmek (olayı kahramanın ağzından «ben» diye, ya da dışarıdan izleyen birinin ağzından «o» diye anlatmak), genişletmek (kısa bir olaya ayrıntı, duygu ve betimleme eklemek) ve daraltmak (uzun bir olayı özüne indirmek). Örneğin «Torun ilk nakışını bitirdi.» cümlesini genişletirsek: «Son ilmeği de atınca torunun parmakları bir an durdu; kasnağı ışığa tuttu, yüzüne yavaş yavaş bir gülümseme yayıldı.» Dönüştürme yaparken bağlamdan kopmamak gerekir: Olayın özü, kişilerin karakteri ve mesaj aynı kalmalıdır.
Yaratıcı konuşma ve yazmada (T.K.5.6, T.Y.5.5) alışılmışın dışında bir konu ya da varlık seçeriz. Olayı bir iğnenin, bir makaranın ya da yıllardır anneannenin kucağında duran eski bir kasnağın gözünden anlatmak buna güzel bir örnektir. Kurduğumuz unsurları birbirine bağlar, onları gözlem (anneannemizin el hareketleri), deneyim (ilk kez düğme diktiğimiz gün) ve hayal gücüyle zenginleştiririz. Konuşmamızı güçlendirmek için geçen hafta öğrendiğimiz tanımlama, örneklendirme ve benzetmenin yanına iki yol daha ekleyebiliriz (T.K.5.16): Tanık gösterme, düşüncemizi bir atasözü ya da güvenilir bir kişinin sözüyle desteklemektir («Atalarımız boşuna dememiş: Damlaya damlaya göl olur.»). Sayısal verilerden yararlanma ise düşüncemizi rakamlarla somutlaştırmaktır («Bu küçük lale motifini bitirmem tam üç akşamımı aldı.»).
| Dönüştürme Yolu | Ne Yapılır? | Örnek (Kaynak cümle: Torun ilk nakışını bitirdi.) |
|---|---|---|
| Kahraman bakış açısı | Olay «ben» diliyle, duygular içeriden anlatılır | Son ilmeği atınca ellerim titredi; başarmıştım! |
| Gözlemci bakış açısı | Olay «o» diliyle, yalnız görülenler anlatılır | Kız son ilmeği attı, kasnağı ışığa tutup gülümsedi. |
| Alışılmışın dışında anlatıcı | Bir eşya ya da hayvan kişileştirilerek anlatıcı yapılır | Beni kucağına alan küçük eller bugün hiç titremedi. |
| Genişletme | Ayrıntı, betimleme ve duygu eklenir | Sobanın çıtırtısı eşliğinde son ilmeği atan torun, uzun uzun nakışına baktı. |
| Daraltma | Uzun anlatım özüne indirilir | Üç akşamlık emek sonunda lale tamamlandı. |
Dil Yapıları, Yazım ve Noktalama: İkilemeler, Soru Eki, Kesme İşareti, Virgül ve İki Nokta
Anlatımı güçlendiren dil yapılarından biri ikilemelerdir. Anlamı pekiştirmek, güçlendirmek ya da çokluk bildirmek için aynı, eş anlamlı, zıt anlamlı veya biri anlamsız kelimelerin yan yana kullanılmasıyla oluşan kalıplara ikileme denir. Aynı kelimenin tekrarıyla: ilmek ilmek, renk renk, yavaş yavaş; eş ya da yakın anlamlı kelimelerle: eş dost; zıt anlamlı kelimelerle: az çok, er geç; biri anlamsız kelimeyle: eğri büğrü; «m» sesiyle: iplik miplik. «Anneannem kumaşa ilmek ilmek lale işledi.» cümlesindeki ikileme, işin ne kadar sabırla ve aşama aşama yapıldığını okurun gözünde canlandırır. İkilemeler her zaman ayrı yazılır ve aralarına virgül konmaz: «renk renk» doğru, «renk, renk» yanlıştır.
Soru eki mı, mi, mu, mü kendinden önceki kelimeden her zaman ayrı yazılır, ancak önündeki kelimenin son ünlüsüne uyar: «Bu nakışı sen mi işledin?», «Lale güzel olmuş mu?» Soru ekinden sonra gelen ekler ise soru ekine bitişik yazılır: «Yorgun musun?», «Kasnak eski miydi?» «Beğendinmi» gibi bitişik yazımlar yanlıştır. Kesme işareti (') özel adlara getirilen çekim eklerini ayırmak için kullanılır: «Elif'in kasnağı», «Konya'da bir sergi», «Yunus Emre'nin dizeleri». Cins adlara gelen ekler ise kesmeyle ayrılmaz: «anneannemin», «kasnakta».
Virgül (,) cümlede eş görevli, sıralı kelime ve kelime gruplarını ayırır: «İğne, iplik, makas ve kasnak masada hazırdı.» Ayrıca hitap ve seslenmelerden sonra konur: «Anneanne, bana da öğretir misin?» İki nokta (:) ise kendisinden sonra açıklama veya örnek verilecek cümlelerin sonuna konur: «Sandıkta neler yoktu ki: oyalar, yazmalar, işlemeli mendiller...» Karşılıklı konuşmaların aktarıldığı yazılarda da konuşanın adından sonra kullanılabilir. Unutmayalım: İki noktadan sonra gelen açıklama tam bir cümle değilse küçük harfle başlar; tırnak içinde aktarılan bir söz ise büyük harfle başlar: «Usta şöyle dedi: «Sabreden derviş muradına ermiş.»»
| Kural | Doğru Yazım | Yanlış Yazım |
|---|---|---|
| İkilemeler ayrı ve virgülsüz yazılır | Kumaşa renk renk çiçekler işledi. | Kumaşa renk, renk çiçekler işledi. |
| Soru eki ayrı yazılır | Bu nakışı beğendin mi? | Bu nakışı beğendinmi? |
| Soru ekinden sonraki ekler bitişik yazılır | Yarın gelecek misiniz? | Yarın gelecek mi siniz? |
| Özel ada gelen ek kesmeyle ayrılır | Elif'in gözleri parladı. | Elifin gözleri parladı. |
| Sıralı kelimeler virgülle ayrılır | Sevgi, saygı ve sabır gönül kazandırır. | Sevgi saygı ve sabır gönül kazandırır. |
| Örnekten önce iki nokta konur | Üç motif seçtik: lale, karanfil, sümbül. | Üç motif seçtik lale, karanfil, sümbül. |
Örnekler
Örnek 1Elif, «Her Yüreğe Nakış Gerek» metnini yarın sınıfta arkadaşlarına anlatacak ve okumak için yalnız 20 dakikası var. Metinde «kasnak, tığ» gibi bilmediği kelimeler olabileceğini düşünüyor. Elif'in seçmesi gereken materyalleri ve okuma öncesi, sırası ve sonrası için stratejileri adım adım belirleyiniz.
Cevabı göster
1. adım (Analiz): Amaç metni başkasına anlatmak, süre kısa (20 dakika), metin öyküleyici ve bilinmeyen kelimeler içerebilir. 2. adım (Materyal): Bilinmeyen kelimeler için sözlük, olayları düzenlemek için hikâye haritası (grafik düzenleyici), gerekirse kasnak ve tığın neye benzediğini görmek için genel ağdan görseller seçilir. 3. adım (Okuma öncesi): Başlık ve görselden konu tahmin edilir. 4. adım (Okuma sırası): Kişiler, mekân, zaman ve önemli olaylar işaretlenir; bilinmeyen kelimeler bağlamdan tahmin edilip yanına soru işareti konur. 5. adım (Okuma sonrası): Tahminler sözlükten kontrol edilir, hikâye haritası doldurulur ve ana fikir tek cümleyle yazılır. Anlatım bu haritaya bakılarak yapılır.
Örnek 2«sevinç, hüzün, şefkat, öfke, merhamet, kıskançlık, umut, korku» kelimelerini sınıflandırma adımlarını uygulayarak iki gruba ayırınız ve grupları adlandırınız.
Cevabı göster
1. adım (Ölçüt): Duygunun insana iyi gelip gelmemesi, yani olumlu ya da olumsuz olması. 2. adım (İnceleme): Her kelime bu ölçüte göre tek tek düşünülür. 3. adım (Gruplama): Birinci grup: sevinç, şefkat, merhamet, umut. İkinci grup: hüzün, öfke, kıskançlık, korku. 4. adım (Adlandırma): Birinci grup «Olumlu duygular», ikinci grup «Olumsuz duygular» olarak adlandırılır.
Örnek 3«Anneannemin yüzü güldü; kumaşa yüz tane boncuk dikmişti. Gönlü öyle hoştu ki yüreği kuş gibi çırpınıyordu.» parçasında eş sesli ve eş anlamlı kelimeleri bulunuz, eş sesli kelimelerin anlamlarını açıklayınız.
Cevabı göster
1. adım (Eş sesli): «yüz» kelimesi iki farklı anlamda kullanılmıştır: «yüzü güldü» ifadesinde çehre, surat; «yüz tane boncuk» ifadesinde sayı (100) anlamındadır. Anlamlar arasında hiçbir bağ olmadığı için bunlar eş sesli kelimelerdir. 2. adım (Eş anlamlı): «gönül» ve «yürek» kelimeleri aynı anlamı (kalp, duyguların merkezi) taşıdığı için eş anlamlıdır.
Örnek 4«Yaz tatilinin son günüydü. Kalabalık sahil kasabasında Ali, dedesinin yanında yarım kalmış bir ağ örüyordu. Çok acele ettiği için ağın gözleri karıştı. Dedesi ona ilmekleri yeniden saymayı gösterdi ve akşam olmadan ağ tamamlandı.» Bu kısa metinde unsurlar arasındaki ilişkiyi ve neden-sonuç zincirini gösteriniz.
Cevabı göster
1. adım (Unsurlar): Kişiler: Ali ve dedesi; mekân: kalabalık sahil kasabası; zaman: yaz tatilinin son günü; olay: ağ örmek. 2. adım (İlişki): Sahil kasabası, ağ örme işine uygun bir mekândır (balıkçılık); tatilin son günü olması işi bitirme telaşını açıklar, yani zaman Ali'nin acele etmesinin nedenidir. 3. adım (Zincir): Tatil bitiyor → Ali acele ediyor → ağın gözleri karışıyor → dede ilmekleri saymayı öğretiyor → ağ akşam olmadan tamamlanıyor. 4. adım (Bölümler): İlk iki cümle serim, üçüncü cümle düğüm, son cümle çözümdür.
Örnek 5«Torun, kasnağı bırakıp odadan çıktı.» cümlesini önce kahraman bakış açısıyla, sonra kasnağın bakış açısıyla yeniden yazınız. Ardından cümleyi bir duygu ekleyerek genişletiniz.
Cevabı göster
1. adım (Kahraman bakış açısı, ben): «Kasnağı bırakıp odadan çıktım; bozulan lale gözümün önünden gitmiyordu.» 2. adım (Kasnağın bakış açısı, kişileştirme): «Küçük eller beni masanın üstüne bıraktı; kapı kapanınca yarım kalan lalemle yalnız kaldım.» 3. adım (Genişletme): «Düğümlenen ipliğe son bir kez öfkeyle bakan torun, gözleri dolmuş hâlde kasnağı bırakıp sessizce odadan çıktı.» Üç yazımda da olayın özü (torunun kasnağı bırakıp çıkması) korunmuştur; bağlamdan kopulmamıştır.
Örnek 6«Elifin anneannesi renk, renk iplikleri masaya dizdi ve ona sordu «Bu nakışı beğendinmi»» cümlesindeki yazım ve noktalama yanlışlarını bulup cümlenin doğru yazılışını gösteriniz.
Cevabı göster
1. yanlış: «Elifin» özel ada gelen ek kesmeyle ayrılmalıdır: «Elif'in». 2. yanlış: «renk, renk» ikilemesinin arasına virgül konmaz: «renk renk». 3. yanlış: «sordu» kelimesinden sonra aktarılacak söz geldiği için iki nokta konmalıdır: «sordu:». 4. yanlış: «beğendinmi» yazımında soru eki ayrı yazılmalıdır: «beğendin mi». 5. yanlış: Soru cümlesinin sonuna, tırnak kapanmadan önce soru işareti konmalıdır. Doğru yazılış: Elif'in anneannesi renk renk iplikleri masaya dizdi ve ona sordu: «Bu nakışı beğendin mi?»
Kavram Kartları
1 / 8
Karta dokunarak arka yüzündeki açıklamayı görün; yön tuşlarıyla kartlar arasında geçiş yapın.
Etkinlikler
Soruları çözün; her cevaptan sonra doğru mu yanlış mı olduğunu hemen göreceksiniz.
1«Anneanne, kasnağa gerili kumaşa kırmızı bir lale işliyordu.» cümlesinin yanında, kasnakta kırmızı lale işleyen yaşlı bir kadının resmi bulunuyor. Resim, cümlede söylenmeyen hiçbir bilgi eklemiyor. Bu görselin metinle kurduğu ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
Görsel, cümlenin söylediğini aynen gösteriyor ve yeni bilgi eklemiyor; bu nedenle metinle eş anlam oluşturur. Ek bilgi verseydi destekleme, yazı olmadan da mesaj verseydi tek başına anlam oluşturma işlevi taşırdı.
2Aşağıdaki kelime çiftlerinden hangisi diğerlerinden farklı olarak eş anlamlı değildir?
«Şefkat» koruyucu ve içten sevgi, «öfke» ise kızgınlık anlamındadır; bu iki kelime anlamca birbirine karşıttır. Diğer seçeneklerdeki çiftler eş anlamlıdır.
3Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım veya noktalama yanlışı yapılmıştır?
«renk renk» bir ikilemedir; ikilemeler ayrı yazılır ve aralarına virgül konmaz. Doğrusu: «Sandığın içi renk renk iplerle doluydu.»
4Öğretmeniniz bir sesli öyküyü yalnız bir kez dinletecek ve dinleme bittikten sonra kişiler, mekân ve olaylarla ilgili sorular soracak. Dinleme sırasında soru sorma imkânınız olmayacak. Bu dinleme için en uygun strateji hangisidir?
Bu bir etkileşimsiz dinlemedir: Metin durdurulamaz ve soru sorulamaz. Sonradan sorulacak sorular kişiler, mekân ve olaylarla ilgili olduğu için 5N1K bilgilerini anahtar kelimelerle not almak en uygun stratejidir.
5Aşağıdaki ifadelerin doğru mu yanlış mı olduğunu belirleyiniz.
- Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları birbirinden tamamen farklı olan kelimelere eş sesli kelimeler denir.
«yüz» (çehre / sayı) gibi kelimeler eş sesli kelimelerdir; anlamlarını bağlam belirler.
- Soru eki «mi», önündeki kelimeye bitişik yazılır: «Beğendinmi?»
Soru eki her zaman ayrı yazılır: «Beğendin mi?» Yalnız soru ekinden sonra gelen ekler soru ekine bitişik yazılır: «Yorgun musun?»
- Bir hikâyede mekân ve zaman değiştiğinde olayın akışı ve hikâyenin havası da değişebilir.
Hikâye unsurları birbirini etkiler; örneğin sakin bir kış akşamı sabır isteyen bir olayı desteklerken kalabalık bir çarşı farklı bir hava yaratır.
- Bir olayı farklı bir bakış açısıyla yeniden yazarken olayın özünü ve mesajını tamamen değiştirmek gerekir.
Dönüştürme bağlamdan kopmadan yapılır; anlatıcı ve anlatım biçimi değişir ama olayın özü ve mesajı korunur.
- Tanık gösterme, bir düşünceyi atasözü veya güvenilir bir kişinin sözüyle desteklemektir.
«Atalarımızın dediği gibi: Damlaya damlaya göl olur.» cümlesinde tanık göstermeden yararlanılmıştır.
- Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları birbirinden tamamen farklı olan kelimelere eş sesli kelimeler denir.
6Aşağıdaki kavramları doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.
Soldan bir öğeye, sonra sağdaki eşine dokunun.
7Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun kavramlarla tamamlayınız.
- Kelimeleri «olumlu duygular» ve «olumsuz duygular» gibi gruplara ayırmadan önce bir sınıflandırma belirlenir.
- Görsel, metindeki bilgiyi ayrıntılandırıp güçlendiriyorsa metni işlevi taşır.
- Özel adlara getirilen çekim ekleri işaretiyle ayrılır: Elif'in, Konya'da.
- «Yavaş yavaş, ilmek ilmek, az çok» gibi anlamı pekiştiren kalıplara denir.
- Anlamını bilmediğimiz bir kelime için önce bağlamdan yürütür, sonra sözlükten kontrol ederiz.
Önce bütün boşlukları doldurun.
8Yıllardır bir anneannenin elinde nakış işlenen eski bir kasnağın ağzından, ilk kez nakış işleyen bir torunu anlatan dört cümlelik yaratıcı bir paragraf yazınız. Paragrafınızda en az bir ikileme, bir eş anlamlı kelime çifti, bir kesme işareti (özel ad) ve bir bağlantı ifadesi bulunsun; paragraf giriş, gelişme ve sonuç düzeninde olsun.
1. ipucu: 1. adım (Bakış açısı ve giriş): Anlatıcı kasnak olduğu için «ben» diliyle başlayın ve kendinizi kısaca tanıtın; torunun adını yazarken kesme işaretini kullanabileceğiniz bir ek getirin (Zeynep'in, Ali'nin gibi).
2. ipucu: 2. adım (Gelişme): Torunun ilk denemesinde yaşadığı küçük bir sorunu anlatın; sabrı göstermek için «ilmek ilmek, yavaş yavaş» gibi bir ikileme ve sorunu bağlamak için «ama, bu yüzden, sonunda» gibi bir bağlantı ifadesi kullanın.
3. ipucu: 3. adım (Sonuç ve kontrol): Sonuç cümlesinde «yürek» ve «gönül» gibi eş anlamlı iki kelimeyle mesajı verin; ardından ikilemenin virgülsüz, özel ad ekinin kesmeyle ayrıldığını kontrol edin.
Cevap: Model paragraf: (Giriş) Ben, kırk yıldır bu evin sandık odasında duran eski bir kasnağım ve bu akşam ilk kez Zeynep'in küçük ellerine teslim edildim. (Gelişme) Zeynep kumaşa hızlı hızlı batırdığı iğneyle laleyi bir an önce bitirmek istedi ama iplik düğümlenince yaprak eğri büğrü çıktı. (Gelişme) Bunun üzerine anneanne yanlış ilmekleri birlikte söktü ve Zeynep bu kez laleyi ilmek ilmek, sabırla yeniden işledi. (Sonuç) Sonunda anladım ki o gece yalnız benim kumaşıma değil, Zeynep'in yüreğine de bir nakış işlenmişti; çünkü sabır, gönlü süsleyen en güzel ipliktir. Kontrol: İkilemeler «hızlı hızlı, eğri büğrü, ilmek ilmek» virgülsüz yazıldı; eş anlamlı çift «yürek - gönül»; kesme işareti «Zeynep'in»; bağlantı ifadeleri «ama, bunun üzerine, sonunda, çünkü»; bakış açısı baştan sona kasnağın «ben» dili olarak korundu.
Kısaca
- Strateji seçimi: Okumadan ve dinlemeden önce amacımızı, süremizi ve metnin türünü düşünerek sözlük, hikâye haritası gibi materyalleri ve tahmin etme, not alma, soru sorarak okuma gibi stratejileri seçeriz.
- Anlam ilişkileri: Temadaki kelimeler eş anlamlı (yürek-gönül), zıt anlamlı (sabırlı-sabırsız) ve eş sesli (yüz) olmalarına göre incelenir; sınıflandırma ölçüt belirleme, inceleme, gruplama ve adlandırma adımlarıyla yapılır.
- Unsurlar arası ilişki: Hikâyede kişi, mekân, zaman ve olay birbirini etkiler; serimde ortaya çıkan sorun düğümde büyür, çözümde sonuca bağlanır ve bölümler neden-sonuç zinciriyle birbirine eklenir.
- Çoklu ortam işlevleri: Görsel; metnin söylediğini aynen gösteriyorsa eş anlam oluşturur, ayrıntı ve kanıt ekliyorsa destekler, metin olmadan da mesaj veriyorsa tek başına anlam oluşturur.
- Dönüştürme ve yaratıcılık: Bir olay kahraman (ben), gözlemci (o) ya da alışılmışın dışında bir varlığın (kasnak, iğne) bakış açısıyla yeniden anlatılabilir; anlatım genişletilip daraltılabilir ama bağlamdan kopulmaz.
- Yazım ve noktalama: İkilemeler ayrı ve virgülsüz yazılır; soru eki mı/mi ayrı yazılıp sonraki ekleri alır; özel adlara gelen ekler kesmeyle ayrılır; virgül sıralı kelimeleri ve hitapları, iki nokta ise açıklama ve örnekleri ayırır.
Bu dersin öteki kaynakları
- 5. Sınıf Türkçe Yıllık Planı (2026-2027) Yıllık plan
- Türkçe Dersi Öğretim Programı (ortaokul) Öğretim programı
- 5. Sınıf Türkçe Ortak Yazılı Senaryoları (1. dönem, 2026-2027) Yazılı senaryosu
- Türkçe 5.Sınıf Ders Kitabı (1.Kitap) Ders kitabı
- Türkçe 5.Sınıf Ders Kitabı (2.Kitap) Ders kitabı
- 5. Sınıf Türkçe Günlük Planları (2026-2027) Ders planı
- 5. Sınıf Türkçe 1. Hafta Çalışma Kâğıdı: Tahmin Etme, Yüzey Anlam ve Söz Varlığı Çalışma kâğıdı
- 5. Sınıf Türkçe 2. Hafta Çalışma Kâğıdı: Oyun Dünyası: İpuçlarından Anlama Ulaşalım Çalışma kâğıdı